Zeytin Dalı Harekatı ile ilgili açıklamada bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri, iki askerin naaşına ulaşılamadığını belirtti, bugün gerçekleştirilen operasyonla ilgili “47 hedef vuruldu, 287 terörist öldürüldü” açıklamasında bulundu.

TSK: “47 hedef vuruldu, 287 terörist öldürüldü”

Harekâtın planlama ve icrasında sadece teröristler ve bunlara ait barınak, sığınak, mevzii, silah, araç ve gereçler hedef alınmakta olup, sivil/masum kişilerin zarar görmemesi için her türlü dikkat ve hassasiyet gösterilmektedir.”

23 Ocak 2018 tarihinde Zeytin Dalı Harekât bölgesinde meydana gelen çatışmalarda şehit olan iki kahraman silah arkadaşımızın naaşlarına, bölgede çatışmaların devam etmesi ve hava koşullarının uygun olmaması sebebiyle ulaşılamamıştır.”

24 Ocak 2018 tarihinde Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında tespit edilen PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ terör örgütüne ait sığınak, barınak, mühimmat deposu ve silah mevzii olarak kullanılan 47 hedef, Hava Kuvvetlerimize ait 27 uçak ile 09:00-13:51 saatleri arasında icra edilen hava harekâtı neticesinde imha edilmiştir. Harekâta katılan uçaklar emniyetle üslerine dönmüşlerdir.

Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında şu ana kadar bölgeden elde edilen bilgilere göre; en az 287 PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ terör örgütü mensubunun etkisiz hale getirildiği tespit edilmiştir.

[toggle title=”Günün diğer gelişmelerinden başlıklara göz atmak için tıklayın” state=”close” ]

Kilis’e Afrin tarafından roket atıldı, 10 kişi yaralandı

DHA, Afrin’den ateşlenen bir roketin akşam saatlerinde Kilis’in Cumhuriyet Caddesi’nde bulunan Çamlık Camisi’ne isabet ettiğini duyurdu.

Meydana gelen patlamada camide hasar oluştuğu ve en az 10 kişinin yaralandığı aktarıldı.

Yaralılar ambulanslarla hastanelere taşınırken, güvenlik güçleri olası yeni bir saldırıya karşı caddeki vatandaşları uyarıp uzaklaştırdı.

Binali Yıldırım: Yıldırım: 214 hedef etkisiz hale getirilmiştir

“Şu ana kadar planlandığı gibi operasyon devam ediyor. 214 hedef vurulmuş ve etkisiz hale getirilmiştir.”

Bölge terörden, PKK/YPG/PYD’dan ve DEAŞ’tan tam anlamıyla temizleninceye kadar, ülkemize yönelik, bölgede yaşayan Kürtlere, Araplara ve Türkmenlere yönelik hiçbir silahlı tehdidin, eylemin kalmayacağı anlaşılıncaya kadar bu operasyon sürecek.”

 

DTK Eş Başkanı Leyla Güven’in gözaltı süresi uzatıldı

İki gün önce gözaltına alınan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven’in gözaltı süresi uzatıldı.- DTK, yaptığı açıklama ile kararı eleştirdi. Açıklamada “İnsan kalabilmek için savaşa karşı çıkan, barışı ve kardeşliği savunan insanların, Anayasa, hukuk ve insan hakları ihlal edilerek susturulmaya çalışılması Türkiye’nin nereye savrulduğunu da gözler önüne sermektedir” denildi.

Diyarbakır’da gözaltına alınan DTK Eş Başkanı Leyla Güven PKK çizgisindeki Sterk TV’de yaptığı açıklamalarla, ‘halkı kin ve düşmanlığıa tahrik etmekle’ suçlanıyor.

Güven yayın sırasında, “İsteseler de istemeseler de bir kişi kalıncaya kadar Kobani’ye sahip çıkma ruhuyla Afrin’e de sahip çıkacağız. Halkımıza çağrıda bulunuyoruz. Eğer bugün Afrin’de bir şey olursa eskiden olduğu gibi ayağa kalkacağız” demişti.

Bismil ve Iğdır’da da tutuklamalar

Afrin Operasyonu ile ilgili yaptıkları basın açıklamasından sonra gözaltına HDP Bismil İlçe Eş Başkanı Refai Baran da örgüt propagandası yaptığı iddiasıyla tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Cezaevine gönderildi.

HDP Iğdır İl Eş Başkanı Hasan Safa ve DBP Iğdır il Eş Başkanı Halis Güney akşam saatlerinde Iğdır’da DBP il binasında gözaltına alınarak Iğdır Tem şube müdürlüğüne götürüldüğü öğrenildi.

YPG genel sözcüsü Redur Xelil: Amerikalı, Alman ve İngiliz gönüllüler Afrin’e geldi

YPG genel sözcüsü Redur Xelil, Reuters’a yaptığı açıklamada, İngiliz, Amerikalı ve Alman gönüllülerin Afrin’e Türkiye’ye karşı kendilerine destek vermek için geldiklerini öne sürdü.

Daha önce IŞİD’e karşı Kürtler ile beraber savaşan gönüllülerin Afrin’e de geldiğini söyleyen Xelil, sayılarının ‘onlarla’ ifade edilebileceğini aktardı.

Avrupa, Asya ve ABD’den gönüllülerin geldiğini iddia etti.

BBC ise üç İngiliz’in Afrin’e diğer uluslararası gönüllülerle beraber YPG’ye destek vermeye gittiğine dair bilgiye ulaştığını belirtti.

 

Uğur Mumcu, suikastının 25’inci yıldönümünde anılıyor

24 Ocak 1993’te evinin önünde uğradığı suikast yüzünden hayatını kaybeden gazeteci Uğur Mumcu, yazıları ve haberleriyle anılıyor.

Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü sokak, henüz deliller tam toplanmamışken olay günü süpürülüyor, 24 Ocak 1993- Suikasti karanlıkta kalsa da hakikate tutkusu, 25 yıldır yolumuzu aydınlatıyor. #UğurMumcu #UğurlarOlsun

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi: Afrin operasyonu sırasında 28 sivil hayatını kaybetti

İngiltere merkezli Suriyeli muhalif oluşum Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Türkiye’nin düzenlediği Afrin operasyonu sırasında 24 sivilin hayatını kaybettiğini öne sürdü.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, aynı zamanda operasyon yüzünden iki taraftan da çok sayıda can kaybının yaşandığını iddia etti.

Diğer yandan Irak Kürt medyası, Türkiye’nin operasyon yaptıkları yerde IŞİD’in bulunduğunu söyleyerek kamuoyunu ‘yanlış bilgilendirdiğini’ öne sürdü.

Irak Kürt haber sitesi Khandan, Afrin’de IŞİD’in bulunmadığına yönelik bir açıklama yaptı.

Erbil merkezli Kurdistan24 televizyonu da benzer açıklamalarda bulundu.

Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan: ABD ile sağlıklı bir iletişim içindeyiz

Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, Bloomberg HT televizyon kanalında yaptığı açıklamalarda bankasının ABD ile sağlıklı bir iletişim içinde olduğunu söyledi.

Bankamız İran ile yapılan ticarette ABD’nin yasaklarına uygun hareket etti. 1979’dan beri birçok düzenleme var, özellikle 2012- 2016 arasında yaptırımların kapsamı genişletildi. Halkbank sorumluluğunun bilincinde olarak bu detayları incelemiştir ve uygun olmayan işlemi yapmamıştır. Bankamız başta uluslararası dış ticaret kuralları olmak üzere bu düzenlemelere uymuştur”

Ancak Biz Halkbank olarak yüzde 49’u halka açık olan, yüzde 80’i yabancılara ait olan bir banka olarak ABD’li hukuk firmasıyla anlaştık. Bu firma üzerinden ABD’li ilgili kuruluşlarla iletişime geçtik. Her yıl denetlensek de, bununla yetinmedik, bağımsız inceleme firmasını davet ederek inceleme süreci başlattık. Bu hukuki ve teknik bir süreçtir. Şu anda ABD’li hukuk firmamız kanalıyla ABD’li kuruluşlarla iletişimimiz sağlıklı şekilde devam etmektedir.

Akademi Portal

[/toggle]

 

New York Times: Afrin operasyonu Türkiye-ABD ilişkilerini tehlikeli bir aşamaya taşıyor


Başkan Trump ve Cumhurbaşkanı Erdoğan Eylül ayındaki BM toplantısı sırasında görüşmüşlerdi

Amerikan New York Times gazetesi bugünkü sayısındsa, Türkiye’nin Suriye’deki Zeytin Dalı Harekâtı’nı yorumladı. Gazete, Ankara’nın Washington’un itirazlarına karşın “IŞİD’e karşı savaşta ABD’nin en yakın müttefiki Suriyeli Kürtlere topyekun savaş açtığını” yazdı.

New York Times, ABD Başkanı Donald Trump’ın Eylül ayında Birleşmiş Milletler’de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı bir dost olarak bağrına basıp “Her zamanki gibi birbirimize çok yakınız” dediğini hatırlattı.

Gazetedeki haberde şu ifadeler yer aldı:

“Türkiye’nin, ABD’nin itirazlarına rağmen ama göründüğü kadarıyla Rusya’nın rızasıyla giriştiği saldırı, iki NATO müttefiki arasındaki ilişkilerde tehlikeli yeni bir döneme işaret ediyor ve iki ülkenin çıkarlarını savaş alanında doğrudan doğruya karşı karşıya getiriyor.

‘ABD’nin eli zayıfladı’

“Bu Suriye’de tamamen İslamcı militanları yok etmeye odaklanan ABD’nin oradaki elinin ne kadar zayıfladığını sergiliyor.

“Türk birlikleri Pazartesi günü Suriye’nin kuzeybatısındaki Kürt kenti Afrin’e doğru ilerlerken, Beyaz Saray Türkiye’yi IŞİD’le mücadeleden sapmamaya çağırdı ama Türkiye’yi eleştirmekten kaçındı ve Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit eden teröristler olarak gördüğü Kürtler konusundaki güvenlik kaygılarını anladığını kaydetti.

“ABD’nin Kürtleri IŞİD’la savaşta cephede ortak olarak kullanması IŞİD tehdidi sürdüğü müddetçe anlaşılabilir bir şeydi. Fakat şimdi IŞİD geri çekilirken ve Beyaz Saray Kürt savaşçılarla ilişkilerini korurken, Türkleri de daha fazla kendisinden uzaklaştırmamanın yolunu arıyor.

“Trump yönetiminin bulduğu çözüm Kürtlere Suriye’nin kuzeybatısında IŞİD’in yeniden canlanma ihtimaline karşı sınır güvenliğini sağlayacak bir güç kurması konusunda destek olmaktı. Fakat bu Türkleri kızdırmaktan başka bir işe yaramadı. Bunu topraklarına karşı bir ayaklanmaya üs oluşturulması olarak gördüler.

‘ABD’nin iki seçeneği var’

“FBI’ın eski terörle mücadele ajanlarından olup şu anda Soufan Group adlı şirketin yönetim kurulu başkanı olan Ali Soufan ‘ABD Suriye’de çok ince bir denge tutturmaya çalıştı’ diyor, fakat ‘Suriye’deki savaş alanı küçüldükçe bu dengeyi korumak hemen hemen imkansız hale geldi’ diye sürdürüyor.

“Soufan ABD’nin iki seçeneği olduğunu söylüyor: Ya Kürt isyancılara desteğini büyük ölçüde azaltacak -ki bu da Suriye ve Irak’da ABD’ye tutarlı bir şekilde destek olan bir kaç grup tarafından ABD’nin yeni bir ihaneti olarak görülecek- ya da NATO üyesi Türkiye ile dolaylı ya da doğrudan bir çatışma riskini göze alacak.

Beyaz Saray sözcüsü Huckabee Türkiye’nin operasyonu kapsam ve süre olarak sınırlaması gerektiğini söylemişti

“ABD yönetimi, Dışişleri Bakanı Rex W. Tillerson, Savunma Bakanı Jim Mattis ve Beyaz Saray Basın Sözcüsü Sarah Huckabee Sanders tarafından yapılan kelimeleri dikkatle seçilmiş açıklamalarla bu senaryoların ikisini de ötelemeye çalıştı.

“Tillerson Türkiye’nin teröristlerin sınırı geçmesi konusunda ‘meşru kaygıları’ olduğunu söylerken, Mattis ABD’ye IŞİD’e karşı hava saldırılarında İncirlik üssünü kullandırdığı için Türkiye’yi övdü. Beyaz Saray sözcüsü Sanders ise dün Türkiye’yi ‘askeri eylemleri ve söylemini dizginlemeye’ ve harekatın kapsamı ve süresini sınırlamaya çağırdı.

‘Rusya boşluğu doldurdu’

“Bununla birlikte, Suriye’de sık sık görüldüğü gibi Amerika Birleşik Devletleri büyük ölçüde bir izleyici pozisyonunda göründü. Rusya etkisini artırarak ve Türkiye ile ilişkilerini düzelterek boşluğu doldurdu.

“Rusya yetkilileri inkar etseler bile Ankara’da Türkiye hükümetinin saldırı için Rusya’dan yeşil ışık aldığı görüşü egemen. Erdoğan dün Türkiye’nin operasyon konusunda Rusya ile anlaşma içinde olduğunu söyledi.

“Al Monitor gazetesinin güvenlik uzmanı ve yazarı Metin Gürcan ‘Rusya bu operasyonun hızına ayak uyduruyor’ diyor. Türkiye’den üst düzey güvenlik yetkilileri harekat başlamadan bir gün önce Moskova’yı ziyaret etmişti.

‘Suriye’de ABD’den boşalan etki alanını Rusya doldurdu’

“Özgür Suriye Ordusu savaşçıları ile birlikte Türk güçleri Afrin yakınlarındaki üç köyü ve tepeleri ele geçirmiş olsa da, askeri uzmanlar harekatın Rusya’nın hava sahasını Türk jetlerine açmasına bağlı olduğunu söylüyorlar.

“Fırat Nehri’nin batısında Suriye hava sahasını Rusya kontrol ediyor ve Afrin de bu alana dahil. ABD ise Fırat’ın doğusundaki Suriye hava sahasının kontrolüne sahip.

“Bu yıl ya da gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde milliyetçilerin desteğini almaya çalışan Erdoğan açısından Afrin operasyonu politik olarak kritik önem taşıyor. Erdoğan daha önce ABD’yi, Türkiye’de en az otuz yıldır ayrılıkçı bir mücadele yürüten militan Kürt grup PKK’nin müttefiki olduğunu söylediği Suriyeli Kürt milislere desteğinden dolayı eleştirmişti.

“Pazartesi günkü ‘Bizim başkalarının toprağında gözümüz yok’ sözleri ile bir kez daha ABD’yi hedefledi. “

Türkiye ve Almanya Afrin’i görüşecek

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde başlattığı “Zeytin Dalı Operasyonu” çerçevesinde Alman tanklarının kullanılmasının yarattığı rahatsızlık üzerine, Erdmann ve Canikli bir araya gelmeye hazırlanıyor.

Türkiye’nin 20 Ocak’ta Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin ve civarında başlattığı askeri operasyonda kullanılan Alman yapımı tanklar yüzünden Berlin yönetimi eleştirilere maruz kalıyor.

NATO üyesi ülkenin Türkiye’ye satışını gerçekleştirdiği “Leopard 2” tanklarının operasyon sırasında görüntülenmesi üzerine Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Martin Erdmann ile Savunma Bakanı Nurettin Canikli bugün bir araya gelecek.

Almanya’dan kriz bölgelerine rekor silah ihracatı

Almanya’da son hükümet döneminde dünyadaki kriz bölgelerine yapılan silah satışları rekor düzeye çıktı. Sol Parti kritik bölgelere yapılan ihracatın artmasına göz yumduğu gerekçesiyle Sosyal Demokrat Parti’yi eleştirdi.

Almanya’nın gerginlik bölgelerine yaptığı silah ve askeri malzeme ihracatının son yasama döneminde arttığı bildirildi. Birinci Alman televizyon kanalı ARD’nin haberine göre, 2014- 2017 yılları arasında hükümetin özel iznini gerektiren silah satışları 25 milyar Euro’ya çıktı. Sol Parti bu konuda açıklama yapılması için Ekonomi Bakanlığı’na yazılı soru önergesi vermişti.

Avrupa Birliği ve NATO üyesi olmayan ‘üçüncü’ ülkelere 2017 yılında 3,79 milyar Euro tutarında silah ihraç edildi. 2016 yılında söz konusu ülkelere yapılan silah satışları bu tutarın 100 milyon Euro altında kalmıştı. Son dört yıllık büyük koalisyon döneminde ‘üçüncü’ ülkelere yapılan silah satışları bir önceki yasama dönemine göre yüzde 45 oranında artarak 14,49 milyar Euro’ya çıktı. Hristiyan Birlik–Hür Demokrat koalisyonu sırasında satış toplamı 10 milyar Euro olmuştu.

Almanya’nın en büyük 10 silah müşterisi arasında beş ‘üçüncü’ ülke bulunuyor. İlk sırayı 1,36 milyar Euro ile Cezayir aldı. Yemen’deki savaşa aktif olarak katılan ülkelerden Mısır’a yüzde 77’lik artışla 1,36 milyar Euro’luk silah satıldı. Mısır 2017’de Almanya’dan aldığı silahlara 708 milyon Euro ödedi. Suudi Arabistan’a yapılan satışlar ise yarı yarıya azalarak 254 milyon Euro’ya geriledi. Birleşik Arap Emirlikleri silah alımlarını yüzde 25 oranında arttırarak 213 milyon Euro’ya çıkardı.

2017 yılında özel izne tabi silah satışlarının toplam hacmi 6,24 milyar Euro oldu. 2016’da 6,88 milyar Euro’luk satış izni verilmişti.

Sol Parti ‘üçüncü’ ülkelere yapılan silah satışlarından öncelikle Sosyal Demokrat Parti’yi sorumlu tutuyor. Sol Parti’nin dış politika sözcüsü Stefan Liebich, ARD televizyonuna verdiği demeçte, “Sosyal Demokrat Parti’nin dört yıl önce sırf ekonomik kıstaslara göre ihracat yapılmayacağını açıklamış olmasına rağmen büyük koalisyon hükümeti silah satışlarını yasaklamak yerine daha da arttırdı” dedi.
———————————————————-

Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Adebahr’ın Berlin’den yaptığı açıklamaya göre taraflar “Türkiye’nin operasyonunun nasıl gerçekleştiği” hakkında görüşecekler. Temaslarda tankların kullanımının Almanya’da yarattığı endişelerin de gündeme gelmesi bekleniyor.

Konuyla ilgili olarak Köln merkezli n-tv televizyonunda kendisine yöneltilen soruları yanıtlayan Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen, tankların “NATO ve Almanya’daki düzenlemelere tâbi bir şekilde olağan bir prosedür dahilinde” satıldığını söyledi.

Ek olarak Almanya Ekonomi Bakanlığı Sözcüsü Tanja Alemany de bir açıklama yaparak ülkesinin “Türkiye gibi ülkelere silah ihracatı yapmadan önce çok ciddi ve kısıtlayıcı denetimler” yaptığını kaydetti.

“Türkiye’ye silah satılmasın”

Almanya’daki Kürt Topluluk Grubu, Berlin yönetimini “terör devleti Türkiye’ye silah sağlayarak suç ortağı olmakla” itham ederken, Başbakan Angela Merkel’in Hristiyan Demokrat Birlik Partisi’nden (CDU) de tepkiler yükselmeye başladı.

CDU’nun önde gelen siyasetçilerinden ve Parlamento Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Norbert Röttgen, Sosyal Demokrat Partili Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’e çağrıda bulunarak Türkiye’ye daha fazla silah satışını durdurmasını talep etti.

Tagesspiegel gazetesine konuşan Röttgen, “Türk ordusu Suriye’nin kuzeyindeki Kürtlerin peşinden gittiği sürece Türkiye’deki Leopard tanklarının muharebe gücünün Almanya tarafından arttırılması söz konusu olamaz” ifadesini kullandı.

Röttgen ayrıca Türkiye’ye silah satışının, “ülkedeki insan hakları durumu ve hukuk düzeninin bozulması sebebiyle yasaklanması” gerektiğini söyledi.

NATO’ya çağrı

CDU’nun Dış Politika Sözcüsü Jürgen Hardt da NATO’ya harekete geçme çağrısında bulundu. Bir radyo istasyonunun sorularını yanıtlayan Hardt, tek başına Almanya’nın baskısının yetmeyeceğini belirtti ve bütün NATO müttefiklerinin birlik hâlinde hareket etmelerini istedi.

Konunun NATO’nun en üst düzey karar alma organı olan Kuzey Atlantik Konseyi’nde ele alınması gerektiğini belirten Hristiyan Demokrat milletvekili, “terörizm ile mücadelede orantısızlık söz konusu olabileceğinden, harekâtın devletler hukukuna aykırı olabileceği kanaatine vardıklarını” söyledi.

Ek olarak SPD dış politika uzmanı Rolf Mützenich Deutschlandfunk radyosuna verdiği demeçte, aynı tankların mayınsavar sistemiyle donatılmasına karşı çıkarak “aksi takdirde Türkiye’ye yanlış mesaj vermiş olacaklarını” söyledi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, solda, 2016 yılında Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Martin Erdmann ile

Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel iki hafta önce görüştüğü Türk mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu’na Alman malı savaş tanklarının mayınsavar ile donatılmasıyla ilgili talepleri inceleyeceklerini söylemişti. Gabriel, “bu talebi geri çevirmek için herhangi bir neden göremediğini” belirtmişti.

709 sandalyeli Alman Federal Meclisi’nde 69 milletvekili bulunan Sol Parti’nin Meclis Grup Başkanı Sahra Wagenknecht de bugün tepki olarak NATO üssünde görevli Alman askerlerinin Konya’dan çekilmesini talep etti.

Almanya’da geçen yıl Kasım ayında gerçekleştirilen seçimlerden bu yana yeni hükümet kurulamadı. Bir önceki hükümette bir arada yer alan muhafazkar Hristiyan Birlik partileri ve Sosyal Demokratların koalisyon görüşmeleri halen devam ediyor.

Operasyonda kullanılmaları yasak değil

Almanya Türkiye’ye 2006 ve 2011 yılları arasında arasında 354 “Leopard 2” tipi tankın satış ve teslimatını gerçekleştirdi.

Tankların başka taraflar tarafından kullanımı ya da bu taraflara satışı dışında kullanımıyla ilgili herhangi başka bir kısıtlama bulunmuyor.

5 soruda Almanya’nın Türkiye’ye silah satışı

Almanya ile Türkiye arasındaki silah ticareti siyasi ilişkiler kadar uzun bir geçmişe dayanıyor. Siyasi krizlere karşın Türkiye, Almanya’nın silah ihraç ettiği en önemli ülkelerden biri olmayı sürdürüyor. Peki, durum ne?

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki Afrin’e yönelik askeri operasyonu sürerken, operasyonda Alman üretimi Leopard 2 tanklarının kullanıldığının ortaya çıkması Alman kamuoyunda Türkiye’ye yapılan silah ve savunma sanayi ürünleri ihracatına ilişkin yeni bir tartışma başlattı.

Muhalefetteki Sol Parti ve Yeşiller, Türkiye’ye silah satışının durdurulması talebini yineledi. Peki, Almanya’da sık sık gündeme gelen silah ihracatında durum nedir?

Türkiye’ye silah ihracatı neden gündemde?

Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, iki hafta önce Türk mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile yaptığı görüşme sırasında Türkiye’deki Leopard tanklarının modernizasyonu ve iki ülkenin birlikte savaş uçakları için mühimmat üretme planlarına yönelik taahhütte bulunmuştu.

Gabriel, “Çok açık söylemem gerekirse, bunu yapmamızı engelleyecek doğru argümanlar göremiyorum” demişti. Gabriel’in açıklamalarının ardından yeniden başlayan tartışma, Türk hükümetinin Suriye topraklarındaki Afrin’e operasyon başlatmasının ardından da devam ediyor.

Alman basınında, Alman marka iki adet Leopard 2 tankının Suriye’deki operasyonda kullanıldığına ilişkin iki fotoğraf yayınlandı. Alman hükümetinden pazartesi günü konuya ilişkin açıklamada, “Tankların kullanıldığına dair bilgimiz yok” denildi.

Ancak bu açıklama muhalefet partilerini tatmin etmedi. Muhalefetteki Sol Parti ve Yeşiller, Türkiye’ye silah ihracatının durdurulmasını ve Alman tanklarının “Suriye’de Kürtlere karşı kullanılmasının engellenmesi” talep etti.

Koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti cephesinden ise konuya ilişkin açıklama partinin dış politika uzmanı Rolf Mützenich’den geldi. Mützenich, Türkiye’deki Leopard 2 tanklarının modernizasyonuna ilişkin “Şu andaki zamanlamayla bunun yanlış bir mesaj vereceğini düşünüyorum” dedi.

Almanya Türkiye’ye kaç adet Leopard tank ihraç etti?

Türkiye’ye Leopard tanklarının ihracatı 35 yıl önce başladı. Federal hükümetin verilerine göre, 1982 ile 1993 yılları arasında Türkiye’ye 391 Leopard 1 model tank gönderildi.

Almanya Türkiye’ye ilk olarak 1982 ile 1984 yılları arasında 71 adet, 1990 ile 1993 yılları arasında ise 320 adet daha Leopard 1 model tank sattı.

NATO üyesi Türkiye’ye tank satışı sonraki yıllarda üst modellerle devam etti. Berlin Ankara’ya, 2006 ile 2011 yılları arasında 354 adet Leopard 2A4 tankı sattı.

2005 yılında iki ülke savunma bakanları arasındaki anlaşma uyarınca, Almanya Türkiye’ye, kendi izni olmadan tankları üçüncü bir ülkeye kullandırmak ya da satmayı yasakladı. Bunun dışında da bir sınırlama getirilmedi.

Ayrıca, Türkiye’ye ihraç edilen Leopard 1 modeli tanklar için geçerli olan “sadece savunma durumunda” kullanılabilir sınırlaması yeni model Leopard tanklarda kaldırıldı.

Tank dışında Türkiye’ye hangi silahlar satılıyor?

Almanya Ekonomi Bakanlığı’nın verilerine göre, 2017 yılında Türkiye’nin onaylanan taleplerinden açık ara en yüksek değerde olanları, “bomba, torpido ve uçuş gövdesi” kategorisinde.

Bu kategoride yaklaşık 18 milyon euroluk satış yapıldı. Bakanlık açıkladığı verilerin sadece onaylanan talepler olduğu ancak ihraç edilen malzeme sayısını kapsamadığına dikkat çekti.

Federal hükümetin bu konuda verdiği bilgiye göre ise yapılan ihracat, donanma gemilerine yönelik füzesavar sistemlerini de kapsıyor.

Ekonomi Bakanlığı verilerine göre 2017 yılında ayrıca 1 milyon 860 bin euroluk kızılötesi tarama cihazları, 1 milyon 850 bin euroluk donanma gemisi teçhizatı ve 1 milyon 380 bin euroluk askeri uçak teknolojilerine yönelik talebe onay verildi.

Ayrıca 1 milyon euro sınırı altında kalan ve ABC koruma silahları ile göz yaşartıcı gazın da yer aldığı askeri elektronik malzemelerin de onaylanan talepler arasında olduğu bilgisi verildi.

Türk hükümetinin cephaneye ilişkin taleplerine yönelik ihracat değeri verisi sunulmazken, bu kalemin patlayıcı madde, yanıcı madde ve balistik koruma silahlarını kapsadığı belirtildi.

Almanya, Türkiye’ye ne kadar silah satıyor?

Türkiye, son 20 yıldır Almanya’nın silah ticareti yaptığı en önemli ülkelerden biri konumunda. Örneğin 1999 yılındaki silah alımıyla Türkiye, Almanya’nın ihracat listesinde birinci sıradaydı.

Verilere göre, Türkiye’nin en çok silah aldığı 1999 yılında Almanya 976 milyon euroluk ihracat geliri elde etti.

Bu gelir, 2000’li yıllarda düşüşe geçti. Türkiye’ye silah satışından elde edilen gelir 2003 yılında 440 milyon euro, 2008 yılında ise 44 milyon euro oldu.

Türkiye ile Almanya arasındaki silah ticareti 2010 yılında yeniden artışa geçti. Federal hükümet 2010 yılında 199 milyon euroluk savunma ihracatına onay verdi. Bu onay ile birlikte Türkiye, Almanya’nın en fazla savunma sanayi ihracatı yaptığı ülkeler arasında altıncı sıraya yerleşti.

Almanya 2015 yılında Türkiye’ye sattığı silahlardan 39 milyon euro ihracat geliri elde ederken, 2016 yılında bu oran iki kattan fazla arttı. 2016 yılında Türkiye Almanya’nın savunma sanayi ihracatı yaptığı ülkeler arasında 20’nci sırada yer alırken, Berlin 84 milyon euroluk bir ihracat geliri elde etti.

Siyasi krizler silah ticaretini ne kadar etkiledi?

Türkiye ile Almanya arasında on yıllardır süren köklü ilişkiler, art arda yaşanan siyasi krizler nedeniyle kopma noktasına geldi. İncirlik’i ziyaret krizi, Federal Meclis’in Ermeni Soykırımı kararı, referandum etkinliklerinin iptali, Almanya’ya yönelik Nazi benzetmeleri ve Alman vatandaşlarının Türkiye’de tutuklanması gibi gerekçelerle Almanya, Türkiye politikalarını sertleştireceğini açıkladı.

Bu kapsamda federal hükümet, Türk hükümetinin savunma ürünleri ithalatına yönelik birçok talebini onaylamadı.

Ekonomi Bakanlığı 2016 yılında, Türkiye’de “insan haklarının durumu” ve “silahların ülke içinde baskı aracı ya da Kürtlere karşı kullanılabilme riski” olduğuna işaret etmişti.

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sigmar Gabriel de açıklamasında, “Türkiye’nin şu sıralar bize silah satışına yönelik yaptığı başvuruları, ki bunların sayısı hiç az değil, beklemeye aldık” demişti.

Ancak tüm yaşanan krizlere karşın Türkiye’ye 2017 yılında yine de silah satıldı. Resmi verilere göre, Almanya 2017 Kasım ayı başına kadar Türkiye’ye yaklaşık 30 milyon euroluk silah satışına onay verdi.

Almanya Türkiye’ye silah satışını durdurursa ne olur?

Türkiye’den yapılan silah taleplerini askıya alan Almanya, son 10 haftada önceden onay alan 4 milyon Euro’luk sevkiyat yaptı. Peki sevkiyat tamamen dursa ne olur? DW sorunun cevabı için savunma uzmanları ile görüştü.

Almanya ve Türkiye arasındaki siyasi krizde sıkça gündeme gelen konulardan biri, iki ülke arasındaki savunma ticareti. Türkiye’nin silah ihracatı taleplerinin askıya alındığının açıklanmasının ardından, Sol Parti tarafından verilen yeni soru önergesi son 10 hafta içerisinde Türkiye’ye daha önce onayı verilen anlaşmalar çerçevesinde yaklaşık 4 milyon Euro’luk silah ve silah malzemesi sevkiyatı gerçekleştirildiğini ortaya koydu. Bu rakam, Türkiye’ye silah satışında geçen yıla oranla az da olsa düşüş olduğu anlamına geliyor. Ancak soru önergesini veren Sol Parti daha sert önlemler istiyor. Soru önergesinde imzası bulunan milletvekillerinden biri olan Sevim Dağdelen, verilerin açıklanmasının ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye’ye savunma ihracatının amasız ve fakatsız durdurulması” gerektiğini dile getirmişti.

Peki Almanya’nın Türkiye’ye silah satışını durdurmasının Türk savunma sanayisi için ne gibi sonuçları olur?

Türkiye tank ve denizaltı gibi önemli askeri araçları, dünyanın önde gelen zırhlı araç ve denizaltı üreticileri arasında yer alan Almanya’dan satın alıyor.

Arda Mevlütoğlu, Almanya ve Türkiye arasındaki savunma ilişkisinin 1970’lerin ikinci yarısından itibaren hızlı bir ivme ile geliştiğine dikkat çekiyor ve Almanya’nın alacağı olası bir ambargo kararının özellikle üretim ve geliştirme projelerine etkisi olacağını dile getiriyor.

Mevlütoğlu, “Alman yapımı başta motor olmak üzere çeşitli teknoloji ve alt sistemin kullanıldığı projelerde bazı sıkıntılar yaşanabilir. Acil operasyonel ihtiyaçlar kapsamında tedarik edilmekte olan mühimmat, silah, ekipman ve benzeri kalemlerde ciddi bir sıkıntı oluşacağını zannetmiyorum. Tüm bunlar, farklı ülkelerden, farklı kanallarla temin edilebilir” diyor.

Savunma analisti Can Kasapoğlu

Savunma analisti Dr. Can Kasapoğlu da Almanya’nın böyle bir karar almasının Türkiye’nin muharip kapasitesi üzerinde büyük bir etkisi olmayacağını dile getiriyor.

Kasapoğlu, “Ankara’nın birçok seçeneği var ve Almanya’nın ihracat kısıtlamalarına gitmesi açıkçası Türkiye’nin muharip kapasitesi üzerinde ciddi bir etki oluşturmaz, aksine Türkiye pazarına girmek için bekleyen ülkelere fırsat yaratır” diyor.

Türkiye için yeni pazarlar hangi ülkeler?

Türkiye’nin silah ihtiyacını karşılamak için yöneleceği Avrupalı ülkelerin başında Fransa, Birleşik Krallık ve İtalya geliyor.

Avrupalı ülkeler arasında silah ticareti konusunda bağlayıcı ortak bir karar mekanizması olmadığına dikkat çeken Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) uzmanlarından Peter Wezeman, diğer ülkelerin Almanya’nın boşluğunu doldurmak için harekete geçebileceğini belirtiyor.

DW Türkçe’ye konuşan Wezeman, “Almanya, Türkiye’nin Alman silahları için uygun bir adres olmadığını düşünebilir. Bu silahların insan hakları ihlalleri için kullanılabileceğini düşünebilir. Fransa, İtalya ya da Birleşik Krallık bu konuda tamamen farklı görüşe sahip olabilir. Bu noktada Türkiye’nin yöneleceği ülkeler bunlar olacaktır” diyor.

Savunma uzmanı Mevlütoğlu da İngiltere’nin bu pazarı doldurmak için adım atabileceği görüşünde.

Mevlütoğlu, “İngiltere burada ilk öne çıkan isim. İki ülke arasındaki stratejik seviyede gelişen işbirliği ve bunun savunma sanayisine yansıması, Alman ürün ve teknolojilerinin ikamesi sonucunu rahatlıkla doğurabilir” diyor.

“ABD de daha dikkatli”

Türkiye’nin işbirliğini artırmak isteyebileceği ülkelerden biri de Amerika Birleşik Devletleri. Ancak, SIPRI uzmanı Wezeman, ABD’nin Türkiye’ye silah satışı konusunda artık daha dikkatli olduğunu görüşünde.

Wezeman, “ABD Türkiye’ye silah sağlayan önemli ülkelerden biri. Fakat ABD’nin Türkiye’ye silah satışı konusunda bir parça daha kısıtlayıcı ve bir parça daha dikkatli olmaya başladığı yönünde işaretler var. Kısıtlayıcı derken; ABD, Türkiye’ye silah sağlamayacak demek istemiyorum. Sağlayacaklar ama eskisinden daha dikkatli olabilirler” diyor.

SIPRI uzmanı Pieter Wezeman

Türkiye’ye silah satışı konusu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mayıs ayındaki Washington ziyaretinin ardından ABD’de sıkça gündeme geldi. Erdoğan’ın korumalarının elçilik konutu önündeki göstericilere müdahalede bulunmasının ardından ABD Kongresi’nin Bütçe Komisyonu, korumalara silah satışının desteklenmesini yasaklayan bir tasarıyı kabul etmişti.

Savunma sanayisinde milli projeler

Askeri alanda üretim yapan firmaların başında devlet sermayesine dayalı Aselsan’ın geldiği Türkiye’de, diğer ülkelere olan bağımlılığı azaltmak için milli projelere yatırım son yıllarda arttı. Bu projeler arasında en önemlisi milli tank projesi Altay. Tanklarını Almanya’dan satın alan Türkiye’nin 10 yıldır üzerinde çalıştığı projede henüz seri üretime geçilemedi.

DW Türkçe’ye konuşan Kasapoğlu, Altay tankının Türkiye için stratejik projelerden biri olduğuna dikkat çekiyor.

Almanya ile yaşanan siyasi krizin bu projede gecikmeye neden olabileceğini ifade eden Kasapoğlu, “Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yeni nesil zırhlı platformlara duyduğu gereksinimi ortaya koyuyor. Elbette Ankara bu projeden vazgeçmez. Yeni savunma işbirliği partnerleri ile devam eder. Ancak zaman kaybedilmemesi önemli” diyor.

Wezeman ise Türkiye’nin savunma sanayisindeki projelerde başka ülkelerden alınan teknolojilerin de kullanıldığını aktarıyor. Örneğin, Altay tankının Güney Kore’den alınan teknoloji temel alınarak tasarlandığını belirtiyor.

SIPRI uzmanı Wezeman, “Görünen o ki bu tankı oluşturan birçok parça başka ülkelerden geliyor. Bu parçaların üzerinde ‘Türkiye’de üretildi’ yazıyor olabilir. Ya da ismi Türkçe olabilir, Türkçe sınıflandırma yapılabilir. Ancak çoğu zaman bu parçalar ithal edilmiş ya da Türkiye’de bir lisans altında üretilmiş oluyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

Uzmanlar Türk savunma sanayisinin son dönemde atağa geçtiği konusundaysa hemfikirler.

Savunma uzmanı Mevlütoğlu, 2000’li yılların başından beri ciddi bir hamle yapıldığına dikkat çekerek, “Çok geniş bir yelpazeyi kapsayan ve çok sayıda iddialı proje ile yürütülen bir hamle bu. Bu hamlenin sonuçları, platform ve prototip bazında görülmeye başlandı. Bir sonraki aşama, elde edilen kazanımların korunması ve geliştirilmesi olacaktır” diyor.

Türkiye Almanya’dan tank ve denizaltı gibi askeri araçlar satın alıyor

Savunma analisti Kasapoğlu da son 10 yılda kat edilen mesafeye dikkat çekiyor. Kasapoğlu, Türkiye’nin savunma alanında tek hedefinin kendi kendine yeterlilik olmadığını, önemli bir savunma ihracatçısı konumuna erişmek için yoğun çaba sarf ettiğini vurguluyor.

Almanya ne üretiyor?

Almanya, dünyanın önde gelen zırhlı araç ve denizaltı üreticileri arasında yer alıyor. Bu ürünlerin neredeyse tüm parçaları da Almanya’da üretiliyor. Askeri uçakların üretimi konusunda ise Almanya, İngiltere, İtalya ve İspanya gibi başka Avrupa ülkeleriyle işbirliği yapıyor.

Almanya’nın motor üretimi gibi bazı alanlarda dünya lideri olduğuna dikkat çeken SIPRI uzmanı Wezeman, “Bu nedenle Türkiye Alman teçhizatına erişememesi durumunda pişman olabilir. Ancak yeterince iyi alternatifler de var” diyor.

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türk hükümetiyle yaşanan siyasi gerilim nedeniyle Türkiye’den yapılan yeni silah ihracatı başvurularının bekletildiğini açıklamıştı. Alman yasalarına göre, silah firmalarının yabancı ülkelere silah satışı yapabilmesi için hükümetin onayı gerekiyor.

Alman hükümeti 2016 yılında Türkiye’ye 83 milyon 900 bin Euro hacminde silah satışına izin vermişti.

[divider]

Twitter | Facebook | Pinterest | Akademi Portal Arşiv |  Zeytin Dalı Harekâtı

 

 

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here