Felsefe terimi ilk kez Thales’ten yüz yıl kadar sonra ortaya çıkan Pythagorasçılar tarafından kullanılmıştır.İlk filozoflar, daha çok doğa araştırmacısı (physikoi) olarak bilinmekteydiler.

Bugün kullanmakta olduğumuz felsefe kelimesi, Arapçadan felasife kelimesinden gelmektedir. Araplar bu sözcüğü Yunanca bilgelik ve sevgi anlamına gelen iki kelimeden philo sofia’dan uyarlamışlardır.

Felsefe yapma etkinliği MÖ 600 yıllarında bir iyonya kenti olan Milet’te yaşayan Thales ile başlar.

Philosophos kelimesi sonradan ortaya çıkmış ve ilk kez Pythagorasçılar tarafından kullanılmıştır.

İlk filozoflar olan Millet Okulunun düşünürleri Thales , Anaksimandros ve Anaksimenes ‘in düşünsel etkinlikleri genellikle doğa araştırması olarak anılmakta, kendilerinede doğa araştırmacıları anlamına gelen physikoi olarak adlandırmaktaydılar.

Mitolojik Düşüncenin Temelleri

Mitoslar onlara inanan insanlar ve toplumlara evrenle insanla toplumla ilgili birtakım teorik çözümler önerir.Mythos, bir yaşama ve düşünme tarzı, dünyayı anlama biçimidir.

Mitoslar evrendeki herşeyi kişileşmiş ve canlı olarak görürler.Her obje ve varlık “sen”dir.

Mitoloji düşünme elbette evren olayları ve evrendeki durumlar, öğeler, dönüşüm ve değişimler arasında birtakım bağlar kurmak durumundadır.Fakat mitolojide bu bağlar genellikle gevşek biçimde kurulmuştur.Bu yüzden bilimsel düşünme biçiminde alışmış olduğumuz sıkı nedensellik bağlarına mitoloji düşüncede rastlanmaz.

Mitoloji düşünme köken sorunlarına, evrenin insanın ve canlılığın kökenleri sorunlarınada çözümler sunmuştur.

Mitolojik düşünme içinde yaşanılan evrene, doğaya, çevreye saygılı olmaktır. Evrenin dayandığı kuralları bilmek ve onlara saygı duymaktır.

Mitos bir yaşama tarzıdır.

Mitoloji düşünmenin buluduğu yerde hayat vardır. Mitoslar olası problemlere ve sorunlara başlangıçtan çözüm bulur.

Mitolojik düşünme kültürlere göre farklılık göstersede ortak bir yapıya sahiptir. İçerik olarak değil yapıca evrenseldir.

Mitolojik esaslı düşünce tarzı bize varlık, din, hayat, doğa, ölüm ve ahlak gibi konularda cevaplar sunmaktadır. Fakat temel sorularla ilgili olarak mitoloji “Varlık Nedir?, Ahlak Nedir?, Hayatın Anlamı Nedir? diye sormaz. Bu soruların cevapları mitolojiler için kesindir o sebeble bunları sorgulamaz.

Eski Yunan Felsefesinin temel problemleri mitolojik düşüncelerden kaynaklanmaktadır. Bu konuda eski yunan filozoflarının iki temel kişisi vardır. Hesiodos ve Homeros.

Homeros MÖ 800’lerde yaşadığı bilinmektedir. Destanlarında ise MÖ 1200 ve 1100’lü yılları anlatmaktadır.Bu destanlar o dönem eski yunan toplumunun açıklama biçimleridir.

Eski Yunanda vahye dayalı din anlayışı yoktur.Homeros’un eserlerine saygı duyulmasına karşın asla dine kutsal bir değer
verilmemiştir.

Eski Yunan Düşüncesinin Temelleri

Başlangıçta ezeli ve ebedi bir madde vardır.

Bu Ezeli ve Ebedi Madde belli biz zamanda düzenli evren olan kozmosa dönüşmüştür.

Bu Maddenin canı vardır ve canlıdır.

Eski Yunanda can kelimesi psykhe olarak adlandırılmaktadır.

Bu ruh, ilahi değil bir meteorumdur.

Homerosta temel madde okecmoftur ve hareket halindedir ve kaynağı aranmamaktadır.

Homeros, sudan kozmosa geçişi anlatmamasına karşın evrenin yapılışını anlatmaktadır.

Hesiodos’ta temel madde khaoftur ve hareket etme görevi eros’a verilmiştir.

Evreni Meydana Getiren Madde : Canlı ve Kutsal

Evreni Meydana Getiren Madde’nin başlangıcı : Khaos

Evreni Meydana Getiren Madde zaman dönüşümü : Kozmos

Mitos temelinin iki Sophia’sı iyi savaşmak ve güzel konuşmaktır.

Homeros’un destanlarında geçen tanrı anlayışı, insan biçimlidir.(antropomorfik) Tanrılar insan şeklinde düşünülmektedir.Fark insanlar ölümlü onlar ölümsüzdürler. Tanrılar insanlar arasındaki savaşlara katılırlar ve taraf tutmaktadırlar.

Eski Yunan Felsefesine Homeros ve Hesiodos’un kazandırğı temel kabuller şunlardır :

İnsan bilgisi ile tanrısal bilgi ayırımı

Doğada düzenlilik fikri

Evrenin temel maddesinin ezeli ve ebedi olması

Bu Maddenin zaman dönüşümüyle Kozmos’a dönüşmesi

Bu Maddenin canlı olarak düşünülmesi ve Kutsal kabul edilmesi

Homeros’un doğuştan erdem fikri

Hesiodos’un kötümser tarih anlayışı

Yunan Mitosunun Felsefe ile İlişkisi

Mitolojik düşünmede kabuller az sorgulanırken felsefede e ufak bir şeyin bile sorgulaması yapılmaktadır. Felsefenin temel kabulleri içinden çıkmış olduğu topluma dayanmaktadır. Bu kabuller eski yunandan önce yaradılışı ve doğa gibi temel konulardır.

Düzenli evrende yasasızlık ve kaos yoktur.Tek bir yasa hüküm sürmektedir ve bu ilahi bir yasadır.Fakat çok sonraları felsefe bu olayların nedenini başka bir güçle, doğal olmayan güçlerle açıklıyorlar. Evren ü kısma ayrılmaktadır. Gökyüzü, Sular, Yeryüzü.

Eski Yunanda maddenin ortaya çıkmasında tanrıların rolü yoktur.Fakat tanrıların doğadaki olaylara müdahaleleri mevcuttur.Hesiodos’ta eskiden var olan bir Altın Çağ’dan bahsedilirken Homeros insanın yaratılışı ile ilgili herhangi bir bilgi vermemektedir.Hesiodos’un Altın Çağ’ını Kronos yaratmıştır.Kronos’un soyu cennette yaşamış bir soydur.Ve insanı şekillendiren Kronos olarak bilinir.

Eski Yunan da Homeros ve Hesiodos sonrası kaynaklarda insanın yaratılışı iki şekilde anlatılmaktadır.Birincisi insanın kendiliğinden meydana gelmesi diğeri ise Dionysos ile ilgilidir. Dionysos sevincin, neşenin, çılgınlığın ve şarabın tanrısıdır. Dianysos’u titanlar yani acımasız kaba güçler yutuyorlar ve bunun üzerine Zeus hepsini yakar.Titanların yanmasıyla oluşan kül yığını su ile karıştırılır ve insanoğlu yaratılır.

Ortaçağ Felsefesi II Kısa Notlar

İslâm toplumunda ilk ciddi tartışma ve görüş ayrılığı Siyasal alanda ortaya çıkmıştır.

Kelamcılar için güvenilir bilgi kaynakları: Sağlıklı çalışan duyular, yöntemlice işletilen akıl ve nesnesiyle örtüşen uyumlu doğru haber (vahiy) olmak üzere üç güvenilir bilgi kaynağı vardır.

Kindî’ye göre cisimsiz cevherler:

-Tümel kavram
-Nefis
-Ruh
-Akıl
-Ahlâkî değerler

Kindî’ye göre “her gerçekliğin altında yatan gerçeklik: Cevher

Eflâtun’un nefis anlayışına göre üç çeşit nefis vardır:

-Düşünen nefis

-Hayvanî nefis

-Nebâti nefis

Râzî için ahlaki erdemlerle donanmanın esas yolu: Bilgiyle aydınlanmak ve adaleti ilke edinmek.

Akıl gücü, zihinde oluşan kavram birikimi ve bunların dil ile ifade edilmesi gibi anlamları dolayısıyla bir disipline adını veren terim, nutk’tur.

Fârâbî’nin damga basılmamış pürüzsüz mum benzetmesiyle açıkladığı, ancak faal aklın etkisiyle harekete geçip soyutlama yapabilen güç: Güç Halindeki Akıl

İslâm düşünce tarihinde Kindî’nin çalışmalarıyla başlayan felsefe hareketini Fârâbî terminoloji, yöntem ve problemleri açısından sistemleştirmiş, İbn Sînâ ise kendi dönemine kadar oluşan zengin felsefe birikimini yeni baştan işleyip büyük bir külliyat halinde değerlendirmiştir.

İbn Sînâ’ya göre felsefeden söz edilebilmesi için felsefenin içermesi gereken disiplin: Metafizik

“Felsefe” ile “hikmet”i eş anlamlı terimler olarak kullanan İbn Sînâ’ya göre en genel anlamıyla felsefe “insanın, eşyanın yahut bütün var olanların hakikatine vâkıf olmak suretiyle yetkinleşmesi”dir.

İbn Sînâ’ya göre Tanrı, metafiziğin incelediği bir “konu” değil, araştırdığı en temel “sorun”dur.

Gazzâlî’ye göre akıl teriminin dört farklı anlamı vardır.

İnsanın doğuştan getirdiği ve onu diğer canlılardan ayıran teorik bilgi edinme yetisi (garîze), bu yetinin zorunsuzun olabilirliği, imkansızın olmazlığı, bir kimsenin aynı anda iki yerde bulunamayacağı ve parça-bütün ilişkisi gibi ilk prensipleri idrak edecek düzeye ulaşmış hali, yaşam boyu tecrübe ve deneyimlerle oluşan bilgi birikimi ve bilgi edinme yetisinin olgu ve olaylar arası bağlantıları kestirme ve duygulardan bağımsız olarak yargıda bulunabilir düzeye ulaşmış durumu.

Gazzâlî’nin eserleri arasında en çok yankı uyandıran Tehâfütü’l-felâsife’dir.

Gazzâlî İslâm dünyasında filozoflara yönelik eleştirisini Filozofların Tutarsızlığı eseriyle dile getirmiştir. Bunun cevabı ise Tutarsızlığın Tutarsızlığı adıyla İbn Rüşd’den gelmiştir.

Aristoteles’in öğretilerini İslâm dünyasına en iyi aktaran, onu en güzel şekilde temsil eden, eserlerini inceleyen ve anlayıp yorumlayanlar Fârâbî ve İbn Sînâ olmuştur.

İnsanın mahiyetini belirleyen ve onu diğer varolanlardan ayıran ona özgü aklî fiilleridir.

İbn Rüşd, “Varlık” (Vücûd) terimi yerine, “hüvviyet” (kimlik), “zat” (öz), “şey” ve “vahid” (bir) terimleriyle eşanlamlı saydığı “mevcûd” (var, varolan) terimlerini kullanmayı yeğlemiştir.

Sudûr Teorisini savunan düşünürler: İbn Rüşd, Fârâbî, İbn Sînâ

İbn Rüşd’ün tıp alanında kaleme aldığı eser: el-Külliyât

İbn Rüşd düşünce sistemini İnsan Gerçeği ekseninde temelleştirmiştir.

İbn Rüşd “hakîkat”ın varlık (ontoloji), bilgi (epistemoloji) ve ahlâk (ethik) ile alakalı üç boyutunun bulunduğunu dile getirmiştir.

İbnü’l-Arabî’nin tasavvuf, kelâm ve felsefe ile birlikte oluşturduğu ve Osmanlı’nın düşünce hayatını şekillendiren öğretisi: Varlığın birliği

el-Akâidü’l-Adûdiyye, Gazzâlî sonrası dönem Eş’arî kelâmcılarından Adudüddin Îcî tarafından kaleme alınmıştır. Eş’arî okulunu diğer mezheplerden ayıran özelliklere işaret eden müellif, hiçbir temellendirme ve tasnife tutmaksızın aynı zamanda ilk dönem kelâmının da konusu olan başlıca meselelere birer ikişer cümleyle değinmiştir.

Adudüddin Îcî’nin, Fahreddin Râzî çizgisini izleyerek kaleme aldığı el-Mevâkıf fî ilmi’l-kelâm, başta Osmanlı medreseleri olmak üzere bütün İslâm dünyasında yüzyıllar boyu ders kitabı olarak okutulmuş ve bazı İslâm ülkelerinde hâlâ okutulmaktadır. Dikkatlice bakıldığında Râzî’nin el-Mebâhisü’l-meşrıkiyye ve el-Muhassal’de yapmaya çalıştığı kelâm ile felsefeyi harmanlama işini Îcî’nin bu eserinde tamamladığı sonucuna ulaşılabilir.

Osmanlı medreselerinde okutulan Hidâyetü’l-hikme, Esîrüddin Ebherî tarafından kaleme alınmıştır. Eser mantık, fizik ve metafizik bölümlerinden oluşmaktadır.

Bir düşünce hareketi olarak kelâmın amaçları:

İslâm inanç ilkelerini sistemli bir şekilde temellendirmek
İslâm inançlarını rasyonel bir şekilde açıklamak
Yabancı etkilerden kaynaklanan bid’atları etkisiz kılmak
İslâm’a yöneltilen eleştirilere cevap vermek
İslâm dünyasında, toplumun ihtiyaçları doğrultusunda yapılan ilk tercümeler tıp alanına aittir.

»Sayfayı çevirip devamını okuyun  


Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Güvenlik *