Çağımızın en tatsız hastalıklarından migren sadece baş ağrısı değil. Çok sayıda belirtisi olan migrenle ilgili, Amerikalı bilim insanları kapsamlı bir araştırmayı tamamladı. Buna göre, migreni tetikleyen en önemli neden, hava kirliliği.
Maine Üniversitesi’nin araştırmasına göre, migrenin belirtisi olan her klinik atak aslında tedavinin de temel yolu.
Araştırmada, vücudumuzun doğal dengesini serbest radikallerin bozduğu ve bunların solunum yoluyla vücuda girdiğine dikkat çekiliyor.
Yıkıcı moleküllere dönüşen serbest radikaller vücuttaki antioksidan seviyesini düşürüp farklı ataklar halinde kendini gösteriyor.
Migrenin en önemli sebebini “hava kirliliği” olarak saptayan araştırmaya göre, antioksidan seviyesini azaltan ve migreni tetikleyen diğer etkiler; psikolojik travmalar, aşırı gürültü ve ışık yoğunluğu ile açlık ve susuzluk olarak sıralanıyor.
Araştırmada migren hastalarına, serbest radikalleri önleyen A ve C vitaminleri, beta karoten ve koenzim Q10 öneriliyor.
A vitamini için; havuç, domates, kayısı, ıspanak, brokoli, bal kabağı ve kantalup;
C vitamini içinse; portakal ve limon başta olmak üzere narenciye, yeşil sivri biber, karnabahar, kuşburnu ve kara lahana tavsiye ediliyor.
koenzim Q10 için de balık (uskumru ve sardalye), et (kalp, karaciğer, böbrek, sığır eti ve kümes hayvanları), yer fıstığı ve soya yağı tüketilmesi öneriliyor.
ANKİOKSİDAN İÇEREN GIDALAR VE SPOR ÇOK ÖNEMLİ
Araştırmada ayrıca, serbest radikallerin bedenimizdeki hücreleri parçalayarak yaşlanmaya ve hastalıklara yol açtığı, bunlardan korunmak için antioksidan içeren gıdalarla sporun çok etkili olduğu vurgulanıyor.
Migren ağrılarından korunmanın 10 formülü
Migren günlük yaşam aktivitesini önemli ölçüde etkileyebilen bir baş ağrısı çeşidi. Hayatı adeta kabusa çevirebilen şiddetli migren tipi baş ağrılarından korunmak için alınması gereken en önemli tedbirlerin başında ise beslenme alışkanlıklarına dikkat etmek ve stresten uzak durmak geliyor.
Migren ağrısı, zonklayıcı, genellikle tek taraflı, bulantı-kusmanın gelişebildiği, hareketle artan, ışık-ses-koku hassasiyetinin eşlik ettiği şiddetli bir baş ağrısı tipi. Ülkemizde yapılan migren prevalans çalışmasına göre; her 100 kişiden 16’sı migren tipi baş ağrısı çekiyor. Kadınlarda erkeklere nazaran 3 kat fazla görülüyor. Bunun nedeni ise kadınlardaki hormonal değişimlerin nöral ve vasküler yapıları etkileyerek migren eşiğini düşürmesi.
Migren tipi baş ağrısı kişinin günlük yaşamsal aktivitesini, iş verimliliğini ve konsantrasyonunu ciddi şekilde bozabilecek kadar şiddetli olabiliyor.
Güzel haber ise migreni tetikleyen faktörleri iyi bilen ve onları engellemeye yönelik tedbirler alan migren hastalarının ilaç kullanmadan ağrıların sıklığı ile şiddetini azaltabilmeleri. Nöroloji Uzmanı Dr. Nebahat Bilici, migren tipi baş ağrıları ataklarından korunmak için alınması gereken 10 önlemi anlatı:
. Gelişigüzel ağrı kesici kullanmayın
Hemen hepimiz başımız ağrıdığında çözümü ağrı kesici ilaçlarda buluyoruz. Ancak baş ağrınızın türü migren ise ve siz ayda 4-5 kereden fazla ağrı kesici ilaç alıyorsanız, bu alışkanlığınızdan hemen vazgeçin. Çünkü aşırı ağrı kesici kullanımı migren ağrılarını daha da şiddetlendirmesinin yanı sıra atak sığlığını da artırarak inatçı bir baş ağrısına dönüştürüyor. Bu nedenle yapmanız gereken şey, gelişigüzel ağrı kesici kullanmak yerine bir nöroloji uzmanına başvurmak olmalı.
. Migren günlüğü tutun
Alkol, nitrit ve nitratla yüklü besinler (sosis, sucuk, salam ve pastırma gibi şarküteri ürünlerinde bulunuyor), monosodyum glutamat (gıdaların aromasını artırmak için eklenen katkı maddesi), baharatlar, deniz ürünleri, nişasta, çikolata, eskitilmiş peynir, aşırı tuz…
Tüm bunlar migren baş ağrısını tetikleyen gıdaları oluşturuyor. Ancak bu gıdaların tümü her migrenli hasta için tetikleyici olmuyor. Kişisel farklılıklar ve genetik etmenlere göre bu tetikleyiciler değişiyor.
Dolayısıyla migren baş ağrınızı tetikleyen gıdaları bulmak için düzenli olarak migren günlüğü tutun. Baş ağrısı atağı olduğunda bir önceki öğünde ne yediniz, ne içtiniz, bir göz atın. Bu sayede migren baş ağrınızı tetikleyen gıdaları tespit edebilirsiniz. Kronik migren atağınız varsa ve bu diyetsel tetikleyicileri belirleyemediyseniz, besin intolerans testi yaptırabilirsiniz.
. Stresle başa çıkmayı öğrenin
Özellikle yoğun stres altındaysanız ve bununla başa çıkamıyorsanız migren atağı için risk oluşturuyorsunuz. Ayrıca migren, anksiyete (aşırı kaygılı olma) ve depresyon olmak üzere çoğu kez psikolojik bozukluklarla da ilişkili oluyor. Bu bozukluklar çoğu kez migren ataklarının tetikleyici faktörleri olarak gösterilse de, aynı zamanda migren ataklarına karşı psikolojik bir tepki olarak da ortaya çıkabiliyor. Bu konularda uzman bir hekimle görüşüp, gerekli desteği almayı ihmal etmeyin. Ayrıca stresi azaltan, zihninizi berraklaştıran dans, yoga ve meditasyon gibi yöntemlerden de fayda sağlayabilirsiniz.
. Öğünleri kesinlikle atlamayın
Migren ataklarına karşı her gün 2 ana 3 ara öğün beslenmeye özen gösterin. Kesinlikle öğün atlamayın. Öğün atlamak hipoglisemiye (kan şekeri düşüklüğüne) yol açtığı için migren ataklarını tetikleyebiliyor.
. Aynı saatte yatıp, aynı saatte kalkın
Migrenli hastada uyku düzeni büyük önem taşıyor. Mümkün olduğunca aynı saatte yatıp, aynı saate kalkmaya ve bu ritmi hafta sonu da devam ettirmeye özen gösterin. Her gün en az 6 saat uyumayı da ihmal etmeyin. Ancak unutmayın ki fazla uyku da migreni tetikleyebiliyor. Dolayısıyla günde 10 saatten fazla uyumamaya da dikkat edin!
. Parıltılı ve sarı ışıklı ortamlarda bulunmayın
Parıltılı ışık, floresan, yanıp sönen ışıklar ve yoğun geometrik desenli yüzeyler migren ataklarını tetikliyor. Bu nedenle evinizin ışıklandırmasında sarı ışık kullanmayın, karanlıkta televizyon izlemeyin, parıltılı ışıklı ortamlardan, örneğin AVM’lerden uzun durun. Duvar kağıdınızda veya sürekli bulunduğunuz iş yeri ortamınızda yoğun geometrik desen kullanmamaya özen gösterin.
. Östrojen içeriği yüksek ilaçlardan kaçının
Hormonal değişimler, artan östrojen seviyesi ve regl döneminde su tutulumu ile ödem, migren baş ağrısı ataklarını tetikleyebiliyor. Bu dönemleri, dinlenerek, beslenme düzenine dikkat ederek ve gerektiğinde ilaç desteği alarak daha rahat geçirebilirsiniz. Östrojen içeriği yüksek doğum kontrol hapları migren ataklarını arttıracağı için hekiminizi migren tipi baş ağrınız olduğu konusunda mutlaka bilgilendirin. Menopoz dönemindeyseniz ve hormon replasman tedavisi görmeniz gerekiyorsa, yine hekiminizi bilgilendirerek östrojen içeriği yüksek ilaçlar kullanmamaya özen gösterin.
. Vücudu zorlamayan egzersizler yapın
Migren hareketle artan baş ağrısı olduğu içini ataklar sırasında egzersiz ve yolculuk önerilmiyor. Atakların olmadığı ara dönemlerde ise yürüyüş, yüzme veya kardiyo gibi vücudu zorlamayan egzersizler yapmayı ihmal etmeyin. Bu egzersizler serotonin hormonu salgılayıp stresi azaltıyor ve dolaşım sistemini düzenliyor, bu sayede de migren ataklarını azaltmada yararlı oluyor.
. Ağır parfüm ve sigara kokularından uzak durun
Koku reseptörleri aşırı hassas olan migrenli hastalarda tetikleyici faktör olabiliyor. Bu yüzden özellikle çamaşır suyu, ağır parfüm ve sigara kokusu gibi keskin kokulardan uzak durun.
. Östrojen içeriği yüksek ilaçlardan kaçının
Hormonal değişimler, artan östrojen seviyesi ve regl döneminde su tutulumu ile ödem, migren baş ağrısı ataklarını tetikleyebiliyor. Bu dönemleri, dinlenerek, beslenme düzenine dikkat ederek ve gerektiğinde ilaç desteği alarak daha rahat geçirebilirsiniz. Östrojen içeriği yüksek doğum kontrol hapları migren ataklarını arttıracağı için hekiminizi migren tipi baş ağrınız olduğu konusunda mutlaka bilgilendirin. Menopoz dönemindeyseniz ve hormon replasman tedavisi görmeniz gerekiyorsa, yine hekiminizi bilgilendirerek östrojen içeriği yüksek ilaçlar kullanmamaya özen gösterin.
. Vücudu zorlamayan egzersizler yapın
Migren hareketle artan baş ağrısı olduğu içini ataklar sırasında egzersiz ve yolculuk önerilmiyor. Atakların olmadığı ara dönemlerde ise yürüyüş, yüzme veya kardiyo gibi vücudu zorlamayan egzersizler yapmayı ihmal etmeyin. Bu egzersizler serotonin hormonu salgılayıp stresi azaltıyor ve dolaşım sistemini düzenliyor, bu sayede de migren ataklarını azaltmada yararlı oluyor.
Yüksek rakımlı yerlerde tatil yapmayın
Migrenli hastalar mevsimsel geçişler, nem, hava basıncı değişiklikleri ile lodos gibi hava değişikliklerine daha fazla duyarlı oluyorlar. Bu nedenle lodoslu havalarda mümkün olduğunca dışarıya çıkmayın. Ayrıca yüksek rakım;
oksijen seviyesinde ve basınçta düşmeye yol açabiliyor. Bunun sonucunda da migren ataklarını arttırıyor. Migren baş ağrınız varsa, deniz seviyesinde 1500m yükseklikte, yani yüksek rakımda, migren ataklarınızın tutabileceğini bilerek seyahatlerinizi düzenleyin.
Migren en çok kadınları vuruyor peki neden ?
Şiddetli baş ağrısı ile kendini gösteren migren en çok kadınlarda görülüyor. Yaşam kalitesinde ciddi düşüşe yol açan hastalığın en önemli tetikleyicileri arasından stres başı çekiyor.
Özel ve sosyal yaşamı sekteye uğratan migrenkadınlarda, erkeklerden 3 kat fazla görülüyor. Stres ile beraber migren şikâyetlerinde de artış gözlendiğini söyleyen Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Önder Taylan Çifçi, uzun ilaç tedavileri ve çeşitli yöntemlere rağmen migrenin kalıcı tedavisi olmadığını söyledi. Çiftçi, migrenin kişinin kendi bedenin iyileştirme gücü sayesinde kontrol altına alınabileceğine vurgu yaptı.
Ansızın gelen ve hayatı dayanılmaz kılan, yaşam kalitesini derinden etkileyen migren ağrıları kalıcı olarak vücut tarafından tedavi ediliyor. Baş ağrısının migrenin belirtilerinden yalnızca biri olduğunu vurgulayan Çiftçi, hastalık belirtilerini şöyle anlattı:
“Migren ağrısı ataklar hâlinde görülür ve 2-3 saatten 3 güne kadar devam edebilir. En bilinen belirtilerinden biri tek taraflı, yoğun ve zonklayıcı tarzda bir baş ağrısıdır. Baş ağrısına bulantının veya kusmanın eşlik etmesi, ışığa ve sese duyarlılığın artması, zonklayıcı, nabız gibi atan ağrı, ağrının asıl olarak tek taraflı olması, ağrının hareketle artması gibi belirtiler de migrene işaret eder. Migrenli kişi boyun ve omuzlarda sertleşme, el ve ayaklarda karıncalanma, konsantrasyon güçlüğü, konuşma güçlüğü ve nadir olarak da felç durumu veya şuur kaybı ile karşılaşabilir. Durum böyle olunca migreni olan kişi günlük faaliyetlerini gerçekleştirmekte güçlükler yaşar. Birçok kişide ağrı ve diğer semptomlar o kadar şiddetlidir ki, atak geçiren kişiler, sadece karanlık bir odada yatıp uyumak isterler. Bu da migreni olan kişiyi günlük yaşamından alıkoyar.”
ENJEKSİYON İLE MİGRENİ KONTROL ALTINA ALMAK MÜMKÜN
Migren hastalarında atakların sıklığı ve ağrının şiddetinin enjeksiyon tedavisi ile azaltılıp kontrol altına alınabildiğini ileri süren Çiftçi, “Enjeksiyon uygulaması; baş-boyun bölgesinde yer alan kronik hasarlı bağ dokusu elemanlarının tedavi edilmesidir. Kas-iskelet sistemi ve eklemlerdeki dejenerasyonun tedavisi ile seanslar ilerledikçe migren ağrısı çeken kişinin atak sıklığının ve ağrı şiddetinin giderek azaldığı ve hedef seans sayısına ulaşıldığında ağrının tamamen kaybolduğu görülmektedir” dedi.
YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİ DE ATAKLARI ÖNLER
Stresi azaltmanın, düzenli egzersiz yapmanın ve düzenli uyumanın migren şikâyetlerinin gerilemesini sağlayacağını belirten Çiftçi, öğünleri düzenli yemenin, bol bol yürüyüş yapmanın, kısa süreli ılık duşlar almanın ağrıların azalmasında faydalı olacağını söyledi.
Her 6 kişiden biri migren hastası
Migreni asrın vebası olarak tanımlayan Türkiye Migren Derneği Başkanı Op. Çetin Duygu, “Her 6 kişiden biri migren hastası. Türkiye’de ise yaklaşık 10 milyon kişi bu hastalığın etkileri ile savaşıyor” dedi.
Dernek tarafından düzenlenen ve migren ameliyatı olan kişilerin katıldığı programda konuşan Plastik, Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Çetin Duygu, migrenin sadece baş ağrısından ibaret olmadığını aktardı.
Migren hastalarının içinde bulundukları ruhsal durumdan dolayı zaman zaman dışarı bile çıkamadıklarını belirten Duygu, “Bulantı, kusma, ışığa ve sese karşı hassasiyet gösteren hastalar, migren atakları tuttuğu zaman vücutlarında herhangi bir fiziksel bozukluk olmamasına karşın içinde bulundukları durumdan dolayı dışarı çıkamamakta. Kimseyle konuşamadıkları için işlerinden ve aile yaşamlarından geri kalmakta. Bu denli ciddi bir hastalık olan migren, toplumlar açısından da belirgin bir mali yüke neden olmakta” diye konuştu.
Duygu, Türkiye’de migren hastası olan ve uzun süre tedavi gören çok sayıda kişiyi migren ameliyatı yaparak, kısa sürede sağlığına kavuşturduğunu anlattı.
“MİGREN AMELİYATININ BAŞARI ORANI YÜDE 90 “
Türkiye’de migren ameliyatlarının yeni yeni tanınmaya başlandığını ve migrenin ameliyat sayesinde kabus olmaktan çıktığını ifade eden Çetin Duygu, şunları kaydetti:
“Migren hastalarına kesinlikle ameliyat olmalarını tavsiye ediyorum. Ameliyatın başarı oranı yüzde 90 seviyesinde.
Bilimsel yayınlarda yüzde 60 oranında tam iyileşme, yüzde 30 oranında belirgin düzeyde iyileşme şansı 5 yıllık takiplerle belirlenmiştir. Migren asrın vebası ve milyonları etkiliyor. Her 6 kişiden biri migren hastası.
Türkiye’de yaklaşık 10 milyon kişi bu hastalığın etkileri ile savaşıyor. Migren ameliyatı sayesinde bu hastalıktan kurtulan kişiler yeni hayatlarına kavuşuyor. Migren ameliyatından yarar görmüş Türkiye’nin bir çok ilinden migren hastaları ve yakınları bulunuyor. Bu kişilerin bir araya gelerek dernek kurması ise bizim için çok anlamlı ve önemli. Migren hastalığının toplumca ciddiyetinin tanınması ve tedavisinin migren ameliyatı ile mümkün olduğunu dernek olarak çok iyi anlatmamız lazım.”
AkademiPortal Sağlık



















































