Muhalefet partilerinde cumhurbaşkanı adayları ve ittifaklar için hangi senaryolar konuşuluyor?

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimlerine yaklaşık üç yıl olmasına karşın, siyasi partilerde ittifak ve cumhurbaşkanı adaylığına ilişkin senaryolar gündemden düşmüyor.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, 2023 adayının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğu açıklayarak, “Cumhur İttifakı” açısından adaylık tartışması olmadığı mesajı verirken, CHP’nin başını çektiği muhalefet bloğunda 11’nci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ‘den, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e, Ankara ve İstanbul Büyükşehir belediye başkanları Mansur Yavaş ile Ekrem İmamoğlu’na kadar bir çok isim konuşuluyor.

Cumhur İttifakı’nı bir sonraki seçime taşıma hesabı yapan AKP ve MHP’de cumhurbaşkanı adaylığı konusunda bir sürpriz beklenmiyor ve Erdoğan’ın yeniden aday olmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Ancak, bir sonraki seçimdeki hedefini “dostlarla iktidar” olarak koyan CHP’nin başını çektiği muhalefet ittifakının nasıl şekilleneceği ve Erdoğan’ın karşısına tek aday mı, yoksa 2018 seçimlerinde olduğu gibi birden fazla mı aday çıkaracağı henüz netlik kazanmış değil.

İşte bu nedenle gerek muhalefetin cumhurbaşkanı adayının kim olacağı, gerekse ittifakların nasıl şekilleneceği konusunda siyasi kulislerde birçok senaryo konuşuluyor.

Muhalefet partilerinde cumhurbaşkanı adayları ve ittifaklar için senaryolar

Gül’ün adaylığı gündeme gelebilir mi?

Muhalefetin cumhurbaşkanı adaylığı senaryolarında 11’inci Cumhurbaşkanı Gül’ün adı yeniden anılmaya başlandı.

Bunun nedeni ise CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “gönlündeki aday”ın hala Gül olduğu yönündeki iddialar.

Cumhurbaşkanı adaylığının “isimler değil ilkeler üzerinden” konuşulması gerektiğini her fırsatta söyleyen Kılıçdaroğlu’nun, “Gül’den neden korkuyorlar” açıklamaları da kimi yorumcular tarafından bunun işareti olarak yorumlandı.

Partinin 2018’deki cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin de Gül veya yine AKP kökenli bir ismin aday gösterilme olasılığına karşı “CHP seçmenini seçeneksiz bırakmamak” için “Memleket Hareketi”ni başlattığı da ifade ediliyor.

Ancak CHP’de, muhalefet ittifakını mümkün olduğunca genişletme hesabı yapan Kılıçdaroğlu’nun, isim konusunda ittifak ortakları ile uzlaşarak aday belirleyeceği, bu nedenle de şimdiden Gül’ün adaylığını dayatması gibi bir durumun söz konusu olamayacağı ifade ediliyor.

CHP’nin son Parti Meclisi toplantısında da, ittifaklar ve seçim sistemi şekillenmeden, cumhurbaşkanı adaylığının isimler üzerinden tartışılmasının, ittifak süreçlerine zarar vereceği görüşü paylaşıldı.

Cumhurbaşkanı adayı hangi kriterlere göre belirlenecek?

2018 seçimlerinde tek aday çıkaramayan muhalefette bu kez, uzlaşma sağlanması halinde “ortak aday çıkarma” görüşü ağırlık kazanıyor.

Ortak aday üzerinde uzlaşılması halinde, siyasi partilerin, cumhurbaşkanı adayının da imzasını taşıyan bir “protokol” hazırlanması ve seçmene “güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş” taahhüdünde bulunulması seçeneği üzerinde duruluyor.

Bir CHP yöneticisi, cumhurbaşkanı adayının hangi kriterlere göre belirleneceğini konusunda şu görüşleri dile getirdi:

“Cumhurbaşkanı adayının nasıl belirleneceği, kamuoyuna hangi taahhütlerin sunulacağı, cumhurbaşkanlığı sisteminden, güçlendirilmiş parlamenter sisteme nasıl geçileceği ittifak bileşenlerinin ortak protokolü ile belirlenir. Ancak böyle bir protokol çalışması ise ittifak bileşenleri , yani muhalefet ittifakında kimlerin yer alacağı netleştiğinde başlar. O da seçimin ne zaman olacağıyla ilintilidir. O nedenle, şimdiden isim konuşmanın siyasi ittifaklara faydası yok. İlkeler konusunda fikir birliği varsa, bu fikirlerin taşıyıcısı bir arkadaşımız aday gösterilecektir. Elbette bu arkadaşımız, parlamenter sisteme geçiş sürecini yönetebilecek kapasitede bir isim olacaktır. İlkeler üzerinde uzlaşma sağlanırsa, kamuoyu araştırmalarından ne çıkıyor ona bakılır, en geniş ve en yüksek oy alma kapasitesi arkadaşımız aday gösterilir.”

Seçim Yasası değişikliği tüm hesapları değiştirebilir

CHP ve İYİ Parti’de bir süredir, AKP’nin Seçim Yasası’nda yapacağı olası değişikliklere göre; örneğin dar bölge, daraltılmış bölge sistemi veya ittifaksız seçime girilmesi halinde alınabilecek oylara ilişkin simülasyonlar yapılıyor.

Aday ve ittifak senaryoları şimdiden konuşulmaya başlansa da, örneğin AKP’nin “ittifak yolunu” kapatan bir seçim sistemi değişikliği yapması halinde, hesapların sil baştan değişebileceği, bu nedenle de Seçim Yasası değişikliği netleşmeden, ittifakların ve aday isminin belirlenemeyeceği ifade ediliyor.

Meral Akşener’in eli güçlendi mi?

Bahçeli’nin “Evine dön”, çağrısı yaptığı, ardından da Cumhurbaşakanı Erdoğan’ın ılımlı mesajlar verdiği İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Partili Cumhurbaşkanlığı devam ettiği sürece başıma silah dayasalar Cumhur İttifakı içinde yer almam” diyerek bu davete olumsuz yanıt vermişti.

2018 seçiminde, CHP’de Abdullah Gül‘ün adaylığı gündeme gelince, partisinin adayı olan Akşener, önümüzdeki süreçte böyle bir ısrarının olmayacağını sık sık vurguluyor.

Ancak, Cumhur İttifakı’nın da yanına çekmek istediği Akşener, muhalefet ittifaklarının adaylık denklemi içinde en çok tartışılan isimlerden. Akşener’in elini güçlendiren en önemli etkenlerin başında, Abdullah Gül’e tepkili olan CHP seçmeninin, iki seçimdir ittifak yaptığı Akşener’e destek verebileceği hesabının yapılması.

Bu görüşü savunanlar, CHP seçmeninin MHP kökenli Mansur Yavaş’a verdiği desteği anımsatarak, hem sağ, muhafazakar hem de CHP seçmeninden oy alma potansiyeli nedeniyle Akşener’in adaylığının gözardı edilemeyeceği ifade ediliyor.

Ancak Akşener’in en önemli handikabını HDP tabanı, dolayısıyla Kürt seçmenden nasıl oy alacağı oluşturuyor.

Eski HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın ‘Dışarıda olsaydım Başak ile Meral Hanım’a kahvaltıya giderdik” sözleri kimi yorumcular tarafından “yeni bir ittifak kapısını aralama” girişimi yorumlansa da, hem HDP, hem de İYİ Parti tabanından böyle bir yakınlaşmanın karşılık bulmayacağı ifade ediliyor.

Muhalefet partilerinde cumhurbaşkanı adayları ve ittifaklar için senaryolar

İmamoğlu ve Yavaş neden çok konuşuluyor?

Siyasi kulislerde CHP içinden adaylık için ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş isimleri ön plana çıkıyor.

Ekrem İmamoğlu, adaylık konusunda kendisine yöneltilen sorulara, net yanıt vermese de, kapıyı tamamen de kapatmayan bir üslup benimsediğine dikkat çekiliyor. İmamoğlu’nun, zaman zaman genel siyasete ilişkin açıklamaları ve iktidar sözcüleri ile polemiğe girmesinin altında da adaylık hesaplarının yattığı yorumları yapılıyor.

Mansur Yavaş’ın gerek yaptığı açıklamalar gerekse yakın çevresine yaptığı değerlendirmelerde, “genel başkanlık, cumhurbaşkanlığı gibi bir hedefinin olmadığı”nı dile getirdiğine dikkat çekiliyor.

Ancak, kamuoyu yoklamalarında her iki isim de üst sıralarda çıktığı için partinin potansiyel adayları olarak konuşuluyor.

Gerek Ankara gerekse İstanbul’da CHP, belediye meclislerinde azınlık durumunda. İmamoğlu ya da Yavaş’ın adaylığı belediye başkanlığının kaybedilmesi riski bulunduğu için CHP’de belediye başkanların adaylığına sıcak bakılmıyor.

Ancak, seçim sürecinde ittifak ortaklarıyla uzlaşılması ve kamuoyu anketlerinde seçimin ancak bu isimlerle kazanılacağı yönünde konsensus oluşması halinde, aday gösterilmeleri olasılık dahilinde değerlendiriliyor.



 

 

Erken seçim iddiaları: AKP kulislerinde neler konuşuluyor?

Muhalefet partilerinde cumhurbaşkanı adayları ve ittifaklar için senaryolar

Koronavirüsle salgınıyla mücadele sürecinde kamuoyu desteğini artırdığı belirtilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, bunu siyasi fırsat olarak değerlendirip, erken seçime gidebileceği bir süredir kulislerde konuşuluyor.

Erdoğan’ın, salgınla mücadele sürecindeki söylemi, açıkladığı mücadele paketleri, muhalefet partili belediyelere yönelik izlediği sert strateji bazı çevrelerce “erken seçim işareti” olarak yorumlanıyor.

Kulislerde seslendirilen bir başka iddia ise AKP’nin, bir sonraki seçimde iktidarını garantilemek için cumhurbaşkanlığı sisteminde değişiklik yapmak istediği yönünde. Bu kapsamda cumhurbaşkanı seçilmek için “50+1” oy zorunluluğundan ve iki turlu seçimden vazgeçilerek, ilk turda en çok oyu alanın seçilmesine olanak tanıyacak bir değişikliğin yapılabileceği iddia ediliyor.

‘Böyle bir gündem yok’

AKP’de ise gerek erken seçim, gerekse seçim sistemi değişikliği iddiaları dayanaksız bulunuyor ve “böyle bir gündem olmadığı” yorumları yapılıyor. Ayrıca seçim sistemi değişikliği konusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın MYK toplantısında “talimat verdiği” iddiası ise kesin bir dille yalanlanıyor.

AKP kulislerinde erken seçim ve seçim sistemi değişikliğinin neden olamayacağına ilişkin şu değerlendirmeler yapılıyor:

Sistem değişikliği kendimizi inkar olur: Cumhurbaşkanlığı seçim sistemi değişikliği ne MYK, ne de başka bir yerde gündeme geldi. Böyle bir değişiklik, kendimizi, getirdiğimiz cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini inkar olur. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin özü 50+1 ve iki turlu seçim sistemi. Cumhurbaşkanlığı seçim sisteminde sözü edilen değişiklik için anayasa değişikliği gerekiyor ve buna Cumhur İttifakı’nın oyu yetmiyor. Bir seçim sistemi değişikliği için muhalefet desteği gerekiyor ki, eski sisteme dönmek isteyen muhalefetle sistem pazarlığı yapmamız mümkün değil.

Seçim olsa da tablo değişmez: Türkiye’de bir yıl önce seçim oldu. Birçok büyükşehir belediye başkanlığını CHP kazandı ama il genel meclislerinde Cumhur İttifakı önde çıktı, AK Parti birinci parti çıktı. Küresel salgının yönetiminde, dünyaya göre hükümet başarılı oldu. Bu şartlarda gidilecek bir seçimde tablo çok fazla değişmez. Değişmeyecek bir tablo için neden seçim gidilsin? Ama eğer ekonomik kriz derinleşir, Türkiye yönetilemez hale gelirse, zaten kendiliğinden erken seçime gidilir ama şu anda öyle bir tablo görünmüyor.

Tabanını konsolide ediyor: Cumhurbaşkanımızın muhalefete yönelik açıklamaları, CHP’li belediyeler yönelik söylemi üzerinden erken seçim tahminleri yapılıyor. Bu keskin söylem AK Parti tabanının konsolide ediyor, bir arada tutuyor. Ali Babacan’a, Ahmet Davutoğlu’na kaçacak kesimleri partide tutuyor. Cumhurbaşkanı aslında “Ey muhafazakarlar, ey milliyetçiler, ey sağ seçmen, senin hukukunu koruyacak olan benim ve sizi toparlayacak olan benim” mesajı veriyor. CHP’nin yüzde 25 kemik oyu var. İktidar olmak için AK Parti’den oy alması lazım. Şimdi bu keskinleşmede safları sıklaştıran bir yerden, başka tarafa oy gider mi, gitmez. Bu siyasal bir strateji.

Erdoğan da, milletekilleri de dönemlerini kısaltmaz: Erken seçim olmaz çünkü ne Cumhurbaşkanı, ne de milletvekilleri 2 yıllık bir süredir görevde ve hiçbirisi de dönemini kısaltmak istemez.

CHP seçim kazanamaz, AK Parti kaybeder: Muhalefet de şu an için tablo değişmeyeceği ve salgın nedeniyle durum aleyhine olduğu için seçime gitmeyi tercih etmeyecektir. Zaten CHP, AK Parti’yi yenerek seçim kazanmayacak, AK Parti ancak, İstanbul seçimlerinde olduğu gibi, kendi hatası nedeniyle seçim kaybeder. O nedenle bugünkü konjonktürde erken seçimin bir anlamı olmaz.

Her yıldızımız parladığında seçime mi gideceğiz?: Salgınla mücadele sürecinde Cumhurbaşkanına destek arttığı için seçime gidileceği iddiası gerçekçi değil. Sonuçta yerel seçimlerden sonra da AK Parti’de moraller bozulmuş, oylarında düşüş olmuştu. Ama Suriye harekatı ile toparlandı, işte Barış Pınarı Harekatı sonrasında da Erdoğan’a güven ve destek çok yükselmişti. Bundan sonra da buna benzer durumlar olacaktır. Şimdi buna bakarak, her yıldızımız parladığında erken seçim kararı mı alacağız?


  

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here