Reza Zarrab Takas edilecek iddiası

Hürriyet gazetesi Washington Temsilcisi ve yazarı Tolga Tanış, Reza Zarrab’ın hüküm giydikten sonra İran’daki ABD’li mahkumlarla takas edileceğini yazdı.

“Zarrab hüküm giydikten sonra İran’a karşı çok değerli bir takas unsuru olacak” diyen gazeteci Tanış, Washington’ın başta 9 yıl önce İran’da kaybolan, CIA adına çalıştığı bilinen eski FBI ajanı Robert Levinson’u İran’dan çıkarmak istediğini de hatırlattı.

Savcı Bharara’ya kimler bilgi veriyor?

Reza Zarrab ile ilgili iddianameyi hazırlayan Savcı Bharara’nın Zarrab’a hüküm giydirmek istediğini ve bunun için de harıl harıl bilgi topladığını söyleyen Tolga Tanış, “Türkiye’de hükümetin son üç yıldır izlediği politikalarla sıkıştırdığı kesimleri düşünecek olursanız, bilgi vermeye istekli kaynak bulmakta da zorlanmıyorlar” dedi ve şöyle devam etti: “Savcılığın ofisiyle görüşen öyle kişiler var ki, bambaşka yerlerden insanlar.” Tanış’ın bu sözleri, akla Cemaat’i getirdi.

İşte Tolga Tanış’ın “Zarrab takas havuzuna girecek” başlıklı o yazısından öne çıkanlar:

“Kazanmak istiyorlar”

Zarrab’a hüküm giydirmek istiyorlar. Ve bunun için de harıl harıl bilgi topluyorlar. Türkiye’de hükümetin son üç yıldır izlediği politikalarla sıkıştırdığı kesimleri düşünecek olursanız, bilgi vermeye istekli kaynak bulmakta da zorlanmıyorlar. Savcılığın ofisiyle görüşen öyle kişiler var ki, bambaşka yerlerden insanlar. Bilgi toplarken soruşturmayı genişletecek deliller arıyorlar. Ve işin Türkiye ayağı dışında özellikle bazı offshore sızıntılarında Zarrab bağlantısı bulmaya çalışıyorlar.

Halbuki ulaşmaya çalıştıkları veri tabanında Zarrab’a, şirketlerine, rüşvet verdiği iddia edilen isimlere dair bir detay yok.

“Ekinlik Adası’ndaki işadamları var”

Peki Zarrab’a neden hüküm giydirmek istiyorlar?

Birincisi, iddianamenin altında Preet Bharara’nın imzası var. Politikada yüksek yerlere gelebilecek, kaybetmeye tahammülü olmayan bir savcı.

İkincisi de Zarrab, ABD için bundan sonra kaçıp gitmesine izin vermek istemeyeceği çok kıymetli bir varlık. Zarrab’a 17 Aralık’ta yöneltilen rüşvet suçlamaları düşünülecek olursa Türk-Amerikan ilişkileri açısından Washington’a sağlayacağı avantaj değil sadece mesele.

Ki o konuda da Washington’daki yürütmenin şimdiye kadar hiçbir müdahalesi olmadığını teyit ettim. Ne yeşil ışık var ne de ‘Dur’ denilmiş durumda. O karar aşamasına yargılamanın ilerleyen safhalarında gelinecek.

İran’a karşı çok değerli bir takas unsuru olacak

Ancak daha önemlisi, Zarrab hüküm giydikten sonra İran’a karşı çok değerli bir takas unsuru olacak. En son geçen ocakta yaşandı. Amerikan hapishanelerinde İran yaptırımlarını ihlalden yatan 12 kişi vardı. 11’i aynı zamanda ABD vatandaşı. Ve Washington, bunların 6’sını, siber saldırıdan yargılanan başka bir İranlı’yı da ekleyerek Washington Post’ta çalışan ve bir yıldan fazla zamandır İran’da hapiste tutulan Jason Rezaian’ın da aralarında bulunduğu dört Amerikalı’yı kurtarmak için İran’la takas etti. Ancak sorun, sadece Rezaian ve kurtarılan diğer Amerikalılarla sınırlı değil. Çünkü Washington’ın başta 9 yıl önce İran’da kaybolan, CIA adına çalıştığı bilinen eski FBI ajanı Robert Levinson, İran’dan çıkarmak istediği başkaları da olduğu biliniyor.

“Hasan Ruhani için büyük fırsat”

Eğer halen hayattaysa, ilişkileri bu kadar ayyuka çıkmış Levinson’ı İran nasıl alenen serbest bırakır orası muamma tabii. Ancak babası Hüseyin Zarrab, eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın en yakınındaki isimlerden olan Reza Zarrab’ın da 2017 seçimlerinden önce sertlik yanlılarıyla boğuşan Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani için büyük bir fırsat olduğu kesin. Aldığında, hapisteki Babek Zencani’nin yanına mı koyar, yoksa babasından alacağı taahhütlerle daha mı farklı davranır, ona kalmış.

Zarrab ne kadar konuşacak, bu dava Türk siyasetini ne kadar etkileyecek bilmiyoruz. Dediğim gibi, daha onun karar aşamasına gelinmedi. Ama hüküm giydikten sonra Zarrab’ın takas havuzuna gireceğine şüphe yok.”

Peki Reza Zarrab kimdir?

Türkiye’de adı Ebru Gündeş’le yaptığı evlilikten sonra duyulmaya başlanan Reza Zarrab, 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarıyla birlikte ülkenin en çok konuşulan isimlerinden biri olmuştu. İş, siyaset ve sanat dünyasıyla yakın ilişkileri sayesinde gündemde kendine hep yer buldu. ABD’yi dolandırmak, bankacılık sahtekarlığı ve kara para aklama suçlarından Miami’de tutuklanan Zarrab’ın filmlere konu olacak hikayesi bundan sadece 33 yıl önce başladı

Azeri kökenli bir ailenin mensubu olan Zarrab, 1983’te İran’ın Tebriz kentinde doğdu. Eğitimini Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de tamamladı ve ailesinden izinden giderek çocuk yaşta ticarete atıldı. Bir süre ailesiyle birlikte Dubai’de yaşadı. Kuyumculuk, deniz ve petrol ticareti başlıca iş alanlarıydı.

23 yaşındayken Türkiye’ye yerleşti. Kapalıçarşı’da mücevher işlemeciliği yaptı, Yalova’da bir tersane kurdu. Ardından demir-çelik ve inşaat sektörlerinde yatırımlar yaptı. 2008’de kurduğu Royal Denizcilik A.Ş. kısa sürede faaliyet alanını genişletti, uluslararası altın ticaretine da başlayarak bir holdinge dönüştü.

Reza Zarrab Takas edilecek iddiası

Pek dikkat çekmeden birkaç yıl içinde servetine servet katan Reza Zarrab, şarkıcı Ebru Gündeş’le yaptığı evliliğin ardından Türk kamuoyu tarafından tanınmaya başladı. Şarkı sözleri yazan, hatta Sibel Can ve İbrahim Tatlıses’e şarkılar veren Zarrab, kendisinden 10 yaş büyük Gündeş’le de bu sayede tanışma fırsatı buldu.

2010 yılında evlenen çiftin 1 yıl sonra çocukları oldu. Türk vatandaşlığına geçerek Rıza Sarraf adını alan Zarrab, o dönemde işadamı kimliğinden çok bir magazin figürü olarak gündemdeydi. Eşine aldığı pahalı hediyeler hemen her gün gazete sütunlarında yer alıyordu. Kanlıca’daki 26 milyon liralık yalı, Bodrum’da 1.8 milyon liralık yazlık, 1 milyon liralık Aston Martin marka otomobil ve 800 bin lira değerindeki “Dutyfree” adlı yarış atı bunlardan bazılarıydı.

17 Aralık 2013, Reza Zarrab için bir kırılma noktasıydı. Yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla gözaltına alınan isimlerden biri de oydu. Tutuklandı, 70 gün cezaevinde kaldı. Yüzlerce hakim-savcının ve binlerce emniyet mensubunun görev yerlerinin değiştirildiği bir süreçte tahliye edildi ve bu karar çok tartışıldı.

O dönem her gün internette yayınlanan usulsüz dinleme kayıtlarında adı sık sık karşımıza çıkan Zarrab’ın “O…… ile memurun bahşişi işin başında verilir” cümlesi hafızalara kazındı. Dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler’in telefonda Zarrab’a “Vallahi senin önünde yatarım” dediği iddiası da çok konuşuldu.

17 Aralık soruşturması takipsizlikle kapansa da Zarrab hakkındaki suçlamalar bitmek bilmedi. İran’da “dünyada fesat çıkarmak” suçundan idama mahkum edilen işadamı Babek Zencani ile ortak olduğu iddiaları, Zencani’nin Zarrab’a “Reisim” diye hitap etmesi ve ikilinin İran’a yönelik uluslararası ambargonun kırılmasında en önemli iki aktör olduğu yönündeki bulgular, Zarrab’ı gündemde tutmaya devam etti.

Zarrab bu ididaları hep reddetti ancak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı müfettişleri 8 Ağustos 2014 tarihli raporlarında İran ile Türkiye arasındaki gizli altın ticaretini bu iki ismin yürüttüğünü belirtti. Zarrab, daha bu iddiaların üzeri soğumadan ABD’ye giderek, kaçınılmaz sonu kendisi hazırlamış oldu. Hakkındaki iddianeme hazır, New York’ta 75 yıl hapis istemiyle ABD yargısının karşısına çıkacak.

Son bir hatırlatma; Zarrab’ın Türkiye’de yargılandığı davayla ilgili… Kanlıca’daki bitişik iki yalıyı usülsüz şekilde birleştirdiği ve kaçak kat çıktığı idddiasıyla 5 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Zarrab hakkında son duruşmada “zorla getirme” kararı çıkmıştı.

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın