Anasayfa / Haberler / Nash ve eşi trafik kazasında hayatını kaybetti🔗

Nash ve eşi trafik kazasında hayatını kaybetti🔗

Hayatı film konusu olan dünyaca ünlü matematikçi John Nash ve eşi Alicia trafik kazasında hayatını kaybetti.

Akıl Oyunları adlı filmde hayatı beyazperdeye aktarılan Nobel ödüllü matematikçi John Nash ve eşi Alicia bindikleri taksinin kaza yapması sonucu hayatını kaybetti.
John Nash 86, eşi Alicia ise 81 yaşındaydı. Polis olayın taksinin sollama yaparken şoförün kontrolü kaybederek korkuluklara çarpması sonucu meydana geldiğini bildirdi.
Nash 1994’te Oyun Teorisiyle Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazanmıştı.
JOHN NASH KİMDİR?
John Forbes Nash Jr, 13 Haziran 1928’de Bati Virginia’da doğdu. Üniversiteye sanayi şehri Pittsburg’da gitti. Üniversiteye ilk gittiğinde kimya mühendisliği okumak istiyordu, çünkü babası öyle istemişti. Ama kısa sürede bundan vazgeçti. Bir süre fizikle oyalandıktan sonra matematiğe geçti.
Görünüşte hiç ders çalışmıyordu. Hemen hemen hiç arkadaşı yoktu. Çoğu öğrenci onun homoseksüel olduğunu düşünüyordu ve bu yüzden daha da yalnızlığa mahkumdu. Ama o hırslıydı ve akıllıydı.
Pek çok efsanevi matematikçinin aksine, çocukluğunda bir ‘deha’ olduğunu pek belli etmemişti ama üniversite yıllarında deha ortaya çıkıyordu. Kitap okumadığı, dersleri pek takip etmediği için bütün matematik teorisini kendi kendine keşfediyordu. Bunları düşünerek yapıyordu. Hep yalnızdı.

Üniversite bittiğinde, master ve doktora derecesi için hem Harvard, hem de Princeton tarafından kabul edildi. Onun gözü Harvard’daydı ama Princeton daha fazla para veriyordu, oraya gitti. Nash’ın Princeton’ı seçmesinin tek nedeni para değildi. Bilimin bütün devleri oradaydı. Harvard ise geriliyordu.

Akıl Oyunları filminde John Nash'i Russel Crowe canlandırmıştı. Princeton’da doktora tezi, “Oyun Teorisi” üstüneydi. Aslında Oyun Teorisi’ni ünlü matematikçi John von Neumann ile Oscar Morgenstern 1944’te ortaya atmışlardı. Ama ilk teori, sonucu sıfır olan oyunlar dışında kalan oyunlar için tatmin edici bir matematiksel modelleme getirmiyordu. Nash, bunu tamamladı.

Akıl Oyunları filminde John Nash’i Russel Crowe canlandırmıştı.
Princeton’da doktora tezi, “Oyun Teorisi” üstüneydi. Aslında Oyun Teorisi’ni ünlü matematikçi John von Neumann ile Oscar Morgenstern 1944’te ortaya atmışlardı. Ama ilk teori, sonucu sıfır olan oyunlar dışında kalan oyunlar için tatmin edici bir matematiksel modelleme getirmiyordu. Nash, bunu tamamladı.

UZAYDAN MESAJ VAR
Sonra? Sonra, 1959 yılında bir gün Nash, elinde o günün The New York Times’ıyla fakülte çay salonuna geldi. Gazetenin birinci sayfasının sol üst köşesindeki haberi işaret ederek “Uzaylıların gizli bir mesajı bu ve onu sadece ben çözebilirim” dedi.
Bu, Nash’ın akli dengesini yitirmekte olduğunun ilk belirtisiydi. Bir süre sonra şizofreni teşhisiyle özel bir kliniğe yatırıldı. Princeton’dan bir dostu ziyarete gittiğinde, Nash’ı camdan dışarıya sabit bakışlarla bakarken buldu.“Nasıl olur?” diye söze başladı arkadaşı, “Nasıl olur da senin gibi bilimsel düşünen, bilimsel doğrudan ayrılmayan biri bu söylediklerini söyleyebilir?” Uzaylılar meselesinden söz ediyordu arkadaşı.
Nash kafasını kaldırdı. “Ama” diye söze başladı, “Bu fikirler bana, aynen matematikle ilgili fikirlerin geldiği yoldan ve o şekilde geliyorlar.” Her zaman matematiksel yaratıcılığın sınırlarını zorlamış biri için güzel bir cevaptı bu…

Nash bir süre sonra klinikten ayrıldı. İyileşmemişti. Numeroloji dahil pek çok konuya kafayı takmıştı. Uzaylıların şifresini çözeceğini söylüyordu. Princeton’da sık sık görülüyordu. Kimseyle konuşmuyor, sorulara cevap vermiyor, selamları almıyordu. Bir anlamda yaşayan ölüydü. Ama yine de pek çok kişi onunla ilgilenmeyi sürdürdü.
Bu klasik delilik hali yıllarca sürdü. Taa 1990 yılına kadar. O yıl, bir sabah vakti, bir arkadaşı yolda gördüğü Nash’e her zaman yaptığı gibi selam verdi. Cevap beklemiyordu, buna alışmıştı. Ama Nash cevap verdi: “Dün gece kızını televizyonda gördüm.” Gerçekten de, selam veren arkadaşın kızı politikayla ilgiliydi ve bir gece önce TV’ye çıkmıştı. Demek Nash tümüyle uyumuyordu, etrafta olan bitenin farkındaydı. Hiç görmediği bir kızın ne yaptığını bile bilmiyordu. Nash yavaş yavaş uyanmaya başladı. Artık matematik konuşuyor, çözülecek problemlere yardım ediyordu. Bir süre sonra tamamen iyileşti, derslere girmeye bile başladı. Bir deha, dehanın sınırlarının ötesine gitmiş ve geri dönmüştü!
A BEATIFUL MIND (AKIL OYUNLARI)
John Nash, çok zeki, yakışıklı ve Princeton’un matematik bölümünün en parlak yıldızıdır. Ancak bir süre sonra hayal dünyasına sürüklenir. Kendi isteği dışında zorla tedaviye tabi tutulur. Davranışları giderek tutarsız bir hal alır. Güzel karısı onu çaresizlikten terk eder. Gidecek hiçbir yeri yoktur, sokaklarda amaçsızca dolaşır. Çocukların alay ettiği bu adama karısı Alicia ve matematik topluluğu göz kulak olmaya çalışır. Kim der ki bu adam bir matematik dahisidir?

Ron Howard’ın perdeye yansıttığı öykü, yaşanmış bir olaydan yola çıkıyor. Perdede dünkü ve bugünkü matematik dahisini izliyoruz. “Delilikle dahilik arasındaki ince çizginin her iki yanını da yaşayan John’un aslında en büyük başarısı şizofreniyi yenmesi değil, çünkü zaten yenemiyor” diyor yapımcı Graser, “Zafer, Nobel kazanması da değil. Asıl zafer, aklının, ruhunun ve zekasının, şizofreninin karşısında ayakta kalabilmesi” diyor.
RUSSELL CROWE TWITTER’DAN ÜZÜNTÜSÜNÜ PAYLAŞTI
Russell Crowe, Twitter’dan paylaştığı mesajda “Şoktayım… Kalbim John & Alicia & aileleriyle. Muhteşem bir işbirliğimiz olmuştu. Güzel akıllar, güzel kalpler” cümlelerine yer verdi.

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

Hakkında Akademi Portal

Akademi Portal

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Güvenlik *