Erdoğan,Türkiye’nin IŞİD’e lojistik destek sağladığı iddiasına tepki gösterdi

Bu bağlamda kafalar çok karışık, IŞİD’li liderlerin Türkiye’nin bazı hastanelerinde asker koruması ile tedavi edildiği bilgileri ve İtirafçıların bu bağlamda verdikleri gizli röportajlar da olunca bu konu hakkında Sn Erdoğan’ın hangi açıklamayı yaptığından çok bu konuda yapılan icraatlar daha çok önem taşıyor…

Cumhuriyet gazetesi haber portalın’da yayımlanan bir habere göre; Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, “Türk hükümeti IŞİD çetelerinin sınırdan Suriye’ye geçişine yakın zamana kadar izin verdi” dedi.

[toggle title=”Türkiye IŞİD’e Destek Verdi” state=”close” ]Ahmet Türk’ten çarpıcı iddia: ‘Türk hükümeti, IŞİD çetelerinin… – Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, “Türk hükümeti IŞİD çetelerinin sınırdan Suriye’ye geçişine yakın zamana kadar izin verdi” dedi. – Mardin’e gelen Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Stefano Manservisi, yanında bir grup Türk ve yabancı gazeteciyle Mardin Büyükşehir Belediyesi’ni de ziyaret etti. Büyükşehir Belediye Başkanı bağımsız Ahmet Türk, basın mensuplarının Musul’da yaşananlar ve çözüm sürecine ilişkin sorularını yanıtladı. – SINIRDAN RAHATÇI GEÇTİLER IŞİD militanlarının Türkiye- Suriye sınırında rahatça hareket ettiği söyleyen Ahmet Türk, hükümeti de yakın zamana kadar buna izin vermekle suçladı. Ahmet Türk, “Türk hükümeti IŞİD çetelerinin Suriye’ye geçmelerine izin verdi. Çünkü, PYD’nin kuzey Suriye’de güçlenmesini istemiyordu. Hem IŞİD çetelerine destek verip, hem barış sürecinden söz etmek samimiyet değildir” dedi. – TÜRKİYE’DE TEDAVİ EDİLDİLER Suriye’de çatışmalarda yaralanan IŞİD militanlarının Türkiye’de tedavi edildiği görüşünü de savunan Ahmet Türk, şunları söyledi: “IŞİD çeteleri silahlı bir şekilde Türkiye’den Suriye içine gittiler ve bunlara Türk hükümeti tarafından yakın zamana kadar göz yumuldu. Mardinliler bu gerçeği gözleriyle gördü. Bunların fotoğrafları elimizde mevcut. Suriye’den gelen IŞİD militanları Türk sınırında kabul edildi, tedavileri yapıldı ama yaralı ve yaşlı Suriyeli Kürtlerin girişine izin verilmedi.” Ahmet Türk, Türk ve yabancı gazetecilerle görüşmesinde “IŞİD çetelerinin Türkiye’nin başına bela olacağını hep gündeme getirmiştik” diye konuştu. [/toggle]

Yine Cumhuriyet gazetesinin haberine göre:

[toggle title=”Yine Cumhuriyet’in haberine göre” state=”close” ] Türk Subaylar IŞİD’e Yardım Etti mi? – Ankara’nın uzun süre “terörist” dememeyi tercih ettiği ve Türkiye-Suriye sınırını rahatlıkla kullandığı dile getirilen radikal İslamcı IŞİD’in, sınırda görev yapan Türk subaylarından destek gördüğü iddiası ortaya atıldı. – Cumhuriyet gazetesi, manşetten verdiği haberinde, Türkiye üzerinden bomba ve patlayıcı sevkiyatının bir numaralı sorumlusu olan “IŞİD Emiri” Mustafa Demir ile yüzbaşı, üsteğmen, asteğmen, astsubay ve uzman çavuş olarak görev yapan Türk askeri personeli arasında “samimi” görüşmeler yapıldığını öne sürdü. İddiaya göre, Türk askeri görevlileri, IŞİD cihatçılarına sınırdan geçişlerinde kolaylıklar sağladı. Haberde, IŞİD Emiri Mustafa Demir’in “Türk komutan ile görüşme” talebine bile olumlu karşılık verildiği kaydedildi. – Gazete, haberini, Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden IŞİD dava dosyasındaki savcılık belgelerinde yer alan telefon görüşmelerine dayandırdı. Skandal, yakınları IŞİD’e katılan altı Türk vatandaşının savcılığa başvurusundan sonra ortaya çıktı. Yapılan soruşturma, Mustafa Demir ile Türk subayları arasındaki telefon sohbetleri ve yüz yüze görüşmeleri ortaya döktü. Mustafa Demir’in, bir telefon konuşmasında “Burak Üsteğmen’e araba verdiğim yer mi?” diye sorduğu anlaşıldı. – Ankara hükümeti, Washington ve uluslararası camiadan gelen baskılar sonucu IŞİD politikasını değiştirmeye başladı. Ankara, uzun süre, IŞİD’in sınır geçişlerine ses çıkarmamak ve bu radikal İslamcı terör örgütünün Türkiye sınırları içindeki yapılanmasının üzerine gitmemekle suçlanmıştı. – 1220 cihatçı yakalandı ** Bu arada, Genelkurmay Başkanlığı, 2015’te, 961 ve bu yılbaşından bu yana 259 yabancı uyruklu IŞİD cihatçısının sınırlardan yasadışı geçiş girişimleri sırasında yakalandığını duyurdu. Yapılan açıklamada, yakalananların sayısında önemli bir artış görüldüğüne dikkat çekildi. – Açıklamaya göre, sadece bu ay içinde 81 IŞİD teröristi yakalandı. Bunların 33’ü Türkiye’ye, 48’i ise Suriye’ye geçmeye çalışıyordu. En fazla “IŞİD terörist trafiği” yoğunluğunun Kilis-Elbeyli bölgesinde görüldüğü de ifade edildi. – Ankara, geçen yaz aylarından bu yana sınırdaki görevli sayısını ve denetimlerini artırdı. – Serbest kalan şüpheli yeniden IŞİD’e katıldı ** Öte yandan, IŞİD’e bomba düzeneği götürürken Konya’da yakalanan ancak mahkeme tarafından serbest bırakılan Mehmet A.’nın tekrar örgüte katıldığı ve ortadan kaybolduğu belirlendi. – Eskişehir’de sürdürülen “IŞİD-El Kaide” davasında, IŞİD cihatçıları Mehmet A. İle Salih B. yakalanamadığı için duruşma ileri bir tarihe ertelendi. Mehmet A. yedi ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılmıştı. Mahkeme belgelerine göre, Mehmet A. çatışmaların sürdüğü bölgelere gitti. Sanık Salih B. ise yurtdışında bulunduğu için son beş duruşmaya katılmadı. ***[/toggle]

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin IŞİD’e lojistik destek sağladığı iddiasına tepki göstererek, “Şu anda sadece Suriye ve Irak’ta DAEŞ’in verdiği kayıp bizim onlarla mücadelemizde 3 bine ulaşmıştır. Bu mücadeleyi veren bir ülke, DAEŞ’e nasıl destek veriyor? Böyle bir anlayış olabilir mi, böyle bir yaklaşım olabilir mi?” dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çarşamba günü Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın ev sahipliğindeki 10. Balkan Ülkeleri Genelkurmay Başkanları Konferansı’nda açış konuşması yaptı. Erdoğan, Balkan ülkeleri başta olmak üzere Avrupalı askeri yetkililerin katıldığı konferansta; özellikle Avrupa’da sıkça dillendirilen DEAŞ ile mücadele konusunda Ankara’ya yöneltilen terör örgütüne destek sağlama iddialarına tepkisi paylaştı.

Erdoğan, DEAŞ ile mücadelede Türkiye’nin terör örgütüne verdirdiği can kaybını ise ilk kez 3 bin olarak kamuoyuna duyurduğu konuşmasında şunları dile getirdi:

Erdoğan: ‘DAEŞ’in silahları Batı’dan geliyor’

“DAEŞ ile mücadele konusunda kaynak ülkeler hiçbir adım atmazken, gerekli istihbarat paylaşımına gitmezken, her şeyi Türkiye’nin yapması beklenmiştir. Hatta bu süreçte birçok haksız, insafsız ve mesnetsiz ithamlarla da mücadele ettik. Bu tablonun ilanihaye devam etmesi mümkün değildir. Türkiye’yi DAEŞ’e yardım eden ülke olarak gösterme gibi, kusura bakmayın, biraz ağır olacak ama alçaklığa gidenler olmuştur. Biz şu anda DAEŞ’le yaptığımız mücadeleyi dünyada hiçbir ülke yapmıyor, DAEŞ’e karşı verdiğimiz kayıpları dünyada hiçbir ülke vermedi. Biz bu kayıpları verirken biz DAEŞ’e de çok ciddi kayıplar verdirdik. Şu anda sadece Suriye ve Irak’ta DAEŞ’in verdiği kayıp bizim onlarla mücadelemizde 3 bine ulaşmıştır. Bu mücadeleyi veren bir ülke, DAEŞ’e nasıl destek veriyor? Böyle bir anlayış olabilir mi, böyle bir yaklaşım olabilir mi? Ama biz DAEŞ’in elindeki silahların Batının hangi ülkelerine ait olduğunu gayet iyi biliyoruz. Hatta ben birçok dostumuza, ‘Yanlış yapıyorsunuz, bu uçakları buralara indirmeyin’ dediğimizde, ‘Filanca yere düşüyor, onun için indirmek zorundayız’ demişler, maalesef gönderdikleri yardımın yarısı DAEŞ’e, yarısı terör örgütü PYD’ye gitmiştir. Bunları bizzat kendileriyle telefonla görüştüğüm için açıkça söylüyorum.”

 

Erdoğan,Türkiye’nin IŞİD’e lojistik destek sağladığı iddiasına tepki gösterdi
Hulûsi Akar: Bin 300 DEAŞ’lı öldürüldü

Orgeneral Akar’ın, açılış konuşmasında, DEAŞ ile mücadelede konusunda Erdoğan’dan farklı bir rakamı telaffuz etmesi göze çarptı. Akar, terörle mücadelede kapsamında ve Kilis’teki durumla ilgili şunları ifade etti:

“Terörle mücadele harekatı, yurtiçinde ve yurtdışında asker, polis ve köy korucularımız tarafından omuz omuza ve kararlı bir şekilde sürdürülmektedir. Bu yöndeki gayretlerimiz teröristlerin tamamı etkisiz hale gelinceye kadar aynı azim ve kararlılıkla devam edecektir. Bunu da en az zayiatla ve masum insanlara zarar vermeden yapmaya çalışmaktayız. Benzer şekilde DAEŞ de özellikle bölgemize, genel olarak ise dünyaya tehdit teşkil eden en barbar terör örgütlerinden biridir. Bu örgütün hiçbir şekilde İslam’ı ve Müslümanları temsil etmesi söz konusu değildir. Önemli şehirlerimize yönelen kanlı intihar saldırılarının yanı sıra son zamanlarda sınırdaki ilimiz Kilis, DAEŞ tarafından hedef alınmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak biz DAEŞ’i terör örgütü olarak görmekteyiz, 2013’te bu tanımlama yapılmıştır ve o günden beri de bu örgüte karşı terörist muamelesi yapmaktayız. Bugüne kadar Suriye ve Irak’ta TSK tarafından yaklaşık bin 300 DAEŞ mensubu terörist etkisiz hale getirilmiş, çok sayıda silah, roket, mevzi, araç ve bina imha edilmiştir.”

Yasal yollardan giriş yapanlar haricinde, 2011 yılından beri Suriye sınırında yaklaşık 375 bin kişi yakalandığını da açıklayan Akar, “Son 3 yılda Ege Denizi’nde Türkiye tarafından 132 bin civarında yasadışı göçmen yakalanmıştır. Ülkelerin tek başına bu tehditlerle başa çıkabilmeleri pek mümkün görülmemektedir. Bu yüzden uluslararası çözüm üretmek bir gerekliliktir. Eğer beraberce hareket etmez ve gerekli önlemleri almazsak, sonunda ülkelerimiz çok daha büyük bedeller ödeyerek, daha büyük problemlerle uğraşmak zorunda kalacaktır” dedi.

Suriye’de sınır ötesi operasyon işareti mi?

Ayrıca Erdoğan’ın konuşmasında, geçmişte de gündeme geldiği üzere Suriye başta olmak üzere Türkiye’nin gündeminde “sınır ötesi operasyon” seçeneğini muhataplarına yeniden hatırlatma niteliğindeki sözleri de dikkat çekti. Suriye’deki sorunu halkın meşru talepleri temelinde çözmeden ne bölgeye, ne de diğer coğrafyalara huzur gelebileceğini söyleyen Erdoğan, “Biz başta kendi vatandaşlarımızın güvenliğini temin etmek için, sınırımızın öte tarafını terör örgütlerinin sığınağı olmaktan çıkaracak adımları atmakta kararlıyız” ifadesini kullandı.

“Göç ve terör krizleri çetrefilleşiyor”

Birleşmiş Milletler (BM), NATO gibi kuruluşlara yönelik açık adres göstermeden sitemlerini de ilettiği gözlemlenen Erdoğan, göç ve terör krizlerinde durumun gittikçe karmaşıklaştığını şöyle dile getirdi:

“Küresel güvenlik ve istikrarın teminatı olması gereken kuruluşlar, bir kez daha iç çekişmelere, kısır siyasi hesaplara taraf yapılarak yıpratılıyor. Komşumuz Suriye başta olmak üzere, birçok kriz ve çatışma bölgesinde süregiden hadiseler, bunun en somut, en acı tezahürüdür. 6 yıldır Suriye’de tüm kırmızı çizgilerin aşılmasına, yaklaşık 600 bin insanın hayatını kaybetmesine rağmen bir adım atılmadı. Yemen, Irak, Ukrayna konusunda halen umut verici gelişmeler yaşanmıyor. Göç krizi ve terör sorunu ise bırakın çözülmeyi, giderek daha çok ülkeyi, daha çok insanı etkisi altına alacak şekilde genişliyor ve bir çetrefilleşme haliyle karşı karşıya kalıyor. Suriye meselesi, sonuçları ve yansımaları itibariyle artık yerel, hatta bölgesel bir sorun olmaktan çıkmış, küresel bir tehdit hâline dönüşmüştür. Türkiye gibi Balkan ülkelerinin de, bu noktada çok ağır bir yükün altına girdiğini, ciddi maliyetlerle yüzleştiğini biliyoruz.”

‘Acaba bize Avrupa’dan, dünyadan, BM Mülteciler Konseyi’nden bize para gelecek mi?’

Suriye’de ilk günden beri kalıcı çözüm arayışında olduklarını savunan Erdoğan, Türkiye’nin bugüne dek 3 milyon Suriyeli ve Iraklıya sahip çıktığını ve milli bütçesinden faturalı olarak 10 milyar doları aşkın para harcadığını söyledi. Milli bütçenin yanı sıra sivil toplum kuruluşları ve belediyelerce de verilen hizmetlerle Suriyeliler için yapılan harcamayı 20 milyar dolar olarak açıklayan Erdoğan, Türkiye’nin eşsiz bir ev sahibi olduğu vurgulayarak, BM ve Avrupa Birliği (AB) için özetle şu eleştirileri sıraladı:

Ama bakın yılda 3 milyar avro destek verme kararına varan AB, daha henüz buraya doğru dürüst bir desteği, yardımı direkt olarak yapamamıştır. Biz millî bütçemize destek istemiyoruz. Biz buradaki Suriyeli ve Iraklı mültecilere bir destek istiyoruz. Ama ne yazık ki Batı hâlâ bu işin farkında değil ve bize bugüne kadar BM’den gelen destek 450 milyon dolardır. Yaptığımız resmî harcama 10 milyar doları aşmıştır. Bu gerçekleri bir defa görmeye mecburuz. Biz insani görevlerimizi yerine getirirken, bu insanların ihtiyaçlarını karşılarken asla bir kuruşun dahi hesabını yapmadık.

Çelişkiler ile dolu konuşmalar, Toplumun yarıdan fazlasını çokta tatmin etmeyen söylemler ve ikilemler yumağı..

Akademi Portal

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here