Cumhurbaşkanı Erdoğan, bayram namazı sonrası, ABD’nin “YPG’yi terör örgütü olarak görmüyoruz” açıklamasını değerlendirdi.
İstanbul’da bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bayram namazı sonrası gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Erdoğan, gelen bir soru üzerine ABD Dışişleri sözcüsünün yaptığı “YPG’yi terör örgütü olarak görmüyoruz” açıklamasını değerlendirdi.
ABD’nin tavrını yanlış bulduğunu söyleyen Erdoğan, “Bunu önceden de söylemiştim PYD ve YPG terör örgütüdür bize göre. ABD bu işte şu anda bedel ödemiyor, bedel ödeyen biziz. PYD ve YPG’nin yaptıklarını bilen de biziz. Dolayısıyla bu yanlış değerlendirmeyi heralde tekrar değerlendireceklerdir diye düşünüyorum” diye konuştu.
Erdoğan şöyle devam etti: ABD’nin farklı yaklaşması ve model ortak olarak Türkiye’nin yaklaşımını bir kenara koyması düşünülemez. Bu tür yaklaşımlar bizi ciddi manada üzmektedir. Terör örgütlerinin elinde onların silahlarını gördüğümüz zaman ciddi manada rahatsız oluyoruz. Biz aynı zamanda NATO’da beraberiz. Bu atılan adımlar üzücü.”
Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan diğer başlıklar şöyle:
“Bu Kurban Bayramı’na çok sıkıntılı bir süreçte girmiş bulunuyoruz. Bu sıkıntılı sürecin ardından da malum 1 Kasım’da Türkiye bir genel seçim yaşayacak. Bu bir tekrar seçimdir, bir erken seçimdir ve bu seçimde milletimiz ferasetini ortaya koymak suretiyle inşallah bu sıkıntıları aşacak, güven ve istikrarı sağlayacak bir adımın kararını verir diye düşünüyorum ve milletimin tekrar bu dini bayramını, Kurban Bayramı’nı tebrik ediyorum.
Dün Rusya ziyaretimiz, Moskova’daki Merkez Camii’nin açılışıyla ilgiliydi. Mahmut Abbas ve Putin ile birlikte açılışı yaptık. Eser muhteşem bir eser. Açılışın arkasından Mahmut Abbas ile görüşmemiz oldu. Bu görüşmede Küdüs ve Mescid-i Aksa’daki olayları değerlendirdik.
Ardından Putin ile çok dar kapsamlı görüşme yaptık. Ağırlıklı olarak Suriye ve bölgedeki gelişmeleri değerlendirdik. Kudüs’teki gelişmeleri de görüştük. Ardından bir çalışma yemeğimiz oldu ve burada da Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkileri görüştük.
Rusya’nın henüz Suriye’ye bakışında bir netlik göremiyorum. Önümüzde BM Genel Kurulu var. ABD, Rusya, Türkiye dışişleri bakanları olarak bir çalışma yapılması kararı aldık. Suudi Arabistan ve İran’ı da katarak 5’li olarak çalışma sürdürelim dedik.
Esed’siz bir sürecin olması… Asıl olması gereken bir defa Esed ile bir Suriye geleceğini kimse görmüyor. 350 bin vatandaşının ölümüne neden olan bir diktatörü kabul etmeleri mümkün değil. Suriyelilerden aldığımız intiba budur. İran ile Rusya’nın Suriye’ye verdiği destekler gizli değil. Temenni ederiz ki Rusya dün yaptığımız görüşmelerin gereğini yerine getirri.
Esed bir butik Suriye kurmak istiyor. Bu bölgede kendine ait, arkasında belirli egemen güçlerin olduğu bir devlet kurabilmek istiyor. Buna gerek ülkedeki güçler ne kadar müsaade edecek. DEAŞ’ın hakimiyeti yüzde 30-35. Diğer örgütlerin de ciddi bir işgali söz konusu. Geriye yüzde 15 kalacak. Biz toprak bütünlüğü korunsun istiyoruz.
Güvenli bölgeyi özellikle istiyoruz. Buradaki hedefimiz, Türkiye’de 2 milyona yakın Suriyeli mülteci var. Bu insanlar ülkelerine dönmek istiyor. Oraya onların dönmesi, bir yerleşim planıyla oraya yerleştirilmesi bölgede çok farklı bir havanın oluşmasına vesile olacaktır.
Bu çıkan karar. Ne kadar zamanda uygulamaya girer bilmiyorum. Şu anda bizim 7.5 milyar dolara ulaştı. Böyle bir kararın alınmış olması isabetlşidir. Bu AB’nin bugüne kadar atmış veya atacak olduğu bir adımdı. Bu sorun sadece türkiye’nin sorunu değil. Atılan adımların icrası önemli bizim için. Bu süreci bekliyoruz.
Edirne konusunu valimizle de görüştüm. Bu konuyla ilgili olarak adımlarımızı atıyoruz ama farklı ülkelerin yaptığı sulümleri de yapmak istemiyoruz. Ya kendi ülkelerine geri göndermek ya da belirli bir süre misafir etmek adımını atmış durumdayız.
Taşımalı sistemle sandıkların birleştirilmesini karıştırmayalım. Bu seçim güvenliğini sağlamaya yönelik bir adımdır.”









































