Seçim sonuçları Alman ve Avrupalı siyasilerin gündeminde yer etti.

Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan’ın yüzde 52,5’le cumhurbaşkanı seçildiği seçim sonuçlarıyla ilgili Almanya ve Avrupa’dan değerlendirmeler geliyor. Almanya’daki Sol Parti’nin Meclis Grup Başkanvekili Sevim Dağdelen, Türkiye’deki cumhurbaşkanı ve milletvekili seçim sürecine yönelik eleştiride bulundu.

Federal Meclis’teki Türk-Alman Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı olan Dağdelen, seçimler için “ne özgür ne de adil” dedi. “Seçim gününden önce yapılan manipülasyon ile Erdoğan, otoriter bir başkanlık sistemi hedefine ulaştı” diyen Dağdelen, “Erdoğan’ın Türkiye’yi yeni bir gerginliğe itmesinden korkuluyor” diye konuştu.

Cem Özdemir’den Erdoğan taraftarlarına tepki

Yeşiller Partisi eski Eş Genel Başkanı Cem Özdemir, Almanya’da Erdoğan’ın seçim başarısını kutlayan Türkleri eleştiren bir açıklama yaptı. Özdemir “Kutlama yapan Erdoğan taraftarları sadece otokratlarına sevinç gösterisinde bulunmuş olmuyorlar, aynı zamanda liberal demokrasimizi reddettiklerini de ifade etmiş oluyorlar. Tıpkı (sağ popülist) Almanya için Alternatif (AfD) partisi gibi” dedi.

HDP’nin yüzde 10 seçim barajını aşmış olmasına da değinen Özdemir, “Aldıkları iyi sonuç ve son haftalardaki atmosfer değişikliği, Türkiye’de birçok insanın Erdoğan’ın korku rejiminden bıktığını gösteriyor” dedi. Özdemir, “Eğer bu seçim mücadelesi biraz olsun adil bir biçimde geçmiş olsaydı Erdoğan iktidarı bırakmak zorunda kalırdı” diye konuştu. Özdemir, CHP ve HDP’nin seçim kampanyasının ötesinde rejime rahatsızlık vermeyi ve “Türkiye’de demokrasi ışığını yukarıda tutmayı” sürdürmesi gerektiğini belirtti.

Weidel: Türkiye’de demokrasi tehlike altında

Türkiye’deki seçim sonuçlarına bir tepki de sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD) Partisi Meclis Grup Başkanı Alice Weidel’dan geldi. Alman haber ajansı dpa’ya açıklama yapan Weidel, Türkiye’de demokrasinin tehlike altında olduğunu söyledi.

“Parlamentarizm, demokrasi tehlike altında” diyen Weidel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllar önce bir söyleşide sarf ettiği “Demokrasi bir tramvaydır, gittiğimiz yere kadar gider, orada ineriz” sözünü hatırlatarak bu sözün şimdi gerçekleştiğini belirtti. Weidel, Erdoğan’ın bölgedeki Yeni Osmanlıcı nüfuzunun daha da artacağını söyledi.

Alman siyasetçi, “Türkiye içi çatışmaların Almanya sokaklarına daha da fazla taşınacağını” belirtti. Weidel bu “sürdürülemez” durumun, “Erdoğan’ı iktidar sarhoşluğunda sürekli destekleyen Almanya Başbakanı Angela Merkel’in utanç verici bir marifeti” olduğunu savundu. Merkel’in Avrupa Birliği (AB) sınırlarına yatırım yapmak yerine Erdoğan’ı mali olarak desteklediğini belirten Weidel, göç sorununda Merkel’in kendisini Erdoğan’a bağımlı hale getirdiğini söyledi.

AP Türkiye raportörü Piri: Türkiye’deki siyasi muhalefet dirençli

Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Kati Piri seçim sonuçlarıyla ilgili Twitter hesabı üzerinden yorum yaptı. Piri paylaşımlarında şunları yazdı:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, Olağanüstü Hal, medyanın yanlı yayıncılık yaptığı ve eşit olmayan koşullarda cumhurbaşkanlığı erken seçimlerini kazanmayı başardı. Son derece demokratik olmayan cumhurbaşkanlığı sisteminin hayata geçirilmesinde son engel de kalkmış oldu. Bu, Avrupa Birliği üyelik müzakereleriyle kesinlikle uyumlu olmayan bir sistem.”

Piri, HDP’nin barajı aşarak meclise girmesini de “kayda değer bir başarı” olarak niteledi. Türkiye Raportörü, Twitter paylaşımında “Cumhurbaşkanı adayı ve 10 milletvekili cezaevinde olan, dört bin aktivisti tutuklu, yüz civarında belediye başkanı görevden alınmış olan HDP’nin, güneydoğuda seçim sandıklarının yer değiştirmiş olmasına karşın yüzde 10’luk seçim barajını aşmayı başarması kayda değer bir başarı” ifadesini kullandı.

Erdoğan’ın seçimlerin ardından OHAL’i kaldırma sözünü hatırlatan Piri, “Bakalım Cumhurbaşkanı Erdoğan OHAL’i kaldırma ve tekrar hukuk düzenine dönme vaadini yerine getirecek mi. Cezaevlerinde onbinlerce insan adil yargılanmayı bekliyor. Seçimlerin (ilk) sonuçları Türkiye’deki siyasi muhalefetin dirençli olduğunu gösteriyor. Bu Türkiye’de demokratik değişim için hâlâ güçlü bir tabanın olduğunu gösteriyor. Avrupa Birliği, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tek muhatap olmadığını dikkate almalı” dedi.

24 Haziran sonuçları Avrupa basınında

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ikinci tura kalmadan yeniden seçilmesi Avrupa basınında geniş yer buldu. Devlet sisteminin değiştiğine dikkat çeken gazeteler, Erdoğan’ın yeni yetkilerini yorumluyor.

Erdoğan'ın Zaferine Avrupa'dan ve Almanya'dan Tepki

Teaser: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ikinci tura kalmadan yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesi Avrupa basınında geniş yer buldu. Devlet sisteminin değiştiğine dikkat çeken gazeteler, Erdoğan’ın yeni yetkilerini yorumluyor.

Roma’da yayımlanan İtalyan La Repubblica gazetesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yetkilerle donandığına dikkat çektiği bir yoruma yer veriyor:

“Erdoğan artık mümkün olan en büyük gücü ele geçirdi. Bölünmüş olmasına rağmen artık gelecek beş yıl için mutlak bir güce sahip. Artık Başbakan yok. Meclis doğrudan kontrolü altında. Hakimler doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanacak. Cumhurbaşkanı Merkez Bankası’nı da kontrolünde tutacak. Onun sınavı Türk Lirası’nın düştüğü ekonomik kriz olacak. Ne var ki, Erdoğan istediği şekilde hareket edebilecek.”

Londra’da yayımlanan İngiliz The Times gazetesi ise Erdoğan’ın zaferle çıkmış olmasına karşın, “Evet” cephesinde kayıplar olduğunu belirttiği bir yoruma yer veriyor:

“Erdoğan seçimleri 17 ay öne çekerek, rakiplerinin zayıflığından yararlandı. Erdoğan, dinle çok bağlantısı olmayan Türklerin deniz tatili için oy verme haklarından feragat edeceklerini düşünmek istemiş olmalı. Ancak seçime katılım oranı çok yüksek oldu ve birçok kişinin beklediği gibi kıl payı kazanılmış bir sonuca yol açtı. Sayılar, Erdoğan’ın birçok Türkü gücendirdiğini gösteriyor. Önceden kendisine yakın olanlar bunun sebebinin büyük ölçüde Erdoğan’ın danışmanlarından kaynaklandığını ve Erdoğan’ın, “Evet” cephesi içindeki çok yönlü, eğitimli ve ılımlı kitlesinde azalma olduğunu belirtiyor. Bu güç sahibi kişiye gerçeği söyleyecek neredeyse kimse kalmadı.”

Madrid merkezli İspanyol El Mundo gazetesi ise Erdoğan’ın, Putin’in yönetim tarzının izinden gittiği görüşünde:

“Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan’ın dünkü Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki zaferiyle, ağır seçim hileleri iddiaları altında yeni bir dönem başladı. Çoğunluğu başbakanlık koltuğunda olmak üzere 16 yıllık bir iktidarın ardından yapılan oylama Erdoğan’ın şahsına yönelikti (…) Otoriterliğe kayılması karşısında ve Erdoğan’ın İslamlaşmaya yönelik çabaları nedeniyle birçok kişi, dünyanın jeostaratejik açıdan kilit ulusu konumundaki ülkede liberal demokrasinin ölümcül darbe alacağı endişesinde. Erdoğan, Rusya’da Vladimir Putin’in tarzıyla güvenlik ve milliyetçiliği gururla kendisi için seçimin en önemli konuları haline getirdi ve bu sayede etkili olan “ben ya da kaos” fikrini hayata geçirdi.”

Moskova merkezli Rus Kommersant gazetesi seçim sonuçlarının bir kez daha Erdoğan’ın bir alternatifi olmadığını gösterdiğini belirtiyor:

“Türkiye’de öne çekilen Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri, ülkede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın politikalarına hala alternatif olmadığını gösterdi. Ekonomik sorunların ve iktidarın değiştirilemez olduğu fikrinin yol açtığı ağır bir yorgunluk döneminde seçmenleri harekete geçirmek oldukça zordu. Erdoğan ve yardımcıları bu nedenle milliyetçi söylemlere ve yabancı düşmanlarının maskesini düşüreceklerini söylemeye oynadı. Erdoğan Cumhurbaşkanlığı seçimini kazandı. Ve görünen o ki Cumhurbaşkanı’na sadık güçler parlamentoyu da kontrol edecek.”

Türk siyasetinde 24 Haziran sonrası

Erdoğan'ın Zaferine Avrupa'dan ve Almanya'dan Tepki

Erdoğan cumhurbaşkanlığını, AKP ise MHP ile birlikte meclis çoğunluğunu kazandı. Erdoğan ülkeyi istediği şekilde yönetebilecek mi, Muharrem İnce’nin CHP’deki yeni rolü ne olacak? İşte seçim değerlendirmeleri…

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanlığı koltuğunu bir kez daha kazandı. Ancak AKP meclisin birinci partisi olmasına karşın meclis çoğunluğunu ancak MHP ile kurduğu “Cumhur ittifakı” ile kazanabildi.

CHP’nin adayı Muharrem İnce ise cumhurbaşkanlığı yarışını ikinci tura taşıyamadı. HDP, AKP ve CHP’den sonra meclisin üçüncü partisi oldu. Tüm anketlerde oy kaybı yaşayacağı tahmin edilen MHP’de beklenen olmadı.

Siyaset bilimci ve iktisatçı Prof. Yalçın Karatepe seçim sonuçlarını “Türkiye’de kutuplaşma çok belirgin bir hal aldı. Erdoğan’ın karşısında çok ciddi ve büyük bir muhalefet var” sözleriyle değerlendirdi. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak yola çıkan Muharrem İnce’nin elinden geleni yaptığını belirten, ancak gece geç saatlerde konuşma yapmamasını eleştiren Karatepe, Erdoğan’ın “belirgin bir zafer” kazandığını kaydetti. Karatepe “Türkiye, ekonomik krizin eşiğindeyken, enflasyon yüzde 13’e tırmanmışken, döviz kurunda istikrar bir türlü sağlanamazken yine de Erdoğan bir zafer kazandı” diyor ve ekonomik gelişmelerin seçmen davranışı üzerinde beklenen etkiyi yapmadığını söylüyor.

24 Haziran seçim sonuçlarıyla birlikte Türkiye’de “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” de yürürlüğe girmiş oldu. Cumhurbaşkanlığını yüzde 52.5 oranla kazanan Erdoğan’ın bundan böyle yasa hükmünde kararname çıkarma yetkisi olacak. Karatepe, sisteme dönük bugüne değin dile getirilen eleştirileri “Erdoğan, istediği konuda istediği şekilde kararname çıkartabilecek” sözleriyle tekrar ediyor.

“MB’yi bağımsızlaştırmazsa iktidarı 1-2 yıl sürmez”

Peki Erdoğan, istediği şekilde Türkiye’yi yönetebilecek mi? Karatepe bu soruyu “Türkiye’de kutuplaşma belirgin bir hal almış durumda. Erdoğan da karşısında yüzde 50’ye yakın bir muhalefet olduğunu biliyor. Çatışmacı bir dille ülkeyi yönetmeye kalkarsa işini çok zorlaştırmış olur. Seçimden önce vaat ettiği ekonomik refahın sağlanması için adım atmazsa, örneğin Merkez Bankası’nı bağımsızlaştırmazsa Erdoğan’ın iktidarı bir-iki yıl sürmez” diye yanıtlıyor.

İnce’ye “suskun kaldı” eleştirisi

CHP’nin muhalif ismiydi Muharrem İnce. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na rakip olmasıyla tanındı. Sonra da Kılıçdaroğlu onu cumhurbaşkanlığı yarışında CHP adayı olarak ilan etti. “Herkesin cumhurbaşkanı” olacağım diyen İnce, Türkiye’yi barıştırmak sloganıyla yürüttüğü seçim kampanyasında tüm muhalefetin sempatisini kazandı. Ancak İnce seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra Türkiye’deki muhalif kesimin beklentisini karşılayamadı. Prof. Karatepe, İnce için “Yapacağını yaptı ama gece suskun kaldı. Onca manipülasyon iddiasına karşın, Erdoğan’ın zafer konuşması yapmasına karşın gazetecilere net bir açıklama yapmadı. Zamanında konuşmadı” diyor.

Kılıçdaroğlu genel başkanlıktan çekilecek mi?

Cumhurbaşkanlığı yarışında Erdoğan’ın en güçlü rakibi gösterilen, yarışın ikinci tura kalmasını sağlayacak aday olarak düşünülürken sadece yüzde 30.67 oy alan Muharrem İnce’nin CHP’de büyük bir değişim yaratacağına kesin gözüyle bakılıyor. Prof. Karatepe “Toplumun açık bir mesajı var. Seçmen Kılıçdaroğlu’na oy vermiyor. Kılıçdaroğlu CHP genel başkanlığından çekilecektir önümüzdeki süreçte. CHP, Kılıçdaroğlu liderliğinde oy alamıyor ama Muharrem İnce CHP’yi yeniden güçlendirebilir” diyor.

Kilit parti MHP

İktidar partisi AKP yüzde 42.50 oy alarak yine meclisin birinci partisi oldu ancak tek başına meclis çoğunluğunu elde edemedi. Ana muhalefet partisi CHP yüzde 22.68 oy aldı. Seçime AKP ile ittifak halinde giren MHP’nin oy oranı yüzde 11.13. “İşte burada herkes için bir sürpriz var” diyor Prof. Karatepe ve MHP’nin bu seçimde beklendiği gibi oy kaybetmediğini söylüyor. Oysa MHP’li muhalifler, Meral Akşener’in liderliğindeki İyi Parti’ye geçmişti. MHP’den oy alması beklenen İyi Parti’nin bu oyları CHP’den ve AKP’den aldığı düşünülüyor. Prof. Karatepe “MHP, meclisin kilit partisi oldu. Bundan sonraki süreçte karar mekanizmaları içinde MHP önemli bir oyuncu olacak. AKP de, MHP’siz bir şey yapamayacak görünüyor” diyor.

“HDP’nin OHAL koşullarında meclise girmesi başarı”

Mecliste muhalefetin çoğunluğundan söz etmek mümkün değil. AKP’nin 293, MHP’nin 50 milletvekili çıkardığı seçim sonuçlarına göre bu iki parti seçim öncesi kurdukları ittifakla mecliste çoğunluğu elde ettiler. Karatepe “Meclisin sistemde nasıl bir yeri olacağını, Erdoğan karşısında nasıl tavır alacağını birlikte göreceğiz” diyor ama OHAL koşullarında HDP’nin meclise girmesinin de bir başarı olarak görülmesini istiyor.

Siyaset bilimci Prof. Baskın Oran, HDP’nin meclise üçüncü büyük parti olarak girmesinin “çok önemli” olduğunu söylüyor. Oran bu tespitini de “Çünkü bütün plan HDP’nin meclise girmemesi üzerine kurulmuştu. O plan bozuldu. Türkiye, gerçekleri her gün ezber edecek, öğrenecek. Her şeye rağmen çok sesli bir meclis var” sözleriyle açıklıyor. HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın cezaevinden kampanya yürüttüğünü, OHAL koşullarında HDP’ye yönelik ağır baskılar uygulandığını hatırlatan Oran, “Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı yarışında da Erdoğan ve İnce’den sonra üçüncü gelmesi Türk siyaseti açısından kritik önemdedir” diyor.

Muhalefet nasıl işbirliği yapacak?

67 milletvekili ile mecliste temsil hakkı kazanan HDP, yüzde 10 barajının uygulandığı tek parti olmasına karşın yüzde 11.63 oy alarak barajı aşmayı başardı. Seçime ittifak halinde giren CHP, İyi Parti ve Saadet Partisi’nin HDP ile nasıl bir işbirliği kuracağı merakla bekleniyor. Prof. Oran, “HDP, muhalefetin gücüne güç katacak niteliktedir. Bu fırsat iyi değerlendirilmek zorundadır” yorumu yapıyor.

Türkiye, 24 Haziran seçimine ilişkin ilk sonuçları devlet ajansı Anadolu Ajansı’ndan (AA) almaya başladı. Ancak AA’dan gelen bilgiler “inandırıcılık sıkıntısı” yarattı. Erdoğan’ı yüzde 60’la birinci olarak göstererek seçim sonuçlarını başlayan AA’ya siyasi partilerden ve toplumdan tepkiler yükseldi. Prof.Oran “manipülasyon var” şikayetleri yaratan bu durum için de “Çünkü bir gün önceden Türkiye’nin Erdoğan’ın kazanacağı bir sabaha uyanacağına dair şablon kamuoyuna duyuruldu. Bunu da devlet ajansı yaptı, hükümete yakın gazeteler yaptı. Türkiye, ne yazık ki şeffaf bir seçim yaşamadı. Bilindik manipülasyon hikayesi yenilendi” değerlendirmesi yapıyor.

[divider]

Twitter | Facebook | Pinterest | Haber  YouTube

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here