Yeni bir Türkiye-Almanya krizi mi başlıyor? İşte Dünya’dan ve Türkiye’den önemli haber başlıkları…

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya’nın Hamburg kentinde 7/8 Temmuz tarihlerinde yapılacak G20 Zirvesi’ne katılmak üzere beraberindeki 250 kişilik heyetle birlikte gelecek hafta Almanya’ya gelmesi bekleniyor.

Zirve öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın G20 programı haricinde Almanya’da yaşayan Türklere seslenmek üzere bir etkinlik düzenleme isteğine Alman hükümetinin olumsuz yanıt vermesi iki ülke arasında tansiyonun bir kez daha yükselmesine neden oldu.

Almanya cuma günü aldığı kararla, yabancı hükümet temsilciliklerinin Almanya’daki seçim kampanyası etkinliklerinin seçimden 3 ay önce yasaklanması kararı alırken, düzenlenecek etkinliklerin de Federal hükümetin iznine tabi olması kararı aldı.

Gabriel: Anayasa mahkemesi kararı var

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel dün Moskova’da yaptığı açıklamada, “Türkiye’ye böyle bir etkinliğin düzenlenmesinin mümkün olmadığını ilettik. Bununla ilgili Anayasa Mahkemesi kararı bulunuyor” dedi.

Bakan, Almanya’nın sözlü nota ile ‘bu tür bir etkinliğin düzenlenmesine izin verilmeyeceğini’ Türkiye’ye bildirildiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ise Almanya makamlarının miting yapma talebine olumsuz yanıt vermesini eleştirerek, “Avrupa ile ilişkilerimizde tüm olumsuzluklara rağmen yapıcı bir tavır izleyen Sayın Cumhurbaşkanımızın yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızla buluşmasının sudan sebeplerle engellemeye çalışılması, dostluk ve müttefiklik ilişkileriyle de bağdaşmaz” dedi.

Peki, Alman hükümetinin olası bir mitingi engelleme yetkisi bulunuyor mu?

Türkçe’nin sorularını yanıtlayan ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Hüseyin Bağcı, “G20 Zirvesi uluslararası bir zirve ve planlanmış bir program vardır. Alman hükümeti müsaade etmediği müddetçe Türkiye Cumhurbaşkanı’nın konuşması söz konusu değildir, konuşmaya kalktığı anda da problem çıkacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’da konuşma girişiminde bulunmasının ‘krizlere neden olabilecek olaylardan biri’ olduğuna dikkat çeken Bağcı, “Bu Almanya’ya yapılan resmi bir ziyaret değildir. O nedenle Alman hükümetinin buradaki tavrı uluslararası hukuk çerçevesinde haklıdır, Türkiye Cumhurbaşkanı’na konuşma izni verip vermemesi onların kendi yetkileri dahilindedir” değerlendirmesinde bulundu.

Alman kamu ve idari hukuk uzmanı Prof. Hans-Peter Schneider ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği takdirde diplomatik temsilciliklerde konuşma yapabileceğini, bunun engellenemeyeceğini söyledi.

Prof. Schneider, Alman basını DW’e açıklamasında, “Konsolosluğun balkonuna çıkıp vatandaşlara seslenmesine kimse engel olamaz. Tabii ki bu öncesinde duyurulacaktır.

Böyle bir durumda, onu dinlemeye gelen Türk vatandaşlarının bir toplantı düzenleyip düzenlemediği tartışılır. Teoride toplantı yasağı uygulamak mümkün olabilir ama böyle bir yasak da ancak toplantının şiddet olaylarına sahne olacağı şeklinde gerekçelendirilebilir. Böyle bir şey söz konusu olamaz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son olarak Almanya’da 2015 yılının mayıs ayında Karlsruhe kentinde konuşma yapmıştı. Bu miting, aynı zamanda Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı sıfatıyla Almanya’da düzenlendiği ilk mitingdi. G20’ye katılmak üzere Almanya’ya gelecek olan Erdoğan’ın konuşma yapabilmesi için başlatılan salon arayışına çeşitli kentlerdeki salonlardan olumsuz yanıt verilmişti.

Anayasa mahkemesi kararı

Miting gerginliği iki ülke arasında 16 Nisan anayasa referandumundan bu yana gündeme geliyor. Çeşitli Türk bakanların 16 Nisan anayasa referandumu öncesinde Almanya’da düzenlemek istediği mitingelerin güvenlik gerekçesiyle iptal edilmesi iki ülke arasında gerginliği tırmandıran gelişmelerden biri oldu.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, salon bulunamaması üzerine Mart ayında Hamburg Konsolosluğu’nun bahçesinde vatandaşlara seslenmişti.

Mart ayında Almanya’da Başbakan Binali Yıldırım’ın Oberhausen kentinde miting düzenlemesinin engellenmesi amacıyla bir vatandaş Federal Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunmuştu.

Başvuruyu kabul etmeyen mahkeme, yabancı devlet ve hükümet temsilcilerinin Almanya’ya ziyareti ve burada etkinlik düzenlemesine ilişkin görüşünü açıklamıştı. Yüksek Mahkeme, yabancı devlet ve hükümet temsilcilerinin ne anayasaya ne de devletler hukukuna göre Almanya’ya ziyarette bulunma ve burada miting düzenleme hakkı olduğunu, bu konudaki yetkinin sadece hükümette olduğunu bildirmişti. Mahkeme, yabancı politikacıların ‘temel haklarla’ gerekçelendirme yapamayacağına dikkat çekmişti.


 

Trump Erdoğan’la Yeni Bir Telefon Görüşmesi Yaptı

Dünya'dan ve Türkiye'den Önemli Gelişmeler (Haberler)
Recep Tayyip Erdoğan ve Donald Trump Mayıs ayında Washington’da Beyaz Saray’da görüşmüştü

Başkan Donald Trump bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la telefon görüşmesi yaptı.

Beyaz Saray, Başkan Trump’ın yerel saatle sabah 9.30’da Trump’ın Erdoğan’la telefon görüşmesi yapacağını açıklamıştı.

Açıklamada, Trump ve Erdoğan’ın Katar’ın Körfez ve Arap komşularıyla arasındaki anlaşmazlık da dahil, bazı konularda görüştükleri belirtildi.

Görüşmede teröristlere kaynak sağlanmasının durdurulması ve aşırı ideolojiyle mücadele için tüm ülkelerin birlikte çalışması gerektiği üzerinde duruldu. Açıklamada ayrıca, Trump’ın görüşmede, tüm müttefiklerin ve ortakların terör ve aşırılıkla mücadelede çabalarını arttırmasının önemine vurgu yaptığı kaydedildi.

Ankara’daki kaynaklara göre Erdoğan görüşmede Trump’a, YPG’nin silahlandırılmasıyla ilgili rahatsızlığını ilettiği belirtiliyor.

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “Savunma sanayii ve ekonomi alanında ikili ilişkilerin ele alındığı görüşmede, Körfez’de Katar ekseninde yaşanan gerilim hakkında da görüş teatisinde bulunulmuştur” denildi.

Görüşmede, gerilimin bir an önce düşürülmesinin, sorunların müzakerelerle halledilmesinin önemine vurgu yapıldı.

Açıklamada, “Cumurbaşkanımız PKK, FETÖ ve DEAŞ dahil terörün her türüne karşı çıkmanın önemine dikkat çekmiştir” dendi.

Açıklamada ayrıca, iki liderin terörle mücadelede işbirliğinin daha da güçlendirilmesi konusunda mutabık kaldıkları belirtildi.

Erdoğan Putin’le de görüştü

Görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le de bir telefon görüşmesi yaptı.

Kremlin’den yapılan açıklamada görüşmede Suriye meselesinin ele alındığı kaydedildi. Görüşmede, Astana sürecine değinildi ve Suriye meselesinin çözümüne yönelik işbirliğinin önemine dikkat çekildi.

Erdoğan-Trump görüşmesinin Amerika’nın IŞİD karşıtı koalisyonun Amerikalı temsilcisi Brett McGurk’ün Türkiye’de temaslarda bulunduğu sırada gerçekleşmesi dikkat çekti.

Amerika Savunma Bakanı Jim Mattis’in bu hafta Brüksel’e giderken uçakta gazetecilere Rakka operasyonundan sonra da YPG’ye silah temin etmeye devam edeceklerini söylemesi, Türkiye’nin bu konudaki kaygılarını daha da arttırmıştı.

Katar krizi konusunda da, her ne kadar Amerika Dışişleri Bakanı Rex Tillerson daha ılımlı ve diyaloğa dönük mesajlar verse de, Başkan Trump özellikle sosyal medyadan verdiği mesajlarda Katar’ı suçlayan ifadeler kullanmıştı. Başta Suudi Arabistan olmak üzere Arap ülkelerinin Katar’a sundukları talepler listesinde, ülkedeki Türk askeri üssünün kapatılmasını istemesi de görüşmede gündeme gelmesi beklenen konular arasındaydı.


 

Kıbrıs’ta Yine Çözümsüzlük

Dünya'dan ve Türkiye'den Önemli Gelişmeler (Haberler)

Kıbrıs Konferansı’nın üçüncü gününde, BM Genel Sekreteri Guterres, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis ile çalışma yemeğinde bir araya geldi. Yemeğe, Kıbrıslı Türk Müzakereci Özdil Nami ile Kıbrıslı Rum Müzakereci Andreas Mavroyannis de katıldı. Guterres, “Duygusallık bazen tek başına kaldığında, durum karmaşık ve çelişkili bir hale gelebilir; duygularımızı akılcılıkla uyumlu, dengeli yaşadığımız zaman ise çok pozitif başarılar elde edebiliriz” dedi.

Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, BM Genel Sekreteri Guterres ile ikili bir görüşme gerçekleştirdi. Ardından Çavuşoğlu, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ylada durum değerlendirmesi yaptı.

Çavuşoğlu, bugün de Kıbrıs Sorunu açısından “son müzakere” mesajını yineledi. Çavuşoğlu, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Kıbrıs Tarafı ve Türkiye başından beri yapıcı bir tutum içinde olmuştur. Bu son konferanstır. Bir çözüme ulaşmak istiyoruz. Bu çözüme ulaşmak için de bütün özlü konularda uzlaşıya ulaşmalıyız. Gayet basit” dedi.

Yaptığı açıklamanın ardından hemen aracına yönelen Çavuşoğlu ile Rum bir gazeteci arasında sert üsluplu bir diyalog yaşandı. Çavuşoğlu, kendisine sesli şekilde “Neden Koçias ile olan toplantınızı iptal ettiniz?” sorusunu yönelten muhabire ilk önce “Neden bağırıyorsun? Beni mi sorguluyorsun? Siz kimsiniz?” yanıtı verdi. Bunun üzerine muhabir, “Neden soruya cevap vermiyorsunuz?” deyince Çavuşoğlu ise, “Koçias size benim mi iptal ettiğimi söyledi? Böyle dediyse yanlış. Zamanı ayarlayamadık diye iptal ettik. Neden onunla görüşmeyi iptal edeyim? O benim arkadaşım. Ben onu, o beni sürekli ziyaret ederiz. Ama eğer size bunu dediyse doğruyu söylemedi demektir” diye konuştu. Bu ifadeye karşılık muhabir, “Öyle dedi” yanıtını verdi. Çavuşoğlu da, “O zaman doğruyu söylememiş” diyerek makam aracına bindi.

KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu da, yaptığı yazılı açıklamada, “Yaşamsal bir konu olan güvenlik ve garantiler hakkında Türkiye’nin kararlı pozisyonunu bir kez daha net bir şekilde ortaya koyduğu için Çavuşoğlu’na teşekkür ediyoruz. Kıbrıs Türk Halkı’nın, gerek olası bir uzlaşının yaşayabilir ve sürdürülebilir olması, gerekse bekası için Türkiye’nin etkin ve fiili garantisini vazgeçilmez görüyoruz” dedi.

Ertuğruloğlu, Çavuşoğlu’nun Crans-Montana’da yapılmakta olan konferansı nihai müzakere olarak görmek gerektiği yönündeki sözlerinin Kıbrıs Rum tarafı ve Yunanistan’ın iyi değerlendirilmesini istedi.


 

IŞİD Karşıtı Koalisyon Türkiye’nin YPG’yi Vurması Konusunda kaygılı

Dünya'dan ve Türkiye'den Önemli Gelişmeler (Haberler)

IŞİD’e karşı koalisyonun sözcüsü albay Ryan Dillon Amerikan Savunma Bakanlığı tarafından düzenlenen basın toplantısında Türkiye’nin YPG hedeflerini vurması ile ilgili olarak bunun IŞİD ile mücadeleye zarar vermesinden endişe ettiklerini söyledi.

Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon’da düzenlenen basın toplantısına telekonferans yöntemi ile Bağdat’tan katılan IŞİD Karşıtı Koalisyon Güçleri’nin Basın Sözcüsü Ryan Dillon bir soru üzerine Türkiye’nin YPG hedeflerini topçu ateşine tutması ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Al Hurra Televizyonu muhabirinin “Türk topçusu YPG hedeflerini vuruyor bu konuda bir endişeniz var mı? sorusuna Dillon “Biz de bunun hakkındaki raporları gördük. Bu noktada kaygılarımız var. İster rejim güçleri ister başka bir güç olsun biz Rakka operasyonu noktasında dikkatimizi dağıtabileceği konusunda endişe duyuyoruz. Doğrudan sizin bahsettiğiniz faaliyet anlamında söylemiyorum ama IŞİD’e karşı operasyona zarar verecek herhangi bir girişim konusunda endişe duyuyoruz. Biz İŞİD’e karşı mücadeleye odaklandık ve bu şekilde devam etmek istiyoruz” dedi.

Albay Dillon, YPG-SDG’yi Türkiye veya Türkiye destekli güçlere karşı savunucakmısınız sorusuna ise “O noktaya gelmeyeceğiz, spekülasyon yapmak istemiyorum” şeklinde yanıt verdi.


 

Musul’u Kaybeden IŞİD Başka Bir Ülkede Devlet Kurabilir Mi?

Dünya'dan ve Türkiye'den Önemli Gelişmeler (Haberler)

Irak-Şam İslam Devleti ya da son dönemde kullandıkları adla İslam Devleti’nin, hilafet ilanından tam üç yıl sonra artık hilafet merkezi Musul ve örgüt ana karargahı Rakka’yı kaybetmek üzere.

En son dün İran İslam Cumhuriyeti’nin dini lideri Ayetullah Hamaney’in temsilcisi Ali Şirazi, birkaç haftadır dile getirilen IŞİD halifesi Ebubekir El Bağdadi’nin öldüğü iddiasından kendilerinin de şüphe etmediğini söyledi.

Hala Irak ve Suriye’de hatırı sayılır bir alanda hakimiyeti sürüyor olsa da IŞİD’in üç yıl önceki gücünden eser olmadığı ve her geçen güç ciddi şekilde gerilediği aşikar.

Şimdi akıllardaki soru, üç yıldır Suriye ve Irak’ta ana aktörlerden biri olan IŞİD’in, Musul ve Rakka sonrasında neye dönüşeceği.

Hilmi Demir: “IŞİD’in yalnız Müslüman dünyasında değil Batı’da izdüşümü oluştu”

Türkiye’de az sayıda bulunan IŞİD ve radikalizm uzmanlarından biri olan Profesör Hilmi Demir, IŞİD’in birikiminin başka bir örgüte veya yapılara taşınabileceği görüşünde: “IŞİD askeri alanda yenilebilir ama IŞİD ideolojisi nereye evrilecek? Askeri gücü yani kaba gücü büyük ölçüde yok olabilir ama kinetik enerjisi başka bir örgüte devrolacaktır. Türkiye’de bu ihmal ediliyor. FETÖ’de aynı şey olacak. Yeni dünyada örgütler öğrenen örgütlere dönüyor. Onların da kültür evreni var. Terörü örgütü, bir öncekinden aldığı kinetik enerjiyi ikiye, üçe katlıyor. İşte IŞİD, o da El Kaide’nin gücünü absorbe etti. ‘Modus operandi’ dediğimiz eylem taktiklerinin Batı’da bile izdüşümü oldu. Hristiyan radikal eylemler bunun devamı olarak okunabilir. Londra’da camiden çıkan Müslümanlar’ın üzerine arabayla saldırı bunun bir örneği. Bu daha önce IŞİD ideolojisinin yaptığı eylemdi ama artık Batı’da dahi uygulanıyor.”

“IŞİD uyuyan hücrelere ve küçük gruplara dönüşecektir”

2017 yılının Şubat ayında yayınlanan IŞİD’in propaganda dergisi Rumiyah’ta suikastle tehdit edilen Prof. Demir, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı değerlendirmede IŞİD’in askeri açıdan geriletilmiş olsa da bölgede yarattığı tahribatın uzun yıllar devam edeceğini düşünüyor.

“IŞİD bölgemizde hemen yok olmayacak. Çok fazla ideolojik eğitimde bulundular. Musul, Rakka gibi birçok kentte IŞİD verdiği eğitimlerle, okuttuğu kitaplarla oralardaki genç çocukları ciddi anlamda psikolojik baskıya maruz bıraktı. Onları kendi ideolojisi doğrultusunda eğitti, dönüştürdü. O nedenle örgütsel olarak kaybolsa bile ya uyuyan hücrelere ya da küçük gruplara dönüşecek. IŞİD’in Musul’da hilafet merkezi yok alabilir, Rakka da ana karargahı yok olabilir ama küçük gruplar yaşadığı sürece onların eylem potansiyeli var demektir. Zaten bu gruplar eylem yaparken ana merkezden talimat almayabiliyorlar. Önemli olan bu küçük yapılara sızmak ama o da çok kolay değil.”

“Libya’da bir IŞİD devleti kurulabilir”

Suriye ve Irak’ta hızla toprak kaybeden IŞİD, başka ülkelerde hakimiyet kurabilir mi? Bu iki ülke topraklarında elde ettiği yönetim tecrübesi ve oluşturduğu hafıza yeni devlet inşasının önünü açabilir mi? Profesör Demir, bu olasılıkların yabana atılamayacağı görüşünde:

“Bana kalırsa başka bölgelerde yeni devletler oluşturabilirler. Zaten biliyorsunuz daha önce El-Kaide’ye bağlı olan Somali’deki Eş Şebab örgütü iki yıl önce IŞİD’e biat etti. Bugün Afganistan’da Taliban’la savaşan IŞİD varlığından bahsediliyor. Libya topraklarının bir bölümünde bir IŞİD devleti kurulabilir. Hatta yeni bir Suriye olabilir Libya. Filipinler’de bir süredir IŞİD’in çok etkin olduğunu görüyoruz. Balkanlar’da da varlar ama oralarda çok etkin olmaları pek olası değil. Yani hilafet devleti Musul’da yok olsa bile başka yerlerde ortaya çıkabilir. Potansiyel olarak Afrika ve Güneydoğu Asya’yı daha mümkün görüyorum.”

“Türkiye IŞİD ve Selefi tehdidine karşı kendisini güncelledi”

Prof. Demir, bazı eksikleri olsa da Türkiye’nin IŞİD’le mücadelede önemli bilgiler ve deneyimler edindiği görüşünde: “Türkiye, Suriye’yle en uzun sınıra sahip ülke olduğundan IŞİD’i çok yakından tanıdı. Beş milyona yakın sayıda Suriyeli göçmen ülkemizde barınıyor. Buna karşılık çok ciddi anlamda yuvalanma dönemi yaşadıklarını görmedik. Türkiye’yi daha çok geçiş hattı olarak kullandılar. Türkiye bu süreçte IŞİD ve Selefi örgütlerle mücadele konusunda iyi şeyler öğrendi. Buna ilişkin hazırlıkları da iyi yaptı, tehdide karşı kendisini güncelledi. Türkiye bu potansiyelini kullanabilirse hem Avrupa Birliği hem de Asya toplumlarına karşı ‘terörle mücadele pazarı’ oluşturabilir. Türkiye’de FETÖ sonrası devletin ağır yıkımı ciddi anlamda tahribata neden oldu. Türkiye’nin bir toparlanmaya ihtiyacı var ama bunu yapma gücü de bulunuyor.”


 

Putin ve Erdoğan, Suriye krizini ele aldı

Dünya'dan ve Türkiye'den Önemli Gelişmeler (Haberler)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, telefon görüşmesi yaparak Suriye krizinde gelinen noktayı konuştu.

Kremlin’den yapılan açıklamaya göre Putin ve Erdoğan, 4-5 Temmuz’da Rusya, Türkiye ve İran’ın arabuluculuğunda Suriyeli taraflar arasında yapılacak 5. Astana görüşmesi çerçevesinde Suriye krizinin çözümüne yönelik temel konuları istişare etti.

Açıklamada, Putin ve Erdoğan’ın yakın gelecekte temasları sürdürme konusunda mutabık kaldığı da ifade edildi.

HAMBURG’DA G20 ZİRVESİ’NDE YÜZYÜZE GÖRÜŞECEKLER

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre ise Putin’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmiş Ramazan bayramını kutladığı görüşmede, Suriye’deki son gelişmeler ele alındı.

Suriye meselesinin çözümüne yönelik işbirliğinin önemine dikkati çeken iki lider, Astana görüşmelerine değindiler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin’in, Hamburg’da G-20 Zirvesi’nde yüz yüze bir görüşme yapma konusunda mutabık kaldığı belirtildi.


 

New York’ta bir hastaneye silahlı saldırı: 1 ölü, 6 yaralı var

Dünya'dan ve Türkiye'den Önemli Gelişmeler (Haberler)

ABD’nin New York kentindeki Bronx Lebanon hastanesinde silahlı saldırı sonucu 1 kişi yaşamını yitirdi, 6 kişi yaralandı. Saldırgan, hastanenin 17. katında ölü bulundu.

ABD’nin New York kentindeki bir hastanede silahlı saldırganın tüfekle çevresindekilere ateş etmesi sonucu yaralılar olduğu bildirildi.

New York polisinden yapılan açıklamada, Bronx Lebanon hastanesinden silahlı saldırı ihbarı geldiği ifade edilerek, vatandaşlardan hastane ve çevresinden uzak durmaları istendi.

https://twitter.com/TEN_GOP/status/880874968799739904

Açıklamada, silahıyla hala hastane içinde olan saldırganın etkisiz hale getirilmesi için polisin tüm hastaneyi kuşattığı ve operasyon düzenlediği kaydedildi.

ABD medyası hastane kaynaklarına dayandırdığı haberlerde, aralarında doktorların da olduğu birden çok kişinin yaralandığını duyurdu.

Saldırganın silahla yaraladığı kişilerden birisi yaşamını yitirdi. 6 yaralı var.

​New York Polis Departmanı, saldırganın hastane binasında ölü bulunduğunu duyurdu.

New York’taki Bronx Lebanon hastanesindeki hastalar ve sağlık personeli tahliye edildi.

Saldırganın, hastanenin eski çalışanı 45 yaşındaki Doktor Henri Bello olduğu öğrenildi.


 

OSMANGAZİ KÖPRÜSÜNÜN YIL SONUNA KADARKİ ZARARI MALİYETİNİ GEÇECEK

Dünya'dan ve Türkiye'den Önemli Gelişmeler (Haberler)

CHP’li vekil Haydar Akar, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim ve Osmangazi Köprüsü’nden geçen araç sayısını açıklayarak, zararın büyük olduğunu söyledi. Akar, rakamlarda değişiklik olmaması durumunda yıl sonunda zararın Osmangazi’nin maliyetini geçeceğini savundu.

CHP Kocaeli milletvekili Haydar Akar tünel ve köprülerin sürekli zarar ettiğini belirterek, yılın ilk 4.5 ayındaki araç geçişlerine göre, Hazine’nin Avrasya Tüneli, Osmangazi Köprüsü ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü için işletmeci firmalara 803 milyon TL ödeyeceğini söyledi.

Akar yaptığı açıklamada, “Bugünkü tablonun devam etmesi halinde, yıl sonunda işletmeci firmalara 2 milyar 410 milyon TL ödenecek” dedi. Daha önce Osmangazi Köprüsü’nün maliyetinin 2 milyar 355 milyon TL olduğunu açıklayan Akar, yıl sonunda tahmininin gerçekleşmesi halinde, zarar tutarının Osmangazi’nin yapım maliyetini geçeceğini ifade etti.

AVRASYA TÜNELİ’NDEKİ ZARAR HAZİNE’DEN ÖDENECEK

Haydar Akar, Avrasya Tüneli’nin 20 Aralık 2016’da açıldığını, Hazine tarafından yıllık 25 milyon araç geçişinin garanti edildiğini, vaat edilen aracın geçmemesi durumunda aradaki farkın işletmeci şirkete Hazine’den ödeneceğini hatırlattı. Bu yıldan itibaren tünelin geçiş ücretlerinin otomobil başına 4, minibüs başına da 6 dolar artı KDV olarak sözleşmede belirlendiğini ifade eden Akar, yılın ilk 5 ayında Avrasya Tüneli’nden 4 milyon 690 bin araç geçişi yapıldığını söyledi. Akar yıllık garanti rakamlarına göre Avrasya Tüneli’nden günlük yaklaşık 68 bin araç geçişi yapılması gerekirken ortalama 34 bin araç geçişi sağlandığını, kalan ortalama 34 bin aracın bedelinin ise 5 aylık süreçte 77 milyon 914 bin TL hazine tarafından işletmeci firmaya ödeneceğini söyledi.

GÜNLÜK 40 BİN ARACIN GEÇMESİ PLANLANAN OSMANGAZİ’DEN 14 BİN ARAÇ GEÇTİ

Haydar Akar, Osmangazi Köprüsü’nde günlük 40 bin araç geçiş garantisi verildiğini, yaklaşık 37.8 dolar olarak belirlenen geçiş bedeli sonrasında günlük 40 bin aracın yarısının bile sağlanamadığını, mart ve nisan aylarında günlük ortalama 14 bin aracın geçiş yaptığı Osmangazi Köprüsü için yılın ilk 4 ayı için Hazine’nin işletmeci firmaya ödeyeceği tutarın ise 585 milyon 200 bin TL olduğunu belirtti.

3. KÖPRÜ İÇİN ÖDENECEK ZARAR 140 MİLYON TL

CHP’li Akar, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde günlük tek yönlü olarak 135 bin araç garantisi verilirken 12.20 TL geçiş ücreti belirlendiğini, 1 Ocak- 30 Nisan tarihlerinde 16 milyon 200 bin araç geçişi garantisi verilen Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden 4 milyon 600 bin araç geçişinin sağlandığını söyledi. Akar, Yavuz Sultan Selim Köprüsü için yılın ilk 4 ayı sonunda Hazine’den işletici firmaya ödenmesi gereken tutarın 140 milyon 376 bin TL olduğunu belirtti.

‘ZARAR, 2.5 MİLYAR TL’YE YAKLAŞACAK’

Akar bugünkü tablonun değişmemesi halinde Hazine’nin tünel ve köprüler için yıl sonunda ödeyeceği faturanın 2 milyar 400 milyon TL olacağını belirterek, şu açıklamada bulundu: “Yılın ilk 4.5 ayındaki araç geçişlerine göre hazine Avrasya Tüneli, Osmangazi Köprüsü ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü için 803 milyon TL işletmeci firmalara ödeyecek. Bugünkü tablonun devam etmesi halinde yıl sonunda işletmeci firmalara 2 milyar 410 milyon TL ödenecek. Yap-işlet-devret olarak hizmete giren köprü ve tünellerin bedelini millete yükleyenler bugün ‘yap-işlet-zararı seyret’ politikası ile hareket ediyor. ‘Yap-İşlet-Devret ile milletin cebinden 5 kuruş çıkmayacak’ diyen AKP hükümeti maalesef elini milletin cebinden çekmiyor. Eğer bu rakamlarda bir değişim olmazsa yıl sonunda zarar Osmangazi Köprüsü’nün maliyetini bulacaktır.”


 

Akademi Portal Haber


 

Akademi Portal


Twitter

Facebook

Pinterest

Akademi Portal Arşiv

Akademi Portal

Haber

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here