Günün Önemli Haber Başlıkları: Akademi Portal Haber Analiz

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Soçi’deki yazlık devlet başkanlığı konutunda ağırlıyor.

Anayasa değişikliği referandumuyla önü açılan partili cumhurbaşkanlığı dönemini başlamasının ardından ilk ziyaretini Soçi’ye gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Putin’le gerçekleştireceği görüşmede Suriye’nin önemli bir yer tutması bekleniyor. Görüşmede, Rusya’nın da Suriye’de gerilim ve taraflar arasındaki şiddet olaylarının azaltılması için dört bölge oluşturulmasına ilişkin planını Türkiye’ye anlatması bekleniyor.

Soçi’deki görüşmede, iki liderin ele alacağı başlıklardan biri de ikili ilişkiler olacak. Zira Türk F16’larının Kasım 2015’te bir Rus uçağını düşürmesi sonrası zedelenen ilişkiler yeniden normalleşme sürecine girse de tarım ürünü alışverişinde karşılıklı uygulanan kısıtlamalar ve Rusya’daki Türk çalışanlara yönelik sınırlamalar gibi bir dizi problem henüz çözümlenmiş değil.

Soçi’deki, Putin ve Erdoğan’ın bu yıl içerisinde Rusya’da gerçekleştirdikleri ikinci, uçak krizinin ardından yaptıkları beşinci görüşme.

Erdoğan’ın beraberinde Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar da Rusya’ya gitti.

Putin-Erdoğan görüşmesi 1 saat 30 dakika sürdü

Erdoğan ve Putin’in Devlet Başkanlığı Rezidansı’nda basına kapalı gerçekleşen görüşme, 1 saat 30 dakika sürdü.

Görüşmenin ardından çalışma yemeği ve heyetlerarası görüşmeye geçen Erdoğan ve Putin, daha sonra ortak basın toplantısı düzenleyecek.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Soçi'deki yazlık devlet başkanlığı konutunda ağırlıyor.

14:07
Erdoğan: Sizinle atacağımız adımların bölgenin kaderini değiştireceğine inanıyorum

Erdoğan ise görüşme öncesinde yaptığı açıklamada, “Özellikle değerli dostumuzun bu davetine Karadeniz’in bir yanından bir yanına gelmek suretiyle bu buluşmayı sağladığınız için çok teşekkür ediyorum” diyerek Putin’e teşekkür etti.

Rusya ile Türkiye arasındaki gerek ikili ilişkileri gerekse bölgesel sorunları etraflıca ele alma imkanı bulacaklarını belirten Erdoğan, “Türkiye-Rusya ilişkileri anlaştığımız şekilde gelişiyor. Üzerimizde önemli sorumlulukların olduğu bir dönemi yaşıyoruz. İnanıyorum ki Rusya ve Türkiye’nin burada atacağı adım, bölgenin kaderini değiştirecektir” dedi.

Putin: Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkiler özel bir statü kazandı

Davetini kabul edip Soçi’ye geldiği için Erdoğan’a teşekkür eden Putin, görüşmenin basına açık kısmında şunları söyledi: “Sizinle planladığımız gibi ilişkilerimiz gelişiyor. Sizinle bir araya gelip ikili ilişkilerimizin kilit alanlarını ve Suriye krizi dahil olmak üzere temel uluslararası sorunlarını konuşabilme imkanı bulmamız çok iyi oldu. Bu ortak çalışmalarımız, Rusya-Türkiye ilişkilerinin özel bir statü kazandığını ve tamamen onarıldığını gösteriyor.”

Putin şöyle devam etti: “Referandum sonucu nedeniyle sizi bir kez daha tebrik etmek istiyorum. Ülkenizdeki iç siyasal durumun düzene gireceğine ve bunun, Rusya-Türkiye ilişkilerinin gelişmesine yardımcı olacağına inanıyoruz. Zira sizinle yaptığımız birçok şeyin parlamentolarımızda tartışılması gerekiyor.”

Cumhurbaşkan Erdoğan’ı taşıyan ‘TUR’ isimli özel uçak saat 12.45’te Rusya’nın Soçi kentine indi.

Erdoğan’ı, Soçi Uluslararası Havalimanı’na gelişinde, Krasnodar Bölge Valisi Veniamin Kondratyev, Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı Soçi Temsilciliği Başkanı Anatoliy Şostak, Soçi Belediye Başkanı Anatoliy Pahomov ve diğer yetkililer karşıladı.

[divider]
15:29
Türk Silahlı Kuvvetleri’nden 25 Nisan’da Şengal’e yapılan hava harekatı hakkında yeni bir açıklama geldi.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nden 25 Nisan'da Şengal'e yapılan hava harekatı hakkında yeni bir açıklama geldi.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nden yapılan açıklama şöyle: “Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından ülkemizin ve milletimizin birlik, bütünlük ve güvenliğine kast eden terör yuvalarının yok edilmesi maksadıyla; PKK/PYD terör eylemlerinin gerçekleştirilmesinde ve desteklenmesinde kullanılan Irak kuzeyi/Sincar Dağı ve Suriye kuzeydoğusu/Karaçok Dağı bölgelerine, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımız kapsamında 25 Nisan 2017 günü bir hava harekâtı icra edilmiştir.

‘HAREKAT ÖNCESİNDE GEREKLİ BİLGİLENDİRMELER YAPILMIŞTIR’

Söz konusu hava harekâtı icra edilmeden önce ilgili ülkelerin sivil ve asker temsilcileriyle daha önceden mutabık kalınan kurallar çerçevesinde irtibat kurularak gerekli bilgilendirmeler yapılmıştır.

Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından, harekât bölgesinde bulunması muhtemel sivil halk ile diğer ülkelere mensup personelin zarar görmemesi için her türlü tedbir alınmış ve bu konuda azami hassasiyet gösterilmiştir.

Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçlerimizin tüm unsurları tarafından, bölücü terör örgütüne karşı gerek ülke sınırları içinde gerek sınır ötesinde terörle mücadele harekâtı büyük bir azim ve kararlılıkla yürütülmektedir. Operasyonlara, en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar aynı azim ve kararlılıkla devam edilecektir.

ABD ordusunun Avrupa güçlerinin başında bulunan Orgeneral Curtis Scaparrotti’nin geçen hafta Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’la görüşüp TSK’nın Suriye ve Irak’taki hava saldırılarıyla ilgili endişelerini ilettiği açıklanmıştı. ABD ordusunun Avrupa’daki karargâhının sözcüsü Yüzbaşı Danny Hernandez, Reuters’a yaptığı açıklamada şunları söylemişti: “General Scaparrotti’nin Türkiye tarafından Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde düzenlenen hava saldırılarının ABD ve koalisyon ile uygun şekilde koordine edilmediği hakkındaki endişelerini ifade ettiğini söyleyebilirim… Görüşmeler özel olduğu için başka ayrıntı verilmeyecek.”

[divider]

Yeni Güncelleme: 15:16
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi öncesinde, Rusya-Türkiye ilişkilerinin tamamen iyileşmekte olduğu mesajını verdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi öncesinde, Rusya-Türkiye ilişkilerinin tamamen iyileşmekte olduğu mesajını verdi.

Putin, Rusya’nın Soçi kentinde bir araya geldiği Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinin başında “Türkiye’deki iç siyasi durum zamanla iyileşecek, bu da Rus-Türk ilişkilerindeki istikrarlı iyileşmeye ek koşullar sağlayacak” dedi.

Rus haber ajansı TASS’a göre Vladimir Putin, ikili ilişkilerin ‘özel bir statü’ kazanmakta olduğunu da söyledi:

“Ortak bir şekilde çalışabilmemiz gösteriyor ki, Rus-Türk ilişkileri özel bir karakter, bir statü kazanıyor ve tamamen iyileşme yolunda ilerliyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise “Eminim birlikte attığımız bu adımlar tüm bölgenin kaderini değiştirecek” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye gündemiyle Rusya’ya bir günlük resmi ziyaret düzenliyor.

Erdoğan ziyareti öncesi Ankara’da düzenlediği basın toplantısında “Krizin çözümü için Rusya ile ortak çalışmalara devam edeceğiz” dedi.

Erdoğan, ziyaret kapsamında ticaret, turizm ve enerji konularının da ele alınacağını söyledi.

Erdoğan’ın bu ziyareti iki ülke arasındaki ilişkilerin gerildiği bir döneme denk geliyor.

Türkiye ordusu geçen hafta Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kürt silahlı gücü YPG/YPJ mevzilerine hava saldırısı düzenlemiş, saldırılar hem Rusya’nın hem ABD’nin tepkisine yol açmıştı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı saldırı sonrasında yaptığı açıklamada “Bu gibi eylemleri kabul edilemez buluyoruz ve uluslararası ilişkilerin esas prensiplerine karşı geldiğini düşünüyoruz” demişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner de hava saldırılarını ‘koalisyon güçlerinin onaylamadığını’ açıklamıştı.

Astana’da Suriye toplantısı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu ziyareti aynı zamanda Kazakistan’ın başkenti Astana’da yeni bir Suriye toplantısı sırasında gerçekleşiyor.

Toplantıya Suriye hükümeti ve muhaliflerden yetkililerle, Birleşmiş Milletler, İran, Rusya ve Türkiye’den yetkililerin katılması bekleniyordu.

Ancak daha önce Astana’daki görüşmelere katılma kararı alan Suriyeli muhalifler, hükümetin bombalamalara son vermesi talebiyle görüşmelere katılmayı askıya aldı.

Reuters haber ajansına konuşan Suriye Ulusal Koalisyonu sözcüsü Ahmet Ramazan “Delegasyon (hükümetin) bombardımanlarına tamamen son vermesi talebiyle bir bildiri sunduktan sonra katılımını askıya aldı” dedi.

ABD de görüşmelere bir gözlemci gönderiyor.

Putin ve Trump telefonda görüştü

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump ve Putin, ABD ordusunun Suriye’yi füzelerle vurmasından beri ilk kez dün akşam telefonda görüştü.

Reuters’ın haberine göre Trump yönetiminden üst düzey bir yetkili, Suriye hakkındaki görüşlerini sunmak için telefon görüşmesini Putin’in istediğini söyledi.

ABD, Esad rejiminin düzenlediği iddia edilen kimyasal saldırı sonrası Suriye’ye hava saldırısı düzenlemiş, Rusya buna tepki göstermişti.

Beyaz Saray görüşme sonrası yaptığı açıklamada iki liderin Suriye’de “tüm tarafların şiddeti bitirmek için elinden geleni yapmaları konusunda anlaştıklarını” açıkladı.

Beyaz Saray’ın açıklamasında görüşmede güvenli bölge konusunun da ele alındığı belirtildi.

Kremlin’den yapılan açıklamada ise Putin ve Trump’ın ateşkesi güçlendirmek konusunda anlaştıkları açıklandı.

Rus Interfax haber ajansı geçen ay sonunda Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Suriye konusunda ABD ile işbirliği yapmaya “tamamen hazır” olduklarını açıkladığını duyurmuştu.

[divider]

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Antalya milletvekili Baykal’ın, eski Cumhurbaşkanı Gül’ün anayasa değişikliği referandumunda ‘Hayır’ oyu veren yüzde 49’luk kesimin cumhurbaşkanı adayı olabileceği yönündeki açıklamasını “Bu bir virüs hareketidir, bir fitne hareketidir” sözleriyle değerlendirdi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Soçi ziyareti öncesinde Esenboğa Havalimanı’nda basın toplantısı düzenledi.

Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları :

Suriye ve Irak’taki gelişmeleri ele alacağız. Sayın (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’le iki ülke ilişkilerinin eski seviyesine çıkması için yoğun çaba harcıyoruz.

Enerji alanında ciddi adımlar attık, ekonomik ilişkilerimizi dengeli biçimde geliştirmeyi hedefliyoruz. Akkuyu’nun ilk bölümünün 2023’te faaliyete geçmesini bekliyoruz.

Turizmde şu anda ciddi gelişmeler olmaya başladı, bunun devamını istiyoruz.

‘NE RUSYA’NIN NE TÜRKİYE’NİN BÜROKRASİYE KURBAN EDİLECEK TEK BİR SANİYESİ YOK’

Ne Rusya’nın ne Türkiye’nin bürokrasiye kurban edilecek tek bir saniyesi yoktur. Bizler bu konudaki kararlılığımızı her fırsatta vurguluyoruz. 100 milyar dolar ticaret hacmi hedefine ulaşmak istiyorsak birlikte yapıcı ve bu konuda teşvik edici gayretin içerisinde olmamız şart.

En önemli gündem maddesi Suriye. Suriye meselesinde verimli bir işbirliği söz konusudur.

‘O KADAR SÜRDÜ MÜ YA?’

(Başbakan Binali Yıldırım’la dün Beştepe’deki görüşme hakkındaki soruya) O kadar sürdü mü ya? Özellikle devlette atılan bazı adımlar var, bu adımlarla ilgili olarak beraber görüşmemizi gerektiren konular vardı, bu konuları beraberce paylaşma fırsatı bulduk. Kabine değişikliği hükümetin gündeminde yok. Sayın Başbakan (Binali Yıldırım) böyle bir teklifle bana gelmedi.

(21 Mayıs’taki AK Parti Olağanüstü Genel Kurulu’nda partinin başına geçeceği yönündeki açıklamalar hakkında) Siz doğmamış çocuğa don biçiyorsunuz. Eğer böyle bir görev şahsıma tevdi edilirse, genel kurulumuz tarafından tevdi edilmesi halinde, tabii ki yeniden birimleri ele alıp değerlendirme, ama hepsi bunların çok ciddi istişareler neticesinde olacaktır. Bu istişareler neticesinde ülkenin genel profilini değerlendirmek suretiyle, yani belli bir bölgenin temsil edildiği değil, 81 vilayetin adeta temsilini gördüğü bir yapının oluşması her zaman benim şiarım olmuştur. Yine aynı şekilde böyle bir adımı, inanıyorum ki, bu istişareler neticesinde tablo içerisinde görmek mümkün olacaktır.

KILIÇDAROĞLU’NA: AYKIRI SESLER HER YERDE OLUR, ÖNEMLİ OLAN TAHAMMÜL ETMEK

(CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun partili cumhurbaşkanlığına yönelik eleştirileri hakkında) Yoruma gerekli görmüyorum. Sadece kendisine bir tavsiyem var siyasi tarih okusun, öğrensin. Kendi partisinin siyasi tarihini öğrensin. Aykırı sesler her yerde olacaktır, önemli olan tahammül etmek.

Harcından itibaren emeğim var, temelini attım. Hamdolsun güzel bir projeyle güzel bir eser ortaya çıkardık. Burada duygusal olmamak mümkün değil. O anayasayı kimler hazırlamışsa, o siyasi partisinden ayrılması kaydını kim düşmüşse siyasi bir cinayet işlemiştir. Bundan önce biz 367 garabetini yaşadık, 367 garabetini neyle izah edeceksin. Millet verdi görevi, şimdi milletin verdiği kararı da kabul etmiyorlar. Bunların açın şöyle bir basın arşivlerini geçmişten bugüne nasıl geldiklerini göreceksiniz. Hep aynı senaryo.

(Deniz Baykal’ın eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yüzde 49’un adayı olabileceği yönündeki açıklaması hakkında) Değerlendirmeyi gereksiz buluyorum. Bu tamamen bir virüs hareketidir, bir fitne hareketidir. Sayın (Deniz) Baykal bunlarla uğraşmayı bıraksın kendi başının çaresine baksın.

[divider]

Türkiye Varlık Fonu (TVF) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Bostan İslam Kalkınma Bankası’nın alt kuruluşu ile İslami mortgage geliştirme konusunda anlaşma imzalandığını duyurdu.

Türkiye Varlık Fonu (TVF) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Bostan dün akşam gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısında şu açıklamalarda bulundu:

Türkiye Varlık Fonu, İslam Kalkınma Bankası’nın alt kuruluşu ICD ile İslami mortgage geliştirme konusunda çerçeve anlaşması imzaladı. Anlaşma çerçevesinde katılım mortgage şirketi kurup ev sahibi olmak isteyenlere uzun vadeli faizsiz kredi sağlanması planlanıyor, türev enstrümanlar söz konusu olacak. İslam Kalkınma Bankası ile farklı işbirlikleri de gündeme gelecek; EBRD tarafında da çok büyük ilgi var.

Çalıştığımız alanlardan biri de finansal teknoloji; ortak ödeme platformu ve mobil bankacılık üzerine çalışmalarımız var; bu alanda şirket kurabilir veya satın alma yapabiliriz. Dünyada öne çıkan endüstrilere yatırım yapma peşindeyiz; teknoloji, telekom ve enerji gibi gelecekte değer yaratabilecek alanlar ilgimizi çekiyor. Kanal İstanbul’un finansmanı konusu hükümetin yönetiminde; talimat verilerse tabi ki yaparız ama şu anda bize bir teklif gelmedi.

‘RUS RDIF İLE İMZALADIĞIMIZ ANLAŞMADAN SONRA…’

Ülke fonlarından önemli davetler alıyoruz; Rus RDIF ile imzaladığımız mutabakat anlaşmasının ardından iki ülke fonu ile daha görüşmelerimiz sürüyor.

TVF olarak piyasalarla ilgili bir işlemimiz olmadı. TVF’nin halka arzı teorik olarak mümkün ama buna daha zaman var. Dünyadaki ülke fonlarını incelerken daha ziyade Asya örneklerine bakıyoruz; Singapur örneği bizim yapmak istediklerimiz açısından çok benzerlik gösteriyor.

İSLAMİ MORTGAGE NEDİR?

Dünyada üzerindeki İslami mortgage uygulamalarına baktığımızda iki yöntem öne çıkıyor. Murabaha mortgage bunlardan bir tanesi. Çok basit bir mantığa dayanıyor. Beğendiğiniz evi bulduktan sonra bu ev ile ilgili olarak İslami usullere göre mortgage kredisi sağlayan bir bankaya başvuru yapılıyor.

Mortgage başvurusu yapılırken kanunda belirtilen prosedürlerin ardından katılım bankası evi satın alıyor ve daha yüksek bir fiyata tüketiciye tekrar satıyor. Bu daha yüksek fiyat, evin önceki sahibi ile anlaşılan fiyatın üzerine eklenen kişinin borçlanma vadesi göz önüne alınarak hesaplanan bir kar payı ve yatırılan peşinatı düşürmek suretiyle hesaplanıyor. Borç karşılığı olarak birinci derecede ve birinci sıradan ipotek teminatı alınıyor.

‘KİRA SÖZLEŞMESİ YAPILIYOR’

Bir başka İslami kriterlere uygun mortgage uygulaması kira yöntemi olarak geçiyor. Bu uygulama da temelde murabaha yöntemi gibi ilerliyor. Yani satın almak istenilen ev tespit edilip ilgili detaylarla katılım bankasına müracaat ediliyor. Katılım bankası, mortgage kredisi vermeyi uygun görmesi durumunda gayrimenkulu satın alıyor ve tüketici ile bir satın alma taahhütlü kira sözleşmesi yapıyor. Katılım bankası, tüketici ile yaptığı ödeme planında gayrimenkulün fiyatına eklenen vadeye bağlı kar payını hesaplayarak yapılan taksitleri ödemeye başlıyor. Yapılan kira sözleşmesi sonunda tüketici kalan bakiyeyi kapatacak ödemeyi gerçekleştirerek gayrimenkulün mülkiyetini üzerinde alıyor.

[divider]

İngiliz Times gazetesi, Türkiye’de mültecilere yardım eden Batılı yardım kuruluşlarının engellemelerle karşılaştığını iddia etti. Gazete, Gaziantep’te uzun zamandır faaliyet gösteren bir dizi kuruluş personelinin, izinleri olmasına rağmen sınırdışı edildiğini söyledi.

İngiliz Times gazetesi, Türkiye’de mültecilere yardım eden Batılı yardım kuruluşlarının engellemelerle karşılaştığını iddia ediyor. Haberde, kısmen İngiliz hükümeti tarafından finanse edilen ABD merkezli International Medical Corps (IMC) adlı kuruluşun Türkiye’de 2012’den bu yana sürdürdüğü faaliyetlerine son vermeye zorlandığı belirtiliyor.

‘HEPSİ İZNİ OLAN KURULUŞLAR’

IMC’nin Gaziantep’teki büroları 20 Nisan’da basıldı. Yardım kuruluşunun aralarında bir İngiltere bir de İrlanda vatandaşının bulunduğu dört personeli sınır dışı edildi. Suriyeli 11 çalışan ise bir gözetim merkezine kondu, kendilerine ülkelerine geri gönderilebilecekleri söylendi.”

Haberde, Türk yetkililerin tüm IMC personelini izinsiz çalışmakla suçladığı aktarılırken, gazeteye konuşan eski bir personel durumun farklı olduğuna dikkat çekiyor: “Hepsinin gerekli izinleri vardı ama karakola götürüldüler. Gaziantep’te yabancıların çalışma izni almaları mümkün değil. Zira bu izinler Antakya’da veriliyor. Yetkililer ise çalışma izinleri başka bir kentte verildiği için, yardım kuruluşu çalışanlarının kurallara uymadıklarını söylediler.”

Haberde, Bazı Avrupalı yardım kuruluşlarının da aynı muameleye maruz kaldığı, bazı çalışanların operasyonların genişleyebileceği korkusu ile artık evden çalıştıkları belirtildi. Suriyeli bir yardım kuruluşu çalışanı şöyle konuştu: “Gaziantep, sivil toplum kuruluşlarında çalışanları için büyük bir hapishaneye dönüşüyor. Kimse ne olup bittiğini bilmiyor.” Times, Gaziantep merkezli bir diğer Amerikan yardım kuruluşu Mercy Corps’un faaliyetlerinin de Mart ayında durdurulduğunu hatırlattı.

[divider]

Birleşmiş Milletler Bilim Eğitim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Yönetim Kurulu, İsrail’in ‘işgalci güç’ olarak tanımlandığı bir karar tasarısını oylayarak kabul etti. Konuya ilişkin İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun ilk değerlendirmesi, kararı ‘saçma’ olarak nitelendirmek oldu.

Paris’te toplanan UNESCO Yönetim Kurulunun 201. Genel Kurulu’nda Sudan, Katar, Umman, Fas, Lübnan, Mısır ve Cezayir tarafından hazırlanan ‘İşgal edilmiş Filistin’ karar tasarısı görüşülerek oylandı.

Kudüs’ün Müslümanlar, Hristiyanlar ve Museviler için kutsal bir kent olduğunun ifade edildiği tasarıda, ‘İşgalci güç İsrail’ tarafından Kutsal şehir Kudüs’ün yapısını ve statüsünü değiştirmeye yönelik alınan her türlü önlemin, adli veya idari uygulamanın geçersiz sayılması ve iptal edilmesi istendi.

Tasarıda, Kudüs’te uluslararası hukuka aykırı olarak üst aramayı, tünel kazmayı, eski şehir başta olmak üzere, Doğu Kudüs’te inşaat projelerini devam ettirdiği belirtilen İsrail’in, UNESCO ve Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına aykırı olarak sürdürdüğü bu uygulamalara son vermesi talep edildi.

Gazze’deki ablukanın devam ettiği, okulların ve eğitim merkezlerinin inşasında sorunlarla karşılaşıldığı, bölgeye giriş ve çıkışlarda uygulanan kontrollerin devam ettiği ve bunun kabul edilemez olduğunun belirtildiği tasarıda, UNESCO Genel Sekreterine konuyla ilgili bir toplantı düzenlemesi ve UNESCO’nun Gazze’deki temsilciliğinin yeniden açılması çağrısı yapıldı.

RUSYA KABUL, ABD RET OYU VERDİ

Tasarıya ilişkin yapılan oylamada aralarında Brezilya, Çin, Rusya ve İsveç’in aralarında olduğu 22 ülke kabul oyu verirken, ABD, Almanya, İngiltere, İtalya ve Hollanda’nın da yer aldığı 10 ülke ret oyu kullandı. Oylamada Fransa, Japonya, İspanya ve Arjantin’in aralarında olduğu 23 ülke çekimser kalırken, Sırbistan, Türkmenistan ve Nepal oylamaya katılmadı.

NETANYAHU KARARI ELEŞTİRDİ

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, karar tasarısının kabul edilmesini eleştirerek, kararı ‘saçma’ olarak yorumladı. Başbakanlık ofisinden yapılan yazılı açıklamada, Netanyahu’nun, “Diplomatlarımız UNESCO’da oylamaya sunulan bu ‘saçma’ karar tasarısına karşı bir dizi görüşmeler gerçekleştirdi” dediği belirtildi.

UNESCO’daki oylamaya düşük bir katılım olduğunu ileri süren Binyamin Netanyahu, “İsrail’e karşı yapılan oylamalarda çekimser duran ve İsrail’e destek veren ülke sayısı, İsrail’e karşı olan ülke sayısından daha fazla. Ancak biz BM’de bu bağlamda kabul edilen kararlara destek veren ülke sayısını en aza indirmek için çabamızı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

[divider]

BTK Başkanı Sayan, “Yargı kararları uygulanmadan Wikipedia’nın açılması mümkün değil” dedi.

Dünyanın en büyük internet ansiklopedisi Wikipedia’nın erişim yasağıyla ilgili BTK’dan açıklama geldi.

Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK) Başkanı Ömer Fatih Sayan, “Yargı kararları uygulanmadan Wikipedia’nın açılması mümkün değil. Kimse ‘Ben Türk mahkemelerini tanımam’ deme hakkına sahip değil” diye konuştu.

[divider]

Almanya Başbakanı Merkel, Türkiye’yle AB arasındaki geri kabul anlaşması nedeniyle baskılara boyun eğdiği yönündeki eleştirilere tepki gösterdi ve “Başbakan olarak Türkiye’deki olumsuz gelişmeleri takip etmekte özgürüm” dedi.

Günün Önemli Haber Başlıkları: Akademi Portal Haber Analiz

Kölner Stadtanzeiger gazetesine konuşan Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye ile ilişkiler ve Almanya’da yaşayan Türkiye kökenlilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

‘BENİM İÇİN ÖNEMLİ OLAN ALMANYA’DA UYUMUN BAŞARILI OLMASI’

Partisinden gelen çifte vatandaşlığın kaldırılması çağrılarına karşı çıkan Merkel, “Çifte vatandaşlık konusunda 1999’daki gibi bir seçim kampanyası olmayacak” ifadesini kullandı.

Türkiye’de yapılan anayasa değişikliği referandum sonuçlarıyla çifte vatandaşlık konusunda bağ kurulmasına da karşı çıkan Merkel, “Referandumda çıkan sonuçla doğrudan bir bağ olduğunu düşünmüyorum. Benim için önemli olan Almanya’da uyumun başarılı olması, vatandaşlık konusu burada ana unsur değil” diye konuştu.

Hristiyan Demokrat Birlik’in (CDU) aralık ayında yapılan parti kongresinde delegeler parti yönetimine rağmen çifte vatandaşlık yasasında değişiklik yapılması yönünde tavır ortaya koymuş, bu talep Merkel tarafından reddedilmişti.

‘BİR DİNİ TOPLULUK İÇİN YASA HAZIRLANMASINI DOĞRU BULMUYORUM’

Öte yandan Merkel, partisinden yükselen ‘İslam yasası’ taleplerine de karşı çıktı. Almanya İçişleri Bakanlığı’nın ilgili kurumlarla yürüttüğü İslam konferansının iyi bir işbirliği olanağı sunduğunu kaydeden Angela Merkel, “Belirli bir dini topluluk için bir yasa hazırlanmasını doğru bulmuyorum” dedi.

‘TÜRKİYE’YE YÖNELİK ELEŞTİRİLERİMİ İKİLİ GÖRÜŞMELERDE DE DİLE GETİRİYORUM’

Merkel, Alman kamuoyunda kendisine yöneltilen ‘Geri kabul anlaşması nedeniyle baskılara boyun eğdi’ eleştirileri de kabul etmedi.

‘Başbakan olarak Türkiye’deki olumsuz gelişmeleri takip etme ve açıkça dile getirme konusunda özgür’ olduğunu söyleyen Merkel, Türkiye’ye yönelik eleştirileri sadece kamuoyu önünde değil Türk yetkililerle ikili görüşmelerde de dile getirdiğinin altını çizdi. Merkel, geri kabul anlaşmasının Türkiye’nin de çıkarına olduğunu vurguladı.

‘ELEŞTİRİLERİMİZ KONUSUNDA NET, BİR O KADAR DA AKILCI OLMALIYIZ’

Türkiye’de yapılan anayasa değişikliği referandumuna da,değinen Merkel, “Şüphesiz eleştirilerimiz konusunda net olmalıyız, ancak bir o kadar da akılcı olmalıyız, çünkü Türkiye ile iyi bir ilişki bizim çıkarımıza” ifadelerini kullandı.

Merkel, Türkiye’de idamın yeniden getirilmesi yönündeki açıklamalar ve AB görüşmelerine etkisi konusunda ise, idam cezasının yeniden yürürlüğe konulmasının Ankara ile Brüksel arasındaki üyelik müzakerelerinin ‘dayanağını ortadan kaldıracağını’ söyledi.

[divider]

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı İlnur Çevik Kuzey Suriye’yle ilgili yaptığı açıklamada bölgedeki ABD askerlerinin ‘kazara’ vurulabileceğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı İlnur Çevik, CRI FM’de Erkan Tan’ın sunduğu programa konuk oldu. Çevik, Kuzey Suriye’de ABD askerlerinin varlığına da değindi.

Odatv’nin haberine göre, Erkan Tan’ın “Peki ABD’ye ne diyorsunuz efendim? PKK’lı teröristlere koruma kalkanı oldular. Resmen biz saldırmayalım diye kalkan oldular” sorusuna İlnur Çevik şu yanıtı verdi:

“Oraya gezmeleri bir şey ifade etmez. Eğer o PKK’lı teröristler Türkiye içindeki eylemlerine devam ederlerse, biliyorsunuz Kuzey Suriye’den sızıyorlar. O bölgeden ülkemize sızıyorlar. DAEŞ’e noldu? Bir gece ansızın gittik oraya ve kendimizi El Bab’ta bulduk. Aynı şey Kuzey Suriye için de geçerli. Eğer fazla ileri giderlerse bizimkiler öyle Amerikanları zırhlıları ordaymış… Bir bakarsın kazara birkaç roket de onlara isabet ederler.”

Çevik’in yanıtı karşısında şaşıran Tan “Çok ağır bir durum bu yalnız. Ağır konuştunuz” dedi. Çevik bunun üzerine “Onlar bunu yaparsa ne yapacaksınız?” ifadelerini kullandı.

[divider]

Putin-Erdoğan görüşmesi öncesi yorum: Kolay geçmeyecek

Günün Önemli Haber Başlıkları: Akademi Portal Haber Analiz

İki lider Mart ayında Rusya’nın başkenti Moskova’da bir araya gelmişti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bugünkü Soçi ziyareti öncesi Rus basında Putin ile Erdoğan arasında görüşülecek konulara dair yorumlar yer aldı.

Kommersant gazetesi iki liderin yakın ilişkisine rağmen görüşmelerin kolay geçmeyeceğini yazarken “Mevcut durumda, Soçi’de Erdoğan’la bir görüşme ayarlayan Vladimir Putin için Ankara ile pozitif ve dinamik ilişkiyi sürdürmek ve Türkiye’nin Suriye’de Moskova’nın düşmanlarına yaklaşmasını engellemek hayati öneme sahip” ifadelerini kullandı.

Sergei Strokan, Kirill Krivosheev, Alexander Mertsalova ve Anatoly Kostyrev imzalı habere göre Türk uzmanlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem Moskova’dan hem de Washington’dan kendi taleplerine yönelik tavizler almayı hedefleyeceğini belirtti.

Uzmanlara göre, Rusya, İran ve Türkiye’nin katılımıyla Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenecek dördüncü Suriye görüşmesinde Rusya’nın öncülüğünde dört ayrı bölgede “gerilimi azaltılmış bölgeler” veya “sakin bölgeler” yaratılabilir.

Izvestia gazetesine göre Rusya’nın Suriye’ye yönelik önerileri çatışmanın tüm tarafları için avantajlı olacak. Gazeteye konuşan uzman Elena Suponina Rusya’nın önerisinin Suriye’de şiddeti azaltabileceğini söylerken yine de bu önerinin tarafları sınırlamadan hayata geçirmenin imkansız olduğunu belirtti.

[divider]

İngiliz Guardian gazetesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün törenle Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP) yeniden üye olmasına sayfalarında yer verdi. Gazete, Erdoğan’ın kurucusu olduğu partiye katılarak, kılpayı elde ettiği referandum zaferi sonrası otoritesini sağlamlaştırma yolunda ilk adımı attığını yazdı.

Guardian’ın İstanbul’daki Türkiye muhabiri Kareem Shaheen’in imzasını taşıyan haberde, Erdoğan’ın bu ay yapılacak olağanüstü kongrede AKP Genel Başkanı seçilmesinin beklendiği belirtiliyor.

Guardian’daki haberde, Erdoğan’ın dün AKP’ye üyelik formunu imzalaması sonrası yaptığı konuşmadan şu cümleler de yer alıyor:

“Kurucusu olduğum partime, yuvama, sevdama, aşkıma bugün yeniden dönüyorum.”

Haberden bazı satırlar şöyle:

“Türkiye’de seçmenler ülkeyi parlamenter demokrasiden başkanlık sistemi ile yönetilen bir cumhuriyete dönüştürecek anayasa değişikliklerini geçen ay az farkla onayladı. Değişiklikler Erdoğan’a iki dönem daha cumhurbaşkanı adayı olma imkanı veriyor. Bu durumda kendisinin 2029’a dek güçlü bir şekilde yürütmenin başında olması mümkün.

“Değişikliklerle Meclis’in önemli denetim yetkileri ortadan kalkıyor. Başbakanlık makamı ile birlikte…

“Cumhurbaşkanı, AKP kadrolarıyla doldurulmuş itaatkar bir parlamento ile çalışacak, yargı üzerinde neredeyse tam kontrolü olacak bu da Erdoğan’ın yönetimin tüm alanlarındaki hakimiyetini pekiştirecek.”

Günün Önemli Haber Başlıkları: Akademi Portal Haber Analiz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 33 ay sonra kurucusu olduğu AKP’ye geri döndü

‘Erdoğan AKP üzerindeki etkisini muhafaza etti’

Guardian, Türkiye’de cumhurbaşkanlarından geçmişte tarafsız olmalarının beklendiğini, son anayasa değişiklikleri ile ise onların partileriyle ilişkilerinin kesilmesi hükmünün kalktığını hatırlatıyor.

Erdoğan’ın, Türkiye’nin doğrudan halk tarafından seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olduğunu hatırlatıyor Guardian. Onun 2014’te ayrıldığı AKP ve partinin milletvekili adayları üzerindeki etkisini hep koruduğunu da ekliyor.

Haber şu satırlarla sürüyor:

“Erdoğan zaman zaman anayasal normlara aykırı davrandı, seçmenlere kendi vizyonunu destekleyen kişilere oy vermeleri çağrısında bulundu.

“Cumhurbaşkanı, partisinin genel başkanı da olarak, milletvekili adayları üzerindeki kontrolünün daha da artıracak. 2019 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanması ve partisinin aynı yıl Meclis’te çoğunluğunu muhafaza etmesi halinde, programının aynen uygulanmasını sağlayacak.”

10 Ağustos 2014’te 12. Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan, 27 Ağustos 2014’te yapılan AKP 1. Olağanüstü Büyük Kongresi ile genel başkanlığı Ahmet Davutoğlu’na devrederek partisine veda etmişti.

Guardian’daki haberin sonunda ise iki hatırlatma var.

Bunlardan ilki yaklaşık 150 medya mensubunun demir parmaklıklar ardında olduğu Türkiye’nin, dünyada en fazla gazetecinin hapiste bulunduğu ülkeye dönüşmesi.

Diğeri ise Türkiye’nin en büyük üç şehri Ankara, İstanbul ve İzmir’de referandumdan çıkan “Hayır” sonucuna karşın, baskıcı önlemlerin oylamadan sonra iki hafta boyunca sürmesinin, Erdoğan’ın parçalanmış toplumu bütünleştirmeye çalışacağı yönündeki umutları boşa çıkarması.

 

Akademi Portal Güne Damgazını Vuran Haber Başlıkları

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın