Asit yağmurlarının en çok etkilediği faktörler toprak ve havadır. Bilindiği üzere atmosferde bulunan nem bünyesinde bazı misafirleri konuk eder.

Bunlar; Kükürt ve azot dioksitler olmaktadır. Bu birleşme sonucunda ortaya sülfürik ve nitrik asitli yağmurlar meydana gelir. Kar veya dolu ile toprak ve havaya bulaşmaktadır.

Asit yağmurlarının oluşmasında doğal kirlilik olduğu kadar insanların da bu kirliliğe ortak olduklarını görmekteyiz. Hava kirliliğine sebep olan insani yapıtlar atmosferi hızlı bir şekilde kirletmektedir. Hiç düşündünüz mü dumanlar, pis havalar, fabrikadan çıkan asitli dumanların atmosfere gittiğini ve oradan yağmurlarla beraber yeryüzüne tekrardan indiğini? Son yıllarda atmosferdeki kirliliğin önüne geçilmesi için bir takım çalışmalar planlansa da maalesef önüne geçilemeyen bir durumdur. Atmosferden gelen asitli yağmurlarla beraber taş, toprak ve hava kirlenmektedir.

Asit yağmurlarının toprağa karışarak olumsuz şeyler oluşturduğuna da tanık olabiliriz. Bu olumsuz şeyler doğanın da dengesini bozmaktadır. Bilindiği üzere toprağın yapısında kalsiyum ve magnezyum bulunmaktadır. Bu elementler bir bitkinin yetişmesi ve gelişmesi için çok önemlidir. Asitli yağmurlar ise bu elementleri aşağıya yani derine doğru batmasında büyük etkileri olan yağmurlardır. Bitkilerin gelişmemesi, kuruması sırf bu sebeple olmaktadır. Yani Magnezyum ve Kalsiyum vitaminini alamayan bitkiler ve ağaçlar kurumak zorunda kalmaktadırlar.

Aynı zamanda asit yağmurları, toprak üzerinde bulunan alüminyum elementinin de dağılmasına sebep olacaktır. Düşünüldüğü zaman magnezyum, kalsiyum ve alüminyum gibi elementlerden yoksun kalan ağacın meyvesi de istediğimiz şekilde olmamaktadır. Özellikle son yıllarda tükettiğimiz meyvelerin tadının tuzunun olmaması gibi yorumladığımız gibi

Aynı şekilde sadece ağaçların meyvesi değil, bitkilerdeki vitaminlerin de eksik olarak tüketildiğini düşünebilirsiniz. Tüm bu kirliliğin sayesinde bitkiler, meyveler etkilenirken insanlar bu vitaminleri istedikleri gibi alamadıkları durumlarda bazı hastalıkların da meydana gelmesi kaçınılmaz bir durumdur.

Laktik Asit Nedir?

Alkol işlevi gören ve CH3-CHOH- COOH formülüyle gösterilen organik asit.

Laktik asit sütteki şekerlerin (özellik­le laktoz) mayalanmasıyla oluşur.

Laktik Mayalanma

Mayalanma, şekerlerin oksijen yoklu­ğunda (anaerobiyoz) bozunmalarının olası iki sürecine verilen ortak addır. Bunlar, hayvanlarda laktik asit, bitki­lerde etü alkol oluşumuna yol açarlar. Laktik mayalanmayı gerçekleştirebil­mek için, mikroorganizmaların sağla­yabildiği enzim tepkimelerinden ya­rarlandır. İlk tepkime, laktozun, laktaz yoluyla glikoz ve galaktoza dönüş­mesidir.

Laktik asit, üç optik izomer biçiminde bulunur: Dekstrojir, levojir ve rasemik asitler. Adi asit, rasemik biçi­midir. Laktik asit çoğunlukla bozulma­ya yüz tutmuş peynirde gelişen maya­lar aracılığıyla, glikozun mayalanma­sından elde edilir. Oluşan kalsiyum laktat, billurlaştırma yoluyla arıtüır ve bundan, sülfürik asit yardımıyla asit açığa çıkarılır. Laktik asit, 18°C’ta katüaşan şurubumsu bir sıvıdır. Suda ve alkolde her oranda çözü­nür. Isıtıldığında, bir ya da iki su mo­lekülü yitirerek kendisiyle birleşebilir ve böylece dilaktik asit ya da laktit (laktik asit 150°C’ta ısıtıldığında elde edilen anhidrit) verir. Sülfürik asit, sı­cakta, bunu aldehit ve formik aside böler. Yükseltgenme etkenleri laktik asidi, önce pirüvik aside dönüştürür­ler, bu da daha sonra asetik asit ve karbonik anhidrite bölünür.

Laktik Asit Ve Kas Kasılması

Kas kasılması, glikozun yükseltgenmesiyle sağlanan bir enerji katkısı, ya­ni oksijen gerektirir. Bununla birlik­te, herhangi bir nedenle, kas, kasılma­nın metabolizma gereksinimleri için yeterli bir oksijenleyici kan akışı al­mazsa, özel bir biyokimyasal süreç enerji kazanılmasını sağlar (ancak, kesinlikle elverişsiz koşullarda): Gliko­zun oksijensiz ortamda laktik dönüşümü, kas kasılmasına olanak sağlar, bu arada kas yorgunluğuna neden olan gereksiz bir laktik asit birikimine de yol açar. Bu laktik asit, yavaş yavaş ter ve idrar yoluyla dışarı atüır ve yal­nızca çok küçük bir bölümü, karaciğer düzeyinde glikoza dönüşür (glikozun metabolizmada depolanma biçimi).

Laktik Asit Ve Besin Sanayi

İnsanlar besin gereksinimleri için, laktik mayalanmadan yararlanmışlar­dır. Mayalanmış sütün ekşi tadı beğenilince, mayalanma etkenlerinin (bir bakteri olan lactobacillus gibi mikro­organizmalar) ustaca seçimi sayesin­de sütlü besin maddelerinin üretimi­ne girişüdi ve bu yaygınlaştırıldı: Bun­lar arasında yoğurt, kefir, kımız, vb. sayılabilir.Laktik asidin, laktat olarak adlandı­rılan bazı tuzları, sanayide kullanılır: Sözgelimi, gümüş laktat fotoğrafçılık­ta (duyarlı yüzeyler), kalsiyum laktat ve demir laktat, güçlendirici madde­lerin temeli olarak kullanılırlar.

Etil Alkol ve Laktik Asit Fermantasyonlarının Teknolojide Kullanım Alanlarının Araştırılması

Öncelikle Etil alkol nedir kısaca sizlere bunun cevabını vererek konumuza giriş yapalım istiyoruz. Etil alkol, kimyasal bileşik olarak nitelendirilebilir. Bazı bitki çeşitlerinin, meyvelerinin, tahıllarının köklerinin belli başlı fermantasyonlara uğratılarak elde edilmesine ayrıca organik çözücü olarak kullanılmasına, görüntüsünde su gibi renksiz ama kokulu olan ayrıca yanıcı özelliği bulunan kimyasal bir bileşkeden oluşmaktadır. Alkollü içeceklerde kullanıldığı gibi bazı şuruplarda da çözücü olarak kullanıldığı bilinmektedir. İçilen her alkollü içecekte etil alkol bulunmaktadır. Ancak etil alkol oranı alkollü içeceklerde ne çok az ne de çok fazla kullanılmamalıdır.

Etil Alkol Fermantasyonu Nedir?

Bakterilerden veya bazı mayalar tarafından oluşmaktadır. Glikoz parçalanır ve sonrasında pürivattan maddesi elde edilir. Pürivattan kimyasalı ile bir takım işlemler yapıldıktan sonra elde edilen kimyasalın bu seferki adı Asetaldehit olan kimyasal elde edilir. Pürivattan çıkarılan kimyasalın 1 CO2 elementi olduğunu belirtelim. Asetaldehit kimyasalından ise NADH2 elementi çıkarılır ve ortaya hidrojenler çıkarılır. Ortaya çıkan sonuç ise Etil alkoldür. Bu sebeple Etil Alkolün nasıl elde edildiği yani fermantasyona uğratılarak elde edildiğini gözlemledik.

Laktik Asit Fermantasyonu Nedir?

Laktik asit fermantasyonuna giriş yapmadan önce Laktik Asit nedir kısaca sizleri bilgilendirelim. Süt asidi olarak belirtebiliriz. Yani özellikle bitkilerin sütünde bulunur. Ya da ekşi sütten elde edilebilen bir asit türüdür. Laktik asit aynı zamanda spor veya egzersiz yaptığımız zaman vücudumuzda oluşan enzim sonucunda ortaya çıkan yorgunluk belirtisi ile de karşımıza çıkmaktadır.

Laktik Asit Fermantasyonu ise; Oksijen yetersizliği ile karşılaşıldığında hayvan ya da insanın hücrelerinde oluşan fermantasyon çeşididir. Bu durum glikozun, glikoz ile parçalanması durumudur. Bu parçalanmanın sonucunda elde edilen bazı moleküller ortaya çıkar. Bunlar, ikişer tane olmak üzere ATP, NADH ve pürivattan bulunmaktadır. Son olarak glikozun tekrar parçalanabilmesi için NADH2 molekülünde bulunan hidrojen başka bir moleküle aktarılma işleminin yapılması gerekir. Bunun için NAD+ ‘nın tekrar ortaya çıkması sağlanmalıdır.

Formik asit, formaldehit ve formol nedir?

Yağ asitleri adı verilen dizinin ilk öğesini oluşturan, H – C – O – H formüllü, karboksilli (metanoik) asit ile H – C – H formüll ü metanalin yaygın adı.

Formik Asit Nedir?

1812 yılında Gehlen tarafından bağımsız bir organik asit olarak tanınan formik asit l00,8°C’ta kaynayan ve 8,6°C’ta billurlaşan, renksiz bir sıvıdır. Bazı böceklerin (karıncalar, arılar) ve bitkilerin (ısırganlar) ürettiği, tahriş edici salgıların bileşimine girer. Derişik formik asit, sanayide, 8 atmosfer basınç altında, 120°C sıcaklıktaki bir sodyum çözeltisine karbonoksit etkisiyle hazırlanır. Elde edilen formiyat, eşit kütlede formik asitle karıştırılıp sülfürik asitle birleştirildikten sonra alçak basınç altında damıtılır. Her oranda suyla karışabilen formik asit, azeotrop oluşturduğu için damıtma yoluyla ayrılamaz. Dizinin bütün yağ asitleri içinde en güçlü olanıdır; tuzlarına formiyat adı verilir. Asit özelliklerinden başka, moleküldeki -CHO kümesinden ileri gelen ve aldehitlerinkine benzeyen indirgen özellikler de taşır. Esterlerinden bazıları, güzel kokularından ötürü şekercilikte kullanılır. Rom kokulu metil formiyat, bazı alkolleri kokulandırmaya yarar.

HÜCRE ORGANELLERİ- ORGANELLERİN GÖREVLERİ

HÜCRENİN TEMEL KISIMLARININ YAPISI VE GÖREVLERİ Sitoplazmada bulunan ve hücrenin solunumu, beslenmesi ve boşaltımı gibi yaşamsal olaylarının gerçekleştiği yapılara organel denir. Hücre organelleri mitokondri, kloroplast, koful, lizozom, ribozom, sentrozom, endoplazmik retikulum, golgi aygıtı ve plastitlerdir. Hücre organelleri ve görevleri aşağıda detaylı olarak anlatılmıştır. Hücre Organelleri Mitokondri Mitokondrinin hücredeki görevi, bulunduğu … Devamını Oku »

Formaldehit Nedir?

Formal diye de adlandırılan formaldehit -21°C’ta sıvılaşan, -92°C’ta katılaşan ve mukozayı tahriş eden, renksiz bir gazdır. Sanayide, çok büyük miktarlarda, gümüş ya da bakır üstünden 600°C’ta hava oksijeni aracılığıyla, metanolün yükseltgenmesiyle hazırlanır. Tepkime şöyle gelişir:

2CH3OH + O2 – 2HCHO + 2H2O.

Aldehitlerin bilinen bütün tepkimelerinden bağımsız olarak, formaldehitin, önemli bir sanayi ürünü olmasını sağlayan olağanüstü bir tepkime gücü vardır. Metanal suda çözünür. Ticarette, % 38 metanal içeren sulu çözeltiler formol adıyla tanınırlar. Asetilene katılması, bazı kauçukların ana maddesi olan bütadiyenin temel bireşim maddesini, yani bütindiyolü verir. Metanalin amonyakla yoğunlaşması sonucu heksametilentetramin (C6H12N4) elde edilir. Bu, idrar yolları için mikropkırıcı (ürotropin) olarak kullanıldığı gibi sanayide, bazı reçinelerin bireşiminde metanal yerine kullanılır ya da dumanlı nitrik asit etkisiyle, plastiğin ana bileşeni ve güçlü bir patlayıcı olan heksojene dönüşür. Metanalin fenollerle polikondansasyonu, ısıyla sertleşen ve
feroplastlar adı verilen bir plastik maddeler sınıfının elde edilmesini sağlar. Bunlardan, bakelitler, sanayide üretilen ilk yapay reçinelerdir. Metanalin üreyle polikondansasyonu sonucu, üreformol reçineleri ya da üreoplastlar elde edilir. Albüminli maddelerleyse ısıyla sertleşen, başka bir plastik maddeler sınıfı, yani aminoplastlar oluşur.

Formol Nedir?

Formolün sulu çözeltisi, gerçekte, aşağı yukarı yalnızca, bunun, CH2 (OH)2 formüllü hidratını içerir. Bu madde, n değişken , ama, yüksek bir sayı olmak üzere, (CH2O)n H2O formüllü paraformaldehit makromolekülleri vermek için büyük bir polimerleşme eğilimi gösterir. Formole sülfürük asit katılmasıyla, yapay liflerin (Delrin) hazırlanmasına yarayan, çözünmez, yüksek bir mol kütlesi olan, lineer bir polimer elde edilir. Asitli bir ortamda, formolün damıtılması, formülü

olan halkalı bir trimeri, yani trioksimetilen ya da trioksanı verir. Formol, ölmüş hayvanların ve benzeri anatomi örneklerinin saklanmasında kullanılan güçlü bir mikrop kırıcıdır.

Akademi Portal, Eğitim

[divider]

Twitter | Facebook | Pinterest |    Akademi Portal

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here