ABD’de İran’a yönelik yaptırımların delinmesi sürecinde rol oynadığı gerekçesiyle yargılanıp 28 ay tutuklu kalan, infazının ardından Temmuz’da Türkiye’ye dönen eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla, Borsa İstanbul Genel Müdürü olarak atandı.

Hazine Bakanı Berat Albayrak, Twitter’da “Haksız bir mahkumiyetin ardından ailesine ve ülkesine kavuşan Hakan Atilla, Borsa İstanbul Genel Müdürü olarak göreve başlıyor” paylaşımı yaparak atama kararını duyurdu.

Atilla, kamuoyunda “Reza Zarrab davası” olarak bilinen ancak resmi adı “ABD, Mehmet Hakan Atilla’ya karşı” olan yargı sürecinin ve ABD’de hapiste geçirdiği 28 ayın ardından 24 Temmuz’da Türkiye’ye dönmüştü.

Atilla’yı Türkiye’ye gelişinde ailesi ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak karşılamıştı.

Arşiv: Hakan Atilla'nın ABD'de yargılandığı davada neler yaşandı?
Hakan Atilla’yı Türkiye’ye gelişinde ailesi karşıladı
(REUTERS)
Arşiv: Hakan Atilla'nın ABD'de yargılandığı davada neler yaşandı?
GETTY IMAGES

Atilla, Mart 2017’de bono ihracıyla ilgili görüşmeler yapmak üzere gittiği ABD’de havaalanında gözaltına alınmıştı. 32 ay hapis cezası verilen Atilla, hapiste geçirdiği süre göz önünde bulundurularak ve iyi hal indirimi uygulanması sonucu 20 Temmuz 2019’da tahliye edildi ve göçmen bürosundaki sınır dışı işlemlerinin tamamlanmasının ardından 24 Temmuz 2019’da Türkiye’ye geldi.

Dava sürecinde yaşananları derledik:

***Bu haber ilk olarak 25 Temmuz 2019’da yayınlanmıştır.

Atilla’nın karar duruşmasında neler yaşandı?

Yargıç Richard Berman, 16 Mayıs 2018 Çarşamba günü New York’ta yapılan oturumda verdiği cezayı ve gerekçelerini açıkladı.

Berman, Atilla’nın Halkbank’ın üst düzey yöneticisi olarak yapması gerekeni gerçekleştirdiğini, yaptırımları delmek için kurulan düzenden yararlanmadığını belirterek, daha çok üst yöneticisi eski Genel Müdür Süleyman Aslan’dan aldığı talimatları yerine getirdiğini söyledi.

Berman, bu durumun Atilla hakkında verilen kararda etkili olduğunu söyledi.

Davanın jürisi, Ocak 2018’de değerlendirmesini tamamlamış ve Atilla’yı savcılık tarafından yöneltilen altı suçlamanın beşinden suçlu bulmuştu.

Atilla’ya ABD ve özellikle de “ABD Hazine Bakanlığı’nı dolandırmak için kumpas kurma”, “Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası’nı (International Emergency Economic Powers Act) delmek için kumpas kurma”, “bankacılık sisteminde sahtekarlık yapma”, “bankacılık sisteminde sahtekarlık yapmak için kumpas kurma”, “kara para aklama” ve “kara para aklamak için kumpas kurma” suçlamaları yöneltildi.

Jüri, Atilla’yı bir tek kara para aklamadan suçlu bulmadı.

Davanın görülmesine New York’ta 27 Kasım’da jüri üyelerinin seçimiyle başlandı. Jüri seçiminin ve hem savunma hem de iddia makamının açılış konuşmalarının tamamlanmasının ardından tanıkların dinlenmesine geçildi. Zarrab, 29 Kasım günü tanık olarak ifade vermek amacıyla kürsüye çıktı ve sekiz günün ardından 7 Kasım’da ifadesini tamamladı.

Dava boyunca Atilla’nın yanı sıra ABD Hazine Bakanlığı’nın yetkilileri ve 17 Aralık 2013’teki yolsuzluk soruşturmasında görev alan eski Komiser Yardımcısı Hüseyin Korkmaz’ın da olduğu bir dizi isim tanık olarak ifade verdi ve mahkeme salonunda özellikle 17 ve 25 Aralık 2013’teki soruşturmalar kapsamında yapılan telefon dinlemeleri dinlendi.

Jürinin değerlendirmesine ise 20 Aralık Çarşamba günü başlandı. Jüri, üç günlük değerlendirmede oybirliğiyle bir karara varamaması üzerine Noel ve yeni yıl nedeniyle uzun bir ara verildi. Aranın ardından 3 Ocak’ta tekrar toplanan jüri üyeleri arasında, ilk günkü değerlendirmede oybirliği sağlandı.

Arşiv: Hakan Atilla'nın ABD'de yargılandığı davada neler yaşandı?

Davada biri Zarrab, diğeri de Atilla olmak üzere iki tutuklu tanık yer aldı. Savcılığın son hazırladığı iddianamede ise Atilla’nın yanı sıra Zarrab ve eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın da bulunduğu toplam dokuz kişiye yönelik suçlamalar yer alıyordu.

Dava sırasında da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eski Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın isimleri tanık ifadelerine geçti.

Türkiye, bu davayı “kendisine dönük açık bir kumpas” olarak nitelendiriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17-25 Aralık 2013’te yapılan yolsuzluk soruşturmalarını “tarihin en büyük tuzaklarından biri” olarak tanımladı ve aynısının şimdi ABD’de tekrarlandığını söyledi. Ayrıca, davanın savcıları hakkında da soruşturma başlatıldı.

Kararın açıklanmasının ardından Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, “Bu davanın siyasi olduğu çok net ortadadır. Bu dava, FETÖ’yle (Fethullahçı Terör Örgütü) FBI, CIA ve ABD yargısının işbirliğinin somut bir ispatıdır” dedi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da çıkan sonucu “skandal bir davanın skandal bir kararı” olarak nitelendirdi.

Yargıç Berman ve New York Güney Bölgesi Savcı Vekili Joon Kim de dava öncesinde Türkiye’den gelen eleştirilere yanıt verdi. Yargıç Berman, üçüncü tarafların tercümanlar da dahil olmak üzere mahkeme süreciyle bağlantılı kişileri etkilemeye çalıştıklarını ve bunun tekrarlanması halinde ilgili makamlara haber vereceğini söyledi. Savcı Kim de Türkiye’den gelen suçlamaları “saçmalık” olarak nitelendirdi.

Hukuki boyutlarından çok siyasi yönleriyle ön plana çıkan ve kamuoyunda “Zarrab davası” olarak bilinen soruşturmaya dair bugüne kadar mahkemeye sunulmuş, üzerinde gizlilik olmayan belgelerin yanı sıra dava sürecinde yaşananları inceleyerek, önemli konu başlıklarını derledik:

Yargı sürecinde neler yaşandı?

Davanın hakimliğini Yargıç Berman, savcılığını ise Savcı Vekili Kim yaptı. Duruşmalarda iddia makamını Kim’in yardımcıları temsil etti.

Atilla’nın savunma ekibinde de “beyaz yakalıların” ve finans sektörü çalışanlarının yargılandığı davaları üstlenmekle ün kazanan ve New York’un önde gelen avukatları arasında gösterilen Catherine Fleming ve Victor Rocco yer aldı. Atilla, Haziran 2017’deki ön hazırlık duruşmasında avukat masraflarının Halkbank tarafından karşılandığı söyledi.

Hazırlık duruşmalarının tamamlanmasının ardından davanın görülmesine 27 Kasım’da jüri seçimiyle başlandı. Dava, 27 Kasım Pazartesi’den kapanış konuşmalarının yapıldığı 19 Aralık Salı gününe kadar haftada beş gün ve bazı cuma günleri duruşmalara erken ara verilmesi haricinde ilki TSİ 17.15 ile TSİ 20.45; ikincisi de TSİ 22.15 ile TSİ 00.45 arasında olmak üzere iki oturum halinde görüldü.

Berman, duruşmanın ilk gününde olası jüri üyelerine hitabında bunun bir ceza davası olduğunu söyledi. Berman, dava süreciyle ilgili ayrıntıları aktararak, “Burada duyacağınız üzere, Sayın Atilla ile aynı ya da benzer suçlarla suçlanan diğer başka kişiler de var ancak bu kişiler bu davada sizin önünüzde yargılanmayacaklar” diye konuştu.

İlk günkü oturumda jüri seçimi sırasında olası bir çıkar çatışması ya da sonradan davanın düşmesine neden olacak bir hukuki bir sorunu önlemek adına potansiyel üyelere bazı sorular yöneltildi. Potansiyel jüri üyelerine yöneltilen sorular arasında Türkçe bilip bilmedikleri de yer aldı.

Ancak davanın başında en çok dikkat çeken nokta ise jüri üyelerine verilen talimatların ekinde yer alan liste oldu. 10 sayfalık bu listede, davanın sanığı, iddianamede adı geçen diğer isimler, muhtemel tanıklar veya duruşmalar sırasında isimleri gündeme getirilebilecek kişiler, yerler ve şirketler sıralandı.

Listede, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak ve oğlu Bilal Erdoğan, eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, eski Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, eski Avrupa Birliği (AB) Bakanı Egemen Bağış, gazeteci Can Dündar ve şarkıcı Ebru Gündeş de yer aldı.

Arşiv: Hakan Atilla'nın ABD'de yargılandığı davada neler yaşandı?
Mehmet Hakan Atilla’nın savunma ekibi: Cathy Fleming (solda) ve Victor Rocco (sağda)

İlk gün 12 jüri üyesi ile 6 yedek üyenin seçimi tamamlandı. Böylece davanın esastan görüşülmesine geçildi. İlk haftanın sonlarına doğru, duruşmalarda sürekli uyuyakaldığı görülen bir jüri üyesi Yargıç Berman tarafından görevden alınarak, yerine yedeklerden biri atandı. Karar için değerlendirme aşamasına geçilirken de biri rahatsızlığı, diğeri de Ocak ayı içinde seyahat planı bulunması nedeniyle iki kişi daha jüri üyeliğinden alındı.

Davanın görülmesine ise 28 Kasım’da jüri seçiminin tamamlanması ve hem iddia hem de savunma ekibinin açılış konuşmalarını yapmasıyla resmen başlandı. 29 Kasım’da ise Zarrab, iddia makamı adına tanıklık yapmak üzere kürsüye çıktı. Zarrab’ın tanıklığı sekiz gün sürdü.

Zarrab’ın ardından iddia makamı, yapılan işlemlerin neden suç teşkil ettiğini anlatmak amacıyla teknik konularda bilgi veren ABD Hazine Bakanlığı’ndan eski ve halen görevde olan yetkililerini tanık kürsüsüne çıkardı.

Savcılık, kanıt olarak sunulan telefon görüşmeleri, fotoğraf ve diğer belgelerin nasıl elde edildiği konusunda ise 17 Aralık 2013 tarihinde rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla ilgili yürütülen operasyonu yöneten polis memurlarından eski Komiser Yardımcısı Hüseyin Korkmaz’ın tanıklığına başvurdu.

Savunma makamı da sanık Atilla’yı tanık kürsüsüne çıkardı. Ayrıca bir Türk Hava Yolları’nda çalışan bir kişi, söz konusu bir konuşma sırasında Atilla’nın uçakta olduğunu ispat etmek amacıyla tanıklık yaptı.

İddia makamı ve savunma ekibi, 19 Aralık Salı günü kapanış konuşmalarını tamamladı.

Savcılık, iddianamede ve açılış konuşmasında, Atilla’nın “ekonomik cihat” yürüttüğünü ve bu nedenle de İran yaptırımlarının delinmesi sürecinde rol oynadığını öne sürüyordu. Ancak savcılık kapanış konuşmasında bu iddiayı gündeme getirmezken, Atilla’nın “milyarlarca dolarlık yaptırımları delme planının üstünü örtmek için yalan söylediğini” iddia etti.

Atilla’nın avukatları da müvekkillerinin masum olduğunu yineledi. Avukat Rocco, “Hakan Atilla, bu oyunda suçu olmayan bir piyon ve ABD’de mahkeme salonuna değil, Alacakaranlık Kuşağı’na ait olan bir hikayenin ikincil zayiatı” diye konuştu.

Konuşmaların ardından 20 Aralık itibariyle jüri karar için değerlendirmelerine başladı.

Jüri, değerlendirmesinin ikinci gününde eski polis memuru Korkmaz’ın ifadesinin bir bölümünü gözden geçirmeyi talep etti. Ayrıca Yargıç Berman’a Attila’ya yöneltilen kara para aklama suçlamasıyla ilgili jüri üyelerinin tamamının “değerlendirme yaparken aynı kriterlere göre hareket etmesinin zorunlu” olup olmadığı sorusunu yöneltti. Berman da bu soruya ‘evet’ yanıtını verdi.

Değerlendirmelerin üçüncü günü olan 22 Aralık Cuma Noel ve yılbaşı nedeniyle jürinin görüşmelerine 3 Ocak tarihine kadar ara verildi.

Reuters haber ajansı, jürinin yönelttiği soru ve taleplerinin üyeler arasında görüş ayrılığı yaşandığının bir işareti olduğu yorumunu yaparken, davayı yakından izleyen gazetecilerinden New York Times’ın adliye muhabiri Benjamin Weiser de jüri değerlendirmeleri sırasında bu kadar uzun bir ara verilmesini ise “sıra dışı” olarak nitelendirdi.

Arşiv: Hakan Atilla'nın ABD'de yargılandığı davada neler yaşandı?

Jüri, 3 Ocak Çarşamba günü değerlendirmelerine yeniden başladı. Jüri, Yargıç Berman’a bazı suçlamalarla ilgili kararda oybirliği sağlanması ancak bazılarında ise sağlanamaması halinde ne yapabileceklerini sordu. Berman da sanığın bazı suçlamalardan suçlu, bazılarından ise suçsuz bulunabileceğini belirterek, oybirliği sağlanana kadar devam etmelerini söyledi.

Bu sorudan birkaç saat sonra ise jüri karar için oybirliğini sağladı. Buna göre, Atilla kara para aklama hariç kendisine yöneltilen altı suçlamanın beşinden suçlu bulundu.

Atilla’nın suçlu bulunduğu suçlamalar ABD ve özellikle de ABD Hazine Bakanlığı’nı dolandırmak için kumpas kurma, Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası’nı (International Emergency Economic Powers Act) delmek için kumpas kurma, bankacılık sisteminde sahtekarlık yapma, bankacılık sisteminde sahtekarlık yapmak için kumpas kurma ve kara para aklamak için kumpas kurma olarak sıralanıyor.

Atilla, yargılama boyunca kendisine yöneltilen suçlamaların tamamını reddetti. Mahkeme salonunda bulunan gazeteciler, Atilla’nın kararı sükûnetle karşıladığını ancak eşinin ağladığını bildirdi.

Savcılık da yaptığı açıklamada, yargılama sürecinin “eksiksiz, adil ve şeffaf” olduğunu söyledi.

Açıklamada, “İran’a yaptırım uygulanması rejiminin kalbinde milyar dolarlık bir gedik açan bu büyük ve küstah kumpasın merkezinde yer alan daha önce suçunu itiraf eden Reza Zarrab ile (Atilla), artık ciddi federal suçlardan hüküm giyen iki isim olmuştur. Yabancı banka ve bankacıların önünde tek bir seçim var: Ya İran ve yaptırım uygulanan diğer ülkelerin ABD yasalarından kaçmasına bilinçli olarak yardım edersiniz ya da ABD doları kullanarak işlem yapan uluslararası bankacılık sisteminin bir parçası olursunuz. Ancak ikisini birden yapamazsınız” dedi.

Davada cezaların açıklandığı karar duruşması ise 16 Mayıs’ta New York’ta yapıldı. Yargıç Berman, Atilla hakkında bir dizi hafifletici gerekçe saydı ve hem savcılığın hem de savunma makamının talep ettiğinin altında bir ceza verdi.

Atilla, 32 ay hapis cezasına çarptırıldı. Atilla’nın tutuklu bulunduğu 14 aylık süre de bu cezaden indirilecek ve kalan kısmını Connecticut’taki federal hapishanede geçirecek.

Berman, Atilla’nın Halkbank’ın üst düzey yöneticisi olarak yapması gerekeni gerçekleştirdiğini, yaptırımları delmek için kurulan düzenden yararlanmadığını belirterek, daha çok üst yöneticisi eski Genel Müdür Süleyman Aslan’dan aldığı talimatları yerine getirdiğini söyledi.

Berman, bu durumun Atilla hakkında verilen kararda etkili olduğunu söyledi.

Savcılık, Atilla’nın 188 ay hapis ve 500 bin dolara kadar para cezasına çarptırılmasını; avukatları ise hapis cezasının dört yıla kadar verilmesini talep etmişti.

Davada tutuklu bulunan diğer isim olan Türkiye, İran ve Makedonya vatandaşı iş adamı Reza Zarrab da yargılama süreci başlamadan önce savcılıkla anlaşarak suçunu kabul etti. Zarrab, davada iddia makamı adına tanıklık yaptı.

Zarrab’ın savcılıkla yaptığı anlaşma kapsamında, ailesi ile birlikte Tanık Koruma Programı’na dahil edilme olasılığı da bulunuyor.

Zarrab ile ilgili cezanın ilerleyen bir tarihte açıklanması bekleniyor. Atilla’nın karar duruşmasına katılmayan Zarrab’ın nerede olduğu ya da hangi cezaevinde tutulduğu ise bilinmiyor.

Zarrab için savcılığın davaya konu iddialarını desteklemekte kendisine ne kadar katkıda bulunduğuna dair görüşünü yargıçla paylaşması öngörülüyordu. Savcılık, Zarrab’ın davasına “önemli katkı” yaptığı yönünde bir değerlendirme yapması halinde, ceza indirimi talep edebilir.

New York’ta tamamlanan davada bireysel yargılama yapıldı. Dolayısıyla Türkiye devleti ya da Halkbank sanık olarak yer almadı.

Ancak bir Halkbank yöneticisinin suçlu bulunması, kurumsal bir yaptırım uygulanıp uygulanmayacağı sorusunu da beraberinde getiriyor.

Mahkemenin vereceği kararda Halkbank, Türkiye devleti ya da bankacılık sektörüyle ilgili bir ceza verilmedi. Verilen ceza yalnızca Atilla’yı ilgilendiriyor.

Bununla birlikte, ABD Hazine Bakanlığı’nın daha önce İran yaptırımlarına uymadığı gerekçesiyle dünyada çok sayıda bankaya verdiği maddi cezaların örnekleri bulunuyor.

Dolayısıyla Halkbank ile ilgili bir yaptırıma gitme ya da gitmeme olası kararı da ABD Hazine Bakanlığı’na ait.

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here