Uluslararası Kriz Grubu'nun Makaesi: Türkiye'yi feda etmeyin

Uluslararası Kriz Grubu (ICG) Başkanı Jean-Marie Guehenno, Guardian gazetesinin internet sitesine Türkiye ve Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin bir makale yazmış..

“Suriye’yi kurtarmak için Türkiye’yi feda etmeyin” başlıklı yazıda Ankara’da askeri lojmanın hedef alındığı ve 28 kişinin hayatını kaybettiği intihar saldırısı da hatırlatılarak “Türkiye, çok yönlü krizlere sürükleniyor. Batı’daki dostları araya girmeli” deniyor.

Yorum yazısında özetle şu ifadeler yer alıyor:

“ABD ve AB ile olan dostluğu giderek daha kırılgan hale gelen ülke şimdi de tarihi düşmanı Rusya ile kanlı bıçaklı.”

“Ankara’da dolaşan en korkunç senaryolarda bile 14’üncü Rus-Türk savaşı, Türk toplumundaki eşi benzeri görülmemiş kutuplaşma ve Suriyeli mülteci dalgasının devamı konuşuluyor.”

Uluslararası Kriz Grubu'nun Makaesi: Türkiye'yi feda etmeyin
Ankara’da 17 Şubat’ta düzenlenen ve 28 kişinin hayatını kaybettiği intihar saldırısı ertesi gün geniş katılımla protesto edildi.

 

[toggle title=”TIKLAYIN – Analiz: Türkiye, Rusya ve ‘Doğu Sorunu'” state=”close” ]26 Şubat 2016 Bugün yaşanan olaylarda ilginç bir şekilde tarihi görmek mümkün. 1990’larda Bosna’daki İngiltere barış gücünü izlemek üzere bu ülkeye giderken gece Viyana’da bir otelde kalmıştım. – Lobide Habsburg İmparatorluğu’nun 19. yüzyıl haritaları vardı. Haritalarda bütün eski ülkeleri eski isimleriyle görmek mümkündü. Artık tarihe karışmıştı bu isimler. – Daha sonra Saraybosna’nın eski Türk pazarında sanki tarihi bir sınır bölgesinde duruyormuşum hissine kapıldım: Avrupa ile Doğuda Osmanlı toprakları arasındaki sınırdı bu. 19. yüzyıl boyunca Batılı diplomatların “Doğu Sorunu” olarak adlandığı konuyu hatırlatıyordu bu sınır. – Osmanlı İmparatorluğu o zamanlar “Avrupa’nın hasta adamı” olarak görülüyor, himayesi altındaki bu topraklarda otoritesini yitirirken ne olacağı sorusu korku veriyordu. – Rusya kaygı uyandırıyordu. 1850’lerde Osmanlı ile Rusya arasındaki Kırım Savaşı’nda, İngiltere ve Fransa, Rusya’nın Kutsal Topraklar üzerindeki etkisini sınırlamak ve Osmanlı’ya destek olmak için savaşa girmişti. Bugün de benzer bir durumla karşı karşıyayız. Yine aynı adları duyuyoruz: Kırım, Ortadoğu’da Rusya etkisi gibi. – Dönem değişiyor ama coğrafya değişmiyor ve stratejik çıkarlar başka şeylerin yanı sıra coğrafya ile de ilgili. – Türkiye, geçen Kasım’da hava sahası ihlali gerekçesiyle Rus Su-24 jetini düşürmüştü. – Bu nedenle Avrupa bugün “yeni bir Doğu Sorunu” ile karşı karşıya. Hırslı Türkiye – Ama bugün sorun Türkiye’nin zayıflığından daha çok Ankara’nın kolunun uzunluğu. – Türkiye imkânsızı başarmış görünüyor. – Birkaç yıl önce dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile röportaj yapmıştım. Eski bir akademisyen, Prof. Davutoğlu, Türkiye’nin komşularla sıfır sorun öngören yeni dış politikasının gururlu mimarıydı. – Davutoğlu artık Başbakan. Geçen yıllar içinde ise Türkiye’nin hemen hemen bütün komşularıyla ve eski bölgesel ortaklarıyla sorunları oldu. Suriye, İsrail ve şimdi daha da önemlisi Rusya ile. – Moskova ve Ankara Suriye krizinde farklı taraflarda buldu kendilerini. Moskova, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad hükümeti yanında, Türkiye ise Esad’ın gitmesini isteyen ülkelerin başında. – Rusya’nın Suriye’de Türkiye tarafından desteklenen muhalif grupları bombalaması ve Kürtleri Türkiye sınırına daha da yaklaşmaları yönünde teşvik etmesiyle bir tür vekalet savaşı kızıştı. – Türkiye’nin geçen Kasım’da Rus savaş uçağını düşürmesi gerginliği daha da artırdı. – Daha sonra Rus desteğiyle Suriye’nin Halep’e saldırısı, Türkiye sınırlarına yeni mülteci akınına neden oldu ve Ankara’nın Kürtlerin başarısı korkusunu güçlendirdi. – Bu “yeni Doğu Sorunu” Batı Avrupa’yı iki önemli yönden etkiliyor. Birincisi, Türkiye’nin NATO üyesi olması. – Türkiye’nin Rusya ile dalaşa girmesi ittifakın bütünü açısından dramatik sonuçlar doğurabilir. – Rus jetinin düşürülmesi ardından NATO üyelerinin Türkiye’ye açık desteği , böylesine aceleci bir tepki göstermesi karşısındaki kaygılar ve şaşkınlık nedeniyle, ılımlı bir tona bürünmüştü. – Mülteci sorunu – Fakat sorunun bir başka güvenlik boyutu da Avrupa kapılarına dayanmış olan mülteci akınıyla ilgili. – Türkiye, Suriye’nin kuzeyindeki YPG mevzilerini bombalamıştı – Bunlar sadece Suriye’den gelmiyor; ama oradaki kriz nedeniyle ortaya çıkan göç sorunu önemli bir etken. – Bu nüfus hareketinin önemli bir kısmı Türkiye üzerinden oluyor; bu nedenle Avrupa Birliği’nin Ankara ile ilişkilerini temkinli ölçmesi gerekiyor. – Avrupa’nın bu konuda Türkiye’ye yardım etmemesi halinde Ankara kapıları açarak batıya doğru daha güçlü bir göçmen akını başlatabilir. – Türk ordusunun kendi sınırları içindeki Kürt bölgelerine karşı başlattığı saldırıya karşı Batı Avrupa’nın sessiz kalmasının nedenlerinden biri bu olabilir. – Türkiye’nin kendi amaçları doğrultusunda Suriye sorununa müdahil olmasının bu kadar az eleştiri almasının arkasında da aynı neden olabilir. – ABD liderliğindeki hava saldırılarına bazı hava üslerini açması dışında Türkiye, IŞİD’e karşı hareket etmekten çok, Kürtlerden geldiğini söylediği stratejik tehdide karşı yoğunlaştı. – Başbakan Davutoğlu bir süre önce ‘stratejik işbirliği’ için Ukrayna’yı ziyaret etmişti. – Türkiye, Moskova’yı sinirlendirecek her şeyi yapıyor. Birkaç gün önce Davutoğlu, Türkiye ile Ukrayna arasında “stratejik işbirliğini” görüşmek üzere başkent Kiev’e gitti. – Ama Türkiye’nin, Rusya ile doğrudan çatışma anlamına gelebilecek şekilde, Suriye’ye karadan müdahale tehditleri, en azından şimdilik sadece tehdit boyutunda görünüyor. – Suriye’de “ateşkes” görünürde ABD ile Rusya’nın aracılığıyla gündeme geldi, ama bu konuda pek kimse umutlu değil. – Yine de en azından çatışma bölgelerine yardım gönderme fırsatı doğurabilir deniyor. – Fakat çatışmalar sürer ve Suriye hükümeti ve müttefikleri toprak kazanmaya devam ederse, Türkiye bir aşamada harekete geçmesi gerektiğini düşünebilir. – “Yeni Doğu Sorunu” ertelenebilir, ama ortadan kalkmayacaktır. – Kırım Savaşı – Rus Çarı I. Nikolay, Osmanlı’nın Avrupa topraklarını ele geçirmek istiyordu. İngiltere ve Fransa, Rusya’nın yayılmacı politikalarına karşı çıkıyor, ama soruna diplomatik çözüm arıyordu. – Rusya’nın, Temmuz 1853’te Tuna Prensliklerini (Eflak ve Boğdan) işgal etmesine Osmanlı da kendi ordusuyla cevap verdi. – Rusya, Eflak ve Boğdan’dan çekilmesi yönündeki çağrıları dikkate almayınca İngiltere ve Fransa da ertesi yıl savaşa girdi. – İttifak güçleri Rusya’ya karşı Kırım yarımadasında bir yıl boyunca savaştı. Sonunda Ruslar Eylül 1855’te Sivastopol donanma üssünü boşaltmak zorunda kaldı. – Çoğu hastalık ve ihmalden olmak üzere 25 bin İngiliz, 100 bin Fransız ve bir milyona yakın Rus öldü. – Mart 1856’da Paris Anlaşması imzalandı. Rusya Besarabya’nın (bugünkü Moldova) güneyini ve Tuna ağzı dolaylarını Osmanlı’ya geri verdi. Eflak, Boğdan ve Sırbistan uluslararası idareye tabi kılındı. -[/toggle]

 

“Tüm sorunlarına rağmen, Rusya ile Batı ve Orta Doğu ile Avrupa arasındaki bugünün gergin jeopolitik fay hatları için istikrarın çapası olan Türkiye’ye odaklanma vakti geldi.”

Uluslararası Kriz Grubu'nun Makaesi: Türkiye'yi feda etmeyin

“Türkiye’nin çok cepheli krizinin bazı kısımlarına, yönetimin kendisi sebep oldu. Fakat ülkeyi aşağı çeken bu kısır döngünün tersine çevrilmesi için Türkiye’nin dostlarının büyük bir müdahalesi gerekiyor. Gerek üst seviyelerde ortak ziyaretler aracılığıyla, gerekse de mülteciler için mali destek veya sahadaki eylemleriyle. En azından Batı tarafında, ABD ve Avrupa’nın gerçek çıkarları, her zaman olduğu gibi Türkiye ile devamlı, birbirine bağımlı ve istikrarlı bir ortaklığa dayanıyor.”

Uluslararası Kriz Grubu Başkanı Guehenno, Türkiye’nin sorunlarının belirli bir bağlam içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtip ekonomisinin hala güçlü olduğunu, Avrupa’da son beş yılda en iyi hava yolu seçilen Türk Hava Yolları’nın başarısıyla İstanbul havaalanının hareketli olduğunu yazıyor ve Türk devletinin, tarihin de gösterdiği üzere topraklarını hiçbir başka güce terk etmeyeceğini ifade ediyor.

‘Tarih Batı’nın Suriye kararını yargılar’

Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin olarak da, Batı’nın 2003 yılında Irak işgaline ve 2011 yılında Libya bombardımanına Ankara’nın karşı çıktığı hatırlatılıyor fakat Türkiye’nin Suriye’de Beşar Esad rejimine yönelik ise dönüşü olmayan bir şekilde tepki gösterdiği belirtiliyor. Makalede “Tarih, Batı’nın Ankara’yı göz ardı etme ve Suriye’de erken ve keskin eyleme geçmeme kararını da ağır bir şekilde yargılayabilir” deniyor.

Suriye’nin kuzeyinde de tehlikeli bir dönüm noktasında olunduğuna dikkat çeken Uluslararası Kriz Grubu Başkanı, Türkiye’nin Kürt savaşçılar, Rusya ve İran’dan gelecek güçlüklerle karşı karşıya olduğunu yazıyor.

Makale şöyle devam ediyor:

“Türkiye ve ABD tarafından atılan yanlış adımlar, hali hazırda Türkiye’nin Batı’yla ilişkisinde yarıklar oluşturuyor. ABD’li ve Avrupalı liderler, IŞİD’i bedeli ne olursa olsun karşı konulacak ana tehdit olarak belirledi.”

“Bu teşhis doğru değil. IŞİD’in vahşi soytarılıkları, Orta Doğu’da daha önce uygulanan kötü politikaların ve iktidar boşluğunun doğurduğu berbat emarelerden daha önemli bir gerekçe oluşturmuyor. Esad’ın Suriye hükümetinin yaptığı kontrolsüz bombardımanlarda, IŞİD’in öldürdüklerinden daha fazla insan öldü.”

“Her şeyi IŞİD merceğinden görmek, (örgütün) oluşturduğu propaganda tuzağına düşürür. IŞİD’in öncelik olarak belirlendiği taktikler, daha büyük bir ödülün, istikrarlı, müreffeh bir Türkiye’nin kaybedilmesi riskini doğurur. Sürdürülebilir her türlü Suriye stratejisi Türkiye boyutunu da entegre edebilmek için elinden gelenin fazlasını yapmalıdır.”

‘Batı ve Türkiye, Suriyeli Kürtler konusunda uzlaşmalı’

“Burada, Türkiye ve Batı, Suriyeli Kürtlerle ilgili anlaşmazlıklarının üstesinden gelmelidir. IŞİD’le mücadele adına ABD, Suriyeli Kürt milis grubu YPG ile işbirliği yapıyor. YPG ise, Türkiye’ye karşı 31 yıldır savaşan ve ABD ile AB’nin terörist örgüt olarak tanıdığı PKK’nın tamamına sahip olduğu bir ortağıdır.”

“Batılı hükümetler kendi politikalarını birbirleriyle uyumlu hale getirmelidir. Türkiye’nin, Kürt hakları dâhil yönetimle ilgili uluslararası standartlara bağlı kalmasını sağlamalı ve Türkiye’yi geçen yıl kesilen PKK ile barış görüşmelerine dönmeye ikna etmek için elinden gelenin fazlasını yapmalıdırlar.”

“Ama aynı zamanda, PKK’nın ateşkesin sabote edilmesinde büyük bir rol oynadığını ve Batı’nın Suriye’deki desteğinin Türkiye’de yeni kazanımlar için heveslendiğini de kabul etmeleri gerekir.”

“Türkiye, Rusya ile İran’ın, ülkenin ayağına çelme takmak ve fırsatçı bir şekilde Suriye krizini kullanarak Türkiye’nin Batı’yla ilişkilerini zayıflatmak, Nato’da kriz yaratmak amacıyla PKK’yı desteklediklerine inanıyor. Rus savaş uçakları sürekli olarak Türkiye’nin Suriye sınırı yakınlarında uçuyor ve Türkiye’nin kolay sinirlenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı öfkelendirmeye çalışıyor.”

‘PKK ile barış çabaları yeniden başlamalı’

“Erdoğan’ın şimdi, Türkiye’nin stratejik güvenliği için iyi niyetlerine ihtiyacı olduğu Batılı ortaklarıyla yapıcı bağlar kurmaya ihtiyacı var. PKK ile barış çabalarını yeniden başlatmalı ve YPG ile doğrudan görüşmelerle, Türkiye sınır güvenliğinin sağlama alınacağı ve Türkiye ordusunun Suriye’ye ateşi sona erdireceği bir anlaşmaya varmalı.”

Uluslararası Kriz Grubu'nun Makaesi: Türkiye'yi feda etmeyin

“Batı da, gelecek için en uygun stratejisine geri dönmeli, Türkiye’de istikrarın bozulmasının kabul edilmez olduğu konusunda PKK’yı uyarmalı, barış sürecine dönülmesi çağrısı yapmalı ve Türkiye’nin Rusya ile tırmanan gerilimini dindirme çabalarına yardım etmeli, Türkiye ile AB ilişkilerini inşa etmeye yönelmeli.”

Guehenno, Türkiye’nin AB üyelik sürecine ilişkin gelecekte ne olacağını kimsenin bilmediğini, AB içindeki diğer krizlerin, Birlik içinde genişleme niyeti olmadığına işaret ettiğini belirtiliyor. Fakat yazara göre müzakerelerde sağlanacak ilerleme “Türkiye’ye geleceğe yönelik inandırıcı bir reform gündemi verebilir, ülke içinde yaşamın ve yönetim gelişmesini sağlayabilir.”

AB’nin de mülteci kriziyle baş etmek için Türkiye’ye 3 milyar euro teklif ettiği de hatırlatılıyor. Orta Doğu’daki açmazın Türkiye’ye daha fazla uzanması durumunda da, bedelin daha ağır olacağı ve hatta 1990lı yıllardaki gibi Türkiyeli Kürt mültecilerin sayısının da artabileceği belirtiliyor.

Makalede ‘ülkeleri Türkiye’den daha zengin ve daha güvenli olan Avrupalı liderlerin yüce gönüllü davranıp kılavuzluk etmeleri gerektiği tavsiye edilirken, Türk yetkililerin de eski işbirliğine dönmekte istekleri oldukları’ yorumu yapılıyor.

Uluslararası Kriz Grubu Başkanı Guehenno, makalesini şu sözle noktalıyor:
“Suriye savaşı, giderek büyüyen uluslararası bir trajedi. Mevcut jeopolitik fırtınalarda, Türkiye ve Batı da şüphesiz aynı gemide.”

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın