Alzheimer hastalığı sadece yakalanan kişinin değil, yakın çevresindekilerin hayatını da olumsuz etkiliyor. Bu zor süreci kolaylaştırmak için hasta yakınlarının bazı tedbirler almasında fayda var.
65 yaş üstü her 5 yaş grubu için Alzheimera yakalanma yüzdesinin iki katına çıktığını belirten Nörolog Doç. Dr. Çiğdem Doğulu, hastalığın ilk belirtisinin bellek bozukluğu olduğunu söyledi. Dr. Doğulu, para kullanmada bozukluk, yargılamada zayıflama, ruh durumu değişiklikleri, endişede artma başlangıç bulguları olduğunu dile getirdi.
Hastalık ilerledikçe bellek bozukluğunun arttığını, kişileri tanımada problemler, lisan ve düşüncede güçlük, huzursuzluk, ajitasyon, amaçsızca gezinme, tekrarlayan cümleler tabloya eklendiğini belirten Doğulu, hastalığın şiddetlendiği dönemde ise hastaların bakımları için tamamen başkalarına bağımlı hale geldiğini aktardı.
ALZHEIMER HASTASININ YAKINLARI NASIL DAVRANMALI?
Bu tabloya; kilo kaybı, nöbetler, deri enfeksiyonları, inleme, homurtu, artmış uyku, mesane ve bağırsak kontrol kaybı gibi şikayetlerin eklendiğini vurgulayan Dr. Doğulu, yakını Alzheimer olanlara şu önerilerde bulundu:
1) Bellek bozukluğuna karşı notlarla yardımcı olun: Hastalar uzak geçmişi ayrıntılı olarak hatırlarken, birkaç dakika önce gelişen olayları hatırlamakta zorluk çekerler. Ancak ileri dönemlerde uzak geçmişle ilgili ayrıntılar da yavaş yavaş silinmeye başlar. Hastalığın erken evrelerinde ortaya çıkan bellek bozuklukları ile baş edebilmek amacı ile liste, not, takvim gibi anımsatıcılar kullanılabilir ancak ileri dönemlerde hasta artık bu faktörlerden yararlanamaz hale gelir.
2) İletişim de basit ve kısa cümleler kurun: Alzheimer hastası ile konuşurken basit kelimeler ve kısa cümleler kullanılmalı, ses tonu hafif ve nazik olmalıdır. Onunla çocuk gibi ya da o orada yokmuş gibi konuşulmamalıdır. Cevap vermesi için yeterli süre tanınmalı, cevaplandırırken onu kesmemeye çalışılmalıdır. Eğer hasta bir kelimeyi ya da sonucu ifade etmekte zorlanıyorsa yavaşca aradığı kelimeyi ona hatırlatın.
3) Aktivite sırasında öfke krizlerine hazırlıklı olun: Kişinin daha önceki yeteneklerini göze alarak planlanmış, basit aktiviteler en uygunu olacaktır. Çok fazla beklenti olmamalıdır.
4) Kendi kendine giyinmesine sabır gösterin: Alzheimer hastası için giyinmek pek çok zorluğu bir araya getirmektedir. Ne giyileceğinin seçilmesi, giysilerin giyilmesi veya çıkarılması, düğmeler ve fermuarla başa çıkmak bunların içindedir. Kişinin günün aynı saatlerinde giyinmesini sağlayarak bunu günlük rutinin bir parçası haline getirmeye çalışılmalıdır. Kişi kendi kendine giyinmesi konusunda cesaretlendirilmeli, yeterli süre tanınmalıdır.
5) Yemeği sınırlı sayıda ve küçük porsiyonlarla verin: Yemek yemek de bir sorun olabilir. Bazı hastalar sürekli yemek isterken bazılarının da iyi bir besin alımı için desteklenmesi gerekebilir. Yemek için sakin bir ortam oluşturulmalıdır. Yemek sınırlı sayıda çeşit ve küçük porsiyonlar halinde sunulmalıdır. Pipetler ve kapaklı fincanlar içimi kolaylaştıracaktır.
6) Her gün banyo yaptırmayın, arada ıslak süngerle temizleyin: Bazı hastalar banyo yapmaktan korkup, agresyon gösterebilmektedir. Banyo işi kişinin en sakin ve iletişim kurulabilir olduğu dönemde planlanmalıdır. Güvenlik konusunda dikkatli olunmalı ve hasta banyoda tek başına bırakılmamalıdır. Her gün banyo yaptırmak yerine aralarda süngerle silerek de temizlik sağlanabilir.
7) Hastanın tuvalet rutini oluşturulmalı: Hastalık ilerledikçe hasta, mesane ve barsak kontrolü ile ilgili problemler yaşayabilir. Bazen inkontinans başka bir fiziksel rahatsızlığa bağlı olarak da ortaya çıkabileceği için mutlaka doktoru ile görüşülmelidir. Hastayı tuvalete götürmek için bir rutin oluşturulmalı ve buna mümkün olduğunca bağlı kalmaya çalışılmalıdır. (her 3 saatte bir tekrarlamak gibi).
8) Uyuyabilmesi için sakın ve huzurlu bir ortam oluşturun: Alzheimer hastası olan birçok kişi ve yakınları için geceler zor geçebilmektedir. Hastayı yatağa götürmek ve uyumasını sağlamak için bazı planlamalar gerekebilmektedir. Uykuyu destekleyecek sakin ve huzurlu bir ortam oluşturmaya çalışılmalıdır. Akşamları hep aynı saatte yatması sağlanmalıdır. Gün içinde egzersiz desteklenmeli ve ufak şekerlemeler engellenmeye çalışılmalıdır. Günün ileri saatlerinde kafein alımı engellenmelidir. Eğer hasta korkuyor ve dezoryante ise yatak odası, hol ya da banyonun ışığı açık bırakılmalıdır.
9) Hasta sanrı ve halüsinasyon görebilir, önlem alın: Halüsinasyonlar kişinin olmayan bir şey görmesi, işitmesi, koklaması veya hissetmesidir. Delüzyon ise hastanın ikna edilemediği yanlış düşünceleridir. Bazen halüsinasyonlar ve delüzyonlar fiziksel bir hastalığın da belirtisi olabilmektedir. Bu yüzden bu durumu mutlaka doktoru ile paylaşınız. Hastayla gördüğü ya da işittiği şey konusunda tartışılmamalıdır. Kişinin ilgisi başka bir konuya çekilmeye çalışılmalıdır. Televizyonda rahatsız edici ve şiddet içerikli bir program varsa kapatılmalıdır.
10) Gezinmelere karşı kapıları kilitli tutun: Bazen Alzheimer hastalarının evden uzaklaşma ve gezinme gibi eğilimleri olabilmektedir. Kişinin bir kimlik taşıması ve bunun medikal bilgi de içermesi hasta kaybolduğunda hastayı bulanlara yardımcı olabilmektedir. Kapıların kilitli tutulması ve hastanın alışkın olduğu kilidi açabildiği durumda ek kilit uygulaması yardımcı olacaktır. İçeride ya da dışarıda tehlike yaratabilecek eşyalar ortadan kaldırılmalıdır.
Alzheimer’ı temizleyen molekül bulundu
EPPS molekülü, beyinde hastalığa sebep olan amiloid plaklarını temizliyor
Güney Koreli bilim insanları, fareler üzerinde yaptıkları çalışmada, beyinde Alzheimera sebep olan amiloid plaklarını yok eden bir molekül buldu.
BBC’nin haberine göre, Nature Communications dergisinde yayınlanan çalışmada, EPPS adı verilen molekülün Alzheimer hastalığına sebep olan plakları farelerin beyninden temizlediği, öğrenme ve hafızayı güçlendirdiği belirtildi.
Çalışma kapsamında, bilimadamlarının iki hafta boyunca farelerin içtiği suya EPPS molekülü kattıkları ve sonraki üç ay boyunca fareleri gözlemledikleri kaydedildi.
MOLEKÜL HAFIZA VE ÖĞRENMEYİ GELİŞTİRİYOR
Buna göre normal su verilen farelerle karşılaştırıldığında, EPPS molekülü alan farelerin hafıza ve öğrenmede daha iyi performans gösterdiği tespit edildi. Deney sonucunda, EPPS molekülü verilen farelerin beyninde öncesine nazaran çok daha az plak oluştuğu ifade edildi.
Nöroloji uzmanları, çalışmanın en son evrede bile Alzheimer hastalığının üstesinden gelecek bir yol olduğu anlamına geldiğini söyledi. Fareler üzerinde uygulanan metodun, insanlarda aynı sonucu verip vermeyeceğine dair kesin bir kanıt bulunmuyor.
HALEN ETKİLİ BİR TEDAVİ YÖNTEMİ YOK
İlk kez 1906 yılında Alman bilim adamı Alois Alzheimer tarafından tanımlanan ve 65 yaş üstü kişilerde beyin dokularında ağır hasara neden olan Alzheimer için hala etkili bir teşhis ve tedavi yöntemi bulunmuyor.
Hastalığı önlemek ve tedavi bulmak için yapılan araştırmaların büyük bir kısmı sonuçsuz kalıyor. Belirtiler, hastalığın başlangıcından sonraki 10 yıl içinde ortaya çıktığı için teşhis konulduğunda tedavi için çok geç kalınmış oluyor.
Dünyada yaklaşık 50 milyon Alzheimer hastası olduğu, 2050’ye kadar bu sayının 135 milyona yükseleceği tahmin ediliyor.
Alzheimer ve Parkinson oluşmadan yakalanacak
Hacettepe Üniversitesinde hizmete girecek “parçacık hızlandırıcı laboratuvarı”nda, Alzheimer ve Parkinson gibi nörolojojik hastalıklar, belirtileri ortaya çıkmadan tespit edilebilecek.
HÜ Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Eser Lay Ergün, bir moleküler ve fonksiyonel görüntüleme yöntemi olan Pozitron Emisyon Tomografisi (PET) yönteminin 2001’den itibaren Türkiye’de hastalar üzerinde kullanımının yaygınlaştığını belirtti.
PET yönteminin vücutta hem normal durumun hem de hastalık odaklarının kimyasal ve biyolojik süreçleri hakkında detaylı bilgi verdiğini belirten Ergün, bu yöntemin nörolojinin ve kardiyolojinin yanı sıra onkoloji alanında kullanıldığını anlattı.
Ergün, Türkiye’de 16 siklotron (parçacık hızlandırıcı) cihazı olduğunu, ancak bu cihazların daha çok ticari kullanıldığını ifade etti.
Hacettepe Üniversitesinde parçacık hızlandırıcı laboratuvarının açılmasıyla PET görüntülemede yeni araştırmalara imkan sağlanacağına dikkati çeken Ergün, “Toplam 10 milyon liranın üzerinde harcama yapılan laboratuvarda, 30 ton ağırlığında ve 10 MeV gücünde bir parçacık hızlandırıcı cihazı devreye alınacak. Bu cihaz ve laboratuvar ile başta onkoloji olmak üzere nöroloji ve kardiyolojide birçok hastalığın erken teşhisi ve takibi yapılabilecek. Hastalar, dünyada nadir merkezlerde yapılan nükleer tıp tetkiklerine de erişebilecek” dedi.
ERKEN TEDAVİ İÇİN ÖNEMLİ BİR ADIM
HÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Uğur da laboratuvarın özellikle kanser ve beyin araştırmalarındaki önemine dikkati çekerek, söz konusu cihazlarla çeşitli tümörlerin farklı özelliklerinin görüntülenebileceğine işaret etti.
Bu gelişmenin kanser hastaları için yeni imkanlar doğuracağını ve tedavide önemli rol oynayacağını vurgulayan Uğur, “Başta Alzeimer, Parkinson, inme hastalıkları olmak üzere birçok nörolojik hastalığın henüz klinik bulgular ortaya çıkmadan, erken teşhisiyle hastalığın ilerlememesi ya da daha yavaş seyretmesi için erken tedaviye başlanabilecek” diye konuştu.
İnsülin direnci ve Alzheimer bağlantılı olabilir
ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, insülin direnci ne kadar fazlaysa Alzheimer riski o kadar artıyor.
İnsülin direncinin Alzheimer riskini artırabileceği belirlendi.
ABD’deki Iowa Üniversitesi’nden bilim adamlarının araştırması, insülin direnci ile Alzheimer riskinin artması arasında güçlü bir bağlantı bulunduğunu gösterdi.
Bilim adamları, ortalama 60 yaşındaki 150 kişinin beyin görüntülerini inceledi.
İnsülin direnci ne kadar fazlaysa Alzheimer riskinin o kadar arttığı ortaya çıktı.
İnsülin direnci nedeniyle beynin hafızaya ilişkin bölgesinin yeterince şeker kullanamadığını ve işlevini tam anlamıyla yerine getiremediğini belirten bilim adamları, ilk kez böyle bir bağlantının saptandığına dikkati çekti.
Bilim adamları, sonuçların Alzhmeir’ın daha iyi anlaşılması ve riskin azaltılmasına ışık tuttuğunu vurguladı.
Araştırmanın sonuçları Amerikan Nöroloji Derneği’nin dergisinde yayımlandı.










































