Fethullah Gülen’in The Washington Post’ta yayımlanan yazısı
TBMM Genel Kurulu’nda gündeme geçilmeden önce milletvekilleri, yerlerinden söz alarak bazı konularla ilgili görüşlerini dile getirdi. AK Parti ve MHP Grup Başkanvekilleri ise Fethullah Gülen’in The Washington Post’ta yayımlanan yazısını eleştirdi.
BOSTANCI: BAŞARILI BİR GÖRÜŞME GERÇEKLEŞMİŞTİR
TBMM tutanaklarına göre AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, ABD’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında başarılı bir görüşme gerçekleştiğini ifade ederek, “Bu görüşmenin bölgemizde öteden beri çok can kaybına neden olan ve etrafımızdaki ülkelerin iç barışı için bir tehdit oluşturan terör faaliyetleri bakımından anlamlı ve ümit verici sonuçlar doğurmasını bekliyoruz. İnsani, ahlaki ve adil gelişmeler bakımından da yine aynı şekilde birtakım sonuçlar doğurmasını ümit etmek istiyoruz” dedi.
FETÖ ELEBAŞI, NATO’NUN TÜRKİYE’Yİ BELLİ İSTİKAMETLERDE ZORLAMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEMİŞTİR
Fethullah Gülen’in The Washington Post’ta çıkan yazısını hatırlatan Bostancı, konuşmasında şunları söyledi: “Bu ziyaret sırasında FETÖ terör örgütü elebaşı, Washington Post’ta diplomatik bir dille, NATO’nun gelecek hafta yapacağı toplantıya atıfla NATO’nun, yani askeri bir örgütlenmenin Türkiye’ye vaziyet etmesi gerektiğini, Türkiye’yi birtakım belli istikametlerde zorlaması gerektiği şeklinde bir makale kaleme almıştır.”
BOSTANCI: NE TÜR DÜŞÜNCELER İÇİNDE OLDUKLARINA DAİR FİKİR VERİCİ NİTELİKLER TAŞIMAKTA
Bostancı: “NATO’nun yapısı ve karakteri bellidir, bir ittifak örgütüdür. Ülkelerin iç ilişkilerine yönelik böyle bir çağrı, esasen 15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişiminin mahiyetine ve bu işgal hareketi olarak gerçekleştirilmek istenen, aziz milletimizin direnişiyle akim kalmış teşebbüsün içeriğine ilişkin de bu makalenin bizatihi kendisi, makaleyi kaleme alan kişinin ve çevrenin ne tür düşünceler içinde olduklarına dair fikir verici nitelikler taşımaktadır. Bunlara dikkat etmek, diplomatik bir kılıfa sarılmış olan işgalci niyetleri ve uluslararası alana yaslanmaya çalışan karanlık terör örgütünün yüzünü görmeye bizatihi bu makalenin bile kendisinin nasıl anlamlı bir örnek teşkil ettiğini görmek gerekir diye düşünüyorum.” dedi.
AKÇAY: TÜRKİYE ADETA ABA ALTINDAN TEHDİT EDİLMİŞTİR
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyaretinin başladığı gün The Washington Post’ta ‘skandal bir makalenin’ yer aldığını ifade ederek, “Türkiye adeta aba altından tehdit edilmiştir” dedi.
Akçay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’yi Washington’dan yönetme gayretinde olanlar, teröristbaşı Fethullah Gülen’in kanlı elleriyle bir makale yayımlamıştır ve bu Fethullah Gülen adına bir makaledir. Sahibinin sesi niteliğindeki bu yazı, Türkiye’nin FETÖ’yle mücadelesini eleştirmekte, Türkiye’de sözüm ona demokrasinin yok olduğunu belirtmekte ve tehlikedeki demokrasinin kurtarılması için Batılı ülkelere ve NATO’ya çağrıda bulunmuş, Türk halkının NATO’dan yardım beklediği iftirasını atmıştır. Bu yazı, darbe girişimiyle başarılamayan işgal hamlesinin yabancı askerler eliyle tekrarlanması için yapılan aşağılık bir zırvadır. Teröristbaşının çağrısı Irak, Suriye ve Libya’da yaşanan manzaranın Türkiye’de de yaşanması için yapılan bir çağrıdır. Türk milleti bu işgal girişimine karşı iradesini, ferasetini ve dirayetini 15 Temmuz’da göstermiştir. Türk milleti işgal ve imha hamlelerine her zaman karşı duracaktır. NATO’dan yardım bekleyenlere diyoruz ki: Hadi oradan.”
BU HABERE İLİŞKİN OLARAK:
Prof. Dr. İlhan Uzgel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da yaptığı görüşmenin Türk-Amerikan ilişkilerinde olağanüstü bir değişiklik yaratmasının mümkün görünmediğini belirtirken ABD’nin, Türkiye’nin taleplerini karşılayacağına dair bir işaret vermediğini ifade etti.

“Türkiye üç tane taleple gitti; PYD’ye yardım etmeyin, Gülen’i iade edin, Rıza Sarraf’ı bırakın. Bunların üçünün de şu anda gerçekliği yok” diyen Uzgel, “Önümüzdeki süreçte Türkiye’nin ABD’ye karşı biraz daha alttan almak zorunda kalacağı, Rusya-Çin-Avrasya gibi seçenekleri gündeme getireceği, ama bunları da etkili bir şekilde ABD’ye karşı kullanamayacağı bir dönemi yaşayacağız” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile Beyaz Saray’da yaptığı ortak basın açıklamasında ABD’nin Suriye’de PYD’ye verdiği desteği kesmesi konusunda Türkiye’nin beklentisini tekrar dile getirirken Trump, “Türkiye’ye PKK, DEAŞ gibi terör gruplarıyla mücadelede destek veriyor ve terör gruplarına güvenli alan bırakmama konusunda güvence veriyoruz” demekle yetindi.
‘TÜRKİYE’NİN EN ZAYIF KONUMDA OLDUĞU ZİYARETLERDEN BİRİ’
Erdoğan’ın ABD ziyaretini Sputnik’e değerlendiren uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. İlhan Uzgel, “Şimdiye kadar bir Türk Cumhurbaşkanı ya da Başbakanı tarafından yapılmış iki taraf arasında Türkiye’nin en zayıf konumda olduğu ziyaretlerden biriydi. Türkiye’nin, daha çok ABD’nin desteğine ihtiyaç duyduğu, daha çok talepte bulunduğu bir ziyaret biçimi yaşadık” dedi.
Trump’ın Türkiye’den kaydadeğer bir talepte bulunmadığına dikkat çeken Uzgel, “Trump yönetiminin Türkiye’den pek bir beklentisinin olmadığı, Türkiye’nin Trump yönetiminden bazı taleplerinin olduğu ancak bu taleplerin karşılanması gibi bir durumun olmadığı bir ziyaret oldu ve ziyaret de bu nedenle çok kısa sürdü” diye konuştu.
‘ABD, PYD KONUSUNDAKİ MESAJINI SAHADA VERDİ’
Trump’ın konuşmasında ABD’nin PYD’ye ağır silah yardımı yapma kararı konusunda bir açıklama yapmamasını da değerlendiren Uzgel, şöyle konuştu:
“Bu konuda zaten söylediklerini daha önce de söyledi. Daha önceden gönderilen heyet oradayken PYD’ye ağır silah vereceklerini açıkladılar. Bu konuda aslında tartışılacak, görüşülecek bir şey kalmadı aslına bakarsanız. O yüzden de görüşme sonrası yapılan açıklamada PYD demiş, dememiş pek bir anlamı kalmadı. Bir mesaj aranıyorsa o mesaj çok somut bir şekilde sahada verildi. Zaten çok uzun süredir devam eden bir silahlandırma süreci var, Amerikan askerleri orada danışmanlık yapıyor, silah sağlıyor. Bu konu, ABD açısından halledilmiş bir konu. Dolayısıyla burada Türkiye’nin Amerikan siyasetinde bir değişiklik yaptırabilme imkan ve kapasitesi zaten yoktu. Dolayısıyla buradan Türkiye’nin bir şey çıkartabilmesinin koşulları ortadan kalkmıştı.”
‘ABD, ‘BU KONUDA TÜRKİYE’YE İHTİYACIM VAR’ DEMİYOR’
Türkiye’nin ABD’den PYD’ye yardımın kesilmesi, Fethullah Gülen’i iadesi ve ABD’de tutuklu bulunan İran asıllı Türk işadamı Rıza Sarraf’ın serbest bırakılması taleplerinin olduğunu kaydeden Uzgel, “Bunların üçünün de şu anda gerçekliği yok. Çünkü bunlara karşı Türkiye’nin ABD’ye verebileceği bir şey yok. ABD, Rakka’yı IŞİD’den alacaksa bunu zaten PYD ile yapacağını açıkladı, ‘bu konuda Türkiye’ye ihtiyacım var’ da demiyor. Bombalamak istediğinde Akdeniz’den bombalıyor. Dolayısıyla Türkiye’nin alabileceği, ABD’nin de talep ettiği bir şey olmayan bir ziyaret oldu. Arka planda Sarraf’la ilgili bir şeyler görüşülmüşse onların sonuçlarını da zaman içinde görürüz” dedi.
‘RAHİP MESELESİ İLİŞKİLERDE BELİRLEYİCİ BİR UNSUR DEĞİL’
Trump’ın Erdoğan ile görüşmesinde FETÖ soruşturması kapsamında tutuklu bulunan İzmir Diriliş Kilisesi rahibi Andrew Brunson’ın serbest bırakılmasını istemesini de yorumlayan Uzgel, “Normalde bu mesele Türk-Amerikan ilişkilerinin bir konusu olamaz. Sonuçta çok alt düzeyde halledilecek bir konu. Fakat bunu gündeme getirirler ki ABD’nin Türkiye’den bir talebi varmış gibi sizi onunla uğraştırırlar. Yoksa Türkiye ilişkileri bir rahibin salıverilmesi ya da salınmamasıyla değişecek değil. Siz ‘Gülen’in iadesi’ deyince onlar da ‘rahip’ diyordur. O yüzden bu belirleyici bir unsur değil iki ülke ilişkilerinde” diye konuştu.
‘GÖRÜŞMENİN İLİŞKİLERDE OLAĞANÜSTÜ BİR DEĞİŞİKLİK YARATMASI MÜMKÜN GÖRÜNMÜYOR’
Uzgel, görüşmenin ardından Türkiye-ABD ilişkilerinin nasıl bir seyir izleyebileceği konusunda ise şunları söyledi:
“Kapalı kapılar arkasında çok büyük pazarlıklar yapılmadıysa bu görüşmenin Türk-Amerikan ilişkilerinde olağanüstü bir değişiklik, radikal bir kırılma yaratması çok mümkün görünmüyor. Şu an Türkiye’nin çevresindeki aşağı yukarı bütün ülkeleriyle ilişkileri sorunlu. Çin, Hindistan gibi uzaktaki ülkelerin, Türkiye’nin yaşadığı ekonomik ve siyasi, güvenlik merkezli sorunlara çözüm getirmesi mümkün değil. Dolayısıyla şu anda Türkiye, ABD ile ilişkilerde muhtaç durumda. Sarraf meselesi belli ki iktidar üzerinde sıkıntı yaratıyor. Önümüzdeki süreçte Türkiye’nin ABD’ye karşı biraz daha alttan almak zorunda kalacağı, Rusya-Çin-Avrasya gibi seçenekleri gündeme getireceği, ama bunları da etkili bir şekilde ABD’ye karşı kullanamayacağı bir dönemi yaşayacağız.”
DİĞER İŞİŞİKLİ HABER:
Trump,Türkiye’de kasım ayından bu yana FETÖ’den tutuklu olan Papaz Andrew Brunson’ın serbest bırakılmasını istedi.
CNN Türk’te yer alan habere göre, konu heyetlerarası görüşmede gündeme geldi. Brunson’ı ilk önce Trump dile getirdi, sonra Başkan Yardımcısı Mike Pence de iade konusunu açtı. Beyaz Saray’dan yapılan bilgilendirme açıklamasında Trump’ın Papaz Brunson’ın serbest bırakılması konusunda 3 kez talepte bulunduğu ve acilen ABD’ye iadesini istediği aktarıldı.

Görüşmeden önce Trump ile görüşen avukatı Jay Sekulow da Trump’ın kendisine papazı kurtarmak için söz verdiğini açıklamıştı.
Trump "Goes to Bat" for Imprisoned Pastor Andrew Brunson https://t.co/YcaD6YUqWd
— CBN News (@CBNNews) May 16, 2017
Protestan cemaatine ait İzmir Diriliş Kilisesi Pastörü Andrew Craig Brunson, bir tanığın ifadesi doğrultusunda FETÖ üyeliği iddiasıyla tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
İzmir Göç İdaresi Müdürlüğü’nün 28 Eylül’deki yazısına göre, Pastör Andrew Craig Brunson ve eşi Norine Lyn Brunson’un ‘G-82 (Milli Güvenliğimiz Aleyhine Faaliyet tahdit) kodu’ kapsamına alındığı belirtilerek, ‘ülkemizden çıkışlarının yaptırılması’ istenmişti.
AKADEMİ PORTAL’IN ARŞİVLERİNDEN
Tarih: 10.12.2016
Protestan cemaatine ait İzmir Diriliş Kilisesi Pastörü Andrew Craig Brunson’ın bir tanığın ifadesi doğrultusunda FETÖ üyeliği iddiasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildiği belirtilmişti.
İzmir Göç İdaresi Müdürlüğü’nün 28 Eylül’deki yazısına göre, Pastör Andrew Craig Brunson ve eşi Norine Lyn Brunson’un ‘G-82 (Milli Güvenliğimiz Aleyhine Faaliyet tahdit) kodu’ kapsamına alındığı belirtilerek, ‘ülkemizden çıkışlarının yaptırılması’ istendi.
20 YILDIR TÜRKİYE’DE YAŞIYORLARDI
Yazı üzerine İzmir Emniyeti, 20 yıldır Türkiye’de yaşayan Brunson çiftinin kaldığı Mimar Sinan mahallesindeki eve gitti. Evde kimseyi bulamayan polis, kapıya çağrı kağıdı bıraktı. 7 Ekim’de polis merkezine giden çift, sınır dışı edilmek üzere Göç İdaresi’ne teslim edildi.
"Représentant une menace pour la sécurité du pays" le pasteur Andrew Craig Brunson et son épouse expulsés de Turquiehttps://t.co/kdkyssCOdh pic.twitter.com/c7L7AQq3mZ
— CathoAlsace ن (@a_pbh) October 18, 2016
Brunson çiftinin misyonerlik yaptığı, bir şemada isimlerinin yer aldığı ve yurtdışından kendilerine kaynak aktarıldığı öne sürüldü. Eşi Norine serbest bırakılırken, bir aydır Göç İdaresi’ne bağlı gözetim merkezinde tutulan Brunson, dün çıkarıldığı mahkemede FETÖ üyeliği iddiasıyla tutuklandı. Brunson hakkında bir gizli tanığın ifade verdiği öğrenildi.
‘EL KAİDE HESABINI SORACAK’
Andrew Craig Brunson, 11 Nisan 2011’de kilise avlusunda arkadaşıyla sohbet ederken, Manisalı Mehmet Ali Eren’in silahlı saldırısına maruz kalmıştı. Saldırgan olay sırasında “Vatan hainleri, Manisa’daki kiliseyi bombalayacağız. Bunun hesabını El Kaide soracak” diye bağırmıştı.
[divider]







































