Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, dün akşam Reuters’a verdiği röportajda enflasyon ile ilgili açıklamalarda bulundu.

“Gelinen seviye enflasyonla topyekün mücadeleyi gerektiriyor” diyen Albayrak, Uluslararası Para Fonu’na (IMF) başvurma planı olmadığını ve yabancı yatırımcı çekmeye odaklandıklarını da ekledi.

Albayrak “Maliyet şokları sonrası kısa vadede geçici artışlar normal. Enflasyondaki yükselişte kur ve ithalat fiyatları etkili. Bize düşen yapısal reformlara devam etmektir. Ülke olarak (örtülü sermaye kontrolü gibi) piyasa dışı uygulamalara başvurmayı geçmiş dönemde olduğu gibi bugün de başvurmayı düşünmedik ve düşünmeyeceğiz” diye konuştu.

Türkiye’nin, özel sektör de dahil olmak üzere dış borç problemi olmadığını savunan Albayrak “Toplam verilere baktığımızda Türkiye’nin böyle bir sorunu ya da riski yok” dedi.

Cari açığın da yıl sonunda tahminlerin altında kalmasını beklediklerini söyleyen Albayrak, 2019’da Türkiye ekonomisinin çok daha güçlü olacağını savundu.

Amerikan yatırım bankası JP Morgan’ın verilerine göre Türkiye’nin Temmuz 2019’a kadar ödemesi gereken 179 milyar dolar dış borcu bulunuyor, bunun 146 milyar doları özel sektöre ait.

Bakan Albayrak, İran’a yönelik yaptırımların delinmesi ile ilgili davada ABD’nin Halkbank’a ceza vermesini beklemediklerini de söyledi.

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak İngiltere Maliye Bakanı Hammond ile görüştü

Maliye Bakanı Albayrak: IMF'ye başvurma planımız yok

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Londra’da İngiltere Maliye Bakanı Philip Hammond ile bir araya geldi.

Taraflar görüşmeye dair henüz bir açıklamada bulunmadı.

Bakan Albayrak dün akşam Reuters’a verdiği mülakatta gelinen noktada enflasyonla topyekün mücadele gerektiğini, Türkiye’nin IMF’ye başvurma planının ise olmadığını söylemişti.

Türk Lirası’ndaki değer kaybı döviz borcu olan şirketleri nasıl etkiliyor?

Türk Lirası’nda uzun zamandır devam eden değer kaybı, ABD’nin İzmir’de ev hapsinde tutulan Pastör Andrew Brunson’ın serbest bırakılmaması sebebiyle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e yaptırım uygulama kararıyla hızlandı.

TL, 2018’de Amerikan Doları karşısında yaklaşık yüzde 40’a yakın değer kaybetti. Böylece Türk lirası, Arjantin Pesosu’nu da geçerek yılın başından beri gelişmekte olan ülkeler arasında en kötü performans gösteren para birimi oldu.

Türk Lirası’ndaki düşüş, en çok dolar ve euro cinsinden borcu bulunan özel sektörü etkiliyor.

Merkez Bankası’nın açıkladığı verilere göre banka dışı firmaların net döviz açık pozisyonu Mayıs ayında 217,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Bu rakam, 2009’daki seviyenin neredeyse üç katı.

Açık pozisyon nedir?

Döviz, altın, menkul kıymet gibi bir finansal araç üzerinden sahip olunan varlıkların aynı cinsten yükümlülükleri karşılayamayan kısmıdır. Örneğin 10 milyon ABD doları yükümlülüğe karşı 5 milyon ABD doları varlık bulunduruluyorsa aradaki 5 milyon ABD doları, açık ABD doları pozisyonunu ifade eder.

Maliye Bakanı Albayrak: IMF'ye başvurma planımız yok

Özel sektörün, kurdaki yükselişe paralel olarak TL cinsinden sürekli artan dış borcunu ödeyip ödeyemeyeceği soruların başında geliyor.

Uluslararası finans kuruluşu HSBC, Türk şirketlerinin Eylül’de 6 milyar dolar, Ekim’de 9 milyar dolar dış borç geri ödemesi olduğunu aktarıyor.

HSBC’nin aynı raporuna göre gelecek yıl sonuna kadar ödenmesi gereken borcun tutarı ise 69,5 milyar dolar.

Bu borcun 51 milyar doları bankalara, 18,5 milyar doları ise reel sektöre ait.

‘Borç daha maliyetli çevriliyor’

Özyeğin Üniversitesi Öğretim Görevlisi Gizem Öztok Altınsaç, kurdaki her 10 kuruşluk artışın özel sektör üzerinde 20 milyar TL yük oluşturduğunu açıklıyor.

Altınsaç’a göre TL’de yaşanan değer kaybı ülke primini yükseltiyor, bu da özel sektörün borcununun daha maliyetli bir hale gelmesine sebep oluyor:

“Belli bir dönem sonra, bu dış borcu bu denli maliyetle çevirmek istemeyen reel sektör, küçülme yoluna gidecek ve belki özkaynaklarından da yemek zorunda kalacak. Bu da iktisadi olarak önemli bir yavaşlama anlamına gelir.

“Öte yandan reel kesimin dış ve iç borcu çevirmede yaşadığı sıkıntı banka rasyolarına ve karlılıklarına olumlu yansımaz. Özetle düşündüğümüzden de öte bir yavaşlama riski ile karşı karşıya kalırsınız.”

Maliye Bakanı Albayrak: IMF'ye başvurma planımız yok

Amerikan Merkez Bankası Fed’in eski araştırma direktörü olan Erkin Şahinöz de kurdaki yükselişin ekonomik aktivitede yavaşlamaya yol açacağını vurguluyor.

Şahinöz, kurda görülen yüksek oynaklığın fiyatlama kararlarını olumsuz etkilediğini, bunun da ekonomik aktiviteyi sekteye uğrattığını açıklıyor.

‘2-3 çeyrek sürebilecek bir ekonomik daralma mümkün’

Ekonomist Şahinöz, şirketlerin net döviz borcunu TL cinsinden yılın başında daha düşük bir kurdan hesapladığını, ancak bugün kurun yükselişiyle bu hesapların zora girdiğini anlatıyor:

“TL konsolide bilançolara Şubat ayında 3,70 dolar kurundan yansıtılan bu net yükümlülük Ağustos sonunda (mevcut kur düzeyinin Ağustos sonu için de geçerli olacağını varsayarsak) 5,30 dolar kurundan kaydedilecek.

Reel sektör hem kur şokundan gelen kambiyo zararını hem de faiz şokundan gelen ek faiz maliyetini ne kadar sindirebilir?”

Şahinöz, İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) 2017 yılında açıkladığı Türkiye’nin en büyük 500 sanayi şirketinin faiz, amortisman ve vergi öncesi kârının (FAVÖK) 2017 yılında 94,7 milyar TL olduğunu aktarıyor.

Şahinöz’e göre bu şirketlerin kur şokunun neden olduğu 347,5 milyar TL kambiyo zararını finansal açıdan taşıması çok zor olacak:

“Tüm veriler doğrultusunda ekonomik aktivitede yaşanan yavaşlamanın önümüzdeki aylarda daha da hızlanması ve yaygınlaşması beklenebilir. Hatta 2-3 çeyrek sürebilecek bir ekonomik daralma söz konusu olabilir.

“2019 yılında gerçekleşme ihtimali hatırı sayılır düzeyde olan bir global krizin yaşanması halinde Türkiye ekonomisi açısından senaryo biraz daha olumsuz bir hal alabilir.”

Bankacılık sektörü

Ortaya çıkan bu tablodan en çok etkilenecek sektörlerin başında ise bankacılık geliyor.

Reel sektörün iç ya da dış borcu çevirmekte yaşayacağı herhangi bir sıkıntı, bankalara olumsuz yansıyacak.

Bunu özellikle çok sayıda şirketin borcunu yeniden yapılandırma sürecine gitmesinden görebiliyoruz.

Bloomberg Intelligence’dan bankacılık analisti Tomasz Noetzel, bankaların önümüzdeki 12 ay içinde vadesi gelecek 100 milyar dolar civarındaki borcunu çevirmesinin daha maliyetli ve zor olacağını söylüyor.

Sorunlu kredide hızlı artış

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre bankacılık sektöründeki brüt takipteki alacaklar, 29 Haziran ile biten haftada 3,7 milyar lira artışla 72,5 milyar liraya yükseldi.

Bu 15 yılın en büyük haftalık yükselişi anlamına geliyor.

Bankacılık analisti Noetzel’e göre bu yüksek artış oranı, liranın değer kaybının ve yüksek faizlerin şirketleri etkilediğine bir işaret.

Sorunlu kredilerin oranı ise BBDK’nın açıkladığı son verilere göre yüzde 3,02.

Sorunlu kredi: Banka ile borçlu arasındaki geri ödeme anlaşmasının önemli ölçüde bozularak tahsilatın gecikmesi ve zarar olasılığının ortaya çıkması.

Türkiye Bankaları Birliği (TBB) Başkanı Hüseyin Aydın, bu hafta için yaptığı açıklamada sorunlu şekle dönüşebilecek kredi miktarının yüzde 10-15 civarında olduğunu söyledi.

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, zorlaşan finansman koşulları ve zayıf ekonominin bankacılık sektörünü; varlık kalitesi, sermaye kullanımı, likidite ve fonlama açısından zorlayacağını belirterek Temmuz ayında 24 Türk Bankası’nın notunu düşürmüştü.

Ekonomist Altınsaç, bankacılık sektörünün güçlü olmasına rağmen reel kesimin borcunun önümüzdeki dönem bankalar üzerinde baskı yaratabileceğini söylüyor:

“Her ne kadar bankalarımız oldukça sağlam ve rasyoları güçlü olsa da, faaliyet gösterdikleri alanlarda yaşanan her türlü sıkıntı, banka bilançosuna da yansır. Özellikle tahsili gecikmiş alacak tarafında bir miktar bozulan rasyolar görebiliriz.

“Keza özel bankalar tarafında halihazırda kredilerdeki yavaşlama yıllık % 7-8’lere gelmiş durumda. Bunun reeline yani enflasyondan arındırılmış kredi artışına bakarsak, reel bazda daralma olduğunu da net görürsünüz. Bankalar bundan sonra için çok daha korumacı pozisyon almak durumdalar. Bu da kârlılıkta azalma demek.”

Altınsaç, sendikasyon kredilerinde ise bir sıkıntı olacağını düşünmüyor.

Sendikasyon kredisi nedir?

Genelde bir yatırım bankası liderliğinde birden fazla banka ve borç veren kurumun birleşerek bankalara ya da büyük şirketlere belirli bir amaç için yüksek tutarda verilen uluslararası kredilere sendikasyon kredisi adı veriliyor.

Enerji sektörü

Enerji şirketleri, son 15 yılda yeni projeler ve anlaşmalar için bankalardan yüksek oranda kredi kullandı.

Bu kredilerin çoğunun dolar kredisi olarak alınması ancak enerji şirketlerinin gelirinin Türk lirası olması, enerji sektörünün TL’nin değer kaybından etkilenmesine yol açıyor.

Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Çeçen, Temmuz ayında yaptığı açıklamada 100 milyar dolar civarındaki yatırımlar neticesinde faiz hariç 50 milyar dolarlık bir kredi yükü olduğunu vurguladı.

Çeçen, kredilerin tamamının Türk bankalarından dolar bazlı kredi olarak kullanıldığını açıkladı:

“Maliyetlerimizi çıktıktan sonra 7 milyar dolar borç ödememiz gerekiyor. Samimiyetle bu durum sürdürülebilir değil. Borçlarımız dolar, gelirlerimiz lira.

“Dolar kurundaki 2 kuruşluk bir artış borcumuzu 1 milyar lira artırıyor. Elektrik sektörüne yatırım yapmış ve kredi geri ödemeleri tamamlanmamış özel sektör oyuncularının önemli bir bölümü bankalar ile yeniden yapılandırma için görüşüyor.”

Bankacılık analisti Noetzel de enerji şirketlerinin bankaların kapısını borç yapılandırma talebiyle çok sık aşındırdığına dikkati çekerek kurun 5 üzerine hareket etmesiyle bu talepte daha fazla yoğunluk yaşanacağına dikkati çekiyor.

Ne yapılabilir?

Washington merkezli Uluslararası Finans Enstitüsü’nden Uğraş Ülkü’ye göre kısa dönemde Türkiye için en büyük risk dış finansman ihtiyacının karşılanamaması.

Ülkü, ABD’nin yaptırımlarını artırması ve küresel finansman koşullarında sıkılaşma görülmesinin, liradaki düşüşü hızlanmasına, dış finansmana erişimin azalmasına ve büyüme beklentilerinin düşmesine yol açacağını vurguluyor.

Ekonomist Şahinöz, Merkez Bankası’nın faizleri artırması gerektiğini vurgulayarak kur şokunun faiz şokundan daha maliyetli olduğunu söylüyor.

Ekonomist Altınsaç ise makroekonomik olarak yapılması gerekenleri şu şekilde sıralıyor:

“Enflasyonla mücadelede mutabık kalınması şart. Eşgüdümlü, koordineli bir maliye ve para politikası gerekmekte. İki kanalın da sıkı devam etmesi şart; ekonomi yavaşlasa dahi. Enflasyon tarafında mikro reformlar, gıdada örneğin, maliye tarafında ise vergi sisteminde reformlar yapılmalı.”

Ancak Altınsaç’a göre zor olan, tahribat yaşanan reel kesim bilançolarını toparlamak olacak.

Katar ile Ticaret ve Ekonomik Ortaklık Anlaşması yarın imzalanıyor

Maliye Bakanı Albayrak: IMF'ye başvurma planımız yok
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan

Ticaret Bakanlığı, Türkiye ile Katar’ın anlaşmaya vardığı Ticaret ve Ekonomik Ortaklık Anlaşması’nın yarın taraflar tarafından imzalanacağını duyurdu.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ile onun davetlisi olarak Türkiye’yi ziyaret edecek olan Katar Ekonomi ve Ticaret Bakanı Ahmed bin Muhammed bin Cassim el-Sani, yarın Ticaret ve Ekonomik Ortaklık Anlaşmasını paraflamak üzere bir araya gelecek.

Anlaşma ile başta perol ürünleri ve doğalgazın ucuza temini ile hedeleniyor.

Açıklamaya göre anlaşma telekomünikasyon ve mali hizmetleri de kapsıyor.

Bakanlık anlaşmayla ‘Türkiye’nin cari açığının daraltılması, ülkeye Katar sermayesinin çekilmesi konusunda ciddi bir atılım sağlanacağını’ belirtti.

Reuters haberi “Türkiye enerji maliyetini düşürmek üzere Katar’la anlaşma imzalıyor” başlığıyla duyurdu.

Katar, ticari ve ekonomik açıdan Batı’nın yerini tutabilir mi?

Maliye Bakanı Albayrak: IMF'ye başvurma planımız yok

Türkiye ile Katar arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkiler, son dönemde yaşanan gelişmeler ile tekrar gündeme geldi.

ABD ile Türkiye arasında yaşanan gerilim ile beraber döviz kurlarında oynaklığın artması, Türk Lirası’nın hızlı bir şekilde Dolar’a karşı değer kaybetmesine yol açmıştı.

Tam da böyle bir dönemde öncelikli olarak Katar’ın Türkiye’ye 15 milyar dolar yatırım yapacağı açıklandı.

Daha sonra iki ülkenin merkez bankaları arasında swap anlaşmasının imzalandığı duyuruldu.

İki ülkenin Merkez Bankası Başkanları Murat Çetinkaya ile Abdullah Bin Suud Es-Sani tarafından imzalanan anlaşma kapsamında piyasalara likidite sağlanması ve finansal istikrarın desteklenmesi amaçlanıyor.

Anlaşma kapsamında ilk aşamada kullanılacak kaynağın 3 milyar dolar olacağı belirtildi.

Türkiye Merkez Bankası, anlaşmayla ilgili olarak internet sitesinde şu açıklamayı yaptı:

“Söz konusu anlaşma 3 milyar USD karşılığı Türk Lirası ve Katar Riyali cinsinden imzalanmıştır. Anlaşmanın temel hedefi yerel para birimleri üzerinden gerçekleştirilen ticareti kolaylaştırmak ve iki ülkenin finansal istikrarına destek sağlamaktır.”

Türkiye de geçen yıl Katar ve Körfez ülkeleri arasında yaşanan gerilim sırasında Katar’a destek olmuştu.

Uzmanlar, Katar ile atılan adımların yatırımcılara güven vermesi açısından kısa süreli bir yardımının dokunacağını, ancak uzun dönemde özellikle Türkiye’nin dış finansman açığı göz önünde bulundurulduğunda Batı’nın yerini tutamayacağını söylüyor.

Maliye Bakanı Albayrak: IMF'ye başvurma planımız yok

İhracatta payı yüzde 1’in altında

Türkiye, Katar’a 2017 yılında 649 milyon dolar değerinde ihracat gerçekleştirdi.

Bu tutar, Türkiye’nin geçen yıl gerçekleştirdiği toplam 157 milyar dolar değerindeki ihracatın içinde yüzde 1’inin de altında kalıyor.

Türkiye’nin Katar’dan ithalatı ise 2017 yılında 264 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Katar’ın Türkiye’nin ithalat hacminden aldığı pay yüzde 0,11.

Maliye Bakanı Albayrak: IMF'ye başvurma planımız yok

Ekonomi Bakanlığı’nın verilerine göre Katar’a ihraç edilen ürünlerin başında gemiler-yatlar, elektrikli-elektronik ürünler, makineler ve mobilyalar geliyor.

Katar’dan ithal edilen başlıca ürünler ise mineral yakıtlar (LNG), plastik ürünleri, alüminyum ve ürünleri.

Türkiye’nin en büyük 5 ihracat ortağı | Türkiye’nin en büyük 5 ithalat ortağı
Maliye Bakanı Albayrak: IMF'ye başvurma planımız yok

Katar yatırımda 19. sırada

Doğrudan yabancı yatırım verileri açısından da Batı ülkelerine kıyasla Katar gerilerde kalıyor.

Ticaret Bakanlığı’nda yer alan uluslararası doğrudan yatırım verilerine baktığımız zaman son 8 yılın rakamları toplandığında Katar’ın yabancı yatırımcı ülke olarak 19’uncu sırada bulunduğunu görüyoruz.

Katar’ın Türkiye’ye son sekiz yılda yaptığı toplam yatırım 1 milyar 683 milyon dolar.

Katar’ın Türkiye’ye yıllara göre doğrudan yatırımı

Maliye Bakanı Albayrak: IMF'ye başvurma planımız yok

Bu tutar 2017 yılında 100 milyon dolar, 2016 yılında 420 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Türkiye’ye en büyük doğrudan yatırımı gerçekleştiren ilk 5 ülke ise Hollanda, ABD, Avusturya, İngiltere ve Lüksemburg.

Türkiye’ye en fazla doğrudan yatırım yapan ülkeler

Maliye Bakanı Albayrak: IMF'ye başvurma planımız yok

Financial Times’a bu konuyla ilgili olarak konuşan Renaissance Capital’ın başekonomisti Charles Robertson, Katar’ın yapacağı 15 milyar dolarlık yatırımın neredeyse Türkiye’ye son 8 yılda yapılan yabancı yatırımın yıllık ortalamasına eşit olduğunu vurgulamış, o yüzden bu rakamın önemli olduğunu söylemişti.

Ancak Türkiye’nin önümüzdeki bir yıl içinde çevirmesi gereken dış borcun 200 milyar doların üzerinde olduğunu vurgulayan uzmanlar ise bu tutarın yetersiz olduğunu söylüyor.

230 milyar dolar dış finansman ihtiyacı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) açıkladığı verilere göre Türkiye 2017 yılını 47 milyar 100 milyon dolar cari açık ile kapadı.

Bu, dış finansman ihtiyacının sadece bir ayağını oluşturuyor.

TCMB’nin açıkladığı Haziran ayına dair verilere göre ise Türkiye’nin bir yıl içinde döndürmesi gereken kısa vadeli dış borç stoku 179 milyar dolar.

Bu da Türkiye’nin bir yıl içinde ihtiyaç duyduğu dış finansmanı 230 milyar dolar seviyesine kadar çıkarıyor.

Londra merkezli ekonomik danışmanlık kurumu Capital Economics’ten ekonomist Yasemin Engin, Türkiye’nin 230 milyar dolar seviyesinde olan dış finansman ihtiyacı yanında Katar’ın vaat ettiği 15 milyar dolarlık yatırımın ‘yeterli olmadığını’ söylüyor.

Engin’e göre yatırımcılar, ortodoks para politikası ile sıkı mali politika görmeyi talep ediyor.

Türkiye’nin geçen yaz Körfez ülkelerinin uyguladığı abluka sırasında yardım eli uzatmasından beri Katar’ın Türkiye’den ihracatını artırdığını söyleyen Engin, yine de bu durumun Batı’ya alternatif oluşturamayacağı görüşünde:

“Türkiye’nin Avrupa Birliği ve NATO ile olan tarihi bağlarına baktığımız zaman, Katar ve Türkiye arasındaki güçlü ekonomik ve askeri ilişki soluklaşıyor. AB halen Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı.”

Katar menşeili 131 şirket

Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2017 sonu itibariyle Türkiye’de Katar sermayeli 131 şirket faaliyet gösteriyor.

Katar’ın Türkiye’de yaptığı yatırımlar ve kurduğu ortaklıklar açısından en çok ses getiren şirketler QNB Finansbank, Digiturk, Abank, Banvit, BMC ve Boyner oldu.

Katar Ulusal Bankası (QNB), Finansbank’ın yüzde 99,81 hissesini 2015 yılında Yunanistan’ın en büyük bankası National Bank of Greece’den (NBG) satın almıştı.

Merkezi Londra’da bulunan BlueBay portföy yönetimi şirketinin gelişmekte olan piyasalar masasından stratejist Timothy Ash, Katar’ın Türk bankacılık sektörü için önemli bir yatırımcı olduğunu, o yüzden ‘bu kriz dönemini atlatacağı sırada Katar’ın desteğini sürdürmesinin Türk bankacılık sektörü için yararlı olacağını’ söylüyor.

Ash, swap anlaşmasının Merkez Bankası’na likidite sağlayacağı için bankacılık sektörü adına iyi bir gelişme olduğunu, ancak bu miktarın da 3 milyar dolar ile sınırlı olduğunu belirtiyor.

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Ash ayrıca Suudi Arabistan ile yaşadığı gerginlik yüzünden Katar’ın kendi sorunları olduğunu ve Batı’nın yerini tutacak kaynağı olmadığını vurguluyor.

Ash’e göre Türkiye’nin Doğu’daki ortaklarına güvendiğini çok sık dile getirmesine rağmen, sadece Katar’ın 15 milyar dolar yardımla ortaya çıkması, Türkiye’nin gelecekteki politikalarını gözden geçirmesi açısından önemli:

“Orta Doğu, Çin ya da Rusya’dan bir yardım geldiğini görmedik. Bu Türkiye’deki siyasetçilere, yeni bir yönelimleri olduğunu söylemelerine rağmen Türkiye’nin piyasalar, finans ve yatırım kaynaklarının üçte ikisinin Batı’dan geldiğini göstermeli. Bu durum çok yakın bir zamanda değişecek gibi de görünmüyor.”

[divider]

Sosyal medya’da bizi takip edin…

Twitter | Facebook | Pinterest | Haber  YouTube

Akademi Portal Youtube Dergi

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here