Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye giden Filistin lideri Mahmud Abbas, resmi törenle karşılandı.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın giriş kapısında biraraya gelen iki lider, daha sonra tören alanına geçti ve iki ülke milli marşları çalındı.

Abbas, Muhafız Alayı Tören Kıtası’nı Türkçe ‘Merhaba asker’ diyerek, selamladı. İkili, törenin ardından baş başa görüşmelere geçti.

Filistin lideri Mahmud Abbas, Türkiye’ye, ABD Başkanı Donald Trump’ın başdanışmanı ve damadı Jared Corey Kushner’ın Ortadoğu ziyaretini tamamlamasından sonra gitti. Kushner ve heyeti geçen hafta, Ramallah’ta Abbas’ı ziyaret etmişti. Heyet, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile de görüşmüştü.

GÜNÜN DİĞER HABERLERİ

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde ‘iki şehir devlet’: Erbil ve Süleymaniye

Erbil ve Süleymaniye…Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) içindeki iki önemli kent. Dışarıdan bakıldığında aynı görünen ancak sokaklarında dolaşıldığında neredeyse ‘2 şehir devlet…’

Erbil, diğer adıyla Hewler, IKBY’nin siyasi ve bölgedeki bütün kurumsal yapının olduğu başkent. Gerçi IKBY Parlamentosu 2 yıldır kapalı ama Erbil’de IKBY Başkanı Mesud Barzani’nin devasa resimlerinden, onun Kürdistan Demokratik Partisi’nin (KDP) etkin olduğu ilk bakışta anlaşılabiliyor.

Erbil ile Süleymaniye arasındaki yolun bir kısmında Mesud Barzani’nin ve Irak Kürtleri’nin bir diğer önemli sembol ismi, Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) lideri Celal Talabani’nin fotoğrafları göze çarpıyor.

Süleymaniye’ye yaklaştıkça yan yana asılı iki resmin yerini, sadece sağlık sorunları nedeniyle bir süredir aktif siyasetten uzak olan Talabani’nin resimleri alıyor. Süleymaniye içinde de Erbil’in aksine merkezi binaların göze çarpan cephelerinde, orta refüjlerde ve reklam panolarında Talabani var.

Haliyle, Süleymaniye’nin KYB etkisinde olduğunu anlamak pek zor değil.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Filistin Lideri Mahmud Abbas'la Görüştü
Erbil kalesinin önündeki tarihi çarşının ve meydanın olduğu alan sıcak havanın kendini iyice hissettirdiği öğlen saatlerine kadar kalabalık. Öğlen saatlerinden itibaren dükkanlarını kapatan esnaf, akşam saatlerinde yeniden açıyor ve meydan da kalabalıklaşmaya başlıyor.

Erbil, tarihi bir kent; kalesi ve çarşıları ile bölgenin yüzlerce yıllık siyasi ve çatışma geçmişinin ayakta kalan temsilcilerinden.

Süleymaniye ise 200 yıldan eski değil ancak Saddam Hüseyin yönetiminden Enfal’e kadar birçok dönemin izini taşıyacak kadar da merkezde olmuş. Süleymaniye’ye giderseniz yerel halkın ‘Kızıl Emniyet’ dediği, şimdilerde müze olan Saddam döneminin işkence merkezine uğrayabilirsiniz.

İki kentin farklılıkları bu kadar değil elbette; düz arazide kurulmuş olan Erbil’in yakıcı sıcağına karşı Süleymaniye, dağlık arazi ile çevrili ve nispeten tahammül edilebilir bir iklime sahip.

Belki iklimin etkisindendir bilinmez ancak toplumsal yapı açısından Erbil, muhafazakâr bir profil çizerken Süleymaniye’nin nispeten daha rahat olduğu söylenebilir.

Süleymaniye, başkente muhalif olanların merkezi

Günümüzde Erbil IKBY’nin başkenti ise Süleymaniye’ye, “başkente muhalif olanların merkezi” demek yanlış olmaz. İç politik tartışmalar çoğunlukla iktidar Erbil-muhalefet Süleymaniye arasında sürüyor.

Türkiye sınırında yer alan Erbil ile İran’a sınır Süleymaniye’nin dış politikaları ve ittifakları da tamamen farklı.

Süleymaniye Erbil’i “Türkiye’ye fazla yakın durmakla” suçlarken, Erbil de Süleymaniye’yi “İran’ın baş müttefiki olmakla” itham ediyor.

İran ve Türkiye’nin, Irak dahil bölgede nüfuz kavgası yaptığı düşünüldüğünde, Erbil ve Süleymaniye’nin dış politikaları, iç politik kavgalara, petrol anlaşmalarına ve hatta referandumdan sonraki döneme dair tartışmalara kadar sirayet ediyor.

Süleymaniye ve Erbil’de döviz bürolarının yanı sıra seyyar dövizciler de yaygın. Irak dinarı’nın yanı sıra dolar ile alışveriş yapılan bölgede, kur sabit.

Bu siyaset farklılığı ve fikir ayrılığı bölgede 25 Eylül’de yapılacak bağımsızlık referandumu öncesi iyice belirginleşti. Merkezi Süleymaniye’de olan Goran (Değişim Hareketi), referandum sürecinde Bağdat ile ilişkilerin gözetilmesini savunurken, Erbil merkezli siyasi çevreler her ne kadar Bağdat’a müzakere heyeti gönderilse de “Bağdat hükümetinin tavrı ne olursa olsun, referanduma gitmekte ısrarlı.”

Mesela Süleymaniye ve Kerkük girişinde IKBY ve Irak bayrakları birlikte asılıyken Erbil girişindeki Irak bayrağı bir süredir yok.

Ekonomik kriz, işsizlik, göç ortak noktalar

Ancak bütün fikir ayrılıklarına rağmen iki kent de bölgenin ortak sorunlarından azade değiller… Erbil-Ankara arasında yapılan petrol anlaşmasının ardından Bağdat hükümetinin IKBY bütçesini kesmesi, IŞİD ile savaşın yarattığı savaş bütçesi ve mülteciler gibi faktörlerle giderek büyüyen ekonomik kriz bütün taraflar için en önemli sorun.

Gerçi, Süleymaniye merkezli siyasi çevreler petrol anlaşmasının IKBY’nin çıkarına olmadığını öne sürüp iktidarı suçluyor. Erbil ise “anlaşma imzalandığında KYB ve Goran’ın da hükümet ortağı olduğunu, anlaşmanın bütün detaylarına vakıf olduklarını” savunuyor.

Ancak karşılıklı suçlamaları bir tarafa koyarsak ekonomik kriz, maaşların düzenli ödenememesi, işsizlik, özellikle genç kesimin başka ülkelere göçü gibi sorunlar ortak…

Cumhurbaşkanı Erdoğan Filistin Lideri Mahmud Abbas'la Görüştü

Ekonomik kriz olsa da birçok kişinin ev ve araç sahibi olması göze çarpıyor. Hatta bazı evlerin önünde 2-3 araç görmek de mümkün. Bu tezatın, zamanında Bağdat’tan gelen bütçenin artırılması için birçok kişinin memur olarak gösterilmesi nedeniyle ortaya çıktığı öne sürülüyor. Merkezi bir sistem oluşturulup aynı anda 3-4 yerden maaş alanların belirlenmesi için çalışmalar sürüyor.

IKBY’nin tamamının ekonomisinin petrole dayalı olması ise bütün kesimlerin dile getirdiği bir başka sorun.

Çarşı esnafı krizden yakınıyor.

Marketlerde yumurtadan süte birçok tüketim ürünü Türkiye veya İran menşeili. Nispeten zengin muhitlerde Avrupa malları da göze çarpıyor.

Bağımsızlık referandumunun ertelenmesini isteyenlerin endişelerinden biri de “Türkiye ve İran ekonomik yaptırıma gider veya sınırları kısa süreliğine de olsa kapatırsa…” sorusu…

Son yıllarda entegre süt tesisi, kablo ve çimento fabrikaları kurulmaya başlanmış ancak bunların özel girişimler olduğu belirtiliyor.

Tüketimin ithalata bağımlı olması fiyatları da etkilemiş. İstanbul’dan daha pahalı olan Erbil ve Süleymaniye’de çarşı-pazar fiyat denetimleri de yok. Türkçe etiketi çıkarılmamış ve üstünde 60 TL yazan bir pantolonun 60 dolardan satışa sunulması şaşırtıcı değil.

Türkiye’yi de yakından tanıyan Erbilli iş adamı Omed Harky, “geniş çaplı üretim anlayışının ve planının henüz olmadığını” söylüyor ve nedenini şöyle açıklıyor; “Yönetimdekilerin çoğu Peşmerge kökenli. İdari yapıları kurup uzun vadeli sivil planlar hazırlayabilecek bürokrat sınıfı yeni yeni yetişiyor.”

Silaha yoğun ilgi

Erbil, Süleymaniye ve Duhok, saldırı riski yaşasa da, Irak içindeki IŞİD varlığına rağmen güvenli kalabilmiş.
Musul’un kurtarılmasının ardından ‘IŞİD militanlarının ve örgüte yardım edenlerin bölgeye sızmaması amacıyla’ şehirlerin girişindeki kontrol noktalarında tedbirler sıkılaştırılmış ancak genel olarak şehir merkezlerinde savaşı çağrıştıran belirgin iz yok.

Erbil’de valilikten ağır silah için ruhsat almaya çalışanlar ve kadınların giremediği silah pazarındaki yoğunluk düşünüldüğünde silahlanma yarışının sebepleri irdelenmesi gereken konulardan.

Siyasi ve diplomatik konuları bir tarafa koyarsak IKBY, ve özelinde Erbil ile Süleymaniye yeni yeni dışarı açılan, barlarında Ankara’nın Bağları’ndan sonra Rammstein dinleterek kültür şoku yaşatabilen kentler.

Farklı bir yer olan Süleymaniye’de ise Real Madrid ve Barcelona fanatikleri birbirlerini öldürebiliyor.

3 soruda Kuzey Kore’nin son füze hamlesi ve olası sonuçları

Cumhurbaşkanı Erdoğan Filistin Lideri Mahmud Abbas'la Görüştü
Kuzey Kore’nin Japonya üzerinden balistik füze fırlatması endişeye yol açtı.

Kuzey Kore’nin fırlattığı bir balistik füzenin Japonya’nın Hokkaido bölgesinin üzerinden geçmesi uluslararası arenada endişeyle karşılandı.

Japonya’nın doğu sahili açıklarında denize düşen füzenin, Kuzey Kore’nin bir ülke üzerinden gönderdiği ve nükleer başlık takılabilecek ilk füze olduğu sanılıyor.

Peki bazı uzmanların “en ciddi provokasyon” olarak nitelendirdiği gelişmenin ne gibi sonuçları olabilir? 3 soruda derledik:

Kuzey Kore’nin son hamlesi neden bu kadar önemli?

Pek çok uzman Kuzey Kore’nin Japonya üzerinden roket atarken geçmişte bu roketlerin uydu taşıdığını ileri sürdüğüne dikkat çekiyor. Ancak bu, fazlasıyla açık bir tehdit.

Hwasong 12 tipi olduğu sanılan orta menzilli füzenin büyük bir nükleer başlık taşımak için tasarlandığına inanılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Filistin Lideri Mahmud Abbas'la Görüştü

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları, Kuzey Kore’nin tüm nükleer faaliyetlerini yasaklıyor.

İngiliz basın kuruluşu BBC’ye konuşan Harvard Kennedy School Kore Çalışma Grubu üyesi Dr. John Park, “Bu aşırı cesur, aşırı provokatif ve uluslararası yasalara göre yasaklanmış bir hareket” dedi.

ABD’nin Doğu Asya’da görev yapmış eski büyükelçisi ve eski Kuzey Kore müzakerecisi Christopher R. Hill de Twitter’daki hesabında, “Şimdiye kadarki en ciddi nükleer füze fırlatması” mesajını paylaştı.

Diplomat dergisinden Ankit Panda da son gelişmeyle ilgili yorumunda “Salı günkü füze, Kuzey Kore’nin son 30 yıllık füze deneme sürecinde en provokatif balistik hamleydi” dedi.

Kuzey Kore yeni bir tür füze mi denedi?

Hayır. Bu Kuzey Kore’nin son haftalarda denediği orta menzilli ve kıtalararası füzelerine benzer bir model. Füze fırlatıldıktan sonra 550 kilometrelik yüksekliğe ulaştı bu daha önceki fırlatmalardan çok daha düşük. Uzmanlar füzenin nereden ateşlendiğinin de önemli olduğunu söylüyor.

Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang yakınlarından Sunan fırlatma mevzii, ilk defa kullanıldı. Bu Kuzey Kore’nin mevzilerini genişlettiği ya da denetimden kaçmak istediği anlamına gelebilir.

Genel olarak ise uzmanlar Kuzey Kore’nin nükleer ve silah programının endişe verici bir hızda ilerlediğini söylüyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un nükleer programından yaptırımlara karşın vazgeçmiyor.

Harvard Kennedy School Kore Çalışma Grubu üyesi Dr. Park, “Kuzey Kore şu sıralarda orta menzilde ya da kıtalararası balistik füzeleri her dört ya da altı haftada bir deniyor. Bu bütün standartlar açısından özellikle de kapasitesi küçük görülen bir ülke açısından şaşkınlık verici” dedi.

Kuzey Kore’nin son hamlesi diplomasi açısından ne anlama geliyor?

Uzmanlara göre Kuzey Kore’nin bugünkü füze hamlesi çok açık bir mesaj veriyor.

Düşünce kuruluşu Carnegie Endowment for International Peace’den Doug Paal, “Füze programlarını sürdürdüklerini ve nükleer programlarının uluslararası baskılardan ötürü engellenmediği mesajını vermek istiyorlar” dedi.

Kuzey Kore’in daha önce tehdit ettiği gibi ABD’nin Pasifik Okyanusu’ndaki toprağı Guam’a doğru değil Japonya’ya doğru fırlatması da çarpıcı.

Güney Kore’deki Pusan Devlet Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü Robert Kelly, “Eğer Kuzey Koreliler Guam yakınlarında deneme yapmış olsalardı bu ABD Başkanı Donald Trump üzerinde büyük baskı kuracaktı. Japonya olduğu için Trump yanıt vermekten kurtuldu” diye konuştu.

Bu bazılarına göre diplomatik bir hamle olarak görülmesine karşın, Çin’in müttefiki Kuzey Kore’yle ilgili harekete geçmesini beklemek işe yaramıyor görünüyor ve askeri bir yanıt tek seçenek olabilir.

Korea Times gazetesi bir haberinde ABD’nin Güney Kore’ye Kuzey’den gelebilecek tehdide karşı stratejik varlıklarını konuşlandırmayı düşündüğünü açıklayan bir ABD yetkilisine atıf yaptı.

Carnegie Endowment for International Peace’den Doug Paal, “Bu iyi bir istikamet değil. Guam’a ya da başka bir ABD toprağına doğru füze fırlatmaları kadar felaket değil ama yine de kötü bir yöne gidiyor” yorumunda bulundu.

AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker: Türkiye, Avrupa’dan dev adımlarla uzaklaşıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan Filistin Lideri Mahmud Abbas'la Görüştü
AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker

AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker AB üyelik müzakereleriyle ilgili Türkiye’yi suçladı.

Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Türkiye’nin Avrupa’dan dev adımlarla uzaklaştığını söyledi. Juncker, “Sorulması gereken soru, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin sonuna gelinip gelinmediğidir. Bu durumdan da tamamen Türkiye sorumludur” dedi.

Brüksel’de yıllık Avrupa Birliği (AB) Büyükelçileri Konferansı’nda konuşan Juncker, üyelik müzakerelerini resmi olarak bitirmenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a düştüğünü söyledi.

Juncker, “Erdoğan’ın AB’yi suçlayabilmek için müzakereleri bitiren taraf olmasını ümit ettiğini” de belirtti.

Avrupa Komisyonu Başkanı, “Tuzağa düşmemeliyiz, sorumluluk bütünüyle Türk tarafında” diye konuştu.

Komisyon, AB’nin yürütme organı.

AB’nin yasama organı olan Avrupa Parlamentosu (AP) geçen ay, Avrupa Birliği (AB) Konseyi’ne, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin askıya alınmasını öneren raporu kabul etti.

Türkiye tavsiye niteliğindeki karara sert tepki göstermiş, Başbakan Binali Yıldırım kararın “yok hükmünde olduğunu” söylemişti.

Almanya Başbakanı Angela Merkel yaz dönemi geleneksel basın toplantısında konuştu.

Almanya’dan Türkiye’ye vatandaşlarını serbest bırakma talebi

Öte yandan, Almanya Başbakanı Angela Merkel de Türkiye’de tutuklu Alman vatandaşlarının serbest bırakılmaları gerektiğini söyledi.

Almanya’da 24 Eylül’de yaplacak genel seçim öncesi geleneksel yaz dönemi basın toplantısında konuşan Merkel, “Talebimiz açık, tutuklu tüm Alman vatandaşları serbest bırakılmalı” dedi.

Merkel, “Türkiye ile daha iyi ilişkiler geliştirmemizi isterim ancak gerçekleri de görmek zorundayız. Bu, ilişkilerimizde çetrefilli bir dönem” diye konuştu.

Angela Merkel ayrıca Türkiye ile önümüzdeki aylarda Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusunu görüşmeyeceklerini söyledi.

Merkel “Gümrük Birliği konusunda yarın AB Komisyonu’na Alman hükümeti olarak durum değişmedikçe önümüzdeki aylarda Gümrük Birliği konusunda görüşme yetkisi vereceğimizi sanmıyorum” dedi.

Türkiye-Almanya ilişkileri bir süredir; İncirlik Üssü, Alman vatandaşlarının tutuklanması ve Ankara’nın 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili Almanya’dan destek bulamadığı yönündeki eleştirileri nedeniyle gergin.

İki ülke arasında bu konudaki ilk kriz, Şubat ayında Alman Die Welt gazetesinin muhabiri Deniz Yücel’in tutuklanmasıyla patlak vermişti. Yücel’in ardından Büyükada’da gözaltına alınan 10 insan hakları savunucusundan Alman vatandaşı eğitmen Peter Steudtner’in de bulunması, Berlin hükümetinin sert tepkisini çekmişti.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, tutuklama kararını ‘kınadıklarını’ ve Steudtner’in tutuklanmasının “tamamen haksız” olduğunu söylemişti. Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel de Türkiye’ye yönelik politikalarının “yeni bir yönde ilerlemesi” gerektiğini belirtmişti.

‘Zulümden kaçamayan halk’: Arakanlı Müslümanlar

Güneydoğu Asya ülkesi Myanmar’da Ekim ayından bu yana Arakanlı Müslümanlara yönelik büyük bir operasyon yürütülüyor. İngiltere merkezli Myanmarlı Rohingyalar Organizasyonu, operasyonda Ekim ayının başından bu yana ölenlerin sayısının 400’ü aştığını bildirdi.

Birleşmiş Milletler (BM), Myanmar’ı Arakan Müslümanlarına etnik temizlik uygulamakla suçluyor.

BM yetkilileri tarafından “dünyanın en çok zulüm görmüş olan ve bu zulümden kaçamayan halkı” olarak nitelendirilen Arakanlı Müslümanlara yönelik son operasyonlar, Myanmar’ın Bangladeş sınırındaki küçük bir kasabada yaşananlarla başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Filistin Lideri Mahmud Abbas'la Görüştü
Arakan Müslümanları

9 Ekim’den bu yana neler yaşandı?

428 kişi Öldürüldü

192 kadın tecavüze uğradı.

440 tutuklandı.

160 işkence ihbarı rapor edildi.

1780 ev yakıldı ya da kullanılamaz hale getirildi.

Kaynak: BROUK(20 Kasım itibarıyla)
—————————————-

9 Ekim’de bıçaklı saldırganlar Raghine kasabasındaki polis karakollarına saldırdı, 9 polis memuru öldürüldü.

Myanmar hükümeti saldırıyı yurtdışı kaynaklı radikal İslamcıların gerçekleştirdiğini açıklayarak, Arakanlı Müslümanları hedef alan geniş çaplı operasyonlar başlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Filistin Lideri Mahmud Abbas'la Görüştü

İnsan hakları örgütleri, ordunun Arakanlı Müslümanlara ait köyleri tamamen haritadan sildiğini, pek çok sivilin yaşadıkları yerleri terk etmek durumunda kaldıklarını söylüyor.

Komşu ülke Bangladeş’e kaçan bazı Arakanlı Müslümanlar, kaldıkları kamplarda BBC’ye konuşmuş ve Myanmar ordusunun evlerini, camilerini yakıp sivilleri öldürdüğünü söylemişti.

New York merkezli insan hakları kuruluşu Human Rights Watch’un (İnsan Hakları İzleme Örgütü) yetkilileri yıkılan evlerin sayısının bini aştığını söylüyor ve “Acilen BM’nin bölgeye bağımsız denetçiler göndermesine izin verilmeli” diyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Filistin Lideri Mahmud Abbas'la Görüştü

HRW Asya Direktörü Brad Adams, “Son uydu fotoğrafları, Arakanlıların köylerindeki yıkımın hükümetin dile getirdiğinden çok daha büyük olduğunu gösteriyor” diye konuşuyor.

BM ise Arakanlıların yaşadıkları köylerin neredeyse tamamının “güvenlik bölgesi” ilan edildiğini, 150 bin kişiye gidecek olan yardımları ulaştırmanın şu an için mümkün olmadığını belirtiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Filistin Lideri Mahmud Abbas'la Görüştü

1990’lı yıllarda Nobel Barış Ödülü almış olan Myanmar lideri Aung San Suu Kyi, ordunun Arakanlıların köylerindeki operasyonları konusunda sessiz kaldı.

Hükümet ne yapıyor?

Myanmar’ın fiili lideri olan Aung San Suu Kyi, Arakanlılara yönelik operasyonlar konusunda şu ana kadar kapsamlı bir açıklama yapmadı.

1991 yılında “demokratik haklar için gösterdiği pasif direniş” nedeniyle Nobel Barış Ödülü verilen Aung San Suu Kyi, Arakanlılara yönelik insan hakları ihlallerinin kapsamlı bir soruşturmayla inceleneceğini söylemiş ancak ordunun operasyonlarını eleştirmemişti.

Myanmar’da güvenlik konusundaki karar mekanizmasında tek söz sahibi kuruluş ordu.

Bangladeş artık Myanmar‘dan gelen Arakanlı Müslümanları geri iade edeceğini söylüyor.

Komşu ülke Bangladeş ne yapıyor?

Pekçok Arakanlı Müslüman Ekim ayında başlayan operasyonların ardından ülkeden kaçmaya çalışıyor.

30 bini aşkın Arakanlı operasyonların başlamasından bu yana evlerini terk etmiş durumda.

Gittikleri ilk yer ise komşu ülke Bangladeş.

Son haftalarda Bangladeş’e giden Arakanlı sayısının 2 bini aştığı tahmin ediliyor.

Ancak Bangladeş hükümeti, Çarşamba günü yaptığı bir açıklamada, ülkeye kaçak yollardan giren Arakanlıların Myanmar’a iade edileceğini söyledi.

Bangladeş’in sınır kasabası Cox’s Bazar karakolunda görevli polis memuru Shyamol Kumar Nath, Fransız haber ajansı AFP’nin sorularını yanıtlarken, 70 Arakanlıyı sınırı geçmeye çalışırken yakaladıklarını ve Myanmar’a geri göndereceklerini söylüyor.

Arakanlılar ise geri gönderilmeleri halinde Myanmar ordusu tarafından öldürüleceklerini vurguluyorlar.

GÜNÜN ÖNEMLİ GELİŞMELERİNİ SİZLER İÇİN DERLEDİK.

[divider]

 

Twitter | Facebook | Pinterest | Akademi Portal Arşiv |  Akademi Portal | Haber

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here