Salgınla mücadelede doğa bize çok iyi ipuçları verebilir. Örneğin, doğanın esas epidemiyologları bahçe karıncaları birçok konuda salgından en iyi nasıl kurtulabileceğimizi öğretebilir.
Tüm hayvanlar bir tür sosyal yelpazede var olur. Bir tarafta yalnız yaşayan hayvanlar (ayılar mesela sadece üremek için buluşur) diğer tarafta ise topluluk halinde yaşayan hayvanlar var (firavun fareleri yakın kolonilerde yaşar ve birbirlerinin yavrularını büyütür).
Ancak sosyal sahnenin şampiyonları kesinlikle böceklerdir. Karıncalar, arılar, termitler ve eşekarıları “tam sosyal” hayvanlar olarak adlandırılır.
Birbirlerine o kadar bağımlıdırlar ki tek başlarına yaşayamazlar. Birlikte inşa ederler, birlikte yaşarlar ve yeni doğanları yetiştirmek, tehditlerle mücadele etmek için de işbirliği yaparlar. Gerekirse toplumun selameti için kendilerini feda ederler.
Ne kadar sosyal varlıklar olursanız, yardım etmek için de birbirinize o kadar güvenebilirsiniz. Ama aynı zamanda bunun bazı riskleri de var.
Mesela hastalık riski. Bu durumda arkadaşlarınızdan enfeksiyon kapma ve onları başkalarına da bulaştırma olasılığınız çok daha yükselir.
Peki pandemileri nasıl atlatıyorlar?
Bristol Üniversitesi’ndeki bilim insanları, bu süper sosyal böceklerin hastalık riskini nasıl azalttığını bulmak için karınca kolonileri üzerinde çalışma yürüttüler. Ortaya çıkan cevaplar ise gerçekten büyüleyici.
Birincisi, bu hayvanlar kusursuz bir hijyene sahipler. Yuvaya girdiklerinde mantar sporu gibi tehditleri kontrol etmek için birbirlerini temizlerler. El dezenfektanı yok ama onun yerine mikropları tamamen yok etmek için ağızlarından formik asit püskürtürler.
İkincisi, herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirir. Eğer bir karınca hastalandıysa üzerindeki sorumluluğu bilir ve kendisini yuvadan ayırır. Ya da daha güncel bir tabirle, kendilerini izole ederler.
Ne yazık ki, karıncalar için enfeksiyon neredeyse her zaman ölümcüldür. Karıncalar için kendilerini izole etmek koloni için yapabilecekleri en büyük fedakarlıktır.
Sosyal mesafeyi korurlar
Son olaraksa enfeksiyonun varlığı anlaşılması durumunda enfekte olmayan karıncalar bile yuvadan uzaklaşır. Yiyecek aramak için daha fazla zaman harcarlar.
Diğerlerine hastalık bulaştırmak ya da kendilerine bulaşmasını önlemek için yuvada daha az zaman geçirirler. Başka bir deyişle de önleyici sosyal mesafeyi kullanırlar.
Birbirlerini düşündükleri için sahip oldukları sosyalliğe ara veren karıncalar, pandemide kendimizi ve çevremizi korumak için bize de güzel tavsiyeler sunuyor.
Vampir yarasalar da hasta olduklarında ‘sosyal mesafeyi koruyor’

Yapılan bir araştırmada vampir yarasaların hasta olduklarında sosyal mesafeyi korudukları, diğer yarasaların yanında daha az zaman geçirdikleri ve sürüdekilerle daha az ilişki kurdukları tespit edildi.
Yarasaların bu davranışları daha önce laboratuvar ortamında gözlemlenmişti. Ancak uzmanlar, aynı davranışları Orta Amerika ülkelerinden Belize’de, vampir yarasalarda da gördü.
Ohio State Üniversitesi’nden uzmanların yaptığı araştırma, Davranışsal Ekoloji adlı bilim dergisinde yayımlandı.
Araştırmacılar, bir ağacın kovuğunda yaşayan bir grup yarasaya küçük alıcılar yerleştirerek, birbirleriyle nasıl sosyalleştiklerini izledi.
Uzmanlar, çalışmanın bir parçası olarak 16 yarasaya, davranışlarının değişip değişmediğini görmek için, bağışıklık sistemlerinin geçici olarak hastaymış gibi tepki vermesine yol açan lipopolisakkarit adlı maddeyi enjekte etti.
Ağaçta toplamda 31 yarasa vardı ve geriye kalan 15 yarasaya bağışıklık sistemlerine herhangi bir etkisi bulunmayan tuzlu su enjeksiyonları yapıldı.
Uzmanlar, deney sırasında yarasalara herhangi bir zarar verilmediğini söyledi.
Daha az tımar
Bilim insanları, bağışıklık sistemleri bir enfeksiyonla mücadele ediyormuş gibi harekete geçirilen “hasta” yarasaların sağlıklı yarasalara kıyasla, ortalama dört daha az yarasayla ilişki kurduklarını saptadı.
Bu yarasaların, sosyalleşmek için yaptıkları tımarlamaya katılmak istemedikleri, etrafta daha az dolaştıkları ve diğerlerinden daha uykulu görüldükleri belirtildi.
Bu davranışsal farklılıklar, enjeksiyondan altı saat sonra, yarasalar uyurken ya da dışarıda yiyecek ararken azaldı.
48 saat sonra, enjeksiyonun etkileri tamamen geçti ve yarasalar yeniden sosyalleşmeye başladı.
Vampir yarasalar, sadece sığırlar gibi daha büyük hayvanların kanını içerek beslenen tek memeli
Böylece, yarasaların hasta olduklarında sağlıklı yarasalarla daha az zaman geçirdikleri için, gerçek virüsleri yayma ihtimalinin azaldığı belirtiliyor.
Araştırmayı yapan ekibin başı Simon Ripperger bunu “pasif sosyal mesafe” diye tanımladı ve hayvanlar aleminde sandığımızdan daha yaygın olduğuna inandığını söyledi.
Yatakta kalmak gibi
Ripperger “Alıcılar sayesinde, bu yarasaların davranışların bir saatten diğerine, hatta gece ve gündüz, bir ağaç kovuğunun karanlığında saklanırlarken bile, dakika dakika nasıl değiştiğini görmek adına yeni bir pencere açıldı” dedi.
Pasif sosyal mesafe, insanların iyi hissetmediklerinde diğer insanlarla vakit geçirmek yerine, yatakta kalmak istemelerine benzetiliyor.
Koronavirüs yarasaları neden öldürmüyor?

Yarasaların bağışıklık sistemi virüsü nasıl alt ediyor?
Biliminsanları, altı yarasa türünün genetik kodlarını çözdü.
Bu kodlar, yarasaları ölümcül virüslere karşı koruyan “istisnai bağışıklık sistemlerine” yönelik genetik ipuçlarını içeriyor.
Araştırmacılar bu bilgiyi, yarasaların koronavirüsleri hastalanmadan nasıl taşıyabildiklerinin gizemini çözmekte kullanmayı umuyor.
Uzmanlar, bunun en nihayetinde şimdi içinde bulunduğumuz ve gelecekte yaşanabilecek salgınlarda, insan sağlığına yardımcı olabilecek çözümler sağlayabileceğini söylüyor.
University College Dublin’den Prof. Emma Teeling deşifre ettikleri “mükemmel” genetik dizilerinin, yarasaların “müstesna bir bağışıklık sistemine” sahip olduğunu gösterdiğini söyledi.
Teeling BBC’ye yaptığı açıklamada “Zaten evrimleşmiş bir sistem ve tekerleği yeniden icat etmemize gerek kalmıyor. Şimdiyse atmamız gereken adımları anlamamıza yarayacak araçlara sahibiz. Bunu yapacak ilaçlar geliştirmeliyiz” dedi.
Prof. Teeling, yaşayan 1421 yarasa türünün genetik şifrelerini çözmeyi amaçlayan Bat1K Projesi’nin kurucularından.
Teeling, “Bu genler, sonunda insanlarda yaşlanmayı ve hastalıkları azaltmak için kullanılabilecek genetik çözümleri tespit etmek için gereken araçlar” diye konuştu.
Covid-19’un yarasalardan çıktığı ve henüz tespit edilemeyen başka bir hayvan aracılığıyla, insanlara bulaştığı düşünülüyor. Sars, Mers ve Ebola gibi bir dizi başka hastalık da insanlara bu yolla bulaştı.
Çevre koruma uzmanları, yarasaların yargılanmaması gerektiğini, kendi doğalarında bırakıldıkladında, insan sağlığına yönelik çok az bir risk oluşturduklarını söylüyor.
Yarasalar aynı zamanda doğanın dengesi açısından da hayati önemde. Bir çoğu meyve tohumlarını yayıyor, bazı türler ise bir gecede milyonlarca ton böcek yiyor.

Araştırmalar neleri ortaya çıkarttı?
Uluslararası bir araştırma ekibi, son teknolojileir kullanarak, yarasaların genetik yapılarını deşifre etti.
Uzmanlar, yarasaların genetik haritalarını yarasaların yaşam ağaçlarındaki 42 diğer memeliyle kıyasladı.
Yarasaların en yakın akrabaları, diğer türlerle birlikte köpekler, kediler ve foklar, pangolinler, balinalar ve toynaklı memelilerden oluşuyor.
Çalışmada, yarasalarda farklı evrimleşen ve müstesna kabiliyetlerini açıklayabilecek genom bölgeleri tespit edildi.
Genetik dedektiflik, yarasaların tamamen karanlık ortamlarda avlanmalarını ve yol bulmalarını sağlayan sesle yer belirleme kabiliyetlerine katkıda bulunabilecek genleri de açığa çıkarttı.
Bu bilgi gelecekteki pandemilerle mücadelede ne işe yarayabilir?
Yarasaları virüslerden koruyan çok sayıdaki genetik değişikliği ortaya çıkartan zalışmanın, insan sağlığı ve hastalıkları üzerinde de etkileri var.
Uzmanlar yarasa genomu konusundaki bilginin, bu uçan memelilerin koronavirüs enfeksiyonlarından nasıl korunduğunu açıklayabilir ve bu da gelecekte salgınlarla mücadeleye yardımcı olabilir.
Almanya’nın Dresden kentindeki Max Planck Moleküler Hücre Biyolojisi ve Genetik Enstitüsü’nden Michael Hiller “Bu değişiklikler, yarasaların sıradışı bağışıklık sistemlerine katkıda bulunuyor olabilir” dedi.
Birçok enfeksiyonda, ölümlere yol açan virüs değil, vücudun bağışıklık sisteminin verdiği tepki.
Yarasalar bunu kontrol edebiliyor. Bu şekilde enfekte olsalar bile, görünür hastalık belirtileri göstermiyorlar.







































