Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’nin elektronik ürünlerini boykot etme çağrısı sonrası bazı ABD menşeli ürünlerin ithalatına ek mali yükümlülük oranları artırıldı

Alkol ve motorlu taşıtlarda yüzde 100’ün üzerinde artış var

Türkiye’nin ABD’nin ek gümrük vergisi getirmesine misilleme olarak yürürlüğe koyduğu, ABD ürünlerinin ithalatına yönelik ek mali yükümlülükler Resmi Gazete’de yayımlandı. Karara göre, bir takım Amerikan ürünlerine yüzde 100’ün üzerinde ek mali yükümlülük getirildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan karara göre, Haziran ayında yürürlüğe konulan ithalat ek mali yükümlülük uygulamasında oranlar daha da artırıldı.

Buna göre, alkollü içeceklere yüzde 140, yaprak tütün ve tütün döküntülerinin ithalatında yüzde 60 ek mali yükümlülük getirildi.

Binek otomobiller ve insan taşımak üzere imal edilmiş steyşın vagonlar ve yarış arabaları dahil motorlu taşıtlar yüzde 120, diğer amaçlarla kullanılan motorlu taşıtlara yüzde 10 ek yükümlülük getirildi.

Karara göre, listede yer alan ürünler içinde ek mali yükümlülük oranı arttırılan kalemlerden biri de güzellik ya da makyaj ürünleri oldu. Bu alanda yüzde 60, karton, selüloz vatka ve selüloz liften tabakalara da ithalatta yüzde 50 ek mali yükümlülük getirildi.

Ek vergilere ilişkin Twitter üzerinden yaptığı değerlendirmede Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, kararın ABD’nin Türk ekonomisine yönelik “bilinçli saldırılarına karşı” alındığını söyledi.

Erdoğan Salı günü Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından Ankara’da düzenlenen sempozyumdaki açılış konuşmasında, ABD’nin elektronik ürünlerini boykot etme çağrısı yapmıştı.

Erdoğan, “Dışarıdan dövizle aldığımız her ürünün daha iyisini üretip dışarı satacağız. Amerika’nın elektronik ürünlerine biz boykot uygulayacağız” demişti.

 

[toggle title=””Türkiye üzerindeki baskı Erdoğan’ın büyüklük iddiasından”” state=”close” ]

 

Die Welt gazetesi yorumunda Erdoğan’ın büyüklük iddiasının Türkiye’ye zarar verdiğini vurguluyor: 

 

“Türkiye’nin üzerindeki baskı Donald Trump’tan ve onun yaptırımlarından değil, Erdoğan’ın büyüklük iddiasından kaynaklanıyor. Erdoğan kuvvetler ayrılığını hükümetin kontrol edilmesine imkân tanımayacak şekilde ortadan kaldırınca onu dizginleyebilecek kimse kalmadı. Hiçbir bakan ve danışmanı itiraz etme cesaretini gösteremiyor. Çevresindekiler adeta kukla oldu. Sadece maliye ve dış politikalarda sağduyuya dönülmesi durumu düzeltebilir. Ama Erdoğan hezeyan dünyasında rahat buluyor. Günün birinde Türkiye’nin NATO üyeliğini de tartışma konusu edebilir. Batıya şimdilik sükûnetle beklemekten başka çare kalmıyor. Neyse ki, otokrasi mekanizması da devridaim gibi sonsuza kadar işlemiyor.” 

Leipziger Volkszeitung gazetesi Eylül ayında Berlin’de yapılması planlanan Merkel – Erdoğan görüşmesine ayırdığı yorumda Türkiye’nin Avrupa değerleriyle barışık olmasının önemine işaret ediyor: 

“Berlin’deki buluşma Erdoğan’ın temel ekonomik gerçeklikleri yeniden keşfetmesine yardımcı olabilir. Modern Türkiye’nin popüler lideri olma yolundaki ilerleyişi başından beri Avrupa Birliği ile bağlantılıydı. Para, uzmanlık ve Türkiye’nin modernleşmesi için gerekli teknolojiler Avrupa’dan geliyordu. Erdoğan, aynı zamanda hukukun üstünlüğüne dönüş anlamına da gelen bu yolu yeniden bulursa, krizi atlatabilir. Ama Avrupa’yı es geçen politikalar uygulamaya devam ederse, kaybetmesi kaçınılmaz olacaktır. Almanya Başbakanı Angela Merkel bu iki seçeneği hatırlatırken, Erdoğan’a her zamanki gibi mesafeli ama dostça davranacaktır.” 

Westfälische Nachrichten gazetesi ABD ile Türkiye arasındaki krize şu satırları ayırmış: 

“Etme, bulma dünyası: Ankara ile Washington arasındaki gerginlik akıldışı bir düzeye kayarcasına tırmanıyor. Amerikalıların cezalı gümrük vergisine Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan Amerikan elektronik ürünlerine cezalandırıcı vergiyle karşılık veriyor. Amerikan malı iPhone yerine Samsung demek çocuksu saflıktır. Ülkeyi ekonomik istikrara kavuşturmak için yaptığı döviz bozdurma çağrısı gibi bu da büyük bir çaresizliğin işaretidir.” 

Handelsblatt gazetesi Donald Trump’ın yaptırım politikasını genel anlamda eleştiriyor: “Amerika’nın yaptırımları orta vadede amaçladığının aksi sonucunu verir. İran’ın ılımlı muhafazakâr hükümeti sallanabilir ama teokratik sistem değişmez. ABD’nin tutumundan reformcular değil gericiler kârlı çıkar. Aynı dinamik Venezuela, Rusya ve Türkiye’de de kendini gösteriyor. Erdoğan’a verilen destekte şimdilik azalma görülmüyor. Yaptırım politikasının sefaleti, hükümetleri politika değişikliğine zorlamak yerine kıskaca alınan muktedirleri kendi politikalarının doğruluğuna inandırmasında yatıyor.” 

[/toggle]

 

[divider]

Sosyal medya’da bizi takip edin…

Twitter | Facebook | Pinterest | Haber  YouTube

Akademi Portal Youtube Dergi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Güvenlik *