Anasayfa / Haberler / Başbakan Eski Yardımcısı Bülent Arınç’tan seçimlerle ilgili açıklama
Başbakan Eski Yardımcısı Bülent Arınç'tan seçimlerle ilgili açıklama

Başbakan Eski Yardımcısı Bülent Arınç’tan seçimlerle ilgili açıklama

Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptığı görüşme sonrasında Bülent Arınç’tan Seçimlere dair açıklamalar geldi

Başbakan Eski Yardımcısı Bülent Arınç, AKP karşısındaki bir hareketin içinde yer almayacağını söyledi.

TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda görüşme ile ilgili açıklama yapma yetkisini kendisinde görmediğini ancak AKP’li olduğunu ve partisinin karşısındaki bir hareketin içinde yer almayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile başbaşa görüştüklerini söyleyen Arınç, şöyle konuştu: “Ben bir AK Partiliyim, partimden de memnunum. Bazı partililerin yaptıkları bizi her ne kadar rencide etse, üzse de ben AK Parti’nin bu ülkeye çok büyük hizmetleri olduğuna inanıyorum ve bu partinin kurucularından birisiyim. Dolayısıyla AK Parti’den başka bir partiye başımı çevirmem.”

Bülent Arınç, başka bir parti ile ilgili olumlu kanaatini ortaya koymayacağını söyledi. Arınç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adaylığını destekleyip desteklemediğinin sorulması üzerine “Ben ne AK Parti ne de onun genel başkanına zarar verecek hiçbir bir hareketin içinde olmam” diyerek “Milli Görüş geleneği partimize sahip çıkmamızı gerektirir” şeklinde konuştu.

Arınç milletvekili adaylığı konusundaki bir soruya ise aktif siyasete dönme niyeti olmadığı yanıtını verdi.

Erdoğan’dan 15 vekil yorumu: Güneş Motel olayından daha öte

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 CHPli milletvekilinin istifa ederek İYİ Parti’ye geçmesini sert sözlerle eleştirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan TBMM’nin 98’inci açılış yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen resepsiyonda CHP’den pazar günü 15 milletvekilinin istifa ederek İYİ Parti’ye katılması konusunda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Erdoğan, “Nasıl bir iş? Bunun ahlaki bir yanı olabilir mi? Güneş Motel olayından çok daha öte bir durum söz konusu. Parlamentomuzun bu duruma düşmesi bizim için gerçekten bir felaket” dedi.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) 24 Haziran’da seçime girebilecek partileri pazar günü açıklamıştı. Buna göre İYİ Parti seçime katılabilecek. Partinin seçime katılmasıyla birlikte Meral Akşener’in önündeki aday olabilmek için 100 bin imzaya ulaşması şartı da kalktı.

Erdoğan YSK’nın, 24 Haziran’da yapılacak cumhurbaşkanı ve milletvekilliği genel seçimine katılabilecek partilere ilişkin kararına yönelik olarak ise “YSK kararı cumartesi verseydi belki o zaman bu “15’ler olayı” olmayabilirdi” dedi.

Cumhurbaşkanı 24 Haziran seçimleri ile ilgili olarak ise şu ifadeleri kullandı: “Ama 24 Haziran’da benim halkım, Parlementoyu bu kirli duruma düşürenlere gereken cevabı verecektir. Önce “sandık sandık” dediler şimdi baskın seçim diyorlar. Gönlünüzü yaptık işte, buyurun hayırlı olsun. ‘Er Meydanı’ dediler, buyurun meydan. Benim daha bir buçuk senem vardı, bu makamda durabilirdim. Sen aynen ‘yenilgi yenilgi’ alıştın bu işe. Sandıklarda her zaman kaybediyorsun.”

Erdoğan, geçen hafta yaptığı açıklamada cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin erkene alındığı ve 24 Haziran’da yapılacağını kamuoyuna duyurmuştu.

Nedir bu Güneş Motel olayı?

“Güneş Motel Olayı” olarak Türk siyasi tarihine geçen olay 1977 yılında yaşandı. O dönem Bülent Ecevit liderliğindeki CHP’nin kurduğu azınlık hükümetinin TBMM’den güvenoyu alamaması üzerine Adalet Partisi’nden milletvekili seçilen 11 vekil partilerinden istifa ederek Demirel hükümetinin düşürülmesinde CHP’ye destek vermiş ve bunun ardından da CHP tek başına hükümet kurmuştu. Adalet Partili milletvekilinin CHP’ye katılması ile ilgili görüşmeler İstanbul’un Florya semtindeki Güneş Motel’de yürütüldüğü için bu olay otelin adıyla anılıyor.

Erdoğan: Çok garip bir senaryo var ortada

Cumhurbaşkanı Erdoğan CHP’li 15 milletvekilinin İYİ Parti’ye geçmesini “çok garip bir senaryo var ortada” sözleriyle değerlendirdi. Erdoğan seçim kampanyasında Avrupa’da konuşma yapacağını da bir kez daha dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisi AKP’nin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, CHP’li 15 milletvekilinin İYİ Parti’ye geçmesine yönelik eleştirilerde bulundu.

Erdoğan, “Şu anda çok garip bir senaryo var ortada. Hafta sonuna kadar bu senaryo bakalım nasıl oynanacak. Bunu göreceğiz” dedi.

“Ortadaki tablo ve açıklamalar, 15 milletvekilinin kendi siyasi tercihleri ve iradeleri dışında parti talimatı olarak bu işi yaptıklarını gösteriyor” diyen Erdoğan, “Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) 264 numaralı kararını incelediğimizde, taşıma milletvekilleri ile grup kurdurulan partinin teşkilatlanma ve kongre barajını aşarak zaten seçime katılma hakkını elde etmiş olduğunu görüyoruz” şeklinde konuştu.

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Demek ki burada amaç söz konusu partiyi seçime sokmak değil. Çünkü YSK kararı gösteriyor ki, bu parti zaten seçime girme yeterliliğine sahiptir. Bu tuhaf ve millet iradesinin hiçe sayılması manasına gelen operasyonun gayesini önümüzdeki günlerde herhalde hep birlikte göreceğiz.”

Seçim hazırlıkları

Cumhurbaşkanı Erdoğan, grup konuşmasında erken seçimler için yaptıkları çalışmalar konusunda da bilgi verdi.

“Bir taraftan manifestomuzu hazırlıyoruz, bir taraftan da seçim beyannamemizi hazırlıyoruz” diyen Erdoğan, manifestoyu 6 Mayıs’ta açıklamayı planladıklarını belirtti. Erdoğan “Ardından da aday tanıtım toplantımızda da seçim beyannamemizi tüm milletimize açıklama imkânını bulacağız” dedi.

Geçen beş ayda kongreler ile “bir seçim maratonunu biz zaten başlattık” diyen Erdoğan, “Şimdi de seçime kadar geçecek süreyi en verimli şekilde kullanmaya” çalışacaklarını söyledi. Büyükşehirlerden sadece İstanbul ve İzmir’de kongre yapılmadığını hatırlatan Erdoğan, ilk mitingin İzmir’de yapılacağını söyledi.

Avrupa’da toplantı planı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim kampanyası çerçevesinde Avrupa’da da bir konuşma yapacağını açıkladı.

Erdoğan, “Yine Mayıs ayı içerisinde Avrupa’daki ilk kapalı spor salonu toplantımızı da yine bir Avrupa ülkesinde gerçekleştireceğiz. Bütün hazırlıklar tamam, şimdiden hangi ülke olduğunu açıklamak istemiyorum”dedi.

Almanya’da 24 Haziran kaygısı

Alman siyasetçiler Türkiye’deki seçim kampanyasının Almanya’ya taşınmasından endişeli. DW Türkçe’ye konuşan Hristiyan Demokrat politikacı Michael Brand, “Türkiye seçim kampanyasının Almanya’da yeri yok” dedi.

Türkiye’de olağanüstü hal koşullarında 24 Haziran’da erken seçime gidilecek olması Alman milletvekilleri tarafından endişeyle izleniyor. Türk hükümetinin Almanya’da seçim etkinliği düzenlemekte ısrarcı olabileceği düşüncesinin yol açtığı kaygı ise Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Avrupa mitingini Saraybosna’da yapmaya hazırlandığı haberiyle nedeniyle biraz azaldı.

Ancak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, 29 Mayıs’ta yapılacak Solingen saldırısının anma törenine katılmak üzere Almanya’ya gelecek olması ile ilgili tartışmalar sürüyor. Muhalefet partileri Solingen’deki törenin seçim etkinliğine dönüştürülmemesi uyarısı yaparken Alman hükümet yetkilileri, Kuzey Ren Vestfalya Başbakanı Armin Laschet’in Türkiye’deki erken seçim kararından üç hafta önce yaptığı davet üzerine Almanya’ya gelmesi beklenen Çavuşoğlu’nun anma törenini bir seçim etkinliğine dönüştüreceğine ihtimal vermiyor.

“Seçim kampanyasının Almanya’da yeri yok”

Almanya’da başlayan seçim tartışmaları ile ilgili DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Başbakan Angela Merkel’in partisi CDU’nun milletvekillerinden Michael Brand, “Türkiye seçim kampanyasının Almanya’da yeri yok” şeklinde konuştu. Brand, “Geçen yıl, referandum öncesinde Erdoğan’ın Almanya’yı hedef alan saldırıları, ağıza alınmayacak Nazi benzetmeleri unutulmadı. Bu tavır Erdoğan rejiminin gücünün değil, ne kadar zayıf olduğunu göstergesiydi. Erdoğan’ın bu sefer de kasıtlı provokasyonlar yoluyla Almanya’da oy kazanmayı denemesi ihtimali var” diye sözlerini sürdürdü.

Almanya’daki Türkiye kökenlilerin, gerilimlerin ve kutuplaşmanın buraya taşınmasına karşı dikkatli olmaları çağrısında bulunan Brand, “Almanya ve Türkiye’de demokrasinin, hukuk devletinin, insan haklarının dostu olan herkes bölünme girişimlerine izin vermemeli. Erdoğan’ın seçimi kaybetmesi ihtimal dışı değil” dedi.

“Hedefi demokrasiyi tasfiye etmek”

Erken seçim öncesinde Türkiye’de OHAL süresinin uzatılmasını eleştiren ve bunun seçimlere gölge düşüreceği uyarısında da bulunan Brand, “Gafil avlama stratejisiyle Erdoğan zaten baskı altındaki muhalefeti daha da zayıflatmak istiyor. Erdoğan tüm gücü kendinde toplamak istiyor. 2017’de az bir farkla kazandığı anayasa değişikliği ancak cumhurbaşkanlığı seçimleri ile yürürlüğe girecek. Erdoğan’ın hedefi meclisin rütbesini düşürmek, demokrasiyi tasfiye etmek böylelikle de Türk Cumhurbaşkanı olarak görev süresince diktatör olmak” görüşünü dile getirdi.

“Seçimleri erteleyin” çağrısı yapan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Denetim Komisyonu’nun, mevcut koşullarda seçimlerin demokratik bir ortamda gerçekleşemeyeceği, meşruiyet sorununa yol açabileceği değerlendirmesine katıldığını söyleyen Brand, “AKPM Denetim Komisyonu kanayan yaraya parmak basmakta haklı” dedi. Brand, Almanya ve AB’nin, demokratik ve adil bir seçim için Ankara üzerinde baskısını sürdürmesi gerektiğini vurguladı.

“OHAL kaldırılmalı”

Merkel’in koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) etkili isimlerinden Dietmar Nietan da Türkiye’deki baskın seçim kararının, zaten dezavantajlı bir konumda olan muhalefetin durumunu daha da zorlaştırdığını söyledi.

Nietan, “Asıl kabul edilemez olan seçimlerin OHAL sürecinde yapılacak olması. OHAL seçimlerden önce kaldırılmalı. Çok kısa bir süre önce seçim kanununda yapılan değişiklikler Erdoğan’ın elini güçlendiriyor. Adil seçimler böyle yapılmıyor” şeklinde konuştu.

Almanya’daki Türk vatandaşların burada kurulacak sandıklarda oy kullanabilmelerini destekleyen Nietan,”Türkiye ya da başka ülkelerde seçimlerin yapılacağı koşullar ya da siyasi durum hoşumuza gitmese de Almanya’da yaşayanların yurttaşı oldukları ülkelerdeki seçimlere katılma hakkı vardır” görüşünü kaydetti.

Türkiye’nin iç meselelerin Almanya’da da tartışılabileceğini, ancak farklı görüştekilere karşı kışkırtmalar ve saldırıların olmaması gerektiğini vurgulayan Nietan, Türk hükümetinden Türk vatandaşlarıyla Almanlar arasında ayrılıklara yol açacak yaklaşımlardan uzak durmasını beklediklerini kaydetti.

“AB ile müzakereler otomatik olarak son bulur”

Muhalefetteki Hür Demokrat Parti’nin (FDP) milletvekili Gyde Jensen ise Erdoğan’ın son yıllardaki politikalarının Türkiye’yi Avrupa değerlerinden giderek uzaklaştırdığını söyledi, OHAL koşullarındaki erken seçimin ardından Türkiye’nin AB sürecinin sona erebileceği uyarısında bulundu.

Alman Meclisi İnsan Hakları Komisyonu Başkanı olan Gyde Jensen, “OHAL yaklaşık iki yıldır Türkiye’de temel haklar ile özgürlükleri esastan sınırlandırıyor. Onlarca gazetecinin tutuklanması, muhalefet liderlerine yönelik sistematik baskılar bunun sonuçları. Bu durum, Avrupa standartları ışığında baktığımızda, seçimlerin meşruiyeti ile ilgili şüphelere yol açıyor” görüşünü kaydetti.

Türk hükümetinin Avrupa standartlarına uyum yükümlülüğü olduğunu, bu standartlara kendi çıkarları gereği uyması gerektiğini söyleyen FDP’yi Jensen, “Çünkü 24 Haziran sonrasında Anayasa reformlarının hayata geçmesi durumunda AB ile müzakereler otomatik olarak son bulur” dedi.

Sol Parti’den Merkel’e çağrı

Muhalefetteki Sol Parti’nin milletvekili ve Avrupa politikaları sözcüsü olan Andrej Hunko, Alman hükümetinin Türkiye’de seçimlerin ertelenmesi yönünde Ankara’ya çağrıda bulunması gerektiğini savundu.

AKPM Denetim Komisyonu’nun Türkiye’de mevcut koşullarda yapılacak seçimlerin özgür ve adil olamayacağı görüşüne katıldığını vurgulayan Hunko, “Seçimlerin gerçekten de adil ve özgür olma ihtimali yok. Alman hükümeti gerekli koşulların sağlanması için Türkiye’ye baskı kurmalı. Hükümet, AKPM Denetim Komisyonu çizgisinde hareket ederek Türkiye’de seçimlerin ertelenmesini talep etmeli” şeklinde konuştu.

Hunko, Türkiye seçimlerinin Almanya’ya yansımalarıyla ilgili olarak da “Türkiye’nin geleceğini belirleyecek, aslında bir kader oylaması niteliği taşıyan böyle önemli bir seçimin baskın bir seçim kararıyla yapılacak olması, gerilimin Almanya’da da yaşanması endişesini artırıyor” dedi.

Gerilimin Almanya’da yansıması olur

Muhalefetteki Yeşiller Partisi milletvekili Filiz Polat da Merkel hükümetinin Türkiye’den siyasetçilerin Almanya’da seçim mitingi yapmasına izin vermemesini doğru bir karar olarak nitelendirdi ve “Eğer Türkiye’de gerilim tırmanırsa, Almanya’ya da yansımaları olur” uyarısında bulundu.

Alman Meclisi İçişleri Komisyonu üyesi Polat, Türk hükümet temsilcilerinin seçim dönemi polemiklerinin Türkiye’de olduğu gibi Almanya’da da kutuplaşmalara yol açtığını, bunun yalnızca Türk toplumu içerisinde değil, toplumun genelinde da ayrılıklara, uçurumlara neden olduğunu anlattı. Türk hükümetinden bu yaklaşımını değiştirmesini beklediklerine işaret eden Polat, “Türk hükümetinin Türk-Alman dostluğundan yana söylemi sadece sözde kalmamalı, eylemlerine yansımalı” şeklinde konuştu.

Almanya’daki Türk vatandaşlarının, burada oy kullanabilmelerini desteklediklerini vurgulayan Polat, Alman makamlarının özgür bir seçimin yapılmasını, seçim güvenliğini garanti altına almaları gerektiğini kaydetti. Polat, seçim sandıklarının Türk konsolosluklarında kurulmasını ise doğru bulmadıklarını, bağımsız seçim gözlemcilerine izin verilmesini istediklerini sözlerine ekledi.

Haber Akademi Portal

Twitter | Facebook | Pinterest | Akademi Portal  YouTube

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın

Hakkında Akademi Portal

Akademi Portal

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Güvenlik *