Reuters haber ajansının iki Türk güvenlik kaynağına dayandırdığı haberine göre, Türkiye Kabil Havalimanı’nın güvenliğini üstlenmeyle ilgili planı durdurdu.

Haberde görüşlerine yer verilen kaynaklar, planın “ortaya çıkan kaos nedeniyle otomatik olarak iptaline rağmen, Taliban‘dan talep geldiği takdirde Ankara’nın Kabil Havalimanı’na teknik destek ve güvenlik desteği sunmaya hazır olduğunu” söyledi.


 

Biden: Afganistan’daki hedefimiz terörle mücadeleydi, ülkeyi inşa etmek değildi

Reuters haber ajansının iki Türk güvenlik kaynağına dayandırdığı haberine göre, Türkiye Kabil Havalimanı'nın güvenliğini üstlenmeyle ilgili planı durdurdu.

Biden, Afganistan’dan çekilme kararının arkasında durdu: ‘Afganların kendi ülkeleri için savaşmadığı bir ortamda ABD askerleri ölmemeli’

ABD Başkanı Joe Biden, Afganistan’daki gelişmelerle ilgili basın toplantısı düzenledi.

Afganistan’dan çekilme kararının tamamen arkasında olduğunu söyleyen Biden, Afgan güvenlik güçlerinin kendi ülkeleri için savaşmaya gönüllü olmadığı bir ortamda ABD askerlerinin savaşmayacağını ve savaşmaması gerektiğini söyledi.

Afganistan’a 20 yıl önce açık hedeflerle gittim. El Kaide’nin orayı üs olarak kullanmamasını garanti etmek için. Bunu başardık.”

“Hedefimizin terörizm karşıtlığına odaklanması gerektiğini hep söyledim. Ülkenin inşa edilmesi Afganistan’daki hedeflerimiz arasında değildi. Günümüzde terör tehdidi daha çok ülkeye yayıldı.”

“Tahliye operasyonuna müdahale etmesi ya da ABD askerlerine saldırması durumunda sert ve hızlı karşılık vereceğimizi Taliban’a ilettik.”


 

Merkel: Taliban’ın hakimiyeti ‘dramatik ve dehşet verici bir gelişme’

Almanya Başbakanı Angela Merkel, kabine toplantısının ardından Dışişleri Bakanı ve İçişleri Bakanı ile birlikte basın toplantısı düzenledi.

Taliban’ın Afganistan’da büyük bir hızla kontrolü ele aldığını söyleyen Merkel, bunun özellikle de Afgan halkı için “acı, dramatik ve dehşet verici bir gelişme” olduğunu söyledi.


 

BM Güvenlik Konseyi, Afganistan’da kapsayıcı bir hükümet için müzakere çağrısı yaptı

BM Güvenlik Konseyi, Afganistan’da kapsayıcı, birleşik ve kadınların tam ve eşit katıldığı yeni bir hükümet için müzakere çağrısı yaptı.

Konsey, çatışmaların derhal durması ve insan hakları ihlallerine son verilmesi çağrısında da bulundu.


 

Macron: Afganistan yeniden terörizmin sığınağı haline gelmemeli

Reuters haber ajansının iki Türk güvenlik kaynağına dayandırdığı haberine göre, Türkiye Kabil Havalimanı'nın güvenliğini üstlenmeyle ilgili planı durdurdu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ulusa sesleniş konuşmasında Afganistan’da Taliban’ın kontrolü ele almasına değinerek, “Afganistan yeniden terörizmin sığınağı haline gelmemeli” dedi.

Öte yandan Macron, Afganistan’dan göçmen akınına karşı Avrupa Birliği’nin inisiyatif alması çağrısında bulundu.

Fransa’nın “en savunmasızları” koruma yönünde kendi sorumluluğunu üstleneceğini kaydeden Macron, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyelerinin Afganistan’daki soruna ortak bir yanıt vermesi gerektiğini söyledi.


 

Kabil Havalimanı’nda yaşanan kaos, uydu görüntülerine yansıdı

Tailban’ın kontrolü ele geçirdiği Afganistan’ın başkenti Kabil’de tahliye çalışmalarının kaosa dönüştüğü Kabil Havalimanı’nda yaşananlar, uydu görüntülerine de yansıdı.

Uydu görüntüleri sağlayan Maxar Technologies adlı şirket, Twitter üzerinden paylaştığı görsellerde, havalimanı ve çevresindeki kalabalığı aktardı.

 

 


 

SON DAKİKA

Pentagon: Kabil Havalimanı’na 500 ABD askeri daha gönderildi

Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü John Kirby, Kabil Havalimanı’nda bulunan 2 bin 500 Amerikan askerine ek olarak 500 Amerikan askerinin daha şehre gönderildiğini söyledi.

500 askerin önümüzdeki saatlerde havalimanında olacağını söyleyen Kirby, uçuşların yeniden başlamasıyla günde binlerce insanın tahliye edilmesinin hedeflendiğini belirtti.

Kirby, ABD askerlerinin Kabil Havalimanı’da “güvenliği yeniden sağlamak için çalıştığını” ifade etti.


 

Bugün şu ana kadar Kabil’de neler yaşandı?

Taliban’ın Afganistan’da yönetimi ele geçirmesiyle birlikte bugün yaşananları derledik:

  • Kabil Uluslararası Havalimanı, binlerce Afgan’ın ülkeyi terk etmek için gerçekleştirdiği akın ile kaotik anlara sahne oldu .
  • Havalimanında birçok kişinin öldüğü bildirildi. Bazı videolarda pek çok Afgan’ın pistte hareket halindeki ABD’nin askeri uçağının üzerine çıktığı görüldü. Bazı videolarda da uçağın havalanmasıyla birkaç kişinin uçaktan düştüğü görüntülendi. Ancak sosyal medyada paylaşılan bu görüntüler teyit edilmedi.
  • Eski Cumhurbaşkanı Hamid Karzai ülkeye barış getirmek amacıyla Taliban ile temas halinde olduğunu söyledi.
  • Özbekistan Savunma Bakanlığı, bir Afgan askeri jetinin sınır ihlali yaptığı gerekçesiyle düşürüldüğünü duyurdu.
  • Türkiye de dahil olmak üzere çok sayıda Batılı ülke, Kabil’den yapılan uçuşlarla vatandaşlarını tahliye etti. Bu kapsamda 324 Türk vatandaşı THY uçağı ile İstanbul’a getirildi.
  • Sabah saatlerinde ABD, büyükelçiliğinin tahliyesini tamamladı, binadaki bayrağını da indirdi.
  • 60’dan fazla ülke yayımlanan ortak bildiri ile Taliban’a insanların ülkeden ayrılmasına izin vermeye çağırdı.
  • BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, “Afganistan halkını terk edemeyiz, etmemeliyiz” açıklamasını yaptı ve ülkelere Afgan mültecilere kapılarını açmaya çağırdı.

 

Taliban Sözcüsü Suheyl Şahin: Afganistan’da katılımcı bir İslami hükümet kuracağız

Afganistan’ın başkenti Kabil’i ele geçiren Taliban’ın sözcüsü Suheyl Şahin, BBC canlı yayınına bağlanarak Yalda Hakim’in ülkenin geleceğine dair soruları yanıtladı:

Sayın Şahin, şu anda Kabil’de çok fazla kaos ve kafa karışıklığı var. Taliban’ın şu anda ve gelecekte neler yapmayı planladığını anlamamıza yardımcı olur musunuz?

Kabil konusunda kafa karışıklığına gerek yok.

Kabil’deki Afganistan halkını temin ederiz ki mal ve mülkleri, canları güvende olacaktır.

Hiç kimseye karşı bir intikam söz konusu değildir.

Biz bu ülkenin halkının hizmetkarlarıyız.

Liderliğimiz askeri güçlerimize Kabil’in girişinde beklemeleri ve kente girmemeleri talimatını verdi.

Biz yönetimin barışçıl bir şekilde devredilmesini bekliyoruz.

Barışçıl bir devir teslim derken neyi kastediyorsunuz? Ne olması mümkün?

Yani şu demek: Kent ve yönetim Afganistan İslam Emirliği’ne devredilmeli. Ardından tüm Afganların katılabileceği, katılımcı İslami bir hükümet kuracağız.

Katılımla neyi kast ediyorsunuz? Herkesin birer oy hakkı mı olacak?

Gelecekte diğer Afganları da hükümete alacağız.

Ama bu Taliban hükümeti, yani sizin deyiminizle İslami Emirlik şemsiyesi altında mı olacak?

Evet, katılımcı bir İslami Afgan hükümeti kuracağız.

Afganistan’daki kadınlar arasında da büyük bir endişe var. Bana mesaj atıyorlar, arıyorlar. Kızların işe gidemediği, kadınların çalışamadığı 1990’lardaki rejimi geri getireceğinizden kaygılılar. Bu konuya bir açıklık getirebilir misiniz?

Kızlar için yüzlerce okul var, her şehirde. Kızların eğitimine dair herhangi bir kısıtlama yok, okula devam ediyorlar.

Konuştuğum Herat kentindeki kadınlar, dün üniversiteye gittiklerinde Taliban savaşçılarının onlara “Buradan gidin” dediğini ve Şeriat Mahkemesi’nin kadınların üniversiteye gidip gidemeyeceğine dair kararının beklendiğini söyledi. Sahadaki savaşçılar Herat kadınlarına bunu diyor.

Hayır. Benim dediğim bizim politikamızdır. Kadınların eğitim kurumlarına erişimi vardır. Yalnızca hicap giymeleri gerekir, bu kadar.

Hicap derken bir başörtüsünü mü kast ediyorsunuz yoksa yüzü kapatan bir burka mı?

Hayır, burka tek hicap şekli değildir. Çok sayıda başka hicap da var, bunlardan biri de sizin tarif ettiğiniz şekilde.

Doha’daki siyasi ofisinizden yapılan açıklamalarla söyledikleriyle sahada olanlar arasındaki tutarsızlıklar konuşuluyor. Siz kadınların eğitime erişimi sürecek derken Herat’taki savaşçılarınız kadınları üniversiteden uzaklaştırıyor. Savaşçılarınız sizi dinliyor mu?

Evet dinliyorlar. Bireysel olaylar yaşanırsa bunları inceleriz. Bizim politikamıza uymak zorundalar.

Savaşçılarınızın ev ev gezerek Batılı güçler veya kurumlar için çalışan kişileri korkuttuğunu duyuyoruz.

Bu doğru değil. Çok sayıda söylenti ve sahte haber yayılıyor. Düşmanlarımız bizi karalamaya çalışıyor.

Siz grubunuzun itibarını düşünüyorsunuz ama Taliban’a karşı savaşan kişilerin işkence edilerek öldürüldüğünü, bazı yerlerde insanların sokaklarda öldürüldüğünü gösteren videolar ortaya çıktı. Afganistan’da işler böyle mi yürütülecek?

Bu doğru değil, intikam almıyoruz. Çok sayıda açıklama yayımladık ve bunlarda…

Sayın Şahin, sizinle Doha’da da birlikte vakit geçirdik ve orada da bu konulardan, açıklamalardan ve politikalardan bahsetmiştiniz. Ama ben sahada olanlardan bahsediyorum. Onlar bize savaşçılarınızın insanları korkuttuğunu söylüyor. Örneğin geçen hafta bir kamu yayıncısı çalışanı öldürüldü ve Taliban sorumluluğu üstlendi. Taliban’la uzlaşmayan veya örgütü eleştiren kişiler hedef alınarak öldürülmeye devam edecek mi?

Belki de size ulaşan haberler abartılmıştır, dünyayı bize karşı yanıltmak içindir. Her bir olayı inceleyip araştırıyoruz. Ama size politikalarımızı anlatıyorum. Bunu ihlal eden uygulamalar yaşanırsa sorumlular cezalandırılır.

Afgan halkı Taliban usulü bir şeriat altında yaşamayı mı beklemeli?

Tabii ki. Biz İslami bir hükümet istiyoruz. Afgan, katılımcı ve İslami bir hükümet. Bu Afgan halkının talebidir. Ama herkesin kendini bağımsız mahkemelerde savunma hakkı vardır.

Peki bu mahkemelerde yargıçlar olacak mı? Veya kadın yargıçlar?

Tabii ki yargıçlar olacak. Ama kadınların işgücüne katılımının nasıl olacağına kurulacak hükümet karar verecek.

Yani insanların nerede çalışabileceğine hükümet mi karar verecek?

Bu gelecekteki hükümetin işi. Okullar için giyilecek üniformalar, eğitim ve ekonomi politikası epey çalışma gerektiriyor. Ama genel politikamız kadınların eğitim ve işgücüne katılması gerektiği üzerine.

Peki dini polis birimi nasıl olacak? Son konuşmamızda insanların davranışlarını gözetleyen bir dini polis birimi kuracağınızı söylemiştiniz.

Dini polis insanlara yardım etmek için var olacak. İnsanları bir mekanizma üzerinden insanları faziletli olmaya davet edecek. Yanlış uygulamalar olursa düzeltilecek.

Şu anda ülkeyi terk etmek isteyen insanlara izin verecek misiniz?

Politikamız insanların ülkeyi terk etmemesi üzerine. Çünkü burası hepimizin ülkesi.

Yetenekli insanlara ihtiyacımız var. Çünkü bir dönemi kapattık ve yeni bir dönem açtık: Yeniden inşa, barış, hoşgörü, barışçıl bir şekilde bir arada var olma ve ulusal birlik.

Tüm Afganların ülkede kalıp ülkelerinin inşasına katılma ve halkına hizmet etmesine ihtiyacımız var.

Kadınlar evlerini tek başlarına terk edebilecek mi?

Kesinlikle. İslami yasalara göre, geçmişte bile kadınlar sokakta yürüyebiliyorlardı…

Evlerini tek başlarına terk edemiyorlardı.

Hayır onlara eşlik eden bir erkeğe gerek yoktu, sokaklarda yürüyorlardı. Bunu görmüştünüz.

Konuştuğumuz kadınlar yanlarında bir erkek olmadan evlerini terk ettiklerinde Taliban’ın dini polisleri tarafından darp edildiklerini anlatıyordu.

Hayır bu doğru değil, gelecekte de böyle bir uygulama olmayacak.

ABD ile ilişkiniz nasıl olacak?

Eskiden ilişkimiz işgal ve buna karşı direnişimiz üzerindendi. Gelecekte bu fasıl kapanacak, yeni bir fasıl açılacak. Bu işbirliği faslı olacak ve Afganistan’ın yeniden inşasına dahil olabilirler.

Afganistan’ın yeniden inşasına ne kadar katılıp Afgan halkına ne kadar yardım ederlerse ilişkimiz o kadar gelişecek ve güçlenecek. Gelecekte onlarla iyi ilişkiler istiyoruz.


 

Afganistan’da son durum ne?

Reuters haber ajansının iki Türk güvenlik kaynağına dayandırdığı haberine göre, Türkiye Kabil Havalimanı'nın güvenliğini üstlenmeyle ilgili planı durdurdu.
GETTY IMAGES

Kabil Havaalanı’nda Pazartesi sabahı ülkeden ayrılmaya çalışanlar

Afganistan’da Taliban Pazar günü önce Kabil’i kuşattı, ardından fazla bir direnişle karşılaşmadan başkente girdi. Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani ülkeyi terk etti. Gani, “kan dökülmesini önlemek için” ülkeden ayrıldığını açıkladı.

İlk olarak 6 Ağustos’ta Zaranj’ın kontrolünü ele geçiren Taliban, 10 gün içinde tüm vilayet başkentlerinde kontrolü sağladı ve Pazar günü başkent Kabil’e ulaştı.

BBC’ye konuşan Taliban Sözcüsü Suheyl Şahin, “Yönetimin ve Kabil şehrinin barışçıl bir şekilde Afganistan İslam Emirliği’ne devredilmesini bekliyoruz” dedi.

Şahin, Afganistan’da “katılımcı bir İslami hükümet” kuracaklarını söyledi.

Ülkeden kaçmak isteyenler Kabil Havaalanı’na akın ederken, Afganistan Cumhurbaşkanı Gani de”kan dökülmesini önlemek için” ülkeden ayrıldığını açıkladı ancak nereye gittiğini söylemedi.

İlk haberler, Gani’nin Tacikistan’a gittiği yönündeydi.

Ancak Al Jazeera, Gani’nin, eşi, özel kalem müdürü ve ulusal güvenlik danışmanı ile birlikte Özbekistan’ın başkenti Taşkent’e gittiğini duyurdu.

Al Jazeera haberinde, Gani’nin kişisel korumasına atıf yapıldı; ancak haber hükümet yetkilileri tarafından henüz doğrulanmadı.

Öte yandan görüntülerden ve görgü tanıklarının ifadelerinden, ülkeden kaçmak isteyenlerin akın ettiği Kabil Hamid Karzai Havaalanı’nda gece yarısı ‘kaos’ yaşandığı anlaşılıyor.

Pazartesi sabahı Kabil sokaklarının sessiz olduğu, havaalanında ise ülkeden kaçmak isteyenlerin büyük bir kalabalık oluşturduğu belirtiliyor.

Batılı güçler de Kabil Havaalanı’ndan ülkedeki personelini, vatandaşlarını ve kendileri için çalışan Afganları tahliye etmeye çalışıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı, tüm büyükelçilik personelini Hamid Karzai Havaalanı’ndaki bir yerleşkeye tahliye ettiğini duyurdu.

Tahliye sürecine yardımcı olmak için yaklaşık 6 bin asker görevlendirildi.

Gelen haberlere göre, şehrin diğer bölgelerinden gelen aralıklı silah sesleri ve çatışma haberleri arasında ABD askerleri havaalanının çevresini koruyor.

Türkiye ise şimdilik Kabil Büyükelçiliği’ni açık tutma kararı aldı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Diplomatik misyonlarımızla ilgili gerekli tedbirleri aldık. Kabil Büyükelçiliğimiz faaliyetlerini sürdürüyor” dedi.

BBC’ye bilgi veren bir Türk güvenlik yetkilisi, son gelişmeler ışığında, artık Türkiye’nin Kabil Havalimanı’nda üstlenmesi planlanan görevin Taliban’a rağmen yapılmasının mümkün olmadığını söyledi.

THY ise Afganistan seferlerini iptal etti ve Türk vatandaşlarının tahliyesi için Kabil’e uçak gönderdi.

Diğer yandan üst düzey Amerikalı yöneticiler, son 20 yıldır eğittikleri ve destekledikleri Afgan ordusunun gücünü yanlış hesapladıklarını kabul ettiler.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken CNN’e verdiği demeçte Afgan güvenlik güçlerini kastederek, “Bu gücün ülkeyi savunamadığını ve bunun beklediğimizden daha hızlı gerçekleştiğini gördük” dedi.

ABD Başkanı Joe Biden, geçen haftaya kadar 300 bin kişilik Afgan kuvvetlerinin, 50-100 bin kişilik tam zamanlı savaşçıya sahip olduğu düşünülen Taliban’a karşı ülkeyi savunabilecekleri inancında olduğunu dile getiriyordu.

Çin yönetimi ise Afganistan’da kontrolü ele geçiren Taliban ile “dostça ilişkiler” geliştirmeyi amaçladıklarını söyledi.

Celalabad’da ne oldu?

Taliban’ın Pazar günü Nangarhar vilayetinin merkezi Celalabad’da hiçbir müdahaleyle karşılaşmadan kenti ele geçirdiği bildirildi.

Reuters haber ajansına konuşan bir Afgan yetkili, “Şu an Celalabad’da hiçbir çatışma yok çünkü vali Taliban’a teslim oldu. Sivilleri korumanın tek yolu Taliban’ın geçmesine izin vermekti” dedi.

Celalabad’ın ele geçirilmesiyle Taliban Pakistan ile bağlantı yollarını da kontrol altına almış oldu.

Taliban Cumartesi günü de Balk vilayetinin merkezi ve ülkenin dördüncü büyük kenti olan Mezar-ı Şerif’i büyük ölçüde çatışmasız ele geçirmişti.

Adssociated Press ajansına konuşan vilayet meclisi vekillerinden Abas Ebrahimzada, ordunun ilk teslim olduğunu, bunun üzerine hükümet güçleri ve diğer milislerin de aynı yolu seçtiğini söyledi.

Reuters haber ajansının iki Türk güvenlik kaynağına dayandırdığı haberine göre, Türkiye Kabil Havalimanı'nın güvenliğini üstlenmeyle ilgili planı durdurdu.
GETTY IMAGES

|Afgan polisi Kabil’de güvenlik kontrolü yapıyor

Siviller ne durumda?

Afganistan’da 750 bini aşkın kişi çatışmalar nedeniyle göç etmek zorunda kaldı ve bunların çoğu Kabil’e sığındı.

Taliban denetimine geçen bazı bölgelerden gelenler, örgüt üyelerinin, aileleri, evlenmemiş kadınları ve kızları kendilerine eş olarak vermeye zorladıklarını söylüyor.

Kadınların ayrıca burka giymeye zorlandığı ve konulan kurallara uymayanların dayakla cezalandırıldığı belirtiliyor.

Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan 17 yaşındaki Abdullah adlı genç, kuzeydeki Kunduz kentini Taliban’ın ele geçirmesi üzerine ailesiyle birlikte kenti terk edip Kabil’e geldiklerini ve bir parkta çadırda kaldıklarını anlatıyor.

Taliban Kabil’e girmeden önce, bankaların önünde para çekmek için uzun kuyrukların oluştuğu, bazı şubelerde para kalmadığı belirtiliyordu.

Taliban’ın Kabil’e girmesinin ardından ise ülkeyi terk etmek isteyen çok sayıda kişi Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’na akın etti.

BBC’ye konuşan bazı görgü tanıkları havalimanında yaşanan kaosun ardından, 16 Ağustos sabahı itibarıyla en az 3 sivilin öldüğünü söyledi.


 

Taliban: Afganistan’da 20 yıl sonra yeniden kontrolü sağlayan örgüt nasıl kuruldu, bugünlere nasıl geldi?

Reuters haber ajansının iki Türk güvenlik kaynağına dayandırdığı haberine göre, Türkiye Kabil Havalimanı'nın güvenliğini üstlenmeyle ilgili planı durdurdu.
GETTY IMAGES

1990’ların başından bu yana dışarıdan desteklerle Taliban ismiyle oluşturulan ve Afganistan’da şeriat kanunlarını uygularken muhaliflerine yönelik katliamlar gerçekleştiren, kadınlara dini gerekçelerle acımasızca baskılar uygulayan ve ABD işgalinin başında yenilse de 20 yılın sonunda ülkede yeniden kontrolü ele geçiren silahlı grup kimdir?

ABD askerleri, 20 yıldır savaştığı Taliban’la anlaşarak, ilk aşamada belirtilen şartlar da yerine getirilmeden Afganistan’dan çekilmesini tamamlamak üzere. Bu çekilmeyi fırsat olarak gören Taliban da, çok kısa sürede vilayet merkezlerini ele geçirdi ve 15 Ağustos’ta pek bir direnişle karşılaşmadan Kabil’e girmesi ve Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin başka yetkililerle ülkeyi terk etmesiyle tam kontrolü yeniden elde etmiş oldu.

Taliban, ele geçirdiği yerlerde hükümete bağlı okulları, hastaneleri ve mahkemeleri de kapatarak kendi acımasız kurallarını uygulamaya koydu.

2001’de ABD’nin Afganistan işgali başladığında yönetimden düşen ancak zaman içinde bazı bölgelere geri dönen ve bugün ülkede “katılımcı bir İslami hükümet kuracaklarını” söyleyen Taliban’ın oluşumunu ve bugüne nasıl geldiğini inceledik.

Afganistan: İmparatorluklar mezarlığı

Afganistan’da çatışmalar ve işgaller, yıllar içinde milyonlarca insanın evlerini terk etmesine yol açtı

Bugünlerde ABD işgalini ve çekilmesini konuşsak da Afganistan, on yıllardır birçok ülkenin işgaline maruz kaldı. Ancak hiçbiri güçlü bir merkezi yönetim oluşturmakta başarılı olamadı.

Öyle ki, Afganistan için kullanılan bir ifade var: İmparatorluklar mezarlığı.

Bu ifade ne anlama geliyor? Ülke, Çin, İran ve Orta Asya gibi güçlü devletlerin bulunduğu bir coğrafyanın tam ortasında, göç ve ticaret yollarının ortasında kalmış; çok sayıda farklı aşiret, etnik grup ve farklı dillerin konuşulduğu, farklı kültürlerin oluşturduğu bir yapıya sahip.

Böyle bir coğrafyada, kanunsuz bir devlet yapısında, çoğunlukla birbirine rakip hatta düşman olan her aşiret ya da etnik grup, kimliğini korumak için kendi bölgesinde sağlam yapılar, evler, fiziksel anlamda kale gibi korunan köyler inşa etmiş ya da dağları siper almış durumda.

Bu yapıdaki bir ülkeye girip merkezi yönetim oluşturmak da kolay olmamış.

Sovyetler Birliği’nin 1979’da başlayan işgali de güçlü bir merkezi yönetim kurmaya yetmedi. Üstelik bu kez, ülkenin bu durumundan faydalanan bir de grup ortaya çıktı: Taliban.

Ancak Taliban’ın temelleri Sovyet işgalinin çok öncesinde yatıyor.

Reuters haber ajansının iki Türk güvenlik kaynağına dayandırdığı haberine göre, Türkiye Kabil Havalimanı'nın güvenliğini üstlenmeyle ilgili planı durdurdu.
GETTY IMAGES

|Eğitim kampında mücahitler

Pakistan’ın ayrılıkçı Peştu hareketlere karşı desteklediği İslamcı gruplar
Afganistan’ın yüzde 84’ü Sünni Müslümanlardan oluşuyor. Ülkenin karışık etnik yapısında en kalabalık nüfusu, yüzde 38’le Peştular oluşturuyor. Çoğu da ülkenin güneyi ve doğusunda bulunuyor. Yaklaşık aynı sayıda, yani 15 milyon civarında Peştu da ülkenin güneydeki komşusu olan Pakistan’ın kuzeyinde yaşıyor.

Bölgedeki İngiliz yönetimi 1947’de sona erip Pakistan bağımsız bir ülke olduğunda, ülkedeki Peştular Afganistan’daki Peştularla birleşerek “Peştunistan” isimli bağımsız bir ülke kurma taleplerini gündeme getirdi.

Pakistan’la bölgedeki Peştular arasında gerilim sürerken 1971’de Bangladeş, yıllar önce İslami bir birliktelik altında kurulmuş olan Pakistan’dan ayrılarak bağımsız bir ülke oldu. Bu ayrılık, Pakistan yönetimi için etnik farklılıkların dinin birleştiriciliğinden üstün geldiğinin göstergesi oldu. Ve Afganistan’daki Peştuların etnik kimlik savunuculuğu, Pakistan için daha ciddi bir güvenlik tehdidi olmaya başladı.

Böyle bir ortamda Pakistan, Afganistan’da Peştular arasında İslami bir hareketin yayılması için destek vermeye başladı. Böylece etnik milliyetçi duyguların bastırılması hedeflendi.

Pakistan İstihbarat Servisi (ISI), bu amaç doğrultusunda bölgeden getirdiği birçok “mücahite” kendi topraklarında, sınır bölgelerinde dini ve askeri eğitim verdi. Bu öğrenciler, yıllar sonra Taliban’ın temelini oluşturacaktı. Taliban, Peştuca “talebeler” anlamına geliyor.

Pakistan, eğitimler sırasında öne çıkan, başarılı ve cesur gördüğü öğrencileri de ABD’nin bölgedeki yetkililerine tanıttı.

Sovyet işgaline karşı desteklenen gruplar

1978’de sol görüşlü ve Sovyet destekli askerler darbeyle iktidara geldiğinde, bu İslamcı muhalefet, Pakistan ve ABD’nin desteğiyle ülkeye girerek silahlı bir isyan başlattı.

Aralık 1979’da Sovyet lider Leonid Brejnev, doğrudan bir müdahaleyle Kızıl Ordu’yu Afganistan’a gönderdi.

Sovyet işgali, Pakistan’dan gelerek silahlı isyan başlatan ‘mücahitler’e halk desteğini artırarak daha fazla büyümelerine yol açtı. Büyümelerinin tek sebebi bu değildi; ABD ve Suudi Arabistan’dan gelen yüklü miktardaki maddi yardımlar da, halihazırda Pakistan’da oluşturulup bekleyen hareketin güçlenmesine yol açtı.

Reuters haber ajansının iki Türk güvenlik kaynağına dayandırdığı haberine göre, Türkiye Kabil Havalimanı'nın güvenliğini üstlenmeyle ilgili planı durdurdu.
GETTY IMAGES

|Sovyet askerleri Afganistan’da

Bu arada, Pakistanlı araştırmacı gazeteci Ahmed Rashid’e göre, 1971’de 900 olan Pakistan’daki medrese sayısı 1988’de 8 binin üzerine çıkmıştı. Sınırlarda kayıt dışı 25 bin okul daha vardı.

Afganistan üzerine çalışan ve bu konuda birçok kitabı da bulunan Amerikalı akademisyen Barnett Rubin’in araştırmalarına göre; 1980’de ABD, Sovyetlere karşı savaşan bu mücahitlere 30 milyon dolarlık yardım gönderdi. Sovyet ordusunun istikrarı sağlayamamasında başarılı oldukları görüldüğünde, mücahitlere ABD’den giden yardım sadece 1985’te 250 milyon dolara ulaşmıştı. Suudi Arabistan da her yıl aynı miktarlarda yardım gönderiyordu.1980’lerin ikinci yarısında sadece ABD’den giden yardım yıllık 630 milyon dolara ulaşmıştı. Bu miktara Suudi Arabistan, İsrail ve Çin’den gelen yardımlar dahil değil…

1985’te ABD Başkanı Ronald Reagan, mücahitlere Stinger uçaksavar füzesi verilmesine karar verdi. Stingerlar ve diğer silahların dağıtımından ise Pakistan sorumluydu. Karaçi ya da İslamabad havalimanlarına getirilen silahlar, ISI aracılığıyla Afganistan sınırındaki radikal İslamcı muhalif gruplara dağıtıldı.

1989’da Sovyetler çekildikten sonra ABD’nin mücahitlere yardımı yeniden yıllık 250 milyon dolara indi. Bir süre sonra da tamamen kesildi.

Reuters haber ajansının iki Türk güvenlik kaynağına dayandırdığı haberine göre, Türkiye Kabil Havalimanı'nın güvenliğini üstlenmeyle ilgili planı durdurdu.
GETTY IMAGES

| Mücahitler, Sovyet ordusundan geriye kalanlarla – 1988

Ancak artık ellerinde güçlü ağır silahlar olan bir grup, zaman içinde katliamlar düzenleyen, çocukları ve gençleri zorla silah altına alan, Afgan halkının günlük hayatına kısıtlamalar getiren, kadınların birçok hakkını elinden alan ve kurallara uymayanları vahşi bir şekilde cezalandıran bir güce dönüştü.

İşgal sonrası Taliban’ın yönetime gelişi

Sovyet işgalinin ardından komünist yönetim 1992’ye kadar iktidarda kalabildi.

Ardından dış güçlerce desteklenen ve yeterince silahla donatılan “mücahit gruplar” alan kavgasına başladı. Bu esnada insan kaçırmalar, cinayetler, hırsızlık, tecavüz ve sokak çatışmaları, Afgan sivillerin günlük hayatının parçası haline geldi.

Hem mücahit grupların hem aşiretlerin mücadelesi sebebiyle 1992-1996 arasında iyice artan kargaşa ortamında Taliban, istikrarı yeniden sağlayacağı sözüyle gittikçe daha fazla aşiret tarafından desteklendi.

Taliban’ın 1990’ların başında, muhtemelen 1993’te Peştuların Ghilzai ve onların da Hotak aşiretinden gelen, Sovyetlere karşı savaşırken yaralanmış da olan Molla Muhammed Ömer tarafından kurulduğu tahmin ediliyor.

Bu esnada Molla Ömer’in, iki aşiret arası mücadelede kaçırılan iki masum genç kadını kurtarıp aşiretlerine teslim ettiğine yönelik efsaneler Afganistan’da yayılmaya başladı.

Reuters haber ajansının iki Türk güvenlik kaynağına dayandırdığı haberine göre, Türkiye Kabil Havalimanı'nın güvenliğini üstlenmeyle ilgili planı durdurdu.
GETTY IMAGES

|Moskova, Sovyetlerin müdahalesi sırasında dünyayla Afganistan’daki günlük hayattan  fotoğraflar da paylaştı – 1981

Yönetimini ele geçirdiği ilk büyük şehir, son yıllarda suç merkezi haline dönüşmüş olan ve Peştuların çoğunlukta olduğu Kandahar oldu. 1994’te iki gün içinde tamamını ele geçirdiği Kandahar’da suç oranlarının düştüğü söylentileri hızla yayıldı. Burada ordudan ve Sovyetlerden kalan birçok ağır silahı da ele geçiren Taliban, Pakistan’la sınır kapısının kontrolünü de aldı. Birkaç ay içinde İran sınırındaki Herat’a girdiler. 1995’te Afganistan’ın 30 bölgesinden dokuzu, Taliban kontrolüne girmişti.

Eylül 1996’da Başkent Kabil’e giren Taliban, Peştu karşıtı olarak gördüğü ve yozlaşmanın sebebi olarak ilan ettiği Tacik kökenli devlet başkanı Burhanettin Rabbani’yi görevden aldığını ve yönetimi ele geçirdiğini duyurdu.

Ancak yayılan bu efsanelerin sert uygulamalarla sağlanan “istikrarın” arkasındaki gerçekle Afgan halkı, zaman içinde karşılaştı.

Taliban’ın uygulamaları ve halk desteği

Taliban, medreselerdeki Suudi-Vahabi öğretisiyle şekillenen şeriat kuralları ve daha fazla toprak sahibi olmayı önceleyen İslamiyet öncesi Peştu hukukunun iç içe geçtiği bir düzeni benimsemişti.

“Adaleti sağladığı ve zalim ağaların korkusu olduğu”na dair söylentiler yayılırken 1997’de, şehirdeki silahlı gruplar Mezar-ı Şerif’ten Taliban’ı çıkarmayı başardı. Taliban yaklaşık bir buçuk yıl sonra şehre yeniden girdiğinde, aralarında sivillerin de olduğu binlerce kişiyi öldürerek bilinen ilk katliamını gerçekleştirdi.

Bunlara rağmen her yeni şehri ele geçirdiğinde Taliban’ın savaşçıları ve gücü arttı. Yerel düzeyde birbiriyle savaşan aşiretler ya da gruplar arasından güçlü olana destek verip karşılığında yeni üyeler edindi. Bazı gençleri ve çocukları da zorla silah altına aldı.

“Burada akşam 8’e, bazen 9’a kadar dükkanımı açık tutabiliyorum. Taliban’ın olmadığı yerlerde hava karardıktan sonra güvenli olmaz, dükkanınızı açık tutamazsınız.”

O dönem uluslararası basının girdiği Afganistan’da, Herat’taki bir bakkal sahibi böyle söylüyordu.

Ancak akşam 9’a kadar açık olan o dükkana sadece belli bir uzunlukta sakalı olan erkekler ya da yanında erkek bir refakatçisi olan burkalı kadınlar gidebiliyordu.

İlk başlarda sokaklarda çatışmaların olmadığı ve ticaretin yeniden başlayabildiği ortamda bu işleyiş, çoğunluğu Müslüman olan bir toplumda bir miktar karşılık bulmuşa benziyor.

Ancak Taliban sert uygulamalarını artırdıkça durum değişti.

10 yaşından büyük kızların ve kadınların eğitim hakkının olmadığı, vücutlarının hiçbir yeri görünmeyecek şekilde burka giymek zorunda oldukları Taliban kontrolündeki bölgelerde, “meşru sayılmayan” bir erkekle konuştuğu anlaşılan kadınlar taşlama, kırbaç gibi cezalara çarptırılıyordu. Sakalı “yeterince uzun olmayan” erkekler de hapse atılıyor, hırsızların elleri kesiliyordu. Müzik dinlemek, televizyon izlemek yasaklandı. Farklı fikirdeki insanlar ve farklı dini azınlıklara yönelik cezalar da baş keserek öldürmeye kadar katılaştı. Sünni Müslümanlara ait olmayan ibadet yerleri yerle bir edildi.

Asya Vakfı isimli ABD merkezli vakfın 2009’da yaptığı araştırmada, çoğunluğu Peştular ve kırsal kesimde yaşayan Afganlar olmak üzere halkın yarısına yakını, Taliban’a sempati duyuyordu. O dönem halk, ABD askerlerinin sivil kayıplara da yol açan operasyonlarına da tepkiliydi.

Aynı vakfın Birleşmiş Milletler’in de desteğiyle 2019’da yaptığı araştırmaya göre ise Taliban’a duyulan sempati yüzde 13,4’e inmişti.

ABD işgali sonrası Taliban: Düşüş ve güçlenerek geri dönüş

2001’de İkiz Kuleleri ve Pentagon’u hedef alan saldırılardan El Kaide’yi sorumlu tutan ABD’deki George Bush yönetimi, Taliban’dan El Kaide liderlerini istedi. Taliban ise suçlulukları kanıtlanırsa cezalarını İslami şekilde vereceklerini açıklayınca, ABD’nin Afganistan müdahalesi başladı.

O sırada Taliban, ülkenin yüzde 90’ını kontrol ediyordu. 2001’in sonunda ise Kabil’i ve birçok yerde yönetimi bırakıp çoğunlukla Pakistan’a kaçtılar. Yıllardır örgütün yönetildiği yerlerden biri olan Kandahar sınırındaki Quetta’da yeniden bir araya geldiler.

Reuters haber ajansının iki Türk güvenlik kaynağına dayandırdığı haberine göre, Türkiye Kabil Havalimanı'nın güvenliğini üstlenmeyle ilgili planı durdurdu.
GETTY IMAGES

| ABD askeri ilk olarak 2001’in sonunda Afganistan’a indi

Afganistan’da ABD ve NATO öncülüğündeki birliklerin desteğiyle yeni bir hükümet kurulsa da, hava operasyonları, sivil kayıplara yol açan ev baskınları ve yerel aşiretler arasında yeniden başlayan mücadele, halkın Taliban’a olan sempatisinin bazı bölgelerde artmasına yol açtı.

Bir süre sonra Taliban geri dönecek ve yabancı askerlere karşı saldırılara başlayacaktı.

Öyle ki 2012’de Başkent Kabil’de ve NATO’nun güçlü üslerinde çok geniş çaplı saldırılar düzenleyecek güce erişti.

Reuters haber ajansının iki Türk güvenlik kaynağına dayandırdığı haberine göre, Türkiye Kabil Havalimanı'nın güvenliğini üstlenmeyle ilgili planı durdurdu.
GETTY IMAGES

| Afgan ordusunda kadın askerler de eğitim alıyor

2014’te ABD ve NATO artık Afgan ordusunun eğitileceğini ve kendilerinin doğrudan savaşa katılmayacağını duyurduktan sonra Taliban, en kanlı saldırılarını düzenlemeye başladı. Bu saldırıların ardından kırsalda bazı bölgelerin kontrolünü de yeniden eline aldı.

“İşgalci güç” olarak tanımladığı ABD ile çeşitli dönemlerde masaya oturan Taliban, nihayet Şubat 2020’de ABD’nin çekilmesi karşılığında bazı şartları yerine getireceğine dair taahhütler verdi.

Bu aşamada Afgan hükümetiyle oturduğu müzakere masasını “ABD’nin kukla hükümeti olduğu” gerekçesiyle hiçbir zaman sonlandırmadı.

ABD’nin 20 yılın sonunda hedeflerine ulaşamadan ve hangi şart altında olursa olsun ayrılacağının farkında olan Taliban, Afganistan’ın yönetimini yeniden ele geçirmeye ve uluslararası alanda da tanınmaya çalışıyor. Bu sebeple Rusya, Çin, Orta Asya ülkeleri, Arap ülkeleri, Katar, Pakistan ve Türkiye gibi devletlerle temasını sürdürüyor.

Bu aşamada eski katı uygulamalarının bazılarını da yumuşattığını savunuyor. Örneğin kız çocuklarının kadın öğretmenlerden ders alabildiği bazı okullara izin verdiğini iddia ediyor.

ABD müdahalesi sonrası şehirlerde eğitim görerek doktor olan kadınların kadın hastanelerinde çalışmasına ve dönem dönem kırsal kesime giderek kadınları tedavi etmesine izin verdiğini, ülkeye giren gazetecilere anlatıyor.

Bunların ne kadarı gerçek, ne kadarı görüntü verme çabası, Taliban’ın ele geçirdiği yerlerden kaçan binlerce Afgan mülteciye bakarak anlaşılabilir.

Taliban’ı kim yönetiyor, gelirleri nereden geliyor?

Taliban’ın yönetici kadrosunun çoğu Sovyet müdahalesi zamanı Kızıl Ordu’yla savaşan mücahitlerden oluşuyor.

Kurucu lider, ABD işgali öncesi Afganistan’ı da yönetmiş olan Molla Muhammed Ömer.

Ömer’in 2013 yılında hayatını kaybettiği, 2015’te Taliban tarafından açıklandı. Ağustos 2015’te örgütün başına Molla Ömer’in sağ kolu Molla Muhammed Mansur getirildi.

Molla Mansur’un 2016’da Pakistan’da ABD’nin düzenlediği bir hava saldırısında hayatını kaybetmesi sonrası Mevlevi Haybatullah Akhunzade geldi. Akhunzade’nin siyasi, dini ve askeri kararlarda son sözü söyleyecek mutlak otoritesi var.

Reuters haber ajansının iki Türk güvenlik kaynağına dayandırdığı haberine göre, Türkiye Kabil Havalimanı'nın güvenliğini üstlenmeyle ilgili planı durdurdu.
GETTY IMAGES

| 2001 sonrası Taliban karşıtı bazı mücahit gruplar, ABD ile anlaşarak silahlarını teslim etti

Liderin hemen altındaki Rahbari Şurası ise 26 üyeden oluşuyor. Bu şura da tüm askeri ve siyasi kararların verildiği ana merci.

Şura’da Akhunzade’nin üç yardımcısı var: Kurucu liderlerden Molla Ömer’in oğlu Molla Muhammed Yakup, Taliban’ın kurucularından Molla Abdulgani Baradar ve El Kaide’yle de çok yakın bağları bulunan Hakkani Ağı’nın başındaki Siraceddin Hakkani.

Molla Abdul Hakim de, Taliban’ın “adalet yapısının” yani yargının başındaki isim, bu sebeple kendisine “başsavcı” da deniliyor.

Şura’nın içinde 17 komisyon bulunuyor. Bunlar eğitim, sağlık, askeri konular, istihbarat, iç siyaset, ekonomi gibi konulardan sorumlu “bakanlıklar” olarak görev yapıyor.

Yönetim biriminin dışında bölgesel yapılanmalar var. Burada da uzlaşılan aşiretlerin liderleri, 1980’lerde ülkeden mülteci olarak kaçan ancak daha sonra Taliban çatısı altında savaşmak için ülkeye dönen savaşçılar var.

Birleşmiş Milletler raporlarında yerel düzeyde en tehlikeli ve “tahmin edilemeyen” grup olarak görünen en alt düzeyde ise, Taliban’ın gelirlerini büyük oranda sağlayan haşhaş tohumlarının ekilmesinden, afyon üretiminden ve bu tarlalarla ticaret yollarının güvenliğinden sorumlu eğitimsiz, çoğu okuma yazma bilmeyen silahlı gençler var.

Ülkede, dünya afyon üretiminin yüzde 90’dan fazlasının yapıldığı tahmin ediliyor. Afganistan’da, Birleşmiş Milletler’in 2018 raporunda da, Taliban’ın bir yılda bu illegal uyuşturucu trafiğinden 400 milyon dolar kazandığı tahmini yer alıyor. Aynı zamanda yönetimi ele aldığı yerlerde zorla topladığı ‘vergi’ gelirleri, yer altı kaynaklarının çıkarılıp satılması ve uluslararası yardımlardan da gelir elde ediyor.

Reuters haber ajansının iki Türk güvenlik kaynağına dayandırdığı haberine göre, Türkiye Kabil Havalimanı'nın güvenliğini üstlenmeyle ilgili planı durdurdu.
GETTY IMAGES

| ABD işgali sırasında Taliban, bazı bölgelerde Sovyet işgalinin sona erişinin yıldönümünde kutlama yaparak güç gösterisine devam etti – 2003

El Kaide’yle bağlara gelirsek; örgütün ilk lideri Molla Muhammed Ömer’in El Kaide sempatisi, sadece ideolojik bir yakınlıktan kaynaklanmıyordu. 1996’da Usame bin Ladin’in Afganistan’a sığınması, beraberinde El Kaide’den birçok silah, mühimmat ve para yardımı gelmesini sağladı. Taliban bu sebeple uluslararası tanınırlık için çabalarken bile El Kaide üyeleri için güvenli bir liman olmaya devam etti. 2020’deki bir Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre, El Kaide hâlâ Taliban’a kaynak ve eğitim sağlamaya devam ediyordu.

Taliban’ın uluslararası işbirlikleri ve 20 yılın sonunda tanınma arayışı

Afganistan’ı yönettiği dönemde Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’yle yakın teması olan Taliban, 2013’te Katar’ın başkenti Doha’da bir ofis açtı.

Bugün ülkenin bazı önemli şehirlerini kontrol eden ve NATO’nun tahminlerine göre 85 binden fazla savaşçısı olan grup, 2015’te Rusya ve Çin’le temasa başladı.

Çin’le, ülkenin doğu sınırında bulunan El Kaide üyelerinin burada barınmasına izin vermeme ve Çin’e buradan saldırı düzenlenmemesi konusunda anlaşmaya vardı. Çin, Sincan Özerk Bölgesi’ndeki Uygurları sınırda El Kaide’yle işbirliği yapmakla suçluyor.

Bunun karşılığında Pekin yönetimi, Afgan hükümetiyle bazı altyapı yatırımları ve maden ocaklarında çalışmak üzere anlaşmalar yaptı. Anlaşma yapılan yerlerin bir kısmında Taliban kontrolü var.

Rusya da, her ne kadar Sovyetlere karşı savaşan “mücahitler”den oluşmuş olsa da, yıllar sonra güçlenen Taliban’la 2017’de doğrudan temas kurarak yeni dönemde bölgede söz sahibi olma şansını kaybetmemeye çalıştı. Temaslar sonrası, bazı Taliban yöneticilerini yaptırım listesinden çıkardı. Örgüt, Rusya arabuluculuğunda Orta Asya ülkeleriyle de temas kurdu.

BM’nin Taliban’a ve birçok yöneticisiyle üyesine karşı alınmış yaptırım kararları bulunuyor.

Taliban, Suudi Arabistan’la bazı gerilimler yaşadığı 2015’ten bu yana İran’la da temas halinde ve Afganistan’da güçlenen IŞİD’in ülkeye bir tehdit oluşturmaması zemininde görüşmeler yürütüyor.

Reuters haber ajansının iki Türk güvenlik kaynağına dayandırdığı haberine göre, Türkiye Kabil Havalimanı'nın güvenliğini üstlenmeyle ilgili planı durdurdu.
GETTY IMAGES

| Katar’da Taliban’la görüşmelere katılan heyette ABD, Rusya, Çin ve Pakistan’dan yetkililer vardı

Doha’daki ofis üzerinden Taliban’ın birçok Avrupa ülkesiyle de dolaylı teması var: Almanya, Fransa, Norveç ve Türkiye de bunların arasında.

Afganistan’da NATO kapsamında sınırlı bir askeri birlik bulunduran Türkiye, Taliban’a karşı doğrudan savaşa hiç katılmadı. Bazı Taliban yöneticilerinin zaman zaman Türkiye’ye gittiğine yönelik iddialar da Batı basınında yer aldı.

Bugün Kabil’deki Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nın güvenliğini sağlama planları yapan Türkiye, Taliban’la temas halinde.

Hindistan da kısa bir süre önce, yeni dönemde Afganistan’da gücü eline alan Taliban’la temas kurulduğunu açıkladı.

Son olarak Taliban’ın ilerleyişi karşısında, Afganistan’daki güçlerini ABD ile birlikte geri çeken İngiltere’den de dikkat çeken bir açıklama geldi. İngiliz Genelkurmay Başkanı Sir Nick Carter, Taliban’ın bugün 2001’dekine göre “daha açık fikirli olduğunu” söyledi.

14 Temmuz’da Daily Telegraph gazetesine bir röportaj veren İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace da, Taliban’ın hükümete girmesi ihtimali sorulduğunda “Hükümette kim olursa olsun, belirli uluslararası normları karşılıyorsa, İngiltere o hükümetle çalışacaktır” diyerek Taliban’ın tanınması yönünde bir mesaj vermiş oldu.





 

 

 


kaynaklar: bbc – bbc Türkçe

Fotoğraflar: GETTY IMAGES

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here