New York Times: ‘AKP’deki çatlak ülkeyi zora sokabilir’
New York Times gazetesindeyse AKP’nin iç dinamiklerinde yaşanan çalkantının tüm ülke ve hatta bölge için önemli sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.
“Dünyada pek çok barış sürecine arabuluculuk yapmış olan eski İsveç Başbakanı Carl Bildt, Davutoğlu’nun açıklamalarının ardından paylaştığı Twitter mesajında ‘AKP’nin içindeki çatlak, Türkiye’de toplum içinde çok daha geniş ve derin bir ayrılığa yol açabilir’ uyarısını yapıyor.
New York Times, Davutoğlu’nun ardından göreve gelecek yeni başbakanın Türkiye’yi erken seçime götürebileceğini ifade etti.
“Parti yönetimindeki görev değişikliği, Türkiye pek çok zorlukla yüzleşirken yaşanıyor. Kürtlerle devam eden savaş, IŞİD savaşçılarının düzenlediği terör saldırıları ve milyonlarca Suriyeli mülteci bu sorunlar arasında.
Davutoğlu’nun gidişi bir yandan da Erdoğan’ın önünü açıyor gibi gözüküyor.
“Ancak göreve gelecek yeni başbakanla dahi Erdoğan’ın işi kolay değil. AKP Meclis’te yeni anayasayı referanduma götürecek çoğunluğa sahip değil. Yapılan anketlerin büyük kısmı da hâlâ halkın çoğunluğunun başkanlık sistemini desteklemediğini gösteriyor.
“Şimdi yeni beklenti göreve başlayacak yeni başbakanın ülkeyi erken seçime götürmesi. Böylece Meclis’te gerekli çoğunluğu ele geçirmeyi hedefleyebilirler.”
Financial Times: Erdoğan usandı
Financial Times gazetesi de haberi internet sitesinde “Türkiye Başbakanı, Erdoğan’la anlaşmazlık sonrası görevden ayrıldı: Kudretli Cumhurbaşkanı, Davutoğlu’nun bağımsızlık çabalarından usandı” başlığıyla verdi:
“Davutoğlu’nun gidişi, Erdoğan’ın Türkiye’nin tartışmasız en güçlü siyasetçisi imajını pekiştirdi. Ancak Cumhurbaşkanı’nın otoriter eğilimlerini dengeleyici bir unsur da kalmadı.
“Ayrıca Davutoğlu’nun gidişiyle birlikte yeni bir seçim olasılığı ve Meclis’te zaten güçlü olan AKP’nin çoğunluğunu daha da artırması ihtimali gündeme geldi.
“Aberdeen Varlık Yönetimi’nden Kevin Daly yaşanan siyasi çalkantıyı ‘Klasik acımasız Erdoğan’ı görüyoruz. Tüm bunlar Erdoğan’ın olabildiğince fazla gücü tekeline geçirme çabalarıyla alakalı. Sorun şu ki tüm gücün tek kişinin elinde toplanması genelde iyi sonuçlanmaz’ diyerek yorumluyor.
“Davutoğlu’nun yerine kimin başbakan olabileceği konuşulmaya başlandı bile. Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım adaylar arasında.
“Ancak siyasi risk analizi şirketi Teneo Intelligence’tan Wolfango Piccoli, ‘Yeni başbakanın kim olacağı önemsiz. Sonuçta Erdoğan’ın kuklası olacak. Görevi de Cumhurbaşkanlığı Ssarayı’ndan gelen talimatları uygulamak olacak’ diyor.”
‘Erdoğan’ın hakimiyeti her zamankinden daha tehlikeli’
Guardian gazetesi yazarlarından Simon Tisdall, gazetenin internet sitesinde yayınlanan analizinde “AB – Türkiye göçmen krizi anlaşması, Erdoğan’ın hırslarının kurbanı olabilir” diyor.

“Ahmet Davutoğlu, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile birlikte göçmen anlaşmasının mimarıydı. Anlaşma aynı zamanda Davutoğlu’nun daha yakın Türkiye – AB ilişkilerini arzuladığını da gösteriyordu” diyen Tisdall, Erdoğan’ın AB’ye karşı daha negatif bir tutum içerisinde olduğunu söylüyor:
“Belki de o anlaşmanın Türkler açısından en can alıcı ayağı vize serbestisiydi. Davutoğlu, 18 Mart’ta o tavizi almayı başarmış ve ardından da Erdoğan’a karşı pozisyonunu güçlendirdiğini düşünmüştü. Ancak iki siyasi arasındaki ilişkiler hızla kötüye gitti.
“Erdoğan vize serbestisinin kendi başarısı olduğunu, kendisinin Başbakanlık döneminde zaten AB’den bu sözün alındığını söyledi. Kamuoyu önünde sergilenen bu kıskançlık Erdoğan’ın iktidarı paylaşmaya ne kadar gönülsüz olduğunu da gösterdi.
“Türkiye’deki siyasi belirsizlik, Suriye için çok kötü bir zamana denk geldi. Ateşkes sallantıda ve barış görüşmeleri de çökme noktasında. Birleşmiş Milletler çatışmaların yeniden başlaması durumunda 400 bin kişinin Türkiye sınırına yürüyebileceğini söylüyor.
“Davutoğlu’nun görevi bırakmasını isteyenler ileride pişman olabilir. Erdoğan’ın hakimiyeti her zamankinden daha tehlikeli ve durdurulamaz hâlde.”
Piyasa Ankara’daki krizi ‘dönüm noktası’ olarak görüyor
Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yaşanan görüş ayrılıklarıyla Davutoğlu’nun görevi bırakma noktasına gelmesi, yatırımcılar tarafından geçici bir siyasi krizdense kritik bir dönüm noktası olarak algılanıyor.
‘Pelikan Dosyası’ adlı blog yazısının ardından Davutoğlu’nun görevi bırakabileceği ve sonbaharda erken seçim düzenlenebileceği söylentilerinin çıkmasıyla piyasalarda oluşan olumsuz tablo sürerken, yatırımcıların gözü Davutoğlu’nun istifasının ardından kabinenin ve özellikle de ekonomi yönetiminin alacağı şekilde.
Piyasalardaki bu rahatsızlık ve artan risk algısı, Türk Lirası cinsi varlıkların performansından net olarak anlaşılıyor.
Borsa İstanbul (BIST) 100 endeksi, Salı günü son 5 ayın en sert günlük düşüşünü yaşadıktan sonra bugün de Nisan ayındaki son zirvesinden yüzde 8 aşağıda.

Daha geçen hafta 2,80 seviyesinin altını test eden Dolar/TL kuru ise 2,95’in üstünde seyrediyor.
‘Asya tipi başkanlık’
Japon yatırım bankası Nomura’nın gelişen piyasalar stratejisti Tim Ash, yaptığı açıklamalarda sorunun sadece Başbakanlık değişimi olmadığını ve Erdoğan’ın icracı Cumhurbaşkanı olma yolunda Davutoğlu ile arasındaki ipleri kopardığını ifade ederek, “Erdoğan’ın otoriter, merkezi ve Putinvari Asya tipi bir başkanlık sistemine geçmesiyle ekonomi yönetimi de bundan etkilenebilir” diyor.
Ash, Davutoğlu’nun Başbakanlık dönemi boyunca çevresinde reformcu ve Avrupa Birliği (AB) yanlısı isimleri tuttuğunu ifade ederek, “Davutoğlu, Mehmet Şimşek’i kabinede tutup Ali Babacan’ı danışmanı yaparak çevresinde piyasaların güvendiği isimleri korumuştu. Böylece Erdoğan ve danışmanlarının sivri açıklamaları dengeleniyordu” diyor.

Her ne kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomi danışmanlarından Cemil Ertem, bugün NTV televizyon kanalına yaptığı açıklamalarda yeni kabinede ekonomi yönetiminde önemli bir değişiklik beklenmemesi gerektiğini ifade etse de, piyasada bu mesaj dikkate alınmış gibi gözükmüyor.
Ertem’in açıklamalarının ardından da TL cinsi varlıklar üzerindeki satış baskısı devam etti.
Seçime gidilecek mi?
Piyasa uzmanlarını düşündüren bir diğer konuysa belirsizlik. Londra merkezli araştırma merkezi Capital Economics’ten kıdemli gelişen piyasalar ekonomisti William Jackson, “Son bir haftada gelişmelerin ne kadar hızlı yaşandığını gördük. Bundan sonrasını da kestirmek çok güç” diyor.
Jackson: “Büyük ihtimalle Erdoğan’a daha yakın bir kabine ve ekonomi yönetimi göreceğiz. Ama erken seçime gidilir mi, gidilmez mi kestiremiyoruz” diyor.
Bu belirsizliğin Türkiye’nin risk primini de yükselttiğini ifade eden Jackson, son dönemde gelen pozitif makro ekonomik verilerin siyasi olumsuzlukları bir miktar dengeleyebileceğini düşünüyor.
Kasım 2015 seçimlerinin ardından Babacan’ın kabine dışında kalmasının yatırımcılar tarafından ‘hayal kırıklığı’ olarak nitelendiğini hatırlatan Jackson, “Gelecek aylarda risklerin arttığını görebiliriz. Bu da piyasalarda yansımasını bulur” diyor.
Artan risk primi
Rusya merkezli finans kuruluşu Renaissance Capital’in küresel araştırmalar birimi başkanı Michael Harris ise yatırımcılara gönderdiği piyasa notunda, “Ağustos’ta erken seçim olabilir” diyor.

Davutoğlu’nun gidişinden çok Erdoğan’ın bundan sonra nasıl bir tavır sergileyeceğinin daha önemli olduğunu söyleyen Harris, “Yeni kabinede piyasa dostu yüz kalmayacak mı? Yeni Başbakan bir kukladan mı ibaret olacak?
‘Yüksek faiz yüksek enflasyon yaratır’ mantığını savunan danışmanlar ekonomi yönetiminde etkin rol mü oynayacak?
Eğer bu soruların yanıtı evet olursa, yatırımcılar Türkiye’ye para getirmek için daha yüksek risk primi ister” dedi.
Harris’e göre Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlık sistemine ulaşmadan Türkiye’deki siyasetin dengeye oturması zor:
“Bundan sonrası için baz Türkiye senaryomuz, Erdoğan’ın mevcut Meclis’te başkanlık sistemini referanduma götürecek çoğunluğu elde edememesi halinde Ağustos ayında erken seçime gidilmesi.”










































