Brüksel’de süren AB zirvesinde liderler, mülteci krizinin çözümü için Türkiye’ye sunulacak anlaşma taslağı üzerinde görüş birliğine vardı. Taslağın Ankara’yı ne ölçüde tatmin edeceği ise belirsiz.

Dün başlayan zirvede AB liderleri beş saat boyunca taslağı tartıştı. Liderlerin görüşmeleri günün ilk saatlerine dek sürdü.

Lüksemburg Başbakanı Xavier Bettel, ortak bir pozisyon belirleyen liderlerin AB’nin son önerilerini bugün kahvaltıda Başbakan Ahmet Davutoğlu’na ileteceklerini söyledi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel de gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’nin göçmenlerin korunması konusunda tüm uluslararası standartları yerine getirmesi gerektiğini belirtti.

Merkel, Türkiye ile nihai anlaşmaya varmaları halinde, Yunan adalarından Türkiye’ye gelişlerden sonra birkaç gün içinde Suriyeli mültecilerin AB üyesi ülkelere yerleştirilebileceklerini kaydetti.

Fransa Cumhurbaşkanı Francois Hollande ise “28 ülke ortak bir öneride anlaştı. Şimdi bu öneri Türkiye ile tartışılacak. Başarıyla sonuca varacağımızı garanti edemem” dedi.

AB liderleri, anlaşmanın uluslararası hukuka aykırı olabileceği yönündeki kaygıların önüne geçmek için, Yunanistan’da sığınma başvurusu yapan herkesin durumunun Türkiye’ye gönderilmeden önce Yunan mahkemelerinde ele alınmasını kararlaştırdı.

Türkiye ile AB arasında daha önce varılan prensip anlaşması ise Yunan adalarına ulaşan her göçmenin Türkiye’ye iadesini ve bunun karşılığında Türkiye’ye iade edilen her Suriyeli için AB üyesi ülkelerin Türkiye’deki mülteci kamplarından bir kişiyi almalarını öngörüyordu.

 

Brüksel’in Ankara’ya ne kadarlık bir fon tahsis edeceği ise netleşmedi.

‘Ankara tüm kriterleri yerine getirmeli’

Brüksel’deki BBC muhabiri Damian Grammaticas, AB’nin Türkiye’yi özel ve ayrıcalıklı bir muameleye tabi tutmayacağını bildirdi.

Damian Grammaticas’a göre, Türk vatandaşlarına Schengen Bölgesi’nde vize serbestisi ve Türkiye’nin AB’ye üyelik müzakerelerinin hızlandırılması ancak Ankara’nın gerekli tüm kriterleri yerine getirmesi halinde mümkün olacak.

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"

Twitter sayfasında son gelişmeleri değerlendiren İngiliz Financial Times gazetesinin Brüksel Büro Şefi Peter Spiegel, “AB, Türkiye’yle yeni fasılların açılması konusunda müzakere pozisyonunu değiştirmedi. Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis bu noktada galip geldi” yorumunda bulundu.

‘AB büyük resmi görmeli’

Reuters ajansına konuşan ve adı açıklanmayan Türkiye’den üst düzey bir yetkili ise Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, üyelik müzakerelerinde yeni fasılların açılması için AB liderlerine baskı yapacağını söyledi.

Türk yetkili, “AB büyük resmi görmeli. Türkiye’nin AB üyeliğe sürecine yönelik çok sayıda anlaşma var. Biz birçok faslın açılması için gerekli kriterleri yerine getirdik. Bu nedenle de fasılların açılması için atılması gereken çok sayıda adım olduğunu düşünüyoruz. Beklentimiz de hala bu yönde” dedi.

Ankara AB’den anlaşma karşılığında 3 milyar euroluk bir fon tahsis edilmesini, Türk vatandaşlarına Schengen bölgesinde vize serbestisinin Haziran ayı sonunda başlamasını ve AB ile tam üyelik müzakerelerinde Kıbrıs’ın vetosuna takılan beş başlığın açılmasını istiyor.

Davutoğlu: Türkiye’yi göçmen hapishanesi yapmayız

Dün Brüksel’e gitmeden önce Ankara Esenboğa Havalimanı’nda bir basın toplantısı düzenleyen Başbakan Ahmet Davutoğlu, AB zirvesinden Türkiye, Avrupa ve mülteciler için iyi haberler çıkmasını ümit ettiğini söylemişti.

Davutoğlu, “Türkiye’yi açık göçmen hapishanesi haline getirmeyiz” demişti.

Ocak 2015’ten bu yana yaklaşık 1 milyon göçmen ve mülteci, Türkiye ve Yunanistan üzerinden AB üyesi ülkelere giriş yaptı. Aynı sayı sadece yılın şu ana kadarki bölümünde, 132 binden fazla.

On binlerce göçmen de seyahatlerinin engellenmesi nedeniyle umutsuz bir şekilde Yunanistan’da bekiyor.

Daily Telegraph: AB-Türkiye anlaşması tehlikede

İngiliz Daily Telegraph gazetesi, mülteci krizinin çözümü amacıyla Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında varılan anlaşmanın dün akşam itibarı ile tehlikede olduğunu yazdı.

Daily Telegraph gazetesi bu duruma gerekçe olarak, Ankara’nın Brüksel’e “şantaj yaptığı” iddialarını ve Almanya’nın mültecilerin Türkiye’ye gönderilmeleri planına dayalı prensip anlaşmasına yönelik yasal endişeleri gösterdi.

Gazetenin iç sayfalarındaki haber, Daily Telegraph’ın Avrupa editörü Peter Foster ile muhabirlerinden Matthew Holehouse’ın imzasını taşıyor.

Haberde, Kıbrıs’ın, Alman planına dayalı anlaşmayı veto etme tehdidinde bulunduğu, Fransa ve Çek Cumhuriyeti’nin Türkiye’yi “Avrupa’ya şantaj yapmakla” suçladığı, bazı Avrupalı yetkililerin de anlaşmanın yasadışı olduğunu kabul ettikleri belirtiliyor.

Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk, Perşembe günü başlayacak AB zirvesi öncesi dün Lefkoşa ve Ankara’da temaslarda bulunmuştu.

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"

Donald Tusk, prensip anlaşmasının AB’ye üye 28 ülkenin tümü ve birliğin tüm kurumlarınca onaylanması gerektiğini hatırlatmıştı.

‘AB, müzakerelerden hasar alarak çıkacak’

Daily Telegraph’a konuşan AB’den üst düzey bir diplomatik kaynak, Cuma günü birlik üyesi ülkelerin Cuma günü uzlaşmalarının beklendiğini söylemiş. Ancak aynı kaynağa göre, AB müzakerelerden hasar alarak çıkacak, anlaşmanın nasıl uygulanacağının netleşmesi için de aylarca beklenmesi gerekecek.

İngiliz gazetesine konuşan Brüksel merkezli Avrupa Refırm Merkezi’nden göç uzmanı Camino Mortera-Martinez ise şu değerlendirmeyi yapmış:

“Bu anlaşma üzerinde yeterince durulmadı. Taraflar, anlaşmanın sonuçları üzerinde, koşullarını açıkladıktan sonra düşündüler. Oysa çok kısa süre içinde çözülmesi gereken çok fazla sorun var.”

‘Merkel, Tusk’ı küçük düşürdü’

Konuyla ilgili son gelişmelere ayrıca Financial Times iç sayfalarındaki bir haberde, Times ise başyazında değinmiş.

Financial Times gazetesindeki haberin başlığı, “Tusk, Türkiye ile varılan anlaşmaya yönelik sorunları gidermeye çalışıyor”.

Gazete, Brüksel muhabirleri Peter Spiegel ve Alex Barker’ın imzalarını taşıyan haberde, Tusk’ın hem yasal sorunları aşmaya hem de Kıbrıs’ın öfekesini yatıştırmaya çalıştığını belirtiyor.

Financial Times, Tusk’ın bugün AB üyesi 28 ülkenin liderlerine yeni bir taslak anlaşma metni göndereceğine, “anlaşmanın yeniden dengelenmesi gerektiğini” söylediğine dikkat çekiyor.

Gazete prensip anlaşmasının Almanya Başbakanı Angela Merkel’in eseri olduğunu vurguluyor. Merkel’in, Tusk’ı, 2014’te mevcut görevini kabul etmesine ikna ettiğini ancak sonra iki liderin aralarının Merkel’in göç politikası yüzünden açıldığını da ekleyerek.

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"

Financial Times’a konuşan ve adı açıklanmayan, Türkiye ile müzakerelere katılan Avrupalı bir liderin üst düzey danışmanı şunları söylemiş:

“Merkel Tusk’ı küçük düşürdü. Tusk hazırlıkları yaptı, önemli oranda ilerleme sağladı. Daha sonra Merkel onu bir kenara itti. Merkel, Tusk’ın bitirdiğini düşündüğü bir müzakereye başladı.”
Financial Times’ın haberinde, Tusk’ın dün Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis’in yanında sarfettiği şu sözler de yer alıyor:

“AB, 28 üye ülkenin oluşturduğu bir birliktir. Kıbrıs da; Almanya, Fransa, Holanda ve birliğe üye diğer ülkeler kadar önemlidir.”

Times: AB içinde daha fazla işbirliği gerekebilir

Times gazetesi ise başyazında AB ülkelerine kontrolsüz göçün önlenmesine ilişkin anlaşmanın hayati önem taşıdığını vurguluyor.

Ancak gazeteye göre, nihai anlaşma için AB üyesi ülkelerin daha fazla işbirliği yapmaları ve birlik olmaları gerekebilir.

Başyazıda ayrıca

  • * Türklerin sadece yüzde 10’unun pasaport sahibi olmasına karşın Türk vatandaşlarına vize muafiyetine sağlanmasına,
    Merkel’in partisinden bazı çevrelerin ve Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın karşı çıkmasından,
  • * Türkiye’nin tanımadığı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB’de veto hakkı olmasından,
  • * İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Garcia-Margallo’nun, göçmenlerin Türkiye’ye gönderilmesinin Cenevre Sözleşmeleri’ne aykırı olacağını söylemesinden,
  • * Bulgaristan Başbakanı Boyko Borissov’un, ülkesinin sınırlarını kapsamadığı gerekçesiyle anlaşmadan şikayetçi olmasından ve bu durumu Tusk’a bir mektupla iletmesinden söz ediliyor.

Times, başyazısını şu satırlarla noktalıyor:

“Nihai bir anlaşmayı, farklı öncelikleri ve kamuoyu baskıları olan AB üyesi 28 ülkenin tümünün kabul etmeleri gerek. Avrupa için bu noktaya gelmek bilr yaklaşık bir yıl aldı. En büyük siyasi engellerle de henüz karşılaşılmadı.

“Yaklaşık 2 milyon mülteciyi sınırlarında bulunduran Türkiye, tüm kartlara sahip gibi görünüyor. Ancak Ankara çok başlı bir yaratıkla müzakerelerde bulunmak zorunda. Bu yaratığın ağızlarından da aynı melodiler çıkmıyor olabilir. Çıkmaması halinde ise Avrupa projesi bir kez daha krizde demektir.”

* 5 soruda AB – Türkiye mülteci planı

Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye göçmen krizini sonlandırmak için kapsamlı ama bir o kadar da karmaşık bir plan üzerinde prensip anlaşmasına vardıklarını açıkladılar.

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"

Plan kapsamında Türkiye ve AB ülkeleri arasındaki mülteci trafiğinin düzenli bir hale sokulmasından, Türkiye’nin AB üyelik sürecinin ve Türk vatandaşları için Schengen bölgesine vizesiz seyahat çalışmalarının hızlandırılmasına kadar birçok konuda yeni adımlar atılması öngörülüyor.

Anlaşmanın ayrıntılarını ve tarafların tutumlarını beş başlıkta özetledik.

1- AB’ye ne önerildi?

Başbakan Ahmet Davutoğlu öncülüğündeki Türkiye heyeti zirveye yeni bir teklifle gitti.

Türkiye kıyılarından yola çıkıp Yunan adalarına ulaşan tüm göçmenler, buna Suriyeli mülteciler de dahil, Türkiye’ye geri gönderilecek. Bunun karşılığında AB ise Türkiye’ye gönderilen her bir Suriyeli karşılığında Türkiye’den bir mülteci alacak.

Plan metninde bu sayede insan kaçakçılarının önünün kesilebileceği, Avrupa’ya göçün düzenli hale sokulabileceği belirtiliyor.

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"

Suriyeli olmayan göçmenlerin durumu ise belirsiz.

2016’nın başından bu yana Ege’yi geçerek Yunan adalarına ulaşan 130 bin göçmenin yüzde 50’den azı Suriyeliydi.
Kalanlar ise AB’nin ekonomik göçmen olarak tanımladığı Pakistanlılar, Afganlar, Iraklılar ve İranlılar.

Türkiye’nin ekonomik göçmenleri geldikleri ülkelere geri göndermesi planlanıyor. Ancak bu planın uygulamaya nasıl geçirileceği belirsiz.

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"

2- Peki Türkiye ne istiyor?

AB liderleri için sürpriz olan bu öneriye karşılık Türkiye taleplerini de arttırdı.

Türkiye’nin AB tarafından zirve sonuç metninde yer bulan üç temel talebi şöyleydi:

  •  Vizesiz Avrupa: Plan başarıyla uygulanırsa Türk vatandaşlarına Haziran 2016’dan itibaren Schengen bölgesinde vizeden muaf tutulması.
  • Mali yardım: Mülteciler için hazırlanan projelerde kullanılması için hazırlanan 3 milyar euroluk AB fonunun Türkiye’ye Mart ayının sonundan önce gönderilmesi. Gerekli görülürse yeni projeler için ek fonlama.
  •  AB üyelik süreci: Türkiye’nin üyelik müzakerelieri kapsamında yeni başlıkların görüşmelere açılması.

Vizesiz Avrupa talebinin hayata geçebilmesi için mevcut planın işlemesinin yanı sıra Türkiye’den daha önce de talep edilen biyometrik pasaport gibi adımların atılması isteniyor.

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, vizesiz Avrupa için gereken bu maddelerin sayısının 72 olduğunu bir kez daha söyledi.

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"

3- Liderler ne diyor?

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"

Brüksel’de toplanan AB liderlerinden anlaşmaya gelen ilk tepkiler oldukça olumluydu.

Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk, planı ‘çığır açıcı’ olarak nitelerken, “Avrupa’ya düzensiz göçün sonlandığı konusunda net bir mesaj verdik” dedi.

Almanya Başbakanı Merkel de kağıt üzerinde anlaşmanın olumlu olduğunu söylese de Tusk’tan daha temkinli davrandı ve “Eğer hayata geçerse çığır açıcı olur” ifadesini kullandı.

Ahmet Davutoğlu planı ‘cesur bir adım’ olarak niteleyip, anlaşmanın sağlanmasıyla birlikte yasadışı göçün önüne geçilebileceğini ifade etti.

4- BM bu plana neden karşı çıktı?

Siyasiler her ne kadar anlaşmadan memnun gibi görünse de Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) planın uluslararası mevzuata uygunluğu konusunu sorguluyor.

UNHCR Avrupa Direktörü Vincent Cochetel, AB’nin krizi ‘çabukça çözmek’ için hazırladığı planın uluslararası hukuka aykırı olabileceğini ifade etti.

İsviçre radyosu RTS’ye konuşan Cochetel, “Yabancı ülke vatandaşlarının kitlesel biçimde sınır dışı edilmeleri Avrupa İnsan Hakları Konvansyonu’na aykırıdır” diye konuştu.

Cochetel, Yunan adalarına gelenlerin toplu biçimde Türkiye’ye gönderilmesi sırasında mültecilerin yasal haklarının korunması gerektiğini ifade ederek “Bu konuda şüphelerim var” dedi.

Cochetel, ayrıcaAB’nin Türkiye’den mülteci alması konusunun da kağıt üzerinde planlandığı şekilde işleyip işlemeyeceğinden emin değil.

AB ülkeleri ve Atina arasında Yunanistan’daki 66 bin mültecinin diğer AB ülkelerine gönderilmesini öngören bir anlaşma olduğunu hatırlatan Cochetel, “Şu ana kadar sadece 600 kişi AB ülkelerine dağıtıldı. Yunanistan’la işe yaramayan anlaşma nasıl olacak da Türkiye’yle işleyecek” diye soruyor.

5- Şimdi ne olacak?

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"

7 Mart gecesi ortaya çıkan AB – Türkiye göçmen krizi planı 18 Mart’taki AB zirvesine kadar tartışılacak.

AB üyesi ülkeler planı kendi kamuoylarına anlatıp metin üzerinde çalışacaklar.

10 gün sonra AB liderleri ve Türkiye tekrar biraraya gelerek metne son halini vermeye ve nihai imaları atmaya çalışacak.

O yüzden mevcut plan ve 10 gün sonra ortaya çıkması muhtemel anlaşma arasında ciddi farklılıkların olması da ihtimaller dahilinde.

 BM: “AB-Türkiye anlaşmasında yasal sorunlar var” demişti..

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Avrupa Birliği ve Türkiye’nin prensipte üzerinde anlaştığı göçmen krizi planının sorunlu olduğunu dile getirdi.

UNHCR’ın Avrupa Direktörü Vincent Cochetel, “İnsanları hiçbir güvence olmadan Türkiye’ye geri gönderme planı, uluslararası hukuk ve Avrupa hukuku açısında birçok sorun barındırıyor” dedi.

Cochetel, iltica başvurularının incelenip kayda geçirilmesi işlemlerinin yasal biçimde yürütülmesi için tarafların mutlaka bir mekanizma oluşturması gerektiğini de ifade etti.

İsviçre radyosu RTS’ye konuşan Cochetel, “Umarım gelecek 10 gün içerisinde mültecilerin haklarını güvence altına alacak bir takım garantiler oluşturulur” diye konuştu.

AB – Türkiye zirvesinde Ankara’nın masaya yeni getirdiği teklifte, Yunan adalarına giden Suriyeli mülteciler dahil tüm göçmenlerin Türkiye’ye iadesi karşılığında, AB’nin Türkiye’ye gönderilen her bir Suriyeli için Türkiye’den bir mülteciyi kabul etmesi önerilmişti.

Türkiye anlaşma çerçevesinde AB’den ayrıca 3 milyar euro ilave fon ve Haziran sonuna kadar Türk vatandaşlarına Schengen bölgesinde vizesiz seyahat imkanlarını talep etti.

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"

‘Cesur bir karar’

Zirvede yeni plan üzerinde prensip anlaşmasına varıldığı açıklanmış, 18 Mart’ta düzenlenecek yeni bir zirvede bu planın gözden geçirileceği ifade edilmişti.

Zirvenin ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker anlaşmayı “Cesur bir karar aldık” demiş ve Türkiye’nin kaçak göçmenleri ülkeye geri almayı kabul etmesine vurgu yaparak “Türkiye, Türkiye – Yunan adalarında bulunan tüm illegal göçmenleri geri alacak. Alınan her Suriyeli karşılığında bir Suriyeli yasal yoldan AB’ye yerleştirilecek” demişti.

Basın toplantısında söz alan Başbakan Ahmet Davutoğlu ise anlaşmayı için “Konuyu çok dikkatli bir şekilde etüt ettik, teklifler getirdik. Bizler aldığımız kararları uygulamaya devam edeceğiz ama cesur bir karar aldık. Bütün düzensiz göçmenleri, Türkiye’den gidiyorlarsa geri almayı kabul ettik” dedi.

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"

Türkiye – AB göçmen planı: Engellerle dolu bir yolun başlangıcı mı?

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"

Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye, bu hafta Brüksel’de yapılan zirvede, göçmen krizinin nasıl aşılabileceğine dair bir plan üzerinde prensipte uzlaşıya vardı.

Plan kapsamında Türkiye’den denize açılarak Yunan adalarına ulaşan Suriyeli göçmenlerin Türkiye’ye geri gönderilmesi, bunun karşılığında da Türkiye’nin kabul ettiği her bir Suriyeli göçmen için AB ülkelerinin de Türkiye’deki mülteci kamplarında bulunan kayıtlı Suriyelilerden bir kişiye kapılarını açması söz konusu.

Ancak daha şimdiden, varılan uzlaşıya karşı muhalif sesler yükselmeye başladı.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), AB ve Türkiye arasındaki anlaşmanın uluslararası hukuku ihlal edebileceği uyarısını yaptı.

UNHCR, göçmenlerin başvurularının tek tek ele alınmaksızın bir ülkeden diğerine gönderilmelerinin uluslararası anlaşmaların getirdiği yükümlülüklere aykırı düşeceğini savundu.

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) varılan anlaşmanın AB ilkelerine de ters olduğu kanaatinde.

Örgütün Mülteci Hakları Direktörü Bill Frelick, “Mülteciler bir pazarlık unsuru olarak kullanılmamalı. AB’nin mülteci sığınma sistemi, hatta Avrupa değerleri risk altında” diye konuştu.

Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi’nden Doç. Dr. Murat Erdoğan da AB ve Türkiye arasında varılan mutabakatın gerçekçi olmadığını düşünüyor.

Erdoğan, “Bir Suriyeli siz gönderin, bir Suriyeli de biz alalım demek, mülteci akışını siz düzenli hale getirin demek anlamına geliyor. Türkiye’nin neden böyle bir yükümlülüğü var, anlamıyorum” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Siz ülkenizde, hele ki iltica başvurusunda bulunmuş insanları, soruşturmasını yapmadan, başvuru süreçlerini işletmeden, UNHCR’ın onayı olmadan başka bir ülkeye yollayamazsınız. Fiili bir durum yaratılmaya çalışılıyor. Bunun uluslararası hukuka sığan bir tarafı yok.”

Türkiye ‘güvenli ülke’ mi?

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"
Türkiye mülteci krizi için bugüne kadar yaklaşık 9 milyar dolar harcadığını söylüyor ve AB’den Suriyeli mülteciler için daha fazla kaynak talep ediyor.

Türkiye, AB ülkeleri tarafından, hukuken mültecilerin geri gönderilebileceği bir “güvenli ülke” statüsünde görülmüyor.

Türkiye, 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesi’ne imza atan ülkelerden biri.

Ancak sözleşmeye “coğrafi sınırlama” ile taraf olan tek ülke konumunda.

Bu da Türkiye’nin sadece Avrupa Konseyi ülkelerinden gelenlere mülteci statüsü verebilmesi anlamına geliyor.

Avrupa Konseyi üyesi olmayan ülkelerden gelen kişilere ise “geçici sığınma” statüsü tanınıyor.

Türkiye’deki 2,7 milyonu aşkın Suriyeli göçmen de bu statüde görülüyor.

Çetrefilli süreç

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"
Binlerce göçmen, Balkan güzergahı olarak da bilinen yolda ülkeleri ayıran sınırlarda sıkışmış durumda bekleyişlerini sürdürüyor. Amaçları Almanya’ya ulaşmak.

UNHCR’ın eski Türkiye direktörü Metin Çorabatır, “Geri kabul anlaşmasının yürümesi açısından Türkiye’de mülteci statüsü için bireysel başvuru imkanının olması lazım. Ancak Suriyeliler geçici koruma statüsü altında oldukları için bu imkanları yok” diyor.

Çorabatır, “AB Türkiye’nin ‘güvenli ülke’ olduğu imajını yayıp, mümkün olduğu kadar çok insanı Türkiye’ye yollamak istiyor. Türkiye ise bu tanımı en dar şekliyle yorumlayıp daha az insanı geri kabul anlaşması çerçevesinde almaya hevesli” diye konuşuyor.

Metin Çorabatır, AB-Türkiye arasındaki mülteci krizi görüşmelerine UNHCR’ın da dahil edilmesi, uluslararası mülteci hukukunun bekçisi olarak devrede olması gerektiğini savunuyor.

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"

Göç uzmanı Murat Erdoğan da Avrupa’nın Suriyeli mültecileri Türkiye’ye göndermesinin çok çetrefilli bir süreç olacağı kanaatinde.

Erdoğan, “Bombalardan, cellatlardan, mayınlardan kaçmış, teknelerle Akdeniz’e açılmış insanlar, kendilerine ‘Hadi sizi Türkiye’ye gönderiyoruz’ denildiğinde direnmeyecekler mi? Tabii ki direnecekler” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Suriyeliler bize düzensiz gelecekler, biz onları tespit edeceğiz, sıraya sokacağız, numaralandıracağız. Ben halen kendi ülkemdeki Suriyelilerin tamamını kayıt altına bile alamadım. İnanılmaz sıkıntılarım var. Süreci yönetemiyorum. Bir de yeni gelenleri nasıl düzenleyeceğim?

“Hem Avrupalı benden mülteci geri alacağını nasıl garanti edecek? AB kendi içinde dağılmış durumda. Söz verdikleri 3 milyar euroyu bile gönderemediler daha. Biz mültecileri Avrupa’ya yollayamayınca ne olacak? Bunun siyasi riskini, sosyal riskini kim karşılayacak?”

AB içinde çatlak

AB ülkeleri içerisinde Suriyeli mültecilerin nasıl dağıtılacağına dair halen bir görüş birliğine varılabilmiş değil. Macaristan, böylesi bir teklifi veto edeceğini şimdiden açıkladı bile.

Slovenya dün Yunanistan’dan Batı Avrupa’ya gitmek isteyen mültecilerin sınır geçişlerine ek kısıtlamalar getirdiğini açıkladı.

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"

Sırbistan da yasal belgeleri bulunmayan göçmenlerin Makedonya ve Bulgaristan’dan ülkeye girişine izin verilmeyeceğini belirtti.

AB içindeki sekiz ülke halihazırda sınır kontrollerini sıkılaştırmış durumda. Bu da binlerce mültecinin Yunanistan sınırında yığılmasına yol açıyor.

Geçtiğimiz yıl AB ülkeleri 22 bin 500 mülteciyi 2017 sonuna dek kendi bünyesinde farklı ülkelere yerleştireceği taahhüdünde bulunmuştu.

Ancak şimdiye kadar Yunanistan’a giriş yapıp başka ülkelere yerleştirilebilen mülteci sayısı 800’ün altında.

Müzakere stratejisi

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"
Türkiye’nin 7 Mart zirvesinde AB’ye sunduğu yeni plan, göçmen krizinin çözümü için yürütülen görüşmelerin temelini oluşturdu.

Tüm eleştirilere karşın gerek AB gerekse Türkiye, Brüksel’de varılan anlaşmayı bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor.

Aslında Türkiye’nin “pazarlık masasına” yüksek kozla oturduğu, elini de iyi oynadığı yönünde genel bir kanı da hakim.

Türkiye, AB’den yaptığı temel taleplere olumlu yanıt almış gibi görünüyor. Bu çerçevede:

  • AB ülkelerine seyahat etmek isteyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Haziran ayından itibaren Schengen vizesi almasına gerek olmaması;
  • AB’nin halihazırda teklif ettiği 3 milyar Euro üzerine, 2017-2018 dönemi için 3 milyar Euroluk bir yardım daha taahhüt etmesi ihtimali;
  • Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerinin hızlandırılması, yeni fasılaların açılması söz konusu.

Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Merkezi EDAM’dan Sinan Ülgen, Türkiye’nin AB karşısında iyi bir müzakere stratejisi yürüttüğünü söylüyor.

Ülgen, Türkiye’nin mülteci krizinin Avrupa’daki etkilerini ve Avrupa liderlerinin siyaseten nasıl bir baskı altında olduklarını iyi değerlendirdiğini ve AB’yle mümkün olabildiğince iyi bir anlaşmaya varmayı başardığını ifade ediyor.

Vizesiz Avrupa ne olacak?

AB - Türkiye ilişkilerinde tutarsızlık: Türkiye'ye "Özel muamele yok"
Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Türk vatandaşlarına vize muhafiyeti verilmesi için Ankara’nın 72 şartı yerine getirmesi gerektiğini söyledi.

Ülgen’e göre, varılan anlaşmanın en kırılgan unsurlarından biri ise Türkiye’ye tanınması beklenen vize serbestisi.
Ülgen, “Bunun hayata geçebilmesi için her ülkenin onay vermesi gerekmiyor. Bu, AB Konseyi’nde nitelikli çoğunlukla oylanacak bir karar. Ancak örneğin Fransa bu konuda çok çekingen davrandı şimdiye dek. Fransa’nın itiraz etmesi durumunda ise vize serbestisi kararının çıkması pek mümkün değil.” diyor.

Murat Erdoğan da mülteci krizinin Türkiye’ye AB’yle ilişkilerini düzeltmek için bir fırsat sunduğunu söylüyor.

Erdoğan, “Türkiye’nin dostu, Avrupa’nın ise umudu kalmadı. Yıllardır AB’yle ilişkilerde bir adım yol kat edemiyorduk. Şimdi bizimle müzakere etmek zorundalar. Türkiye’de olup bitenlere karşı da hiç seslerini bile çıkarmıyorlar.” diye konuşuyor.

Brüksel zirvesinde Zaman gazetesine kayyum atanması ve gazetenin editoryal çizgisinin hükümet yanlısı bir yöne kayması konusunun yeterince gündeme gelmemesi eleştiri konusu olmuştu.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Türkiye’de insan hakları ihlallerinin kötüleşmesinden endişe duyduğunu belirtmiş ve AB’nin Ankara’yla temaslarında bu konuların da gündeme getirilmesini istemişti.

‘Tek çare AB üyeliği’

AB-Türkiye arasında varılan anlaşmaya nihai şekli, 17-18 Mart tarihlerinde AB ülkelerinin Brüksel’de yapacağı zirvede verilecek.

Ancak göç uzmanı Murat Erdoğan’a göre şu anda varılan anlaşma başarısız olmaya mahkum.

Erdoğan, “Türkiye AB ile birlikte, gerçekten samimi bir ortak mülteci politikası, bir ortak göç politikası, bir ortak entegrasyon politikası belirlemek zorunda.” diyor.

Murat Erdoğan, göç krizine ortak ve kapsamlı bir strateji geliştirmenin ise ancak bir vadede AB’nin Türkiye’ye kapılarını açmasıyla mümkün olacağını savunuyor ve şöyle diyor:

“Bu göç krizini engellemenin yolu Türkiye’nin doğu ve güney sınırını güvenlik altına almaktan geçer. Yoksa göç akını devam eder.

“Türkiye’nin bunu yapabilmesi için polis, jandarma, bekçi rolü oynamasının dışında, sistemin bir parçası olması gerekiyor. Onun yolu da AB üyeliğidir. Bunun başka çaresi yok.

“Bugün bu çok komik, çok hayalperest bir öneri gibi gelebilir. Ama bu işi uzun vadede çözmenin başka bir yolu olduğunu sanmıyorum.

“AB üyeliği olmaksızın Türkiye’yle oluşturulacak her türlü tali ittifak çökmeye mahkumdur. AB’nin bunun farkına varması lazım.”

Akademi Portal Arşiv
Adım Adım AB – TÜRKİYE SÜRECİ VE MÜLTECİ SORUNLARI-KİRLİ PAZARLIKLAR…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Güvenlik *