Anasayfa / Haberler / İstanbul artık Suriyeli sığınmacıların şehri (Huzur bitti)
İstanbul artık Suriyeli sığınmacıların şehri (Huzur bitti)

İstanbul artık Suriyeli sığınmacıların şehri (Huzur bitti)

İstanbul artık Suriyeli sığınmacıların şehri (Huzur bitti)

484 bin Suriyeli sığınmacı ise İstanbul’da yaşamayı tercih ediyor. Suriyeli sığınmacı nüfusunun yoğun olduğu diğer kentler ise Şanlıurfa, Hatay, Gaziantep ve Kilis.

Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) yetkililerinden verdiği bilgiye göre, 15 Mart 2011’de başlayan kriz öncesinde nüfusu 20 milyon olan Suriye’de, 13.5 milyon kişi yardıma muhtaç hale geldi.

Bu süreçte 4.9 milyon kişi kurtuluşu komşu ülkelere sığınmakta buldu.

Suriye’deki olaylar nedeniyle ilk olarak 2012’de 14 bin 237 kişi Türkiye’ye sığınırken, ilerlyen yıllarda rakamlar şöyle şekillendi:

  • 2013’te bu rakam 210 bin 418,
  • 2014’de 1 milyon 294 bin 631,
  • 2015’de 984 bin 263,
  • 2016’da 330 bin 892
  • 2017’nin 6 ayında ise 193 bin 785

2.7 MİLYON SURİYELİ KAMPLARIN DIŞINDA

Türkiye’deki 3 milyon 28 bin 226 Suriyeli’nin 246 bin 80’i geçici barınma merkezlerinde ikamet ederken, 2 milyon 782 bin 146’sı da kamplar dışında yaşıyor.

İSTANBUL’DA 483 BİN SURİYELİ

Geçici koruma kapsamındaki sığınmacılar tarafından Türkiye’de yaşamak için en çok tercih edilen il İstanbul oldu.

Son rakamlara göre, İstanbul’da 483 bin 810 Suriyeli sığınmacı bulunuyor. Diğer kentlerdeki Suriyeli sığınmacı sayıları ise şöyle:

  • Şanlıurfa: 425 bin 542’si
  • Hatay: 389 bin 297
  • Gaziantep: 332 bin 56
  • Adana: 160 bin 765
  • Mersin: 149 bin 929
  • Kilis: 125 bin 790
  • Bursa: 111 bin 285
  • İzmir: 110 bin 876
  • Mardin: 94 bin 923

İstanbul’da yaşayan Suriyelilerin bazıları Avrupa ülkelerine gitme umudu taşırken birçok Suriyeli de Türkiye’deki yeni hayatına uyum sağlamaya çalışıyor. Suriyeli sığınmacıların ortak sıkıntısı ise geçim zorluğu.

Türkiye’nin son dönemde AB ülkeleri ile yaşadığı gerginlikler sonrası hükümetten gelen açıklamalar, Türkiye’nin AB’ye karşı sığınmacı kozunu kullanabileceği yorumlarına yol açıyor. Geçtiğimiz ay Türk bakanların referandum kampanyası yapmalarına izin verilmemesinin ardından Almanya ve Hollanda ile yaşanan diplomatik kriz sonrası da Türkiye ile AB arasındaki sığınmacı anlaşması tekrar gündeme gelmiş, Türk bakanlar Türkiye ile AB arasındaki sığınmacı anlaşmasının gözden geçirilebileceği açıklamalarını yapmıştı.

Türkiye’deki sığınmacıların yoğun olarak siyasetin gündeminde yer aldığı ortamda Sputnik, Türkiye’de büyük şehirlerde yaşayan sığınmacıların durumunu, sığınmacı anlaşması öncesi yoğun olarak kullanılan geçiş güzergahlarını gözlemledi. Türkiye’deki sığınmacılar, daha önce sığınmacıların geçişine tanık olanlar ve sığınmacılara yardım için çalışan sivil toplum örgütleriyle görüşerek bir yazı dizisi hazırladı.

Türkiye ile AB arasında 18 Mart 2016’da imzalanan sığınmacı anlaşması öncesi günde yaklaşık 2500 sığınmacı deniz yoluyla Türkiye’den Yunanistan’a geçiyordu. Sığınmacı geçişi sayısı, anlaşmanın ardından günde 100’ün altına kadar düştüğü belirtiliyor. Sığınmacıların Avrupa’ya yasadışı yollarla geçmek istemesinin altında temel olarak, Avrupa ülkelerine ulaşabildiklerinde yasal iltica prosedürünün daha hızlı işlemesi yatıyor. Türkiye’ye ulaşan her sığınmacı Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği üzerinden 3. ülkelere iltica başvurusunda bulunabiliyor ancak bu sürecin çok yavaş ilerlediği biliniyor. Örneğin Almanya’ya ulaşabilen her sığınmacı yasal iltica başvurusunda bulunup geçici oturma izni alabiliyor.

ALMANYA BAŞKONSOLOSLUĞU’NDA VİZE KUYRUĞU

Taksim Gümüşsuyu Caddesi’nde bulunan Almanya’nın İstanbul Başkonsolosluğu’nun önünde her sabah vize randevusu için gelen çok sayıda sığınmacı bekliyor. Başkonsolosluk, Suriyeli sığınmacıların başvuruları için ayrı bir birim oluşturmuş. Burada sığınmacılar Almanca, İngilizce ya da Türkçe bilmese de tercüman olmaksızın Arapça bilen görevlilerce vize mülakatına alınıyor.

Sabahın erken saatlerinde Alman Başkonsolosuğu’nun önüne vardığımızda mülakat saatlerinden çok önce gelmiş Suriyeli sığınmacılarla karşılaşıyoruz. Buradaki Suriyelilerin birçoğu Almanya’daki bir yakınının yanına gidebilmek için aile birleşimi vizesine başvuru için bekliyor. İlk olarak Suriye’nin Halep şehrinden gelen 27 yaşındaki Muhammed ile konuşuyoruz. Ablasının vize başvurusu için Alman Konsolosluğu’na geldiklerini, ablasının eşinin Ege Denizi üzerinden yasadışı yollarla önce Yunanistan’a daha sonra Almanya’ya gittiğini anlatıyor. Ablası aile birleşimi vizesine başvurmuş. Kendisinin Almanya’ya gitmek isteyip istemediğini sorduğumuzda “Yok, ben istemiyorum, burada halimden memnunum” diyor. Doktor olduğunu anlatan Muhammed, şu anda TÖMER’de Türkçe öğrendiğini, Türkçe öğrendikten sonra Türkiye’de doktorluk yapmak istediğini söylüyor.

Almanya’nın İstanbul Başkonsolosluğu, Suriyelilerin vize başvurusu için ayrı bir bölüm oluşturmuş. Suriyeli sığınmacılar, burada vize başvurularını yapıyor.

‘ALMANYA’DA ŞARTLAR DAHA İYİ, O YÜZDEN GİTMEK İSTİYORUM’

Hama’dan 3 yıl önce Türkiye’ye gelen 36 yaşındaki Esma da akrabalarının uzun süredir Almanya’da yaşadığını, kendisinin de çocuklarıyla birlikte Almanya’ya gidebilmek için vizeye başvurduğunu söylüyor. Esma, “Almanya’ya gitmek istiyorum çünkü orada şartlar daha iyi olabilir. Çocuklar burada okuyamıyor, çalışmak zorunda kalıyorlar. Orada imkanlar daha iyiymiş. Emin değiliz tabii ama şansımızı deneyeceğiz” diyor.

‘HEPİMİZ BAŞKA YERLERE DAĞILDIK’

44 yaşındaki Halepli Mahir de oğullarının Almanya’da olduğunu, kendisinin de Almanya’ya gitmek istediğini anlatıyor bize. Mahir, neden Almanya’ya gitmek istediğini “Türkiye’de bize sunulan imkanlar çok daha az, o yüzden gitmek istiyorum. Avrupa’da sığınmacılara barınma, eğitim, iş imkanı tanıyorlar. Burada da iş var ama Suriyelileri çok çalıştırıp az para veriyorlar” sözleriyle anlatıyor. Mahir’in oğulları da Ege Denizi üzerinden yasadışı yollarla Yunanistan’a geçip daha sonra Almanya’ya ulaşanlardan. Ailesinin bir bölümü ise Halep’te kalan Mahir, “Hepimiz başka yerlere dağıldık. Zaman bizi tekrar bir araya getirir mi, göreceğiz inşallah” diyor.

19 yaşındaki Sibe ise 2015’te Türkiye’ye geldiğini, eşinin kaçak yollarla önce Bulgaristan’a, oradan Almanya’ya gittiğini, şimdi aile birleşimi vizesi alabilirse Almanya’da tekrar bir araya gelebileceklerini anlatıyor.
İstanbul artık Suriyeli sığınmacıların şehri (Huzur bitti)

66 yaşındaki Halepli Ömer ise yeğeninin vize başvurusu için Şanlıurfa’dan İstanbul’a geldiklerini söylüyor. “2013’ten beri Türkiye’deyim, 20 Temmuz 2013’te Harran’a geldim. Savaştan önce inşaatlarda çalışıyordum, zaten artık çalışamam, bize iş yok. Bakkalın önünden geçemiyorum, 3 bin lira borç birikti” diyen Ömer, “Almanya’ya ben de gitsem iyi olur ama bu saatten sonra zor iş, pasaportum bile yok. Kaçak yollara girmem. Suriye’ye dönmek isterim, vatan kıymetlidir ama Halep harap oldu, nereye döneceğiz?” diye konuşuyor.

‘SURİYE’DEN ÇIKACAĞIMI HİÇ DÜŞÜNMEZDİM’

Alman Başkonsolosluğu’nun önünden ayrıldıktan sonra Suriye’nin kuzeyindeki Kamışlı kentinden İstanbul’a gelen ve Küçükçekmece’de yaşayan 37 yaşındaki Meyada’nın evine konuk oluyoruz. Meyada, 2014 yılı başında Türkiye’ye geldiklerini belirtiyor. “Suriye’den çıkacağımı hiç düşünmezdim. Ama IŞİD kardeşimi diri diri yaktı, 23 yaşındaydı. Bu olay olduktan sonra kaçtık” diyor.

Meyada’nın eşinin ailesi Türkiye vatandaşı, ancak eşinin Türkiye vatandaşı olabilmesi için DNA testi talep edildiğini, bu testi de pahalı olduğu için yaptıramadıklarını belirtiyor. Suriye’de ilkokul öğretmeni olduğunu, Türkiye’ye ilk geldiğinde bir kursta öğretmenlik yaptığını anlatıyor Meyada, fakat daha sonra öğretmen olduğunu kanıtlayan belge talep edildiği için mesleğini yapamadığını söylüyor. “Kocam inşaatta çalışıyordu, inşaattan düştüğü için bir süredir çalışamıyor. Kızım da evlenince geçim kaynağımız kalmadı. Aileden, etraftan gelen yardımlarla yaşıyoruz” diyor.

‘ÇOCUKLARIM BURAYA ALIŞTI, GERİ DÖNMEYİZ’

Meyada’nın bir kardeşi Kanada’da, birisi ise Almanya’da yaşıyor. “Aslında ben de isterim oralara gitmeyi en çok çocuklarım için istiyordum. Ama çocuklar burada okula gidiyor, buraya çok alıştılar, gitmek istemiyorlar. Barış olsa ben yine dönmek isterim Suriye’ye. Vatan her şeyden daha önemli. Ama çocuklar buraya alıştı, büyük ihtimalle geri dönmeyiz” diyor Meyada. Çocuklarından biri evli, okul çağındaki ikisi ise mahalledeki ilkokula gidiyorlar, 16 yaşındaki oğlu ise okula gitmiyor, iş arıyor.

Meyada, ailesinden biri PYD için savaşırken olmak üzere, 21 kişinin savaşta yaşamını yitirdiğini anlatıyor. “PYD çocukları askere götürmek istedi. Oradan kaçmamızda o da etkili oldu. İnsan vatanı için her şeyi yapar ama zorla olmaz bu” diyor.

‘BİZ BURAYA TURİST OLARAK GELMEDİK Kİ’

Meyada, mahalledeki hayatından, komşularıyla ilişkilerinden memnun, ev sahibinin de iyi bir insan olduğunu söylüyor, ancak hastanede, resmi dairelerde Türkçe bilmedikleri için ihmal edildiklerini düşünüyor. Şu anda Türkçe kursuna devam ediyor. Sosyal yardımların ise yetersiz olduğunu belirtiyor: “Yardım görevlileri eve geliyor, ev döşeliyse, buzdolabı doluysa sen aç değilsin deyip gidiyorlar. Suriyeliler’den zaten tok olan yok. Biz buraya turist olarak gelmedik ki, savaştan kaçtık geldik.”

Meyada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Türkiye’nin kapılarını kendilerine açtığı için minnettar olduğunu da söylüyor: “Erdoğan’ı seviyoruz bize kapısını açtığı için, ona minnettarız. Erdoğan’ı zorlayan şartlar var, bunu biliyoruz. Halkı ona kızıyor Suriyelileri niye aldın diye. Bize de ‘Size her şey veriliyor’ diyorlar. Gelsinler de bize ne verildiğini görsünler.”

‘AVRUPA BİZİ İSTEMİYOR’

Küçükçekmece’de Meyada’nın evinden ayrılıp Balat’a gidiyoruz. Balat’ta önce Derviş Baba Kahvehanesi olarak bilinen Derviş Baba Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’ne gidiyoruz. Burada Türkçe derslerine gelen Suriyeli sığınmacılarla konuşuyoruz.

İstanbul’a bir yıl önce Halep’ten geldiğini söyleyen 24 yaşındaki Fatma, Balat semtinde 6 ve 9 yaşlarındaki iki çocuğuyla birlikte yaşıyor. Fatma, Türkçe öğrenmek konusunda son derece azimli. İstanbul’da bulunduğu süreyi oldukça verimli geçiriyor; her gün Derviş Baba Kahvehanesi’nde gönüllü görev yapan hocalarından Türkçe dersi alıyor.

İstanbul’da yaşamaktan mutlu olduğunu ve Avrupa’ya gitmek gibi gayesinin olmadığını ifade eden Fatma şöyle diyor: “Avrupa bizi istemiyor, İslam’dan da korkuyor. İstanbul’da yaşamak güzel. Bir sürü camii var.”

‘HALEP’İ ÇOK ÖZLÜYORUZ’

Balat sokaklarında yürürken karşımızı üç genç kız çıkıyor; üçü de Suriyeli. İsimleri Semra, Nur ve Fatma.

17 yaşındaki Semra ile kendisinden bir yaş küçük Nur kardeşler. Ailede para kazanacak bir erkek olmadığı için temizliğe gitmek zorunda olduklarını söylüyor. Üstelik geçim derdinden daha çok onları üzen bir şey var. Bir kız kardeşlerinin bir yıldır kayıp olması: “Araştırdık, her yere baktık, sorduk soruşturduk. Nereye gider, başına ne gelmiştir bilmiyoruz.”

Kızlardan bir diğeri ise Fatma. O, “Ben arkadaşlarıma göre biraz daha şanslıyım en azından benim ağabeyim ve babam da çalışıyor. Ancak yine de geçinemiyoruz o yüzden ben de temizliğe gidiyorum” diyor. Çalışmak zorunda oldukları için okula gidemediklerini ifade eden üç kız, savaş öncesi yaşadıkları Halep’i çok özlediklerini dile getiriyor.

‘ŞANSLISINIZ, BU EVİMİZ GÜZEL’

Halep’ten gelen bir diğer aile ise bize evinin kapılarını açıyor.

“Şanslısınız, bu evimiz küçük ama güzel. Önceki evde rutubetten nefes alamıyorduk” diyorlar. İskender ve eşi İstanbul’da birlikte yaşıyor. Hiç çocukları yok ancak her ikisi de çocukları çok seviyor.

Çiftin evde bizim dışımızda misafirleri de vardı sohbete gittiğimizde. Şamlı bir ailenin üç çocuğu yaşları 2 ila 7 arasında. Çocukların annesi, hasta olan anneannelerini ziyarete gitmiş; İstanbul Esenyurt’taki babaları da tüm gün çocukları evde yalnız bırakmamak için bu aileye emanet etmiş.

Ancak Halepli aile çocukları bir odalı küçücük evlerinde ağırlamaktan çok mutlu. Sohbet boyunca çocukların da neşeli oyunlarına şahit oluyoruz. İskender şöyle diyor: “Biz çocukların ailesiyle Türkiye’ye geldiğimiz zaman tanışmıştık. Dost olduk, şimdi ise çocukları bize emanet ama çok mutluyuz. Keşke uzun kalsalar.”


 

Akademi Portal

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

Hakkında Akademi Portal

Akademi Portal

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Güvenlik *