Londra Saldırıları: Dış Basında Bugünün Başlıkları 5 Haziran
Dış Basın’dan derlediğimiz 5 Haziran gelişmeleri
Londra polisi, kentin merkezindeki London Bridge ve köprü yakınlarındaki Borough Market’ta Cumartesi gecesi düzenlenen ve 7 kişinin hayatını kaybettiği, en az 48 kişinin yaralandığı saldırılar sonrası 12 şüpheliyi gözaltına aldı.
Hayatını kaybeden 7 kişi arasında bir Kanada vatandaşı ile bir Fransız vatandaşı da bulunuyor.
Kanada televizyon kanalı CTV, hayatını kaybeden vatandaşın adını Chrissy Archibald olarak açıkladı; böylece saldırının ilk kurbanının ismi ortaya çıkmış oldu.
Archibald’ın Kanada’da evsizler için yapılan bir barınakta çalıştığı, ancak daha sonra nişanlısıyla beraber olmak için Avrupa’ya taşındığı aktarıldı.
Emniyet yetkilileri, kentin doğusundaki Barking bölgesinde birkaç adrese baskınlar düzenlendiğini açıkladı.
Kent merkezinde yaşanan olayda üç saldırgan önce beyaz bir kamyoneti London Bridge’de yayaların üzerine sürmüş, sonra da araçtan inip aralarında polislerin de olduğu bazı kişileri Borough Market’ta bıçaklamışlardı.
İngiliz Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) yetkilileri, yaralılardan 21’inin durumunun ciddi olduğunu duyurdu. Toplam 36 kişi halen hastanelerde tedavi altında bululnuyor.
IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) internet sitesinden yaptığı açıklamada saldırıyı üstlendiklerini duyurdu.
2005’ten bugüne İngiltere’de 7 saldırıda: 88 kişi öldü
İngiltere 3 Haziran Cumartesi gecesi düzenlenen ve 7 kişinin yaşamını yitirdiği saldırı ile son üç ay içinde 3. kez, emniyetin “terör” olarak tanımladığı saldırıların hedefi oldu.
Barking’de baskınlar
Londra Polisi üç erkek zanlının saldırıdan 8 dakika sonra vurularak öldürüldüğünü açıklamıştı.
8 polisin 50 adet kurşun kullanarak saldırganları önlediği açıklandı.
BBC’nin ulaştığı bilgilere göre, öldürülen saldırganlardan biri Barking’de baskın yapılan adreste yaşıyordu. Polis bu bölgede yoğun incelemeler yürüttü.
Mahallede yaşayanlar, saldırganın evli ve iki çocuklu olduğunu ve yaklaşık 3 sene bu adreste oturduğunu söyledi.
Gözaltına alınan 12 kişiden yedisinin kadın olduğu belirtildi. Gözaltına alınan 55 yaşındaki bir adamın ise kendisine karşı bir suç öne sürülememesi sebebiyle serbest kaldığı aktarıldı.
Saldırıya ilişkin açıklama yapan Londra Emniyet Müdürü Cressida Dick, zanlıların kimliklerinin henüz belirlenmediğini söyledi. Cressida Dick, “Kaçmış olan başka saldırganlar olduğunu sanmıyoruz ama kesinlikle emin olmak zorundayız” dedi.

‘Soruşturma hızlı ilerliyor’
Saldırı sonrası durumun “kontrol altına alındığını” belirten Dick, soruşturmanın hızlı ilerlediğini ve önemli kaynaklara ulaştıklarını da sözlerine ekledi.
Londra Ambulans Hizmetleri, saldırıdan sonra yaralıların beşinin hastaneye kaldırıldığını, hafif yaralılara ise gerekli müdahalelerin olay yerinde yapıldığını açıkladı.
Fransa Dışişleri Bakanlığı, dört Fransız vatandaşının da yaralılar arasında olduğunu doğruladı. Avusturalyalı yetkililer, iki vatandaşlarının saldırı sırasında bölgede olduğunu ve birinin hastanede tedavisi gördüğünü açıkladı.
Dört güvenlik görevlisi de yaralılar arasında ve birinin durumu ağır.
Olayın polise yerel saatle 22:08’de bildirilmesi sonrası güvenlik güçleri 8 dakika içinde zanlıları vurmayı başarmıştı.
Londra Emniyet Müdür Yardımcısı Mark Rowley ayrıca zanlıların kendilerine intihar saldırganı süsü vermek istediklerini ancak daha sonra üzerlerinde patlayıcı olmadığının anlaşıldığını kaydetmişti.
Polis daha önce olayı “terör saldırısı” olarak nitelendirmişti.
‘Hızı yaklaşık 80 kilometreydi’
Saldırıya tanık olan BBC muhabiri Holly Jones, beyaz bir kamyonetin saatte yaklaşık 80 kilometre hızla seyrettiğini söyledi.
Jones, “Araç benim bulunduğum yere doğru yöneldi ve en az 5-6 kişiye çarptı. Bu kişilerden ikisi önümde, biri arkamdaydı” dedi.

‘Boğazı kesilmiş görünüyordu’
Saldırı sırasında London Bridge’in altındaki bir barda 3 arkadaşıyla birlikte oturan Alex Shellum adlı görgü tanığı da şunları söyledi:
“Saat 22:00 gibi bulunduğumuz bara bir kadın gelip yardım istedi. Boğazı ciddi şekilde kanıyordu, kesilmiş görünüyordu. Kanı durduracak birilerini aradık, ardından bar kapandı.
“Barın önünde acil yardım görevlileri vardı, bir kişiye kalp masajı yapıyorlardı. Silahlı polisler eşliğinde bizi bölgeden çıkarıp koşarak uzaklaştırdılar.”
Saldırı sonrası London Bridge ile köprü yakınlarındaki metro ve tren istasyonu kapatıldı.
Polis Londralılara, London Bridge ve Borough Market’tan uzak durma çağrısı yaptı.
Londra’nın Vauxhall bölgesinde de bıçaklı saldırı düzenlendiği yolunda ihbar alınmıştı.
Ancak Londra polisi daha sonra olayın, London Bridge ve Borough Market’te yaşananlarla ilgisinin olmadığını açıkladı.
Müslüman Konseyi: İnanca da yaşama da saygıları yok
Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan saldırıları, “korkakça” olarak nitelendirerek kınadı. Khan, hiçbirşeyin bu tip barbarca eylemleri meşru kılamayacağını söyledi.
Sadiq Khan, “Bugün hepimiz öfkeli ve şok olmuş durumdayız – ama bu bizim şehrimiz. Bu korkakların kazanmalarına asla izin vermeyeceğiz ve terörizm karşısında sindirilmeyeceğiz” dedi.
İngiltere Müslüman Konseyi de Twitter’dan bir açıklama yaparak saldırıyı kınadı.
Konsey Genel Sekreteri Harun Khan, “Ramazan ayında, birrçok Müslüman dua edip oruç tutarken yapılan bu saldırı, bu insanların (saldırganların) ne yaşama ne de inanca saygısı olmadığını gösteriyor” dedi.
İngiltere’nin Manchester kentinde yaklaşık iki hafta önce bir konser salonunda düzenlenen intihar saldırısında 22 kişi hayatını kaybetmişti.
22 Mart’ta da Londra’da bir saldırgan kullandığı araçla Westminster Köprüsü üzerindeki bazı yayaları ezip, Parlamento binası dışındaki bazı polislere bıçakla saldırı düzenlemişti. Biri polis 5 kişinin öldüğü bu saldırıyı da Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütü üstlenmişti.
DIŞ BASIN HABER 2
Filipinler’in güneyinde radikal İslamcı militanların kuşattığı Marawi kentindeki vatandaşların şehri boşaltması için ordu ve militanlar arasında yapılan ateşkes, çıkan ateş üzerine askıya alındı.

Ordu bazı aracılar sayesinde Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile bağlantılı Maute örgütü ile işgal altındaki şehirden sivillerin kurtarılması için dört saatlik bir ateşkes hayata geçirmişti.
Ancak kimin tarafından açıldığı belli olmayan ateş yüzünden yaklaşık 2.000 vatandaş şehirde halen mahsur durumda.
130 kişinin ise kurtarıldığı düşünülüyor.
IŞİD’e bağlı militanların şehri kuşatması yüzünden başlatılan operasyonlarda en az 20’si sivil olmak üzere 170’den fazla kişi hayatını kaybetti.
Bir hükümet yetkilisi tekrar ateşkesin yapılabilmesi için müzakerelerin sürdüğünü kaydetti.
Başarısız operasyona karşı harekete geçtiler
Güvenlik güçlerinin IŞİD’in Güneydoğu Asya temsilcisi İslamcı lider Isnilon Hapilon’u yakalamak için yaptığı baskın başarısız olunca Hapilon ve militanları bir hastane, okul ve katedrali ele geçirmiş; bir hapishaneyi istila ettikten sonra onlarca mahkumu serbest bırakmışlardı.
Bu gelişmelerin üzerine Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, derin bir silahlı ayaklanma geçmişi olan 22 milyonluk yoksul Mindanao eyaletinde sıkıyönetim ilan etti.
Filipinler’deki pek çok Müslüman yarı özerk Mindanao eyaletinde yaşıyor ve Marawi bölgenin en kalabalık şehri.
DIŞ HABER 3
Suudi Arabistan, Mısır, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri, bölgeyi istikrarsızlığa sürüklediği için Katar ile diplomatik ilişkilerini kestiğini açıkladı.

Katar’ın Müslüman Kardeşler gibi ‘terörist grupları’ desteklediği öne sürüldü.
Suudi Arabistan devlet haber ajansı SPA, ülke ile sınırların kapandığını, kara, deniz ve hava bağlantılarının kesildiğini açıkladı.
SPA, Suudi Arabistan’ın Yemen’de Katar ile yaptığı işbirliğinin, Katar’ın “El Kaide, IŞİD ve isyancı militanlara” destek vermesi yüzünden sona erdiğini ifade etti.
Yetkilerin bu kararı almasında, Suudi Arabistan’ın “ulusal güvenliğini terörizm ve aşırılığın tehlikelerinden korumak” amacının rol oynadığı aktarıldı.
Diplomatlara 48 saat süre
Mısır da bütün hava sahasının ve limanlarının Katar ulaşımına kapandığını açıkladı.
Birleşik Arap Emirlikleri ise Katarlı diplomatlara ülkeyi terk etmeleri için 48 saat verdiğini belirtti.
Bahreyn devlet haber ajansı da “Bahreyn’in güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiği ve içişlerine karıştığı için” Katar ile ilişkilerini kestiğini aktardı.
Bu durumun Körfez ülkeleri arasında son yıllarda yaşanan en büyük diplomatik kriz olduğu aktarılıyor.
DIŞ HABER 4
İngiltere’de yayımlanan Telegraph gazetesi, polisin Londra’nın Barking bölgesinde yer alan IŞİD’den (Irak Şam İslam Devleti) ilham alan bir hücreyi Mart ayından beri takip ettiğini öne sürdü.
Londra’da Cumartesi gecesi 7 kişinin hayatını kaybettiği saldırının ardından polis şehrin doğusunda yer alan Barking bölgesinde bir operasyon düzenlemişti.
12 kişi gözaltına alınırken polis saldırıyı düzenledikten sekiz dakika sonra öldürülen zanlıların kimliklerini henüz açıklamadı. Ancak İngiliz basınında yer alan görgü tanıklıklarına göre saldırganlardan en az birinin Barking bölgesinde yaşadığı düşünülüyor.
Telegraph gazetesi ise manşet haberinde terörizmle mücadele yetkililerinin, ‘IŞİD’den ilham alan bir hücreyi’
YouTube üzerinden kamyonet ve bıçakla nasıl saldırı düzenleneceğine dair tartışma yaparken kaydettiğini iddia etti.
Londra merkezinde yaşanan olayda üç saldırgan önce beyaz bir kamyoneti London Bridge’de yayaların üzerine sürmüş, ardından araçtan inip aralarında polislerin de olduğu bazı kişileri Borough Market’ta bıçaklamışlardı.
IŞİD saldırıyı üstlendiğini açıkladı.
‘Çocukları radikalleştirmekle övünüyor’
Gazete aynı zamanda polis tarafından takibe alınan kişilerin ‘bir köprüye saldırı düzenlemeyi düşündükleri ve saldırılarını daha çok güçlendirmek için sık sık spora gittikleri’ iddia edildi.
Diğer yandan zanlılardan birinin “bir arabayı silah olarak kullanmayı amaçladığını ve Barking’de ondan fazla öğrenciyi radikalleştirmekle övündüğü” kaleme alındı.
Zanlının yöntemini geliştirmek için ‘YouTube videolarını’ kullandığı öne sürüldü.
May’e ‘entelektüel açıdan tembel’ eleştirisi
İngiltere Başbakanı Theresa May, saldırının ardından yaptığı konuşmasında “Artık yeter demenin zamanı geldi” demişti.

Theresa May, konuşmasında teknoloji şirketlerini hedefine alarak internette radikal ideolojilerin varlığının sınırlandırılmasının gerekli olduğunu vurguladı.
Bunun üzerine sosyal medya devleri Facebook, Twitter ile YouTube‘un sahibi olan Google‘dan “terörist içerikler” ile mücadele ettiklerine yönelik açıklamalar geldi.
İçişleri Bakanı Amber Rudd ise sosyal medya şirketlerinin radikalleşmeyi önlemek için daha fazla çaba harcaması ve bu konuda uluslararası bir yasanın çıkarılması gerektiğini söyledi.
Ancak May’in teknoloji devlerinin ‘terörist ideoloji için güvenli alan’ tanıdığını aktaran sözlerine eleştiri yöneltildi.
İngiltere merkezli dijital haklar ve özgürlükler üzerine çalışan bir organizasyon olan Open Rights Group (Açık Haklar Grubu) düzenlemelerin artmasının saldırganları internetin daha karanlık köşelerine iteceğini söyledi.
King’s College London’da Uluslararası Radikalleşme Çalışmaları Merkezi’nde çalışan Profesör Peter Neumann ise Twitter’dan yazdığı yorumunda şu eleştirileri yöneltti:
“Sosyal medya şirketlerinin cihatçı hesapları kapatması üzerine, cihatçılar daha çok Telegram gibi iki tarafı şifreli mesajlaşma platformları kullanıyor. Bu problemi çözmedi, sadece farklılaştırdı.
“Şimdi daha az insan sadece online olarak radikalleşiyor. Sosyal medya platformlarını suçlamak siyasi olarak kolay olsa da entelektüel açıdan tembelce.”
‘Halkı ucuza koruma’ suçlaması
May’e bir başka eleştiri ise muhalefet partisi olan İşçi Partisi’nin lideri Jeremy Corbyn’den geldi.
Corbyn, Başbakan May’i ‘halkı ucuza korumakla’ suçladı.
“Polis ve güvenlik güçleri sahip olmaları gereken kaynaklara erişmeli, 20 bin polisin işine son verilmemeli” ifadesini kullanan Corbyn, May’in ‘aşırılıkçı ideolojiyi besleyen’ Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri ile ilişkilerini gözden geçirmesi gerektiğini söyledi.
Trump’ı da eleştirdi
Corbyn, ABD Başkanı Donald Trump’a da yüklendi.
Trump, saldırının ardından Twitter’dan Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan’a çıkışarak, “En az 7 kişi öldü ve 48 kişi yaralandı, Londra Belediye Başkanı hala ‘alarma geçmek için bir neden yok’ diyor!” yazmıştı.
Corbyn, Trump’ın ‘incelik ve mantıktan’ uzak olduğunu aktardı.
DIŞ BASIN HABER 5
Dünya Bankası, dünya ekonomisinin 2017 yılı büyüme tahminini yüzde 2,7’de tuttu.
Haziran 2017 Ekonomik Görünüm raporunu açıklayan Dünya Bankası, imalat ve ticarette görülen iyileşme, piyasa güveninin güçlenmesi ve emtia fiyatlarının istikrara kavuşmasını 2017 yılında dünya ekonomisinin güçlenmesini sağlayacak sebepler olarak sıraladı.
Ocak ayında yayınlanan raporunda 2017 yılı için dünya ekonomisinde beklenen büyüme oranını sabit tutan kurum, gelişmiş ülke ekonomilerinin büyümesini yüzde 1,9’a yükseltti.
Türkiye, Çin, Brezilya, Meksika, Hindistan, Endonezya ve Rusya’dan oluşan en büyük yedi gelişmekte olan ülkenin ise dünya ekonomisinin büyümesinde öncü olacağını aktardı.
Bu yedi ülkede ekonomik büyümenin 2018’e doğru uzun vadeli olarak artacağına işaret edildi.
Ticari kısıtlamalara vurgu
Dünya ekonomisine olumsuz etkide bulunabilecek etmenlerin başında ise ticarete getirelecek kısıtlamaların küresel ticarete vurabileceği darbe gösterildi.
Siyasi belirsizliğin güven ve yatırıma zarar verebileceği, politika ile ilişkili risklerin oynaklığı düşük olan finansal piyasalarda türbülansa yol açabileceği gibi olumsuz etki yaratacak olası gelişmelere dikkat çekildi.
Uzun vadede yoksulluğun üstesinden gelinmesi için kilit öneme sahip olan büyümenin önünde düşük verimliliğin ve düşük yatırım büyümesinin engel oluşturabileceğine vurgu yapıldı.
Türkiye için tahminler yukarı çekildi
Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda büyüme performansına ilişkin tahminler ise yukarı çekildi.
15 Temmuz’dan bu yana 879 şirket TMSF’ye devredildi
Kurum, Türkiye ekonomisi için 2017 yılı büyüme tahminini yüzde 0,5 yükselterek yüzde 3,5’e çıkardı.
Türkiye ekonomisinin 2018 ve 2019 büyüme tahminleri ise yüzde 0,4 yükseltilerek sırasıyla yüzde 3,9 ve yüzde 4,1 olacağı tahmin edildi.
Türkiye ekonomisinin büyüme hızında artış yapılmasına gerekçe olarak ise başarısız darbe girişiminin ardından ekonominin hızla toparlanması gösterildi.
Ayrıca siyasi belirsizliğin azalması, turizmin ve özel sektör bilançolarının iyileşmesi de nedenler arasında sayıldı.
Türkiye’de anayasa değişikliğinin kabul edilmesinin ardından halen olağanüstü halin devam ettiği vurgulandı.
Türkiye ekonomisinin 2016’da kötü performans göstermesinde ise başarısız darbe girişiminin ardından iş koşullarının zayıflamasının, Rusya’nın uyguladığı yaptırımların ve yüksek enflasyonun rol oynadığı aktarıldı.







































