Günün Önemli Haber Başlıkları: Gözler Trump – Erdoğan görüşmesinde
ABD Başkanı Trump ve Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Washington’da ilk kez yüz yüze görüştü.
ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ilk kez yüz yüze görüştü.
Trump, Erdoğan’ı görüşmenin yapılacağı salonun kapısında karşıladı. İki liderin görüşmesi 20 dakika sürdü.
Görüşmeden önce kameraların karşısına geçen Trump, kısa bir açıklama yaptı.
Trump, “Erdoğan’ı karşılamak büyük bir onur. Uzun ve zorlu bir görüşme olacak. Somut konular üzerinde konuşacağız ve ardından bir yemek yiyeceğiz” dedi.
ERDOĞAN: YPG’NİN MUHATAP ALINMASI ULUSLARARASI MUKABAKATA UYGUN DEĞİL
İki liderin ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:
Trump’ı seçimlerde elde ettiği başarı için kutluyorum.
Aramızdaki ilişkileri güçlü tutmamız küresel barış ve istikrar için önemlidir. Bu ziyaretimizin tarihi bir dönüm noktası teşkil edeceğine inanıyorum.
Ortak geleceğimizi tehdit eden terör örgütlerine karşı ayrım yapmadan mücadele etmekte kararlıyız.
Sayın Başkana FETÖ terör örgütü hakkındaki beklentilerimizi açık bir şekilde ifade edeceğim.
YPG/PYD terör örgütünün muhatap olarak alınması bu konuda küresel düzeyde verilen mutabakata kesinlikle uygun değil.
Bölgemizin geleceğinde terör örgütlerine yer yoktur.
GÖRÜŞMENİN GÜNDEMİ YOĞUN
Trump’la ilk kez yüz yüze görüşecek Erdoğan’ın gündeminde, ABD’nin YPG’ye ağır silah yardımı kararı alması, Fethullah Gülen’in Türkiye’ye iade edilmesi ve ABD’de tutuklu bulunan İran asıllı Türk işadamı Rıza Sarraf’ın durumu var. Erdoğan, üç başlıkta da somut sonuçlar almayı beklerken analistlere göre, Trump bu konular karar değişikliğine gitmeyecek ve Türkiye’ye sunulacak güvencelerle ‘kriz yönetimi’ çabasına girecek.
LIVE NOW: Trump meets Erdogan in Washington DC: press conference https://t.co/mkULMvMFHr pic.twitter.com/qB1haxcDib
— Ruptly (@Ruptly) May 16, 2017
Gözler bugün yapılacak Erdoğan-Trump görüşmesinde. Eski Irak Özel Temsilcisi Murat Özçelik’e göre ABD’nin Rakka operasyonunu Kürtlerle yapma isteği çok açık ve Türkiye duvara çarpmakta ısrar ediyor.
Son dönemde Türkiye ile ABD arasındaki müttefiklik ilişkisindeki en önemli sorun olan ABD’nin PYD’ye bakışı, ABD’nin bu örgüte “silah yardımı” kararıyla yeni bir boyut kazandı. Her ne kadar Trump’ın kararı kamuoyunda sürpriz olarak görülse de diplomatlara göre bu karar sürpriz değil.
Washington’da ilk kez bir araya gelecek olan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın öncelikli gündem maddesi Suriye krizi olacak.
Duvar yerine açık kapı siyaseti
Erdoğan’ın Trump’la yapacağı ilk görüşme ile ilgili beklentileri DW’ye değerlendiren Türkiye’nin eski Irak Özel Temsilcisi ve Kamu Güvenliği Müsteşarı Murat Özçelik, Erdoğan’ın ziyaretinde bir kez daha “PYD’ye silah vermeyin” diyebileceğini, ama ABD’nin Rakka operasyonunu Kürtlerle yapma isteğinin çok açık olduğunu söyledi.
Özçelik, “Çok basit ifade etmek gerekirse, baktınız karşınız duvar ama sağ köşede bir tane kapı var. Siz duvardan geçmekte ısrar ediyorsunuz, kafayı duvara vuruyorsunuz. Bu duvarı aşamadığınızda, durumu kendi çıkarlarınıza uygun hale getirmeye bakarsınız. Türkiye daha önce Salih Müslim’le konuşurken, daha sonra PYD’yi de tamamen PKK’nın içine sıkıştırdı. İkisi arasına mesafe koyup, Irak Kürt Bölgesi’ndeki gibi kendi aramızdaki ilişkileri düzeltme politikasını maalesef ıskaladı” diye konuştu.
Özçelik, ABD’nin PYD tercihini şu sözlerle özetledi: “ABD, Musul ve Sincar’ın IŞİD’den geri alınmasında, PKK’nın iyi iş yaptığını gördü. Bu şartlar altında ABD, daha önce Irak’ta Saddam’ın devrilmesinde peşmergeye yardım etmişti. ABD, bırakalım stratejik nedenleri, pragmatik nedenlerle bu savaşı Kürtlerle götürmek istiyor. ABD geçmişte de Irak’ta Türkiye’nin güneye inmesini istemedi. Benzer bir şekilde Suriye, Rusya’nın itirazı ve uluslararası hukuk kurallarına aykırılığı nedeniyle Türk ordusunun Suriye’ye girmesini istemiyor. Bu riskler yerine, ABD, içeriden Suriye’nin bir parçası olan Kürtlerin oluşturduğu gruplarla hareket etmeyi mantıklı buluyor.”
“Silah gönderme kararı sürpriz değil”
ABD’de büyükelçilik yapan emekli bir diplomat ise Trump-Erdoğan görüşmesi öncesi DW Türkçe’ye “Bana göre görüşme büyük ölçüde bitmiştir” yorumunu yaptı.
ABD’nin PYD’ye silah verme kararını, Erdoğan ziyareti öncesi açıklamasının nedeninin, gerginlik yaratacak tek konuyla görüşmenin havasını bozmamak olduğunu ileri süren diplomat, “O sırada ön heyeti de oradaydı. Herkes herşeyi biliyordu, kimseye sürpriz olmadı” diyerek şunları söyledi:
“Bu ziyareti uzun süredir bekliyorduk ama cevap alamıyorduk. ABD’liler zekice davrandı. Önce PYD’ye silah verme kararını, arkasından iki liderin görüşmesini kamuoyuna duyurdular. Bunu bize fırsat tanımak ve görüşmenin havasını bozmamak için yaptılar. Kısaca tutumlarını önceden alarak, ‘resmi olarak bize şimdiden söyleyeceklerinizi söyleyin, bizim tutumumuz budur’ dediler.”
Emekli diplomat, “İkisi de aşırı pragmatik ve duygusal ancak birinin arkasında bir sistem var, diğerinde yok. Erdoğan, Trump’ın kendisi gibi kesin kararlar alabileceğini ve onu ikna edebileceğini düşünüyor. Ama yanılıyor, Trump 70 yaşında bir çocuk ve şu anda sistem tarafından eğitiliyor. Önce eğitimini tamamlayacak” yorumunu yaptı.
Astana’da Türkiye sadece fotoğrafta
Bölgede Rusya, Suriye ve İran’ın aynı masaya oturmadığı hiçbir konuda çözüm bulunamayacağını, ancak Türkiye’nin oraya bir ittifakın parçası olarak gitmesi gerektiğini belirten Murat Özçelik, Astana süreci ile ilgili olarak da “O işi biz yönetmiyoruz, Rusya ve İran kurguluyor, biz resimde kalıyoruz” dedi.
2) Bakanlıklarda operasyon: 85 gözaltı kararı
15 Temmuz darbe girişimi sonrası başlatılan soruşturmalar kapsamında Enerji Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki 85 kamu görevlisi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.
15 Temmuz sonrası başlatılan “FETÖ/PDY” soruşturması kapsamında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı 60 kamu görevlisi ve Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı 25 öğretmen hakkında gözaltı kararı çıkarıldığı bildirildi.
Haklarında gözaltı kararı çıkarılan kişilere yönelik savcılığın talimatıyla operasyonların sabah saatlerinde başlatıldığı bilgisi verildi.
Gözaltı kararı verilen kişilerin bir kısmının daha önce Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edildiği bir kısmınınsa halen görevde olduğu belirtildi.
Anadolu Ajansı’nın haberine göre haklarında gözaltı kararı çıkarılanların yaklaşık 40’ının ifadelerinin alınması için emniyete götürülürken, diğer kişilerin ise gözaltına alınma işlemi sürüyor.
Haklarında gözaltı kararı çıkarılanların “ByLock” kullanıcısı olduğu öne sürülüyor.
Son olarak 5 Mayıs’ta da Gülen soruşturması kapsamında 107 hakim ve savcı ihraç edilmişti. HSYK Başkan Vekili Mehmet Yılmaz, ihraç edilen hakim ve savcıların 105’inin “itirafları”, ikisinin ise “ByLock” haberleşme programını kullandıkları gerekçesiyle ihraç edildiklerini açıklamıştı.
3) Almanya yönünü Türkiye’ye dönmeli
AKP grup toplantısında son kez Genel Başkan sıfatıyla konuşan Başbakan Yıldırım Türkiye-Almanya ilişkilerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Yıldırım Almanya’da Türk askerlerine iltica hakkı verilmesini eleştirdi.
AKP meclis grup toplatısında konuşan Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye-Almanya ilişkilerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Yıldırım “Almanya’nın geçtiğimiz hafta, 15 Temmuz darbe girişimine dahli bulunan ve yurt dışına kaçan ya da yurt dışında olan askerlere sığınma izni vermesi, iltica hakkı vermesi, ilişkilerimizin tekrar gerilmesi için önemli bir gelişme olmuştur. Almanya artık bir şeye karar vermek durumundadır: Eğer Türkiye ile ilişkilerini geliştirmek istiyor ise Türkiye ile tarihten gelen dostluk bağlarını daha da kuvvetlendirmek istiyor ise o zaman yönünü, bölücülere, FETÖ’cülere değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne dönmek zorundadır” dedi.
Almanya’nın, üst düzey Türk ordu mensuplarının iltica başvurusunu kabul etmesi Ankara’nın tepkisine yol açmıştı. Akademi Portal‘ın edindiği bilgilere göre, sığınma başvurusunda bulunan Türk kamu görevlilerinin büyük çoğunluğunu askerler oluşturuyor ve aralarında general rütbesinde olanlar da bulunuyor.
Bu askerlerin bir bölümü Almanya’daki NATO üslerinde görevli personel iken, aralarında diğer ülkelerden Almanya’ya gelip iltica başvurusu yapanlar da bulunuyor. İltica başvurusunda bulunan, diplomatik ve hizmet pasaportu sahibi kamu görevlileri ve bunların aile üyelerinin toplam sayısı yaklaşık 420 olarak ifade ediliyor.
İltica gerginliğinin ardından dün Türk hükümetinin İncirlik Üssü’ndeki Alman askerlerini ziyaret etmek isteyen Alman milletvekillerine izin vermemesi iki ülke arasında bir kez daha tansiyonun yükselmesine neden oldu.
Yıldırım’ın 21 Mayıs’ta yapılacak AKP Kongresi’nde görevini 16 Nisan referandumunun ardından AKP’ye yeniden üye olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a devretmesi bekleniyor.
3) Hedef Cumhuriyet’i tamamen susturmak
Gazeteci Oğuz Güven’in tutuklanmasına tepkiler sürüyor. Güven’in avukatı Tora Pekin, karara yaptıkları itirazdan sonuç beklemediklerini belirterek Güven ve diğer tutuklu gazeteciler için tek umudun AİHM olduğunu söyledi.
Cumhuriyet gazetesi internet sitesinin Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Güven hakkında verilen tutuklama kararının yankıları sürüyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Salı günü parti meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada tutuklama kararı veren hakime seslenerek “Cumhuriyet gazetesi internet sitesi sorumlusu bir tweet atıyor, yanlış diye değiştiriyor. Sen misin onu atan? Alınıyor, ardından tutuklama. İnsanda biraz vicdan olur ya, ne biçim hakimsiniz siz, ne biçim savcısınız siz? Böyle bir rezalet olabilir mi?” diye tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, “Oğuz Güven hapishaneye gülerek gitti, o da biliyor ki içeride olmakla dışarıda olmanın farkı kalmadı artık. Türkiye Cumhuriyeti’ni yarı açık cezaevine çevirdiler. Bunun hesabını birlikte soracağız. Birlikte mücadele edeceğiz” diye konuştu.
Gazeteci Oğuz Güven, Cumhuriyet’in sosyal medya hesabından “İlk FETÖ iddianamesini hazırlayan savcıyı kamyon biçti” şeklinde atılan tweet nedeniyle 12 Mayıs’ta gözaltına alınmış, dün de çıkarıldığı mahkemede “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla hakkında tutuklama kararı verilmişti.
Güven, savcılığa verdiği ifadede söz konusu tweet’in aceleyle kısaltılarak yayına girdiğini, hata fark edilerek 55 saniye sonra silindiğini ve hemen akabinde “insanlık utancı” şeklinde tweet attığını belirterek “Ayrıca suça konu tweetin altına Emre Uslu ve Tuncay Opçin gibi firari FETÖ/PDY sanıklarının yorumlarından duyduğum rahatsızlığı belirtmek üzere ‘FETÖ’cü Emre Uslu’dan kazada ölen başsavcı için skandal sözler’ şeklinde internet sitemizde haber geçip, içeriğinde de başsavcının şehit olmasına sevinenleri ağır biçimde eleştirdik” demişti.
“Artık hukuki argüman kalmadı”
Güven’in avukatı Tora Pekin DW’ ye yaptığı açıklamada, mahkemenin kararını “tümüyle varsayıma, niyet okumaya dayalı, tutuklama kararı vermeye odaklanmış bir karar” diye nitelendirerek “şu an içinde bulunulan durumun artık hukuki argümanlarla açıklanabilir olmaktan çıktığını” söyledi. Pekin, “Bu kararların şöyle bir mesajı oluyor: Bir tweet, bir satır haber ya da bir Facebook paylaşımı üzerinden bu kadar hayali, akla mantığa aykırı kararlar aslında tüm topluma “Hiçbiriniz güvende değilsiniz, sizi her an gözünüzün üstünde kaşınız var diyerekten tutuklayabiliriz” mesajı veriyor. Bunlar demokratik bir hukuk devleti olduğu iddiasındaki bir ülkeye yakışmıyor. Bunu hak etmediğimizi düşünüyorum” dedi.
yargıç kararını okurken yüzümüze bakamadı ama oğuz güven dimdik silivri'ye gitti. onunla ve tüm cumhuriyet tutuklulularıyla gurur duyuyoruz. pic.twitter.com/iWtCL5Wlrg
— tora pekin (@mercan_adasi) May 15, 2017
İlk tutuklamalardan itibaren asıl amacın Cumhuriyet Gazetesi’ni susturmak ve bütünüyle etkisiz hale getirmek olduğunu savunan Pekin, “Oğuz Güven’in tutuklama kararının gerekçesine baktığınız zaman böyle bir tutuklama kararını başka hiçbir gerekçeyle izah edemezsiniz” dedi.
Yargıç Akın Gürlek kararında, “söz konusu tweet ile FETÖ soruşturması dosyalarında görev yapan savcıların akıbetinin bu olacağının gösterildiğini” iddia ederek bu savcıların sonlarının ne şekilde olacağına ilişkin gönderme yapıldığını öne sürmüştü. Habercilik anlayışında ‘biçti’ ibaresinin haberin ses getirmesi için kullanılabileceğini kaydeden Gürlek, suçlama konusu tweet’te “FETÖ hakkında iddianame hazırlayanların ileride başına ne geleceği şeklinde toplumda algı oluşması için bu ibarenin özellikle seçildiğini” ileri sürmüştü.

Basın Konseyi, Oğuz Güven’in tutuklanmasıyla ilgili yaptığı açıklamada “Oğuz Güven’in, bir tweetin başlığındaki 5 harfli kelime nedeniyle terör örgütü propagandası yapmakla suçlanıp tutuklanması, demokrasilerde asla kabul göremez. Yaşadığımız bu garabeti yurt içinde ve dışında anlatmakta güçlük çekiyoruz. Bu durumu izah etmek için yeni kelimeler üretmek lazım” derken, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, “Tehditlerle, ihbarlarla gözdağı vererek gerçek gazetecileri yıldıramayacaklar” açıklaması yaptı.
CHP İstanbul milletvekili Barış Yarkadaş da Twitter hesabından “Yargı bu kararıyla gazeteciliği biçti” paylaşımında bulundu.
'Yargı bu kararıyla gazeteciliği biçti' @oguzguven_ https://t.co/PBRn3bYq2F
— Barış Yarkadaş (@barisyarkadas) May 15, 2017
Tek umut AİHM
Oğuz Güven’in avukatı Tora Pekin, şimdiye kadar Cumhuriyet yazar ve yöneticilerinin tutukluluğuna karşı en az 30 itiraz dilekçesi verdiklerini ve hiçbirinden sonuç alınamadığını belirterek Oğuz Güven’in tutukluluğuna itiraz dilekçesini de şeklen hukuki sürecin yürümesi açısından hazırladıklarını belirtti.
Diğer Cumhuriyet yazar ve yöneticilerinin tutukluluğuna dair itirazlar Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) götürülmüş, ancak AYM başvuruları gündemine almamıştı. Bunun üzerine pek çok vakada AİHM’ye başvurular yapıldı.
Avukat Tora Pekin, tutuklamaların hukuk dışı olduğuna dair AİHM’den olumlu bir karar beklediklerini belirterek Türkiye’deki mahkemelerin AİHM kararlarına uymak zorunda olduğunu kaydetti.
“AİHM’i artık emsal almıyorlar”
Ancak AİHM’in bireysel başvurularda aldığı kararlar başvuru sahibi ile sınırlı. Pekin, asıl sorunun AİHM kararlarının Türkiye’de artık emsal olarak değerlendirilmemesi olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “AİHM kararları bireysel kararlar, ancak emsal karar olma özellikleri var. Ama o noktada Türkiye’de maalesef yargıç ve savcıların bu emsal karar olma özelliğinden insan hak ve özgürlükleri doğrultusunda yararalanmadıklarını görüyoruz. Örneğin AYM’nin Can Dündar ve Erdem Gül için verdiği karara baktığınızda bugün cezaevindeki 150’nin üzerindeki gazetecinin çoğunun tutuklanmaması gerektiğini görürsünüz. Ama bunu emsal olarak değerlendirmiyorlar, kararlarına almıyorlar. Öyle olduğu için de herkes tekrar tekrar başvurmak zorunda kalıyor. AİHM’den olumlu bir karar çıkarsa bu arkadaşlarımızın belki özgürlüklerine kavuşmalarını sağlayacak. Ama bu karara burada yine savcıların ve yargıçların çoğunun kayıtsız kalacağını düşünüyorum.”
Akademi Portal: Günün Önemli Haber Başlıkları







































