Uzmanlar, TEOG sınavının yerine getirilen ve ilk kez uygulanacak bu sınavda kaygı kontrolü için yapılması gerekenlere dikkat çekiyor.

Nasıl ki ders çalışma yöntemi kişiden kişiye değişiyorsa, stresi yaşayış ve başa çıkma gücü de kişiye göre farklılık gösteriyor. Kaygı ve stresin oldukça yüksek olduğu Liseye Giriş Sınavı öncesinde binlerce öğrenci ve veli heyecanlı bir bekleyiş içinde.

Uzman Psikolog Betül Küçükardalı, sınav kaygısının bazı kişilerde kalp çarpıntısı, zihin bulanıklığı, terleme, iştahsızlık ya da aşırı yeme, tedirginlik, bulantı, dikkat ve odaklanmada bozulma, uyku problemleri, çalışmaya karşı isteksizlik, özgüvende azalma, yetersizlik hissetme gibi belirtilerle kendini gösterdiğini belirterek, performansta belirgin bir düşüşe yol açabileceğini söylüyor.

Özellikle sınavdan önceki günün; kişinin kendisiyle yüzleşeceği, hesaplaşacağı gün değil, çabaları için kendisine teşekkür edeceği, bedenini ve zihnini dinlendireceği gün olduğunu vurgulayan Küçükardalı, “Sınav kaygısı yaşayan çocukların çevrelerinden ve ebeveynlerinden destek alması önemli. Bunun göstermelik ya da sözde olmaması gerekir. Gerçekten çocuğun yapamadıklarından ziyade, yapabildiklerine odaklanılması ve çabasının takdir edilmesi yalnız kaygısını azaltmakla kalmaz, özgüveninin gelişmesini destekler” diyor.

GERÇEKÇİ OLMAYAN DÜŞÜNCELERE KAPILMAYIN

Bazı öğrenciler “Sınava hazır değilim”, “Bu sınavda başarılı olamayacağım”, “Sınav kötü geçecek” gibi gerçekçi olmayan inançlara kapılabiliyor. Oysa sınav kaygısıyla başa çıkmanın en önemli aşamasının, bu düşünce ve inanışları sorgulamak ve yeniden değerlendirmek olduğunu belirten Uzman Psikolog, bunların yanı sıra nefes alma, gevşeme egzersizleri, düşünce durdurma ya da dikkati başka yöne odaklama tekniklerinin de sınav kaygısı ile başa çıkmada etkili yöntemler olduğunu söyleyerek sınav kaygısını kontrol etmek için dikkat edilecek diğer noktalar hakkında şunları aktarıyor:

BESLENME VE UYKUNUZA DİKKAT EDİN

Beslenme ve uyku saatlerine dikkat etmek de çok önemli faktörler arasında yer alıyor. Uyku ve beslenme ihtiyacı kişiden kişiye farklılık gösterse de, olması gerekenden uzun ya da az uyunduğunda veya olması gerekenden fazla veya az yemek yenildiğinde bedensel ve zihinsel olarak oluşacak alarm modu, kaygıyı da artırıyor. Bu nedenle sınava az bir zaman kala beslenmenize, çalışma alışkanlıklarınıza ve uykunuza çok dikkat edin. Bu alışkanlıkların kendi içinde düzenli olması, bedenin daha güvenli ve rahat bir halde kalmasını sağlıyor.

HER ŞEYİN YOLUNDA OLDUĞUNU DÜŞÜNÜN

Aşırı stres anlarında beyin kortizol salınımını artırıyor; bu hormon da zihni bulanıklaştırıp mantıklı kararlar ve tepkiler üretmeyi engelliyor. Çünkü stres altında beden alarm moduna geçerek ‘savaş, kaç veya don’ tepkilerinden birini vermeye eğilimli hale geliyor. Yoğun sınav kaygısı yaşıyorsanız öncelikle bu üçünden hangi tepkiyi daha sıklıkla verme eğiliminde olduğunuzu düşünün. Bir daha bu kaygıyı yaşamaya başladığınızda; bedeninizin yoğun stres altında alarm moduna geçtiğini hatırlayın ve bedeninize “Her şeyin yolunda olduğunu, önemli olanın mükemmel olmak değil elinden geleni yapmak’’ olduğunu hatırlatıp, rahatlama teknikleriyle bedeni alarm modundan çıkarın.

1 GÜN ÖNCE ŞU CÜMLELERİ SÖYLEYİN!

Sınavdan bir gün önce öğrencilerin kendilerine hatırlatmalarını istediğim konu şudur; ‘İyisiyle kötüsüyle uzun ve zorlu bir hazırlık sürecini, kendimce elimden geleni yaparak geride bıraktım. Biliyorum ki elimden geleni yapamadığımı düşündüğüm zamanlarda da, aslında o gün için elimden gelen oydu. Hayatta mükemmel diye bir şey yok. Ben mükemmel değilim, kimse mükemmel değil. Sınavlar benim kim ve nasıl biri olduğumu belirlemiyor, sadece ve sadece benim o andaki bilgi düzeyimi ölçüyor. Ben zamanla, çalıştıkça daha bilgili, donanımlı olacağım, gelişeceğim, bunu biliyorum. Bu sınavda bildiklerimi olduğu gibi yansıtacağıma inanıyorum.”

“Sınav kaygısı başarıyı engelliyor”

LGS öncesi dikkat: Sınav kaygısıyla başa çıkmanın 4 etkili yolu

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi psikologlarından Süreyya Kitapçıoğlu,”Sınav kaygısı yaşayan kişide birtakım fiziksel, duygusal ve davranışsal belirtiler ortaya çıkmakta. YGS başvuruları ile artan kaygılar başarıyı olumsuz etkiliyor” dedi.

Yükseköğretime Geçiş Sınavı başvurularının yapıldığı bugünlerde Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesinden yapılan yazılı açıklama ile öğrencilerin sınav kaygısı ile başedebilmesi için yapılması gerekenler hakkında bilgi verildi. Açıklamada görüşlerine yer verilen Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi psikologlarından Kitapçıoğlu, kaygının hayatın olağan bir parçası olduğunu belirterek, kaygı duymanın zayıf, çıldırmış veya kontrolden çıkmış anlamına gelmediğini ifade etti.

Herkesin zaman zaman korku veya stres yaratan durumlara karşı kaygı duyabileceğine işaret eden Kitapçıoğlu,şunları kaydetti:

“Burada kritik olan nokta duyulan kaygının miktarı ile ilgilidir. Evet, belli bir miktar kaygı sizi motive edip performansınızı artırabilir ancak kaygı miktarı gereğinden fazla ise artık bu kaygının destek yerine köstek olmaya başladığını söyleyebiliriz. Peki, sınav kaygısı dediğimiz şey nedir Sınav kaygısı, sınav öncesi ve/veya sınav sırasında öğrenilen bilginin etkili bir biçimde kullanılmasını engelleyen ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygıdır. Bu kaygıyı yaşayan kişiler çoğunlukla sınav sürecinden çok sınavın sonucuna odaklanmakta olup bilgisinden ziyade kişiliğinin değerlendirildiği düşüncesinin hakimiyeti altındadır.

Sınav kaygısı yaşayan kişide birtakım fiziksel, duygusal ve davranışsal belirtiler ortaya çıkmaktadır. Bunlar sınav öncesinde veya sınav anında kendini gösterebilir. YGS başvuruları ile artan kaygılar başarıyı olumsuz etkiliyor. Kişiler sıklıkla sınav anında ya da öncesinde kalp atışının hızlandığını, terlediğini, midesine ağrı girdiğini ve mide bulantısı yaşadığını ifade etmektedir. Bu belirtilere zaman zaman kaslarda gerginlik ve baş dönmesi de eşlik etmektedir. Tüm bunlar sınav kaygısının vücudumuzda yarattığı bazı fiziksel belirtilerdendir. Bununla birlikte kişiler heyecan, gerginlik, korku, panik gibi duygusal belirtiler de yaşayabilir. Bu nedenlerden dolayı kişi sınav öncesinde ders çalışmayı erteleme, sınava girmeme veya sınav anında sınavı yarıda bırakma gibi davranışlar gösterebilir.”

Öğrencilere sınav öncesi veya sınav esnasında duydukları kaygının rahatsızlık vermesi durumunda uzmanlardan yardım almasını öneren Kitapçıoğlu, belirtilerin geçmemesi halinde sınav bitiminde bile destek alınması gerektiğini aktardı.

Kitapçıpğlu, kaygı yaşayan öğrencilere “Bedeninizde hissettikleriniz felaket değil, kaygının yarattığı doğal süreçlerdir. Yapmak değil, yapmaya çalışmak sizin elinizde, elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışabilirsiniz. Alacağınız sonuç sizin değil, sınavın bir değerlendirmesidir. Sizin hayatınız ve ilişkileriniz sadece bu sınav ve sonucundan ibaret değildir. İnsanların sizi takdir etmesi sadece sınavla bağlantılı olmamalıdır. Bu sınavda başarılı olup olmamayı düşünmek yerine öncesinde elinizden geleni yapmaya çalışmalısınız” tavsiyelerinde bulundu.

Sınava hazırlanan gençlere “ilkbahar” uyarısı

İlkbaharın gelmesiyle birlikte yaşanan bahar yorgunluğunun öğrencileri etkileyebileceğini belirten uzmanlar, sınava hazırlanan gençlere “ilkbahar” uyarısında bulundu.

Psikolog Dr. Ömer Faruk Öndağ, ilkbaharda kendilerini yorgun, isteksiz ve bitkin hissettikleri için ders çalışmayı bırakan üniversite sınavına hazırlanan öğrencilere, çok uyumamaları, su içmeleri ve spor yapmaları tavsiyesinde bulundu.

Belediyeden yapılan açıklamaya göre, belediye yaklaşan üniversite sınavı öncesinde, “Bir müsaade sınavım var! İç disiplin ve motivasyon” adlı seminer düzenledi.

Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programda, Psikolog Dr. Ömer Faruk Öndağ gençlerle bir araya geldi.

Psikolog Dr. Öndağ, burada yaptığı konuşmada, üniversite sınavına hazırlanan öğrencileri bekleyen tehlikeye dikkati çekerek, ilkbaharın olumsuz etkilerine karşı gençleri uyardı.

Öğrenciler arasında bir yarışın söz konusu olduğunu aktaran Öndağ, “Püf nokta bu yarıştan asla vazgeçmemekten ve pes etmemekten geçiyor. Güvenli yer diye bir yer var. Bu güvenli yer geçmişte yaşadığınız bir anı veya gelecekle ilgili bir hayal olabilir. Strese girdiğiniz zaman veya sıkıntıya düştüğünüz zaman hemen orayı hayal edeceksiniz. Orada birkaç dakika kalmak seni toparlayacak yoluna daha iyi şekilde devam edeceksin.” ifadelerini kullandı.

Öndağ, ilkbaharda bütün canlıların değişime uğradıklarını ve uykusuzluk hissettiklerini hiçbir şey yapmak istemediklerini belirtti.

“BAHAR DÖNEMİ BEDEN EFOR SARF ETMEK İSTİYOR”

Birçok öğrencinin ilkbahar yüzünden treni kaçırdığını belirten Öndağ, “Son 400 metre kim ipi göğüslerse o götürecek. Çok muazzam bir kazanç elde edecek. Ancak çocukları bilmediği ve görmediği sinsi bir düşman bekliyor. O da ilkbahar. İlkbahar da geliyor öğrenciyi bir süpürüp götürüyor. Sınav stresi zaten öğrencinin üzerinden silindir gibi geçiyor. Öğrenciler, ilkbaharda kendilerini yorgun, isteksiz ve bitkin hissettikleri için ders çalışmayı bırakıyorlar.” değerlendirmesini yaptı.

Ömer Faruk Öndağ, gençlerin ilkbaharı sıkıntısız atlatması için yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı:

“Normal uyku saatinizden fazla asla uyumayın. Ne kadar çok uyursanız o kadar yorgun ve kötü olursunuz. Normal saatiniz neyse o kadar uyuyun. Her gün içtiğinizden 4-5 bardak fazla su için. Vücudun ihtiyacı var. O suyu ona vereceğiz. Her gün 30-35 dakika fazladan spor yapacaksınız. Bahar dönemi beden efor sarf etmek istiyor. Bir ay yapın yetiyor zaten. Horon oynayın, halay çekin veya müziği açıp tepinin.”

[divider]

Twitter | Facebook | Pinterest | Akademi Portal  YouTube

 

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Güvenlik *