Operasyonun gidişatını hangi faktörler etkileyebilir?

Operasyonun ikinci günü kara harekatı başladı. Bir önceki güne göre daha az olsa da hava akınları devam ederken Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) kara operasyonlarını başlattığı görüldü.

Beklendiği gibi, YPG, TSK’yı yavaşlatmak için bazı bölgelerde çatışmaya girse de yavaş ve kademeli olarak meskun mahallere çekilme stratejisini uyguluyor. İlk gün çatışma daha çok kuzey, kuzey batı ve batı hattında gerçekleşse de, ilerleyen günlerde asıl çatışmaların Afrin’in doğusu ve Tel Rifat’ta olacağı söylenebilir.

Çok fazla detay yayınlanmasa da ilk gelen görüntüler ve sosyal medya paylaşımlarından operasyona katılan ÖSO gruplarının önemli bir kısmının “Milli Ordu” bileşenleri olduğu anlaşılıyor. Milli Ordu, Fırat Kalkanı Bölgesi’ndeki grupların tek bir çatı altında toplanarak örgütlenmesiyle oluşan bir yapı. Bu yapı altındaki grupların bir kısmı Fırat Kalkanı Bölgesi’nin sakinlerinden oluşuyor. Ancak aralarında Tel Rifat ve civarı gibi bölgelerden gelenler de var. Operasyon’a katılan diğer ÖSO grupları arasında Idlib’ten gelen, henüz Milli Ordu’ya katılmamış kalabalık gruplar var. Feylaq El Şam başta olmak üzere çeşitli gruplar bu çerçevede değerlendirilebilir. Her ne kadar medyada sayıları 25-30 bin olarak telaffuz edilse de başlangıçta operasyona dahil edilen gruplar dikkate alındığında bu sayının çok abartılı olduğu görülüyor.

Reyhanlı’ya roket saldırıları

İlk günün sonunda iki mesele daha dikkat çekici hale geldi. Bunlardan birincisi Hatay’ın Reyhanlı ilçesine yönelik roket saldırıları. Hatırlanacağı gibi Fırat Kalkanı Operasyonu’nun ilk günlerinde IŞİD de benzer yöntemleri kullanmış, sonra sınırdan uzaklaşınca bu örnekler azalmıştı. Fakat, Zeytin Dalı’nda farklı bir olasılık daha var. Eğer, YPG çatışmayı Türkiye-Suriye sınırının doğusuna doğru taşırsa, çatışmanın boyutu ve gidişatı çok farklı bir biçim alır.

Dikkat çeken ikinci konu ise teyit edilememesine rağmen Halep’in Şeyh Maksut mahallesinden Afrin’e doğru YPG’lilerin getirildiği haberi. Eğer bu doğruysa Suriye rejiminin ve İran’ın operasyon hakkındaki yaklaşımı hakkında önemli bir fikir verecektir. Ancak bu bilgilere şüpheyle yaklaşmak lazım. Çünkü bir propaganda savaşı yaşandığı da unutulmamalı.

Operasyon, zamanlaması ve Suriye’nin kuzeyindeki dengeler çerçevesindeki önemi açısından en az Fırat Kalkanı kadar önemli olmaya doğru gidiyor. Operasyonun yaratabileceği etki tahmin edilenden daha farklı bir büyük olabilir. Bu nedenle değerlendirmelerde detaylardan sıyrılıp süreci etkileyecek faktörlere odaklanmak daha faydalı olur. Operasyonun gidişatını etkileyecek temelde dört faktör bulunuyor: Rusya’nın operasyona yaklaşımı; Türkiye’nin askeri hedeflerinin niteliği ve coğrafyaya göre dağılımı; YPG’nin direnç kapasitesi ve bu doğrultuda alacağı destek; İran’ın ve rejimin tutumları ve el altından atacakları operasyonu destekleyen ya da engelleyen adımlar.

Rusya’nın, operasyona yeşil ışık yaktığı ancak bu yeşil ışığın sonsuz bir destek olmadığı söylenebilir. Bazı yorumlarda Rusya’nın, Afrin’de vereceği desteğe karşılık İdlib’te Türkiye’nin muhalif gruplara desteğini kesmesini isteyeceği belirtiliyor. Bu yorum Ebu Zuhur Operasyonu başlamadan doğru olabilirdi. Fakat, Batı ve Kuzey Halep’ten hedeflerine yavaş yavaş ulaşan Suriye Ordusu’na dikkat edilecek olursa Rusya’nın pazarlığı “Ver İdlib’i-Al Afrin’i” şekilde kurgulamadığı gibi görülebilir. Yakın gelecekte Rusya muhtemelen İdlib’teki ilk aşama planlarını tamamlamış olacak. Bu nedenle Rusya daha fazlasını hedefliyor gibi.

Rusya’nın hedefleri

Rusya’nın hamlesi daha farklı ve uzun vadeli iki hedefi içeriyor: Birincisi ABD’nin Suriye’deki varlığına önemli bir darbe vurmak. “ABD ve Rusya, Suriye’de anlaştı” görüşü tam doğru değil. Rusya Suriye’deki etkinliğini Şam üzerinden kurmaya çalışmasına karşılık aynı şeyi ABD PYD üzerinden yapıyor. Rusya, Zeytin Dalı Operasyonu’nu Türkiye’nin YPG’ye karşı bir kazanımı olarak değil kendisinin ABD’nin etki alanını sınırlandırma politikasının uzantısı olarak görüyor. Her ne kadar ABD, “Afrin bizim alanımız değil” şeklinde bir mesaj verse de operasyonun Menbiç’e uzanması tüm dengeleri değiştirecektir. Bu nedenle, Rusya’nın operasyon sırasında Afrin’de bazı hamlelerle Türkiye’yi kısıtlamaya çalışacağı, ancak Menbiç’e doğru teşvik edeceği söylenebilir. Özetle, bu operasyon sonuçları açısından sadece Afrin’de değil, Suriye’deki Rus-Amerikan güç mücadelesi üzerinde sonuç üretecektir.

Serhat Erkmen

Türkiye’nin hedefi

Operasyonun ikinci belirleyicisi Türkiye’nin ulaşmak isteyeceği hedefler olacak: Türkiye kısa sürede net bir başarı elde ederse, Suriye’den kaynaklanan tehditleri ya da Suriye konusunda yaşadığı açmazları askeri güç kullanarak aşmak yolunda çok önemli bir adım atmış olur. Başka bir deyişle Fırat Kalkanı’ndan sonra Zeytin Dalı Operasyonu ile birlikte, koşullara bağlı olsa bile Türkiye’nin askeri güç kullanma kapasitesinde süreklilik yaratmış olur. Uzun vadede bu durum Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda da benzer bir politika geliştirmesini sağlayabilir. Bu nedenle operasyon boyunca Türkiye’nin tüm aktörler tarafından engellenmesi ya da yavaşlatılması beklenmeli. Operasyonun Afrin’den çıkıp Menbiç’e doğru yönelmesi tüm süreci değiştirecek bir hamle olacağından bu süreçte ABD’nin de el altından farklı araçlar kullanması mümkündür.

YPG’nin kapasitesi

Operasyonun kaderini belirleyecek üçüncü faktör YPG’nin direnç kapasitesi olacak. ABD’nin uzun süredir silahlandırdığı ve çatışmaya hazırlık yapan YPG’nin bir anda çekilip gitmesi veya çökmesi gerçekçi değil. YPG, gerek yerleşim yerlerinde gerekse seçtiği stratejik alanlarda Türkiye’ye ciddi kayıplar verdirmeye ve böylece iç kamuoyunda tepki yaratmaya çalışacaktır. Muhtemelen TAK gibi örgütler de Türkiye’nin içinde 2016 yılındakine benzer terör eylemleri gerçekleştirme arayışına gidebilir. Bu durum Türkiye’nin kararlılığını etkilemese de YPG’nin operasyonu etkilemek için başvuracağı yöntemlerden birisi olacaktır.

Son olarak, Şam yönetiminin ve İran’ın pozisyonlarını atlamamak lazım. Şam, diplomatik tepkisini ortaya koydu. Ancak asıl önemli olan Halep’in güneyinde ve İdlib’te operasyonu etkileyecek pratikteki adımlar. İran’ın Nubbul ve Zehra üzerinden atacağı adımlar, Şam’ın Menbiç-Afrin bağlantısını kesmesi ya da işler tutması operasyonu etkileyecektir. PYD’nin ABD’ye yakınlaşması her iki aktörün sürece yaklaşımını etkilese de Türkiye’nin bölgede güçlenmesini istemeyeceklerini düşünmek yanlış olmayacaktır.

Doç. Dr. Serhat Erkmen Ahi Evran Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi Başkanı olarak görev yapmakta.

Zeytin Dalı Harekâtı için Suriye’deki aktörler ne diyor?

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeybatısında bulunan Afrin bölgesine yönelik başlattığı askeri harekât ikinci gününü tamamladı. Hava operasyonları ve kara birliklerinin yanı sıra Türkiye’nin Suriye’de desteklediği muhalif güçlerin katılımıyla devam eden harekât için Suriye’de askeri varlığı bulunan ülkelerden ‘itidal’ çağrıları yapılıyor.

ABD: Türkiye’nin kaygıları meşru, itidalli davranılmalı

ABD Savunma Bakanı Jim Mattis de operasyon öncesinde Türkiye’nin kendilerine haber verdiğini açıkladı. Mattis, önümüzdeki döneme ilişkin Türkiye ile birlikte çalıştıklarını belirterek, “Bir çıkış yolu bulacağız” dedi.

Asya turu sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Mattis, “Türkiye toprakları içerisinde silahlı direniş yaşanan tek NATO üyesi ve bu nedenle de meşru güvenlik kaygıları var” dedi. Mattis, Türkiye’nin ABD’yi operasyon konusunda bilgilendirirken samimi davrandığını ifade etti.

Mattis, ABD ile Türkiye arasındaki koordinasyonun Washington ayağının Dışişleri Bakanlığı tarafından yürütüldüğünü de belirtti.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Heather Nauert de Türkiye’nin ‘meşru sınır güvenliği kaygılarına’ vurgu yaparak “Türkiye’ye askeri operasyonlarda itidalli davranmaya çağırıyoruz ve sivil kayıpların önüne geçilebilmesi adına operasyonların kapsamının ve süresinin sınırlı tutulması gerektiğini vurguluyoruz” dedi.

Rusya: ABD’nin tek taraflı adımları Türkiye’yi çıldırttı

Türkiye’nin Afrin harekâtı başlamadan önce bölgede askeri varlığı bulunan Rusya’nın Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ankara’yı bu noktaya getiren şeyin ABD’nin dış politikası olduğunu savundu.

Kommersant gazetesine konuşan Lavrov, “ABD’nin Suriye’de attığı tek taraflı adımlar, Türkiye’yi çıldırttı” dedi.

Zeytin Dalı Harekâtı’nın başlamasından yaklaşık bir hafta önce, ABD’den yapılan açıklamalarda Suriye’nin kuzeyinde, ana gövdesini YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri ile 30 bin kişilik bir ‘Sınır Güvenlik Gücü’ oluşturulması yönünde bir planın varlığından bahsedilmişti.

İran: Ankara Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı göstermeli

Suriye’de Rusya ile birlikte hareket eden İran’ın Dışişleri Bakanlığı ise Moskova’dan daha sert bir tavır takınarak, Türkiye’nin Afrin operasyonunu bir an önce durdurması gerektiğini söyledi.

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Bahram Kasımi, “Ankara’yı Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı göstermeye çağırıyoruz” dedi.

Kasımi, Tahran’ın Afrin’deki gelişmeleri ‘endişeyle takip ettiğini de’ ifade etti.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, “Suriye’deki krizin en önemli nedenleri arasında ABD ve bölgedeki bazı aşırı hırslı ülkelerin sorumsuz ve provokatif davranışları olduğuna inanıyoruz” dedi.

Suriye hükümeti: Türkiye’nin gösterdiği saldırganlık yeni değil

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, “Türkiye’nin Afrin’de göstermiş olduğu saldırganlık, Suriye krizinin patlak vermesinden bu yana Türk hükümetinin izlediği teröristleri destekleme politikasından ayrı düşünülemez” dedi.

Suriye devlet haber ajansı SANA, Esad’ın Afrin harekâtı için “Türkiye’nin tavrı yeni bir tutum değil” dediğini aktardı.Zeytin Dalı Harekâtı için Suriye’deki aktörler ne diyor?

5 soruda Türkiye’nin Afrin’e yönelik Zeytin Dalı Harekatı

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği bir haftalık sürenin dolmasının hemen ardından Afrin’e yönelik operasyonu Cumartesi günü TSİ 17.00 itibariyle başlattı.

Operasyona Zeytin Dalı Harekatı adı verildi. Afrin’de çok sayıda zeytin ağacının bulunmasından dolayı bu ismin verilmiş olabileceği belirtiliyor.

İlk etapta havadan başlayan bombardımanın ardından harekat Pazar günü sabah saatlerinde de kara birliklerinin Suriye’ye girmesiyle devam ediyor.

Zeytin Dalı Harekatı hakkında şu ana kadar açıklanan detayları topladık:

Harekat kime karşı yapılıyor, Afrin kimin kontrolünde?

Operasyonun hedefinde Suriye’nin kuzeyindeki Kürt Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve onun silahlı kanadı Halk Savunma Birlikleri (YPG) var.

Suriye’de Kürt nüfusun en yoğun olduğu yerlerden biri olan Afrin, 2012 yazında ordunun geri çekilmesi sonrası PYD’nin denetimine geçmişti.

PYD’nin silahlı kanadı YPG, Suriye’nin kuzeyinde ABD’nin IŞİD ile mücadelesinde sahadaki en önemli ortakları arasında yer alıyor.

Türkiye ise PYD’yi ve YPG’yi PKK’nın bir kolu olarak görüyor ve “terör örgütü” olarak tanımlıyor.

Kürtlerin “kanton” olarak ilan ettiği 2014 yılından bu yana Afrin de Suriye’nin kuzeyinde kurulan özerk yönetimin parçalarından birini oluşturuyor. Ancak, Afrin’in özerk yönetim ilan edilen diğer bölgelerle fiziki bir bağı bulunmuyor.

Türkiye’nin 2016 yılında düzenlediği Fırat Kalkanı Harekatı, sadece sınırın Suriye tarafındaki Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) varlığını sonlandırmakla kalmamış, aynı zamanda iki özerk Kürt bölgesi Afrin ve Kobani arasında bir tampon bölge oluşturarak, Kürtlerin Suriye’de Türkiye sınırı boyunca uzanan bir koridor oluşturmasını engellemişti.

Şu anda Fırat Nehri’nin batısında Azez’den Cerablus’a dek uzanan ve Kürt özerk bölgeler arasında tampon bölge oluşturan alan, TSK’nın korumasında ve muhaliflerin oluşturduğu Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) denetiminde bulunuyor.

TSK, Zeytin Dalı Harekatı ile ilgili yaptığı ilk açıklamada operasyonun hedefini, “Suriye’nin kuzeybatısında Afrin bölgesinde, PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ’a (IŞİD) mensup teröristleri etkisiz hale getirmek” olarak açıkladı.

Ancak, Afrin’de IŞİD’in varlığının olmadığı biliniyor. Bununla birlikte Türkiye, Rakka’dan bazı IŞİD’lilerin Afrin’e götürüldüğünü öne sürüyor.

Operasyon ne zaman ve neden başladı?

Türkiye, Afrin’i PKK ile mücadelesinin en önemli unsurlarından biri olarak görüyor.

Afrin’e yönelik bir harekat zaman zaman gündeme gelse de bu son operasyonla ilgili en ciddi sinyaller, 13 Ocak tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından verildi.

Erdoğan, 13 Ocak Cumartesi günü Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Elazığ’daki İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “Afrin’de “teröristler teslim olmazsa orayı başlarını yıkacağız. Münbiç’te bize verilen sözler yerine getirilmezse kendi göbeğimizi keseceğiz. Bir haftaya kalmaz ne yapacağımızı görecekler” demişti.

Bu sözlerin ardından TSK, hafta boyunca Suriye sınır bölgesine askeri sevkiyat yaptı ve takviye birlikler gönderdi.

TSK’nın 20 ve 21 Ocak günlerinde de “Afrin’den gelen taciz ateşlerine karşılık verdiği” ve top atışı yaptığı açıklandı.

Bu gelişmelerin ardından, 20 Ocak Cumartesi günü TSİ 17.00 itibariyle Afrin’e hava harekatı başladı.

Genelkurmay Başkanlığı, yaptığı açıklamada, operasyona “Zeytin Dalı Harekatı” adı verildiğini bildirdi. Operasyonun ilk gününü Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, komuta merkezinden bizzat yönetti. İkinci gün Akar, Hatay’daki birlikleri ziyaret etti.

İlk gün yedi bölgede tespit edilen 108 hedefin vurulduğu açıklandı. Operasyona Hava Kuvvetleri’ne bağlı 72 savaş uçağı katıldı.

Ayrıca, eşzamanlı olarak ÖSO de doğudan girerek, Afrin’e doğru ilerlemeye başladı.

Gece boyunca da Afrin’deki hedeflere çok sayıda obüs ve top atışı gerçekleştirildi.

İkinci gün ise TSİ 11.05’te Kilis’te bulunan Gülbaba’dan kara birlikleri Suriye’ye girdi. Yapılan açıklamada, TSK ile ÖSO’nun Afrin içinde ilerlemeye başladığı belirtildi.

İkinci günle birlikte kara birliklerinin Afrin’e 5 kilometre girdiği açıklandı. ÖSO, sınırdan birkaç kilometre içerideki Şinkal köyünü ele geçirdiğini açıkladı. İkinci gün yapılan açıklamada vurulan toplam hedef sayısı 153 olarak bildirildi.

TSK harekatın 2. gününde ayrıca 32 uçakla 45 hedefin vurulduğunu da açıkladı.

Türkiye, uluslararası hukuktan doğan meşru müdafaa hakkı çerçevesinde operasyonu düzenlediğini savunuyor. YPG ise Türkiye’yi sivilleri hedef almakla suçluyor.

YPG Sözcüsü Birusk Haseke, ilk günün sonunda altısı sivil dokuz kişinin öldüğünü, 13 sivilin de yaralandığını söyledi. Haseke’ye göre ölenlerden ikisi Kadın Savunma Birlikleri’nden (YPJ).

Operasyon ne kadar ve nasıl sürecek?

Başbakan Binali Yıldırım, ikinci günün sabahında medya temsilcileriyle bir araya gelerek, operasyonla ilgili ayrıntıları açıkladı.

Yıldırım, Afrin’de sadece PYD değil, “50 konvoyluk araçlarla Rakka’dan gelen DEAŞ’lı teröristlerin” de olduğunu ve son dönemde Türkiye’ye yönelik 700’ün üzerinde taciz olduğunu belirtti.

Yıldırım, 400- 450 bin dolayında nüfusun yaşadığı Afrin’de “8-10 bin teröristin bulunduğunun tahmin edildiğini” ifade etti.

Başbakan ayrıca, harekatın dört safha halinde yapılacağını ve sınırdan 30 kilometre derinlikte bir güvenli alan oluşturulacağını söyledi.

Erdoğan da Bursa’da yaptığı konuşmada, “İnşallah çok kısa bir süre içerisinde tamamlayacağız” dedi.

İlk gün yapılan resmi açıklamalara göre, TSK ile ÖSO birlikleri Afrin içinde birlikte hareket ediyor.

İlerleyen kara birliklerine ise Hava Kuvvetleri’ne bağlı savaş uçakları havadan destek veriyor.

Harekatın amacı, “hudutlarımızda ve bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamak maksadıyla, Suriye’nin kuzeybatısında Afrin bölgesinde, PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ’a mensup teröristleri etkisiz hale getirmek ve dost ve kardeş bölge halkını bunların baskı ve zulmünden kurtarmak” olarak tanımlanıyor.

HDP’lilerin il binası dışında açıklama yapmasına izin verilmedi

Türkiye’de harekatla ilgili kim, ne dedi?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) harekata destek veren açıklamalar yaparken, bir diğer muhalefet partisi Halkların Demokratik Partisi (HDP) ise karşı çıktı.

Başbakan Yıldırım da harekatın başlamasının ardından hem CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu hem de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye konuyla ilgili bilgi verdi.

CHP Sözcüsü Bülent Tezcan, harekata desteklerinin tam olduğunu belirtti.

Tezcan, Zeytin Dalı Harekatı’nı atılması gereken bir adım ve doğru bir harekat olarak tanımladı.

MHP lideri Bahçeli de “ABD’nin operasyonel ortağının kökü kazınmalıdır. Ya Afrin yıkılsın ya da teröristler yakılsın” dedi.

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, atılan bombaların sadece dağlara değil, “halkların ortak gelecek kurmasına da” yönelik olduğunu söyledi.

Bilgen, “Ortadoğu’da bir dünya savaşı kotarılmaya çalışılıyorken, Türkiye’yi yönetenlerin bu kadar gerçeklikten uzak yaklaşımları sadece ateşi büyütmekle kalmayacak, Türkiye toplumunun ortak yaşama iradesini de bombalanacaktır” dedi.

Dünyadan harekata nasıl tepkiler geldi?

Türkiye’nin Afrin operasyonu dünyanın da en önemli gündem maddeleri arasına girdi.

ABD, Türkiye’nin askeri oeprasyonun kapsamı ve süresinin sınırlı olmadı gerektiğini belirterek, sivil kayıpların önlenmesi için itidalli davranması çağrısı yaptı.

Rusya Savunma Bakanlığı, askerlerinin can güvenliğini sağlamak adına Afrin’de bulunan gözlem birliklerini Tel Rıfat bölgesine kaydırdıklarını açıkladı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da operasyonu kaygıyla izlediklerini belirterek, taraflara itidal çağrısı yaptı.

İran, operasyonun hemen sonlandırılmasını istedi.

Türkiye, operasyonla ilgili olarak Suriye’yi Rusya üzerinden bilgilendirdiğini açıkladı.

Ancak Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, operasyonu “vahşi saldırganlık” olarak nitelendirdi.

Suriye Devlet Başkanlığı’nın resmi Twitter hesabından da paylaşılan mesajda Esad, “Türkiye’nin Afrin’e yönelik bu vahşi saldırganlığı, Türk rejiminin Suriye krizinin birinci gününden bu yana sürdürdüğü, terörizmi desteklemeye dayanan politikasından ayrı düşünülemez” dedi.

Fransa da Türkiye’ye operasyonu durdurma çağrısı yaptı ve BM Güvenlik Konseyi’ni “insani duruma yönelik ciddi riskleri” değerlendirmek üzere acil toplantıya davet etti.

Independent yazarı Patrick Cockburn: Rojava’nın geleceği pamuk ipliğine bağlı

Independent’ın Orta Doğu muhabiri Patrick Cockburn, Türkiye’nin Afrin’e yönelik olarak başlattığı Zeytin Dalı Harekâtı’nın, Suriyeli Kürtlerin siyasi geleceğini belirsiz hale getirdiğini yazıyor:

“Suriyeli Kürtlerin Rojava olarak adlandırdığı yarı bağımsız bölgenin geleceği pamuk ipliğine bağlı. ABD 2014’te Kobani IŞİD kuşatması altındayken Kürtlerin yanında durdu.

“Bölgesel aktörler, ‘IŞİD yenilgiye uğratıldıktan sonra ABD Kürtlere desteğe devam edip Türkiye’yi öfkelendirecek mi yoksa askeri danışmanlarını Suriye’den çekip YPG’yi kaderiyle baş başa mı bırakacak?’ konusunu merak ediyordu.

“ABD hiçbir zaman Afrin’de askeri varlığı olmadığını, o bölgenin Rusya’nın denetim alanına girdiğini, Afrin’de Rus askeri danışmanların bulunduğunu söyledi. Ancak ne olursa olsun, Afrin’in düşmesi, ABD’nin Kürtleri savunmak istemediğinin ya da savunacak durumda olmadığının bir sinyali olacak algılanacaktır. Mevcut krizi yaratan da ABD’nin Suriye’nin kuzeyindeki durumu hafife alması oldu.

“Bu ayın başlarında ABD, büyük kısmını YPG’nin oluşturduğu 30.000 kişilik bir sınır güvenlik gücü oluşturulacağını açıkladı. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson açıklamanın Türkiye tarafından yanlış anlaşıldığını söyledi. Ancak Türkler, ABD’nin Suriye politikasının Kürt yanlısı bir biçimde şekillendiğini görerek hayal kırıklığına uğramıştı.

“Tillerson Türkiye ile ilişkileri toparlamaya çalışırken, ABD’nin öngörülebilir gelecekte Suriye’de 2.000 askeri danışman tutmaya devam edeceğini söyleyerek daha büyük bir krizin önünü açtı.

‘Kürtler ABD’ye yakınlaşınca Rusya operasyona yeşil ışık yaktı’

“ABD askeri danışmanlarının ülkede tutulma amacı IŞİD’in yeniden güç kazanmasını önlemek ve belki de daha önemlisi Beşar Esad ile İran’ın pozisyonunu zayıflatmaktı.

“Tillerson her neyi amaçlamış olursa olsun, sözleri Suriyeli Kürtlere uzun vadeli bir askeri garanti mahiyeti taşıyordu.

“Bu uzun vadeli garanti Erdoğan’ı çileden çıkardı, Kürtlerin ABD ile tam bir işbirliği içine girdiğini düşünen Rusya , Suriye ve İran’ı kızdırdı.

“Son kriz öncesinde Kürtler Rusya ve ABD arasında bir denge politikası güderek, sürekli Esad’ın düşmanı olarak kalmayacakları mesajını vermeye çalışıyorlardı.

“Rusya 200.000 nüfuslu Afrin’de güvenliğin sağlanmasına destek veriyordu. Afrin’de birliklerini bulunduruyor, Suriye’deki hava gücü ve hava savunma sistemleri sayesinde Moskova’nın izni olmadan Türkiye’den gelebilecek askeri adımları önlüyordu.

“Ancak Kürtlerin ABD’ye yakınlaşması üzerine Moskova’nın, Türklere Afrin’de düzenlenecek bir operasyona karşı çıkılmayacağı güvencesini verdiği ifade ediliyor.

“Bu sayede Türkiye Afrin’de hava gücünü kullanabildi.

‘Afrin izole ve savunması zor’

“Her şeye rağmen YPG oldukça etkin bir silahlı güç ve Türk ordusuna ya da müttefiki olan muhaliflere ağır kayıplar verdirebilecek kapasitede.

“Suriyeli Kürtler için daha genel olan sorun ise kendi topraklarının dışında kalan geniş bir alanı kontrol ediyor olmaları.

“ABD politikasını benimseyerek Deyr ez Zor’un doğusundaki petrol sahaları gibi ekonomik açıdan stratejik önemi bulunan bölgeleri ele geçirdiler. Şimdi Esad bu bölgeleri geri istiyor.

“Esad, Türk askerlerinin Suriye topraklarına girmesinden hoşlanmıyor olabilir. Fakat eğer Türkiye’nin harekâtı Kürtlere ABD’ye sırtlarını dayamayacaklarını gösterirse, Esad da bu durumdan çıkar elde edebilir.

“Suriye’deki Kürtlerin fazla seçeneği yok. Etrafları düşmanlar tarafından sarılı. IŞİD’e karşı artık Kürtlere ihtiyaç duyulmuyor çünkü IŞİD zaten yenilgiye uğratılmış durumda.

“IŞİD ile savaşı yarı bağımsız devletçiklerini kurmak için kullanan Iraklı Kürtlerin hesapsızca referanduma gidip tüm kazanımlarını nasıl bir anda yitirdiklerine şahit oldular.

“YPG güçleri Peşmerge’ye kıyasla daha organize. Fakat Afrin’nin Rojava’nın kalanıyla bağlantısı bulunmuyor ve savunması da zor. Afrin’in kaybedilmesi Suriyeli Kürtler için nihai bir yenilgi olmaz ama yeni gelişmelerin bir habercisi haline gelebilir.”

Guardian yazarı Simon Tisdall: ‘Erdoğan’ın kumarı, ters tepebilir’

Guardian gazetesi yazarlarından Simon Tisdall, Türkiye’nin Afrin’e yönelik başlattığı Zeytin Dalı Harekâtı’nı değerlendirdiği yazısında “Erdoğan’ın kumarı, ters tepebilir” diyor:

“Türkiye’nin dik kafalı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Rusya, ABD ve Beşar Esad rejimine rağmen Suriyeli Kürtlere karşı kesin bir zafere oynuyor. Ancak bu riskli kumar, hızla ters tepebilir.

“2011’de iç savaşın başlamasıyla birlikte Türkiye, Batı ile birlikte Esad’ın devrilmesi politikasını benimsedi. IŞİD, Irak ve Suriye’de ortaya çıkınca, NATO üyesi Türkiye de diğer ülkeler gibi örgüte karşı mücadele etti. Ancak 2015’te PKK ile ateşkes sona erince Suriye ve Irak kaynaklı Kürt ‘terör tehdidi’ Erdoğan’ın büyük takıntısı haline geldi.

‘Ankara için öncelikli tehdit YPG’

“Erdoğan, 2016’daki başarısız darbe girişimini Kürt haklarını savunan siyasi partilere karşı bir tasfiye süreci olarak kullandı. Esad’ın müttefikleri Rusya ve İran’la da anlaşarak, bu ülkelerin Suriye politikalarını kabul etti ve Erdoğan böylece 2016’da ilk büyük Suriye harekâtını gerçekleştirebildi.

“Erdoğan ve onun gibi düşünen milliyetçiler için Kuzey Irak’tan başlayıp Hatay sınırına kadar ulaşan ve hatta Türkiye’nin güneydoğusunu dahi kapsayabilecek olan özerk ya da bağımsız bir Kürt yapısı varoluşsal bir kâbus.

“Böyle bir gelişmeyi önlemek, diğer tüm konuların önüne geçmiş durumda. Erdoğan kozlarını bir kez daha oynuyor.

Zeytin Dalı Harekâtı’na Türk askerlerinin yanı sıra ÖSO güçleri de katılıyor.

‘Türkiye’ye uluslararası destek sınırlı’

“Kürt direnişi bir yana, Erdoğan’ın en büyük sorunu büyük aktörlerin kendisini desteklemiyor olması. Geçtiğimiz hafta operasyona Rusya’dan yeşil ışık alabilmek adına Moskova’ya yetkililer göndermek durumunda kaldı. Buna karşın Rusya operasyonla ilgili ciddi endişelerini dile getirdi.

“Rusya olası bir kazayı önlemek adına Afrin’deki birliklerini geri çekti. Ancak hâlâ Afrin’de hava sahasını kontrol etmeye devam ediyorlar ve her an müdahil olabilirler.

“Esad ve büyük ihtimalle İran Erdoğan’a karşı fazlasıyla öfkeli. Şam yönetimi operasyonun Menbic’e doğru genişlemesi durumunda karşılık verileceği tehdidini dile getirmişti.

“İran, Esad ve Rusya Suriye’nin Türkiye ile olan sınırının IŞİD, diğer cihatçı gruplar ya da ABD destekli rejim karşıtı muhaliflerdense Kürtler tarafından kontrol edilmesini tercih ediyor.

“Suriye’de savaş sonrası tablonun kendi çıkarları paralelinde şekillenmesini istiyorlar. Ancak Erdoğan’ın başına buyruk hareketleri bu çıkarları tehdit edebilir.”

 

[divider]

Twitter | Facebook | Pinterest | Akademi Portal Arşiv

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here