Biyokapasite Açığı ve Fazlası
Biyolojik kapasite –veya biyokapasite– bir bölgenin yaşam için gerekli biyolojik maddeleri (örn. gıda) üretme ve karbondioksit salımlarını emme kapasitesini gösteriyor. Bölgelerin ekolojik ayak izi bu kapasiteden fazlaysa biyokapasite açığı ortaya çıkıyor; eğer biyokapasitelerinden daha az tüketiyorlarsa da biyokapasite fazlası sağlıyorlar.

Takvimlerde her yıl daha da öne kayan ve hiç de hoş olmayan bir gün var artık hayatımızda.
Dünya Kaynak Aşımı Günü adı verilen bu gün, Dünya’daki tüm insan nüfusunun yaptığı tüketimin, Dünya’nın o bir yılda tekrar oluşturabildiği kaynakları tahminen aştığı gün anlamına geliyor.
Yani kaynakları aştığımız günden sonra tükettiğimiz her şey Dünya’ya zarar veriyor.
Peki bu nasıl ölçülüyor?
“Oldukça basit,” diyor Global Footprint Network’ten Dr. Mathis Wackernagel. “Önce Dünya’daki tüm insanların ihtiyaç duyduğu ve üretimi belli bir alan gerektiren kaynaklara (gıda, ağaç vb.) bakıyoruz, sonra da bu hizmetleri sunabilmek için ne kadar üretime müsait alana ihtiyaç duyduğumuza bakıyoruz.”
Bunu şöyle açıklayabiliriz: Bir yıl boyunca kazanacağınız parayı düşünün. Dünya Kaynak Aşımı Günü o parayı bitirdiğiniz gün. Tabii bu durumda siz bütün insanlığı, yıllık maaşınız da Dünya’nın biyokapasitesini temsil ediyor.
İdeal olarak Kaynak Aşımı Günü 31 Aralık’tan önce gelmemeli. 1970 yılında durum neredeyse böyleydi: Tüm yılın kaynakları 23 Aralık’ta tükenmişti. Fakat o gün bugündür Kaynak Aşımı Günü ürkütücü bir hızla takvimin başlarına doğru kayıyor. 13 Ağustos bugüne kadar kaydedilen en erken tarih. Bu yılın Kaynak Aşımı Günü geçtiğimiz yıla kıyasla dört gün daha erken geldi.
Dünya Kaynak Aşımı Günü
“Dünya Kaynak Aşımı Günü” tüm insanlığın bir yıl boyunca ihtiyaç duyduğu kaynakların, Dünya’nın kaynak üretebilme kapasitesini geride bıraktığı gün anlamına geliyor.
Kaynak Aşımı Günü kaynakların tükendiği anlamına gelmiyor. Wackernagel’in benzetmesi üzerinden gidecek olursak, 13 Ağustos’tan sonraki günlerde para biriktirdiğimiz günlerden kalanları harcıyoruz.
Peki kumbaramızdan medet umunca ne oluyor? Wackernagel örnek olarak kaynakları kuruyan balıkçıları, atmosferde biriken karbondioksidi, toprak erozyonunu ve kaybedilen ormanları gösteriyor.
Her ülkenin biyokapasitesi farklılık gösteriyor. Örneğin ABD ve Çin, kaynaklarını diğer birçok ülkeden çok daha erken aşıyor. Öte yandan Güney Amerika’daki birçok ülke kapasitesini aşmıyor, hatta biyokapasite fazlası üretiyor. Ama ortaya çıkan sonuç Dünya’nın tamamına yetmiyor.
Çünkü her şey göründüğü kadar basit değil. Örneğin, Singapur biyokapasitesini 2 Ocak’ta hemen tüketiveriyor. “Ama Singapur sadece tek bir kent,” diyor Wackernagel ve ufak, nüfusu yoğun bir adanın zaten çok biyokapasitesinin olamayacağını söylüyor. Bazı ülkelerse biyokapasitelerini hiç aşmıyor ve Kaynak Aşımı Günü’nü hiç yaşamıyorlar bile. Ama bu Wackernagel’in onları rahat bırakacağı anlamına gelmiyor.
“Kaynak açısından inanılmaz zenginler,” diyor biyokapasitesini aşmayan ülkeler için. “Kaynaklarını akıllıca kullandıkları anlamına gelmiyor bu, ama zaten zengin olmanın güzelliği de burada.”
Wackernagel her ülkenin biyokapasitesini asla aşmamasını beklemiyor. Fakat kaynaklar akıllıca kullanılırsa, Kaynak Aşımı Günü’nü hiç yaşamayan ülkeler, Singapur gibi ülkelerin tükettiği kaynağı dengeleyebilir.
Wackernagel ayrıca “Dünya’nın metabolizmasının” bizim için şu aşamada fazla hızlı olduğunu söylese de bazı olumlu işaretler de görüyor.
“Uluslararası birtakım müzakereler göreceğiz,” diyor. “Paris’te gerçekleşecek olan gibi.” Wackernagel’in kastettiği müzakereler, dünya ülkelerinin çevre sorunlarını ortak bir dille ele almak için görüşmeler yapacağı BM İklim Değişikliği Konferansı.
“Ama bu da akıntıyı tersine çevirmek için yeterli olmayacak,” diyor. Belki de ihtiyacımız olan şey daha az tüketmek; ki böylece Kaynak Aşımı Günü’nün her yıl birkaç gün daha önce yaşanmasının önüne geçilebilsin.
Kaynak NG







































