Times: Enflasyonun artması Erdoğan için hayra alamet değil

Times gazetesi, “Erdoğan Türkiye’nin tekleyen ekonomisine güveniyor” başlıklı haberinde, “artan enflasyonun, ana caddelerde işlerin yoğunluğuyla, dikkatleri diğer kötü haberlerden uzak tutmayı uman bir cumhurbaşkanı için hayra alamet olmadığı” yorumunda bulundu.

Times İstanbul Muhabiri Hannah Lucinda Smith’in imzasını taşıyan haberde, “İstanbul’da günlük temizlik işlerine giden Ayşe Öztürk’ün markete her gittiğinde, alışveriş sepetinden neyi çıkartabileceğini düşündüğü” belirtiyor.

Haftada 6 gün çalışan Öztürk’ün gündeliğini her yıl yükselttiği ve bu yıl 200 liradan 250 liraya çıkardığı kaydediliyor. Ancak ücretine zam yapar yapmaz, gıda ve temel tüketim maddelerinin fiyatının bu artışı geçtiğine dikkat çekiliyor.

49 yaşındaki 2 çocuk annesi Öztürk, “Markete gidiyorum ve üç şey alıyorum ve sonra ödediğim fiyata bakıyorum eve çok büyük oluyor. Bir sonraki dükkana gittiğimde, almayı düşündüğüm her şeyi almama yetecek kadar param kalmamış oluyor” diyor.

Gazetenin internet sitesindeki haberde, Türkiye’de “resmi enflasyon oranının yüzde 15,6 olduğu, ancak gayri resmi tahminlerin çok daha büyük olduğu” kaydediliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 10 gün önce gece yarısı çıkarttığı bir kararnameyle “Öztürk ile milyonlarca Türk’ün durumunun daha da kötüleştiği” ifade ediliyor. Haber şöyle devam ediyor:

“Görev süresi 5 ayı bulmayan Merkez Bankası Bakanı Naci Ağbal, faiz oranlarını artırdıktan sonra görevden alındı. Ağbal’ın yerine gelen Şahap Kavcıoğlu, Erdoğan’ın partisinden eski bir milletvekili ve Cumhurbaşkanı’nın alışılmışın dışındaki ekonomi felsefesine, yüksek faiz oranlarının yüksek enflasyonu beraberinde getirdiğine inanıyor. Türkiye’nin ana caddelerinde ise tersi kanıtlar gözler önünde”

Haber Ayşe Öztürk’ün “Yumurta, yemeklik yağ, her şey pahalanıyor. Maaşım yetmiyor. Salgın döneminde 3 ay çalışamadım ve kocam da işsiz. Devlet yardımına başvurdum ama hiçbir şey alamadım” sözleriyle devam ediyor.

‘Ağbal’ın görevden alınması görünürde anlaşılmazdı’

“Ağbal’ın görevden alınması görünürde anlaşılmazdı” diyen Times, “Ağbal’ın kısa görev süresinde TL’yi güçlendirdiğini ve yabancı yatırımcıların Ağbal’a güvenin bir göstergesi olarak Türkiye’ye geri dönmeye başladığını” ifade ediyor. Muhalif bir gazetenin de “Cumhurbaşkanının ne düşündüğünü sadece Cumhurbaşkanı biliyor” manşetiyle çıktığı kaydediliyor.

Ancak gazete, son günlerdeki diğer gelişmeler ışığında bir tür stratejinin ortaya çıkmaya başladığını vurguluyor ve bu stratejiyi de “ekonomiyi ucuz kredilerle turboya alırken, destekçilerinin ve müttefiklerini memnun edip, dikkatleri diğer alanlardaki kötü haberlerden uzaklaştıracak, manşetlik hamleler yapmak” diye tanımlıyor. “Uzmanların da bu durumu erken seçime gidilebileceğinin işareti olarak yorumladığı” kaydediliyor.

HDP’ye açılan kapatma davasını, HDP’li Ömer Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesini ve sabaha karşı gözaltına alınmasını, ayrıca aynı gün Erdoğan’ın bir kararnameyle Türkiye’yi İstanbul Sözleşmesi’nden çekmesini hatırlatan gazete şöyle devam ediyor;

“Erdoğan ve partisinin İslamcı kanadı, LGBT yaşam biçimini ‘normalleştirdiği’ gerekçesiyle sözleşmeye karşı çıkmaya başladı. Oy tabanının önemli bir kısmının, kızı Sümeyye’nin başkanlığını yaptığı bir kadın vakfının sözleşmeden çekilmeye karşı çıkmasına rağmen. Kadına karşı şiddet son aylarda, bazıları kurbanların haklarında polise şikayette bulunmuş olan onlarca kadının erkeklerce öldürüldüğü Türkiye’de hararetle tartışılan bir konu. İnsan hakları örgütleri kadınların faydalandığı çok az korumadan birini aldığı gerekçesiyle, sözleşmeden çekilmeye karşı çok sayıda eylem yaptı.”

Gazete, “Erdoğan’ın son günlerde Türkiye’nin Avrupa ve ABD’yle ilişkilerini düzeltmek istediği işaretini verdiğini ancak kararnamelerin yine ilişkileri derin dondurucuya soktuğunu” savunuyor ve AB Dış Politika Temsilcisi Josep Borell’in Ankara’nın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi karşısında söylediği “dünyaya tehlikeli bir mesaj veriyor” sözlerini sayfalarına taşıyor. ABD’nin de Gergerlioğlu’na karşı hamleleri “kaygı verici” diye tanımladığı, HDP’nin kapatılmasının da “Türkiye’de demokrasinin altını daha da oyacağını” söylediği hatırlatılıyor.

Erdoğan’ın Ağbal’ı kovmasının da, piyasalar açılır açılmaz TL’nin ABD Doları karşısındaki değerini yüzde 16 düşürdüğü vurgulanıyor.

Haberde görüşlerine yer verilen eski diplomat ve İstanbul Ekonomi Danışmanlığı adlı şirketin Başkanı Sinan Ülgen, “Erdoğan’ın seçimlere kadar içeride azalan desteğini, bir yandan kimlik siyaseti yapıp, diğer yandan özellikle inşaat sektörü üzerinden ekonomik büyümeyi devam ettirmek için ucuz kredi akışını devam ettirmeye çalışıyor gibi göründüğünü” söylüyor.

Gazete, seçimlerin 2023’te yapılacağını, ancak erken seçim spekülasyonların da yapıldığını aktarıyor.

“HDP kapatılırsa, 600 sandalyeli parlamentoda, HDP’nin 54 sandalyesi için ara seçim yapılabileceği ve kamuoyu yoklamalarına göre AKP’nin yüzde 29 ile 19 yıllık tarihinin en düşük destek oranlarına gerilediği ve HDP’nin kapatılması için bastıran aşırı milliyetçi MHP’nin desteğiyle parlamento çoğunluğuna sahip olduğu” kaydediliyor.

Ülgen de “Borç verme politikasını rahatlatmak ve ucuz krediler vermek yapay bir refah atmosferi yaratıyor. Bu durum aldığı desteği artırırsa, erken seçimlere gidebilir. Ama bu strateji daha büyük olasılıkla gözyaşlarıyla sonuçlanır. Kemikleşmiş Türk siyasi ortamında, kimlik siyasetinin aşırı bir versiyona dayanıyor. Bunu seçmenlerini konsolide etmek için kullandı, ancak aynı zamanda yeni destekçiler çekmeyi imkansız hale getirdi” diyor.

‘Erdoğan’ın kaybettiği seçmeni muhalefet de kazanamadı’

Times, kamuoyu yoklamalarının Erdoğan’ın LGBT karşıtı söylemlerinin ve Kürt siyasetine yönelik kovuşturmalarının, uzaklaşan seçmenlerini harekete geçirmediğini, aynı zamanda muhalefetin de bu seçmenleri çekmeyi başaramadığını gösterdiğni söylüyor ve şöyle devam ediyor;

“Yüzde 7’lik bir kısım, boş oy vereceğini söylerken yüzde 13 kararsız. Az sayıda seçmen de, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve eski Ekonomi Bakanı Ali Babacan’ın kurduğu partilere geçti. Ülgen’e göre ‘ekonomi hala önemli ve seçmen davranışındaki itici güç’. Daha fazla krediyle olsa da, ekonomi iyileşirse, bazı kararsızları AKP’ye geri döndürebilir. Ancak ufukta, Erdoğan gibi yetenekli bir taktisyenin bile aşamayabileceği bir sorun var: Covid.

Turizmin Türkiye ekonomisinin yüzde 11’ini oluşturduğu ve 2,2 milyon istihdam sağladığını belirten Times, Türkiye’nin mümkün olduğu kadar kısa sürede yabancı tatilcilere ülkeyi açmaya niyetli olduğunu belirtiyor. Turizm Bakanı Nuri Ersoy’un bu ay, turistlerin aşı sertifikası ya da negatif test olmadan ülkeye girebileceğini söylemesiyle, rezervasyonların zirve yaptığını belirten Times, “Ancak o günden bu yana İngiltere hükümeti, vatandaşlarının ülke dışında tatil yapabileceği tarihi ileri attı, Türkiye’de de vakalar attı. Turizmde durum 2020’den iyi olsa da, Erdoğan’ın umduğu kadar iyi değil” diyor.

Marmaris’teki Emre Otelleri’nin Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Deliveli de “Özellikle İngiltere’den her gün iptal geliyor. İngiliz tur operatörleri Temmuz’da bir açılmayı gözlüyor ve o tarihlerdeki uçuşlar ve rezervasyonlar artı. Avrupa ülkeleri konusundaysa hiç iyimser değilim” diye konuşuyor.

Haber, Deliveli’nin şu sözleriyle sona eriyor;

“Geçen yıl mali anlamda hayatta kalmaya çalıştık. Zamanımızın çoğunu bankalarla kredi geri ödemelerini müzakere ederek geçirdik. Bu yıl işlerimizi ikiye katlarız diye umuyorduk. 2020 gibi bir yıl daha geçirirsek, hayatta kalamayız.”

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here