“Gizli anlaşma uyarınca 80 bin Afganın sınırdışı edilmesi gündemde” deniyor ve bu kişilerin Afganistan’da Taliban’ın kontrolündeki ‘savaş bölgelerine’ gönderilme riskinin bulunduğu da ifade ediliyor.
Daily Telegraph gazetesinde yer alan bir haberde, AB’nin Türkiye’nin yanı sıra Afganistan’la gizli bir anlaşma yapabilmek için çalıştığı belirtiliyor.
“Sızan raporda, Avrupa Komisyonu’ndan Kabil’e Avrupa’ya gelen Afganları geri almayı reddetmesi halinde ülkeye sağlanan mali yardımı azaltma tehdini iletmesi isteniyor” denen haberde, Afgan hükümetinin işbirliği yapması halindeyse yönetim kademesindeki isimlerin ailelerine Avrupa’da eğitim kapılarının açılacağı söyleniyor.
Haberde Taliban’ın şiddet eylemlerinin geçen yıl hızla tırmandığı ve 2015’te ülkede 11 bin kişinin çatışmalarda öldüğü de hatırlatılıyor.
Türkiye’deki yasal mevzuat göçmen planı için sorun mu?
Daily Telegraph’ın bir diğer haberindeyse, Türkiye’deki yasal mevzuatın Brüksel ile Ankara arasında imzalanan ve Pazar günü yürürlüğe giren göçmen anlaşmasını uygulanamaz hale getirebileceğini söylüyor.
[toggle title=”Haberi okumak için tıklayın.” state=”close” ]”Daily Telegraph: Türkiye’nin yasaları göçmen anlaşmasını felç edebilir” İngiltere’de yayınlanan Daily Telegraph gazetesi, Türkiye’deki yasal mevzuatın Brüksel ve Ankara arasında imzalanan ve Pazar günü yürürlüğe giren göçmen anlaşmasını uygulanamaz hale getirebileceğini söylüyor: * “AB’nin Türkiye’yle imzaladığı 6 milyar euroluk anlaşma kaosa doğru sürüklenirken, binlerce Afgan ve Iraklı Türkiye’ye iade edilmekten kurtulabilir. * “Türk hükümetinden yetkililer Afganlara ve Iraklılara mülteci statüsü verilmesi için Ankara’dan beklenen yasal değişikliklerin gündemde olmadığını söyleyerek Brüksel’e büyük bir darbe vurdu. * “AB, yasal değişikliklerin anlaşmanın sağlıklı bir hukuki zemine oturması için şart olduğunu söylüyordu. * “Türkiye’deki mevcut yasalar sadece Suriyelilere potansiyel mülteci statüsü veriyor. Ancak Yunan adalarına ulaşanların yüzde 24’ü Afgan, yüzde 15’i ise Iraklı. * “Türkiye – AB anlaşmasına dair belirsizlikler devam ederken göçmenler de Yunanistan’ın Midilli Adası’na gitmeye devam ediyor. * “Anlaşmanın yürürlüğe girdiği 20 Mart tarihinden bu yana Midilli’ye ulaşan göçmen sayısı 1600’ü aştı. “Midilli Adası Valisi Spiros Gallinos, varılan anlaşmaya kuşkuyla yaklaşarak ‘Nasıl uygulanacağı belli değil. Aceleye getirilmiş bir karardı. Bir buçuk yıl boyunca oyalandılar sonra da bir gecede bir plan hazırlayıp bizden de iki gün içinde uygulamamızı istediler’ diyor. * “Yunanistan’a destek için adalara gönderilmesi planlanan 2 bin 300 yetkilinin gelecek Pazartesi’den önce görev yerlerine ulaşması beklenmiyor. * “Midilli’de görev yapan bir polis memuru ise ‘Verilen talimatlar her saat değişiyor’ diyerek yaşanan karmaşayı özetliyor. * “Midilli Adası Belediye Başkanı’na danışmanlık yapan Marios Andriotis ise Türkiye’nin zirvede verdiği sözleri tutmadığını ifade ederek ‘Başından beri AB yetkililerine söyledik. Mülteci kayıtlarının Türkiye’de alınması ve korunmaya muhtaç kişilerin Yunanistan’a getirilmelerini teklif ettik’ diyor ancak Brüksel’den ‘Türklerden sözlü güvence aldık, yasalarını değiştirecekler’ yanıtını aldıklarını aktarıyor. * “Konuyla ilgili konuşan bir Türk diplomat da ‘Türkiye’nin yeni yasal düzenlemelere ihtiyacı yok’ diyor. * “Anlaşmayı daha da karmaşık hale getiren şey ise Türkiye’nin ‘Kimse zorla sınırdışı edilemez’ demesi oldu. * “Yunanistan’ın adalarda dikenli tellerle çevreli gözaltı merkezleri inşa ederken ve bölgede 1000 askeri görevlendirmeye hazırlanırken Türkiye’den bu açıklamaların gelmesi AB’yi şaşkına çevirmiş durumda. * “Tüm yasal ve lojistik kuşkulara rağmen AB yönetimi planı uygulamakta kararlı. Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in sözcüsü, ‘Planı uygulamamız gerek. Tartışmalara ayıracak zamanımız yok’ diyor.” *[/toggle]
BM göçmen planının takviminden rahatsız
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) Avrupa Bürosu Direktörü Vincent Cochetel, Avrupa Birliği (AB) ile varılan anlaşma sonrası sığınmacıların Türkiye’ye gönderilmeye başlanmaları için belirlenen 4 Nisan tarihinin gerçekçi olmadığını söyledi.
Guardian gazetesine konuşan Cochetel, “Anlaşmanın zamanında uygulanabileceğini düşünmüyorum” dedi.
Hindistan’ın su mafyasıyla mücadelesi
76 milyon kişinin temiz suya erişmekte zorlandığı Hindistan’da hükümet, açtıkları yasadışı kuyulardan su çekip yüksek fiyattan halka satmaya çalışanlarla mücadele ediyor.
Independent gazetesinin haberinde, kendi su kuyularını açanbazı fırsatçıların piyasa fiyatının üzerinde fiyatlardan su sattığı belirtiliyor. Bu kişilerin kimi zaman yerel yönetim temsilcileriyle işbirliği yaptığı da haberde aktarılıyor.
Delhi Meclisi’nde yasadışı su satışının yüksek olduğu Sangam Vihar bölgesini temsilen konuşan Dinesh Mohaniya su mafyası için ‘Yaptıkları tamamen ahlaksızlık’ dese de sorumluluğun hükümette ve devlet kurumlarında olduğunu da ekliyor:
“Ülkemizin bağımsızlığını ilan etmesinden bu yana geçen 65 yılı aşkın sürede başkent Delhi’de dahi vatandaşlarımıza temiz içme suyu veremiyoruz. Utanç verici.”
76 milyon kişinin temiz suya erişmekte zorlandığı Hindistan’da hükümet, açtıkları yasadışı kuyulardan su çekip yüksek fiyattan halka satmaya çalışanlarla mücadele ediyor.
Başkent Delhi dahil, Hindistan’ın pek çok bölgesinde mevcut altyapı halkın su talebini karşılamaya yetmiyor.

Independent gazetesinin haberinde, kendi su kuyularını açan bazı fırsatçıların piyasa fiyatının üzerinde fiyatlardan su sattığı belirtiliyor. Bu kişilerin kimi zaman yerel yönetim temsilcileriyle işbirliği yaptığı da haberde aktarılıyor.
Delhi Meclisi’nde yasadışı su satışının yüksek olduğu Sangam Vihar bölgesini temsilen konuşan Dinesh Mohaniya su mafyası için ‘Yaptıkları tamamen ahlaksızlık’dese de sorumluluğun hükümette ve devlet kurumlarında olduğunu da ekliyor:
“Ülkemizin bağımsızlığını ilan etmesinden bu yana geçen 65 yılı aşkın sürede başkent Delhi’de dahi vatandaşlarımıza temiz içme suyu veremiyoruz. Utanç verici.”
Hindistan hükümeti ise su mafyasına karşı, altyapının zayıf olduğu bölgelere su tankerleri göndererek mücadele yürütmeye çalışıyor.
Sangar Vihar’a her 15 günde bir devletin bir su tankeri gönderdiği, ancak bu suyun yerel halkın ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak olduğu aktarılıyor.
Independent gazetesine konuşan bir su tüccarı, evinin önünde kazdığı bir kuyudan su çekerek aylık 4 TL’ye sattığını anlatıyor.
Ancak Om Prakash adlı kişi yaptığının yanlış olmadığını ve talep ettiği ücretin çok cüzi olduğunu söyleyerek “Ben bir kamu hizmeti üstlenmiş durumdayım. Bu işten bir kar elde etmiyorum” diyor.
Hindistan’ın başlenti Delhi’ye Yamuna, Ganj ve Sutlej nehirleri su sağlıyor.
Ancak ülkede yıllardır devam eden yanlış planlama ve kirlilik, su kaynaklarını büyük ölçüde sınırlamış durumda.
Nehir suyunu şehre taşıyan boru altyapısı ile dahi sadece günde birkaç saat su pompalanabiliyor.
Delhi’nin komşu ili Haryana’da geçen ay çıkan protestolarda, göstericiler bir boru hattını patlatınca Hindistan’ın başkenti günlerce susuz kalmıştı.











































