Washington Post, yazarları arasında yer alan Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın ortadan kayboluşu ve öldürülmüş olma ihtimaliyle ilgili ayrıntılara yer vermeyi bugün de sürdürdü.

Gazete, Kaşıkçı’nın kaybolmasından önce Suudiler’in gazeteciyi yakalama planları yaptıklarına ilişkin konuşmaların Amerikan istihbaratına takıldığını iddia etti.

Gazeteye konuşan bir kaynağa göre Suudi yetkililer, Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’a dönmesini sağlayarak gazeteciyi orada yakalamak istediklerini yazdı.

Gazeteye göre Suudiler’in “Kaşıkçı’yı yakalayıp sorgulamak mı yoksa öldürmek mi istedikleri” net değil. Gazeteye göre Amerika’nın Kaşıkçı’yı hedef olduğu yönünde uyarıp-uyarmadığı da bilinmiyor.

Gazete ayrıca Türk istihbarat yetkililerinin, Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan Konsolosluğu’na giriş yaptığı 2 Ekim’de iki ayrı özel uçakla biri sabaha karşı, diğeri öğleden sonra İstanbul’a gelen 15 kişilik Suudi ekibe odaklandığını yazıyor. Ekibin, Kaşıkçı’nın konsolosluğa girmesinden önce binada beklemeye geçtikleri düşünülüyor. Habere göre konsolosluk binasından yaklaşık yarım kilometre uzaklıktaki konsolosluk rezidansında neler yaşandığı da soruşturmanın odağında yer alıyor. Rezidansın güvenlik kameralarından alınan görüntü, koyu renk camlı bir minibüsün rezidansın önünde bulunduğunu gösteriyor.

Gazete haberine, “Henüz doğrulanmamış bir habere göre minibüs, rezidans önünde dört saat kaldı ve rezidansın Türk çalışanları, o gün acele şekilde izne çıkarıldı. Güvenlik yetkilileri, minibüsün, söz konusu Suudi ekipten bazı kişileri Kaşıkçı’nın konsolosluğa girişinden yaklaşık iki saat sonra rezidansa götürdüğünü söylüyor. Uçuş kayıtları ve soruşturmaya yakın kaynaklar, 15 kişilik Suudi ekibin günün sonunda Kahire ve Dubai’ye gitmek üzere İstanbul’dan ayrıldığına işaret ediyor” şeklinde devam ediyor.

Washington Post bugün ayrıca Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz’in kaleme aldığı bir yazıya da yer veriyor. Cengiz, Başkan Trump’a hitaben yazdığı yazıda, bir yıldan uzun süredir memleketinden uzakta, Amerika’da yaşamak zorunda kalmasının ülkesini ve ailesini özleyen ve “her an acı çekiyorum” diyen Kaşıkçı’yı son derece olumsuz etkilediğini dile getiriyor.

Cengiz’in yazısı özetle şöyle:

Evlenmek üzereydik, Washington ve İstanbul arasında mekik dokumaya hazırlanıyorduk. Umut doluyduk. Cemal, uzun yıllara dayanan deneyimleriyle Washington’da etkin bir gazeteci olmak istiyordu, Washington Post’ta yazmaktan ve artık sesi çıkmayan meslektaşlarının sesi olmaktan ötürü minnet doluydu. Amerikan vatandaşlığına başvurmuştu, İstanbul ziyaretinin amacı ise Washington’a dönmeden önce gereken evrakları toparlamaktı. Ülkesindeki tutuklama dalgaları onu giderek daha çok kaygılandırıyordu. Ancak Türk topraklarındaki Suudi konsolosluğuna gitmekten endişe duymadı çünkü kendisine bir şey olacağını düşünmüyordu. Konsolosluğa girerken içeride güvenliğinin tehdit edileceğinden şüphe duymuyordu. Şu kadarı doğru:

Konsolosluğa girdi ama çıktığına dair bir kanıt yok. Son günlerde durumu yakından takip eden Türk yetkililerinin işlerini nasıl yaptıklarına tanık oldum. Türk hükümet yetkililerinin becerilerine güveniyorum. Başkan Trump ve First Lady Melania Trump’a, Cemal’in ortadan kayboluşuna ışık tutmaları için yalvarıyorum. Başta Kral Selman ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman olmak üzere Suudi Arabistan’ı da aynı hassasiyeti göstermeye ve konsolosluğun kamera görüntülerini yayınlamaya davet ediyorum. Bu olay iki ülke arasında olası bir siyasi krizi körükleme potansiyeline sahip olsa da olanların insani yönünü göz ardı etmeyelim. Cemal değerli bir insan, örnek bir düşünür, ilkeleri için savaşan cesur bir insandır. Türkiye’de kaçırıldığı ya da öldürüldüğü doğruysa bundan böyle nasıl yaşarım, bilmiyorum. Umudum her geçen gün azalsa da Cemal’in hala sağ olduğuna inanıyorum.”

Haberler


  

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here