İddia edilen dolandırıcılık çarkı nasıl işledi?

Davanın iddianamesinde yer alan bilgilere göre, Erzan yaklaşık 10 yıl Çorlu’da Denizbank Şube müdürü olarak çalıştıktan sonra 2011 yılında aynı bankanın İstanbul Bahçeşehir şube müdürlüğüne, kısa süre sonra da Florya şube müdürlüğüne atandı. Son olarak ise Levent Büyükdere Caddesi şube müdürlüğüne getirildi.

Seçil Erzan’ın ifadelerinde dikkat çeken ayrıntılar neler?

Erzan verdiği farklı ifadelerde, özellikle yaşananlardan bankanın haberi olup olmadığı konusunda farklı yaklaşımlar sergiledi.

11 Nisan’daki ifadesinde, sorumluluğu “üzerine alan” ve bankayı suçlamayan açıklamalar yaptı.

Örneğin “kandırdığını” söylediği Bülent Çeviker’den para aldıktan sonra kendisine belge verdiğini söyleyip, “Bana inanmaları için bir belge istiyorlardı; ben de bu belgeleri banka ile tamamen alakasız bir şekilde kendim hazırladım, üzerindeki kaşeleri ben bastım ve imzaladım” dedi.

Erzan, bu ifadesinde “Çok pişmanım, insanları kandırdığım için çok üzgünüm. İnsanlardan para alıp sanki geri çok büyük bedeller ile ödeyeceğimi vaat ederek onları kandırdım” dedi.

5 Mayıs’taki ifadesinde ise Erzan bankayı suçlayan bir ifade verdi. Gözaltına alınmadan kısa süre önce banka tarafından yapılan şirket içi soruşturmayla ilgili bankayı suçladı.

Erzan, “8 Nisan Cumartesi günü bankanın bir bölge müdürünün, yanında korumalar ile Çorlu’da kendisini görmeye geldiğini, 9 Nisan’da Zincirlikuyu’daki Denizbank Genel Müdürlüğü’ne götürüldüğünü, koluna serumlar takılarak kendisine bu işi banka dışında yaptığının söylettirildiğini” belirtti.

Erzan buradaki üst düzey banka yöneticilerinin, “Bu olay zimmet değil” diyerek baskı kurduklarını öne sürdü.

Ayrıca “gözaltına alınmadan hemen önce bankanın kendisine bir telefon verdiğini, diğer telefonunu ise kırıp içindeki yazışmaları silmesini istediğini” iddia etti.

Erzan “bankanın bir şey bilmediğini söyleyerek kendisini kurtarmaya çalıştığını da” öne sürdü:

“Mağdurlara verdiğim tüm evrakları bankada sistemde düzenledim. Banka başından itibaren durumdan haberdardır. En azından haberdar olmalıydılar.”

Ajansların aktardığı ifadesine göre Erzan, 20 Kasım’daki duruşmada ise bankayı suçlayan bir dil kullanmadı.

Dava dosyasında Denizbank Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın 26 Mayıs’ta hazırladığı bir bilgi notu bulunuyor.

Bu notta, banka yetkililerinin 9 ve 10 Nisan’da Denizbank Genel Müdürlük binasında yapılan görüşmelerin bazı haberlerde gerçeğe aykırı yansıtıldığı belirtiliyor.

Raporda, bu iki günlük süreçle ilgili detaylı ifadeler de yer alıyor.

“Serum” konusuyla ilgili “Seçil Erzan kendisini yorgun ve bitkin hissettiğini söylediğinden, Erzan’ın isteği doğrultusunda bankamız kliniğinde görevli hemşire, toplantı odasına davet edilerek hemşire tarafından Erzan’a vitamin takviyeli serum verilmiş (…)” ifadesi yer alıyor.

Yeni cep telefonu verilmesiyle ilgiliyse “Bu görüşme sırasında Seçil Erzan, cep telefonunu aldığı tehditler yüzünden kapatması ve kullanmaması sebebiyle, kendisine ulaşılabilmesi için bir mobil cihaz talep etmiş ve (…) numaralı hat kendisine testim edilmiştir” deniyor.

Seçil Erzan’ın ifadelerinde dikkat çeken ayrıntılar neler?Erzan’dan Denizbank’ta şube müdürü olarak çalışıyordu.

Davadaki şüpheliler ve müştekiler kimler?

Davada Seçil Erzan’ın 66 yıldan 216 yıla kadar hapsi isteniyor.

Erzan dışında davada altı şüpheli bulunuyor.

Şüphelilere, aralarında özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılığın bulunduğu suçlamalar yöneltiliyor.

Bu kişilerden Asiye Öztürk, eski Denizbank Levent Büyükdere Caddesi şube müdür yardımcısı.

Tutuksuz yargılanan Öztürk, hakkındaki suçlamaları reddetti ve olayları duyunca “şoke olduğunu” söyledi.

Öztürk, acil olduğunu düşündüğünü bazı olaylarda Erzan’ın talebiyle bazı belgelere kontrol etmeden ikinci imza olarak imza attığını belirtiyor.

18 müşteki arasında ünlü sporcular ve iş insanları da bulunuyor.

Emre Belözoğlu, Nestor Fernando Muslera, Arda Turan bu kişiler arasında yer alıyor.

BBC ’ye konuşan davacı iş insanı İsmail İbrahim Çağlar’ın avukatı Metin Sinan Aslan, “medyada olayın futbolcular üzerinden magazinleştirildiğini ancak müştekiler arasında sporcu olmayanların çoğunlukta olduğunu” söylüyor.

Seçil Erzan’ın ifadelerinde dikkat çeken ayrıntılar neler?
Denizbank CEO’su Hakan Ateş

Bankanın sorumluluğu var mı?

Aslan, davanın basit bir “ponzi davası” olarak görülemeyeceğini, ayrıca ortadaki durumdan bankanın sorumlu olduğunu savunuyor.

Aslan, “davacıların Erzan’a güvenmesinin asıl nedeninin bu kişinin bankadaki yöneticiliğiyle ilgili olduğunu, ayrıca birçok olayda belge sunduğunu, bunun da insanların güvenmesine sebebiyet verdiğini” belirtiyor.

Kendi müvekkilinin yaşadığı olayda verilen belgede, “hem şube müdürünün hem müdür yardımcısının imzasının, banka antetinin, bir kare kodunun ve bir ISIN kodunun bulunduğunu” vurguluyor.

İddianameden, birçok müştekinin Seçil Erzan dışında Denizbank’tan da şikayetçi oldukları anlaşılıyor.

Denizbank Teftiş Kurulu tarafından hazırlanan ön inceleme raporunda ise bankanın bir kusurunun olmadığı savunuluyor.

Denizbank özetle; yaşanan olaylarla ilgili bankacılık sistemlerinde bir iz bulunmadığını, bankaya ait bir dökümanın ibraz edilmediğini, işlemlerin kayıt dışı yapıldığını, iddia sahiplerinin ancak aralarındaki para hareketlerinde aksama olduğunda bankayı bu durumdan haberdar ettiklerini söylüyor.

Teftiş Kurulu raporunda, her bir olay için değerlendirmeler bulunuyor.

Örneğin müşteki Bülent Çeviker ile ilgili değerlendirmede, “İşlemler tamamen müşteriler ve itimatlarının tam olduğu Seçil Erzan arasındaki çok yakın şahsi ilişkilere dayanılarak ve paralar bankamız sistemi dışında müşterilerce kasten çıkarılarak yapılmıştır” deniyor.

Bir başka müşteki olan Volkan Bahçekapılı ile ilgili değerlendirmede ise şu ifadelere yer veriliyor:

“Bahçekapılı, Seçil Erzan’ın 46 gün vadede dolar bazında yüzde 253 getiri vaadine inanmış olsa bile, yatırım yapma düşüncesinde olduğu paraları kendi hesabından çıkarması ve buna karşılık Seçil Erzan’ın kendisine verdiğini iddia ettiği dokümanlardan şüphelenmemesi, Seçil Erzan’a verilmek üzere elden ve üçüncü kişi hesabı üzerinden para verme iradesi, ortalama zekaya sahip herhangi bir kişiden beklenmeyecek bir davranıştır.”

Arda Turan ile ilgili değerlendirmede ise “(…) Müşteki Arda Turan’ın parasını bankacılık sistemi dışında değerlendirmesi için Seçil Erzan’a verdiğini, verdiği parayı geri alabilmek için uzun bir süre Seçil Erzan ile şahsi ilişki kurup bankayı hiçbir şekilde bilgilendirmediğini, söz konusu yapının bir saadet zinciri olduğu belirtilmiştir” ifadesi yer alıyor.

Bu arada Denizbank, 28 Kasım’da yayımladığı yazılı açıklamada, “mağdur olduğunu iddia eden kişi ve avukatları tarafından, Denizbank hakkında doğrular saklanarak, tek taraflı, aslı olmayan çok sayıda beyanat verildiğini” savundu ve kuruma yönelik birçok iddia ile eleştiri karşısındaki yaklaşımını uzun bir metinle paylaştı, açıklamada “Kurum olarak, eski bir çalışanımızın karıştığı, Bankamızla ilgisi bulunmayan münferit bir olayın kamuoyunda gündemi meşgul etmesinden üzüntü duymaktayız.” ifadesi kullanıldı.

Bankacılık zimmeti soruşturmasıyla ilgili tartışma nedir?

İddianameye göre Erzan’ın belgedeki eylemlerine ilişkin olarak bankacılık zimmeti suçundan soruşturma başlatıldı ve mahkeme bankacılık zimmeti suçunun oluşabilmesi için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’ndan (BDDK) rapor istedi.

BDDK ise ihbar şartının yerine getirilmediğini belirtince takipsizlik kararı verilerek soruşturmaya nitelikli dolandırıcılık suçundan devam edildi.

BBC ’ye konuşan avukat Metin Sinan Aslan, buna kendilerinin ve birçok müşteki avukatının bu karara itirazda bulunduğunu söylüyor.

Aslan, zimmet davasının açılması durumunda hem cezaların ağırlaşacağını hem de banka yönetiminin de yargılanma olasılığının oluşabileceğini belirtiyor.

Seçil Erzan’ın ifadelerinde dikkat çeken ayrıntılar neler?
Fatih Terim

Fatih Terim ifadesinde ne dedi?

Bu arada Fatih Terim söz konusu davanın müştekileri arasında yer almıyor.

Seçil Erzan ifadesinde Fatih Terim’le ilgili olarak, “2012’den itibaren Terim’in tüm bankacılık işleriyle ilgilendiğini, onunla ilgili çok sayıda finansal işlem yaptığını, ancak hukuka aykırı bir işlem yapmadığını, fon adı altında Terim’den para almadığını” söyledi.

Terim ise dosyaya giren savcılık ifadesinde, “söz konusu fonla” ilgisinin olmadığını belirtti:

“Şöyle ki bu fon için kimse benden bu zamana kadar herhangi bir para istemedi. Bu fon ile alakalı Seçil Erzan’a hiç para vermedim.”

İfadesinde, yaşanan olayları duyunca bankaya sinirlendiğini ve bankadaki tüm parasının eşinin başka bir bankadaki hesabına aktarılmasını istediğini belirten Terim, ifadesini verdiği tarihte, “Bana mesaj yoluyla gönderilen ve biraz önce yukarıda bahsettiğim 219 bin 300 dolar, 47 bin 400 lira paranın eşimin hesabına geldiğini tespit ettim fakat 3 milyon dolar halen gönderilmedi” dedi.

Terim, “Bankanın, bu zamana kadar gerçekleştirdiği işlemlerin hesap dökümünü kendisine verdiğinde muhasebe ekibiyle birlikte ayrıntılı bir inceleme yapıp buna ilişkin tüm detayları ayrıca dosyaya sunacağını” söyledi.

Başka soruşturmalar bulunuyor mu?

İddianamenin not bölümüne bakıldığında, konuyla ilgili farklı soruşturmaların da yürüdüğü görülüyor.

Not bölümünde, dosya kapsamında henüz delilleri tam olarak toplanamayan bir kısım müşteki ve müşteki şüpheliler hakkında ayrıca yürütülen soruşturma dosyalarının bulunduğu da aktarılıyor.

“Erzan’ın, kendisini Çorlu’daki evinde alıkoyup İstanbul’a getirdiğini iddia ettiği bazı Denizbank yetkilileri hakkında kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrıca soruşturma yürütüldüğü” belirtiliyor.

Erzan ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinden şüphelenilen üç kişi hakkında ise 5549 sayılı kanuna muhalefetten (suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi) ayrıca soruşturma yürütüldüğü aktarılıyor.

İkinci duruşmada ne bekleniyor?

Sanıkların dinlendiği 20 Kasım’daki duruşmada iki tutuklu sanık serbest bırakıldı.

Davanın bir sonraki duruşması 12 Ocak’ta görülecek.

Avukat Metin Sinan Aslan, ikinci duruşmanın çok önemli olduğunu, aralarında sporcuların da olduğu birçok müştekinin bu duruşmada dinleneceğini belirtiyor.

Seçil Erzan’ın ifadeleri şu şekilde:

Sen bize yardımcı ol ki biz de sana yardımcı olalım

“Bölge Müdürü Sermin Tekin, Çorlu’daki evime yanıma geldiğinde zorla benden ses kaydı oluşturmamı istedi. Şahsi telefonunu konuşma sırasında açarak sesimi kaydetti. Bana o esnada ‘Seçilcim ben senin uzun zamandır böyle sorunlar yaşadığını biliyordum. Keşke daha önce söyleseydin. Sen bize yardımcı ol ki biz de sana yardımcı olalım. Bankada para almadığını, senin yaptığın eylemlerin bankada olmadığını söylemen gerek. Bu adamlar nasıl olur da hâlâ bankadan para istiyorlar’ şeklinde sözler söyledi.”

Bankada olduğunu söylersen ömrün çürür

“Eğer sen sadece banka dışında bu eylemleri yaptığını söylersen bu güveni kötüye kullanma şeklinde olur, bankada olduğunu söylersen zimmet olur, ömrün çürür dedi. Aynı gün bankada Ali Murat Dizdar da bana ‘Olay kesinlikle zimmet değil, sen bu olayları banka dışında yaptın, sana en iyi avukatı tutuyoruz, sana iki tavsiyem var; bir avukatın sözünden asla çıkmayacaksın o ne derse onu yapacaksın, iki tutuklanmayacaksın fakat olur da tutuklanırsan itirazını biz yapacağız’ dedi. Bu ses kaydını bana karşı ellerinde sakladıklarını düşünüyorum.”

“Bu işi banka dışında yaptım” diye söyle

“Ertesi gün beni korumalar eşliğinde Zincirlikuyu’daki Denizbank Genel Müdürlüğü’ne götürdüler. Koluma serumlar takılarak bana ‘Bu işi banka dışında yaptım‘ diye söylettirdiler. Tam olarak Sermin Tekin, Ali Murat Dizdar, Cenk İzgi (Teftiş Kurulu Bölüm Müdürü), Tanju Kaya (İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı) vardı. Bu şahıslar bana sürekli ‘Olayda zimmet yok, evet senin bankacılık hayatın biter belki ama hayatına bir şekilde devam edersin, bu olay zimmet değil’ şeklinde sözler söyleyip bana baskı kurdular.”

Sen bizi koru biz seni koruyalım

9 Nisan pazar günü bankaya bankanın genel müdürü Hakan Ateş’in geldiğini belirten Seçil Erzan, “Hakan Ateş bulunduğumuz toplantı salonuna girerek ‘Kızım biz zaten insanların parasını vereceğiz ama ortada bir enkaz var, kimden ne aldıysan söyle, zaten bu bir zimmet değil, zimmet olsa sen yıllarca içeride çürürdün, bu sebeple de kendin banka dışında ne aldıysan onları söyle, sen bizi koru biz de seni koruruz, Seçil’e hemen bir avukat tutalım, avukatını ben tutacağım, sağlık sigortanı iptal etmeyelim, annenin hastalığı ile de ilgileneceğim’ dedi. Zaten orada bulunan herkes aynı sözleri söyleyip olayın zimmet olmadığını bana söylediler”

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede, Seçil Erzan’ın alınan ifadesinde kendisini Çorlu’daki evinde alıkoyup İstanbul’a getirdiklerini iddia ettiği Cenk İzgi, Ali Murat Dizdar, Sermin Tekin, Tanju Kaya ve Hakan Ateş hakkında “Kişi Hürriyetinden Yoksun Kılma” suçundan ayrıca soruşturma yürütüldüğü açıklandı.

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın