Ensar vakfı rezaleti Muharrem B.’yi tanıyan öğretmen: ‘Hiç şaşırmadım’

Önce Karaman’ı, ardından da Türkiye’yi sarsan cinsel istismar skandalı, ilk olarak Karamaninsesi.com isimli internet sitesinde haber olarak yer almıştı. Ancak haber kısa süre sonra yayından kaldırılmıştı.

Haberi ulusal medyanın ve kamuoyunun gündemine taşıyan ise Birgün Gazetesi ve Gazeteport gibi bazı haber siteleri olmuştu.

Karamaninsesi.com’un Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Ölger, “Biz haberi 10 Mart’ta girdik. 1,5 saat kadar sonra Savcılıktan aradılar. Yayın yasağı olduğunu söylediler. Biz de haberi kaldırdık. Meğer dosyaya erişim yasağı varmış, yayın yasağı değil,” diyor.

“Peki neden sonra haberlerin devamını getirmediniz? Üzerinizde bir baskı mı vardı?” diye soruyorum.

Ölger, “Haberi ilk biz çıkardık zaten, saklama gibi bir niyetimiz yoktu,” diyor, herhangi bir şekilde bir baskıya maruz kalmadıklarını ifade ediyor.

Gazeteci Hüseyin Ölger, Muharrem B.’nin daha fazla sayıda çocuğu istismar ettiği yönünde iddialar da bulunduğunu, iddiaların Muharrem B.’yi tanıyan kişiler tarafından ortaya atıldığını, ancak net bir kanıta ulaşamadıklarını da belirtiyor.

Biz de benzer iddiaları Muharrem B.’yi tanıyan iki eski mesai arkadaşından duyuyoruz. Her ikisi de ‘baskı altına alınma’ endişesini dile getirerek, isimlerini gizli tutmamızı istiyorlar.

Öğretmenlerden biri, “Bu olay ortaya çıkınca hiç şaşırmadım, hiç şok olmadım, neden bilmiyorum,” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:

“Benim endişem inşallah sınıf öğretmenliğini yaptığı kendi sınıfında yoktur bu iş. Öteki de çok kötü bir olay tabii. Ama bu çocuklar daha 8-9 yaşında. Ben bu olayın 10 çocukla da sınırlı kaldığını sanmıyorum.

“Üzücü, utanç verici bir olay. Halkın birinci derecede güvendiği insanlar öğretmenlerdi. O güven sarsılıyor şu anda. Eğer gerekli önlemler alınmazsa, kişiler araştırılmazsa, olaylar kapatılmaya çalışılırsa bu olaylar daha da büyüyecektir.”

Diğer öğretmen de Muharrem B.’nin gerek çalıştığı okulda, gerekse Karaman’daki bürokratlar tarafından korunduğunu ve idari amirlerle yakın ilişkileri olduğunun bilindiğini ileri sürüyor, zaten kentin en saygın ailelerinin çocuklarından oluşan bir öğrenci grubunun da açılan özel sınıfla kendisine emanet edildiğini söylüyor.

Bu öğretmen, Muharrem B.’nin 8-10 öğrencinin naklini Konya’ya alarak, orada bir lojman kiraladığını da ifade ediyor.

Savcılıktan aldığımız bilgiye göre Konya Ereğlisi’nde iki adresle ilgili de soruşturma başlatıldı.

Muharrem B.’nin köylüsü: Buraya da 8-10 çocuk getirirdi

Muharrem B.’yi tanıyan birileriyle konuşmak niyetiyle sanığın annesinin yaşadığı, kendisinin de sık sık ziyaret ettiği söylenen köyüne gidiyoruz.

Burada Muharrem B.’nin iki köylüsüyle konuşma fırsatı buluyoruz. Onlar da isimlerini gizli tutmamızı rica ediyorlar.

Köylülerin ikisi de, ayrı ayrı yaptığımız konuşmalarda, Muharrem B.’nin buradaki evine geçen yıl aşağı yukarı her hafta sonu aynı 8-10 çocukla birlikte geldiğini, bu çocukların yaşlarının 14-15 olduğunu ifade ediyorlar.

Köylüler, Muharrem B.’nin ve çocukların davranışlarında herhangi bir tuhaflık ya da rahatsızlık verici bir durum görmediklerini söylüyorlar.

Köylülerden biri ayrıca, Muharrem B.’nin 2002 yılında Diyarbakır’da çalıştığını, o dönemde de Diyarbakır’dan 4-5 çocukla birlikte köye geldiğini; ayrıca Muharrem B.’nin İstanbul’da yaşadığı dönemde Fatih’teki evine kalmak için gitmek istediği bir kez de, evde 5-6 çocuğun olduğunun kendisine söylendiğini ve ‘yatacak yer bulamayız’ diyerek başka bir evde kaldığını ifade ediyor.

Bu köylü, “Kimsenin ölse gitse aklına gelmez. Millete namaz kıldırırdı bu adam. Çocuklara bakardı, yedirirdi, içirirdi, araları iyiydi. Çocuklar ondan korkuyordu gibi hissetmiyorduk hiç. Benim oğlum da gelirdi yanına, bilsem kendi oğlumu salar mıydım?” diye konuşuyor.

Köylü, Muharrem B. yüzünden kendilerine tepki gösterilmesinden de dertli:

“Benim kabahatim ne? Bir kişi suç işlediyse bütün köyün ne kabahati var? Bize ‘Allah belanızı versin,’ diyorlar köyümüzün adını söyleyince.”

Karamanlılar: ‘Halk olarak tepkiliyiz’

Benzer bir duygu Karaman’ın genelinde de hakim. Karamanlılar kentlerinin bu tür bir hadiseyle gündeme gelmesinin kendilerini çok üzdüğünü söylüyorlar.

Kimi haberi duymasından bu yana geçen 45 günde gözüne uyku girmediğini anlatıyor, kimi “Bu haberin peşini bırakmayın,” diyor, kimi suç fiilinin tek bir kişiye ait olamayacağını savunuyor, kimi olayın örtbas edileceği endişesini dile getiriyor, kimi de siyasetçilerin bu olayı siyasi malzeme olarak kullandığını düşündüğü için tepkili.

Örneğin, dört çocuk babası Fatih Uyrum, bu skandal duyulduğundan beri diken üstünde olduklarını söylüyor. “Acaba komşunun çocuğunun başına da böyle bir şey geldi mi veya bizimkinin başına da gelecek mi diye tedirginiz,” diyor.

Esnaf İsmail Taş da öfkeli olduklarını dile getiriyor. “Bizim de çocuklarımız var. Sabahları okula giderken ‘Şunu şöyle yap oğlum, kimsenin verdiği bir şeyi alma, yeme, arabaya binme, kendine dikkat et,’ diyoruz. Korku duvarıyla büyüyecek çocuklar,” diye konuşuyor.

“Halk olarak tepkiliyiz,” diye söze giriyor Mustafa Uysal. “Bu kişi cezasını çekecek ama bizim istediğimiz İl Milli Eğitim Müdürü’nün görevden alınması, Ensar Vakfı’nın görevden alınması. Neden korunuyor? Ailelerden, çocuklardan daha mı önemli bu vakıf?”

Ensar vakfı rezaleti Muharrem B.’yi tanıyan öğretmen: 'Hiç şaşırmadım'
İbrahim Öztürk: İhmalleri varsa, ağır cezalar verilmesi gerek

Doğma büyüme Karamanlı İbrahim Öztürk’e göre istifa ya da görevden alınma da yeterli değil. “Eğer bir ihmalleri varsa, bu insanlara ağır cezalar verilmesi lazım,” diyor.

“Bunu bir kişi yapıyorsa, ben birçok kişinin de bildiğini düşünüyorum. Haberdar olduğunu, çanak tuttuklarını düşünüyorum,” diyen Adnan Tunç’un şüphesine diğerleri de katılıyor.

Savaş Koçak, “Biz Karamanlılar olarak duruşma günü Adliye’nin önünde olacağız. Tepkimizi en ağır şekilde ortaya koyacağız. Mutlaka ve mutlaka bunun hesabını bu millet soracak,” diye konuşuyor.

“Eğitim faaliyetleri devlet tarafından verilir veya devletin denetimi ve gözetimi altında verilir. Eğitim hizmetleri bu tür mektep, kurs gibi yerlerde keyfi olarak verilemez. Bu anayasal bir suçtur,” diyen Osman Nuri Koçak, sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Türk toplumu bu konulara alışmamalı, alışkanlık haline gelmemeli. Alışmaması için direnç göstermeliyiz. Tüm Türkiye’deki insanları Karaman’daki duruşmaya davet ediyoruz.”

Karaman’daki cinsel istismar skandalıyla ilgili davanın ilk duruşması 20 Nisan’da yapılacak.

Duruşmaya sanık Muharrem B.’nin Ereğli’den SEGBİS sistemi üzerinden katılacağı belirtiliyor. Ailelerin ve çocukların ise duruşmaya gelmeleri beklenmiyor.

 

Ensar Vakfı: İstismar ‘Karaman şubemizin kontrolündeki misafirhanede’ yaşandı

Karaman’da 10 çocuğun 54 yaşındaki Muharrem B. tarafından 2012-2015 yılları arasında cinsel istismara uğramasıyla ilgili olarak açılan davanın ilk duruşması 20 Nisan’da yapılacak.

Skandalın Türkiye gündemine oturmasının ardından, muhalefet ısrarla bu konunun üstünün örtüleceği, başka sorumluların olduğu ve sorumluların tümünün cezalandırılmayacağı gibi endişeleri dile getirdi.

Bu endişelerin temelinde, iddianameye göre çocukların istismara uğradığı mekanların, muhalefetin “hükümete yakın” olarak gördüğü Ensar Vakfı ve Karaman İmam Hatip Mezunları Derneği KAİMDER’in ‘kaçak yurtları’ ya da kendi deyimleriyle ‘misafirhaneleri’ olması yatıyordu.

Ensar Vakfı Başkanı Cenk Dilberoğlu, “Kanaatimizce vakfımızın bu olayla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır” şeklinde bir açıklamada bulundu, KAİMDER ise istismar olaylarının yaşandığı belirtilen mekanlarla kendilerinin bir alakası olmadığını savundu. Hükümetten de kendilerini destekler nitelikte açıklamalar yapıldı.

BBC, Ensar Vakfı’yla sözlü mülakat talebinde bulundu. Vakıf, BBC’nin sorularını yazılı olarak yanıtlayabileceğini belirtti.

BBC’nin yazılı olarak yolladığı sorular ve Ensar Vakfı’nın yanıtlarının tamamı şöyle:

  • 13 Mart tarihinde Ensar Vakfı adına yapılan basın açıklamasında sanık Muharrem B’nin “2013 yılında 5 ay süreyle gönüllü etüt öğretmenliği görevinde bulunduğu, bu süreden sonra da vakıfla hiçbir irtibatı olmadığı” belirtilmişti. Vakıf Başkanı Cenk Dilberoğlu, 19 Mart’ta Ahmet Hakan’a verdiği mülakatta “ilk suç fiilinin 2014 yılında ve farklı yerlerde işlendiği kanaati oluştuğu beyan edilmiştir. Kanaatimizce vakfımızın bu olayla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır” ifadelerini kullanmıştı. Ancak iddianameye göre, suçun 2012-2015 yılları arasında, çocukların ve ailelerin ifadeleriyle, Ensar yurdu ve KAİMDER yurdunda işlendiği belirtiliyor. Ensar Vakfı, istismara uğramış çocukların ve ailelerinin ifadelerini yalanlıyor mu?

Ensar Vakfı, savcılığın RTÜK’e gönderdiği yayın yasağı kararında “2014 yılı ve devamı yılları içerisinde meydana gelmiş olabileceği düşünülen..” ifadesine dayanarak, failin vakıfta bulunduğu dönemde bu olayın olmadığı kanaati oluştuğunu belirtti ama temkini de elden bırakmadı ve vakıf başkanı Cenk Dilberoğlu verdiği röportajlarda “İşin aslı mahkeme safhasında ortaya çıkacak” dedi. Nitekim, bugün bu konunun davacılarından biri de Ensar Vakfı.

Ancak medyada bu konuda ciddi bir dezenformasyon ve manipülasyon var. Konu gündeme ilk geldiğinde “Ensar Vakfı’nda 45 çocuğa tecavüz “şeklinde verildi.

Sonra bunun alçakça bir algı operasyonu olduğu ortaya çıktı.

İddianamede ne yazıyor? Kaç mağdur var? Bu mağdurlardan kaç tanesi vakfın Karaman şubesi ile ilişkili? Bu soruların cevabı ortaya çıkınca herkes medyadaki dezenformasyonun vakfı politik nedenlerle linç etme amaçlı olduğunu gördü.

Evet ortada vakfımızın Karaman şubesinin isminin geçtiği bir pedofili vakası var.

Ensar Vakfı Genel Merkezi konuyu öğrenir öğrenmez işin odağına aileleri aldı. Ailelerin ve mağdurların yanında durdu. Dosya üzerindeki gizlilik kararı aileler için çok önemliydi. Ensar, hem aileler ile dayanışma içinde oldu hem de politik nedenlerle medya içinde bir grubun yaydığı yalan haberlerle mücadele etmeye çalıştı.

Ensar Vakfı’na saldıranlar ailelerin ve mağdurların durumunu gözetmeden buradan politik bir retorik çıkarma derdine girdi.. Bu iğrenç bir siyasi istismardır.

Failin Vakfımızın Karaman şubesi ile ilişkisi 6 aydır. Failin bu 6 ayın öncesinde ve sonrasında vakfın halka açık faaliyetlerine katılımı şubemizin tasarrufunda olan bir durum değildir. Fail iğrenç suçunu işlerken maalesef kendini toplumdan gizlemeyi başarmış, Milli Eğitim’deki görevini sürdürmüş ve sivil toplum faaliyetlerine katılmıştır.

  • Ensar Vakfı’nın Karaman’da kaç adet yurdu bulunuyor? Türkiye genelinde kaç adet yurdu bulunuyor? Bunların kaçında ilk ve ortaöğretim düzeyindeki çocuklar ağırlanıyor? Toplamda kaç çocuk ağırlanıyor?

Türkiye Avrupa’da en fazla öğrencinin olduğu ülkedir. Dünyada eğitim alanında faaliyet gösteren her kurumun, okulun, stk’nin korkulu rüyası pedofilidir. Bu dünyada kanayan bir yara. Bir insanlık sorunu..

Aynı şekilde Türkiye’de de pedofili sorunu var. Pedofili riskini minimize etmek için biz zaten faaliyetlerini lisans ve lisans üstü öğrencilerine yönelik yapan bir vakıfız. Türkiye genelinde 165 şubemiz var. Toplamda 9000 civarında öğrenciye hizmet veriyoruz. Vakfımız bünyesinde, yalnızca iki adet lise yurdu var ve Karaman şubesi haricinde hiçbir yerde pedofili için risk oluşturacak yaş grubu için yurdumuz, evimiz ya da geçici olsa bile misafirhanemiz bulunmamaktadır.

Bu yurtlarda ya da genel olarak Ensar Vakfı’nda işe alınan kişiler için ne gibi referanslar alınıyor? Özellikle çocukların emanet edildiği kişiler için çok kapsamlı geçmiş taramaları yapılması gerekmez mi? Ensar Vakfı’nın bu bağlamda bir ihmali yok mu?

Ensar Vakfı, gönüllülerini iki tür taramadan geçiriyor. Sabıka kaydı ve referans bilgisi. Bu vaka özelinde, adı geçen şahıs, bölge halkı tarafından çok sayılan, sevilen, saygın kişiliği ile bilinen, bölgenin ileri gelenlerinin çocuklarını ısrarla emanet ettiği bir Milli Eğitim Bakanlığı öğretmeni. Olay sonrası Karaman halkının ilk tepkisinin bunun bir iftira olduğunu düşünmek olduğunu göz önünde bulundurursak, bu şahsın kendini nasıl gizlediğini, nasıl ele vermediğini ve sinsice davrandığını da anlamış oluruz.

  • MEB Özel Öğrenci Yurtları Yönetmeliği, ilköğretim çağındaki çocuklar için yurt açılmasına imkan vermiyor. Ensar Vakfı nasıl bu öğrenciler için yurt açabiliyor? Kendisine bu yetki nasıl sağlanıyor? Bu yurtlar kaçak mı? Ensar Vakfı bu bağlamda anayasal suç işlemiş olmuyor mu?

Burası yurt değil. Öğrencilerin ve misafirlerin geçici ikametine ayrılmış bir yer. Karaman şubemizin kontrolündeki bu misafirhane ile ilgili hem Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişleri hem de savcılık inceleme yapıyor. Ensar Vakfı Genel Merkezi olarak biz de şubemizi inceliyoruz. Şu an faaliyetlerini durdurduk. İncelemelerimiz sonunda ihmal ve eksiklik tespitine göre gerekli adımları da atacağız. Bununla yüzleşeceğiz.

  • Ensar Vakfı, Karaman’da ve ülke genelindeki yurtlarını kapatmayı düşünüyor mu? Böyle bir tasarrufu olacak mı?

Karaman’da bir yurdumuz yok. Bu olay sonrası Karaman şubemiz ile ilgili inceleme süreci devam ediyor. İnceleme sonrası gereken yapılacak. Mahkeme ve denetim süreçleri şubemiz ile ilgili kararı şekillendirecek. Ensar Vakfı saygın bir kurum. Medyadaki ve siyasi arenadaki karalama kampanyası sonrası hem bağışçılarımız hem gönüllülerimiz vakfa daha büyük ilgi gösterdi. Çünkü herkes bu pedofili vakasının bağlamından kopartılarak politik bir malzeme haline getirildiğinin farkında. Faaliyetlerimizi ülke çapında arttırarak devam ettireceğiz.

Eğitim alanında faaliyet gösteren her kurum, kuruluş, vakıf, dernek bu olaydan ciddi dersler çıkarmak zorundadır. Pedofili ile mücadele için etkin bir sistem ve denetim metodu geliştirilmesi için biz öncü olacağız. Hem kendi faaliyetlerimizde personel ve gönüllülerimizin duyarlılığını arttıracağız hem de diğer kuruluşlar ile ortak çalıştaylar düzenleyerek en güçlü mücadele yöntemlerini belirleyeceğiz.

  • Ensar Vakfı Başkanı Cenk Dilberoğlu ve Karaman Şube Yetkilisi Ali Bağcı, istifa etmeyi düşünüyorlar mı?

Vakıf çalışmaları gönüllülük esası üzerine kuruludur. Kimse buradan bir menfaat elde etmez, maddi bir kazanımı olmaz. Bugün itibariyle şube faaliyetleri zaten askıya alındı. Yürütülmekte olan bir teftiş var. Sonucunda düzenlenecek raporun içeriği çok önemli. Bu içeriği de dikkate alarak elbette yeniden bir değerlendirme yapacağız.

  • Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, suç fiiliyle ilgili olarak “Buna bir kere rastlanmış olması, hizmetleriyle ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz” diye konuşmuştu. Bu açıklama hakkında Ensar Vakfı ne düşünüyor?

Ensar Vakfı ile ilgili bir çok yorum söz konusu. Sayın bakanın, Ensar Vakfı’nın geçmişini, faaliyetlerini ve çalışma sahasını iyi bilen biri olduğunu, niyetinin vakfı korumak değil vakfın geneline bu tarz bir yakıştırmayı konduramamak olduğunu ve itirazının iyi niyetle buna dair olduğunu düşünüyoruz. Açıklamayı bir cümleden ibaret görmemek ve bir cümle üzerinden yorumlamamak lazım. Zira, böyle travmatik ve sarsıcı bir olayda, olayın niteliği ortada iken niceliğine değinmek, sayın bakanın da esas kastı olamaz. Aile ve sosyal politikalar bakanlığı il müdürlüğü, sayın bakanın bizzat kendisi konuyla ilgileniyor ve ailelerle iletişim halinde olduklarını da biliyoruz.(BBC Selin Girit)

 

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın