İngiliz Times Gazetesi, “Türkiye’nin dönüm noktası: Erdoğan seçim zaferini yönetimini demokratikleştirmek için kullanmalı” başlığı ile yayınladığı yazı şöyle:

Makalede Türkiye’nin son üç yılda üç parlamento ve bir cumhurbaşkanlığı seçiminin yanı sıra bir referandum ve bir de darbe girişimi yaşadığı hatırlatılırken önümüzdeki beş yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni sistemde yetkilerinin arttığı ve tek adam yönetimi kurma isteği konusunda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e benzetilmesinin şaşırtıcı olmadığı belirtildi.

[toggle title=”Videodan okumak için tıklayın” state=”close” ]

[/toggle]

Times’ın başyazısı şöyle devam etti:

“Avrupa’ya bir Putin yetiyor da artıyor. Türk lider elinde topladığı gücü nasıl kullanacağı konusundaki açık olmalı. Erdoğan’ın bundan sonra ne yapacağını sorgulamak gerek.

“Türkiye son derece kutuplaşmış, ekonomisi kötüye gidiyor, 110 binden fazla kamu çalışanı darbe girişimi sonrası işlerinden atılmış ve özgür basın zorluklarla karşılaşıyor.

“Erdoğan’ın erken seçim ilan etme nedenlerinden biri ekonomideki kötü gidişin AKP’ye olan desteği azaltacağından korkmasıydı.

‘Erdoğan zaferin yatırımcıya güven vereceğini sanıyorsa yanılıyor’

“Fakat Erdoğan yeniden seçilmesinin istikrar arayan yatırımcıya güven vereceğini düşünüyorsa yanılıyor. Orta vadede Türkiye’ye yatırımcı çekmenin tek yolu ekonomik ve siyasi sistemin daha açık hale gelmesi.

“Atamalar lidere sadakatteki abartı oranına göre değil liyakate göre yapılmalı. Hukukun üstünlüğü sağlanmalı, denge ve denetleme mekanizmaları anayasaya eklenmeli.

“Erdoğan’ın önündeki ilk tercih net: Yetkinin paylaşılan ve hesabı verilen bir şey olduğunu kabul edecek veya Türkiye’yi içe kapatacak.

“İkinci tercihi ise Batı ile Doğu arasında. İran ve Rusya, Batı’nın liberal değerlerini eleştiren ülkeler olarak Türkiye’yi de aralarında görmekten memnunlar. Üç ülke Suriye’de kendilerine etki alanları yaratmayı hedeflemeye devam edecek.

‘Rusya Türkiye’yi NATO’dan koparmak istiyor’

“Bu sırada Rusya’nın bir amacı daha var: Türkiye’yi NATO’dan koparmak. Erdoğan’ın Rusya’dan silah almaya devam edip etmeyeceği, niyetinin göstergesi olacak.

“Türkiye şu anda önemli ama öngörülemez bir NATO üyesi. Batı, Erdoğan’ın Avrupa güvenliğine yaptığı katkının ve AB’ye gelmek isteyen milyonlarca Suriyeliye ev sahipliği yapmasının hakkını vermeli.

“İngiltere de Türkiye ile ortak savaş jeti üretimine ve Türkiye’yi Batı’ya daha fazla bağlayabilecek diğer ortaklıklara devam etmeli.

“Ülkesi için doğru kararı vermek Erdoğan’ın elinde. Buna olağanüstü hali kaldırarak ve kendisini eleştirenleri hapsetmek yerine onlarla diyaloğa girerek başlayabilir. Kendine gerçekten güvenen bir lider kendini gerçeklikten soyutlama ihtiyacı hissetmez.”

Gazetenin dünya haberleri sayfasının manşetinde de Türkiye vardı. Haberin başlığında “Putin Erdoğan’ı Batı’ya karşı bir müttefik olarak kucaklıyor” ifadeleri vardı.

Times’ın Türkiye muhabiri Hannah Lucinda Smith, Erdoğan’ın balkon konuşması için “Uzlaşma bekleyen Türkler hayal kırıklığına uğramış olabilir” dedi.

‘Erdoğan’ın gerçek ideolojisi pragramtizm’

Smith’in analizinde şu ifadeler yer aldı:

“Pek çok Türk, Erdoğan’ın ülkeyi Suudi Arabistan veya İran gibi bir din devletine dönüştürmesinden endişe ediyor. Oysa Erdoğan’ın siyasi kariyerini yakından inceleyenler onun gerçek ideolojisinin pragmatizm olduğunu görecektir.

“Erdoğan iktidarının ilk günlerinde seküler derin devleti geriletmek için daha liberal bir söylemle müttefikler edindi. Gücünü artırdıkça daha İslamcı bir ton takındı. Son üç yılda milliyetçilerin oylarına ihtiyaç duyduğu için tonunu ona göre değiştirdi. Bu yüzden şimdi MHP Erdoğan’ın politikalarını şekillendirebilir. Bu da pratikte Kürtlerle yeni bir barış süreci ihtimalinin daha da azalması demek.”

Seçim sonuçları Guardian gazetesinin dünya haberleri sayfasının manşetindeydi.

Gazetenin tam sayfa yer ayırdığı seçimde Türkiye muhabiri Kareem Shaheen, şunları yazdı:

“Erdoğan artık üst düzey yargıçları, seçimle gelmemiş başkan yardımcılarını ve kabine üyelerini neredeyse hiçbir Meclis denetimi olmadan atama gücüne sahip. Denge ve denetleme mekanizmaları neredeyse yok oldu.

“AKP ve MHP Meclis’te çoğunluğa sahip olsa da ittifakta çatlaklar oluşmaya başladı. Birlikte devam edip edemeyecekleri belirsiz.

“Seçimde geniş çaplı usulsüzlük suçlaması olmadı ama seçimlerin kendisi Uluslararası Af Örgütü’nün ‘korku iklimi’ olarak nitelediği bir ortamda gerçekleşti.”

Financial Times: Erdoğan gibi güçlü liderler bile günah keçisine ihtiyaç duyar

İngiliz Gazetesi Times: Erdoğan'ın Gerçek İdeolojisi Pragramtizm
Türkiye Cumhuriyeti’nin son üç başbakanı, Recep Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu ve Binali Yıldırım. Erdoğan cumhurbaşkanlığı döneminde dört yılda iki farklı başbakanla çalıştı

İngiltere’de yayınlanan Financial Times gazetesi, 24 Haziran seçimleriyle ilgili yayınladığı başyazısında “Erdoğan gibi güçlü liderler bile günah keçisine ihtiyaç duyar” başlığını ve “İşler ters gittiğinde Türkiye’nin cumhurbaşkanı bütün sorumluluğu üstlenmek zorunda kalacak” alt başlığını kullandı.

“Erdoğan, 46 yıllık iktidarı boyunca 56 başbakanla çalışan Ürdün Kralı Hüseyin’i örnek alsa daha bilgece davranmış olurdu” diyen Financial Times’ın başyazısında şu ifadeler yer aldı:

“Erdoğan 18 ay sonraki seçim tarihini beklemeden erken seçime giderek risk aldı ama beklemesi daha riskli olabilirdi. Türkiye derinleşen sorunlarla karşı karşıya ve cumhurbaşkanı bekleseydi gücü tek elde toplama planları daha kırılgan hale gelecekti.

“Bu seçimde pek çok nahoş öğe vardı. Seçime adil demek zordu. Selahattin Demirtaş’ın cezaevinden propaganda yapması gerekirken Erdoğan maksimum güçle, medyayı, mahkemeleri kontrol ederek ve olağanüstü halin verdiği gücü kullanarak kampanya yürüttü.

“Ama seçimler biraz da olsa umut verdi. 15 yıldır artan otoriterliğe rağmen Türk demokrasisinin canlılığı ve çeşitliliği seçimde kendini gösterdi. Muharrem ince kitleleri harekete geçirdi. Kürtler bastırılamadı ve HDP yüzde 10 barajını aştı.

“Türkiye İnce’nin de uyardığı gibi tehlikeli bir tek adam dönemine giriyor olabilir

‘Ürdün Kralı Abdullah 46 yılda 56 başbakanla çalıştı’

“Ama Erdoğan, 46 yıllık iktidarı boyunca 56 başbakanla çalışan Ürdün Kralı Hüseyin’i örnek alsa daha bilgece davranmış olurdu. Güçlü liderlerin de günah keçilerine ihtiyacı olur. Erdoğan, 46 yıllık iktidarı boyunca 56 başbakanla çalışan Ürdün Kralı Hüseyin’i örnek alsa daha bilgece davranmış olurdu.

“İşlerin ters gitmesine yol açabilecek pek çok şeyin ufukta göründüğü bir dönemde Erdoğan tüm sorumluluğu omuzlarına aldı.

“Türkiye’nin ekonomisi kırılgan ve hemen karşılaşacağı testler var: Türk lirası değer kaybetmeden hemen önce döviz borç alan bankalar kırılgan. ABD Hazinesi’nin İran yaptırımları nedeniyle Halkbank’a vereceği cezanın açıklanması bekleniyor. Milyarlarca dolar tutabilecek bu ceza Türkiye’nin Batılı müttefiklerle ilişkisindeki çöküşü hızlandırabilir.

“Bunlar kötüleştikçe Erdoğan eski hasımları Rusya ve İran’a daha fazla bel bağlar oldu. Fakat Türkiye yatırım ve ticaret için Avrupa’ya bağımlı. Ankara’nın Suriye ve Irak’taki askeri maceraları güney sınırının alevlenmesine yol açabilir.

“Türkiye bölünmüş durumda. Toplumun yarısı Erdoğan’ın otoriterleşme eğilimini reddediyor.

“Bütün ihtişamı ve gücüne rağmen Türkiye’nin güçlü lideri bu demokratik şevki yok etmekte zorlanacak.

“Erdoğan’ın seçmenin kutuplaşmış olduğunu kabullenip bu durumu alicenaplık göstererek olağanüstü hali kaldırmak, siyasi tutukluları serbest bırakmak ve bir zamanlar iyi yaptığı şeye, ekonomik reformlara odaklanmak için kullanması bilgece olur.”

Gazetenin dünya haberleri sayfasında da 24 Haziran’daki seçime geniş yer ayırıldı.

‘Turbo başkanlık’

“Türk seçmenler Erdoğan’ın turbo başkanlık arzusunu yerine getirdi” başlığını kullanan FT, Erdoğan’ın çoğulcu değil çoğunlukçu yönetim tarzının eleştiri aldığını yazdı.

Gazeteye konuşan Washington merkezli düşünce kuruluşu Centre for American Progress’ten Alan Makovsky “Bu sonuçlar Türk demokrasisi için bir kabus. Türkiye’nin otokratik lideri daha da güçlendi. Türkiye kötü bir dönemle karşı karşıya olabilir ve bundan beş yıl boyunca bir çıkış yok” dedi.

“Erdoğan’ı kurtaran şeyin, milisler ve suçlularla ilişkisiyle bilinen MHP” olduğunu yazan gazetenin Türkiye muhabiri Laura Pitel, Türkiye’nin AB ve ABD’deki müttefiklerinin Erdoğan’ın muhaliflerine karşı daha yumuşak bir ton takınmasını ve Ankara’da gerilen ilişkileri düzeltmesini umduğunu belirtti.

Avrupalı diplomat: Erdoğan AB’nin ne istediğini biliyor, top onun sahasında

Gazeteye konuşan bir Avrupalı diplomat “Top artık onun sahasında. Avrupa Birliği’nin hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanında kendisinden ne istediğini çok iyi biliyor” dedi.

Gazeteye göre Erdoğan’ı bekleyen en büyük zorluk, borç yükü fazla ve dış yatırımcıya bağımlı olan ekonomiyi yönetmek olacak.

Türkolog Prof. Zürcher, Erdoğan’ın Hollanda’dan yüzde 73 oy alma nedenlerini inceledi

İngiliz Gazetesi Times: Erdoğan'ın Gerçek İdeolojisi Pragramtizm

Pazar günü gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili erken genel seçimlerinde AKP’nin en fazla oy aldığı Belçika ve Hollanda’da, Türkiye kökenli göçmenlerle ilgili “uyum” tartışması yeniden alevlendi.

Türkiye kökenli seçmenler, Hollanda toplumuna sırt çevirmekle ve “özgür Hollanda’da verdikleri oylarla Türkiye’deki vatandaşları Tiran Erdoğan’ın eline bırakmakla” suçlanıyor.

Yaklaşık 260 bin Türkiye kökenli seçmenin bulunduğu Hollanda’da sandığa gidenlerin oranı yüzde 46,7 oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçerli oyların yüzde 73’ünü aldı. CHP adayı Muharrem İnce’nin oy oranı ise yüzde 18,3 oldu.

Belçika’da da kayıtlı 142 bin 500 seçmenin yaklaşık yarısı oy kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüzde 75 ile yurtdışında en yüksek oyu Belçika’da aldı. İnce’nin oy oranı yüzde 15’te kaldı.

Pazar gecesi sonuçların açıklanmasının ardından AKP’li seçmenler Hollanda ve Belçika’da sokaklara döküldü. Araç konvoyları oluşturan Türkiye kökenli seçmenler, yasak olmasına rağmen klakson çalarak ve havai fişek atarak kutlama yaptı.

Amsterdam’da trafiği aksatan konvoylar ve gürültü kirliliği tepkiye neden oldu. Demokrasi Forumu Partisi Grup Başkanı Annabel Nanninga, “kornacı Türkler” dediği AKP seçmenlerinin gösterisini “tuhaf” diye değerlendirdi.

Nanninga’ya göre, Hollanda’da doğup büyüyen kişilerin korna çalıp, trafiği tıkayarak yaşadıkları topluma sırt çevirmeleri şok edici bir durum.

Hollanda’daki seçmenlerin, “özgür bir ülkede oy kullanarak Türkiye’deki vatandaşları ‘Tiran Erdoğan’ın eline bıraktıklarını” savunan Amsterdamlı politikacı şunları söyledi:

“Umuma açık alanlarda kurallara uymamaları ve açık açık bir despota destek vermeleri kaygı verici. Bizim sokaklarımızın patronunun kim olacağına belediye başkanı, savcı ve polis yerine AKP karar veriyor.”

‘Hiçbir zaman yaşamadıkları ve yaşamayacakları bir ülke için gurur duyuyorlar’
Yaşlılar Partisi de, Pazar akşamı yaşanan gürültü nedeniyle tepkili. Partinin Amsterdam Belediye Meclisi üyesi Wil van Soest, “Bunlar çoğunlukla genç insanlar. Hiçbir zaman yaşamadıkları ve yaşamayacakları bir ülke için gurur duyuyorlar. Dünya tersine döndü” dedi.

Türkiye kökenli seçmenleri, “enerjilerini Hollanda için harcamaya” çağıran van Soest, aksi takdirde “üzüntü kornaları çalacağını” savundu.

Liberal Sağ Parti (VVD), Amsterdam Belediye Başkanı Jozias van Aartsen’a, gösteriye neden müdahale edilmediğini ve havai fişeklerin neden engellenmediğini sordu.

Ana muhalefetteki aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders ise AKP’li seçmenlere Twitter üzerinden tepki gösterdi.

Wilders, kutlama yapan seçmenlerin fotoğrafını paylaşarak, “Tam bir istila. Erdoğan’ın İslamofaşizmini kutlayan Türkler. Uyum değil kolonizasyon” dedi.

Türkolog Prof. Zürcher: Erdoğan’ın yüksek oyunun iki nedeni var

Gazeteci Wierd Duk, kutlamalar sırasında sık sık Erdoğan’ın, “bütün İslam dünyasının lideri olduğu” vurgusunu yapan AKP taraftarlarıyla ilgili değerlendirmesinde, yaşananların “Hollanda demokrasisi açısından kaygı verici” olduğunu söyledi.

Hollanda’da doğup büyüyen bu kesimin artık Hollanda’ya bağlılık duymaları gerektiğini savunan Duk, Türkiye’den gelen ataları gibi genç kuşağın da Türkiye’ye dönük yaşadığını vurguladı.

Leiden Üniversitesi öğretim üyesi Türkolog Prof. Dr. Erik – Jan Zürcher, Hollanda Televizyonu’na (NOS) yaptığı değerlendirmede, Erdoğan’ın yüksek oy almasını iki ana nedene bağladı.

Hollandalı profesöre göre birinci neden, AKP’nin seçmenin ayağına giderek onları Amsterdam, Lahey ve Deventer’deki sandıklara ücretsiz taşıması. Muhalefet partileri, bu konuda AKP kadar etkin değil.

İkinci neden ise, AKP’li seçmenlerin Türkiye’ye dönük yaşaması. Bu kesim genellikle Türk medyasını izliyor. Medyanın büyük bölümü Erdoğan’a yakın olduğu için, Türkiye ile ilgili konularda ilk onlar ön planda oluyor.

Prof. Dr. Zürcher’e göre, Hollanda’ya daha fazla odaklanan diğer seçmenler nispeten daha az oy kullanıyor. Çünkü Türkiye ile Hollanda kadar ilgili değiller.

Belçika’da olaylı kutlama

AKP’nin yurtdışında en yüksek oyu aldığı Belçika’da da seçmenler, Pazar gecesi sokağa çıktı. Heusden – Zolder kentinde AKP’lilerin oluşturduğu birkaç yüz araçlık konvoy, otoyolda trafiği aksattı.

Yaşanan trafik kaosu sırasında bir araç, polis otosuna çarptı. Olayda iki kişi yaralandı. Polis, 75 sürücü hakkında rapor tuttu.

Flaman Televizyonu’na göre AKP’liler medya mensuplarına da saldırdı. Radyo 2 muhabiri Dirk Reynders, Türk seçmenlerin kameraları görünce, “kırmızı görmüş boğaya döndüğünü” söyledi. Renders, bazı öfkeli taraftarların, tehdit ve küfürle kendilerine tepki gösterdiğini anlattı.

Belçika’da özellikle sağ partiler, Türkiye kökenli seçmenlerle ilgili gelişmelerin, uyum politikalarına aykırı olduğunu savunuyor.

[divider]

Twitter | Facebook | Pinterest | Haber  YouTube

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Güvenlik *