Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile Almanya Başbakanı Angela Merkel, Pazartesi günü Brüksel’de toplanacak olan ve göçmen krizinin çözümü için “son şans zirvesi” olarak değerlendiriliyor…

“AB-Türkiye Zirvesi” öncesinde Paris’te, Elysee Sarayı’nda bir araya geldi. Hollande, NATO güçleri çerçevesinde Türkiye’den Yunanistan’a geçen göçmenlerin kontrolü için Ege Denizi’ne bir gemi göndereceklerini açıklarken, Merkel de, yapılan yardımlar karşılığında sınırlarının kontrolü konusunda “Türkiye’nin yeterli güvence sunmasının” öneminin altını çizdi.

Hollande ve Merkel, Paris’teki öğle yemeğinde Avrupa’yı kutuplaştıran ve Schengen sınırlarını zorlayan göçmen krizi konusunu masaya yatırdılar. Hollande ve Merkel, 7 Mart’ta Brüksel’de toplanacak zirve öncesinde Berlin ve Paris’in ortak tavır belirleyebilmesi için yaptıkları görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek bu konuda vardıkları uzlaşma konusunda mesajlar verdiler.

Toplantının en önemli konu başlığı Türkiye ve göçmen krizi olurken, görüşmede, Türkiye ile AB’nin, Kasım ayında mülteci krizine karşı ortak bir eylem planı üzerinde vardığı uzlaşma gereği Birliğin mülteci akınını kontrol etmesi karşılığında Türkiye’ye 3 milyar Euro’luk yardım taahhüt ettiği anlaşma ele alındı. Anlaşmanın detaylarını ele alan iki lider Türkiye’ye yardım etmenin doğal olduğunu ancak Türkiye’nin de taahhütlerini yerine getirme konusunda garanti vermesi gerektiğini vurguladı.

Ortak basın toplantısında ilk sözü alan Hollande, “Zirvede, Türk Başbakanı’na iki ilkeyi hatırlatacağız; savaştan kaçan göçmenler, Lübnan, Türkiye ve Ürdün’de tutulmalı ve biz onlara elimizden gelen yardımı yapmalıyız.

İkinci ilke, Avrupa’nın sınırlarına gelen bu nüfusu, hakları, kökenleri açısından değerlendireceğiz ama sınır güvenliğimizi de gözeteceğiz. Fransa, sınır güvenliğinin kontrolü için NATO çerçevesinde oluşturulacak güçlere bir gemi katma kararı almıştır. Böylece daha etkin bir sınır kontrolü yapılacak.

Ayrıca Yunanistan’da kurulacak göçmen geçiş noktalarında, hotspot’ların kontrolünde, göçmenlerin belirlenmesi sağlanacak, sığınmacı kriterlerine uymayanlar Türkiye tarafından kabul edilmek zorunda. Biz ise göçmenleri ağırlayan ülkelerin, onları insani koşullarda ağırlamaya özen göstermesi için fon aktarmalıyız,” dedi.

Merkel de, “Türkiye’ye taahhüt etiğimiz 3 Milyar Euro aktarılacak. Ama aynı zamanda kaçak göçmenler konusunda ne yapıldığı ve yapılacağı da tartışılacak. Türkiye ile göçmenlerin Türkiye’ye geri kabulü konusunu da ele alacağız. AB ülkelerinin farklı çözümler önermesi faydalı değil. Ortak, kalıcı ve iyi organize edilen, dengeli bir çözüm önermeliyiz. Yunanistan’a destek vermeye de devam edeceğiz. Yunanistan’dan gelen çok sayıda göçmenin geri kabulünü tartışacağız. Pazartesi günkü toplantı çok önemli. Türkiye’nin, bizden çaba göstermemizi beklemesini anlıyorum. Aynı zamanda Türkiye ile müzakere başlıklarının açılması gibi genel bir gündem takvimi de var. Bütün bunları da konuşacağız,” dedi.

Schengen sınırlarının korunmasının önemine de işaret eden Merkel, “Almanya ve Fransa olarak dış sınırlarımızın korunması noktasında tamamen mutabıkız. Dış sınırların korunması, Avrupa içindeki seyahat özgürlüğünün garantisidir. Dış sınırlar korunursa iç sınırlarla ilgili önlem alınmasına da gerek kalmaz,” diye konuştu.

Hollande, 800 binin üzerinde göçmene Almanya’nın kapılarını açan Merkel’in yanısıra Fransa’nın da göçmen ağırlama konusundaki taahhütlerini yerine getireceğini belirterek, “Fransa olarak daha önce söz verdiğimiz gibi 30 bin göçmeni ağırlamaya hazırız,” dedi.

“Putin ateşkese sadık kalacağını söyledi”

Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, Merkel’le görüşmesi sırasında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in İngiltere Başbakanı David Cameron ve İtalya Başbakanı Matteo Renzi’nin de katılımıyla tele-konferans yöntemiyle konuştuklarını da açıkladı. Görüşmeye ilişkin bilgi veren Hollande ve Merkel, Rusya’nın Suriye’de El Nusra ve IŞİD dışındaki muhalif gruplara yönelik operasyon yapmayacağını ve ateşkese sadık kalma isteğinde olduğunu belirttiler. Hollande ateşkesin “Barış görüşmelerine ve siyasi geçiş sürecine dönüşmesini” umut ettiklerini vurgularken Merkel, “Uygulanmakta olan ateşkesin, geçiş hükümeti ve barış müzakerelerini hızlandırmak için bir fırsat olduğunu düşünüyoruz. Sayın Vladimir Putin de BM kararı doğrultusunda yapılacak müzakereleri prensipte kabul ettiğini yineledi. Putin’in ateşkese sadık olduğunu ifade etmesinin önemli bir mesaj olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum,” diye konuştu.

“Erdoğan neden Avrupa’yı kurtarsın ?”

Basın toplantısında bir gazetecinin, “Putin ne kadar samimi ve niçin Erdoğan Avrupa’yı kurtarsın?” sorusunu yöneltmesi üzerine Hollande, “Putin bu konuda samimi olduğunu söyledi. Sonuçta ateşkes herkesin yararına. Cenevre’deki müzakerelerin gerçek bir müzakere olması gerekir. Haziran’da Suriye’de seçimlerin yapılması fikri tümüyle provokatif ve gerçek dışı bir fikir. Bu, müzakerelerin olmayacağını gösteriyor. Sayın Erdoğan’ın tavrına gelince, Türkler 2,5 milyon göçmen ağırlıyor. Dolayısıyla Türkiye’ye yardım etmek meşrudur. Tıpkı Lübnan ve Ürdün gibi. Ama Sayın Erdoğan bu Suriyeliler’i kampta tutmamalı, topluma entegre edip çalışma olanağı vermeli. Sayın Erdoğan anlamalı ki bütün Suriye sorununu genel olarak çözmek göçmen sorunu da dahil diğer tüm sorunları çözecektir,” dedi. Merkel de aynı soruya, “Yasadışı göçle mücadele Türkiye’nin de yararına. Mafyalar, geçiş şebekeleri var. Bütün bunlarla mücadele, yasallığın yeniden inşası herkesin yararına. Binlerce kişi denizlerde öldü. Ne Avrupa, ne Türkiye bunu istiyor. Sorumluluğu paylaşmak normal. AB’nin, 3 milyar Euro yardım etmesi doğal. 70 milyonluk bir ülkede 2,5 milyon göçmen çok fazla. İşbirliği kaçınılmaz,” dedi.

Paris ve Berlin arasındaki fikir ayrılıkları

Toplantıda Türkiye ile varılacak göçmen anlaşmasının yanısıra Suriye’deki ateşkes sürecinin de ele alındığını anlatan iki lider her ne kadar ortak tavır alacaklarını söyleseler de, her iki konuda da yapılan açıklamaların satır aralarında fikir ayrılıklarının sürdüğü ortaya çıktı. Her iki liderin hem göçmen krizi hem de Suriye’deki ateşkes süreciyle ilgili açıklamalarındaki “nüanslar” sürerken, iki lider Pazartesi günü “son şans zirvesinde” ciddi bir bölünme yaşayan AB üyesi ülkeleri de ikna etmek zorundalar. İki lider, AB üyesi 28 ülkeye “bölünmek yerine iyi organize edilmiş ortak bir yanıt verelim” mesajını iletecekler.

Balkan ülkelerinin sınırlarında aldığı güvenlik önlemleri nedeniyle Yunanistan’da sıkışıp kalan göçmen krizi ciddiyetini korurken, AB ilk kez kendi üyesi olan bir ülkeye insani yardım gönderme kararı aldı.

Merkel ve Hollande, zirvede Yunanistan sınırlarını kontrol etmesi konusunda Türkiye’ye baskı yapmaya hazırlanıyorlar. Hollande, Türkiye’nin bu konuda verdiği taahhütleri yerine getirmesini istedi ve Türkiye’nin topraklarındaki mültecilerin entegrasyonu için daha fazla çaba göstermesi gerektiğine vurgu yaptı.

Fransa ile Almanya arasında göçmen gerilimi

Göçmen krizi AB’nin lider ülkeleri Fransa ve Almanya’nın da arasını açıyor. Fransız Başbakanı Manuel Valls’in, 13 Şubat’ta Münih’te yaptığı konuşmada, Merkel’in göçmenlere kapılarını ardına kadar açan politikasını eleştirmesi Paris ile Berlin arasında ciddi sıkıntıya yolaçtı. Berlin bu eleştirilere, Paris’i göçmenler konusunda gerekli altyapı ve önlemleri alma konusunda “yavaş bulduğu” şeklinde karşılık verdi.

Merkel, hem Fransa ile kıyaslanamayacak derecede fazla göçmen ağırlayarak, hem Türkiye ile ılımlı bir dil seçerek, hem de Yunanistan’ın krizle mücadelede yalnız bırakılmayacağını daha güçlü dillendirerek, Fransa’nın bir adım ötesinde bir göçmen politikası izliyor.

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here