Beyin içinde beyin omurilik sıvısı(BOS) salınım veya emilimindeki bozukluklar nedeniyle BOS miktarında artış olması ve bunun sonucu olarak kafa içi basıncının artması ile ortaya çıkan radyolojik görünüme “hidrosefali” adı verilmektedir.
BOS dolanım yollarındaki tıkanıklık veya BOS yapımı ve emilimi arasındaki dengesizlik sonucunda beyin içinde ventrikül adı verilen odacıklarda genişleme olması çevre beyin dokusuna baskı yapar ve kafa içi basıncının da artması ile beraber hasta da çeşitli yakınmalara neden olur.

Kimsenin İnanmadığı Mucize Gibi Bebek 1 Yaşına Bastı
2014 yılı Ağustos ayında ABD’de dünyaya gelen Jaxon Emmett Buell isimli bebek artık 1 yaşına bastı!
Dünya‘nın onu “mucize gibi bebek” olarak dillendirilmesi ve tanınmasının sebebide ; ABD’de yaklaşık 4,859 yenid doğumda 1 görülebilen “Mikrohidrasefali“” rahatsızlığına sahip olmasına rağmen hayatta kalabilmesi idi.
1000 canlı doğumda 3-4 oranında görülme sıklığı izlenir. Komunike ve non-komunike olarak ikiye ayırmak mümkündür.
Komunike yani bağlantılı tipte; kafa içi ile omurga arasındaki BOS dolanım yollarında tıkanıklık yoktur. BOS yapımında artma veya emilimindeki azalma sonrasında BOS miktarında belirgin artma sözkonusu olmaktadır. Tüm ventriküllerde genişleme söz konusu olmaktadır. Menenjit, subaraknoid kanama (SAK) ve araknodit bu tipin sık görülen sebepleri arasındadır. Tedavide ventriküloperitoneal şant(VPS) veya lumboperitoneal şant uygulaması yapılabilmektedir.
Non-komunike yani bağlantısız tip ise, BOS dolanım yollarında tıkanma söz konusudur. Bu nedenle BOS tıkanmanın gerisinde tıpki bir barajda bendin gerisinde su toplanması gibi birikmektedir. Doğumsal sebepler arasında,
– Akuadukt stenozu
– Foramen monro atrezisi
– Chiari ve Dandy-Walker malformasyonları
– İyi huylu kafa içi kistler
– Kafa kaidesi anomalileri, sayılabilir.
Edinsel olan sebepler arasında ise,
– Tümörler
– Beyin içi kanamalar
– Ventrikül içi kanamalar, sayılabilir.
Hidrosefali olan yenidoğanlarda, beraberinde farklı anomalilerde olabilmektedir. En sık karşılaşılan patoloji ise, meningomyelosellerdir.
Hastaların yakınmaları; aşırı duyarlılık, bulantı-kusma, baş ağrısı, uyuklama ve nöbet geçirme olan sayılabilir. Muayene de bulgular ise; baş çevresinde artma, kabarmış bıngıldak, gelişme geriliği, gözlerde yukarı bakışta kısıtlılık, göz dibinde ödem ve 6. beyin siniri etkilenmesine bağlı olarak göz hareketlerinde dış tarafa bakamama sayılabilmektedir.
Maalesef VPS takılması günümüzde en sık kullanılan yöntem olmasına rağmen beraberinde birçok sıkıntıları da getirmektedir. Şantın çalışmaması ve enfeksiyon çok sık olarak karşımıza çıkmaktadır. Her iki durumda da BOS nın drenajında azalma veya tamamen kesilme olmakta ve hidrosefaliye ait yakınmalar ve bulgular tekrar ortaya çıkmaktadır. Diğer VPS problemlerinde de olduğu gibi böyle bir durum ile karşılaşılması halinde çare gene VPS uygulamasındadır. Yani revizyon cerrahisi kaçınılmaz olmaktadır.
Bazı sebeplere bağlı olarak gelişen hidrosefali tiplerinde ventriküloperitoneal şant takılmasına alternatif yada tamamen yerini alması öngörülerek third ventrikülostomi adı verilen bir yöntem geliştirilmiştir. Günümüzde kullanım alanı dar olsa da yapılan çalışmalar ile gelecekte VPS nin yerini alması planlanmaktadır. Belki de bu sayede hastalar şant bağımlısı olmaktan ve komplikasyonlarından kurtulabilecek ve tek seferde kalıcı bir tedaviye kavuşabileceklerdir.











































