29 MİLYON DOLARLIK MİRAS
USAME BİN LADİN
Pakistan’da ÖZEL düzenlenen bir operasyonla öldürülen El Kaide lideri Usame bin Ladin’in vasiyetnamesinde malvarlığının cihad ve cihatçılar için kullanılmasını istediği ortaya çıktı.
Bin Ladin’in kişisel varlıklarının değerinin 29 milyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.
2011’de öldürülen El Kaide liderinin yaşadığı evde ele geçirilen belgelerin bir kısmı bugün Amerikan basınında yer aldı.
El Kaide lideri geride bıraktığı mektubunda ailesinden, ‘vasiyetine uyulmasını’ ve mirasının ‘cihad yolunda, Allah rızası için harcanmasını’ istiyor.
Bin Ladin babasından, ölümü durumunda eşi ve çocuklarına bakmasını isterken, ”Eğer öldürülürsem, benim için dua et, benim adıma hayır işleri yapmaya devam et, buna çok ihtiyacım olacak” diyor.
Sudan’da olduğu tahmin edilen malvarlığının nakit mi yoksa taşınmaz varlıklar mı olduğu, bu mirasın mirasçılarına ulaşıp ulaşmadığı bilinmiyor.
Bin Ladin, 1990’larda beş yıl Sudan hükümetinin misafiri olarak bu ülkede yaşamıştı.
El Kaide lideri, Batı’nın ‘terörle savaşı’ ve ABD’nin Afganistan operasyonlarının geldiği noktayı değerlendirirken de şunları söylüyor:
”Bunun kolay bir savaş olacağını, hedeflerine bir kaç gün ya da haftada ulaşacaklarını düşünüyorlardı. Bizlerin biraz daha sabırlı olmamız gerekiyor. Sabredersek zafere ulaşacağız.”
Mayıs 2011’de Pakistan’ın Abbudabat kentinde düzenlenen operasyonla öldürülen Bin Ladin’in yerine El Kaide’nin liderliğine yardımcısı Eymen ez Zevahiri geçmişti.
GEÇMİŞTEN USAME BİN LADİN HABER ARŞİVLERİ ⏬
[box type=”shadow” align=”aligncenter” class=”İslamabad’da Usame bin Ladin kütüphanesi” width=”620″ ]18 Nisan 2014 Pakistan’ın başkenti İslamabad’da kadınların devam ettiği bir medresenin kütüphanesine El Kaide’nin öldürülen lideri Usame bin Ladin’in adı verildi. Medrese binasındaki kütüphanenin kapısındaki kağıtta “Şehit Bin Ladin” adı yazılı. Bin Ladin 2011 yılında ABD komandolarının Pakistan topraklarında düzenlediği bir baskında öldürülmüştü. Camiya Hafza Medresesi militan İslamcılara yakın olduğu iddia edilen Lal Camii’ne bağlı. Medrese’nin bağlı olduğu Lal Camii ise 2007 yılında Pakistan ordusu tarafından kuşatılmış, onlarca kişi vurularak ölmüştü. BBC’nin İslamabad’daki muhabiri Şumeyla Jaffrey, kütüphanede masa ya da iskemle bulunmadığını yalnızca yerde iki bilgisayar olduğunu bildiriyor. Kütüphane, İslamabad’ın merkezinde inşası hala devam eden büyük bir külliyenin içinde. Medrese’nin sözcüsü kütüphaneye bu ismin, “bir kahraman” olan bin Ladin’in onurlandırılması amacıyla konulduğunu söyledi. Medrese’nin hocası Mevlâna Abdül Aziz “Hükümet eğer medreseler ve camileri hedef alırsa, şeriat bizim de misilleme yapmamıza izin verir. Kim bize karşı güce başvurursa, onun kendisine geri döneceğini bilmelidir” diye konuştu. Abdül Aziz hoca, kütüphaneyi ofisi olarak kullanıyor. Burada çeşitli dillerdeki Kuranlar da dahil hepsi İslami konularla ilgili 2 bin kitap var. [/box]

[box type=”shadow” align=”aligncenter” class=”Usame Bin Ladin’i kim öldürdü?” width=”620″ ]7 Kasım 2014 ABD, El Kaide lideri Usame Bin Ladin’in ölümünden üç yıl sonra, kendisini vuran kurşunun kimin silahından çıktığını tartışıyor. Amerikan Donanması’ndan emekli olan 38 yaşındaki eski deniz komandosu Robert O’Neill, Washington Post gazetesine verdiği mülakatta Bin Ladin’i öldüren kurşunu kendisinin sıktığını ileri sürdü. Ancak bu, Bin Ladin baskınına katılan ve o gün neler yaşandığını 2012’de yayımladığı bir kitapta anlatan Matt Bissonnette isimli bir diğer Amerikan komandosunun ifadeleriyle çelişiyor. Usame Bin Ladin, Pakistan’ın Abbottabad kentinde gizlendiği binaya 2011 yılında düzenlenen baskında öldürülmüştü. Bin Ladin’in bir çatışmada öldürüldüğü teyit edilmiş, ardından cesedi denize gömülmüştü. Ancak El Kaide liderinin vurulduğu yerleşkenin karanlık ve dar bir alan olması, Bin Ladin’i hangi kurşunun öldürdüğünün belirlenmesinin imkânsız olduğu tartışmasına neden olmuştu. Kimliğini televizyonda açıklayacaktı Deniz komandoları, kendilerine konulan konuşma yasağı nedeniyle genellikle ordudaki eylemlerini kamuya açıklayamazlar. Ancak, 2012 yılında emekli olan eski deniz komandosu O’Neill, Bin Ladin’i vurduğunu isim vermeden “Esquire” adlı dergiye anlatmıştı. O’Neill aslında bu ay bir televizyon programına çıkarak kimliğini açıklayacaktı. Ancak bu haber, diğer emekli deniz komandolarını kızdırdı ve O’Neill programa çıkmadan, kimliğini eski özel kuvvetler tarafından kurulan bir internet sitesinde açıkladılar. Meslektaşlarının O’Neill’in “itibar kazanma çabasını” protesto etmek için ismini deşifre ettikleri düşünülüyor. ‘İlk kurşun ıskaladı’ Robert O’Neill’in anlattığına göre, o ve ismini açıklamadığı bir meslektaşı, Pakistan’ın Abbottabad kentinde bir yerleşkenin merdivenlerinden yürüyerek üçüncü kata çıktılar. Bin Ladin’in odalardan birinden kafasını uzattığını gördüler. Buna göre, ismini açıklamadığı komando, Bin Ladin’i hedef aldı, fakat ıskaladı. Hemen ardından ise O’Neill odaya gitti ve El Kaide liderini kafasından vurarak öldürdü. Emekli komando Matt Bissonnette, “Kolay Bir Gün Yok” adlı kitabında, Bin Ladin’i vurarak öldüren kişinin kendisi olduğunu öne sürmüştü. Perşembe günü NBC News programına çıkan Bissonnette, O’Neill’in iddialarına doğrudan bir yanıt vermedi. Bissonnette “İki farklı insan, kendilerine has nedenlerle iki ayrı hikaye anlatıyorlar. O’Neill ne derse desin, bu konuya değinmek istemiyorum” dedi. Gizlilik kuralı hatırlatması Emekli komando Bissonnette, yazdığı kitapta “gizli bilgileri ifşa etmek” suçlamasıyla soruşturmaya tabi tutulmuştu. Bissonnette, komando günlerini anlattığı “Kahraman Değilim” adlı ikinci kitabını yayımlamaya hazırlanıyor. Pentagon’daki yetkililer, O’Neill’in iddialarını teyit de inkâr da etmediler. Ancak geçen hafta Deniz Komandoları Birliği’ne bir yazı gönderilerek, tüm komandoların “gizlilik kuralına uymaları gerektiği” belirtildi ve kamuoyu gözünde itibar kazanmak için sessizliklerini bozmamaları uyarısı yapıldı. [/box]
Seymour Hersh: ABD, Bin Ladin’in ölümü konusunda yalan söylüyor
11 Mayıs 2015
Pulitzer ödüllü ünlü Amerikalı gazeteci Seymour Hersh, ABD’nin El Kaide lideri Usame Bin Ladin’in öldürülmesi konusunda kamuoyunu yanlış bilgilendirdiğini iddia etti.
Seymour Hersh, yapılan açıklamaların aksine El Kaide liderinin 2011 yılında öldüldüğü sırada firarda olmadığını, 2006 yılından beri Pakistan istihbarat servisinin esiri olarak bu ülkede bulunduğunu yazdı.
Amerikalı gazeteci iddialarını, adını açıklamadığı üst düzey bir Amerikan istihbarat yetkilisine dayandırdı.
Hersh İngiltere’de yayımlanan London Review of Books dergisinin son sayısındaki yazısında, üst düzey bir Pakistan istihbarat yetkilisinin 25 milyon dolar karşılığında Bin Ladin’in yerini ABD’ye bildirdiğini öne sürdü.
Amerikalı gazeteciye göre ABD’nin, “Mümkün olsaydı Bin Ladin’i canlı da ele geçirebilirdik, El Kaide lideri çatışmada öldü” iddiası da yalan.
Hersh’ün yazısında şu satırlar yer aldı:
“Bin Ladin’in bulunduğu yerde herhangi bir çatışma çıkmadı. Amerikalılar oraya vardığında, Pakistan istihbarat servisi çalışanları çoktan gitmişti.”
‘Cesedi denize atılmadı’
Seymour Hersh, Beyaz Saray’ın “Bin Ladin’in cenazesi İslami kurallara göre defnedildi ve denize atıldı” iddiasının da doğru olmadığını iddia etti.
Hersh, başından da vurulan El Kaide liderinin vücundan bazı parçaların bir ceset torbasına konduğunu ve Afganistan’ın Celalabad kentine giden bir helikopterden Hindukuş Dağları’na atıldığını, en azından Bin Ladin’i öldüren komandoların iddiasının bu yönde olduğunu öne sürdü.
El Kaide örgütü lideri Usame Bin Ladin, Amerikan özel güçlerinin 2 Mayıs 2011’de Pakistan’ın Abbottabad şehrinde düzenlediği bir operasyonda öldürülmüştü.
Hersh yazısında Bin Ladin’in öldürülmesinin Obama’nın ilk dönemindeki en büyük başarısı olduğunu ve bir dönem daha başkan seçilmesinde önemli rol oynadığını vurguladı.
Amerikalı gazeteci, ABD yönetiminin konuyla ilgili olarak kendisine açıklama yapmayı reddettiğini de yazdı.
Seymour Hersh kimdir?

8 Nisan 1937 doğumlu Seymour Hersh adını ilk kez 1969’da, Vietnam’da ABD’nin 500 köylüyü öldürdüğü Mai Lai katliamını haberleştirip Amerikan yönetiminin katliamı nasıl örtbas ettiğini ortaya koyarak duyurdu.
Seymour Hersh bu araştırmasıyla, 1970’de Amerikan gazeteciliğinin en prestijli ödülü kabul edilen Pulitzer’e layık görüldü.
Hersh ABD’nin Irak’ı işgali sırasında Ebu Gureyb Hapishanesi’nde Amerikan askerlerinin Iraklı mahkumlara yönelik sistematik iikencelerini en ufak ayrıntısına kadar haberleştirmişti.
Haberlerinde özellikle Amerikan yönetimlerinin ve CIA’in gizli operasyonlarına odaklanan Hersh, Pulitzer Ödülü’nün yanısıra yine gazetecilik açısından son derece prestijli George Polk ödülünü de beş kez kazanmayı başarmıştı.
Usame bin Ladin’i Almanlar mı buldu?
18 Mayıs 2015
Almanya’nın dış istihbarat ajansı BND’nin, ABD özel kuvvetleri tarafından öldürülen El Kaide lideri Usame bin Ladin’in nerede olduğunu bulmada CIA’ya yardımcı olduğu bildiriliyor.
İngiliz Daily Telegraph gazetesine göre, bin Ladin’in Pakistan güvenlik birimlerinin bilgisi dahilinde Pakistan’da gizlendiği ihbarını sağlanan BND olmuş.
Haberin kaynağı da Alman Pazar gazetesi Bild am Sonntag.
Haber isimsiz ABD istihbarat kaynaklarına dayanarak veriliyor.
Gazeteye göre, Bin Ladin hakkındaki bilgi Pakistan İstihbarat Teşkilatı içindeki BND muhbirinden geldi.
Amerikalı kaynak da, 11 Eylül 2001 saldırılarının mimarının yerini belirlemede Almanlarının ihbarının “temel önemi” olduğunu söylüyor.
Ancak şüpheciler, anonim kaynaklı raporun BND için çok uygun bir anda geldiğini kaydediyor.
Teşkilat şu anda ciddi halkla ilişkiler desteğine ihtiyaç duyuyor.
Ajans, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’na Avrupa Komisyonu ve Airbus ile Fransız hükümeti de dahil olmak üzere siyaset ve iş çevrelerinden hedefler hakkında bilgi sızdırdığı için sert eleştirilerle karşı karşıya.
İddialar ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’in olanlardan ne kadar haberdar olduğu konusunda iki parlamento soruşturması yürütülüyor.
ABD’nin kişisel cep telefonunu da dinlediği ortaya çıkınca öfkeyle tepki gösteren Merkel, Alman ve Amerikan istihbarat servisleri arasındaki işbirliğinin derinliğini ortaya çıkarmak için baskı altında.
Pakistan’da ‘Bin Ladin hataları’ raporu
9 Temmuz 2013
Pakistan hükümetine ait sızdırılan bir rapor, Usame bin Ladin’in ülkede yaklaşık 10 yıl boyunca “beceriksizlik ve ihmaller yüzünden” fark edilmeden yaşayabildiğine dikkat çekiyor.
El-Cezire televizyon kanalına sızdırılan rapor, Bin Ladin’in Amerikalı güçlerce öldürülmesini ABD Başkanı’nın emrettiği “cinayet suçu” olarak niteliyor.
Rapor ayrıca Afganistan’ı 2001 yılında terk eden el Kaide liderinin gündelik yaşamına ilişkin detaylar da sunuyor.
Bin Ladin 2011 yılının Mayıs ayında Amerikalı güçlerce kuzeybatı Pakistan’da öldürülmüştü.
Amerika’nın Bin Ladin’in saklandığı yer konusunda endişeleri Pakistan tarafından geçmişte reddedilmişti. Ama daha sonra Abbottabad’da daha sonra keşfedilmesi ve Amerikalı askerlerce öldürülmesi Amerika – Pakistan ilişkilerine gölge düşürmüştü.
‘Aşağılama’
Baskından kısa süre sonra Pakistan Meclisi, hükümetin hatalarının beceriksizlik mi, yoksa el-Kaide’yle gizli ilişkilerden mi kaynaklandığının araştırılması için bağımsız bir soruşturma emretmişti.
Rapor ayrıca, “Pakistan halkının aşağılandığı operasyon öncesinde” nasıl Pakistan topraklarında CIA’in aktif olduğunun fark edilemediğini araştırdı.
Rapor, istihbarat eksikliğini “hükümetin kendi içine doğru patlaması” olarak tasvir ediyor.
Pakistan hükümetini ve ordusunu çok sert dille eleştiren rapor “hükümetin her seviyesinde ihmal ve beceriksizlik” olduğunu söylüyor.
Raporda gizli ilişkiler olduğu iddialarını destekleyecek kanıda rastlanmadığını söylense de “hükümet içi veya dışında bir seviyeye kadar bazı olayların görmezden gelinmiş olabileceği” ihtimalinden bahsediliyor.
Abbottabad’a Amerikalıların düzenlediği operasyonu da eleştiren rapor, bunu bir “savaş nedeni”; ve Doğu Pakistan’ın 1971’de bağımsızlığını ilan etmesinden bu yana “Pakistan’ın yaşadığı en büyük aşağılama” olarak niteliyor.
Yetkililerin dediklerine dayanarak rapor, Pakistan savaş uçaklarının Amerikalı helikopterleri düşürmek için havalandıklarına ama çok geç kaldıklarına dikkat çekiyor.
‘Kovboy şapkası’
Usame bin Ladin’in yaşadığı gündelik hayatı da ele alan rapor, kendisinin 2002 yılının ilk bahar veya yaz aylarında Pakistan’a geldiğini, ama ancak 2005 yılında Abbottabad’a yerleştiğini yazıyor.
Bin Ladin ve etrafındakiler hakkında rapor, “dikkat çekmeden sade bir hayat sürdüler. Halk arasında görünmediler” diyor.
Raporda tanıklık yapan biri, Ladin’in dikkat çekmemek için bina etrafında dışarı çıktığında bir kovboy şapkası taktığını söylüyor.
Ama rapora göre, altı yıl boyunca binanın sıradışı hali dikkat çekmemiş: “Tüm mahallenin, yerel yetkililerin, polisin, güvenlik kuvvetlerinin ve istihbarat yetkililerinin, binanın ve kapladığı alanın boyutunu, garip şeklini, dikenli telle çevrili olmasını, arabaların ve misafirlerin gelmeyişini altı yıl boyunca fark etmemesi akıl almaz bir olay.”
El-Kaide üyelik kriterlerini gevşetiyor
2 Ekim 2013
El Kaide, üyelik kriterlerini gevşetti, daha geniş kitlelere ulaşarak üye sayısını arttırıyor.
Usame Bin Ladin Somali’deki İslamcı Eş Şebab grubunun El Kaide’ye katılmasını istemiyordu.
2011’de Pakistan’ın Abbottabad bölgesinde öldürülmesinden sonra ele geçirilen bir mektupta Bin Ladin, “suçları belli olmayan kişilere gereksiz ağır cezalar uyguladıkları” için Eş Şebab liderlerini eleştiriyordu.
El Kaide’nin yeni lideri Ayman ez Zevahiri ise Eş Şebab’ın eksikleriyle pek ilgilenmiyor. Bin Ladin’in ölümünün üzerinden bir yıl bile geçmeden Zevahiri, Eş Şebab’ı örgüte kabul etti.
Birleşmiş Milletler’de El Kaide ve Taliban İzleme Ekibi’nin eski koordinatörü Richard Barnett, “Zevahiri bu şekilde, daha geniş kesimlere ulaşabileceklerini düşünüyor.” diyor.
Eş Şebab’ın katılması El Kaide’de yeni bir liderlik anlayışı olduğunu gösterdi. Zevahiri ve destekçileri, önceki liderlik kadrolarından çok daha kapsayıcı ve hırslı.
Washington Enstitüsü Yakın Doğu Politikaları’nda araştırmacı Daniel Green El Kaide’nin “bir tür bayilik uygulamasına” başladığını söylüyor.
Avustralya’nın eski polis istihbarat uzmanı Leah Farrell ise bütün kolları hesaba katıldığında El Kaide’nin her zamankinden çok daha büyük bir örgüt haline geldiğini ifade ediyor.
‘Yozlaşmamış ve acımasız olmak’

Yeni üyelerin kabul edilme nedeni basit. Farrel, Zevahiri ve yandaşlarının uzun süredir Batılılara karşı saldırı gerçekleştirmediğini, bu nedenle, örgütün dünya sahnesindeki yerini korumak için başka yollara başvurduğunu ve üyelik kriterleri konusunda daha esnek davrandığını söylüyor.
Eş Şebab’ın 21 Eylül’de Kenya’daki alışveriş merkezine yaptığı saldırıda 60 kişi ölmüş, böylece El Kaide uzun süre haberlere konu olmuştu.
Bu arada El Kaide bağlantılı başka bir grup olan Irak ve Şam’da İslami Devlet Örgütü de Suriye’nin Türkiye sınırındaki Azaz kentinde denetimi ele geçirdi.
Endonezya ve diğer ülkelerdeki militanlar Zevahiri’nin dikkatini çekmeye çalışıyor. Farrell, “Tabiri caizse el sallayıp ‘Biz de katılabilir miyiz lütfen?’ diye soruyorlar.” diyor.
Militanlar El Kaide’ye katılmak istiyor; çünkü bu durumda örgütlerinin dönüşüm geçireceğini düşünüyor.
Barnett, birçok militan için El Kaide adının “yozlaşmamış ve acımasız olmayı ifade ettiğini” söylüyor.
Daniel Green, “Bu örgüte katılmakla sokakta itibarınız olur.” diyor. “Ama bu, ölüm nedeniniz de olur aynı zamanda.”
Washington merkezli New America Foundation adlı düşünce kuruluşu, son dokuz yılda Pakistan’da 1600 militanın insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırılarda öldürüldüğünü ifade ediyor.
El Kaide’nin birçok üst düzey liderinin ölümü insansız hava araçları yoluyla oldu.
El Kaide her zamankinden daha büyük
Hem örgüte üye alınırken uygulanan kriterlerin gevşetilmesi hem de 2011’de Beyaz Saray tarafından hazırlanan raporda El Kaide tanımının genişletilmesi nedeniyle bugün bu örgüt her zamankinden daha büyük.
American Enterprise Institute’ten Katherine Zimmerman, Eylül ayı raporunda, “El Kaide çekirdeği” dediği Zevahiri ve yandaşlarının yanı sıra örgütün başka kollarının da olduğunu söylüyor. Bunlar arasında Irak’ta El Kaide, İslami Mağrip’te El Kaide ve Arap Yarımadası’nda El Kaide ve Somali merkezli Eş Şebab da yer alıyor.
Ayrıca El Kaide’nin örgütle resmi bağları bulunmayan destekçileri de var.
Londra merkezli düşünce kuruluşu Quilliam Vakfı için kaleme aldıkları Eylül ayı raporunda Noman Benotman ve Jonathan Russell, “Dünya çapında El Kaide’nin amaçlarına ve ideolojisine bağlılığını ifade eden 100 binden fazla partizan bulunduğunu” söylüyor.
El Kaide alt geçitler, alışveriş merkezleri gibi yerlere düzenlediği saldırılarla adını duyurduğu gibi üye kazanmaya da devam ediyor.
Zevahiri, Batılı yetkililerin El Kaide’yi asla yok edemeyeceğini söylüyor.
BM koordinatörü Richard Barnett, El Kaide’nin “örgütün ötesinde bir şey olduğunu, bir fikri ifade ettiğini” belirtiyor.
Barnett, “Bütün çaba örgüt yapısının yok edilmesine yönelik; insanların bu örgüte katılma nedenleri üzerinde durulmuyor.” diyor.
‘Bin Ladin’in koruması’ serbest bırakılıyor
10 Ocak 2014
ABD Başkan Barack Obama tarafından Guantanamo gözetim kapındaki tutsakların durumlarını incelemek üzere oluşturulan kurul burada 12 yıldır tutulan Yemen vatandaşı Mahmud Mücahid’in serbest bırakabileceğine karar verdi.
33 yaşındaki Mücahid’in El Kaide militanı olduğu ve örgütün öldürülen lideri Usame bin Ladin’in koruması olduğu öne sürülüyordu.
Mücahid, ABD’de yaklaşık 3 bin kişinin öldüğü 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından 2002’de Guantanamo’ya götürülmüştü.
Hakkında şimdiye kadar dava açılmayan Mücahid, Obama’nın Guantanamo’yu kapatmak amacıyla oluşturduğu kurulda ifade veren ilk tutsak oldu.
“Hiç tutuklanmamalıydı”
Guantanamo’da eski ABD yönetiminin “düşman savaşçı” olarak tanımladığı 155 tutsak bulunuyor.
Altı üyeli kurul, “Mahmud Mücahid’in artık ABD’ye tehdit oluşturmadığına” hükmetti.
Mücahid’in daha önce “çok tehlikeli” olarak nitelenen ancak delil yetersizliği ya da yargılama yetkisiyle ilgili sorunlar nedeniyle hakkında dava açılamayan tutsaklardan biri olduğu belirtiliyor.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü henüz Mücahid’in ne zaman serbest bırakılacağıyla ilgili bir karar alınmadığını söyledi.
Mücahid’in avukatı Reuters ajansına, “Çok uzun zaman geçti. Hiç tutuklanmamalıydı. Şimdi 12 yıl aradan sonra ailesine kavuşacak. Artık onu Guantanamo’da tutma bahaneleri yok” dedi.
TIKLAYIN – Obama ve Clinton’ı zorda bırakacak “Bin Ladin” iddiası
TIKLAYIN – Bin Ladin’in dostlarından olan , ‘Taliban lideri Molla Ömer öldürüldü’










































