Depresyon; evet gerçekten de nedir depresyon? Artık herkes “Depresyondayım” diyor. Aslında depresyon, temel belirtileri isteksizlik, hayattan zevk alamamak, içinden hiçbir şey gelmemek olan bir hastalık halidir.
Hastalığın üzerine basarak söylemek gerekirse, bir beyin bozukluğudur. Beyinin ön alanlarında, alın ve şakak bölgelerinde ortaya çıkan bir hastalıktır. Depresif bozukluk hem vücudu, hem düşünceleri, hem de duygu durumunu (mood) etkileyebilir. Kişinin yemek yemesinden uyumasına, fiziksel dayanıklılığından sağlıklı düşünce üretebilmesine kadar her şeyini bozabilir.
Depresyon, kesinlikle “geçici üzüntü” ile aynı şey değildir. Kimi zaman kendimizi dibe vurmuş gibi hissedebiliriz, bu her zaman depresyonda olduğumuz anlamına gelmez.
Depresyonda olan kişiler, kendilerini yalnızca hayatın akışına bırakarak iyileşemeyebilirler. ‘Kendi kendine iyileşme’ depresyon geçiren hastaların yarısında mümkündür. Ancak tedavi olunmadığında belirtiler (semptomlar) haftalarca, aylarca, hatta yıllarca sürebilir.
Oysa uygun tedavi, depresyondaki birçok insana yardımcı olabilir. Depresyonda şiddetli üzüntü ya da umutsuzluk hissi vardır ve en az iki hafta sürer. Kişinin çalışmak, yemek yemek, uyumak gibi günlük hayat etkinlikleri bozulur. Depresif kişiler ümitsiz olmaya ve kimseden yardım göremeyeceklerine inanmaya eğilimlidirler. Böyle hissettikleri için de kendilerini suçlarlar. Sosyal etkinliklere katılmaktan kaçınır, aile ve arkadaşlarından uzaklaşırlar. Hatta kimi zaman ölümü ya da intiharı düşünebilirler.
Depresyon Türleri varmıdır?
Tüm depresyon türleri aynı değildir. Aynı zamanda klinik depresyon olarak bilinen majör depresyon ve distimi olarak da bilinen kronik depresyon en yaygın türdür. Fakat kendine özgü işaretleri, belirtileri ve tedavisi olan başka depresyon türleri de vardır.
Majör Depresif Bozukluğu diye bir şey varmıdır varsa, nedir ne değildir?
Majör depresif bozukluk belirtileri şunlardır:
Çalışamama
Uykusuzluk
Yemek yiyememe
Bir zamanlar keyif alınan aktivitelerden artık zevk alamama
Depresif ruh hali
Çevrede gelişen olaylara karşı ilgisiz kalma
Majör depresyon veya klinik depresyon, normal günlük yaşamınızı engelleyebilir. Depresif semptomlar ıstıraba veya fonksiyon bozukluğuna sebep olur. Klinik depresyonda belirtiler kendiliğinden oluşur, ilaç yan etkisi veya uyuşturucu bağımlılığı ya da hipotiroit gibi tıbbi durumlar sonucu ortaya çıkmaz.
Peki ya, Kronik Depresyon veya Distimi nedir?
Kronik depresyon veya distimi uzun süredir devam eden (iki sene veya daha fazla) depresif ruh halidir. Kronik depresyon majör depresyondan daha az şiddetlidir ve kişinin günlük yaşamını engellemez. Distimi veya kronik depresyonunuz varsa, yaşamınız boyunca bir veya iki dönem majör depresyon geçirme olasılığınız vardır.
Atipik Depresyon?
Atipik depresyonun belirtileri şunlardır: Aşırı yeme, aşırı uyuma, yorgunluk, reddedilmeye karşı aşırı hassasiyet, olaylara karşı verilen reaksiyon olarak kötüleşen veya iyileşen ruh hali. Sıradan depresyonda ise yaygın üzüntü dikkati çeker.
Peki,Bipolar Depresyon veya Manik Depresyon?
Bipolar bozukluk -bazen manik depresyon olarak da adlandırılır- klinik depresyon dönemleri ve aşırı coşku veya mani dönemleri arasında değişen karmaşık bir ruh hali bozukluğudur. İki alt türü vardır: bipolar I ve bipolar II. Bipolar I’de, hastaların en az bir manik dönem geçmişi vardır, buna bazen majör depresif dönemler eşlik edebilir. Bipolar II’de, hastaların en az bir majör depresyon dönemi ve en az bir hipomanik (hafif coşkun) dönem geçmişi vardır.
Peki,Mevsimsel Depresyonun diğer depresyon türlerinden ne farkı vardır ?
Mevsimsel afektif bozukluk olarak da adlandırılan mevsimsel depresyon, her sene aynı zamanda oluşur. Çoğunlukla sonbahar veya kış zamanı başlar ve ilkbahar veya yaz zamanı biter. “Kış sıkıntısı” veya “kapalı yerde kalma sıkıntısından” daha fazla şey ifade eder. Bunun nadir bir türüne “yaz depresyonu” denir, bahar sonu yaz başı başlar ve sonbaharda sona erer.
Peki , Psikotik Depresyon ciddi bir sorunmudur?
Psikotik depresyonda, psikozun sanrılı düşünceleri veya diğer semptomlarına depresyon semptomları eşlik eder. Psikotik depresyonla gerçeklikten kopulur. Hastalar halüsinasyon ve sanrılar deneyimler.
Peki ya, doğum sonrası Depresyon nedir?
Postpartum yani (doğum sonrası Depresyon) Yeni anne olanların % 75’i “bebek melankolisi” çeker. Fakat 10 anneden birinde postpartum depresyon adı verilen daha ciddi bir durum gelişir. Anne doğumdan sonraki bir ay içinde majör depresif dönem yaşadığı zaman postpartum depresyon tanısı konur. Ne tür depresyon semptomu gösterirseniz gösterin, doktorunuzla konuşmak önemlidir. Doğru bir tıbbi teşhis ve etkili bir tedavi depresyonla başa çıkmanızı sağlar.
Majör Depresyon nedir?
Klinik Depresyon yani (Majör Depresyon) Mutsuz ve umutsuz mu hissediyorsunuz? Klinik depresyon olarak bilinen majör depresyonunuz olması muhtemeldir. Majör depresyonu olanlar derin ve sürekli bir umutsuzluk ve çaresizlik hissi içindedir. Majör depresyonda, çalışmanızı, iş yapmanızı, uyumanızı, yemenizi ve arkadaşlar ve aktivitelerden zevk almanızı zorlaştıran semptomlara sahip olabilirsiniz. Bazı insanlar hayatlarında sadece bir kez klinik depresyon geçirir. Diğerleri bununla yaşamlarında birkaç kez karşı karşıya gelebilir.
Klinik ya da Majör depresyon nedir?
İnsanların çoğu hayatlarında bir yere kadar üzgün veya kötü hissedebilir. Fakat klinik depresyonda günün çoğunda, özellikle sabahları depresif ruh halinde olunur, DSM-IV’e göre -ruhsal sağlık durumlarına tanı koymakta kullanılan kılavuz- majör depresyonla beraber başka belirtilere de sahip olabilirsiniz. Bu belirtiler aşağıdakileri içerebilir:
– Hemen hemen her gün yorgunluk veya enerji kaybı
– Hemen hemen her gün değersizlik hissi ve suçluluk duygusu
– Konsantrasyon bozukluğu, kararsızlık
– Hemen hemen her gün insomnia (uykusuzluk) veya hipersomnia (aşırı uyuma)
– Hemen hemen her gün hemen tüm aktivitelerde belirgin ilgi ve zevk azalması (anhedoni ‘haz yitimi’)
– Psikomotor ajitasyon veya retardasyon (huzursuzluk veya yavaşlama)
– Tekrarlanan ölüm veya intihar düşünceleri (sadece ölümden korkmak değil)
– Belirgin kilo kaybı veya alımı (bir ayda beden ağırlığının % 5’inden fazla bir değişiklik)
Durumunuzun majör depresyon olarak görülmesi için, belirtilerinizden biri ya depresif ruh hali ya da ilgi kaybı olmalıdır. Belirtiler hemen hemen her gün ortaya çıkar ve günün büyük bir çoğunluğunda devam eder. Bu durum en az iki hafta boyunca sürdüğünde majör depresyon sınıfına girer.
Peki Kimler majör depresyon riski altındadır?
Amerikan Ulusal Ruh Sağlığı Cemiyeti’nin bildirimlerine göre, majör depresyon Birleşik Devletler’deki 18 yaş üstü nüfusun % 6.7’sini etkilemektedir. Toplamda, % 20-25 arası hayatlarının bir döneminde bir majör depresyon devresi geçirmiştir. Majör depresyon yetişkinleri, gençleri, çocukları ve yaşlıları etkiler.
Peki Kadınlar daha mı yüksek depresyon riski taşımaktadır?
Kadınlar erkeklerden yaklaşık iki kat fazla majör depresyona sahiptir. Buluğ çağı, menstruasyon, hamilelik, düşük ve menopoz esnasında kadınlarda hormonal değişikliklerin majör depresyon riskini arttırdığı düşünülür. Majör veya klinik depresyon riskini arttıran diğer faktörler arasında evde veya işte artan sorumluluklar vardır. Çocuklarla, kariyerle, bağlılıklarla uğraşmak ve yaşlı anne veya babanın bakımıyla uğraşmak majör depresyon riskini arttırabilir. Tek başına çocuk büyütmek de riski arttıracaktır.
Peki ya, Erkeklerde majör depresyon belirtileri neler?
Erkeklerde depresyon bildirimi daha azdır. Klinik depresyondan mustarip erkeklerin yardım istemesi veya deneyimleri hakkında konuşmaları bile düşük bir olasılığa sahiptir. Erkeklerde depresyon işaretleri; asabiyet, öfke, uyuşturucu ve alkol bağımlılığıdır. Duygularını bastırmaları, hem evde hem de dışarıda şiddet davranışıyla sonuçlanabilir. Majör depresyon hastalıklara, intihara ve hatta cinayete bile yol açabilir.
Majör depresyonu tetikleyen etkenler nelerdir?
Herkesin bir klinik depresyon tetikleyicisi yoktur. Bununla beraber bazı genel majör depresyon tetikleyicileri şunlardır:
Ölüm, boşanma ve ayrılık nedeniyle sevdiğini kaybetmenin üzüntüsü
Sosyal izolasyona yol açan kişiler arası farklar veya mahrumiyet hissi
Büyük yaşamsal değişiklikler—taşınma, mezuniyet, iş değişikliği, emeklilik
Partnerle veya iş yerindeki yöneticiyle olan ilişkilerde kişisel çatışma
Fiziksel, seksüel veya duygusal istismar
Bazı ailelerde majör depresyon nesilden nesile geçer. Bununla beraber aile geçmişinde depresyon olmayanlarda da majör depresyon görülür.
Peki Majör depresyon nasıl teşhis edilebiliyor?
Bir sağlık uzmanı -doktorunuz veya bir psikiyatrist- tam bir tıbbi değerlendirme yapacaktır. Uzman sizin ve ailenizin psikiyatrik geçmişi hakkında sorular soracaktır. Muhtemelen bir depresyon görüntüleme testi de yapabilirsiniz. Kan testi, röntgen veya diğer laboratuvar testleri majör depresyona tanı koyamaz. Bununla beraber, doktorunuz depresyon belirtileri gösterebilecek başka bir durum olup olmadığına açıklık getirmek için bazı kan testleri isteyebilir. Örneğin, hipotiroidizm depresyonla benzer belirtilere sahiptir. Alkol kullanımı veya bağımlılığı, bazı ilaçlar, felç veya yasa dışı ilaçların kullanımı da depresyon belirtilerine neden olabilir.
Peki ya Tedavisi?
Majör veya klinik depresyon ciddi, fakat tedavi edilebilir bir hastalıktır. Doktorunuz muhtemelen size antidepresan reçetesi yazacaktır. Aynı zamanda bir konuşma terapisi olan psikoterapiyi de önerecektir. Bazen antidepresanın etkisini arttırmak için diğer ilaçlar da ilave edilir. Belirli ilaçlar bazı insanlara daha yararlıdır. Doktorunuzla beraber yaşam tarzınıza uyan bir tedavi bulmak için konuşmak önemlidir. Doktorunuzun sizin için hangisinin daha iyi olacağını anlaması için farklı ilaçları farklı dozlarda denemesi gerekebilir. İlacın yetersiz olduğu zamanlarda, depresyon için başka tedavi yolları da vardır; Elektrokonvulsif Terapi gibi, buna EKT veya şok terapi de denir.
Peki önlenebilir mi?
Bir kez bir majör depresyon dönemi yaşadıysanız, bir sonraki için yüksek risk altındasınızdır. Bir başka depresyon dönemini önlemenin en iyi yolu, tetikleyicilerin veya majör depresyon sebeplerinin bilincinde olmaktır. Ayrıca majör depresyon belirtilerini bilmek ve bu belirtilerden herhangi biri sizde varsa erkenden doktorunuzla konuşmak oldukça önemlidir.
“HER 8 KİŞİDEN 2’Sİ RUHSAL RAHATSIZLIK PENÇESİNDE”
İngiltere’de yapılan bir araştırma her dört kişiden birinde hayatının bir döneminde ruhsal bir rahatsızlık geçirdiğini ortaya koydu.
5 bin kişiyle yapılan araştırmaya katılanların yüzde 26’sı kendilerine bir dönem ruhsal bir rahatsızlık teşhisi konduğunu söylediler. En çok rastlanan rahatsızlık ise araştırmaya göre, neredeyse her beş kişiden birinde (yüzde 19) görülen depresyon.
Araştırmanın ortaya koyduğu bir başka bulgu ise kadınlarda depresyon oranının daha yüksek oluşu. Araştırmada çok rastlanan anksiyete, fobi gibi ruh hastalıkları ile daha ciddi şizofreni, bipolarlık ya da yeme bozuklukları gibi rahatsızlıkları da birbirinden ayırıyor.
Sonuçta, bu ayrım yapıldığında her üç kadından birinin (yüzde 31) hafif, sıradan rahatsızlıklara yakalanabileceği, oysa erkeklerde bu oranın yüzde 17’ye kadar düştüğü görülüyor.
ERKEKLER DAHA ÖNYARGILI
Ankete katılanların beşte biri “öz disiplin eksikliği ve irade zayıflığı”nın ruh hastalıklarının ana sebepleri arasında bulunduğunu düşünüyor. Çalışmayı yapan Ulusal Sosyal Araştırmalar Merkezi’nden Rachel Craig, “Bu araştırmanın su götürmez sonucu İngiltere’de ruh hastalıklarının yaygınlığıdır. Bu kadar çoğumuzu etkilediği halde ruh hastalıkları geçiren insanlara karşı ön yargılar devam ediyor ve bu hastalıkların tedavisine fon ayrılması konusunda hala direnç var” diyor.
Önyargılılık, hoşgörüsüzlük araştırmaya göre erkekler arasında daha yüksek. Buna karşılık yakınlarınızdan biri bir ruhsal rahatsızlık geçirdiyse hoşgörülü olma ihtimaliniz yükseliyor. Ekip, şimdi yaptıkları çalışmanın ulusal ruh sağlığı hizmetlerinin geliştirilmesi konusunda faydalı olacağını umuyor.
İngiltere’de ruhsal rahatsızlıkların ne kadar yaygın olduğuna yönelik bundan önceki son çalışma 2007 yılında yapılmış. O yıl görüşülenlerin yüzde 23’ü hayatlarının bir döneminde ruhsal rahatsızlık geçirdiklerini söylemiş. Britanya Başbakanı David Cameron hafta başında yoksullukla mücadele programı çerçevesinde ruh sağlığı hizmetleri ve gözlem çalışmalarını geliştirmek de dahil bir dizi sosyal reform yapılacağını açıklamıştı.
Fibromiyalji nedir, belirtileri nelerdir? Nasıl tedavi edilir.
Fibromiyalji, osteoartritten sonra en yaygın olan arterit ilişkili hastalıktır. Halen günümüzde çoğunlukla yanlış teşhis konur ve yanlış anlaşılır. Karakteristikleri arasında yaygın kas ve eklem ağrısı, yorgunluk ve diğer semptomlar vardır.
Fibromiyalji depresyona ve sosyal izolasyona neden olabilir. Fibromiyalji sendromunu (FMS) anlatırken, semptomlara değineceğiz, teşhisi ve tedavisinden bahsedeceğiz. Fibromiyaljinin hayatımızdaki etkilerinden de bahsedeceğiz.
Bu etki FMS ile gelen büyük fiziksel ve psikolojik zorlanmadan dolayıdır. Bu zorlanmalar çalışma saatlerimizi azaltarak, gelir ve hatta iş kaybına yol açabilir. Fibromiyalji sendromu semptomlar topluluğudur. Bu semptomlar bir arada oluştuğunda, belirli bir hastalığın veya hastalığın gelişme ihtimalinin çok yüksek olduğunun habercisidir. Fibromiyalji sendromunda şu semptomlar çoğunlukla gerçekleşir: “
Anksiyete veya depresyon ” Düşük acı eşiği veya hassas noktalar ” Aciz bırakan yorgunluk ” Geniş alana yayılmış ağrı 12 milyon Amerikalıda Fibromiyalji vardır.
Çoğunluğu yaşları 25-60 arasında değişen kadınlardan oluşur. Kadınlar erkeklere nazaran 10 kat daha fazla bu hastalığa yakalanırlar. Fibromiyalji her yerinizin ağrımasına neden olur. Felç edici yorgunluk semptomlarına sahip olabilirsiniz-hatta uyanırken bile.
Vücuttaki belirli noktalara dokunulması bile acı verir. Şişlik, yoğun seviyede rahatsızlık veya dinlendirici olmayan uyku ve ruh hali rahatsızlıkları veya depresyon deneyimleyebilirsiniz. Hiçbir egzersiz yapmadan ve hatta herhangi bir nedeni olmadan, kaslarınız sanki aşırı çalışmış veya çekilmiş gibi hissedebilirsiniz. Bazen kaslarınız seğirir, yanar veya bıçak gibi bir ağrı saplanır. Bazı Fibromiyalji hastalarının boyun, omuz, sırt ve kalça eklemlerinde ağrı ve acı olur. Bunlar uyumalarını ve egzersiz yapmalarını engeller. Diğer Fibromiyalji semptomları şunlardır: “
Abdominal ağrı ” Anksiyete ve depresyon ” Kronik baş ağrısı ” Uyuyamama veya uykusu hafif olma ” Ağız, burun ve gözlerde kuruluk ” Kalkar kalkmaz yorgunluk ” Soğuğa ve/veya sıcağa karşı aşırı hassasiyet ” Konsantre olamama (fibro fog denir) ” İnkontinans ” Irritabl Bağırsak Sendromu (Bowel Sendromu) ” Parmaklarda veya ayakta uyuşma veya karıncalanma ” Ağrılı adet görme ” Tutukluk Fibromiyalji osteoartrit, bursit (kesecik iltihabı) ve tendinit (tendon iltihabı) benzeri işaretler ve hislere neden olur.
Bazı uzmanlar bunu arterit ve benzeri rahatsızlıklar grubuna koyar. Fakat bursit ve tendinit ağrısı belli bir bölgede olur, oysa Fibromiyalji geniş alana yayılan ağrı ve acı
FİBROMİYALJİ TANI
Fibromiyalji teşhisinde belirli bir laboratuvar testi yoktur. Doğru bir teşhis koyabilmek için doktorunuz kapsamlı bir fiziksel muayene yapacaktır ve tıbbi geçmişinizi inceleyecektir. Genellikle fibromiyaljiye eleme yöntemiyle teşhis konur. Yani doktorunuz benzer semptomları olan diğer hastalıkları eleyerek teşhis koyacaktır. Daha ciddi hastalıkları elemek için, doktorunuz belirli kan testleri yapacaktır. Örneğin, doktorunuz tam kan testi isteyebilir. Glikoz, tiroit gibi testler de isteyebilir, çünkü bunlar da benzer semptomlara sebep olur.
Yorgunluk, kas ağrıları, halsizlik ve depresyon semptomları arasındadır. Diğer hastalıkları elemede kullanılabilecek diğer laboratuvar testleri şunlardır: lyme titer, antinükleer antikorlar (ANA), romatoid faktör (RF), eritrosit sedimentasyon oranı (ESR), prolaktin seviyesi ve kalsiyum seviyesi. Ayrıca doktorunuz bir inklüzyon teşhisi yapacaktır. Yani American College of Rheumatology tarafından belirtilen Fibromiyalji sendromunun tanısal kriterlerine semptomlarınızın uyduğundan emin olacaktır. Bu kriterler en az üç ay boyunca geniş bir bölgede-bedenin hem sağı hem solu, belin üstü ve altı, göğüs, ense, sırtın ortası veya altı-süre gelen ağrı, bedenin çeşitli yerlerinde hassas noktalar bulunmasıdır. Doktorunuz yorgunluk, uyku bozukluğu ve ruh hali bozukluğu gibi semptomların şiddetini değerlendirecektir. Bu, FMS’nin yaşam kalitenizde, fiziksel ve duygusal fonksiyonunuzdaki etkisinin ölçülmesine yardımcı olacaktır.
FİBROMİYALJİ TEDAVİ
Fibromiyaljinin ve tüm semptomlarının tedavisi yoktur. Bunun yerine, çok sayıda geleneksel ve alternatif tedavilerin bu zor sendromu tedavi etmede etkili olduğu görülmüştür. Bir tedavi programı ilaçları, egzersizi-güçlendirici kondisyon hareketleri ve aerobik-ve davranışsal teknikleri kapsar. American College of Rheumatology’ ye göre, birincil olarak fibromiyalji ilaç terapisi semptomları tedavi eder. FDA üç ilacı fibromiyalji tedavisi için onaylamıştır: Lyrica, Cymbalta ve Savella. FDA’ ya göre Lyrica-aynı zamanda zona veya diyabet nedeniyle oluşan sinir ağrılarının tedavisinde de kullanılır-bazı hastalarda fibromiyalji ağrısını hafifletir. Cymbalta ve Savella serotonin ve norepinefrin geri alım inhibitörleri (SNRIs) sınıfındandır.
Flexeril, Cycloflex, Flexiban, Elavil veya Endep gibi Trisiklik ilaçların düşük dozların FMS ağrılarının tedavisinde etkili oldukları saptanmıştır. Ayrıca, dual geri alım inhibitörleri olarak bilinen antidepresanlar da (Effexor) pozitif etki gösterir. Neurontin de fibromiyalji tedavisi için umut vericidir. Doktorunuz Prozac, Paxil veya Zoloft gibi antidepresanlar yazabilir. Bu ilaçlar depresyon, uyku bozukluğu ve ağrı hissini hafifletebilir. Yakın zamanda araştırmacılar antiepileptik ilaç Neurontin’in ümit vaat edici bir fibromiyalji tedavisi olduğunu saptamıştır. Steroid yapıda olmayan antienflamatuar ilaçların (NSAIDS), Cox-2 inhibitörler dahil olmak üzere, FMS ağrısı tedavisinde etkili olmadıkları saptanmıştır. Opioid ilaçlardan kaçınılmalıdır, hem uzun vadede işe yaramazlar hem de alışkanlık yaparlar. Alternatif tedaviler, her ne kadar yeterince denenmemişlerse de, fibromiyalji semptomlarıyla başa çıkmada kullanılabilirler.
Örneğin; terapötik masaj kasları ve yumuşak dokuları hareket ettirerek derin kas ağrılarını hafifletir. Hassas noktalardaki ağrıların hafiflemesine, kas kasılmalarının ve gergin kasların gevşemesine de yardımcı olur. Miyofasyal gevşeme terapisi bağ dokularını nazikçe gererek, yumuşatarak, uzatarak ve tekrar düzene koyarak rahatsızlığı hafifletir. Amerikan Ağrı Cemiyeti en azından haftada iki üç kez orta yoğunlukta aerobik önerir. Ayrıca hipnoz, akupunktur, terapötik masaj ve kiropraktik uygulamayı da önerir. Alternatif terapilerin yanında, her gün dinlenmek ve rahatlamak için zaman ayırmak da önemlidir. Relaksasyon terapileri-derin kas relaksasyonu veya derin nefes egzersizi-fibromiyalji semptomlarını tetikleyen ilave stresi azaltmaya yardımcı olabilir. Düzenli uyku saatleri de önemlidir. Bedenin kendini onarabilmesi için uyku gereklidir.(Kaynak: webmd)
Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın







































