Anasayfa / Haberler / Zeytin Dalı Harekâtı Afrin: Dünya Basınında Günün Başlıkları
Zeytin Dalı Harekâtı Afrin: Dünya Basınında Günün Başlıkları

Zeytin Dalı Harekâtı Afrin: Dünya Basınında Günün Başlıkları

Dünya Basınında Zeytin Dalı Harekâtı 

Esad birliklerinin Afrin’e girme olasılığını değerlendiren güvenlik analisti Metin Gürcan, Türkiye açısından risklerin artacağına dikkat çekti

Gürcan, haberlerin Tillerson ziyaretiyle bağlantılı olabileceği görüşünde.

Esad’a bağlı güçlerin Afrin’e gireceği haberleri Esad birlikleri ile Türk birliklerinin karşı karşıya gelme ihtimalini gündeme getirdi. Güvenlik analisti Metin Gürcan, Türk ordusunun Zeytin Dalı Harekatı’na başlarken Suriye ordusu ile karşılaşma ihtimali üzerinde durmuş olabileceğine dikkat çekerek “İddialar doğruysa sahada riskler daha da artacaktır” diye konuştu. Gürcan, Esad güçlerinin Afrin’e gireceği iddiaları ile ilgili olarak DW Türkçe’nin sorularını yanıtladı.

DW: Türk ordusunun Suriye ordusu ile karşı karşıya kalma ihtimali ne kadar yüksek?

Metin Gürcan: Türk ordusu mutlaka ama mutlaka Zeytin Dalı Harekatı’na girişirken tüm ihtimaller üzerinde çalışmış, bütün faraziyeleri belirlemiş ve Suriye ordusu ile nasıl mücadele edileceğini de hesaplamıştır. Öyle ümit ediyorum. Elbette ki sahada Türkiye için riskler artacaktır. Suriye’nin, muhalif güçlere 2013 Reyhanlı saldırısından beri intikamcı hislerle yaklaştığını herkes biliyor. Böylesi bir süreçte Türkiye de muhalif güçlerle aynı kefeye konulmuştu. İhtimallerin ve risklerin çok yüksek olduğu bir süreç senaryosu mutlaka ama mutlaka Türkiye ordusunca değerlendirilmiştir.

Alman basını DW: Suriye ordusunun Afrin’e ilerlemesi haberlerinin ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’ın Türkiye ziyaretiyle bağlantısı olabilir mi?

Gürcan: Türkiye, Zeytin Dalı Harekatı’na başladığında her durumda bölgenin Suriye’nin kontrolüne geçeceğinden hareket etti. Yani Türkiye başından beri, özellikle Astana sürecinde Suriye’nin toprak bütünlüğünü tanıdı. Haberlerin Tillerson ziyaretiyle bağlantılı olması muhtemel. Çünkü Ankara’nın Washington’a göz kırpması, Suriye konusunda birlikte çalışmak için ortak mekanizmaların kurulması konusunda anlaşması herkesten önce Moskova’nın dikkatini çekti. Suriye’nin kuzeyinde yaşananların temelinde Amerika ile Rusya arasında yatan güç mücadelesi olduğunu herkes biliyor. Bölgede Fırat Nehri doğal bir sınır oldu ve Fırat’ın batısında asıl patron Rusya. Rusya, asla ama asla Amerika’nın Fırat’ın batısına geçmesine izin vermez. Rusya, Türkiye’nin ABD ile ortak vizyon geliştirmesine de izin vermez. Tillerson’ın Ankara ziyareti sonrası birdenbire Suriye ordusunun hareketlendiğine ilişkin haberler de Rusya’nın bu ziyarete olan tepkisini gösteriyor.

DW: Rusya, Amerika’yla Suriye konusundaki işbirliğini artırmak isteyen Türkiye’ye tepkisini nasıl ortaya koyar?

Gürcan: İkincisinin İstanbul’da yapılması kararlaştırılan Soçi zirvesinin önemi şimdi daha da artıyor. Türkiye, Rusya ve İran bu zirvede Suriye’de çözüm konusunda gelinen noktayı değerlendirecekler, sahadaki sıcak durum masaya yatırılacak. Rusya mutlaka Türkiye’nin elini baskılamaya çalışacak ve bu baskıyı yapmaya çalışırken Tillerson’ın Ankara ziyareti çıkış noktası olacak. Bundan sonraki süreç artık tüm taraflar için çok kritik. Rusya, Menbiç’te Türk askeri ile Amerikan askerinin ortaklığına geçit vermez.

DW: Hem ABD hem de Rusya’yla Suriye konusunda işbirliği Türkiye için mümkün değil mi?

Gürcan: Son iki aya kadar Batı dünyası, NATO, Türkiye’ye sırtını dönmüştü. Sonra NATO’dan Türkiye’ye ziyaretler gerçekleşti. Karşılıklı diplomatik temas arttı. Türkiye, ilişkileri normalleştirme pozisyonunu almaya başladı. Ancak Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyini Washington’la mı, Moskova’yla mı yaşayacağına dair kafa karışıklığı yaşanıyor. Menbiç de bu işin içine girerse, Fırat’ın batısında resim daha da karışık hale gelecek gibi görünüyor. Sahada işlerin nasıl yürüyeceği bundan böyle daha kritik. Suriye’nin kuzeyinde Amerikan hükümeti ile Pentagon arasında da adeta bir çatışma var. Trump hükümetinin Suriye’nin kuzeyinde adeta şov yapan Pentagon üzerinde siyasi denetim kuramadığı görülüyor. Bu yüzden esasen Tillerson’ın Ankara ziyaretinin etkilerinin de tam anlaşılması için sahada neler olduğuna bakmak gerekecek. Ankara’nın Amerika ile ilişkilerde normalleşme pozisyonunu alması Moskova’da Türkiye’ye karşı bakışları sertleştirecek. Afrin’de Zeytin Dalı Harekatı yürüten Türkiye, İdlib’in doğusunda çatışmasızlık bölgeleri kurmaya çalışıyor. Rusya için bu çatışmasızlık bölgelerinin kurulması çok önemli. Şimdi işin içine bir de Menbiç girerse işler daha da karışıyor. Amerika’yı kullanarak Rusya’yı sıkıştırmak mı, Rusya’yı kullanarak Amerika’yı sıkıştırmak mı, yoksa her ikisi mi? Türkiye’nin tüm bu hesapları yapmış olması gerekiyor.

Metin Gürcan, İstanbul Politikalar Merkezi’nde (İPM) güvenlik araştırmacısı olarak görev yapmaktadır.

Türkiye’nin Afrin’deki YPG güçlerine yönelik operasyonuyla cephelerin iyice keskinleştiği Suriye’de kim kime karşı, kim kimin yanında?

Türkiye’nin Afrin’e yönelik operasyonu 20 Ocak’ta başladı

Hafta sonu Suriye’de önce İran’a ait insansız hava aracının, ardından da İsrail ordusuna ait F-16’nın düşürülmesi, Suriye’deki çok taraflı çatışmanın daha da alevlenmesi riskini beraberinde getirdi. 2011 yılında rejime karşı protestolarla başlayan Suriye iç savaşı, artık uluslararası güçlerin cepheler üzerine nüfuz etmeye çalıştığı bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. Sadece İsrail ile İran’ın değil, Afrin operasyonu sonrası NATO üyeleri Türkiye ile ABD’nin karşı karşıya gelme tehlikesi de belirdi. Peki, cephelerin git gide keskinleştiği Suriye’de kim kime karşı, kim kimin yanında?

İsrail İran’a karşı

İsrail uzun zamandır Suriye’de İran devrim muhafızlarının yanı sıra Tahran yanlısı milislerin de varlık göstermesi nedeniyle teyakkuzda. İsrail’i özellikle Lübnan Hizbullahı milislerinin Suriye’nin güneydoğusundaki Golan Tepelerini kontrol altına alması ve İran’ın yardımıyla bölgede uzun menzilli füzeleri konuşlandırması ihtimali korkutuyor. Hizbullah’ın Suriye’de kendi füze üretim sistemlerini kurması ise İsrail’in korkulu rüyası.

2011 yılında Suriye ihtilafının başlamasından bu yana İsrail Hava Kuvvetleri Hizbullah’ın silah konvoylarını, fabrikalarını ve İran hedeflerini yüzlerce kez hedef aldı. İsrail her ne pahasına olursa olsun, ezeli düşmanı İran’ın Suriye’de hava ve deniz üssü kurmasını engellemeye çalışıyor. Rusya bugüne kadar İran ve Hizbullah’la birlikte rejim güçlerinin yanında yer almasına karşın, İsrail’in bu hedeflere yönelik saldırılarına ise göz yumdu.

Rusya muhaliflere karşı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Eylül 2015’te Suriye lideri Beşar Esad’ın yanında iç savaşa müdahil olması, muhalifleri nüfuz kaybına uğrattı. İran gibi Rusya da bölgedeki menfaatlerinden dolayı Esad’ın görevde kalmasını istiyor. Ancak Moskova’nın menfaatleri Tahran’ınkilerle her zaman örtüşmüyor.

Rusya Esad yönetimini destekleyen ülkeler arasında yer alıyor

Rusya Suriye’deki çatışmaya dahil olmakla bölgede düzeni belirleyen güçler arasına katıldı ve savaş sonrasında Suriye’nin yeniden inşasında rol sahibi olmayı da garantiledi. Rusya, İran ve Türkiye ile birlikte İdlib, Doğu Guta ve Suriye’nin güneydoğusunda muhaliflerin hakim olduğu bölgelerde ateşkes sağlanması için girişimlerde bulunuyor. Rusya Hava Kuvvetleri aynı zamanda şu günlerde rejim birliklerinin İdlib’de muhaliflere karşı yürüttüğü operasyona da destek veriyor.

Türkiye Kürtlere karşı

Suriye’nin Rusya’nın desteğiyle muhaliflere karşı yürüttüğü operasyon İdlib’deki ateşkesi gözetlemekle yükümlü Türkiye’nin tepkisini çekiyor. Türkiye, yeni bir mülteci dalgasından endişe ediyor. Öte yandan Türkiye bugüne kadar Suriye’de rejime karşı muhalifleri destekledi ve Rusya’nın müttefiki Esad’ın görevini bırakmasından yana tutum belirledi. Ancak Suriye’deki rejim değişikliği uzun zaman önce Türkiye’nin önceliği olmaktan çıktı; Türkiye için halihazırda önemli olan Suriye’nin kuzeyinde güç kazanan Kürtlerin nüfuzunu azaltabilmek.

Ocak ayından bu yana Türk Silahlı Kuvvetleri, Suriye’nin kuzeyindeki Afrin’de PKK ile yakın ilişkileri olan YPG güçlerine karşı operasyon düzenliyor. Rusya Türkiye’nin YPG’ye yönelik operasyonuna ses çıkarmazken, Reuters’in haberine göre Suriye rejimi ise Kürtlerin YPG’ye destek için kendi kontrolündeki bölgeleri kullanmasına izin veriyor. Esad rejimi ise ne Kürtlerin özerkliğini istiyor ne de bölgede Türk askeri varlığını.

ABD Menbiç’teki YPG’lilere silah ve askeri eğitim desteği sağlıyor

ABD cihatçılara karşı

ABD Afrin’e operasyon düzenleyen NATO üyesi Türkiye’yi bir ikilemle karşı karşıya bırakıyor; zira ABD IŞİD’e karşı mücadelede YPG’yi önemli bir aktör olarak görüyor. Suriye ve Irak’ta IŞİD’e karşı büyük ölçüde zafer sağlanmış olsa da ABD, örgütün yeniden güçlenmesi ihtimaline karşı YPG ile işbirliğini tehlikeye atmak istemiyor.

Türkiye’nin Afrin’e yönelik operasyonunu ABD askerlerinin konuşlandırıldığı Menbiç’e doğru genişletmesi halinde, NATO üyesi iki ülkenin karşı karşıya gelme tehlikesi bulunuyor. Aynı zamanda Suriye rejim birliklerinin Suriye’nin doğusunda Kürtleri hedef alması ABD ile Suriye rejimi arasında da bir çatışma riskini de doğurdu. ABD ile İran arasında da bir çatışma meydana gelmesi ihtimaller dışında görülmüyor. ABD Başkanı Donald Trump bölgede kendileri için en büyük tehlike olarak cihatçı grupların yanı sıra İran’ın olduğunu açıklamıştı.

Frankfurter Rundschau: Suriye’deki savaşta işler daha da kötüleşiyor

Alman basınında Suriye’de yükselen tansiyon, Hristiyan Birlik ile koalisyona hazırlanan SPD’ye desteğin azalması ve Merkel’in varisi olarak görülen CDU’nun yeni genel sekreteri öne çıkan yorum konularını oluşturuyor.

Frankfurter Rundschau Suriye’de hükümet güçleri ile YPG arasında varıldığı öne sürülen ittifaka ilişkin değerlendirmede bulunuyor:

Suriye’deki savaşta işler daha da kötüleşiyor. Burada tehlikeli olan, aslında birbirlerine düşman olan YPG’nin Kürt savaşçıları ile Esad rejimi askerlerinin Türk ordusuna karşı “düşmanımın düşmanı benim dostumdur” mottosu ile hareket ederek süre ve alan bakımından sınırlı olmak kaydıyla belirli bir amaca yönelik ittifaka giriyor olması değil. Asıl tehlike taraflar arasında başka çatışmaların gerçekleşme ihtimalinin giderek yükseliyor olması. Rusya Şam’daki iktidarı destekliyor, ABD ise YPG’yi. Tüm bunların yanında İsrail ve İran askeri kuvvetlerinin karşı karşıya gelebilecek olmasından bahsetmiyoruz bile.

Nürnberger Zeitung Suriye’de devam etmekte olan ve sonu görünmeyen savaşın risklerine dikkat çekiyor:

7 senedir devam eden savaş Suriye’yi yerle bir etti ve bu savaşın ne zaman sona ereceği belirsiz. Suriye Devlet Başkanı Esad’a muhalif güçler askeri anlamda neredeyse yok olmuş ve IŞİD de çölün küçük bölgelerine sıkıştırılmış olmasına rağmen savaş sadece devam etmekle kalmıyor, her geçen gün sayısı artan taraflar, ganimetten bir parça da kendisine kapabilmek arzusuyla, bu katliama dahil oluyor. Bu savaş diğer devletleri de bir girdaba sürükleyebilir ve sonunda yeni bir Otuz Yıl Savaşı’na dönüşebilir.

Neue Osnabrücker Zeitung son anketlere göre seçmen desteğini kaybederek AfD’nin gerisinde kalan Sosyal Demokratların geleceğine ilişkin aşağıdaki değerlendirmeyi yapıyor:

AfD’nin ardında üçüncü sıraya gerileyen SPD için bu durum sadece yetersiz bir avuntu. Çünkü var olan eğilim değişmedi. SPD hızlı bir düşüş sergiliyor. Bu düşüş Sosyal Demokratların koalisyon görüşmelerinde bir başarı elde etmiş oldukları göz önünde bulundurulduğunda daha da ilgi çekici hale geliyor. Makam değiş tokuşları ve tüm bu yanılgı ve karmaşa, başarı mesajlarını gölgeliyorsa, elde edilenler kimin işine yarar? Hayır SPD’nin tek sorunu gittikçe karmaşıklaşan partiler düzleminde popüler ve özgün bir karakter sergileyememesi değil. Bunun üstüne bir de kendinden emin olmayan bir politika ortaya koyarak bir partinin en değerli kaynağını, seçmenlerini kaybetmesi de ekleniyor.

Nürnberger Nachrichten’de Merkel’in desteği ile CDU’nun genel sekreterliğine aday gösterilen Annegret Kramp-Karrenbauer’e ilişkin şu satırlar yer alıyor:

Merkel, partisinin muhafazakar kanadı tarafından gittikçe daha açık bir şekilde dile getirilen bir mücadeleye girişti. Hristiyan Birlik hayal kırıklığına uğramış SPD seçmenini kazanmak için merkeze doğru kaymaya devam edecek. Başbakan Merkel mirasını devralacak varisi de belirledi. Bulunduğu makamı, parti liderinin desteğini de yanına alarak azmiyle elde eden bir parti genel sekreteri (aynen 20 yıl önceki Angela Merkel gibi) bazı bakanlardan daha önemlidir. 55 yaşındaki Kramp-Karrenbauer, bu durum göz önüne alındığında, Merkel’in arzu ettiği varisidir. Bu ise şu durumu daha da netleştiriyor: Merkel şimdi partisinin muhafazakar kanadının gönlünü alabilmek için Jens Spahn ve benzerlerini kabineye almak zorunda.

Bozdağ: Türkiye Menbiç konusunda çok nettir

Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ Menbiç’teki YPG varlığı konusunda açıklama yaptı. “Eğer ABD onları göndermezse Türkiye’ye karşı tehdit devam ediyor demektir” diyen Bozdağ, son sözü Türkiye’nin söyleyeceğini dile getirdi.

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyaretin başlıca gündem maddesini oluşturan Menbiç konusunda Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ’dan açıklama geldi.

Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası konuşan Bozdağ, YPG, PKK ve IŞİD gibi örgütlerin Menbiç’ten temizlenmesinin şart olduğunu söyledi.

Bozdağ “Eğer oradan ABD onları göndermezse veya çekmezse, orada onların varlığı devam ederse bu şu demektir; Türkiye’ye karşı tehdit devam ediyor demektir. Eğer netice çıkmazsa bu görüşmelerden elbette son sözü yine Türkiye kendi söyleyecektir. O zaman oradaki teröristleri Afrin’deki teröristleri nasıl temizlediyse aynı şekilde temizleyecektir” dedi.

Diyalog vurgusu da yapan Bozdağ, “Umarız ki böyle bir harekâta gerek kalmadan diyalog yoluyla bu konu çözülür” diye konuştu.

Tillerson’ın Ankara ziyareti sonrası yapılan açıklamada ABD ve Türkiye arasında son dönemde yaşanan fikir ayrılıklarının aşılması için ortak mekanizmalar kurulması kararlaştırılmıştı. Bozdağ basın toplantısında bu mekanizmalara ilişkin de bilgi verdi.

Hükümet Sözcüsü Bozdağ, “3 tane mekanizma oluşturulacak. Üçlü üç ayrı mekanizma. Bunlardan bir tanesi Suriye’yi konuşacak, bir tanesi adli konuları konuşacak, bir tanesi Irak’ta olup bitenleri PKK başta olmak üzere orayı konuşacak ve bütün burada iki ülkenin pozisyonunu ve sorunları tek tek el alacaklar ve sonuçlar ortaya koyacaklar” dedi.

Türkiye, PKK’nın Suriye uzantısı olarak gördüğü YPG’nin Suriye’de Fırat’ın batısında varlık göstermesine karşı çıkıyor. Fırat’ın batısında YPG’nin kontrolünde olan Afrin ve Menbiç olmak üzere iki bölge bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrin’in ardından Türkiye’nin Menbiç’e yönelik operasyon düzenleneceğini duyurmuştu. YPG, Amerika Birleşik Devletleri’nin IŞİD’e karşı mücadelede silah desteği ve askeri eğitim sağladığı gruplar arasında yer alıyor.

Reuters: Türkiye ABD’ye Menbiç için teklifte bulundu

Reuters haber ajansı, bir Türk yetkilinin açıklamalarına dayanarak Türkiye’nin ABD’ye Menbiç konusunda teklif götürdüğünü iddia etti. Habere göre, ABD teklifi değerlendiriyor.

Reuters’ın haberine göre, bir Türk yetkili, Ankara’nın Washington’a Menbiç’teki YPG’nin Fırat Nehri’nin doğusuna çekilmesi, ABD ve Türk askerlerinin ise Menbiç’te birlikte konuşlandırılması önerisini götürdüğünü açıkladı.

Haberde, teklifin Ortadoğu gezisi kapsamında dün akşam saatlerinden bu yana Ankara’da bulunan ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ile yapılan görüşmeler sırasında iletildiği bildirildi. Habere göre, ABD teklifi değerlendiriyor.

ABD Dışişleri Bakanı Tillerson dün akşam saatlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmüştü. Tillerson bugün erken saatlerde de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile bir araya geldi.

“Verimli ve açık’ bir görüşme oldu”

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, Erdoğan ile Tillerson’ın “verimli ve açık bir görüşme” yaptığı ifade edildi. Görüşme sonrası resmi bir açıklama yapılmadı. Basına kapalı olarak gerçekleştirilen görüşme 3 saat 15 dakika sürdü.

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarına göre görüşmede, başta Suriye ve Irak olmak üzere bölgesel gelişmeler, terörle mücadele ve ikili ilişkiler ele alındı. Görüşmede Türkiye’nin tüm bu konulardaki önceliklerinin ve beklentilerinin ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’a açık bir şekilde iletilmiş olduğu kaydedildi. Görüşmede Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da hazır bulundu.

ABD-Türkiye ilişkileri Türkiye’nin Afrin’deki YPG güçlerine yönelik operasyonu nedeniyle gergin bir dönemden geçiyor. Türkiye’nin operasyonu ABD askerilerinin konuşlandırıldığı Menbiç’e genişletmek istemesi, iki ülke arasında tansiyonun daha da yükselmesine neden olmuştu.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi: Doğu Guta’da 77 sivil öldürüldü

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Suriye hükümet kuvvetlerinin muhaliflerin elindeki Doğu Guta’ya yaptığı hava saldırılarında en az 77 sivilin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Suriye hava kuvvetlerinin Pazartesi günü Şam yakınlarındaki Doğu Guta’ya yaptığı saldırıda aralarında 20 çocuğunda bulunduğu 77 sivilin hayatını kaybettiğini duyurdu. Haberde roket ve topçu ateşine hedef olan Doğu Guta’da en az 300 kişinin de yaralandığına yer verildi. Birleşmiş Milletler hava saldırılarına derhal son verilmesini talep etti.

Suriye İnsan Hakları Gözlem Örgütü’nün başkanı Rami Abdül Rahman hükümet kuvvetlerinin Ocak ayında kuşatma altına alınan Doğu Guta’ya kapsamlı harekât başlatmaya hazırlandığını söyledi.

Doğu Guta sakinlerinin paniğe kapıldığı ve evlerin bodrum katlarına sığındığı haber verildi. Bombalara hedef olan Duma kentinde de çok sayıda çocuğun hayatını kaybettiği bildirildi.

Birleşmiş Milletlerin Suriye insani yardım koordinatörü Panos Mumtsis Doğu Guta’ya yapılan hava taarruzlarına derhal son verilmesini talep ederek, “bölgedeki sivillerin durumunun tamamen kontrolden çıktığını ve sivillere anlamsız yere acı çektirildiğini” söyledi.

Astana üçlüsünün kararı

Muhaliflerin başkent Şam yakınlarındaki son kalesi sayılan Doğu Guta’da iki İslamcı örgüt ile cihatçılar ittifakı Hayat Tahrir el-Şam’ın faal olduğu bildiriliyor. Esad rejimi başkent Şam’a roket ve havan saldırılarının düzenlendiği Doğu Guta’ya hâkim olmaya çalışıyor. Pazar günü de Şam’a altı roket düşmüş ve bir kişinin öldüğü haber verilmişti.

2013 yılından bu yana kuşatma altında olan ve yaklaşık 400 bin kişinin yaşadığı Doğu Guta’da insani durumun hızla kötüye gittiği bildiriliyor. Gözlem örgütü son beş gün içinde Doğu Guta’da 245, başkent Şam’da ise 20 kişinin öldüğünü haber verdi.

Doğu Guta esasen Rusya, İran ve Türkiye’nin arabuluculuğuyla muhaliflerle hükümet kuvvetleri arasındaki çatışmasızlık bölgesi ilan edilmiş ancak alınan karar uygulamaya geçirilememişti. Yedi yıldır devam eden Suriye’deki savaşta en az 340 bin kişi hayatını kaybetti.

Suriye televizyonu: Esad yanlısı güçler Afrin’e girecek

Suriye devlet televizyonu, Esad yanlısı güçlerin “saatler içinde Afrin’e gireceğini” açıkladı. Açıklama, bir Kürt yetkilinin Şam ile YPG’nin Afrin’e girilmesi konusunda anlaştığını duyurması üzerine geldi.

Suriye devlet televizyonu El İhbariye, pazartesi günü Esad yanlısı güçlerin kısa süre içerisinde Afrin’e gireceğini açıkladı. Kendi muhabirini alıntılayan devlet televizyonu, “Halk güçleri birkaç saat içerisinde Afrin’e girecek” dedi.

Şam’ın açıklaması, Reuters haber ajansının Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın YPG ile Afrin’de Türkiye’ye karşı güçlerini birleştirme noktasında anlaşma sağladığını iddia etmesinden saatler sonra geldi.

Suriye’nin kuzeyindeki özerk Kürt yönetimine danışmanlık yapan Badran Jia Kurd adlı yetkili, pazar günü Reuters’e konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Esad yanlısı güçlerin Afrin bölgesinin sınır noktalarında konuşlandırılacağını söyleyen Kurd, birliklerin iki gün içerisinde bölgeye gideceğini aktardı.

Şu an için sadece askeri bir anlaşma söz konusu olduğunu belirten yetkili, siyasi bir anlaşmanın mevcut olmadığını kaydetti. Kurd, “Bize işlenen bu barbarca suçlar ve uluslararası sessizlik ışığında yardım elini uzatan her tarafla işbirliği yapabiliriz” dedi.

Kurd, “Bölgeyi ilgilendiren siyasi ve idari meselelerle ilgili olarak Şam’la, doğrudan müzakereler ve tartışmalar vasıtasıyla daha sonraki aşamalarda uzlaşmaya varılacak” dedi. Söz konusu anlaşmaya karşı çıkanlar da olduğunu ve bunların anlaşmanın hayata geçirilmesinde sorun çıkarabileceğini kaydeden Jia Kurd, “Bu anlaşmanın ne kadar süreceğini bilmiyoruz çünkü anlaşmanın bozulmasını isteyen memnuniyetsiz taraflar var” şeklinde konuştu.

Suriye yönetiminden ise henüz söz konusu iddiaya dair bir açıklama gelmedi.

Rusya faktörü

Öte yandan Afrin’le ilgili anlaşmayla ilgili bilgi sahibi olan bir Kürt siyasi yetkili de, pazar günü yaptığı açıklamada Rusya’nın söz konusu anlaşmaya Türkiye’yle yürüttüğü diplomatik süreci çetrefilleştirebileceği çekincesinden ötürü karşı çıkabileceğini söyledi.

Reuters’e göre, her iki tarafın da temsilcilerinden yapılan açıklamalara göre Suriye hükümeti, son haftalarda bazı YPG’li, sivil ve siyasetçilerin kendi kontrolü altında bulunan bölge üzerinden Afrin’e geçişine izin vermişti.

Geçen hafta Reuters, Esad ile YPG’nin gizlice anlaşmaya vardığını iddia etmişti. Haberde, Suriye’nin çeşitli bölgelerinde ABD destekli YPG’ye karşı savaşan Suriye ordusunun diğer yandan Afrin’de “ortak düşman” Türkiye’nin karşısında Kürtleri desteklediği belirtilmişti. Haberde, Şam yönetiminin şu ana kadar Kürtlerin özerklik taleplerine karşı çıkmış olmasına rağmen, iki aktörün “Türkiye’nin etki alanını genişletmesini engelleme noktasında ortak çıkarları olduğuna” vurgu yapılmıştı.

Türkiye’nin “Zeytin Dalı Harekatı” adını verdiği operasyonun başlamasının ardından Afrin’deki özerk Kürt yönetimi, Esad’a “yükümlülüklerini yerine getirerek” ülkenin kuzey sınırını “Türkiye’den gelecek saldırılar karşısında korumaya” çağırmış, Şam ise Türkiye’nin harekatını “yasa dışı saldırganlık” ve “işgal” olarak niteleyerek karşılık verileceği tehdidinde bulunmuştu.

YPG: Anlaşma yok, sadece çağrı yaptık

Suriye ordusunun Afrin’e girmesi için Esad rejimiyle anlaştığı öne sürülen YPG, bu iddiayı yalanladı. YPG sözcüsü, “Anlaşma yok. Sadece Suriye ordusuna çağrı yaptık” dedi.

Suriye’de devlete bağlı El İhbariye televizyonunun sabah saatlerinde yayımladığı haberde “rejim yanlısı güçlerin birkaç saat içinde Afrin’e gireceğini” iddia etmesinin ardından yükselen gerilim devam ederken, YPG’den yeni bir açıklama geldi.

Türkiye tarafından terör örgütü kabul edilen PYD’nin silahlı kanadı YPG’nin sözcüsü Nuri Mahmud, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Anlaşma yok. Sadece Suriye ordusuna gelip sınırlarını koruması için bizim tarafımızdan yapılan bir çağrı var” dedi. Mahmud, “Bu, onun görevi… Ama şu ana kadar Suriye ordusu Afrin’e karşı görevini yerine getirmedi” diye ekledi.

Suriye resmi haber ajansı SANA, “Halk Güçleri” olarak tanımladığı rejim yanlısı birliklerin, TSK’nın Afrin operasyonunda “bölge halkına yardım ve destekte bulunmak üzere” bölgeye gideceğini duyurmuştu. Rejim yanlısı güçlerin Afrin’e gideceğine dair iddialar, Suriye’nin kuzeyindeki özerk Kürt yönetimine danışmanlık yapan Badran Jia Kurd adlı yetkilinin Pazar günü Reuters’a yaptığı açıklamaların ardından yoğunlaşmıştı.

Esad yanlısı güçlerin Afrin bölgesinin sınır noktalarında konuşlandırılacağını söyleyen Kurd, birliklerin iki gün içerisinde bölgeye gideceğini öne sürmüştü. Şu an için sadece askeri bir anlaşma söz konusu olduğunu belirten yetkili, siyasi bir anlaşmanın bulunmadığını ifade etmişti.

PYD’nin eski liderlerinden Salih Müslim de Pazartesi günü Berlin’de yaptığı, “Şu anda Suriye hükümetiyle Rusya’nın arabuluculuğunda müzakereler var ancak henüz bir anlaşmaya varılmış değil” demişti.

Bozdağ’dan Afrin haberlerine yalanlama

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise Suriye ordusu Afrin’e girdiği takdirde “kendilerini kimsenin durduramayacağını” söylemişti. Çavuşoğlu, “Rejim buraya PKK ve YPG’yi temizlemek için girerse, sorun yok. Rejim buraya PKK ve YPG’yi korumak için girerse bizi kimse durduramaz. Bu Afrin için de geçerli, Fırat’ın doğusu için de geçerli, Menbiç için de geçerli” demişti.

Ankara’dan akşam saatlerinde konuya ilişkin bir açıklama daha geldi. Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası basın toplantısında gazetecilere açıklamalarda bulunan Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, rejim güçlerinin Afrin’e gireceğine dair haberleri yalanladı.

Bozdağ, “Suriye resmi haber ajansı SANA, Suriye rejimine bağlı bazı güçlerin Afrin’e gireceğine dair bir haber geçtiyse de bu haber resmi makamlar tarafından doğrulanmamıştır, gerçek dışıdır, gerçekle alakası yoktur. Suriye rejiminin PYD/YPG terör örgütlerini müdafaa için Afrin’e birlik sevk etme gibi bir düşünceye varması veya bu yönde adım atması, bölge bakımından çok büyük felaketlere yol açar” dedi.

“Bölünmeye yeşil ışık yakmak anlamına gelir”

“Bir defa kendi toprak bütünlüğü için tehdit oluşturan ülkesini bölmek isteyen YPG/PYD terör örgütlerini korumak için rejimin Afrin’e asker göndermesini düşünmek, bunu makul görmek mümkün gözükmemektedir” ifadesini kullanan Bozdağ, “Çünkü böyle bir adım, bölgede başka olumsuzluklara yol açacağı gibi Suriye devletinin de bölünmesine yeşil ışık yakmak anlamına gelir ki Suriye yönetiminin de kendi ülkelerini bölecek bir adım atmayacağını düşünüyoruz. Ancak herhangi bir şekilde böyle bir olumsuzluk adım atılırsa elbette ki bu adımın çok ciddi sonuçları olur. Hem Türkiye için olur, hem Suriye için olur, hem bölge için olur” diye ekledi.

Türkiye’nin hedefinin “bölgeyi terörden arındırmak” olarak tanımlayan Bozdağ, bu pozisyonun değişmesinin söz konusu olmadığını ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu çerçevede Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile görüştüğünü söyledi. Bozdağ, “Şunu ifade etmek isteriz ki Rusya’yla Türkiye’nin Zeytin Dalı Harekâtı başlamadan önceki Afrin’deki bu operasyona bakışı, pozisyonu neyse, bugün de aynıdır. Bu pozisyonda bir değişiklik yoktur” dedi.

Twitter | Facebook | Pinterest | Akademi Portal  YouTube

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

Hakkında Akademi Portal

Akademi Portal

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Güvenlik *