Kadınların doyurucu bir seksten sonra boşalmaları veya orgazma ulaşabilmeleri için haz noktalarının uyarılması önem taşıyor. Utanç duygusu, çekingenlik ve kendini ifade edememe durumları nedeniyle, kadınların cinsel yaşamlarıyla ilgili yorumları “iyi” olmaktan öteye gidemiyor ve partner ilişkileri çıkmaza giriyor. Oysaki sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam her kadının ve erkeğin hakkı…

SEKSTE KONUŞMANIN GÜCÜ…

Çoğu kadının en büyük yanılgısı cinselliğin sadece penetrasyondan (penis-vajina ilişkisinden) ibaret olduğu… Aksine, cinsellikten her seferinde farklı hazlar almak mümkün… Kadınların nelerden zevk aldıklarını partnerlerine sözle ifade etmemeleri ya da edememeleri hâlâ günümüzde cinsel sorunların oluşum nedenlerinin başında geliyor. Bu nedenle kadınların posta kutularını boşaltmaları yani içlerine attıkları duygularını konuşarak sözle ifade etmeleri gerekiyor. Tercih edilen dokunuşları açıklamak ve yol gösterici olmak, daha önce tadılmamış zevklere ulaşılmasına ve cinselliğin bambaşka yönlerinin keşfedilmesine olanak sağlayabiliyor. Çünkü konuşmak, istekleri ifade etmenin ve karşılığında geribildirim almanın en basit ve kesin yöntemi… Fakat sevişme sırasında beden dilini kullanmak, inlemek ya da mırıldanmak da olağan çözüm yollarından biri… Çiftin cinsel ihtiyaçları ve zevkleri hakkında konuşmalarının, aralarındaki yakınlığı artırdığını ve cinsel ilişki seviyelerini geliştirdiğini söylemek mümkün… Partnerlerinin zevk aldığını fark eden erkekler seks eyleminde başarılı olduklarını düşünerek onların hangi durumlarda, neden ve nasıl tepki verdiklerini daha kolay algılayabiliyorlar ve sağlıklı geri bildirimler verebiliyorlar. Böylece, cinsel ilişkinin devamında ve bir sonrakinde öğrenmiş ve keşfetmiş oldukları algılarına göre daha doğru hareket edebiliyorlar. Erkeklerin standart donanımlarında kadınları mutlu etmek var… Bu nedenle, konuşarak ya da beden dilini kullanarak kadınların posta kutularını boşaltmaları hayallerindeki sekse kavuşmaları için önemli bir adım olabiliyor.

BEDENE KULAK VERMEK…

Yapılan araştırmalardan elde edilen verilere göre, seksten zevk alabilen kadınların bedenlerine kulak verdikleri görülüyor. Bunu yapabilmek için kadınların ihtiyaç duydukları şeylerin başında seks sırasında haz aldıkları durumları partnerlerine ifade etme yetilerini geliştirmek… Cinsel birleşme sırasında gerçek anlamda doyuma ulaşabilmek diğer bir değişle, seksi doruk noktasında yaşayabilmek için, iki vücudun bir olması gerektiğinin unutulmaması gerekiyor. Bu da, ancak partnerlerin vücutlarını karşılıklı tanımaları için iletişime geçmeleriyle, konuşmalarıyla veya birbirinin vücutlarını tanımalarını sağlayacak küçük oyunlar oynamalarıyla mümkün… Seks oyunlarında kadınların partnerlerini yönlendirme görevlerini üstlenmeleri gerekiyor. Çünkü erkeklerin kadınları hazza ulaştırdıklarını görmeleri oldukça hoşlarına gidiyor. Böylece, erkekler dokunuşlarını nerede kullanacaklarını öğrenerek cinsel tatmini daha sınırsızca yaşayabilme olanağına kavuşabiliyorlar.

BİRLİKTE DUŞ ALIP OYNAŞMAK…

Cinsel birleşme sırasında ya da öncesinde çiftin birbirlerine karşı açık saçık ifadelerle konuşabilmeleri için en önemli kıstas “samimiyet”… Samimiyeti sağlamak için çiftin birbirlerinin vücutlarını tanımaları ve alışmaları, birlikte çıplak olarak vakit geçirmeleri çok önemli… Bunun için birlikte duş almayı, birbirlerine sarılarak uyumayı ya da birbirlerinin yanında rahatça soyunmayı denenebiliyorlar. Eğer çift cinsel ilişkiye başlamadan önce duş almayı tercih ediyorsa, birlikte duş almayı ve duş sırasında birbirlerine masaj yapmayı deneyebiliyor. Böylece hem seks için iyi bir başlangıç yapabiliyorlar hem de çekingenliklerini yenerek cinsel arzu, istek ve beklentilerini daha rahat bir şekilde sözle dile getirebiliyorlar.

TABULARI YIKMAK ÖNEM TAŞIYOR…

Cinsellik doğal bir ihtiyaç… Ülkemizde hâlâ tabu olarak görülen cinselliği, rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilme, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatı olarak tarif ediyoruz. Bu sanatın iyi bir şekilde icra edilebilmesi için, kadınların erkekler gibi seksten haz almaları ve cinsellik üzerine konuşma becerisi kazanmaları gerekiyor.

YATAK SOHBETİNİN GÜCÜNÜ KEŞFEDİN…

Seks öncesi, seks sırasında ve seks sonrasında yapılan sohbet çiftin hem aralarındaki bağı güçlendiriyor hem de ilişkilerine renk katıyor. Erkekler genellikle seksten sonra kendi kabuklarına çekiliyorlar. Kadınların bu durumu anlayışla karşılamaları ama kabullenmemeleri ve yatak sohbetleri yapmak için onları teşvik etmeleri gerekiyor. Bu onların ilişkilerinin ve seks hayatlarının daha iyiye gitmelerini sağlıyor. Peki, yatakta neleri konuşmak neleri konuşmamak doğru olur? “Bana sarılış şekline, öpüşüne, dilinle veya elinle yaptığın şeylere bayılıyorum!”, “Çok güzelsin!”, “Çok tatlısın!”, “Kokuna bayılıyorum!”, “Seks yaparken bana küfretmen ve ayıp şeyler söylemen beni deli ediyor!”, “Hadi tekrar yapalım!”, “Oral seksin beni çıldırtıyor!”, “Hadi üstüne cila çekelim!” gibi cümleleri yatakta konuşmak mümkün… Erkek kadının kulağına birkaç kelime fısıldıyor ve o hızlı hızlı soluk alıp vermeye başlıyor. Erkek konuşmaya devam ediyor ve o daha fazla tahrik oluyor. Sonunda kadın erkeği gerçekten istiyor ama erkek “Henüz değil! Sabırla beklemen lazım! Hak etmen lazım!” diyor. Kadın daha fazla isteyene kadar erkek konuşmaya devam ediyor… Çiftin bu şekilde tutkulu konuşması ve bunu bilmiyorlarsa öğrenmeleri mümkün…

ÖZLER ŞELALEDEN DÖKÜLEN SULAR GİBİ…

Seks hayatında başarısızlığa uğrayan birçok çift bu durumu yenilgi olarak yaşıyor, genellikle bir daha denemeye cesaret edemiyor. Tekrar seks yapmak için çok uzun zaman beklemek gerektiğini düşünüyor. Ya da seks istese bile partnerinin onu ret edeceğini düşünüyor. Tabi ki bu tür olumsuz düşünceleri ve duyguları içselleştiren çiftler “Boşa uğraşıyoruz, biz başaramayız, bizden geçti!”türünde ifadeler kullanıyor genellikle… Bu durum ise çiftin ilişkisini veya seks hayatlarını bitirebiliyor. Bu yüzden sözlerin ve düşüncelerin şelaleden dökülen sular gibi olduğunu hatırlamak gerekiyor, olumlu ise çifte haz veriyor, olumsuz ise çiftin ilişkisini zedeliyor.

SÖZÜN EFENDİSİ OLMAK…

Hermes, “zamanı ölçen ve hesaplayan Tanrı” olarak tarihe geçti… Hermes’in yerinde ve etkili konuşmanın gücü ve sesin etkisi konusundaki derin bilgisi sayesinde, doğru tonlamalarla istediği her şeyi gerçekleştirdiği söyleniyor. Yani sesin ve sözün etkisi ve hatta ilahi niteliği, eskiden beri bilinen bir gerçek… Kadim öğretilerde “Daha hiçbir şey var olmamışken, söz vardı!” denmesinin sebebi bu… Güzel konuşma sanatı olan “retorik” başlı başına bir bilim… İşte bu bilimin en kadim üstadı olan Hermes, dili tüm kıvraklığıyla kullanıp, öğretisini etkili kılmak için ondan yararlandı… Hermes’in “sözün efendisi” olarak betimlenmesi bundan… Bu nedenle seks hayatını şekillendiren ve seksten alınan hazzı etkileyen temel faktörlerden biri seksi algılama biçimi, davranış biçimi ve bu davranışları sözle ifade etme biçimi olarak biliniyor. Bazı çiftler kendi seks sözcüklerini kendileri yaratıyor. Böylece başka insanların içinde de bunu konuşabiliyorlar. Kalabalık bir ortamda ya da çocuklarının yanında bu cümleleri söylemek seksi çağrıştırabiliyor. Çiftler cinsel tekniklerini geliştirmek istiyorsa, partnerinin yatakta nelerden hoşlandığını konuşmak için zaman ayırmalı… Çift ne kadar çok şey biliyorsa, o kadar iyi bir seks partneri olabiliyor. Çoğu erkek şehvetin pençesindeyken açık saçık kelimeler kullanılmasını, partnerlerinin müstehcen konuşmayı öğrenmesini istediğini söylüyor. Çünkü cinsel içerikli konuşmalar seks hayatında heyecanı artırıcı ana bir etken olabiliyor.

(Konu 2) Penisin ve Vajinanın Büyüklüğünün Cinsel Doyuma Olan Etkileri

Aşağılık kompleksi, eksiklik duygusu, kendinden ve cinsel organlarından memnun olmama gibi, cinsel tepkileri zayıflatan veya cinsel isteği azaltan, cinselliği olumsuz etkileyen birçok faktör var. “Penisin büyüklüğü kadının cinsel doyuma ulaşmasında rol oynar mı?”, “Vajina büyüklüğü kadının cinsel birleşmeden zevk almasını etkiler mi?”, “Çok geniş olan vajina ve vajina girişi için bir şey yapılabilir mi?”, “Kadın hiç çocuk doğurmadıysa, aktif bir cinsel yaşam aşk kaslarında ve cinsel organlarda gevşemeye neden olabilir mi?” gibi birçok soru çiftlerin kafasını karıştırabiliyor. İşte tüm bu soruların yanıtı…

BOYU DEĞİL İŞLEVİ ÖNEMLİ, ÇÜNKÜ…

Erkekler tarafından en çok takıntı yapılan konuların başında penis boyu sorunları gelir. Penis boyu ortalama 14 santimetre olmakla beraber 8–18 santimetre arası olan penisler normal boyutlarda kabul edilmektedir. Sanıldığının aksine, penis boyuyla cinsel performans arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Ancak bazı kadınlar iri yapılı bir erkeği görür görmez cinsel bakımdan hemen uyarılırlar. Oysa gerçekte sertleşmiş penisin büyüklüğü ile erkeğin bir kadını cinsel bakımdan doyurabilme yeteneği arasında pek az ilişki vardır. Ayrıca, “Penis ne kadar büyük olursa, erkek cinsel eş olarak o kadar erkeksi ve başarılı olur!” şeklindeki inanç doğru değildir, cinsel mittir, hurafedir. Kadın psikolojik bakımdan ters yönde bir inanca koşullanmadıysa, tek başına penis büyüklüğü kadının cinsel tepkisini ya da birleşmeden doyum sağlamasını etkilemez. Çünkü vajinal uyarı vajinanın 1/3’lük giriş kısmında yoğunlaşır. Yani cinsel birleşme sırasında vajinanın en duyarlı bölümü, girişe yakın alt kısımlarıdır. Penis, büyüklüğü ne olursa olsun, vajinanın bu kısmına değecek penis bir uyarıcı görevi yapacaktır. Üstelik kadının asıl cinsel duyarlık merkezi vajina değil, klitoristir. Cinsel birleşme sırasında klitoris erkeğin penisine değil, penisin üstünde yer alan kıllı pubis bölgesine değer ve bu bölgenin basıncıyla uyarılır. Bu da penis boyuna yönelik takıntıları temelden yıkmaktadır. Buradan yola çıkarak söylenebilinir ki, mutlu ve tatmin edici bir cinsel yaşam için penis boyu tek kıstas olamaz. Çiftin birbiriyle açık ve samimi bir iletişim kurması, birbirilerinin arzu, istek ve beklentilerine değer vermeleri, doyurucu ve sağlıklı bir cinsel yaşam için oldukça önemlidir. Ancak “vajina normal büyüklükte, klitoris sertleşmiş ve vajina yeterince ıslak olduğu halde, penisin fiziksel rahatsızlık doğuracak kadar büyük olması ve cinsel birliktelik sırasında vajinaya yeterince temas edemeyecek ölçüde küçük olması” seks için sorun yaratabilir ancak bir şekilde, yeni sevişme tekniklerinin öğrenilmesiyle bu sıkıntı da çözümlenebilir.

CİNSEL İLİŞKİ KANAMALI, AĞRILI VE ACILI OLMAZ!

Kadınların vajinalarının cinsel birleşme için fazlasıyla küçük veya büyük olup olmadığı ya da kullanılmamaktan ötürü küçülüp küçülmediği merak edilen oldukça yaygın bir durumdur. Anormal derecede küçük ya da büyük vajinaları olan çok az sayıda kadın vardır ama bunlar yalnızca istisnadır. Gerçekte kadının fiziksel boyu, bedeni ya da yaşı ne olursa olsun vajina her boydaki erkek penisini almaya fiziksel olarak müsaittir. Çünkü vajina çocuk doğururken bebeğin çıkabileceği kadar esneyebilen, uzayabilen ve genişleyebilen bir organdır. Cinsel uyarıların sürdürülmesiyle normal bir vajina her büyüklükteki penisin bütünüyle girmesine uyacak tarzda genişleyebilir. Kadın yeterince uyarılmış ve vajinası yeterince ıslanmışsa, çoğu zaman ilk cinsel birleşmede bile penisin girişi kolayca başarılır. İlk cinsel birleşmenin daima sancılı olacağı ve kızlık zarının kanayacağı düşüncesi yersizdir, yalandır, hurafedir, cinsel mittir. Çünkü cinsel ilişki ağrı ve acı yapmaz. Kadının cinsel ilişki sırasında yeterince uyarılır, ıslanır ve kendini kasmazsa ne ilk cinsel ilişkilerde ne de sonraki ilişkilerinde ağrı ya da acı olmaz. Vajinanın görevi penisi içine almak ve neslin devamını sağlamaktır. Vücudumuzdaki diğer organlar görevlerini yerine getirirken nasıl ki ağrı ya da acı yaşanmıyorsa, vajina da haz alıp-verme olan görevini yerine getirirken ağrıya ve acıya neden olmaz. Kızlık zarı vajina girişinin hemen yakınında, doğuştan delik olan, esnek bir yapıdır. Aslında kanama olmaması normalde beklenen bir durumdur. Normal şartlar altında, normal bir kızlık zarı ister ilk gece olsun ister yüzüncü gece olsun, kanamaz, delinmez, patlamaz, yırtılmaz. İlk cinsel ilişki sırasında penis vajinaya girdiğinde kızlık zarında hafif bir açılma olur. Bu noktada kadın rahat olur ve kendini kasmaz ise ve yeterince ıslanırsa bu girişi hissetmez. Kızlık zarının açılması denilen olgu giyilen ince çorabın bir yere takılması ve kaçması gibidir. Ayrıca kızlık zarından gelen kan, parmağın kesilerek kanaması gibi değil, belli belirsiz bir sıvıdır, bu da kadın rahatsa, kendini kasmazsa, ıslanması tam olmuşsa ve erkek acele etmezse hiç fark edilmez bile.

VAJİNİSMUS OLABİLİR…  TIKLAYIN – VAJİNUSMUS TESTİ

Vajina girişi ve kızlık zarı bazen yapısal (anatomik) olarak anormal olabilir, çok dar olabilir, bu durumda ilk cinsel birleşmede sorunlarla karşılaşılabilir. Hiç tampon kullanmamış ve vajina girişinin elle genişletildiği sevişme oyunlarına katılmamış kadınlar için anormallikler kötü bir sürpriz yaratabilir. Bu nedenle, çok nadir görülen bu durumları önceden tespit etmek için, evlenmeden veya ilk cinsel birlikteliklerden önce bir jinekologa başvurmak ve genel bir kontrol muayenesi olmak gerekir. Bu kadınlarda penisin girişi sırasında vajina girişinde duyulan acı ve daha seyrek olarak da penisin vajinaya girememesi durumları, cinsel hazzı önleyebilir. Neyse ki, her şeye rağmen, nazikçe ama kuvvetle gerildiğinde vajina ve vajina girişinde yer alan kızlık zarı pek direnemez. Ama bazen sorun çıkabilir, beklenmedik kasılmalar olabilir ve vajinaya dair korkular geliştirilebilir. Bu gibi durumlarda vajinanın küçük ya da aşırı derecede dar algılanmasının nedeni vajinismus yani seks yapma korkusu olabilir.

VAJİNAL GEVŞEKLİK SENDROMU…

Vajinal gevşeklik sendromu; yaş, doğum, hormonsal faktörler ve genetik yapı gibi nedenlerle vajina girişinin ve vajina kanalının iç çapının artması ve buna bağlı olarak zamanla cinsel isteğin azalması ve kaybolmasıyla seyreden bir rahatsızlıktır. Bu durumda genişleyen vajina girişi ve vajina kanal çapı, cinsel ilişki sırasında oluşan sürtünmenin daha az hissedilmesine, zamanla hissin kaybolmasına, buna bağlı olarak çiftin duyduğu cinsel hazzın azalmasına ve cinsel doyumsuzluğa neden olabilir. Çünkü vajina genişler ve penisi yeterince sıkı kavrayamamaya başlar. Vajinaların çok gevşek olmasından yakınan kadınların çoğu kırkına yakın ya da kırkını aşkın ve en az iki çocuk doğurmuş kadınlardır. Doğum sırasında en iyi bakım sağlansa da, çocuk doğurmanın kaçınılmaz zorlaması ve basıncı vajina duvarlarının ve girişinin normalde sıkı olan kas ve bağ dokularını zayıflatıp gevşetebilir. Kadınlar “Artık penis vajinamı doldurmuyor gibi hissediyorum!” derken, erkekler “Artık penisim vajinanın içinde kayboluyor sanki!” demeye başlarlar. Hatta bazı kadınlarda, vajina girişinin çok gevşek olması birleşme sırasında klitorisin uyarılmasını da önleyebilir.

VAJİNA GENİŞLEMESİNDE NE YAPMALI?

Vajina genişlediğinde ve eski sıkı yapısını kaybettiğinde cinsel birleşme pozisyonunun değiştirilmesi yararlı olabilir. Vajina kanalını ve vajina girişini sıkılaştırmak için penis vajinaya girdikten sonra kadınlar bacaklarını bitiştirebilirler ve böylece daha sıkı bir temas sağlanabilir. Kadınların sırt üstü yatarken, üzerlerindeki eşlerinin bacaklarını kendi bacaklarıyla sararak ve kendilerini kasarak bu manevra kolayca gerçekleştirilebilir. Vajina girişinin fazla gevşek olması cinsel birliktelik sırasında klitorisin yeterince dolaylı uyarılmasını önlüyorsa, kadının üstte olduğu pozisyon ya da yan yana pozisyon sorunu çözmede işe yarayabilir. Bu pozisyonlarda penis vajinaya iyice girdiği zaman klitoris doğrudan uyarılacaktır. Ayrıca aşk kaslarına yaptırılan egzersizler (Kegel egzersizleri), vajina gevşekliği sorununu önemli ölçüde giderecektir. Yoga egzersizleri de bu konuda kadınlara yardımcı olabilir. Bu egzersizlere ek olarak aşk kaslarını güçlendirebilecek birtakım aletler de işe yarayabilir. Bunun için özel olarak tasarlanan vajina yumurtaları ve ağırlıkları kullanabilir. Tüm bunlara rağmen sorun devam ediyorsa, vajinayı normal boyutlarına getirecek, vajinaya yönelik estetik ameliyatlara başvurulabilir. Ayrıca kadınlar kilolarına da dikkat etmeli, yağlı yiyecekler ve karbonhidratlardan uzak durmalıdır. Fazla kilo pelvik tabana ek yük bindiriyor. Bu nedenle öğünlerde taze meyve ve sebze tüketilmesi, cinsel sağlığı da olumlu anlamda etkileyecektir.

ÇOK SEKS YAPMAK VAJİNAYI GEVŞETMEZ…

Kadın hiç doğum yapmadıysa, aktif bir cinsel yaşam genital bölgede ve aşk kaslarında gevşemeye ve vajinanın fazla genişlemesine neden olmaz. Yani “Çok seks yapmak vajinayı gevşetir!” sözü doğru değildir. Kadın birden fazla ve iri yapılı erkeklerle sık sık cinsel birleşme yapsa bile vajinası gerginliğini ve esnekliğini büyük ölçüde koruyacaktır. Genital bölgedeki organ sarkmaları aşk kaslarındaki ve vajinadaki gevşekliği esas olarak çocuk doğurmanın olumsuz bir sonucudur. Ancak ilerleyen yaş ve menopoz yaşanan sorunları ağırlaştırabilir, hatta daha erken ortaya çıkmasına neden olabilir.

konu 3 – Mastürbasyonu Hakkında En Çok Sorulan Sorular ve Yanıtları

1-KIZLIK ZARINA ZARAR VERMEDEN NASIL MASTÜRBASYON YAPILIR?

Kadın ya da erkek, kişilerin cinsel doyuma ulaşabilmek için kendi kendilerini uyararak yaptıkları eyleme mastürbasyon deniyor. Aşırıya kaçılmadığı ve normal bir cinsel ilişkiye tercih edilmeği sürece mastürbasyon zararlı bir şey değil, kişisel bir seçim… Çok küçük yaşlarda keşfedilen ve kadının en duyarlı cinsel organlarından biri olan klitorisin uyarımı için, genellikle dokunma ya da sürtünme yolu tercih ediliyor. Özelikle hiç cinsel birliktelik yaşamamış bakire bir kadın, kızlık zarına zarar vermemek için klitorisiyle oynayabiliyor, küçük dudakların üst birleşim köşesinde bulunan ve dokunulduğu zaman ele gelen klitorise dokunarak mastürbasyon yapabiliyor. Kadınlar bunu üç şekilde başarıyor, ya klitorisleriyle ritmik bir şekilde oynayarak, ona hafif baskı yaparak ya yastık, yatak gibi herhangi bir şeye sürtünerek ya da banyoda basınçlı su tutarak mastürbasyon yapıyorlar. Bu üç eylem kızlık zarına zarar vermiyor. Bu nedenle bakire kadınların kızlık zarına zarar vermemeleri için önce vajina girişinin yerini bilmeleri ve buraya bir şey sokmamaları gerekiyor. Yoksa bakirelikleriyle ilgili bir sorun yaşayabiliyorlar. Sonuç olarak vajina deliğine parmak veya başka bir cisim sokmadan yapılan mastürbasyon hiçbir şekilde kızlık zarına zarar vermiyor.

2-KADINLAR CİNSEL İLİŞKİYLE Mİ MASTÜRBASYONLA MI DAHA KOLAY BOŞALIR VEYA ORGAZM OLUR?

Boşalmanın bilimsel kaynaklara ve yapılan çalışmalara bakıldığında iki başlıkta ele alındığı görülüyor. Bunlardan birisi klitoral boşalma (direk klitoral boşalma) diğeri ise vajinal boşalma (dolaylı klitoral boşalma) şeklinde karşımıza çıkıyor. Klitoral boşalma direk klitorise yapılan baskı ile gerçekleşen boşalma ve daha kısa sürede gerçekleşiyor. Vajinal boşalma ya erkeğin penisinin vajinaya girip çıkarken klitorise yaptığı baskı gibi ya da klitorisi yerinde tutan bağların, penisin vajinanın içerisindeki hareketi sırasında, klitorise yaptığı uyarılar sonucunda meydana geliyor. Klitoral boşalma ile vajinal boşalma fizyolojik olarak aynı… Fakat duygusal anlamda hissedilen, yaşanılan zevk anlamında fark var…. Çünkü vajinal boşalmada bir öteki ile birlikte olmak, onunla tamamlanıp bütünleşmek kadına çok daha yoğun duygular yaşatıyor. Boşalma ve orgazm oluşumu için en önemli faktörler olan “uygun partner, uygun mekân, uygun zaman, uygun yoğunlukta uyarılarda bulunma, uygun sürede uyarma ve uygun taleplerde bulunma şeklinde 6 U kuralına uyulması gerekiyor. Kadınların çoğu, cinsel ilişkiye oranla mastürbasyon yaparken çok daha rahat ve kolay boşalıyor. Çünkü mastürbasyon kişinin kendi bedenini tanımasıyla ilgili bir durum… Mastürbasyon sırasında kadın, bedenindeki algıları, ruhsal durumuyla birleştirerek daha yoğun bir keyif alıyor. Bir cinsel ilişkide kadının orgazm olabilmesi için, öncelikle kendi bedenini tanıması ve kendi duygularına yabancı olmaması gerekiyor. Bunun yolu da mastürbasyonla kendi bedenini tanımaktan ve keşfetmekten geçiyor. Kadınların mastürbasyonla aldıkları keyfi cinsel ilişkiden beklememeleri gerekiyor. Çünkü her ikisi farklı eylemler… Kadınlar cinsel birliktelik yaşarken daha çok ruhsal doyuma önem veriyorlar. Bu nedenle kadınların bir erkeği algılamaları, onlarla bedenlerini ve ruhlarını birleştirmeleri ayrı bir konu, kendi bedenlerine, klitorislerine dokunarak zevk almaları, boşalmaları ve orgazm olmaları ayrı bir olgu…. Bunun ikisini birbiriyle mukayese etmek doğru değil… Çünkü birisi bireysel bir eylem, diğeri iki kişiyle yaşanan çok özel bir deneyim… Kadınların yaklaşık olarak %75’i boşalabilmek için klitoral uyarılmaya ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle kadınların cinsel ilişki sırasında da kadın klitoral olarak uyarılmaları gerekiyor. Bu elle ya da klitoral uyarım gerçekleşebilecek bir pozisyonla olabiliyor.

3-KADINLAR HER MASTÜRBASYON YAPTIĞINDA BOŞALIR MI VEYA ORGAZM OLUR MU?

Boşalma bedensel bir rahatlamayken orgazm ise bu bedensel rahatlamaya ruhun eşlik ettiği çok yüksek haz veren bir durum… Kadın eğer fantezi kuruyorsa ve bedeninden almış uyarıları fantezileri ile birleştirebiliyorsa, doğru ve ritmik klitoris uyarılarında bulunuyorsa çok rahat bir şekilde her mastürbasyonda boşalabiliyor. Ama mastürbasyonda orgazm olmak şart değil… Burada önemli olan, bedenin keşfi ve bedenin belli bir noktaya geldikten sonra rahatlaması… Bu nedenle, her mastürbasyon boşalmayla bitebiliyor ama orgazmla bitmek zorunda değil…

4-SERT BİR CİSİMLE MASTÜRBASYON YAPMAK ZARARLI MIDIR?

Bakirelerin sert bir cisimle mastürbasyon yapmaları çoğu zaman vajinalarına zarar vermez ama kızlık zarlarına zarar verebilir. Bu nedenle bakire kadınların sert bir cisim yerine kendi parmaklarını kullanmaları veya sürtünme yolunu seçmeleri gerekiyor. Evli kadınların ise vajinalarının içine sert bir cisim yerleştirme gibi bir sorunları olmaz… Bununla birlikte kadınların zevk almalarına yardımcı olan şey vajinalarına giren cisimlerden ziyade klitorislerinin doğru ve ritmik bir şekilde uyarılmasıdır. Ayrıca kadınların cinsel organları çok hassas olur, bu yüzden vajinaya zarar verecek nitelikteki cisimlerin mastürbasyon sırasında kullanılmaması önem taşıyor. Bu yüzden parmak en iyi bir tercih…

5-MASTÜRBASYON YAPARKEN BEKÂRETİNİ KAYBEDEN GENÇLERİN PSİKOLOJİSİ NASIL OLUYOR?

Mastürbasyon yaparken bekâretini kaybeden kadınlarda en sık görülen psikolojik sorunlardan biri suçluluk duygusu… Bunu erkekler tarafından beğenilmeme, bakire olmadığı için evlenememe korkusu ve adet döngüsünün bozulacağından yani adet gün ve miktarındaki artışın aileler tarafından fark edilebileceğinden dolayı yaşanan endişeler takip ediyor. Özellikle bu endişelerden dolayı, herhangi bir kadın hastalığı baş gösterdiğinde kadınlar sorunu ailesiyle veya bir hekimle paylaşmaya korkuyorlar ve bu da ileriki dönemlerde ciddi sorunlar yaşanmasına neden olabiliyor. Bunların dışında, erken yaşta bekâretini kaybeden gençlerde kirlenme duygusu da oluşabiliyor. Özellikle erkek arkadaşı kaybetmeyi göze alamama durumunda yaşanılan bekâret kaybında kirlenme duygusu daha çok görülüyor.

6-KADINLAR MASTÜRBASYON ALDIKLARI ZEVKİ NASIL ARTIRABİLİR?

Kadınların mastürbasyon yaparken aldıkları zevki arttırmalarının yolu klitoristen geçiyor. Klitoris her kadında farklı büyüklükte olabiliyor. Ayrıca her kadının klitorisinden aldığı zevk farklı bir şekilde hissedilebiliyor ve klitoral uyarılma biçimleri farklı olabiliyor. Bu nedenle kadınların mastürbasyon yaparken aldıkları zevki artırmaları, klitorislerini uyarım şekillerine göre değişiklik gösterebiliyor. Bazıları baskı yaparak, bazıları sürtünerek, bazıları ritmik bir titreme hareketiyle, bazıları da sadece dokunarak boşalabiliyor. Klitorisini keşfeden ve klitorisini nasıl uyaracağını bilen her kadın boşalma ve orgazm yolunda önemli bir adım atmış oluyor. Kadınlar kendi parmaklarıyla, bebeği yağı veya başka bir kayganlaştırıcı kullanarak klitorislerini uyarırlarsa daha kolay boşalabiliyor ve orgazm olabiliyor. Böylece kadınlar mastürbasyondan almış oldukları keyfi arttırabiliyorlar. Bebe yağı zararlı olmadığı için kadın sıklıkla kullanabiliyor.

konu 4- Erken Boşalan Erkekler

Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, çok az bir uyarılmayla ve kişinin istemesinden önce, vajinaya girme öncesi, girer girmez ya da hemen sonra boşalma olması erken boşalma olarak tanımlanmaktadır.

Erken boşalmanın en iyi profesyonel tanımı, cinsel ilişkilerinin çoğunda erkeğin ne zaman boşalacağı üzerinde gönüllü, bilinçli kontrolünün olmamasıdır. Önemli olan boşalma refleksi üzerinde istemli denetimin olmaması ve yüksek uyarılma düzeylerine, refleks olarak boşalmanın ortaya çıkmadan dayanılamamasıdır. Yani erken boşalmada önemli olan süre değil, boşalma refleksi üzerinde dolaylı olarak istemli bir denetimin olup olmamasıdır. Denetimsizliği tanımlamada “erken” sözcüğü uygun olmadığından “erken boşalma” yerine “denetimsiz boşalma” ya da “istemsiz boşalma” terimlerinin kullanılması daha uygun olacaktır.

Normal koşullarda uyarıldıktan sonra yaşanması gereken ve çiftin bir süre ilişkide kalması dönemi olan plato erken boşalan erkeklerde ya çok azdır ya da mevcut değildir. Yani gönüllü uzatma veya erteleme noktası mevcut değildir. Bu durumu hastalar aşağıdaki gibi ifade edebilirler: “Giremeden veya birkaç kez gidip geldikten sonra hemen boşalıyorum.” “O an geldiğinde kendimi kontrol edemiyorum.” “Kendimi yetersiz ve değersiz hissediyorum.” “Utanmaktan ve özür dilemekten sıkıldım.” “Her seferinde korktuğum başıma geliyor.” “Hemen girsem, dışarıya boşalmasam istiyorum.” “Her şey çok hızlı gelişiyor, kendimi kontrol edemiyorum.” “Artık bezdim ve yoruldum.”

Erken boşalma tanı kriterlerim şunlardır: (1) Penis vajina birlikteliğinin 7 dakika ve üstünde sürdürülememesi. (2) Yaşanan seksüel aktivitelerde bayan partnerin tatmin olmaması. (3) O an geldiğinde erkeğin kendini tutmak istemesine rağmen denetimsiz ve istemsiz bir şekilde boşalma refleksi üzerinde dolaylı bir kontrolünün olmaması.
(4) Yenileyici ve tekrarlayıcı bir biçimde her cinsel ilişkide denetimsiz boşalmanın gerçekleşmesi. (5) Haftada 1 veya 2 cinsel birleşmeden oluşan düzenli bir cinsel hayata rağmen yukarıdaki sorunların 6. aydan sonra da devam ediyor olması.

Erkeklerin 3 büyük korkusu vardır. Bunlar; (1) “ya penisim sertleşmezse”, (2) “ya önsevişme sırasında vajina içine girmeden penisim inerse” ve (3) “ya partnerim boşalmadan erken boşalırsam” şeklindedir. Ancak ön sevişmeyi boşalmadan uzun süre sürdürebilen bir erkek, vajinal ilişkiyi de o kadar süre devam ettirebilir. Ayrıca konuşma, araba kullanma, yemek yeme gibi günlük davranışlar cinsel yaşamla çok yakından ilgilidir. Bir cinsel terapist olarak ortak rahatsızlıkları olan insanların ortak özellikler sergilediklerini gözlemledim. Mesela erken boşalıp da yavaş araba kullanan ya da yemeğini yavaş yiyen bir erkek görmedim. Bunlar son derece ciddi ve yaygın meseleler. Örneğin genellikle geçmiş cinsel travma öyküleri olan erken boşalan erkekler; boşalma için aceleci olurlar, geçmiş cinsel performanslarından utanç duyarlar, partnerlerinin yaşanan cinsellikten haz almadığı endişesi içindedirler,duyulara ve dokunmanın verdiği hazza odaklanamazlar, cinsel açıdan deneyimsizdirler ve cinsel açıdan kendilerine güvenmezler ve cesaretleri eksiktir.

Erken boşalan erkeklerin ortak özellikleri vardır. Bunlar; hızlı yemek yerler, hızlı araba kullanırlar, hızlı konuşurlar, her konuda aceleci ve sabırsız davranırlar, çabuk sinirlenirler, stresli ve gergindirler, kontrolsüz davranışları vardır, ya çok çabuk güvenirler ya da güven duymada zorlanırlar, kaygılı ruh halleri vardır, çocukluklarında babalarıyla sorunları vardır, çocukluklarında yataklarını ıslatmışlardır, genellikle eğitim düzeyleri yüksektir, A tipi kişilik yapısına sahiptirler. Yani rekabetçi, sosyal alanda ve mesleğinde hırslı, sabırsız, aynı anda birkaç iş yapmayı seven, insanlara ve olaylara çabuk sinirlenen, onaylanmayı bekleyen, sorunlu bir dinlenme tarzı olan, daima telaşlı, vb. özellikleri vardır. Eğer erkek bu özelliklerini kontrol edemezse yatakta boşalmasını kontrol etmesi de çok zordur. Çünkü erken boşalma erkeğin hayata karşı bir duruşu, varoluş şekli de olabilir.

 

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here