İnsan oğlu uyku halinde iken beyin içinde oluşan imgeler hep ilgi çekmiş, bilimsel ya da bilim dışı çok fazla olguyla ilişkilendirilmiş.Hepimizi ilgilendiren ,rüyalar hakkında bilimsel niteliğe sahip  gerçek..

Rüyamızda orgazm olabiliyoruz:

Akademik ve Bilimsel araştırmalar göstermektedir ki fiziksel olarak hiç bir aktivitemiz olmasa bile rüyamızda gerçek yaşamda olduğu gibi ve hatta daha da ilgi çekici orgazm olabilmekteyiz.

Rüyanın gerçek hayatla birleştirilmesi:

Aklımız, bedenimizin o anda gerçekten duyduğu ve ya hissettiği şeyleri rüyalarımızla birleştirebilmektedir. Örnek: Bir rüyamızda kendimizi bir konserde müzik dinliyorken görüyoruzdur, lakin o sırada radyoda bir müzik çalıyor da olabilir. Burada bakıldığında uyku esnasında “hipnotik” bazı olaylarda yaşayabilmekteyiz.

Gayipten ve gelecekten haber veren rüyalar:

Yapılmış olan araştırmalar da insanların yüzde 18 ila yüzde 38’nin gördüğü rüyalarda ‘geleceğe ilişkin’ doneler taşıyan imgeler görebildiğini, yüzde 70’ise ‘’déja vu‘’ yaşadığını göstermekte. Rüyalarda geleceğin görülebildiğine inanmakta olan insanların sayısı ise araştırmalara bağlı olarak yüzde 63’le yüzde 98 arasında bir oranda değişiyor.

Uyku felci:

Çok derinerin uykuya geçtiğimiz anda beynimizde var olan bir sistem harekete geçmekte ve vücudumuzun hareket etmesinide engelleye bilmekte. Aslında bu durumu rüyalardaki istemsiz hareketlerimizin fiziksel olarak gerçekleşmesini engellemek için vücudumuzun otomasyon sinir sisteminin bir savunma mekanizması olarak düşünmemizde mümkün… Vücudumuzdan salgılanmakta olan hormonlar bizi uykuya sevk eder, sinirlerimiz omuriliğimize gönderdiği sinyal vücudumuzun rahatlamasına ve sonrasında bir nevi paralize olmasını sağlar.

Peki ya Duygular:

Rüyalarımızda en çok hissedilen duygu kaygı dır. Negatif duygular pozitif duygulardan çok daha fazla oranda ve sıklılkla görülmekte.

Herkes rüyalarını renkli görmüyor:

Gözleri görebilen insanların % 12’si rüyalarını siyah-beyaz görmekte, geri kalanlar renkli görebilmekteler. 1915 le 1950 seneleri arasında yapılan araştırmaların neticesine göre rüyaların büyük çoğunluğu siyah-beyaz görülüyormuş. Lzkin sonuçlar 1960’lı yıllardan sonra değişmeye başlamış. Günümüzde ise 25 yaş altındaki insanların sadece yüzde 4.4’ü rüyalarını siyah beyaz görüyorlar. Son araştırmalarda bu değişikliğin sebebi çok ilginç, siyah-beyaz filmlerden ve televizyonlardan renkli görüntülere geçmemize bağlanılıyor.

Rüyalarımız semboliktir:

Her hangi Bir konu üzerine görmüş olduğumuz rüya tam olarak o konu hakkında değildir. Rüyalarımız çok derin ve sembolik bir dile sahiptir. Uykulu haldeki bilinçsiz akıl rüyamızı daha bilindik hale çevirmeye çalışmakla uğraşır. Aklımız ise rüyadaki objeleri ve nesneleri daha bilindik sembollerle anlatmaya veya çözmeye uğraşır.

Hayvanlar da rüya görüyorlar:

Pek çok hayvan üzerinde yapılmış olan araştırmalar, hayvanların da insanlar gibi uykuları esnasında rüya gördüklerini kanıtlamış. Bir kediyi uyurken izlerseniz, birini takip edercesine ayaklarını ve patilerini oynattığını görebiliriz.

Eğer Horluyorsak rüya göremeyiz:

Bu bilgi Bilimsel bir nitelik taşımıyor olsa da, yapılan araştırmalara dayalı olarak horlayan insanların daha az sayıda ve daha kısa,genellikle de unutulan rüyalar gördüğü sonucuna varılmış.

Görme yeteneği ile doğup sonradan bu yeteneği kaybedenler ise aynı görebilen insanlarda olduğu gibi rüyalar görebilmekteler.Lakin doğuştan görme engeli olanlar imaj içeren rüyalar göremiyorlar.Genellikle Onların rüyaları sesler, kokular ve hissiyatlar üzerine kuruludur ama görenlerin rüyaları kadarda çarpıcıdır rüyaları.

Penk çok kişi rüya göremediğini söyler ve yakınırlar bu durumdan, aslında onlar rüyalarını çok çabuk unutanlardır.

Bir gecede en fazla 7 rüya görülebilmekteymiş:

Ortalama olarak bir gecede göreceğimiz rüya sayısı 4 le 7 arasında değişebilmekte.Her gece bir veya iki saat aralıklarla rüya görüle bildiği belirtiliyor.

Erkekler ve Kadınlar farklı şekillerde rüya görüyor:

Erkeklerin rüyasında daha çok erkekler hakkında rüyalar görüldüğü belirtilmekte. Yani şöyle ki bir erkeğin rüyasında gördüğü kişilerin %70’i erkeklerden oluşmakta. Kadınlarda bu oran eşittir. Erkekler daha agresif ve gergin rüyalar görebiliyorken kadınların rüyaları daha sakindir, Gerçek hayatla sanki pekte çok fark yok gibi bu konuda…

Rüyalarımızın %85’i unutuloyor:

Uykudan uyandıktan sonraki ilk 5 dakika içinde gece gördüğümüz rüyaların %50’sini unutmuş oluyoruz. sonraki 10 dakika içindeyse %95’ini!

Bilim adamlarının yapmış oldukları araştırmalar sonucunda bazılar rüyaların 1-2 saniye içersinde sona erdiğini bazılarının ise saatlerce devam edebildiğini söylemişlerdir. Dr. B. Klein adın da bir Amerikalı bilim adamı tartışmaların gölgesinden araştırmalarına devam etti. Araştırmalarına gönüllü olarak katılan deneklerin pek çoğunu hipnoz ederek uyuttu ve bir süre sonra uyandırıp gördükleri rüyayı ya da rüyaları anlatmalarını istedi onlardan. Sonuç olarak ise insanların anlattıkları rüyalara göre rüya süresinin 20 saniyeyi geçmediğini tespit etmiştir.
Araştırmanın ilginç tarafı ise uyandırdığı deneklerinin 3 ila 5 saniye süren rüyalarını saatlerce anlatabileceklerini şahit olmuştur.

Rüyalarınızın güzel olması dileklerimle…

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın