İki Türk profesörün bağışıklık sistemini hafızayla donatarak yaptığı çalışmalar, kanseri yenmek için yürütülen mücadelede tüm dünyanın yeni umudu oldu.

Almanya’da yaşayan Prof. Dr. Uğur Şahin ile eşi Dr. Özlem Türeci, önce kanser hastalarının tümör gen haritasını çıkarıyor, sonra hastaya özel ilaç geliştiriyor.

Hürriyet basın ve yayın organının haberine göre, Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Türeci, çok ileri seviyedeki 13 kanser hastasında kanserin yeniden nüksetmesini önemli ölçüde geriletti. 1 hastada kanser tamamen yok oldu. 1 hastada tümör küçüldü. 2 hastada ise büyüme durduruldu. Dr. Özlem Türeci bu araştırma sonuçlarını şöyle anlattı:

HASTAYA ÖZEL AŞI YAPILIYOR

“Bu 13 hasta deri kanseri hastaları ve biz terapiye başlamadan önce öteki tüm rutin ve deneysel terapilerinden geçmiş, tüm ilaçlara rağmen kanserin yeniden türediği hastalardı.

İki yıl boyunca bu hastalarda terapiyi uygularken kanserin yeniden nüksetmesini önemli ölçüde gerilettik.

Bu hastalar arasında kanserin her ay yeniden nüksettiği vakalar vardı. Biz kişinin önce bir tümör gen haritasını çıkarıyoruz. Ondan sonra kişiye göre ilaç geliştiriyoruz. Bu bir süre alıyor ve gelecek tıbbın görevi de bu süreyi hızlandırmak. Geliştirdiğimiz bu ilacı hastaya aşı olarak enjekte ediyoruz.

Bu aşı hastada daha önce gen haritasıyla tespit ettiğimiz kanserin özelliklerine göre yapıldığı için bu hücreleri tanıyor ve bir dedektif gibi hücreleri aramaya çıkıyor.

Zamanında bu hücreleri görmeyip uyuyakalan bağışıklık sistemini harekete geçiriyor ve kanser hücrelerini tanıyıp saldırarak öldürüyor. Bu terapi aynı zamanda bağışıklık sistemini hafızayla donatıyor. Yıllar sonra bu hücrelerin yeniden nüksetmeye başlaması durumunda, bağışıklık sistemi hemen uyanıp bu hücrelere karşı atağa geçerek zamanında yok ediyor.”

8 ÖDÜLLERİ VAR

Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci Mainz Üniversite Kliniği’nde araştırmalarını yapıyor. Prof. Dr. Şahin ve Dr. Türeci ABD Onkoloji Vakfı, Almanya Onkoloji Vakfı, Almanya Eğitim ve Araştırma Bakanlığı ödülleri başta olmak üzere 8 ödül sahibi.

Miyelomda ‘akıllı ilaç’ hedefi vurdu (Kan ve kemik iliği kanseri)

Bir tür kan ve kemik iliği kanseri olan mültipl miyelomlu ve kök hücre nakline uygun olmayan hastalar için sunulan “Daratumumab” etken maddeli “akıllı ilaç” seçeneği ile tedavi başarısında artış elde edildi.

Lösemi Lenfoma Miyelom Hastaları ve Araştırma Eğitim Birliği Derneği (LLMBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan, mültipl miyelom isimli kanserin, nedeni tam olarak bilinemeyen kan ve kemik iliği rahatsızlığı olduğunu söyledi

Hastalığın, böbrek yetmezliği (üre yüksekliği, üremi), kemiklerde erime ve özellikle bel kemiğinde olmak üzere kemiklerde kırıklar, akciğer enfeksiyonları başta olmak üzere enfeksiyonlara yatkınlık, kansızlık (anemi), kalsiyum yüksekliği ve kanda sedimentasyon hızı artışı ile kendini gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Özcan, yaygın olarak kullanılan protein elektroforezi testi ile rahatsızlığa kolaylıkla tanı konulabildiğini belirtti.

DÖRTLÜ İLAÇ TEDAVİSİYLE BAŞARI ORANLARI ARTTI

Hastalığın tedavisinde yeni ilaçların başarıyı önemli oranda artırdığına işaret eden Özcan, “Özellikle son 2 yılda 4 yeni ilacın kullanıma girmesi ile tedavi başarısında yeni bir seviyeye geçildi” dedi.

Miyelom hastalığında, tedaviye karar verilirken, hastanın biyolojik anlamda direncinin yüksek olmasının önem taşıdığına dikkati çeken Özcan, şunları kaydetti:

“Çünkü hastanın sert tedavileri rahatlıkla kaldırıp kaldıramayacağı çok önemli. Buna göre hastalar, kök hücre nakline uygun olan ve olmayanlar diye ikiye ayrılıyor. Son çalışmalarla, kök hücre nakline uygun olmayan hastalara önemli tedavi seçenekleri sunuldu. Bu kapsamda, söz konusu gruptaki hastalarda yeni bir çalışmanın sonuçları umutları daha da kuvvetlendirdi. Mateos ve arkadaşlarının, Avrupa, Güney Amerika, Asya ve Avustralya’da kök hücre nakline uygun olmayan hastalarla yaptıkları çalışma, N Engl J Med (NEJM) dergisinde yayımlandı. Çalışmaya göre, kök hücre nakline uygun olmayan hastalarda yaygın kullanılan ve standart tedavi seçeneklerinden biri olan VMP diye isimlendirilen Bortezomib, Melfalan ve Prednizolon üçlüsüne Daratumumab etken maddeli yeni bir ilaç eklendi. Yeni seçenekle tedavi başarısının önemli ölçüde arttığı tespit edildi.”

“TAM YANIT” SAĞLANAN HASTA ORANI YÜZDE 42’YE ÇIKTI

Çalışmaya göre, ‘Daratumumab’ etken maddeli ilaç standart tedaviye eklendiğinde cevap alınma olasılığı yüzde 74’ten yüzde 91’e yükseldi. Üstelik bunların içinde en yüksek karne notu anlamına gelen ‘tam yanıt’ sağlanan hasta oranı da yüzde 24’ten yüzde 42’ye çıktı.”

Prof. Dr. Özcan, standart VMP tedavisi alanlarda 18 ayda hastaların yüzde 50’sinde sağlanan yanıt aynı kalırken, VMP üçlüsüne ‘Daratumumab’ eklenmesiyle tedavi edilen (D-VMP) grubunda 18 ayda hastaların yüzde 70’inde hastalığın ilerlemediğinin görüldüğünün altını çizdi.

“Kanser türlerinin üçte biri önlenebilir”

Dünyada her yıl 14 milyon kişiyi yakalayan ve 8,2 milyon kişinin ölümüne sebep olan kanser, Türkiye’nin de en önemli sağlık sorunlarından biri. Öyle ki ülkemizde yılda yaklaşık 180 bin kişi kanser teşhisi alıyor. İşin uzmanlarına göre ise yaygın görülen ve ölüme götüren kanser türlerinin en az üçte biri, bazı tedbirlerle önlenebilir.

4 Şubat Dünya Kanser Gününde, kanser ile ilgili farkındalık ve bilinç düzeyinin artmasını sağlamak amacıyla dünya genelinde çeşitli etkinlikler yapılıyor.

Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam da 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle bir açıklama yaptı. Prof. Sağlam, bireylerin ve toplumların, yaygın kanser türlerinin en az üçte birinin daha sağlıklı bir beslenme biçiminin seçilmesi, tütün ürünlerinden uzak durulması, fiziksel aktivitenin arttırılması ve alkol kullanımının azaltılması ile önlenebileceği konusunda bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.

“AKCİĞER KANSERİNDE TANI GECİKİYOR”

Türkiye’de her yıl yaklaşık 180 bin kişinin kanser teşhisi aldığını ve hastaların üçte ikisinin erkek olduğunu belirten Sağlam, erkeklerde akciğer, prostat ve bağırsak kanserlerinin ilk 3 sırada yer aldığını söyledi. Kadınlarda ise meme, tiroid ve bağırsak kanserleri en sık görülen türler.

“YAPABİLİRİZ, KANSERİ YENEBİLİRİZ”

Kanser konusunda farkındalık ve bilincin artırılması için Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü ve ortak kuruluşların çalışmalar yaptığını belirten Sağlam, bu yılın sloganının “Yapabiliriz ve Yapabilirim” olduğunu söyleyerek şöyle konuştu:

“Kanser hastalığı çözümsüz değil ve doğru tedavilerle pek çok hasta hastalıktan kurtulabilir. Kanser algısı maalesef hastalığın kendinden daha ön plana çıkmış durumdadır. Kanser eşittir ölüm algısı, hastaları ve yakınlarını sarsmaktadır. Ancak günümüzde pek çok tedavi yöntemi gelişmiş ve hastalıkta oldukça başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Bilinen risk faktörlerinin en başında sigara geliyor. Düzenli ve uygun beslenme rejimleri ve egzersiz kanserden korunmada önemli. Ayrıca güneş enerjisinden faydalanalım ama fazlasından korunmak da önemlidir.”

“KAMPANYALARA RAĞMEN SİGARA İÇME ORANI AZALMADI “

Kanserle mücadelede erken teşhisin önemine vurgu yapan, 40 yaş ve sonrasında mamografi çekimi ve kontrollerin yaygınlaşması ile artık meme kanserinin sıklıkla erken evrede tespit edildiğini belirten Dr. Sağlam, sigara içme oranının ise kampanyalara rağmen ciddi azalma göstermediğini aktardı, “Sigara içen kişilerde öksürük, balgam gibi sık görülen şikayetler önemsenmemekte ve doktor kontrolleri gecikmektedir. Halen ülkemizde akciğer kanserleri ile ilgili tarama programları yoktur ve hastalar genellikle yaygın evrede tespit edilebilmektedir” dedi.

Her iki cinste de en sık görülen kanserlerden biri olan bağırsak kanserlerinin, 50 yaş ve sonrasında kolonoskopi ile erken dönemde saptanabildiğini, ailevi yatkınlığı olan kişilerin daha genç yaşta kolonoskopi yaptırması gerektiğini anlatan Uzman, kansızlık (anemi) tespit edilen herkesin endoskopi-kolonoskopi yaptırmasının zorunlu olduğunu belirtti.

Prof. Esra Kaytan Sağlam, radyoterapideki gelişmelerin kanser tedavisinde başarı oranını artırdığını söyledi.

“PROTEİN ZENGİNİ BESİNLER KANSER KALKANI”

Kanserden korunmada ve kanser tedavisi sırasında beslenmenin önemli olduğunu dile getiren Sağlam, “Düzenli ve doğru beslenmek, hem kanser hastaları hem de hasta olmayanlar için çok önemli. Kanser hastalarında tedaviler sırasında vücuttaki yıkıma paralel olarak yapım ve onarım oranlarını artırmamız lazım. Yani protein ile yoğun ve düzenli beslenmek önemli. Daha az tatlı ve şekerli gıdalar, daha az yağlı gıdalar tüketilebilir. Karbonhidratlardan uzak durun. Daha az tuzlu gıdalar tüketin’’ önerisinde bulundu.

“D VİTAMİNİ DÜŞÜKLÜĞÜ KANSERE YOL AÇABİLİR”

D vitamini eksikliğinin kansere etkisini de değerlendiren Sağlam, Türkiye’nin bir Akdeniz ülkesi olmasına rağmen halkta D vitamini düşüklüğü oranının çok yüksek olduğuna dikkat çekti, “Bu vitaminin düşüklüğü meme ve bağırsak kanseri gibi bazı kanserlerle ilintili olabiliyor. Dolayısıyla D vitamini düşüklüğü olan hastalara, bu düşüklüğü gidermelerini öneriyoruz. Gerek damlalarla gerek ampullerle doktor kontrolünde düşüklüğü gidermek önemli. Çünkü D vitamini de aşırı yüksek dozlarda toksik olup hastaya zarar verebilir” şeklinde konuştu.

Ses dosyası: D VİTAMİNİ GÜNEŞ DIŞINDA NERELERDEN ALINIR?

[divider]

Twitter | Facebook | Pinterest | Akademi Portal  YouTube

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Güvenlik *