Anasayfa / Haberler / Haftanın Filmleri Yine Bomba Gibi 3’ü Yerli 7 film vizyonda (işte fragmanlar)
Haftanın Filmleri Yine Bomba Gibi 3'ü Yerli 7 film vizyonda (işte fragmanlar)
Haftanın Filmleri Yine Bomba Gibi 3'ü Yerli 7 film vizyonda (işte fragmanlar)

Haftanın Filmleri Yine Bomba Gibi 3’ü Yerli 7 film vizyonda (işte fragmanlar)

Haftanın Filmleri Yine Bomba Gibi 3’ü Yerli 7 film vizyonda (işte fragmanlar)

Filmlerin açıklamalarını okumak istemez ve daha hızlı göz atmak isterseniz lütfen Buraya Tıklayınız

JAMES BOND SEVMESENİZ BİLE
“SPECTRE”

Beyazperdenin kült karakteri James Bond’un her macerası belli bir gürültü koparmıştır ama Daniel Craig ile birlikte muhteşem bir “yeniden başlangıç” sayabileceğimiz 2006 tarihli “Casino Royale” sağolsun, serinin yeniden popüler kültürün ayrılmaz bir parçası haline geldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Kamera arkasına ilk kez Oscarlı bir yönetmenin, Sam Mendes’in geçmesiyle birlikte çıta daha da yükseldi artık. İş yapmayan geçmişteki filmleri unutun, şimdilerde bütçesi 300 milyon dolarları aşan bir 007 filmi çekilebiliyor. İşte karşınızda “Spectre”. Bond filmlerinin “kötü adam”ları ne kadar iyiyse film de o kadar iyi oluyor genellikle. Bu kez “villain” olarak karşımızda çifte Oscarlı Christopher Waltz var! Konuyu kısaca özetleyecek olursak: Mexico City-Roma arasında mekik dokuyan Bond, sızdığı gizli bir toplantıda Spectre adı verilen çok gizli ve tehlikeli bir örgütün varlığını öğrenir. Bond, örgütün kalbine ulaşmak ister ama örgüt kalpsizdir. Dahası, Spectre’nin beyniyle arasında daha önce bilmediği bir bağ olduğunu keşfeder. Sinema duygularımızı kışkırtan filmin oyuncu kadrosunda Ralph Fiennes, Ben Whishaw ve Naomie Harris yerlerini koruyor. Bond kızları olarak ise Lea Seydoux ve 50’lik güzel Monica Bellucci’yi izleyeceğiz. Haftanın değil yılın en merak edilen filmlerinden biri.. Puanı da beklentimiz ölçüsünde

BİR KADIN FİLMİ
“DÜŞLERİN TERZİSİ”

Vicdan gayet ağır bir yük olabiliyor. Güzel ve yetenekli Tilly’nin vicdanı gibi. Annesini bulmak için doğduğu kasabaya döner. Ama kasaba bıraktığı gibi değildir. Artık bir yabancıdır, hatta katil olarak kabul edilmektedir. Ama yetenekli dedik ya, Tilly’nin müthiş bir terzilik becerisi vardır. Trajediden kaynaklı dram, yerini kahkahalara bırakmaya başlar. Film ilginçleşir. Tilly, kasabanın kadınlarını, diktiği elbiselerle baştan yaratır. Ama unutmaz genç kadın. Kendisini katil diye damgalayanları. Geçmişte yaşananları. İnceden inceye intikam planını devreye sokar. Üstüne bir de aşk kapıda belirir. Başrollerini Kate Winslet, Liam Hemsworth, Hugo Weaving’in paylaştığı film, bir roman uyarlaması. Avustralya doğumlu kadın yönetmen Jocelyn Moorhouse’ın “Aile Bağları”ndan neredeyse 18 yıl sonra yönetmenliğe döndüren yapımın gayet olumlu eleştirilerle karşılandığını belirtelim.
(gösterimi 13 Kasım’a ertelenebilir)
(3.5/5)

ORGANİZE İŞLER BUNLAR
“ABLUKA”

Neresinden bakarsanız bakın, dikkat çeken yerli bir yapım. “Abluka” çok katmanlı ve gerçekçi bir hikaye anlatıyor. Seyirciyi abluka altına alıyor. 20 yıl sonra hapisten tahliye olan Kadir’le tanıştırıyor film bizi. Emniyette çalışan Hamza sayesinde iş buluyor Kadir. Sadece İstanbul’u değil bütün bir ülkeyi saran çalkantılı siyasi atmosfer altında Kadir çöp toplayıcı olarak işe giriyor. Sokaklarda saatlerini geçirdiğini sanıyorsanız, yanılırsınız. Aslında paravandır bu iş. Muhbirlik yapar Kadir. Mahallelerden birinde kardeşi Ahmet ile karşılaşır bir gün. Dedik ya, katmanlı bir senaryosu var filmin. Ahmet mesafelidir uzun süredir görmediği Kadir’e. Kadir şüphelenir. İlk filmi “Tepenin Ardı” ile hatırı sayılır bir ilgiye mazhar olan Emin Alper, ikinci filminde yine anlamlı bir iş ortaya koymuş görünüyor. Başrollerde Mehmet Özgür, Berkay Ateş, Tülin Özen, Müfit Kayacan ve Ozan Akbaba bulunuyor. “Abluka”nın, Venedik Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü kazandığını da vurgulayalım.
(3.5/5)

KONU ASLINDA ÖNEMLİ
“GİZLİ DOSYA”

Sen tutup Cate Blanchett ve Robert Redford’u başrolde oynat, sonra ortaya vasat bir film çıkar. Olacak iş değil. Ama senarist James Vanderbilt’in ilk yönetmenlik denemesinde aşağı yukarı durum bu. Senarist deyip geçmeyin. Kendisi David Fincher imzalı “Zodiac”a imzasını atmış bir isim. Ama iş yönetmenliğe geldiğinde, hani iyi bir futbolcunun teknik direktörlüğe geldiğindeki ilk maçında genelde olduğu gibi, tökezlemiş Vanderbilt. İlk maçın günahı olmaz, hatta sorun tam olarak yönetmenlikte de olmayabilir. Amerikan askerlerinin Irak’taki bir cezaevinde tutuklulara uyguladığı sistematik işkenceleri 2004’te haber yapan CBS sunucusu Dan Rather ve yapımcısı Mary Mapes’in hikayesi, fazla demode bulunmuş da olabilir. Aslında önemli bir konuyu ele almasına rağmen dünyanın son 10 yılda başına gelen diğer felaketler o kadar büyük ki, belki de seyirci filme “eski hikaye” gözüyle bakmış olabilir, bilemiyoruz. Tek bildiğimiz filmin ülkesi ABD’de pek ilgiyle karşılanmadığı ve tekdüze bulunduğu. Yine de belgeci gazetecilik manasında öğretici yanları bulunan önemli bir hikaye ve hiç değilse başrol oyuncuları sayesinde ilgiyi hak ediyor.
(3.0/5)

YALANDAN KARİYER OLUR MU?
“KARİYER”

Onlar yaptıkça biz de saymaya devam edeceğiz. Filmin orijinal afişinde tam 10 oyuncunun kafası görünüyor. Afişle işimiz bittiğine göre konuya geçelim: İnternet sayesinde sosyal ağlarda yalanlar söyleyerek kendisine kızlardan oluşan bir kariyer(!) yapmaya çalışan gençlerin hikayesi bu. Evet konuyla da işimiz bittiğine göre yönetmenliğini Suat Ay’ın yaptığı filmin başrollerinde Dost Elver, Sevil Uyar, Kayra Şenocak’ın yer aldığı belirtip yazıyı da tamamlayalım.
(1.5/5)

HAFTANIN ÜRKÜNÇLÜ FİLMİ
“CİN KUYUSU”

“Nasıl yani bu hafta cin’li film yok mu” diyen varsa şöyle buyrun: Çocuk sahibi olmak isteyen bir çiftin bir köyde başına gelenler. Evet konu bitti. Tamam biraz zorlayalım: bir grup cin nedense intikam almak istiyor ve bu genç çifte musallat oluyor. Oldu mu? Murat Toktamışoğlu’nun yazıp yönettiği filmde Sinem Sarızayim, Zeynep Busa Kale, Beril Özgür ve Cemal Baykal oynuyor.
(1.5/5)

HAFTANIN ANİMASYONU
“SEVİMLİ KÖPEK LOTTE”

Dağıtımcılar, kuralmışcasına her hafta bir animasyon film vizyona sokuyor. Ama bu kez arşiv çalışmışlar. Zira karşımızdaki 2011 yapımı bir Estonya filmi. Üstelik yapım notlarına da “6 yaş ve üzeri çocuklar için” diye bir ibare koymuşlar. Onu “5 yaş ve altı” diye düzeltelim biz.
Hatta hiç izletmeseniz de olur. Ne yalan söyleyelim köpek Lotte hayli sevimli. Film de güzel renklere sahip. Ama televizyonda çok daha iyilerini bulabilecekken küçük çocuğunuzu bu filme götürmek, sadece patlamış mısır ve sinema salonunda film izleme kültürü kazanmasına yardımcı olacaktır hepsi bu.
(2.0/5)

Hazırlayan
Burcu Özaydın

https://www.facebook.com/Natronet

Hakkında Akademi Portal

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*