Anasayfa / Dünya / Zeytin Dalı Harekatı 5. Gününde: Dünya’nın Gözü Afrin’de (Gelişmeler)
Zeytin Dalı Harekatı 5. Gününde: Dünya'nın Gözü Afrin'de (Gelişmeler)

Zeytin Dalı Harekatı 5. Gününde: Dünya’nın Gözü Afrin’de (Gelişmeler)

Zeytin Dalı Harekatı 5. Gününde

 

Türkiye genelinde Afrin gözaltıları hız kesmeden devam ediyor.

Dünya’nın gözü Afrin harekatında, Eleştirileri, gözlemleri, değerlendirmeleri ve analizleri ile iç ve dış basında Afrin harekatının tüm ayrıntıları…

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Afrin’de başlattığı sınır ötesi operasyonla ilgili sosyal medya hesaplarından “terör propagandası” yaptıkları iddia edilen 91 kişi gözaltı alındı.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’nin Afrin bölgesine düzenlediği Zeytin Dalı Harekâtı dördüncü gününe girerken, aralarında gazetecilerin de olduğu 91 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. “Terör propagandası” yaptıkları iddia edilen bu kişilerden üçünün tutuklandığı belirtildi.

Anadolu Ajansı’nın haberinde, harekâtın ardından “terör örgütleri lehine propaganda yapanların” takip edildiği bildirilerek, bu kapsamda Kütahya, Mardin, Diyarbakır, Muş, Muğla, Ankara, İstanbul, İzmir, Van, Ağrı, Mersin, Iğdır, Şanlıurfa, Bingöl ve Ardahan Cumhuriyet Başsavcılıkları’nın soruşturma başlattığı ifade edildi.

Gözaltına alınanlar arasında HDP İzmir İl Başkanı Çerkez Aydemir, HDP Nusaybin İlçe Başkanı Ferhat Kut ile Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven’in de yer aldığı belirtildi.

Gazeteciler gözaltında

Sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınanlar içinde gazeteciler de bulunuyor. Söz konusu gazeteciler arasında yer alan T24 yazarı Nurcan Baysal’ın da Afrin harekâtına ilişkin paylaşımları gerekçesiyle gözaltına alındığı bildirildi. T24, Baysal’ın Diyarbakır’daki evine saat 00.10 sıralarında polis tarafından baskın yapıldığını belirtti. Evinin kapısı kırılarak gözaltına alınıp emniyete götürüldüğü bildirilen Baysal’ın avukatı Reyhan Özdemir T24’e yaptığı açıklamada, müvekkilinin terörle mücadele şubesinde tutulduğunu söyledi.

Baysal, gözaltına alınmadan önce, Twitter’daki paylaşımları nedeniyle kendisini eleştirenlere “Savaş çığırtkanlığı yapan ırkçı faşistler! Ben savaşa karşıyım, Kürdüm, Romanım,Yahudiyim, Arabım, LGBTyim, Ermeniyim, Ezidiyim… Kısaca nefret ettiğiniz her şeyim. Beni takip etmeyin!” diye tepki göstermişti.

Artı Gerçek Ankara Temsilcisi Sibel Hürtaş ile aynı zamanda Alman die tageszeitung (taz) gazetesine de yazan Mezopotamya Ajansı muhabiri Hayri Demir’in de Ankara’da gözaltına alındığı bildirildi. Artı Gerçek’in habere göre, Hürtaş’ın gözaltına alınma nedeniyle ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

taz, yazarlarından Demir’in “terör propagandası yapmak” suçlamasıyla gözaltına alındığını duyurdu. taz, aynı kapsamda Van’da gazeteci İdris Yılmaz ve İstanbul’da da İshak Karataş’ın gözaltına alındığını belirtti.

Birçok ilde operasyon

Doğan Haber Ajansı (DHA), İzmir merkezli üç ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 23 kişi hakkında harekât ile ilgili sosyal medya üzerinden PKK ve PYD propagandası ile sokak eylemlerine yönlendirici paylaşımlar yaptıkları iddiası bulunduğunu bildirdi.
DHA’nın haberinde, Afrin’e düzenlenen harekâtla ilgili toplu ulaşım araçlarında propaganda yapan ve bunları kayıt altına alarak kendi yayın organlarında paylaşan altı kişinin de ayrıca gözaltına alındığı belirtildi.

DHA’nın başka bir haberine göre ise Ankara Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Afrin harekâtı ile ilgili sosyal medyada paylaşımda bulunduğu belirlenen ve aralarında HDP’li bazı yöneticilerin de bulunduğu birçok kişinin adresine baskın yaptı.

Ankara Valiliği, yaptığı yazılı açıklamada ‘Zeytin Dalı Harekâtı’ bitene kadar kentteki tüm eylemleri izne bağladığını duyurdu. Açıklamada, “Bu tür eylemlerin, umuma açık alanları, meydanları, yolları, parkları ve diğer dinlenme mekânlarını kullanan vatandaşlarımız ile eylemi gerçekleştiren şahıslar arasında, istenmeyen olayların yaşanmasına yol açabileceği; bu eylemler sırasında, terör örgütlerinin katılımcılar ve vatandaşlarımıza yönelik olarak bombalı eylemler yapabileceği yönünde istihbari duyumlar alınmaktadır” ifadelerini kullandı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler, Afrin operasyonu ile ilgili gazetecilere verilen 15 maddelik “tavsiye” listesinden kaygılı. Afrin paylaşımları nedeniyle yapılan gözaltılar da örgüt tarafından kınandı.

Paris merkezli Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, Türkiye’nin Afrin’de devam eden askeri operasyonunun Türk medyasında nasıl görülmesi gerektiğine dair Başbakan Binali Yıldırım’ın 15 maddelik “tavsiye” listesini ve sosyal medya paylaşımlarından dolayı gazetecilerin gözaltına alınmasını ülkede basın özürlüğüne karşı artan sansürün bir parçası olarak kınadığını açıkladı.

Türkiye hükümetinin “Zeytin Dalı Harekâtı” olarak isimlendirdiği ve Suriye’nin kuzeyinde çoğunluğu Halk Savunma Birlikleri (YPG) güçlerinden oluşan ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) hedef alan askeri müdahale sonrası basın kuruluşlarına yapılan “milli menfaatlerin gözetilmesi” çağrısı, RSF tarafından “Türk medyasının hükümetin ve savaş hedeflerinin hizmetine girmesi” girişimi olarak değerlendirildi.

“Cadı avı”

Örgütün internet sayfasından yapılan açıklamada Başbakan Yıldırım’ın, çeşitli medya kuruluşlarından 15 temsilcinin katıldığı 21 Ocak’taki toplantıda kullandığı sözlere yer vererek, aralarında yabancı basın ajanslarının da olduğu kuruluşlara başvurulmaması çağrısını “cadı avı” olarak nitelendirildi.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli ve AKP Sözcüsü Mahir Ünal’ın da eşlik ettiği toplantının notlarının Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu tarafından kamuoyu ile paylaşılması üzerine değerlendirmede bulunan RSF yetkilisi Johann Bihr, Türkiye’de “çöken çeşitliliğe” vurgu yaptı.

Örgütün Doğu Avrupa ve Orta Asya masası direktörü Bihr, “Bu yeni propaganda seli, eleştirel seslere karşı giderek artan cadı avı ve bu askeri harekât ile ilgili tartışmanın neredeyse hiç yapılamaması, Türkiye’de çöken çeşitliliğin derecesini gösterir niteliktedir” ifadesini kullandı.

Bihr, ayrıca Türkiye hükümetinin medya üzerindeki sıkı kontrolünden memnun olmadığını ve halkın yönetime karşı güvenini sarsmayı ve ülkedeki gerginliklerin artmasını dahi göze alarak medyanın yaptığı tüm haberleri tamamıyla kontrol altına almaya gayret ettiğini savundu.

HRW’dan da eleştiri

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Türkiye Direktörü Emma Sinclair-Webb de Afrin’deki operasyon ile ilgili sosyal medya paylaşımlarının “terör propagandası” olarak değerlendirilmesi gerekçesi ile aralarında gazetecilerin de olduğu birçok kişinin gözaltına alınmasını eleştirdi.

Pazartesi günü konuyla ilgili HRW internet sitesinde bir mesaj yayınlayan Sinclair-Webb, gazeteci Nurcan Baysal’ın da aralarında olduğu Kürt kökenli vatandaşların gözaltına alınması ile ilgili olarak “Türkiye hükümetinin eleştirilere karşı tahammülsüzlüğünün neredeyse sınırı yok” ifadesini kullandı.

Savcıların, “terör propagandası yaymak” ve “halkı kin, nefret ve düşmanlığa teşvik” gibi kanun maddelerini gazetecileri, hükümeti eleştirenleri ve aktivistleri susturma girişimi olarak değerlendiren HRW Direktörü, bu tip gerekçelerle insanların susturulmasını Türkiye’nin kendi kanunlarını ve uluslararası insan hakları yükümlülüklerini ihlal olarak nitelendirdi.

Gözaltılar devam ediyor

Türkiye’de Afrin’deki askeri müdahele ile ilgili olarak sosyal medyadan “terör propagandası” yapma gerekçesi ile başlatılan operasyonlarda şu ana kadar 91 kişi gözaltına alındı.

Pazartesi günü başlayan ve bugün devam eden operasyonlarda gözaltına alınanlar arasında Halkların Demokratik Partisi (HDP) temsilcileri ve gazeteciler de bulunuyor.

Erdoğan Trump’la Afrin’i görüşecek

ABD’li mevkidaşı Tillerson’la Paris’te konuşan Türk Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çarşamba günü ABD Başkanı Donald Trump’la Türkiye’nin Afrin harekatını görüşeceğini söyledi.

Erdoğan ve Trump 21 Eylül 2017’de New York’ta görüşmüşlerdi

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çarşamba günü ABD Başkanı Donald Trump’la Türkiye’nin Afrin harekatı hakkında görüşeceğini söyledi.

Çavuşoğlu, salı günü “Kimyasal Silah Kullanımının Cezasız Kalmaması İçin Uluslararası Ortaklık” konulu dışişleri bakanları toplantısına katılmak üzere bulunduğu Paris’te gazetecilerin sorularını yanıtladı.

ABD’li mevkidaşı Rex Tillerson ile görüştüğünü aktaran Çavuşoğlu, mevkidaşına NATO ortakları Türkiye ve ABD’nin Suriye’de işbirliği yapabilmesi için ABD’nin YPG’ye sağladığı desteği kesmesi gerektiğini ifade ettiğini belirtti.

Çavuşoğlu salı gününün erken saatlerinde yaptığı açıklamada da, Türkiye’nin ABD, Rusya ve Suriye güçleriyle çatışmaya girmekten kaçınacağını ancak güvenliği için gerekli olan tüm adımları atacağını söylemişti.

Erdoğan Putin ve Macron’la görüştü

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Salı akşam saatlerinde Afrin operasyonuyla ilgili olarak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonda görüştü. Kremlin’den yapılan açıklamada, Putin’in, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğine saygılı davranılması gerektiğinin altını çizdiği ifade edildi.

Her iki ülkenin liderlerinin ayrıca Suriye’deki savaşı sonlandırmak ve barışı tesis etmek için ortak çalışmalarının devamına vurgu yapıldı.

Erdoğan öncesinde Fransız mevkidaşı Emmanuel Macron’la da telefonda görüştü. Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Erdoğan’ın Macron’a Afrin’e düzenlenen harekatta sivillerin zarar görmesini engellemek için tüm gerekli önlemlerin alındığını aktardığı belirtildi.

Görüşmede ayrıca Afrin’le ilgili olarak bilgi alışverişi yapıldığı, Erdoğan ve Macron’un Suriye konusunda “yakın iletişimde” kalma noktasında fikir birliğine vardıkları kaydedildi.

Mattis’ten itidal çağrısı

Endonezya’nın başkenti Jakarta’ta açıklamalarda bulunan ABD Savunma Bakanı Jim Mattis ise Türkiye’ye bir kez daha itidal çağrısı yaptı. Mattis daha önce yaptığı açıklamada da “Afrin’deki şiddet, Suriye’nin görece istikrarlı bir bölgesini akamete uğratıyor ve IŞİD’i yenmeye yönelik uluslararası çabaların dikkatini başka yöne çekiyor” demişti.

Öte yandan Birleşmiş Milletler salı günü harekatla ilgili bir rapor yayınladı. Raporda, Türkiye’nin Afrin’e düzenlediği harekat sonucunda 5 bin kişinin yerinden edildiği bilgisi yer aldı. Bu kapsamda BM’nin Afrin’de yaşayan 50 bin kişiye insani yardım ulaştırmak için hazır olduğu kaydedildi.

Zeytin Dalı Harekâtı Avrupa basınında

Avrupa basını Türkiye’nin Suriye’ye yaptığı askeri müdahalenin büyük tehlikelere yol açabileceği görüşünde birleşiyor.

Türk Ordusu’nun Suriye’nin Afrin kentindeki YPG yapılanmasına yönelik askeri operasyonunda dördüncü gün geride kalıyor. Şu ana kadar operasyonda iki Türk askeri hayatını kaybederken, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin verilerine göre sivil can kaybı 22’ye ulaştı. Türk hükümeti, sivil kayıp iddialarını reddediyor. “Zeytin Dalı” adı verilen operasyon Avrupa basınının da en önemli gündem maddeleri arasında.

Fransa’nın önde gelen gazetelerinden Le Monde’da şu yorum dikkat çekiyor:

“Erdoğan neden IŞİD’in yaktığı ateşin dumanları henüz dağılmamışken bütün bölgeyi alevlere boğma riskini göze alıyor? Türkiye sınırında Kürtlerin kontrolünde bir bölge oluşturulmasını önlemek için. Fransa bu nedenle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni toplanmaya çağırdı. Buluşma Türk ordusunun harekâtını etkilemeyecektir ama en azından kaç ülkenin Erdoğan’ı desteklediğini göstermiştir. Özet olarak, tek başına atılan bu sorumsuz adımı hiçbir önde gelen devletin desteklemediği söylenebilir.”

Avusturya gazetesi Der Standard’da da operasyona ilişkin bir yorum yer alıyor:

“ABD Başkanı Donald Trump Erdoğan’a Kürt milisi YPG’ye yapılan silah yardımını durdurma sözü vermişti. Ama durdurmadı. Amerikan kurmayları ise Suriye’nin kuzeyinde YPG ağırlıklı sınır birlikleri kurulacağını duyurdular. Bu plan Türklerin sabrını taşırdı. Türkiye Afrin’e saldırmakla Suriye’nin bütün Kürt bölgesiyle savaş başlatmış oldu. Bu operasyon ABD’yi zayıflatıp, Rusya’nın elini güçlendirir. Moskova Afrin operasyonunu onaylıyor. Ruslar Türkiye’nin yerini Beşar Esad’a bırakmasını bekliyorlar.”

İtalyan gazetesi La Repubblica’ya göre, Türkiye’nin Afrin’e operasyonuyla Ortadoğu’da kaos daha da büyüyor:

“Yıllarca barışın yolu bulunmadı, şimdi askeri harekât deneniyor. Bütün görüşmeler boşa gitti. Türk askeri Suriye sınırını geçerek ‘düşman’ Afrin’e giriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan hedefin ‘teröristleri durdurmak’ olduğunu söyledi. Sonuç, aralarında bir kadın ve iki çocuğun da olduğu 80 ölü. Türkiye Cumhurbaşkanı her zamanki gibi yine her şeyi göze almışa benziyor. Türkiye’nin tek geri adım dahi atmayacağını söylüyor. Ortadoğuda kaos büyüyor. Tek bilinen, düşmanın kimliği ve Türkiye’nin takıntılarının neler olduğu.”

İspanyol gazetesi El Pais’de operasyonun olumsuz sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor:

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Suriye’ye harekât emrini vermekle tehlikeli bir hamle yapmış oldu. Krizi bastırma stratejisine ve NATO’lu müttefiklerinin tavsiyelerine kulak asmadan savaşı tırmandırıp, son derece olumsuz sonuçlar doğurabilecek bir adım attı. NATO üyesi Türkiye müttefiklerine sırtını dönüp Rusya ille sınır aşırı askeri müdahalede bulunmak üzere anlaştı. Durumun karmakarışık olduğu doğrudur. YPG, Türkiye, Avrupa ve ABD tarafından terörist ilan edilen PKK ile yakın ilişki içinde. Ancak YPG IŞİD’in Suriye’de dize getirilmesinde önemli rol oynamış ve bu mücadelede ABD’den yardım almıştı. Bu bağlamda Erdoğan Suriye’deki savaştan askeri serüven başlatmak için yararlanmamalıdır. Erdoğan birliklerini Suriye’den çekmeli ve uluslararası sınırlara saygılı olmalıdır.”

Norveç gazetesi Verdens Gang’da yer alan bir yorumda ise Türkiye’nin tehlikeli bir yola girdiği görüşü yer alıyor:

“Erdoğan’ın teröristler dediği Suriye’deki Kürt milisi IŞİD ile mücadelede ABD ve diğer batılı devletlerin önemli müttefikleri arasında yer alıyor. Taarruz Suriye’de siyasi çözüme ulaşılmasını zora sokar. Dikkatlerin IŞİD ve diğer radikal unsurlarla mücadeleden sapmasına yol açar. Erdoğan Türkiyesi’nde farklı görüşlerin alanı daralıyor. Cumhurbaşkanı aynı zamanda göz göre göre ABD’nin Suriye’deki çıkarlarıyla çatışmaya doğru gidiyor. İçerideki eleştiriler suç unsuru sayılıyor ve müttefiklerin tavsiyeleri dikkate alınmıyorsa, Türkiye tehlikeli bir yola girdi demektir.”

YPG PKK ile ne kadar bağlantılı?

TSK’nın Afrin operasyonunda hedef alınan YPG kim? PKK ile bağlantısı ne boyutta? ABD’nin Suriye’deki baş müttefiki SDG nasıl oluşturuldu? Suriye’nin kuzeyinde bugüne nasıl gelindi?

Türkiye’nin Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) güçleriyle başlattığı Afrin operasyonu, Suriye’de yedinci yılına yaklaşan iç savaşın ortaya çıkardığı karmaşık yapıları bir kez daha gözler önüne seriyor. Suriye’nin kuzeyinde bir yanda Suriye Demokratik Birlik Partisi (PYD), askeri kolu Halk Savunma Birlikleri (YPG), diğer yanda ABD’nin desteğiyle kurulan ve belkemiğini YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG), iktidar satrancının piyonlarını oluşturuyor.

Türkiye PYD ve YPG’yi PKK’nın uzantısı terör örgütü olarak görüyor. PKK’yı terör örgütü olarak kabul eden ABD, YPG ve PYD konusunda ise bu tanımı yapmaktan kaçınıyor. 2015’te IŞİD’e karşı mücadele çerçevesinde ortaya çıkan ve ABD’nin Suriye’deki en önemli müttefiki ilan ettiği Suriye Demokratik Güçleri’nin önemli bölümü YPG savaşçılarından oluşuyor. İşte bölgedeki aktörler ve arka planı…

PYD – Parti tüzüğünde Öcalan damgası

Suriye Demokratik Birlik Partisi (PYD), 2003 yılında PKK’nın uzantısı olarak kuruldu. Parti tüzüğünde PYD’nin hedefi, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın “demokratik uygarlık ve demokratik toplum teorisi” doğrultusunda “Kürdistan’ın bütün bölgelerinde demokratik yerel konfederalizm ilkesi çerçevesinde, siyasi sınırları sorgulamadan, Kürt milli birliğini sağlamak için demokratik özgürleşme mücadelesini desteklemek” olarak açıklanıyor.

PYD lideri Salih Müslim

Suriye’nin kuzeyindeki Rojava bölgesinde “demokratik öz yönetim”e dayalı bir siyasi, idari ve toplumsal sistem öngören PYD, bu sistemi Suriye’nin diğer bölgelerine de yayma hedefi güdüyor. Partinin “ordusu” işlevi gören YPG’nin dışında iç güvenliği sağlamak üzere oluşturulmuş “Asayiş” adlı bir polis gücü bulunuyor. Parti tüzüğüne göre parti üyelerinin yükümlülükleri arasında “Abdullah Öcalan’ın felsefesinden gurur duymak ve bu felsefeye bağlı olmak, Öcalan’ın esaretten kurtarılması için milli, ahlaki ve insani bir görev olarak mücadele etmek” de bulunuyor.

Suriye iç savaşının meyvesi: YPG

PYD’nin askeri kolu olan Halk Savunma Birlikleri (YPG), kendisini Rojava-Kuzey Suriye Federasyonu’nun resmi ordusu olarak lanse ediyor. 2004 yılında Suriye’deki Baas rejiminin operasyonlarına karşı örgütlenmeye başlayan YPG, resmi olarak 2011 yılında kuruldu.

YPG kendi verilerine göre değişik din, millet ve etnik gruplardan, gönüllülük esasına göre oluşuyor. YPG’nin kadın savaşçılarını çatısı altında toplayan Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) ise kadın savaşçı sayısının artması üzerine Nisan 2013’te kuruldu. Şu an YPG’nin toplamda 50 bin cıvarında savaşçıya sahip olduğu tahmin ediliyor.

Kamışlı’da YPG savaşçıları

ABD’nin “yeni marka” telkini ve SDG’nin doğuşu

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Ekim 2015’te ABD desteğinde IŞİD’i Rakka vilayetinden çıkarmak üzere kuruldu. SDG’nin belkemiğini YPG oluştururken, bünyesinde Arap, Süryani, Ermeni ve Türkmen unsurlar da yer alıyor. YPG güçlerinin SDG’nin dörtte üçünü oluşturduğu tahmin ediliyor.

Amerikan ordusunun en üst düzey yetkililerinden biri olan Özel Kuvvetler Komutanı Orgeneral Raymond Thomas’ın 2017 Haziran ayında Colorado’daki Aspen Enstitüsü’nde yaptığı bir konuşma, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) oluşma sürecini açıklığa kavuşturur nitelikte. Thomas, 2015 yılında SDG’nin kuruluşu ilan edilmeden önce Türkiye’nin kaygılarını hatırlatarak YPG’ye “markanızı değiştirmeniz gerekiyor” dediklerini, bunun üzerine YPG’nin “Suriye Demokratik Güçleri” adını bulduğunu açıklamıştı. Markanın içine “demokrasi” kelimesinin koyulmasını akıllıca bulduklarını belirten Thomas, bu kelimenin “YPG’nin kredibilitesini biraz olsun artırdığını” kaydetmişti. YPG ile PKK arasında algılanan bağlantının sorunlar yarattığını YPG’lilere de söylediğini anlatan Thomas, “Kendi markaları üzerine çalışmaları gerek. Eski ürüne, yani PKK bağlantısına bağlı kalmaya devam etmeleri durumunda ilişkilerde istenmeyen zorluklar çıkacaktır” demişti.

YPG’ye Amerikan desteği

YPG’nin önemli askeri başarıları, ABD öncülüğündeki IŞİD’e karşı uluslararası koalisyona katıldığı 2014 yılının ikinci yarısından itibaren başladı. ABD’nin hava operasyonları, askeri teçhizat yardımı ve yüzlerce askeri danışmanla desteklediği YPG güçleri, art arda askeri başarılara imza attı. YPG’nin Kürt nüfusun çoğunlukta bulunduğu Cezire, Kobani ve Afrin’i ele geçirmesinin ardından 2016 Ağustos ayında Arap nüfusun çoğunlukta olduğu Menbiç’i alması Türkiye’nin Suriye’ye doğrudan müdahale hazırlıklarını başlatmasına neden oldu.

YPG’nin Fırat Nehri’nin batısına geçmesini “kırmızı çizgi” olarak gören Türkiye, Mart 2017’de resmen sona erecek olan Fırat Kalkanı operasyonunu başlattı. 198 gün süren Fırat Kalkanı Harekâtı kapsamında resmi verilere göre TSK ve ÖSO tarafından 243 yerleşim yeri ve yaklaşık 2 bin 15 kilometrekarelik alan kontrol altına alındı.

ABD Savunma Bakanlığı’ndan 9 Mayıs’ta yapılan açıklamada “SDG’nin yakın gelecekte Rakka’yı ele geçirebilecek tek kara gücü olduğu” belirtilirken, aynı gün ABD Başkanı Donald Trump YPG’ye doğrudan silah yardımını onayladı.

Özerklik yolunda atılan adımlar

PYD, ele geçirdiği Haseke ilinin Amude ilçesi, Halep iline bağlı Afrin ilçesi ve kuzeydoğudaki Kobani ilçesini 2014 yılı Ocak ayında “kanton” diye adlandırarak özerk yönetim ilan etti.

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) siyasileşmesi yönünde ilk adım 2015 Aralık ayında atıldı. Suriye’nin kuzeydoğusundaki El Malikiye kentindeki iki günlük konferansta milislerin siyasi kolu olarak Suriye Demokratik Konseyi adı altında bir yapı oluşturulması kararı alındı.

PYD, 2016 Mart ayında kontrolünde bulunan üç kantonu çevreleyen bölgede “Kuzey Suriye Federasyonu”nu ilan etti.

Suriye’nin kuzeydoğusundaki Rimeylan kentinde 2016 Aralık ayı sonunda yapılan toplantıda federal bir yönetim oluşturulmasını öngören “anayasa taslağı” hazırlandı, taslağa “Toplumsal Sözleşme” adı verildi.

22 Eylül 2017’de, parlamento seçimiyle sonuçlanması öngörülen üç aşamalı seçim sürecinin ilk adımı atıldı. Kantonlardaki mahalle yönetimlerini belirlemek üzere seçimler yapıldı. Sürecin 3 Kasım’daki ikinci aşamasında, kasaba ve belde icra konseylerinin üyelerinin belirlenmesi, 19 Ocak’taki son aşamada ise hem her bir kanton için ayrı meclis, hem de ortak parlamento seçimi yapılması öngörülüyordu.

Alman basını: Batı’nın susması yüz kızartıcı

Alman basını DW editörlerinden Kersten Knipp’e göre, YPG’ye karşı operasyon başlatan Türkiye bölgede “öngörülemez bir aktör” olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Knipp, Batı’nın operasyona sessiz kalmasını da eleştiriyor.

Türkiye, Londra’daki Suriye insan hakları izleme grubunun Afrin harekâtı sırasında sivillerin öldürüldüğü şeklindeki haberini yalanlıyor ve ‘kara propagandadan’ söz ediyor. Türkiye hava harekâtında sadece “silahlıların öldürüldüğünü” ve “teröristlerin hedef alındığını” söylüyor.

Suriye’nin yedi yıldır sahne olduğu şiddet karşısında ‘temiz savaşıldığı’ efsanesi inandırıcı gelmiyor. YPG milisinin sadece teröristlerden oluştuğu efsanesi ise inandırıcılıktan daha da uzak. YPG’nin, Türkiye ve Avrupa tarafından terörist ilan edilen PKK’ya yakın olduğu doğru. Aynı şey oldukları ise söylenemez. Dahası, YPG Türkiye’ye saldırmış değil. Türkiye topraklarına düşen roketler Türkiye’nin komşu ülkeye yaptığı saldırıya verilmiş cevaptır.

Büyük devletler Kürtleri kullanıyor

Kürtler yüz yıldır dünya politikasındaki çıkarlara alet ediliyorlar. Cihatçı terör örgütleri karşısında en etkili sonuç alan gruplaşmalardan biri olmalarına rağmen kendilerine ikiyüzlü davranılıyor. ABD tarafından desteklenen ve silahlandırılan Kürtler IŞİD’in Suriye’nin kuzeyinde yuvalanmasının önlenmesine önemli katkıda bulundu. Kürt savaşçılar olmasaydı 2014 yılına kadar IŞİD tarafından işgal altında tutulan Kobane kurtarılamazdı. Kürtler Irak’ta da IŞİD ile mücadeleye katılmış ve binlerce Yezidi’nin hayatını kurtarmışlardı.

Kürtlerin kontrolündeki kuzey Suriye topraklarının “demokrasinin örnek vatanı” olduğu tabii ki söylenemez. Lakin bütün bölgeyle kıyaslandığında örnek sayılabilecekleri ve bölgenin dini ve seküler muktedirlerinden farklı oldukları görülür.

Kersten Knipp

Aktörlerin hesapları

Suriye Kürtlerinin bu kez de yüzüstü bırakılmaları utanılacak bir durumdur. Kürtleri silahlandıran ve IŞİD tehlikesinin yeniden ortaya çıkmasını önlemek için 30 bin mevcutlu sınır koruma birliği kurmayı planlayan ABD bile Türklerin saldırısına ses çıkarmıyor. Anlaşılan ABD, kendisi gibi Beşar Esad’sız Suriye formülünü destekleyen NATO müttefiki Türkiye ile bozuşmak istemiyor. Washington’ın bu uğurda Kürtleri gözden çıkarmaya hazır olduğu anlaşılıyor.

Rusya’nın bildirildiği gibi askerlerini Afrin çevresinden çekip çekmediği kesinlik kazanmadı. Dışişleri Bakanı Lavrov bu yöndeki haberleri yalanlamıştı. Ancak şurası muhakkak ki, ABD ile müttefiki Türkiye’nin aralarının soğuması Moskova’nın işine gelir. Hele ABD’nin müttefiklerine sadakatinden haklı olarak şüphe duyulabileceği düşünülecek olursa. Bu da Moskova’nın itibarını arttırır.

Avrupa da şimdilik eleştirilerinin dozunu düşük tutuyor. Şimdiye kadar sadece, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni toplanmaya çağıran Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves le Drian açık konuştu. Almanya hükümeti ise kendini tutarak demeç veriyor. Türkiye’nin taarruzda Alman tanklarını da kullandığı şeklindeki haberlere de Berlin’den açıklama gelmedi.

Saldırgan ve kestirilmesi güç ortak

Batının susması yüz kızartıcı bir durum. Aynı zamanda riskli de. Çünkü böylece içte ve dışta son derece saldırgan rota izleyen bir hükümete tam serbestlik tanınmış oluyor. Ankara harekâtın eleştirildiği medya haberlerine 30 kişiyi tutuklatarak tepki göstermişti.

Erdoğan hükümetinin agresif dış politikasından vazgeçmeyeceği noktasından hareket edilmelidir. Önce Rusya’ya, sonra İsrail’e, ABD’ye ve aylarca da Almanya’ya sertlik göstermişti. Şimdi de sözlü değil, fiili olarak Suriye Kürtlerine saldırıyor. Türk hükümetini hesaplanabilir aktör ve güvenilir ortak olarak kabul etmek zordur.

ABD: Rusya, ABD ile Türkiye’nin arasını açmak istiyor

Türkiye’nin Afrin operasyonuyla ilgili değerlendirmede bulunan ABD, Rusya’nın iki müttefikin arasını açmaya çalıştığını savundu. ABD ayrıca Türkiye’den kuzey Suriye’de tansiyonu düşürmesini istedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert

ABD Başkanı Donald Trump’ın bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapacağı telefon görüşmesi öncesinde ABD’den Rusya’nın Ankara ile Washington’ın arasını açmaya çalıştığı açıklaması geldi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert günlük basın toplantısında, Türkiye’nin başlattığı Afrin operasyonuyla ilgili soruları da yanıtladı. Nauert, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın Türk mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile Afrin operasyonu konusunda son günlerde bir dizi görüşme yaptığını söyledi.

Basın toplantısında bir gazetecinin “Ruslar, YPG’ye silah sağladığınızı söyleyerek sizi Türklerin saldırılarından sorumlu tuttu. Bu açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?” şeklindeki sorusuna Nauert şu cevabı verdi: “Bence bu gibi ifadeler sadece yararsız değil, aynı zamanda propaganda. Bence iki NATO müttefikinin, yani ABD ve Türkiye’nin arasını açmak istiyorlar ve ben bunun gerçekleşmeyecek bir şey olduğunu düşünüyorum. Başaramazlar. Muhtemelen hep birlikte ayrılmamızı istiyorlar” dedi.

Afrin’le ilgili olarak da, “Bahsettiğimiz alan Suriye’de olmasına rağmen nispeten istikrarlıydı” diyen ancak artık durumun böyle olmadığını belirten Nauert, bu nedenle ABD’nin endişeli olduğunu söyledi.

ABD: IŞİD’le mücadeleye odaklanılmalı

Nauert, ABD’nin Suriye’de bulunma nedeninin IŞİD olduğunu ve IŞİD’le mücadeleye odaklanılması gerektiğini söyledi. Kürtlerle savaşmanın bu odağı ve kaynakları başka yöne çevireceğini ve Tillerson’ın ABD tarafının bu endişelerini Türk tarafına aktardığını belirtti. Nauert ayrıca Türkiye’den tansiyonu düşürmesini istedi.

Dışişleri Sözcüsü Türkiye’nin önemli bir NATO müttefiki olduğunu ve Türkiye’nin endişelerini anladıklarını sözlerine ekledi.

Suriye’de hem ABD hem de Rusya’nın askeri güçleri bulunuyor ancak iki ülke Suriye’deki savaşın zıt taraflarında yer alıyor. Ankara’nın başlattığı Afrin operasyonu nedeniyle iki taraftan da itidal çağrısı yapıldı. ABD Türkiye’nin yürüttüğü sınır ötesi operasyonun IŞİD ile mücadeleyi zayıflattığını düşünüyor.

Reuters’ın haberine göre, adının açıklanmasını istemeyen ABD’li bir yetkili, gazetecilere Salı gecesi yaptığı açıklamada Türk yetkililerin YPG’ye karşı Afrin bölgesinde başlattığı askeri operasyonun kapsamı hakkında “çelişkili sinyaller” verdiklerini ifade etti. Yetkili, “Bu durumun sahada nasıl gelişeceğini göreceğiz. Ancak bizim mesajımız tek. Operasyonu olabildiğince sınırlı yürütmeleri çağrısında bulunuyoruz” dedi.

“YPG desteğimizi kaybeder”

Diğer taraftan Anadolu Ajansı’nda yer alan bir habere göre, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Suriye’nin kuzeydoğusundaki YPG unsurlarının Afrin’e hareket etmeleri durumunda ABD’nin desteğini kaybedeceklerini açıkladı. Habere göre Pentagon sözcüsü Binbaşı Adrian Rankine Galloway, “Biz DEAŞ’a karşı operasyon yapan kuvvetlere eğitim, tavsiye ve destek sağlıyoruz. Sahadaki güçlere emirler vermiyoruz. Bu bizim ilişkimiz değil. Eğer özellikle DEAŞ’a odaklı olmayan bir tür askeri operasyon yaparlarsa koalisyonun desteğini kaybederler” dedi.

TSK: En az 260 PKK/YPGli öldürüldü

Genelkurmay Başkanlığı Suriye’nin Afrin bölgesinde Cumartesi başlayan sınır ötesi harekâtta şimdiye kadar en az 260 PKK, YPG ve IŞİD mensubunun öldürüldüğünü açıkladı.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nden Salı gecesi yapılan açıklamada Zeytin Dalı Harekâtı’nın icrasında sadece barınak, mevzi ve silahların hedef alındığı ve sivillerin zarar görmemesi için her türlü hassasiyetin gösterildiği ifade edilerek, “Şu ana kadar bölgeden elde edilen bilgilere göre; en az 260 PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ terör örgütü mensubunun etkisiz hale getirildiği tespit edilmiştir” denildi. Harekâtta şu ana kadar üç Türk askeri yaşamını yitirdi.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Zeytin Dalı Harekâtı sırasında en az 24 sivilin hayatını kaybettiğini bildirmişti. Birleşmiş Milletler, operasyonun başladığı tarihten bu yana yaşanan çatışmalar nedeniyle yaklaşık 5 bin sivilin Afrin’i terk etmek zorunda kaldığının tahmin edildiğini açıkladı.

Frankenpost: Afrin terörle mücadele kisvesi altında etnik temizlik

Alman basınında yer alan yorumlarda Türkiye’nin düzenlediği Afrin harekatı bağlamında Almanya’nın Türkiye ile gerçekleştirdiği silah ticareti konusu ön plana çıkıyor.

Halle’de yayınlanan Mitteldeutsche Zeitung’da Almanya’nın Erdoğan hakkında birkaç yıl önce sahip olduğu görüşler hatırlatılarak devletin mevcut silah ticareti politikası eleştiriliyor:

“Bir NATO ortağına silah vermekten kaçınmanın yolu var mıdır? Bürokratlar gayet yaratıcı ve alıcı devletin Alman üretimi olan silahları yalnızca dışarıdan gelen bir saldırı karşısında savunma amaçlı kullanacağına dair bir belge imzalayacağı bir düzenleme getirmeyi düşündüler. Kulağa güzel geliyor ancak bu hakikatte yalnızca bir ‘sakinleştirici hap’ aslında. Öte yandan, halihazırda Alman üretimi Leopard 2 tanklarının satımında imzalanan sözleşmede böyle bir ifade mevcut değil. Çünkü birkaç yıl önce Federal Hükümet hala Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkesini modernleştiren biri olduğu ve saldırgan askeri etkinliğin kendisine yabancı olduğu görüşündeydi. İşte insan bu şekilde yanılır, işte bu şekilde göz yumar. Almanya’nın silah ihracatı siyaseti böyle işte, pek ileri görüşlü değil.”

Kölner Stadt-Anzeiger’de Alman siyaset camiasının Türkiye’nin Afrin’e düzenlediği harekat karşısındaki tepkisizliğine vurgu yapılıyor:

“Alman siyaseti, beklentileri yalancı çıkararak ağzını hemen şimdi açsa bile, Türk ordusunun coşkulu bir biçimde ‘zeytin dalı’ adını verdiği askeri harekatla ilgili olarak hiçbir şey değişmeyecek. Mesele, tekrarlardan kaçınmak. Yakında koalisyon görüşmeleri başlıyor. Hristiyan Birlik partileri ve Sosyal Demokrat Parti, halen gevşek olan ihracat politikasını sıkılaştırma şansına sahipler.”

Landeszeitung Lüneburg’da da Almanya’nın silah ticareti konusundaki “büyük yanılsamasına” dikkat çekiliyor:

“Almanya, kendi savaş geçmişiyle yüzleştiği ve silah ihracatında daha dikkatli davrandığı için onlarca yıldır kendine bir çeşit yüksek ahlak atfediyor. Türkiye’nin, ölümü Alman tanklarıyla Suriye’nin şu ana kadar savaştan mümkün olabildiğince sakınabilen bölgesine taşımaya başlamasıyla birlikte, Almanya’nın büyük yanılsaması ortaya çıktı. Suriye’nin kuzeyindeki korku senaryosu, silah ihracatının iki farklı açıdan da zarar getirebileceğini gözler önüne seriyor. Bir zamanlar NATO’nun güneydoğu bloğunun ve yaptığı reformlarla Avrupa yönünde yol alan bir müttefikin güçlendirilmesi için yapılan doğru şey artık yanlış, çünkü bu artık bir otokratın desteklenmesinden başka bir şey değil. Ancak ‘Zeytin Dalı Harekatı’ndan, Almanya’nın pasifist konfor bölgesine çekilmesi ve hiç silah ihraç etmemesi gerektiği dersini çıkarmak yanlış bir yaklaşım olur. Doğru yaklaşım, silah ihracatının daha iyi kontrol edilmesi gerektiğidir.”

Hof’da yayınlanan Frankenpost’ta ise Afrin harekatının ardında Erdoğan’ın “büyük adam olma arzusunun” yattığı savunuluyor:

“Türk askerleri Suriye’de Alman tanklarıyla Kürtleri vuruyor. Terörle mücadele kisvesi altında etnik temizlik. Bu terörle mücadele gerekçesi tabii ki saçmalık, olay yalnızca Erdoğan’ın çılgınca büyük adam olma arzusu. Gabriel, NATO ortağı (?) Türkiye’ye net bir biçimde müdahale edeceğine, tankları modernleştirmeye devam etmemek için bir neden olmadığı görüşünü savunuyor. Kesin ve güvenilir bir biçimde öldürebilmeleri için. Ölüm Almanya’nın her daim bir uzmanlık alanıydı. Gabriel ve Berlin bundan utanç duymalılar.”

 

Afrin’e yönelik harekâtta Alman tanklarının kullanıldığı yönündeki haberler üzerine Berlin’den açıklama geldi. Hükümet yetkilileri Leopard tanklarının kullanıldığına dair “bilgimiz yok” dedi.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin’e yönelik harekâtında Alman Leopard tanklarının kullanıldığına ilişkin haberler bugün Alman Federal Hükümeti’nin Berlin’deki olağan basın toplantısında gündeme taşındı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Adebahr, şimdiye kadar aldıkları bilgilere göre “Leopard tanklarının kullanıldığını doğrulayamayacağını” söyledi.

Savunma Bakanlığı Sözcüsü Holger Neumann ise basın mensuplarının konuyla ilgili sorusunu “Medyada yer alan, sizin de bildiğiniz görüntülerin dışında, Leopard tanklarının kullanıldığına dair bilgimiz yok” şeklinde yanıtladı. Neumann fotoğrafların nerede ve ne zaman çekildiğine dair bilginin bulunmadığını da vurguladı.

Alman medyasına yansıyan haberlerde, Leopard tanklarının Afrin harekâtında kullanıldığı öne sürülmüştü. Alman Haber Ajansı (dpa) Alman federal ordusundan bir uzmanın harekâtta Leopard 2 A4 panzerlerinin kullanıldığını doğruladığını duyurmuştu. Söz konusu fotoğraflar, Anadolu Ajansı’nın yanı sıra uluslararası diğer haber ajansları tarafından yayınlanmıştı. Türkiye daha önce Leopard 2 tanklarını IŞİD’e yönelik operasyonlarda da kullanmıştı.

Neumann, NATO ülkesi Türkiye’nin 80’li ve 90’lı yıllarda Almanya’dan 397 Leopard 1 tankı, 2006-2011 yılları arasında ise 354 Leopard 2 tankı aldığına dikkati çekti. Sözcü Neumann, bu nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Alman federal ordusuna kıyasla daha fazla muharebe tankı olduğuna işaret etti.

Afrin operasyonu

Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Adebahr, Afrin operasyonuna ilişkin yaptığı açıklamada ise, Türkiye’nin bu harekâtı Birleşmiş Milletler (BM) sözleşmesinin 51’inci maddesinde yer alan Meşru Müdafaa Hakkı çerçevesinde yürüttüğünü ve bunu da BM Güvenlik Konseyi’ne bildirdiğini hatırlattı. Federal hükümetin bölgedeki karmaşık ve istikrarsız duruma ilişkin tam bir resme sahip olmadığını ifade eden Adebahr, bu nedenle de Türkiye’nin tavrını uluslararası hukuk açısından değerlendiremediğine işaret etti.

Türkiye’nin bölgede güvenlik açısından menfaatlerini dikkate almak gerektiğini vurgulayan Adebahr, ancak şiddetin devam etmesinin Suriye halkının durumunu düzeltmek yerine daha da kötüleştireceğini dile getirdi.

BM Güvenlik Konseyi’nin bugün yapacağı oturumda konuyu ele alacağını hatırlatan Adebahr, “Bu tartışmaları kesinlikle destekliyoruz” dedi.

Sözcü Adebahr, Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in dün yaptığı açıklamayı hatırlatarak, bölgedeki durumu kaygıyla izlediklerini söyledi. Gabriel, “Türkiye ve Kürt birlikler arasındaki askeri çatışmalar önceden kestirilemeyen riskleri beraberinde getiriyor” diyerek, soruna siyasi çözüm bulunması çağrısı yapmıştı.

Tıklayın- Erdoğan: TSK ve ÖSO olarak 7-8 şehidimiz var -Türkiye'den başlıklar

Tıklayın- Erdoğan: TSK ve ÖSO olarak 7-8 şehidimiz var -Türkiye'den başlıklar

Recep Tayyip Erdoğan, Zeytin Dalı Operasyonu’nun ilk dört gününde TSK ve ÖSO’nun “7-8 şehidi” olduğunu ve “268 teröristin etkisiz hale getirildiğini” söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 44. Muhtarlar Toplantısı’nda Afrin’de düzenlenen Zeytin Dalı Harekatı ile ilgili açıklamalarda bulundu.

2015 yılı Temmuz ayından beri terörle mücadelede sınırlarımız içinde 1000’in üzerinde şehit verdik. Fırat Kalkanı Harekatı’nda 22 şehit verdik. Zeytin Dalı operasyonunda şehitlerimiz, gazilerimiz var; ama özellikle ÖSO ve bizim şehitlerimizle beraber 7-8 şehidimiz varsa karşı taraftan da 268 kişi etkisiz hale getirildi.”

5 bin tır ve 2 bin uçak dolusu silahla donatılan terör örgütünün son mensubu da etkisiz hale getirilene kadar bu operasyon devam edecektir.”

Alman siyasetçilerden ‘tank’ tepkisi

Türkiye’ye silah satışı durdurulsun Bazı Alman siyasetçiler, Türkiye’nin Afrin’e düzenlediği Zeytin Dalı Harekatı’nda Almanya yapımı tankların kullanıldığı haberlerine işaret ederek tepki gösterdi.

Türkiye’nin operasyonda Alman şirketi Rheinmetall’ın ürettiği Leopard tanklarını kullandığını belirten sağ ve sol kanattan olmak üzere farklı partilerden Alman siyasetçiler, Alman hükümetini Türkiye’ye silah satışını durdurmaya çağırdı.

Cuma günü, Rheinmetall şirketinin Leopard 2 tanklarının patlamalara daha dayanıklı olması için üst sürümünü Türkiye’ye göndermesine Alman hükümetinin onay vereceği belirtilmişti.

‘Yasa dışı’

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in partisi Hristiyan Demokratlar’dan (CDU) Norbert Röttgen, BBC’nin bir radyo kanalına yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Afrin operasyonunun ‘yasa dışı’ olduğunu söyleyerek silah ambargosu çağrısı yaptı.

Yeşiller’den Agnieska Brugger de Almanya’ya ‘derhal Türkiye’ye silah satışını durdurun’ talebinde bulundu.

Bugün Türkiye’de ve Zeytin Dalı Harekatı’nda yaşanan gelişmelerden özetler: 

  • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump, bugün TSİ 20:30’da görüşecek.– Zeytin Dalı Harekatı, 5’inci gününde.
  • Anadolu Ajansı (AA), Şeyh Horoz bölgesindeki TSK unsurlarına saldırı amacıyla sızmaya çalıştığı belirtilen “PKK/PYD/YPG terör örgütü mensupları ile çıkan çatışmada, 8 teröristin etkisiz hale getirildiğini” bildirdi.
  • Genelkurmay Başkanlığı’nın son yaptığı açıklamada, harekât kapsamında “şu ana dek en az 260 teröristin öldürüldüğü” aktarıldı.
  • Zeytin Dalı Harekâtı’nda şu ana kadar 3 asker (Piyade Astsubay Üstçavuş Musa Özkalkan, Piyade Üsteğmen Oğuz Kaan Usta ve Piyade Uzman Çavuş Mehmet Muratdağı) yaşamını yitirdi.

Zeytin Dalı Harekatı

Twitter | Facebook | Pinterest | Akademi Portal Arşiv |  Akademi Portal

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

Hakkında Akademi Portal

Akademi Portal

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Güvenlik *