Anasayfa / Manşet / Epilepsi: Epilepsi Hastalarının Tanısı Zorlaşıyor mu?

Epilepsi: Epilepsi Hastalarının Tanısı Zorlaşıyor mu?

Epilepsi: Epilepsi Hastalarının Tanısı Zorlaşıyor mu?

Nöroloji Uzmanı Prof. İbrahim Öztura, epilepsi hastalarının sosyal hayatta dışlanması ya da ötekileştirilmesinin verdiği sıkıntılar nedeniyle tanısının zorlaştığını söyledi.

Prof. Dr. İbrahim Öztura, epilepsi hastalığı ve tanıyı zorlaştıran durumlar ve buna bağlı olarak hastaların sosyal hayatlarında dışlanmaları ve ötekileştirilmeleriyle ilgili şu bilgileri verdi:

“Epilepsi beynin elektriksel bir bozukluğu. Beynin bir bölgesinde ya da tamamını ilgilendiren, anormal bir elektriksel aktivite ortaya çıkıyor ve bunun sonucunda bazı belirtiler ortaya çıkıyor. Bu belirtiler, kişinin bilincinin kaybolması ve vücudun bir tarafında ya da her tarafında kasılma olması, bu sırada dilini ısırması, idrar kaçırması gibi belirtilerin birinin ya da hepsinin olabildiği bir semptomlar ya da belirtiler bütünü. Ama sonuçta temel mekanizma beyinde anormal bir elektriksel aktivite ve bu aktivitenin yayılması temel bulgu.”

ÇOCUK VE YAŞLILARDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR

Epilepsi hastalığının sıklığının bütün toplumlar için yüzde 1 kabul edildiğini ve bunun Türkiye ölçeğinde 750 bin civarında olduğunu aktaran Prof. Öztura, “Görülme sıklığı çocukluk yaş grubunda ve yaşlı grupta daha yüksek. Aktif çalışma çağı dediğimiz 20- 60 yaş arasındaki grupta en az görünme sıklığı olan hastalık” diye konuştu.

Hastalıkla ilgili temel sorunun tedavide olduğunu ve epilepsi belirtilerinin çok çeşitli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Öztura, şöyle dedi:

“Yani halk arasında ‘sara nöbeti’ diye bilinen, gözlerin dönmesiyle olan bu tanıda bir sorun yok ama sorun daha az bilinen belirtileri olan hastalarda ortaya çıkıyor. İşte bu az bilinen nedir, migren benzeri o beynin arkasını ilgilendiren, o görsel buluntuların olması. Yine beynin ön kısmını ilgilendiren davranışsal değişikliklerin, hareket buluntularının olması. Uyku bozukluklarıyla karışabilen uykuda anormal hareketlerin ortaya çıkması. Yine psikiyatrik tablolarla karışabilen net ayırt edilemeyen garip hareketlerin, garip davranışların, bağırmaların, çığlık atmaların ortaya çıkması epilepsi tanısının zor olduğu ya da zorlaştığı durumlar.”

“TOPLUMDA DAMGALAMA VAR’

Toplumdaki algının epilepsiyi zorlaştırdığına işaret eden Prof. Dr. İbrahim Öztura, şunları kaydetti:

“Toplumda epilepsi hastalığına karşı bir damgalama var. Yani epilepsi hastaları kendilerini çok ifade etmek ve sosyal anlamda tartışılmak istemiyor. Daha çok hastalığını hekimiyle birebir tartışmak ve hekiminin dışında da kimseyle paylaşmak istemiyor. Yani herkes bir yakını kalp krizi geçirdiğinde bunu çevresiyle paylaşırken epilepsi hastası kriz geçirdiği zaman çevresiyle çok da paylaşmak istemiyor. Böyle bir algı var. Bu algının bir kısmı özellikle sosyokültürel anlamda bu hastalık nedeniyle gelecek hayatla ilgili, evlenmeyle ilgili sıkıntıların ortaya çıkması. Yine iş açısından, işverenlerin epileptik hastaları çalıştırmadaki gönülsüzlüğü. Benzer şekilde epileptik hasta profilinden dolayı sosyal hayatta dışlanması ya da ötekileştirilmesinin verdiği sıkıntılar nedeniyle tanısı biraz daha zorlaşıyor. Öncelikle hekime gitmiyorlar. Giderlerse de bunu fark ettirmemeye çalışıyorlar. Bu da doğal olarak hem tanıyı hem tedaviyi geciktiriyor.”

İlgili Konular

Epilepsi hastaları damgalanma ile karşı karşıya

Epilepsi: Epilepsi Hastalarının Tanısı Zorlaşıyor

Epilepsinin düşük sosyo-ekonomik yapıya sahip toplumlarda daha sık görüldüğünü söyleyen Prof. İbrahim Öztura, epilepsinin yaygın bir hastalık olmasına rağmen yanlış anlama ve algılama nedeniyle hastaların halen damgalanmayla karşılaştığına dikkat çekti.

Antalya’da yapılan 53’üncü Ulusal Nöroloji Kongresinde konuşan Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, kongrenin bu yılki ana temasının epilepsi olduğunu söyledi.

Epilepsinin ilk çağlardan beri, bilinmezliği ile insanlığı etkilediğini, gizemini günümüz toplumlarına kadar taşıdığını belirten dernek üyesi Prof. Dr. İbrahim Öztura ise artan travmaların, çevresel etkenlerin, beslenme yetersizliğinin ve ülkemizde de hala problem olan akraba evliliklerinin epilepsi sıklığını arttırdığını söyledi.

Halk arasında “sara hastalığı” olarak bilinen epilepsideki yanlış algıya dikkat çeken Öztura, bu nedenle hastaların damgalanmayla karşılaştıklarını vurgulayarak şunları söyledi:

“Epilepsi hastaları toplumda sosyal izolasyon ve dışlanma yaşamaktadır. Hastaların yaşam kalitesini, nöbetlerden çok toplumdaki yanlış inanış ve algılamalar düşürmektedir. Dünyada 65 milyon, Türkiye’de de yaklaşık 750 bin epilepsi hastası var. Ayaktan tedavi başvuruları içinde baş ağrısından sonra en sık ikinci nörolojik bozukluk olarak ortaya çıkmaktadır.”

Epilepsi: Epilepsi Hastalarının Tanısı Zorlaşıyor

Epilepsinin kısa süreli bir beyin fonksiyon bozukluğu olduğunu ve beyin hücrelerinde geçici anormal bir elektrik aktivitesinin yayılması sonucu ortaya çıktığını ifade eden Prof. Öztura, tedavinin ilaç temelli olduğunu aktardı, nöbetleri durdurmaya yönelik ilaçların ise düzenli ve planlı kullanımının önemine vurgu yaptı.

“HER 6 KİŞİDEN BİRİ İNME İLE KARŞILAŞABİLİR”

Dernek Başkanı Prof. Dr. Şerefnur Öztürk ise her 6 kişiden birinin inme ile karşılaşabileceğini belirterek, İnmeye müdahalede zamanın çok önemli olduğunu söyledi:

“O yüzden de biz ‘zaman beyindir’ diyoruz çünkü her geçen dakika çok sayıda beyin hücresinin kaybına neden olur. İnme belirtileri fark edildiği anda hiç vakit kaybetmeden 112’yi aramalarını istiyoruz. Çünkü 112, hastayı nereye götüreceğini biliyor. Kendi araçları ile geleceklerse de nöroloğun bulunduğu bir sağlık merkezine hızla gelmelerini istiyoruz.”

Çocuğunuz aniden dalıyor ve yanıt vermiyorsa…

Epilepsi: Epilepsi Hastalarının Tanısı Zorlaşıyor

Epilepsi denilince akla ilk olarak vücutta kasılma, atma, morarma ağızdan köpük gelmesi gibi tipik belirtiler geliyor. Ancak epilepsinin gözden kaçan belirtilerle de olabiliyor. Çocuğunuz aniden dalması ve sorulara yanıt vermemesi bu belirtiler arasında.

Epilepsi beyin hücrelerinin anormal, aşırı ya da senkronize bir şekilde deşarjı sonucu oluşan istemsiz hareketler ve bilinç değişikliği ile karakterize, tekrarlayıcı ataklarla giden kronik bir hastalık.

Genellikle çocukluk çağında başlayan epilepsi en sık 1 yaşın altında gelişiyor. Yaş ilerledikçe görülme sıklığı azalıyor. Bunun nedeni ise doğuştan olan beyin anomalileri, beyin hasarları ve genetik epilepsilerin büyük bir grubu oluşturması ve bu yaştan sonra bunların en çok çocukluk çağında başlaması.

Epilepsinin genel olarak vücutta kasılma, atma, morarma ağızdan köpük gelmesi gibi tipik belirtiler verdiğini belirten Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Uğur Işık, hastalığın gözden kaçan belirtilerle de gelişebileceğine dikkat çekti.

Doç Işık, “Örneğin çocuğunuz aniden dalıyor ve size yanıt vermiyorsa, bu durum epilepsinin bir belirtisi olabiliyor. Bu nedenle çocukta şüpheli hareketler gözlendiğinde mutlaka bir uzmana başvurulmalı” uyarısında bulundu.

EPİLEPSİNİN ÇOK FARKLI SEBEPLERİ VAR

Hamilelik ve doğum sırasında veya hemen sonrasında gelişen beyin hasarları, doğuştan beyin yapısında oluşan bozukluklar, beyin tümörleri, menenjit, kafa travması ile beynin damarsal hastalıkları gibi birçok etken, epilepsinin nedenleri arasında sayılıyor. Yanı sıra halen sebebi bilinmeyen çocukluk çağı epilepsileri de var. Son yıllarda genetik teknolojisindeki ilerlemelerle birçok epilepsi türünün genetik bir sebebi olduğu belirtiliyor.

BİLGİSAYAR OYUNLARI NÖBETLERİ TETİKLEYEBİLİR

Epilepsi hastası bir çocukta nöbetleri en sık tetikleyen faktörler ise ilaçların düzensiz kullanımı, ilaç dozlarının atlanması veya ilacın aniden kesilmesi.

Doç. Işık bunların yanı sıra açlık, susuzluk, uykusuzluk, aşırı fiziksel aktivite ve duygusal değişikliklerin de nöbetleri tetiklediğini ifade ederek “Bazı çocuklarda bilgisayar oyunları da nöbetleri tetikleyebiliyor. Bu durum bazı epilepsi türlerinin yanıp sönen ışıklarla uyarılması sonucu oluşuyor. Ayrıca bazı sık kullanılan ilaçlar; örneğin alerji veya grip ilaçları da nöbetleri tetikleyebilen etkenler arasında yer alıyor” dedi.

EPİLEPSİNİN BÜYÜK BÖLÜMÜ İLAÇLA TEDAVİ EDİLEBİLİYOR

“Epilepsi her zaman korkulacak bir hastalık değil, uygun bir tedavi şekliyle bazı çocukların bu hastalığı tamamen yenmesi veya hayatlarına normal bir biçimde devam etmesi mümkün olabiliyor” diyen Işık hastalığın nasıl tedavi edildiğini şöyle anlattı:

“Erken teşhis her hastalıkta olduğu gibi epilepside de önemli. Çünkü küçük, gözden kaçan ve tedavi edilmeyen nöbetler daha sonra büyük nöbetlerle gelebiliyor. Epilepsilerin büyük bir bölümü ilaçla tedavi edilebiliyor. İlaç tedavisi ilk düşünülen tedavi şeklini oluşturuyor ve uygun ilaç çocuğun nöbet türü, EEG ve çoğu zaman MRI bulgularına göre seçiliyor. Çocuklarda amaç hastalığı mümkün olan en düşük dozla, en az yan etki ile tedavi edebilmek. Ancak bazen nöbetler çok dirençli olup tedaviye 2, 3, hatta 4. ilaç eklenmesi gerekebiliyor.”

EPİLEPSİ CERRAHİSİ NE ZAMAN GEREKİR?

Tüm epilepsilerin üçte birinin dirençli olduğunu, yani ilaç tedavisine iyi yanıt vermediğini vurgulayan Doç. Işık, “En az 2 ilacın uygun doz ve süre ile kullanıldıktan sonra nöbetlerin kontrol altına alınamamasına dirençli epilepsi deniyor. Bu çocukların mutlaka olası bir epilepsi cerrahisi adayı olup olmadıklarını araştırmak gerekiyor. Cerrahi tedavi dışında, halk arasında beyin pili olarak bilinen vagus sinir stimulasyonu (VNS) ile ketojenik, yani yağdan zengin, karbonhidrat ve proteinden fakir bir diyet de ilaç tedavisine dirençli olan ve iyi bir cerrahi aday olmayan çocuklarda kullanılabiliyor. Çocuklar eğer bu yöntemlere uygun hastalarsa nöbet sayıları oldukça azalabiliyor” şeklinde konuştu.

Epilepsi hastalarına ameliyat alternatifi

Epilepsi: Epilepsi Hastalarının Tanısı Zorlaşıyor

İlaç tedavisinden yanıt alınamayan ve sık nöbet geçiren epilepsi hastalarının ameliyatla sorundan kurtulabildiklerini belirten Beyin Cerrahı Prof. Ersin Erdoğan, ancak epilepsi cerrahisinin sonuçları çok iyi olmasına rağmen, hasta ve tedavi uygulayan hekimler tarafından çok az kullanıldığını söyledi.

Önce ‘garip bir his’ ardından nöbet geliyor. Beyin fonksiyonları kısa süreliğine kayboluyor. Hasta yere düşüşor ve tıpkı elektrik akımına kapılmış gibi çırpınmaya başlıyor. Bazı hastaların ağzından da köpük geliyor…

Türkiye’de yaklaşık 700 bin epilepsi (sara) hastası bu nöbetlerle hayatını sürdürmeye çalışıyor. Bu rakama her yıl 30 bin civarında yeni hasta ekleniyor.

İlaç tedavisinden yanıt alınamayan ve sık nöbet geçiren epilepsi hastaları için cerrahi müdahalenin iyi bir alternatif olduğunu söyleyen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersin Erdoğan, “Ancak hastalar ameliyatla bu rahatsızlıktan kurtulabildikleri halde işkence çekmeye devam ediyor. Çünkü epilepsi cerrahisi, sonuçları çok iyi olmasına rağmen, epilepsi hastaları ve tedavi uygulayan hekimler tarafından anlaşılmaz bir şekilde çok az kullanılıyor. Hastalar, epilepsi merkezlerine yollanmıyor. Oysa uygulanan başarılı cerrahi yöntemlerle hastanın bir daha nöbet geçirme riski yüzde 90 oranında engellenebiliyor” dedi.

Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nde epilepsi cerrahisi alanında üst-ihtisas yaptıktan sonra 2001’den beri epilepsi cerrahisi grubuyla ameliyatlar yapan Prof. Erdoğan, hastaları epilepsi nöbetlerinden kurtaran cerrahi yöntem ve yaşanan sorunlar hakkında şunları söyledi:

Epilepsi: Epilepsi Hastalarının Tanısı Zorlaşıyor

Prof. Dr. Ersin Erdoğan

“İLACA DİRENÇLİ EPİLEPSİ ÖLÜME SEBEBİYET VERİR”

“Epilepsi için hedeflenen tedavi; nöbetleri, yan etki olmadan, mümkün olan en kısa sürede ortadan kaldırmaktır. Bu hedefler genellikle pek karşılanmamaktadır. ABD’de antiepileptik ilaçlarla yeterli tedaviye rağmen nöbetleri devam eden yaklaşık 1 milyon hasta bulunmaktadır ki bunlar epilepsi hastalarının yüzde 40’ını ve epilepsi maliyetinin yüzde 80’ini temsil etmektedir. İlaca dirençli epilepsi, bebeklerde ve küçük çocuklarda gelişimsel gecikmeye neden olurken, büyük çocuklarda ve yetişkinlerde ciddi sakatlık ve genel nüfusta görülme oranından 5-10 kat daha fazla ölüme sebebiyet verebilmektedir.

“20 YIL GEÇTİKTEN SONRA GETİRİYORLAR”

Tam teşekküllü epilepsi tanı ve tedavi merkezlerinin nöbet kontrolünü sağladığı gösterilse de, ilaca dayanıklı epilepsili kişilerin yüzde 1’den azı bu merkezlere sevk edilmektedir. Bu kişiler genellikle epilepsi başlangıcından ortalama 20 yıldan fazla zaman geçtikten sonra gelmektedirler. Bunun olası bir nedeni, tüm bu epilepsi merkezlerinin her gelene ameliyat yaptığı yanılgısıdır. Tam teşekküllü epilepsi merkezleri; nörologlar, klinik nörofizyologlar, beyin cerrahları, nöroradyologlar, psikologlar, psikiyatrlar, sosyal hizmet uzmanları ve danışmanlardan oluşmaktadır. Burada yapılan araştırmalar; bazı hastaların epilepsiye bağlı olmayan nöbetleri olduğunu ve değişik yöntemlerle tedavi edilebileceğini ya da uygun ilaç ile tedavi edilebilecek epilepsi sendromlarının yanlış teşhis edildiğini ve yanlış ilaç veya yanlış doz ile tedavi edilmeye çalışıldığını göstermiştir. Bu merkezlerde hastalara cerrahiye ek olarak çeşitli alternatif tedavi yaklaşımları sunulmaktadır ve nöbet geçirmeye devam eden hastalar için tam teşekküllü epilepsi merkezleri, deneyimli danışmanlara sahiptir.

“HASTALAR EPİLEPSİ MERKEZLERİNE YOLLANMIYOR”

Epilepsi cerrahisi sonuçları çok iyi olmasına rağmen çok az kullanılmaktadır. Genellikle, mükemmel cerrahi adaylar genel nörologlar tarafından sıklıkla epilepsi merkezlerine yollanmamaktadır. Fakat ilaca dirençli epilepsili daha fazla hasta tam teşekküllü epilepsi merkezlerine gönderilirse, epilepsi uzmanları tarafından daha fazla cerrahi aday belirlenebilecektir. İlaca dirençli epilepsili hastalar, ki bunlar ikili uygun antiepileptik ilaçların denemesine rağmen başarısız olarak tanımlanan nöbetleri devam eden tüm hastalardır. Bu hastaların tam teşekküllü epilepsi merkezine zamanında gönderilmesi gerekmektedir. Erken sevk, geri döndürülemez psikolojik ve sosyal problemlerden, bir ömür boyu sakatlıktan ve erken ölümden kaçınmak için en iyi imkanı sağlar.”

Stres epilepsi nöbetini tetikliyor…

Epilepsi: Epilepsi Hastalarının Tanısı Zorlaşıyor

Enfeksiyon, yüksek ateş, aşırı alkol kullanımı, uykusuzluk ve yoğun stres epilepsi nöbetlerine yol açabilir.

Beyin, milyarlarca sinir hücresi, bunların uzantıları ve aradaki destek dokulardan oluşuyor. Her sinir hücresi elektrik akımı üretme ve bunu diğer hücrelere iletme yeteneğine sahip.

Epileptik nöbet veya atağı, “Yaygın beyin hücrelerinin anormal ve aşırı aktivitesi sonucu ortaya çıkan geçici klinik olaylar” olarak tanımlayan Nöroloji Uzmanı Dr. Özgül Esen Öre, her yaş grubunda görülebilen epilepsinin en çok yaşlılarda ve çocuklarda ortaya çıktığını belirtti. Öre, hastalığın mekanizmasını şöyle anlattı:

“Epileptik nöbetler ya da ataklar genellikle kısa sürelidir, beynin etkilenen bölgesine göre farklı şekilde görülür. Epilepsi, tekrarlayan nöbetler hastalığıdır. Nöbet geçiren her insan epilepsi hastası değildir. Epilepsi tanısı, tekrarlayan 2 ya da daha fazla nöbet hikâyesi olan hastada nöroloji uzmanı tarafından yapılan çeşitli araştırma ve tetkikler sonrasında konulabilir. Epilepsi hastalığı dünyada yüzde 1 oranında görülmektedir. Kadın ve erkeklerde görülme oranı eşittir. Epilepsi nöbetleri her yaşta görülebilir fakat sıklıkla çocuklar ve yaşlılar etkilenir.”

NÖBETLER KİŞİDEN KİŞİYE FARKLILIK GÖSTERİYOR

Epilepsi nöbetlerinin değişik türleri mevcut. Hastalıkta 40’ın üzerinde nöbet tipi tanımlandığını söyleyen Dr. Öre, “Buna rağmen herkesin geçirdiği nöbet kendine özgü bazı farklılıklar gösterebilir. Bu durum bazı hastalarda epilepsi tanısının konulmasını güçleştirir, tanı konması uzun yıllar alabilir. Gelişen tanı yöntemleri sayesinde epilepsi tanısı daha kolay ve doğru konulabilmektedir. Epilepsi nöbetleri; “parsiyel” (beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler) ve “jeneralize” (beyinde yaygın olarak başlayanlar) olarak iki çeşittir. Ne tür nöbet olduğunun bilinmesi büyük önem taşımaktadır. Çünkü bu hangi epilepsi ilacının daha etkili olacağı konusunda yol göstericidir” dedi.

ERGENLİK ÇAĞINDA EPİLEPSİYE DİKKAT

“Epilepsi nöbetleri hayatın herhangi bir döneminde başlayabilir. Epilepsi hastalarının dörtte üçünde 20 yaşından önce, özellikle de ilk üç yaş içinde ve ergenlik çağına yakın zamanlarda görülür. Epilepsi kalıtsal bir hastalık değildir. Epilepsi hastalığı anne-babadan çocuğa geçmez fakat bazı ailelerde epilepsi gelişme eğilimi daha fazladır” diyen Öre, epilepsi oluşumu için ayrıca bunu tetikleyecek bir takım dış faktörlerin de bulunması gerektiğini söyledi.

EPİLEPSİ NÖBETLERİNİN NEDENLERİ

Olguların yarısından fazlasında bir neden saptanmadığını vurgulayan Dr. Öre, diğer bilinen nedenler ise şöyle özetledi:

• Doğum öncesi veya sonrasındaki enfeksiyonlar, doğum travmaları, beynin oksijensiz kalması,
• Santral sinir sistemi enfeksiyonları,
• Kazalar,
• Beyin tümörleri,
• Beyin kanaması veya damar tıkanıklığı (serebrovasküler hastalıklar)
• Aşırı alkol tüketimi
• Uykusuzluk
• Enfeksiyon, yüksek ateş,
• Yoğun stres,
• Uzun süreli bilgisayar oyunları ve parlak ışıklara maruz kalmak.

HASTA ÖYKÜSÜ TEŞHİSTE ETKİN ROL OYNUYOR

Epilepsi tanısı konurken hasta ve yakınlarının verdiği bilgiler çok önemli. Bazı durumlarda tek başına nöbet öyküsü ile teşhis konulabiliyor. Ayrıca kısa süreli EEG (elektroensefalografi), uyku EEG’si, kraniyal görüntülemeler ve kan tahlili ayırıcı tanı yapmak açısından gerekli oluyor.

DÜZENLİ İLAÇ KULLANIMI ÖNEMLİ

Epilepsi tedavisinde en önemli nokta, nöbetleri durdurmak için seçilen ilaçların düzenli ve dikkatli kullanımı. Her beş hastanın dördünde, uygun ilaç seçilip yeterli dozda kullanıldığında nöbetlerin durduğunu belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Özgül Esen Öre, tedavi sürecine ilişkin de şu bilgileri verdi:

“Genellikle tek bir epilepsi ilacı ile tedaviye başlanır. Doz yavaş yavaş artırılır. Eğer ilaç yetersiz kalırsa ikinci bir ilaç tedaviye eklenir veya ilaç değiştirilebilir. Her anti epileptik ilacın etki mekanizması farklı olduğundan hastanın nöbet tipine uygun olarak ilaç seçilir. Düşük dozla başlanarak yavaş yavaş artırılır. Bu arada ilacın kan düzeyi, belirli aralıklarla da yan etkilerini izlemek için kan tahlilleri incelenir. Bu dönemde hastanın doktoru ile sıkı irtibatta olması gerekir. İlaca bağlı en sık yan etkiler uyku hali, baş dönmesi ve dengesizliktir. Birkaç hafta içinde bu etkiler kaybolur. Epilepsi bazı tipleri dışında süreğen bir hastalıktır. Ömür boyu ilaç tedavisi gerekli olabilir. Bu nedenle hastanın mutlaka bir nöroloji uzmanı tarafından düzenli olarak takibi önerilir.”

Epilepsi hastaları bu besinlerden uzak durmalı!

Epilepsi ilaçları, çoğu zaman tamamen iyileştirici olmasa da hastalık şikayetlerini baskılayıcı özelliğe sahip. İlaçların düzenli kullanılması kadar hastanın yaşam tarzına ve tükettiği besinlere dikkat etmesi ise tedavi başarısını etkiliyor. Peki, epilepsi hastaları hangi besinleri tüketmeli, hangilerini tüketmemeli?

Epilepsi, beyin hücreleri arasında yaşanan normal elektriksel aktivitenin, değişik sebepler sonucu, geçici olarak bozulması şeklinde açıklanıyor. Kısa süreli elektriksel boşalımla ortaya çıkan bu durum ise, nöbet olarak tanımlanıyor. Nöbetin türü, bu anormal elektriksel boşalımın beyin bölgesinin neresinde gerçekleştiğine, bu bölge ile sınırlı kalıp kalmadığına ve beynin diğer bölgelerine ne hızda yayıldığına göre değişiyor.

OTUZDAN FAZLA NÖBET TÜRÜ VAR

Tıpta, çok kısa süreli dikkat kaymasından uzun süreli konvülsiyonlara (havale) kadar otuzdan fazla farklı nöbet türü tanımlandığını belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Gamze Eroğlu Arığ, tek bir nöbetin epilepsi tanısı için yeterli olmadığını söyledi.

EPİLEPSİ BU BELİRTİLERLE ORTAYA ÇIKIYOR

Nöbetler sırasında bilinç, davranış, hareket ve algı fonksiyonlarının kısa süreli bozulduğunu aktaran Nörolog, hastalığın belirtilerini şöyle anlattı:

“Her ne kadar epilepsi için baygınlık, vücutta kasılma, ağızdan köpük gelmesi gibi belirtiler tanımlansa da nöbetler, bayılma olmaksızın yalnızca donup kalma, boş bakma, tekrarlayıcı çiğneme-yutma hareketleri, sıçrayıcı anormal kol-bacak hareketleri, anormal koku duyma ya da algı bozuklukları şeklinde ortaya çıkabilir. Tek bir nöbet geçirmiş olmak epilepsi tanısı konulması için yeterli değildir. Epilepsi hastalığından ancak nöbetlerin tekrarlayıcı özellik göstermesi durumunda bahsedilebilir.”

EPİLEPSİ NEDEN KAYNAKLANIR?

Epilepsi, çocukluk çağında en sık görülen nörolojik hastalıklardan biri, 65 yaş ve üzerinde de artış gösterebiliyor. Epilepsinin nedenleri arasında, beyinde gelişimsel bozukluklar, genetik, tümoral, damarsal, enfeksiyon ve metabolizma hastalıklar gösteriliyor. Bunların dışında sebebi bulunamayan nedenler de epilepside ayrı bir grup oluşturuyor. Ayrıca uykusuzluk, açlık, ateşli hastalıklar, bazı ilaçlar da nöbetlerin ortaya çıkışını tetikleyebiliyor.

NÖBET GEÇİRENLERE GEREKSİZ KUVVET UYGULANMAMALI

Epileptik nöbetler, genellikle 1-2 dakika içinde kendiliğinden sonlandığını belirten Nöroloji Uzmanı Arığ, hastanın, nöbet sırasında sert ve keskin objelerle kendine zarar vermemesi için çevresel faktörlerden uzak tutulması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

“Hastanın nefes almasını güçleştiren giysilerin gevşetilmesi ve hastanın rahatlatılması önerilir. Nöbet durumlarında kesinlikle hastanın ağzı kaşık ya da parmak yardımıyla açılmaya çalışmamalı, yaşanan kasılmaları önlemek için vücuduna gereksiz kuvvet uygulanmamalıdır. Bu müdahaleler, nöbetin sonlanmasına katkı sağlamanın aksine, hastada dişlerde kırılmaya, ortopedik travmalara ve kanamalara yol açabilir. Kolonya vs. koklatmak ise tamamen yararsız uygulamalardır. Nöbet süresi uzayan, birbirine eklenen ve sonlanmayan nöbetler ise mutlaka hastane koşullarında müdahale gerektirir. Nöbet sonlandıktan sonra hasta hemen kendine gelemeyebilir, aşırı yorgunluk, sersemlik hissi ve zihin karışıklığı hissedebilir.”

Epilepsi hastalarının yaklaşık yarısında tek bir ilaçla nöbet kontrolü sağlanabildiğini söyleyen Uzman, ayrıca günümüzde epilepsi cerrahisi ile de başarılı sonuçlar alındığını dile getirdi.

EPİLEPSİ HASTALARI TUZ VE ŞEKERE DİKKAT ETMELİ!

Bazı besinler nöbetlerin önüne geçebilirken, bazıları da ilaçlarla etkileşime girerek nöbet sıklığını ve şiddetini etkileyebiliyor.

Bu nedenle epilepsi hastalarının tüketmesi ve uzak durması gereken besinler olduğunu kaydeden Dr. Gamze Eroğlu Arığ, o besinleri ise şöyle sıralıyor:

• Epilepside en önemli noktalardan biri, vücut kan şekerinin dengeli seyretmesidir. Bu sebeple epilepsi hastaları, şeker içeren besinlerden uzak durmalı, un yerine tam tahıllı ürünler tüketmeye özen göstermelidir. Ayrıca uzun süreli açlıklar kan şekerinin aşırı düşmesine neden olacağından hastalar kesinlikle öğün atlamamalıdır.
• Omega 3 ve Omega 9 gibi sağlıklı yağlar epilepsi hastaları için oldukça faydalıdır. Bu nedenle hastalar Omega 3 ve 9 yağları içeren balıklar tüketmeye özen göstermelidir.
• Alkol ve çay, kahve, kola gibi kafein içeren içecekler epilepsi nöbetlerini tetikleyebildiği için uzak durulmalıdır.
• Greyfurt ve nar gibi meyveler epilepsi ilaçlarıyla etkileşime girebildiği için nöbetler üzerinde olumsuz etki yaratabilir.
• Sodyum, kalsiyum ve magnezyumun nöbetleri kontrol altına alma özelliği taşıdığı biliniyor. Epilepsi hastalarında öncelikle sodyum, kalsiyum ve magnezyum eksikliklerinin olup olmadığı kontrol edilmelidir. Soydum eksiklikleri için yeterli tuz, kalsiyum için süt ve süt ürünleri, magnezyum için ise kuru baklagiller tüketilmelidir.
• Epilepsi hastalarında çoğunlukla D vitamini eksikliği ve kemik erimesi sorunları ile karşılaşılır. Bu nedenle hastalarda D vitamini takviyesine ihtiyaç duyulabilir. Tabii ki en önemli D vitamini kaynağı güneştir. Ayrıca süt, peynir, yumurta ve balık çeşitleri de diğer D vitamini kaynaklarıdır.

Akademi Portal Sağlık

Konu: Epilepsi (Sara)

İlgili konular için tıklayın

Twitter | Facebook | Pinterest | Akademi Portal Arşiv |  Akademi Portal

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

Hakkında Akademi Portal

Akademi Portal

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Güvenlik *