Türkiye-Moskova hattında tarihi kriz yaşanıyor
Uçağın düşürülmesiyle başlayan gerilim, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un Türkiye ziyaretini iptal etmesiyle tam bir krize dönüştü. DW’ye konuşan uzmanlar, ‘Ankara kriz çözücü diplomasiden şaşmamalı’ uyarısında bulunuyor.
Türkiye’nin Rus uçağını düşürmesinin ardından Ankara–Moskova hattında başlayan gerilim, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Türkiye ziyaretini iptal etmesiyle tam bir krize dönüştü. Rusya Ankara’ya “Uçağın düşmesinin ciddi sonuçları olacak” mesajı verirken, DW’ye konuşan uzmanlar “Türk-Rus ilişkilerinde tarihi kriz yaşanıyor. Ankara kriz çözücü diplomasiden şaşmamalı” diyor.
Son olarak G-20 zirvesinin düzenlendiği Antalya’da biraraya gelen taraflar, Türkiye-Rusya Üst Düzey İşbirliği Konseyi’nin alt organı olan Ortak Stratejik Planlama Grubu toplantısı için hazırlıklar yapıyordu. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un da katılımıyla bu toplantının İstanbul’da yapılması planlanmıştı. Ancak; Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “Suriye’de hava sahamız ihlal edildi” diyerek düşürüldüğünü açıkladığı uçağın Rusya’ya ait olduğunun belirlenmesinin ardından Ankara-Moskova hattında başlayan gerilimde gözler Lavrov’un Türkiye ziyaretine çevrilmişti ki, Lavrov’un ziyaretini iptal etmesi Ankara’da “Gerilim; büyük bir krize dönüştü” değerlendirmelerini de beraberinde getirdi. Rus vatandaşlarının da Türkiye’ye gitmemesini isteyen Lavrov, Türkiye’de de en az Mısır’daki kadar terör tehdidi olduğunu söyleyerek Ankara’nın Suriye’deki terör örgütlerine destek verdiğini de öne sürdü.
Ankara, Rus uçağının vurulmadan önce 10 kere uyarıldığını söylemiş olsa da Rusya’nın sert tepkisini dindiremedi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinin büyükelçileriyle Türk Dışişleri’nde yapılan toplantıların üstüne Ankara’da bir de hükümet ve askeri yetkililerin katılımıyla güvenlik toplantıları yapıldı. Ankara, “Sınırımızı korumak durumundayız. Hava sahası ihlalleri karşısında taviz vermeyiz” pozisyonunu aldı. Suriye’de kriz sürerken Rus uçağının düşürülmesiyle Ankara-Moskova hattında bir başka krizin çıkması ne anlama geliyor? Kriz; uzun vadeli mi olacak? İki ülke ilişlerini neler bekliyor?
Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden Rusya uzmanı Hasan Ali Karasar DW’nin sorularını yanıtlarken “Lavrov’un Türkiye ziyaretini iptal etmesi, Rusya’nın krizi yükselten bir politika benimseyeceğinin ilk işareti olarak görülmeli. Türk-Rus ilişkileri tarihi bir kriz yaşıyor. Türkiye hemen –bu krizi nasıl çözeriz- diye düşünmeye başlamalı. Yoksa, geri dönüşü olmaz” uyarısında bulundu. Karasar, düşen Rus uçağındaki iki pilotun akıbetinin Türkiye tarafından çok iyi araştırılması ve her ne şekilde olursa olsun Rusya’ya teslim edilmesi gerektiğinin ‘hayati önemde’ olduğuna vurgu yaparken, “Eğer Türkiye bu konuda samimi davranmazsa, Rusya mutlaka ama mutlaka çok daha ağır tepkilerle geri dönüş yapar. ” dedi.
Ankara’nın NATO’yu toplantıya çağırmak, BM ülkelerini bilgilendirmek gibi ‘doğal diplomasi yollarını’ çalıştırdığını bunun da bir ‘savaş hazırlığı’ olarak algılanmaması gerektiğini anlatan Karasar’a göre, Rus uçağının düşmesiyle yaşanan krizin ayak seslerinin aslında Türkmen bölgesine yapılan saldırılarla geldiğinin de hesaplanmasını istedi. “Bu noktada diplomasiye büyük görev düşüyor. İki ülkenin aklı-selim diplomatları, iki devlet arasındaki bu krizi sonlandıracak çözümü bulmalı. Önümüzdeki saatler çok kritik” diye konuştu.

“Rusya’yı durduramazsınız”
21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Ortadoğu Masası Başkanı Serhat Erkmen’e göre Rus uçağını düşüren Türkiye ‘sert bir çıkış’ yaptı ve Türk-Rus ilişkileri önümüzdeki günlerde ‘kriz endeksli’ ilerleyecek. DW’ye değerlendirmelerde bulunan Erkmen, “Türkmenler konusundaki Türkiye’nin hassasiyetleri biliniyordu. Bunun Rusya da farkındaydı. Olayın üzerine gitti. Rusya’nın sürekli Türk hava sahasını ihlal etmesi de Türkiye’nin caydırıcılığını kaybettiği şeklinde algılanıyordu ki, Türkiye bunu kırmak istedi ama biraz sert çıkış yaptı. Türkmenler konusunda da hassasiyetin tırmandığı bir dönemde ilk ihlalde Rus uçağı vuruldu” dedi.
Türkiye’nin bu hamlesine karşın Rusya’nın Suriye’deki operasyonlarından geri adım atmasının sözkonusu olmayacağını söyleyen Erkmen, “Batılı müttefikler Türkiye’ye –sınırınızı koruma hakkınız var- diyor ama konunun abartılmamasını da istiyor. İşte bu durum da; Suriye krizinde yeni bir cephe açar ki; Türkiye ve Rusya karşı karşıya kalır. Sonrası da daha gerilimli bir döneme işaret eder” diye konuştu. Erkmen’e göre Türkiye’nin Rus uçağını düşürmesi Suriyeli muhaliflere ‘moral kazandırdı’ ancak Rusya yeni hamlelelerini İran ve Esad yönetimiyle birlikte sürdürecek ve hem Türkmendağı çevresindeki operasyonlarını artıracak hem de Halep’i Suriyeli muhaliflerin elinden alacak.

“Rusya’nın bu saatten sonra durdurulması zor” diyen Erkmen, “Türk-Rus ilişkileri de krizlerle ilerler. Bu krizlerin gelişmesini, çerçevesini de Batı’dan gelen açıklamalar belirler” yorumunda bulundu.
“Yanlış Suriye politikası”
Ankara-Moskova hattında yaşananların Türkiye’nin Suriye politikasından kaynaklandığını öne sürenler de var. Enerji uzmanı Necdet Pamir, DW’ye yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin doğalgazda Rusya’ya bağımlılığının yüzde 55, petrol ürünlerinde yüzde 16 olduğun hatırlatırken “Türkiye tükettiği kömürün yarısını da ithal ediyor ve ithal ettiği bu bölümün yüzde 31’ini de Rusya’dan alıyor. Nükleer santralde de Rusya’yla işbirliği yapılıyor. Enerjide Rusya’ya göbekten bağlı bir Türkiye; yanlış Suriye politikası yüzünden bugün –bize ne olur- sorularını sormakta ve krizin içinden çıkamamaktadır.

Rusya, uçak düşürülmesi olayıyla ilgili –ciddi sonuçları olacak- diyorsa olur. Ama bunu doğrudan yapmaz da, Türkiye’ye hissettirir. İstediği zaman teknik arıza çıkartır, istediği zaman gazı keser” dedi.
Türk dış politikasını yakından izleyen Emekli Büyükelçi Faruk Loğoğlu da, Ankara-Moskova hattındaki gelişmeleri DW’ye değerlendirirken “Türkiye, Suriye krizinde gereksiz bir taraf tutmuş. Rejim devirmeye kalkışmış, bölgedeki krizin büyümesine katkı sağlamıştır. Oysa ki herkes bilir; Rusya Suriye’deki, Doğu Akdeniz’deki gücünü, varlığını asla kaybetmek istemeyecektir. Türkiye, bile bile kendini krizin içine atmıştır. Hatta; bir savaş tehdidiyle başbaşa kalmıştır” dedi. Loğoğlu’na göre Batı’dan gelen ‘sağduyu’ çağrısına mutlaka uyulması ve kriz tırmandırılmalı. Loğoğlu, “Bugün Rusya tepki veriyorsa, kızıyorsa Türkiye oturup yaptığı yanlışları ortaya koymalıdır. Suriye’de taraf olmaktan vazgeçmelidir. Türkmenler de bir çatışma unsuru yapılmamalıdır” uyarılarında da bulundu.
‘Bölgenin öngörülemez oyuncusu Türkiye’
Almanya Başbakan Yardımcısı Sigmar Gabriel, bir Rus savaş uçağının Türk jetlerince düşürülmesini sert ifadelerle eleştirdi.
Federal Hükümet’in ortaklarından Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) genel başkanlığını ve Ekonomi Bakanlığı görevini de yürüten Başbakan Yardımcısı Sigmar Gabriel, Rus uçağının düşürülmesinde Ankara’nın tavrını eleştirdi.
Berlin’de konuyla ilgili açıklamada bulunan Gabriel, “Bu olay, bölgedeki birçok kesimin öngörülemez olarak tanımladığı bir oyuncuya işaret ediyor. Bu oyuncunun Rusya değil Türkiye olduğu ortaya çıkmıştır” dedi.
‘Türkiye’nin rolü gözden kaçmasın’
Sigmar Gabriel, “Gerginliğe Rusya’nın hava sahasının ihlalleri yol açmış olabilir. Buna rağmen Türkiye’nin bu ihtilafta zorlu bir rol oynadığını gözden kaçırmamalıyız” ifadelerini kullandı.
Suriye krizinde teröre karşı uluslararası ittifak arayışının devam ettiğini hatırlatan Gabriel, Rusya ile Türkiye arasında uçağın düşürülmesinden kaynaklanan gerginliğin sözkonusu süreci olumsuz etkilememesini umduğunu belirtti. Gabriel, son gelişmenin, Suriye iç savaşının taraflarını aynı masa etrafında bir araya getirme girişimine olumsuz yansımaması talebini dile getirdi.
Putin’i nasıl etkileyecek?
Suriye’de yapıcı bir rol oynamasının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in çıkarlarına uygun olduğuna işaret eden Gabriel, uçak olayının bunu tehlikeye düşürüp düşürmeyeceğini söylemek için erken olduğunu belirtti.
‘İkisi de ateşle oynamayı seviyor’
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Türkiye-Suriye sınırında bir Rus uçağını düşürmesi Alman gazetelerinin yorum sütunlarına damgasını vuran konu.
Frankfurter Rundschau gazetesinde konuya ilişkin şu satırları okuyoruz:
„Nasıl bir felaket bu?! Türkiye, terör örgütü IŞİD’e karşı diğer ülkelerle birlikte bir strateji geliştirmek yerine, kurulması olası ittifakın başka bir üyesi Rusya’ya ait bir savaş uçağını düşürüyor. Fransa Cumhurbaşkanı Hollande da bu feci tabloyu tamamlıyor. Paris saldırılarından sonra savaştan bahsediyor, IŞİD’i Suriye’de vuruyor ve müttefikleriyle bir araya gelerek terörizm ile mücadeleyi konuşuyor. Sanki bu yeni bir krizmiş ve yıllardır sayısız insanın hayatına mal olmamış gibi. Gelişmelerin gizli galipleri ise, cihatçılar. Suriye’deki iç savaşın bitmesi için acilen gerekli olan barış süreci konusunda neredeyse kimsenin çaba göstermemesine seviniyorlardır. Bu gerçekleşmediği sürece IŞİD insanları kaçırmaya, öldürmeye ve saldırı düzenlemeye devam edecek. Hem de sadece Avrupa’da değil.”
Rus savaş uçağının Türkiye tarafından düşürülmesi Düsseldorf’ta çıkan Handelsblatt gazetesinin yorum sütununa şöyle yansımış:
“Bir savaş uçağı düşüyor, ardından alevlerin izi kalıyor gökyüzünde ve bir kabus gerçeğe dönüşüyor… NATO üyesi Türkiye bir Rus savaş uçağını vurarak düşürdü. Suriye’deki kriz böylece yeni ve tehlikeli bir düzeye tırmandı.
Ukrayna’nın doğusundaki kriz daha yeni yatışmaya yüz tutmuşken, Rusya ile NATO arasında yeni ve daha da sert bir gerilim geliyor. Bu gelişmeye en çok IŞİD’in başkenti olarak kabul edilen Rakka’yı sevindirmiştir. Paris’teki katliam gecesinin ardından ortak bir şekilde terör ile mücadele edeceklerine, terör karşıtı devletler birbirlerine saldırıyor. Uçağın düşürülmesinin ardından “Teröristlerin işbirlikçileri tarafından sırtımızdan vurulduk” ifadesini kullanan Rusya Devlet Başkanı Putin, uçağın vurulmasının “Rusya – Türkiye ilişkileri açısından çok ciddi sonuçları olacağını” söyledi. Moskova ile NATO’nun askeri alanda çatışması IŞİD teröründen bile beter olacaktır. Herkesin bunun bilincinde olması ise, bu yaşananlar arasındaki tek iyi haber muhtemelen.”
Münchner Merkur gazetesi ise şu yorumu sunuyor okurlarına:
“Ne Moskova’nın, ne de Ankara’nın, ortalığın ayağa kalkmasına rağmen krizi daha da tırmandırmak isteyeceğinden yola çıkabiliriz. Ancak yine de bu olay, Kremlin liderinin Kırım’ın ilhakından sonra Batı tarafından uygulanan yaptırımlara karşı hava kuvvetlerine aldırdığı tavıra uyuyor. Avrupa hava sahasında da Rus askeri uçakları ile tehlikeli karşılaşmalar oluyor ve Rus pilotlar burada hem telsizle iletişimi reddediyor hem de tehlikeli manevralar yapıyor. Türkiye-Suriye sınırındaki olay, Putin’in ateşle oynamasının nelere yol açabileceğinin bir kanıtı.”
Bir Rus savaş uçağının Türkiye tarafından düşürülmesi hakkındaki son yorumumuz Kassel kentinde çıkan Hessische
Niedersächsische Allgemeine adlı gazeteden:
“Görünürde iki ülkenin de askeri anlamda karşı karşıya gelmeyi hedefleyen bir stratejisi bulunmuyor. Ancak Vladimir Putin ve Recep Tayyip Erdoğan’ın siyaset anlayışı, durumu tehlikeli konuma getiren etkenler. İkisi de askeri güç gösterisi yapmayı ve ateşle oynamayı seven türden politikacılar. İkisi de güçlerini karşı karşıya gelmekten alıyorlar. Ve ikisi de aslında şu anda gerekli olan ve Soğuk Savaş döneminin de yumuşatılmasını sağlayan türden adımların atılmasına, yani karşılıklı güveni tesis edecek önlemlerin alınmasına değer vermiyor.”
Konular Rusya, Türkiye, Suriye
Anahtar kelimeler türkiye, rusya, suriye Türkiye, Rusya, Suriye, uçak, saldırı, IŞİD, terör, Paris suriye, avrupa, rusya, türkiye, almanya, steinmeier
Powered by Ap News Türk Tv









































