Anasayfa / Haberler / Bekir Bozdağ’dan CHP’ye Yanıt: Cumhurbaşkanı’na soru sorulamaz
Bekir Bozdağ'dan CHP'ye Yanıt: Cumhurbaşkanı'na soru sorulamaz

Bekir Bozdağ’dan CHP’ye Yanıt: Cumhurbaşkanı’na soru sorulamaz

Bekir Bozdağ’dan CHP’ye Yanıt: Cumhurbaşkanı’na soru sorulamaz

CHP’li Murat Emir’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlık harcamalarına ilişkin verdiği soru önergesine, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’dan Anayasayı ve İçtüzügü hatırlatılarak “Sayın Cumhurbaşkanımızla ilgili konularda soru sorulamayacağından soru önergesinde yer alan hususlara cevap verilmesine yasal imkan görülmemiştir” yanıtını verdi.

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, 6 Temmuz 2017 tarihinde TBMM Başkanlığı’na Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle, Cumhurbaşkanlığı’nın sağlık harcamalarına ilişkin yazılı soru önergesi verdi. Emir, önergesinde Başbakan Yıldırım’dan şu sorularına yanıt istedi:

“Cumhurbaşkanlığı bütçesinden 2016 yılında sağlık için kaç lira harcanmıştır? 1 Ocak 2017 ile 1 Temmuz 2017 tarihleri arasında Cumhurbaşkanlığı bütçesinden sağlık için harcanan para kaç liradır? 10 Ağustos 2014 tarihinden itibaren Cumhurbaşkanlığı bütçesi kapsamında, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) ödeme listesinde olmayan ilaçlardan ithal edilenler var mıdır? Varsa hangi ilaçlardır, kaç kutu alınmıştır, toplam kaç lira ödenmiştir?”

‘CEVAP VERİLMESİNE YASAL İMKAN GÖRÜLMEDİ’

CHP’li Emir’in soru önergesini yanıt Başbakan Yıldırım adına Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’dan geldi. Bozdağ imzası ile gönderilen yanıtta Anayasa’nın ‘Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgi edinme ve denetim yolları’ kenar başlıklı 98’inci maddesinin ikinci fıkrası ile TBMM İçtüzüğü’nün ‘Soru’ kenar başlıklı 96’ıncı maddesi hatırlatılarak şöyle denildi:

“Anayasanın ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün belirtilen bu hükümleri çerçevesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bilgi edinme yollarından biri olan ‘soru’nun hükümet adına Başbakan ve Bakanlardan bilgi istemekten ibaret olması nedeniyle, Sayın Cumhurbaşkanımızla ilgili konularda ‘soru’ sorulamayacağından soru önergesinde yer alan hususlara cevap verilmesine yasal imkan görülmemiştir.”

‘DESPOTİK BİR ANLAYIŞ’

Cumhurbaşkanı ile ilgili verdiği soru önergesine Başbakan Yardımcısı Bozdağ’dan gelen yanıtı değerlendiren CHP’li Murat Emir, Cumhurbaşkanı’nın Meclis denetimi dışına çıktığını savunarak şunları söyledi:

“Bize gönderilen, yanıt niteliği bile taşımayan bu yazıda, ‘Cumhurbaşkanımızla ilgili konularda soru sorulamayacağı’ ifadesini bir an için doğru kabul edersek, bundan sonra Cumhurbaşkanı, Meclis denetiminin dışına çıkmış olacak. Oysa Cumhurbaşkanlığı, anayasal bir kurumdur, bütçesi de genel bütçeden karşılanmaktadır ve dolayısıyla Meclis denetimine her zaman açık olmak durumundadır. Şu haliyle Cumhurbaşkanını bütün devlet mekanizmasının dışında ve üstünde gören ve herhangi bir soruya dahi muhatap etmeyen, anayasa tanımayan, despotik bir anlayışla karşı karşıyayız. Burada ikinci önemli husus birinci neden, Cumhurbaşkanlığının sağlık harcamaları Meclis denetiminden ve Türkiye kamuoyundan kaçırılıyor. Buna neden ihtiyaç duyulmaktadır? Keyfine göre başdanışman atayan, keyfine göre çıkardığı kanun hükmünde kararnamelerle ülkeyi yönetenler, bir milletvekili bir vatandaş olarak vergilerimizden oluşan ülke bütçesinin nasıl kullanıldığını sormamıza bile tahammül edemiyor. Ne kadar yanıt vermekten kaçınsalar, gerçekleri gizlemeye çalışsalar da halkın parasını, nasıl har vurup harman savurdukları, bugün olmasa birgün mutlaka herkes tarafından öğrenilecek.”

İLGİLİ DİĞER HABERLER

(15.05.2017)

Örtülü ödenekten yapılan harcama yılın ilk üç ayında rekor

Bekir Bozdağ'dan CHP'ye Yanıt: Cumhurbaşkanı'na soru sorulamaz

2017 yılının ilk 3 ayında 682 milyon 450 bin TL harcandı. Gizli ödenek harcama kalemleri açıklanmadığı için, paraların nereye harcandığını harcamayı yapan Başbakan, Cumhurbaşkanı ve ödeneği harcamaya yetkili kişi biliyor.

AK Parti hükümetinin örtülü harcamalarda kullandığı ‘gizli ödenek’ 2017 yılının ilk üç ayında rekor kırdı.
Gizli ödenek harcama kalemleri açıklanmadığı için, paraların nereye harcandığını harcamayı yapan Başbakan, Cumhurbaşkanı ve ödeneği harcamaya yetkili kişi biliyor.

Gerçek Gündem’de yer alan habere göre, Maliye Bakanlığı 2017 yılı bütçe verilerine göre, AK Parti hükümeti 2017 yılının ilk üç ayında 682 milyon 450 bin TL örtülü ödenek harcaması gerçekleştirdi.

ARTIŞ ÖNCEKİ YILA GÖRE YÜZDE 32

2016 yılının ilk üç ayında gerçekleşen harcama ise 467 milyon 847 bin Tl olarak gerçekleşti.
Başbakan ve Cumhurbaşkanının kullanma yetkisi bulunan gizli ödenek harcamalarında bir önceki yıla göre yüzde 32 düzeyinde bir artış gerçekleşti.

Gizli ödenek harcamaları kamuoyuna açıklanmadığı için hiçbir denetime tabii bulunmamakta. Bu tür harcamalar devletin gizli operasyonlarında kullanılmakta.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin harcamaları ilk kez Sayıştay raporlarına yansıdı.

(12.10.2016)

Bekir Bozdağ'dan CHP'ye Yanıt: Cumhurbaşkanı'na soru sorulamaz

Raporla Cumhurbaşkanlığı’nın kullandığı örtülü ödenek gideri de ilk kez ortaya çıktı.

Cumhuriyet’ten Sinan Tartanoğlu’nun haberine göre, Külliye’nin bir yıllık harcamaları şöyle:

ERDOĞAN’IN ÖRTÜLÜ ÖDENEĞİ 150 MİLYON LİRA

Raporda ‘Cumhurbaşkanlığı’nın Gizli Hizmet Gideri’ 150 milyon lira olarak belirlendi. Yani 27 Mart 2015’te yapılan yasal düzenleme ile ‘gizlenen’ Cumhurbaşkanlığı örtülü ödeneği için 150 milyon lira harcandı. Yasaya Mart 2015’te koyulan bir madde ile Cumhurbaşkanlığı bütçesindeki ödeneklerin Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile belirlenmesi ve uygulanması düzenlemesine gidildi. Bu da Cumhurbaşkanlığı örtülü ödeneğinin gizli kalması olarak yorumlandı.

ŞAHSİ ÖDENEĞİ 43 BİN LİRA

Erdoğan’ın kendisine 525 bin lira ödeme yapıldı. Cumhurbaşkanı ödeneği hanesine yazılan bu tutardan, Erdoğan’ın aylık maaşının 43 bin 750 TL olduğu anlaşıldı. Saray’ın personeline 2015 yılı içinde 67 milyon 255 bin 79 lira harcandı.

SUYA 3 MİLYON, DETERJANA 155 LİRA

Bir yıl içinde “kullanmaya yönelik su tüketimi aboneliği” için 3 milyon 2 bin 878 lira harcandı. Buna karşılık, “Sabun, deterjan ve temizlikte kullanılan kimyevi maddeler ile bu amaçlarla kullanılmak üzere diş macunu, diş fırçası, kova, força, paspas” alımına ile sadece 155 lira harcanması dikkat çekti.

AYLIK ISITMA 266 BİN LİRA

Saray’ın ısıtılması için bir yılda toplam 3 milyon 200 bin 196 lira harcandı. Bu da Saray’ın aylık ısıtma giderinin 266 bin 666 lira olduğunu gösterdi. Saray’ın kullandığı taşıtların akaryakıt ve yağ alımları için ise 4 milyon 330 bin lira harcandı.

AYDINLATMAYA AYLIK 806 BİN LİRA

Sarayın bir yıllık elektrik tüketim bedelinin ise 9 milyon 672 bin 688 lira olduğu görüldü. Yani Saray’ın aylık elektrik faturası yaklaşık 806 bin lira.

ORGANİZASYONLARA 30 MİLYON LİRA

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın takdiri ile temsil ve ağırlamanın gerektirdiği her türlü tören, fuar ve organizasyon giderleri için bir yılda 30 milyon 648 bin 492 lira harcandı.

DERNEKLERE 4 MİLYON

Dernek, birlik, kurum, kuruluş, sandık gibi kurullara 4 milyon 150 bin lira para transfer edildi.

VATANDAŞA 3.5 MİLYON

Bir dönem çok tartışılan Saray yardımı da Sayıştay’ın raporunda yer aldı. Raporun “hane halkına yapılan transferler” kaleminde 3.5 milyon lira para transfer edildiği görüldü.

İNTERNETE 580 BİN LİRA

Telefon abonelik ve kullanım ücretlerine 1 milyon 2014 bin 306 TL harcandı. Anadolu Ajansı aboneliği ile birlikte internet servis sağlayıcılara abonelik ve internet erişimi karşılığında ödenen ücretler için ise 580 bin 155 TL harcandı.

UYDU TELEFONUNA 2 BİN LİRA

Saray’ın uydu haberleşmesine ilişkin abonelik ve kullanım ücretleri için ise 2 bin 946 TL kaydedildi.

ANKARA DIŞI GÖREVLERE 10 MİLYON LİRA

Erdoğan’ın yurtiçi gezilerinde geçici olarak görevlendirilen Cumhurbaşkanlığı personeli için 3 milyon 799 bin 644 lira harcandı. Yurtdışı geçici görevlendirmeler için ise yaklaşık 6 milyon lira harcandığı görüldü. Yani Cumhurbaşkanlığı’nın Ankara dışı masrafı yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere toplamda 10 milyon liraya yaklaştı.

KİRALIK ARACA 8 MİLYON LİRA

Cumhurbaşkanlığı 2015 yılı içinde 8 milyon 767 bin lira harcayarak taşıt kiraladı. Saray, 40 bin TL harcayarak da yüzer taşıt kiraladı.

BASINA YAKIN TAKİP

Hizmetin gerektirdiği kalem, silgi, zımba teli, topluiğne, ataç, disket, CD, flash disk, toner, mürekkep, klasör, dosya, basılı kâğıt, defter kırtasiye alımlarına 1216 lira harcandı. Saray; ‘gazete, resmi gazete, dergi, bülten gibi belirli sürelerde basılan yayınlar’ için ise 204 bin 953 lira ödeme yaptı.

HAYVANLAR İÇİN 2 BİN 448 LİRA

Canlı havyan alım bakım ve diğer giderleri için 2 bin 448 lira harcandı. Bu gider için hizmette kullanılan hayvanlar dışında, her cins ve çeşit hayvan alımı, havyanların koruması, bakımı, kurtarması ve dağıtımı tanımlaması yapılıyor.

‘Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın saatlik maliyeti ise 148 bin TL’

( 03.03.2016)

Bekir Bozdağ'dan CHP'ye Yanıt: Cumhurbaşkanı'na soru sorulamaz

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın bütçe görüşmelerinde yaptığı açıklamayla başlayan Meclis’in saatlik çalışma maliyeti tartışmalarına tepki göstererek Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin saatlik maliyetinin 148 bin TL olduğunu açıkladı.

Emir, yaptığı açıklamada Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın bütçe görüşmeleri sırasında Meclis’in yılda 150 gün, günde 10 saat çalıştığını varsayarak “Meclisin 1 saatlik çalışması 600 bin lira maliyet getiriyor. Geç kalan kanunların ülkeye getirdiği maliyetleri hiç saymıyorum, dolaylı maliyetleri saymıyorum. Bütün siyasi partilerle birlikte Meclisi daha iyi çalıştırma açısından iç tüzük konusunu ele almalıyız diye düşünüyorum” açıklaması yaptığını anımsattı.

‘SON VERMEYİ AMAÇLADIKLARI PARLAMENTER SİSTEMİ TARTIŞMAYA AÇMAK İSTEDİ’

Yılmaz’ın yaptığı bu ‘talihsiz’ açıklamayla Meclis’e hakaret ettiğini ifade eden Emir, “Milletin iradesinin yansıdığı Meclis’in bir saatlik çalışmasının 600 bin TL olduğunu ifade ederek, son vermeyi amaçladıkları parlamenter sistemi bu yolla tartışmaya açmak, Meclis’i değersizleştirmek istemiştir. Niyet kötü olunca hesap da yanlış oluyor sonuçta. Bakan Yılmaz’ın hesabına başka bir açıdan bakarsak her şey daha iyi ortaya çıkacaktır. Hangi kalemleri dikkate alarak böyle bir maliyet buldu bilmiyorum ama bilinen net gerçek; TBMM’de, Bakan Yılmaz’ın da içinde bulunduğu milletin seçtiği 550 milletvekilinin görev yaptığı ve Yılmaz’ın çıkardığı 600 bin TL’yi böldüğümüzde vekil başına saatlik bin 90 lira düştüğüdür” dedi.

‘KAMUOYU TÜRKİYE’DEKİ KARA DELİĞİN NEREDE OLDUĞUNU ANLASIN’

Aynı maliyet hesabının Ankara Beştepe’de bulunan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi için de yapılabileceğini vurgulayan Emir, “İsterseniz bu maliyeti bir de tek kişiye hizmet edilen ‘Kaçak Saray’daki maliyetle kıyaslayalım ki tüm kamuoyu, Türkiye’deki büyük ‘kara deliğin’ nerede olduğunu çok iyi anlasın” dedi.

‘CUMHURBAŞKANI 148 VEKİLE DENK GELİYOR’

Cumhurbaşkanlığı için bu yıl 434 milyon TL’lik bütçe ayrıldığını, güne bölündüğünde ise sarayın günlük maliyetinin 1 milyon 189 bin TL, 8 saat mesai esas alındığında saatlik maliyetin 148 bin 630 TL olduğunu ifade eden Emir, “Bir vekil için saatlik bin 90 TL harcama yapılıyorken, Recep Tayyip Erdoğan için saatlik harcama miktarı 148 bin 630 TL. Yani Recep Tayip Erdoğan yaklaşık 148 vekile denk geliyor” dedi.

‘BU YILKİ ÖDENEK DE YETMEYECEKTİR’

Cumhurbaşkanlığı için geçen yıl ek ödenek çıkartıldığını ve geçen yılın 397 milyon lira olan ödeneğinin yıl ortasında 546 milyon liraya çıkartıldığını anımsatan Emir, şunları kaydetti:

“Tahmin edersiniz ki bu yılki ödenek de yetmeyecek ve 600 milyonu aşacaktır. 600 milyonu esas alırsak ‘Kaçak Saray’ın saatlik maliyeti tamı tamına 205 bin lira. AKP siyasetinin adı yolsuzluk, israf, yalan ve şiddettir. ‘Demokrasi bir tramvaydır, gittiğimiz yere kadar gider, orada ineriz” zihniyetiyle geldiğiniz bugünler gösterdi ki, sizler için ‘milli irade’ devleti ele geçirene; ‘vesayet’ kendi vesayetini kurana; ‘yoksul kardeşim’ lüks hayat yaşayana; ‘yolsuzluk’ kendiniz yapana; ‘israf’ ‘İsraf Sarayları’ kurana kadarmış.”

Başbakan Binali Yıldırım, 15 Temmuz gecesi Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın kendisini arayıp “Efendim beni bıraktılar, ne yapayım?” dediğini aktardı.

(08.09.2017)

Bekir Bozdağ'dan CHP'ye Yanıt: Cumhurbaşkanı'na soru sorulamaz

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre Başbakan Binali Yıldırım, gazeteci Nil Gülsüm tarafından yazılan ‘Net Duruş’ adlı kitapta, 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını anlattı.

‘GİRİN HEPSİNİ VURUN’

Başbakan Yıldırım’ın anlatımıyla 15 Temmuz gecesi yaşananlar şöyle:

18 darbeci öldürüldü: Genelkurmay Başkanı’nı aradım cevap vermedi. İçişleri Bakanı’nı aradım, telefonu kapalıydı. MİT Müsteşarı’nı aradım, ona da ulaşamadım. Bu duruma canım sıkıldı. Jandarma Bölge Komutanı’nı aradım, ‘Nerede hareket var?’ diye sordum… Jandarma Genel Komutanlığı’nda olduğunu söyledi. ‘Girin hepsini vurun’ dedim, burada 18 darbeci ölü ele geçirildi.

Karşı koyma kararı: 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ilk olarak 22.30 civarında konuştuk. Karşı koyma konusunda ikimizin de kanaati aynıydı.

‘ORDU BAŞSIZ, NE YAPALIM’

Ordu başsız: Genelkurmay Başkanı’nın rehin alınması üzerine Cumhurbaşkanı ile ‘’Ordu başsız ne yapalım?” diye konuştuk. 1. Ordu Komutanı’nı vekaleten atadık. Bu konudaki açıklamayı yaptıktan 5 dakika sonra Hulusi Akar arayıp ‘’Efendim beni bıraktılar, ne yapayım?” diye sordu. Başbakanlığa gelmesini istedim.

‘AKINCI’YI BOMBALAYIN’

Bombalayın: Olay gecesi Çankırı civarında kaymakamın evine giderken bize ateş açıldı. Bizimkiler geri manevra yaptı ve oradan çıktık. Ankara’ya geldiğimizde Akıncı’da faaliyet devam ediyordu. “Akıncıları bombalayın. Pistleri bombalayın, hiçbir uçak kalkamasın” dedim. Buna da uzun boylu ayak dirediler, sonunda bombalattık. O gece, “Bu ahmakça bir iş, bunun altında kalmayız. Yaptıklarına pişman ederiz” diye düşündüm.

Oysa, Akar’ın eski başdanışmanı: “İki istihbarat geldi ama bir kenara konuldu” demişti

(02.06.2017 )

Bekir Bozdağ'dan CHP'ye Yanıt: Cumhurbaşkanı'na soru sorulamaz

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın eski başdanışmanı Albay Orhan Yıkılkan, Kasım 2015 ve Şubat 2016’da darbe girişimi olabileceği ihbarı geldiğini belirtirken, “En sonunda bu çapta böyle bir şey olamaz diye karar verildi. Bir kenara konuldu” dedi. Yıkılkan, darbe girişimini karışık grupların yaptını söyledi.

Darbe girişimine ilişkin ‘Karargah’ davasında Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın eski başdanışmanı Albay Orhan Yıkılkan savunmasında çarpıcı iddialarda bulundu.

Hürriyet’ten Mesut Hasan Benli’nin haberine göre, Yıkılkan, Kasım 2015 ve Şubat 2016 tarihinde ‘darbe girişimi olabileceği’ konusunda iki ciddi ihbar geldiğini ve bunu Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’a bildirdiğini söyledi.

“Referansım Hulusi Akar’dır” diyen, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın eski başdanışmanı Albay Orhan Yıkılkan, şöyle konuştu:

“Kasım 2015’de bir rapor geldi. O da 15 Temmuz benzeri bir darbe girişiminin olacağı ile ilgili bir rapordu. (Jandarma Genel Komutanı Org.) Yaşar Güler çalışma yaptırdı. Böyle bir ihtimal var mı, yok mu? En sonunda bu çapta böyle bir şey olamaz diye karar verildi. Bir kenara konuldu. Şubat 2016 da o zamanlar ciddiye aldığım, ciddi olduğunu düşündüğüm bir konu olduğu için komutana arz ettim. 4 havacı generalle bir karacı generallin darbe hazırlığı içinde olduğu raporu, MİT Müsteşarı tarafında dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’na sunulduğu bilgisi geldi. Özel Kuvvetlerden bir albayın bilgisi idi. Sonra bunu komutana arz ettik. Ondan sonra benim açımdan ciddi bir konuya dönüştü.”

‘DARBE GİRİŞİMİNİ KARIŞIK GRUPLAR YAPTI’

‘Darbe girişimini sizce kim yaptı?’ sorusuna da Yıkılkan, “Karışık gruplar yaptı” dedi. Yıkılkan, “Bunun içinde FETÖ de olabilir, başkası da olabilir” ifadelerini kullandı.

Sanık Yıkılkan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Aydın’ın, “Darbe girişiminden önce bilgisayarınızda, Cumhurbaşkanımızın kaldığı otelle ilgili arama yapılmış, bilgi toplanmış, neden böyle bir arama yaptınız?” sorusuna, böyle bir arama yapmadığını, bilgisayarının Genelkurmay Başkanlığının ortak ağına bağlı olduğunu, söz konusu aramanın başka bir bilgisayardan yapılmış olabileceğini iddia etti.

Bunun üzerine avukat Aydın, ortak ağa bağlı bilgisayarlarda yapılan aramanın başka bir bilgisayarda görünmeyeceğini açıkladı.
Sanık Yıkılkan, bir başka soru üzerine bilgisayarının şifresinin bulunduğunu ancak bu bilgiyi başka biriyle paylaşıp paylaşmadığını hatırlayamadığını öne sürdü.

‘FETÖ ÜYESİ DEĞİLİM, NİYE KORKACAĞIM?’

Duruşma Savcısı Aytekin Cenikli de “Ümit Gencer, darbe bildirisini okuma konusunu size sorduğunu, sizin de spikere okutmasını söylediğinizi belirtiyor. Başkaları da böyle beyanlarda bulunuyorlar” demesi üzerine Yıkılkan, “Benim söylediğim şu: ‘Eğer böyle bir şey varsa sen bir yarbaysın, sen bir yarbay olarak niye böyle bir şey okuyasın ‘ Benim de tereddüdüm var. Böyle bir şey normal değil. Yurtta Sulh Konseyi varsa yetkili, etkili ismi konuşması gerekirken, niye sen okuyasın? Beni arıyor, ben de diyorum ki: ‘Ümit okuma.’ Bunun lehime delil olması gerekirken, bu şekilde önüme geliyor” şeklinde konuştu.

Savcı Cenikli ise “Ümit Gencer, talimat verdiğinizi söylüyor, tanıklar da bunu doğruluyor. Bunun nesi lehinize delil olacak anlamadım” diye konuştu.

Yıkılkan, “Belli ki talimat almış, bana danışıyor, ben de ‘Okuma’ dedim” beyanında bulundu.

Yıkılkan, “FETÖ üyesi misiniz, korkuyor musunuz?” sorularına ise “Hayır, değilim. Niye korkacağım” karşılığını verdi.

‘ABD’deki Trump karşıtlığı Türkiye’ye yansıyor’

(08.09.2017 yeni)

Bekir Bozdağ'dan CHP'ye Yanıt: Cumhurbaşkanı'na soru sorulamaz

Amerikan hükümetinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın korumalarına silah satışı yapılmasını engelleyen tasarının onaylanmasının ardından Türkiye-ABD ilişkilerini değerlendiren Dış Politika Uzmanı Özdemir Akbal’a göre iki ülke arasında siyasi kriz hızla tırmanıyor ve ABD iç politikasındaki Trump karşıtlığının Türkiye’ye yansıyor.

ABD Senatosu Tahsisat Komisyonu’nun, Amerikan hükümetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın korumalarına silah satışı yapmasını engelleyen tasarıyı onaylaması, Erdoğan’ın Mayıs ayındaki ABD ziyaretinde yaşanan koruma krizine yeni bir boyut kazandırdı. Karar, Washington’daki Türkiye büyükelçiliği konutu önünde yaşanan kavgayla ilgili olarak Erdoğan’ın 12 koruması hakkında dava açılmasının onaylamasını takip etti. Ancak koruma krizi, Türkiye ve ABD arasındaki makro gerilimin yalnızca bir parçası. Çarşamba günü, ABD Senatosu Dış İlişkiler Komisyonu’nda düzenlenen “ABD-Türkiye İlişkilerinde Öncelikler ve Zorluklar” başlıklı bir oturum da iki ülke arasındaki siyasal krizi ortaya koymuştu.

Türkiye’nin Rusya’dan yapacağı S-400 alımının yanı sıra Türk F-16 pilotlarının eğitim sürecine de taş koyan ABD son olarak, Türkiye’nin pahalı, yüksek teknoloji ürünü silahların geliştirilmesi ve satın alımı süreçlerine katılmasına kısıtlamalar getirilmesini gündeme getirmişti. Güvenlik alanındaki bu sürece, politik gerginlikler de eşlik etmekte. Türkiye’nin ‘15 Temmuz darbe girişiminde rolü olduğu’ gerekçesiyle ABD’den iadesini istediği Fetullah Gülen ve‘PKK’nın parçası olduğu’ gerekçesiyle desteği kesmesini istediği YPG’nin yanı sıra hakkında dava açılan eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, iki ülke arasında çözümsüzlüğe giden krizin temel bileşenleri. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’de yargılanacak olan eski bakan Zafer Çağlayan’la ilgili, “Çağlayan adımı, Türkiye’ye yönelik atılan bir adım” ifadeleri de bu krizin en son göstergesi. Süreci Sputnik’e değerlendiren Dış politika uzmanı Özdemir Akbal da Erdoğan’ın ifadelerini destekler nitelikte.

‘SİLAH SATIŞI YASAĞININ BİR HÜKMÜ YOK’

Erdoğan’ın korumalarına yönelik silah satışını yasaklayan tasarının başlı başlına bir hükmü olmadığını ve bunun yalnızca iki ülke arasındaki siyasi krizin bir parçası olduğuna işaret eden Akbal “Yarı otomatik silah satışına yönelik yasak gelmesinin başlı başına hiç bir önemi yok. Zira, bu silahlar herhangi bir başka yerden de tedarik edilebilir. Kararı, iki ülke arasındaki gerginliğin bir göstergesi olarak değerlendirmek mümkün” dedi.

Çarşamba günü, ABD Senatosu Dış İlişkiler Komisyonu’nda düzenlenen “ABD-Türkiye İlişkilerinde Öncelikler ve Zorluklar” başlıklı bir oturumun da Türkiye-ABD ilişkilerinin geldiği noktayı anlamak adına önemli bir gösterge olduğuna işaret eden Akbal “ABD’li senatörler, oturumda Türkiye’nin ‘ortak değil müttefik’ olduğu yönündeki vurgu yaptı. ‘Ortaklık’ kavramı ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından ortaya atılmış bir kavram. Kavramın içi çok da dolu değil ve neye tekabül ettiği de belirsiz. Böyle bir kavramın en önemli fonksiyonu ülkeler arasındaki ilişkileri daha iyi seviyeye getirmek olabilecekken; ABD’li senatörler bu kavramı, ilişkileri daha da germek amacıyla kullanıyor” diye konuştu.

‘TRUMP KARŞITLIĞI DIŞ POLİTİKAYA YANSIYOR’

‘Müttefiklik’ kavramına ilişkin ABD’nin tavrının sorgulanmasına gerektiğine işaret eden Akbal “ABD’nin köklü devlet geleneğine sahip olan ve ortak bir paktın (NATO) üyesi olmaları itibarıyla Türkiye’yle iş birliği yapacağı yerde, Suriye’de YPG ile iş birliği yapıyor. Bu tutumun değişmesi önemli” dedi.

ABD’deki oturuma katılan senatörlerin çoğunun Demokrat Parti kökenli olduğuna işaret eden Akbal “Söz konusu oturumda yer alan senatörlerin çoğunluğunun Demokrat Parti kökenli olması son derece kayda değer. Senatörlerin bu tutumunun ardında ABD iç politikasındaki Trump karşıtlığı açığa çıkarken dış politik yansımaları bağlamında Türkiye de etkileniyor” diye ekledi.

Twitter | Facebook | Pinterest | Akademi Portal Arşiv |  Akademi Portal | Habe

ANA SAYFA | Haber | Dünya | Bilim | Teknoloji | Sağlık-Yaşam

Dergi | Eğitim | Tanıtım | Shop | Video News | Paranomi

 

Hakkında Akademi Portal

Akademi Portal

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Güvenlik *