NTV canlı yayınında Bülent Arınç’ın TRT ile ilgili sözlerini değerlendiren Başbakan Yardımcısı Akdoğan, 7 Haziran öncesi Arınç ile Gökçek arasındaki polemiği hatırlattı. “Bu partimize çok zarar verdi” diyen Akdoğan, yeni bir polemiği doğru bulmadığını söyledi. Terör olaylarına da değinen Akdoğan, örgüt için “Öcalan’ı diri diri gömdüler” ifadesini de kullandı.
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, NTV canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Akdoğan, Bülent Arınç’ın TRT’nin kendisine ambargo koyduğuna yönelik açıklamasıyla başlayan tartışmaya ilişkin konuştu.
AKP’DE HERKES PSULAYI KAYBETMİŞ

7 Haziran öncesi Arınç ile Melih Gökçek arasındaki polemiği hatırlatan Akdoğan, “Bu bize o dönem çok zarar verdi. AK Parti kendisini yeniledi 7 Haziran sonrasında. Bundan dolayı ben tekrar partimize zarar verecek bir polemiğin içine girmeyi doğru bulmam” dedi.
Terörle mücadelenin sürdüğü dönemde İmralı’nın neden devreye sokulmadığına yönelik soruya da yanıt veren Akdoğan, örgütün Öcalan’ın çağrılarını boşa çıkardığını ifade etti.
Akdoğan, “Öcalan’ı merkeze alan yorumlar yapmak istemiyorum ama Öcalan’a da bunlar çok kazık attılar. Canlıyken diri diri onu adeta gömdüler. Yaptıkları açıklamaları boşa çıkardılar, çağrılarına yanıt vermediler” ifadelerini kullandı.
HDP’yi de çözüm süreci üzerinden eleştiren Akdoğan, “Bunlar geçen seçimden önce makas değiştirdiler ve sürece ihanet ettiler” dedi.
***
Başbakan Yardımcısı, “Sürecin düşmanlarıyla statüko bloğuyla, paralel yapıyla işbirliği yaptılar ve barajı geçmek için sürece ihanet ettiler. PKK nasıl yaptığı eylemlerle süreci sabote ettiyse HDP’de bu makas değişikliği ile süreci bozmuştur” şeklinde konuştu.
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “PYD’yi iki kez vurduk” diyen Başbakan Davutoğlu’nu eleştirmiş ve “Her kuşun eti yenmez” demişti.
Bu açıklaması üzerinden Demirtaş’ı da sert ifadelerle eleştiren Akdoğan, “Sayın Demirtaş’ı ben anlamakta güçlük çekiyorum” dedi ve ekledi:
“Aidiyeti hangi ülkeye, bağlılığı hangi ülkeye. Bağlılığı orayaysa o zaman gitsin Kobani’de siyaset yapsın. Hangi bağın kuşusun sen. Oradaki kardeşlerimize kucağımızı açtık ama Türkiye’ye dönem her eli kırmasını da biliriz. Gereği de yapılmaktadır. Kobani üzerinden sanki Kürt düşmanı bir hükümet varmış gibi bir algı uyandırması çok ucuz bir yöntem.”
Yalçın Akdoğan’ın canlı yayında kendisine yöneltilen sorulara verdiği yanıtlar şöyle:
Diyarbakır’da hayatını kaybeden iki polisle ilgili ve yapılan operasyonla ilgili olarak bugün bilgiler var. Canlı bombanın kendisini patlatması sonucu iki polisin şehit olduğu yönünde valilik açıklama yaptı. Sizdeki son bilgiler nedir?
Farklı hücre evlerine eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirildi. Evin girişine mayınlamış olabilirler veya içerdekiler bir şekilde bombaları patlatmış veya kendilerine patlatmış olabilirler. Onun detaylarını bilmiyorum. Eylem hazırlığı içinde olan ve bomba düzenekleri üzerine çalışan bir IŞİD hücresi dün tasfiye edilmiş oldu. Zaman zaman polise eleştiri getiriliyor canlı bomba eylemleri olduktan sonra niye engellenmedi diye. İşte tam da böyle bir istihbaratın üzerine gerçekleştirilen bir operasyon ve çok önemli bir eylem hazırlığı engellenmiş oldu.
***
ARINÇ’IN TRT ELEŞTİRİLERİ
TRT size bağlı kuruluşlardan, Anadolu Ajansı… Sayın Bülent Arınç’ın açıklamaları sonrası başlayan bir tartışma söz konusu, TRT’de muhalefet liderlerine yeterince yer verilmediği iddiaları var. Hatta Arınç da kendisine bir süre kendi bakanlığı döneminde bile ambargo uygulandığını iddia etti. Bugün HDP’nin RTÜK’teki yöneticisinin paylaştığı rakamlar adil bir dağılım olmadığı yönünde.
Öncelikle Sayın Arınç’ın söyledikleri üzerine yorum yapmak istemem çünkü 7 Haziran seçimlerinden önce bir hafta kala birtakım polemikler yaşanmıştı ve bu bize o dönem çok zarar verdi. AK Parti kendisini yeniledi 7 Haziran sonrasında. Bundan dolayı ben tekrar partimize zarar verecek bir polemiğin içine girmeyi doğru bulmam. Kurumlarımız gerekli açıklamayı yaparlar yeri gelince. Burada siyasi parti başkanlarının yaptıkları konuşmalar çoğu zaman canlı olarak yayınlanıyor, haberlerde hepsi kullanılıyor. O süreyi de vermek lazım. TRT haberlerinde siyasi parti liderlerine veya sözcülerine ne kadar yer ayrılmış bunun dökümünü ben talimat verdim arkadaşlara çıkarın diye. Cumhurbaşkanının konuşmaları kampanyanın bir parçası değil, ayrı bir bağlam. Sayın Başbakan’ın başbakan sıfatıyla hükümetin başı olarak yaptığı birtakım programlar var. Örneğin geçen hafta Sayın Merkel geldi, basın açıklaması yapıldı. Siyasi parti başkanı olarak yapılan konuşmalar ayrıdır. TRT objektif şekilde bunları kullanır. Hatta Meclis’te olmayan partiler küçük partiler teşekkür ediyorlar bize; sadece TRT yer veriyor, başka kanallar yer vermiyor diye. Anadolu Ajansı’nın verileri elimde var, geçtiği haberler. Sayın Başbakan parti başkanı olarak 129 haberi geçilmiş, başbakan olarak 96 tane. Sayın Kıılçdaroğlu’nun 194 tane geçmiş. HDP’nin 72 tane geçmiş. Burada Milliyetçi Hareket Partisi biraz düşük 18 tane geçmiş, bu da olmadığı için. Hatta zaman zaman görürsünüz Sayın Demirtaş yurtdışına çıktığı zaman mikrofon uzatılır, sadece Anadolu Ajansı olur.
***
‘ÜÇÜNCÜ SEÇİM’ POLEMİĞİ
Mehmet Ali Şahin’in “Koalisyon çıkarsa sandıktan korkarım seçimi yeniden konuşuruz” açıklaması üçüncü bir seçime gider Türkiye olarak algılandı.
Ben de duyunca merak ettim, baktım ama çok çarpıtıldı açıklaması. Ben baktım ‘Korkarım tek başına iktidar çıkmazsa tekrar seçim tartışmaları başlar, milletin gündemi seçim değil geçim’ diyor. ‘Millet geçimle uğraşıyor, korkarım bu tür tartışmaları başlatırlar’ diyor. Burada öncelikle seçmenin iradesi sandığa yansıyacak. Sonuç ne çıkarsa elbette ona da rıza göstermek gerekir. Bugüne kadar biz seçim sonuçlarından ders aldık, gereği neyse yaptık. Vatandaşımız iradesini ortaya koyacak bizde gereğini yapacağız çıkan sonucun.
“ÜÇ AYDA ÇOK ŞEY DEĞİŞTİ”
Yine bir koalisyon ihtimali doğarsa 7 Haziran görüşmeleri ışığında hangi partiye kendinizi daha yakın görürsünüz?
Bir kere bizim temennimiz AK Parti’nin tek başına iktidar olması. Vatandaşımız güven ve istikrarın ne kadar önemli olduğunu 3-4 ayda gördü. Bölgesel olarak sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Küresel bir kriz var. Burada kim sorumlu davrandı, taşın altına elini koydu ve tek başına iktidar ne kadar önemlidir bunu görüyor halkımız ve 7 Haziran’dan sonra kim, nasıl davrandı görüyor. Üç ayda çok şey değişti. Birincisi hükümet kurma girişimlerini vatandaşımız üç olaya baktı. Hükümet kurma girişimine; terör hadiseleri ve buna verilen tepkiler; üçüncüsü de partiler ne kadar seçmenin mesajını algıladı ve bunun gereğini yaptı. Bu üç konuda da AK Parti sorumlu davrandı. Kimlerin hükümet kurma sürecinde olumsuz davrandığını milletimi gördü. Terör hadisesi olduğunda kim ortak bir tavır takınabildi, kim sorumlu davrandı, Türkiye’ye dönük bir saldırıda kim doğru olanı yaptı vatandaşımız gördü. Bir tanesi çıktı, ilk dakika devleti katil ilan etti, acının üzerinde siyasi kampanya yaptı. Diğeri görüşmeye bile gelmedi. Diğeri görüşme yapıyor bunu siyasi kampanyasının PR çalışmasına dönüştürüyor. Bu kadar ciddi bir meseleyi sulandırıyor, başka bir amaçla kullanmaya çalışıyor. ‘Açık çek veriyorum ne olursa yaparım’ diyen Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ortak bir açılma bile yapmadı. Üçüncüsü de 7 Haziran’dan kim ders çıkardı, buna da bakıyor halkımız. Vatandaşımız kararını verdi. Güven ve istikrarın ne kadar önemli olduğunu anladı ve bu üç konuda partilerin tavırlarını anladı, gördü.
“SÜRECE İHANET ETTİLER”
7 Haziran’dan bu yana yaşadıklarımıza bakarsak terör olaylarının artmasıyla birlikte sizin bu güven, istikrar ve tek başına iktidar vurgunuz bir yandan da muhalefet tarafından şu şekilde eleştiriliyor; işte biz olmadığımız sürece terör oluyor, güven istikrar olmuyor şeklinde. Bu aradaki farkı nasıl anlatırsınız?
Bir kere şu anda Türkiye hükümetsiz değil. Seçim hükümetine üye vermediler. Peki siz niye sorumlu davranmadınız, niye üye vermediniz? Milliyetçi Hareket Partisi burada ucuz bir hesap yaptı HDP üye verecek ve HDP ile AK Parti’yi bir fotoğrafta yalnız gösterim diye. O oyun bozuldu. Şimdi vatandaş eleştiriyor; sen niye bıraktın diye tam ters bir etki doğurdu. 7 Haziran’dan sonra eylemsizliği bitirdiğini açıklayan terör örgütüdür, devrimci halk savaşı ilan eden terör örgütüdür, uyuyan polislerimizi şehit ederek terör saldırına başlayan terör örgütüdür. Bu operasyonlar seçime endeksli değildir, seçimden sonra da terör olduğu sürece terörle mücadele devam edecek. Taktik amaçlı olarak örgütün yaptığı eylemsizlik açıklaması ne kadar boşsa, HDP’lilerin yaptığı ‘Görüşüyoruz, süreç başlayacak’ filan tamamen taktik açıklamalar, inandırıcılığı yok. Sürece ihanet etmişlerdir. Bu anlayışla bu yönetimle bu noktada bir süreci devam ettirmek mümkün değildir. Çözüm sürecinin sahibi biziz, devam ettirmekte de kararlıyız. Ama bu güvenlik açığının giderilmesi gerekiyor. Terörle mücadele operasyonlarının bir sonuca varması gerekiyor. Bununla birlikte de biz çözüm sürecini devam ettirme kararlılığındayız.
“HDP SÜRECİ BOZMUŞTUR”
Bu işin çözümü için muhatap gördüğünüz, adım atmasını beklediğimiz bir muhatabımız var diyerek seçimden sonraki süreçte en azından bu ilişki kanallarının açılmasını beklediğiniz ifade ediyor Demirtaş, ama gördüğüm kadarıyla HDP seçimden önce neyse seçimden sonrada sizin gözünüzde öyle olacak.
Bunlar geçen seçimden önce makas değiştirdiler ve sürece ihanet ettiler. Sürecin düşmanlarıyla statüko bloğuyla, paralel yapıyla işbirliği yaptılar ve barajı geçmek için sürece ihanet ettiler. PKK nasıl yaptığı eylemlerle süreci sabote ettiyse HDP’de bu makas değişikliği ile süreci bozmuştur. Bu yüzden de muhatap olma kabiliyetini yitirmiştir. Çözüm süreci konusunda gayreti olan, iyi niyeti olan, vizyonu olanda AK Parti’dir. Bunu devam ettirecek olan da biziz. Vatandaşımız tepki gösterdiği için zaten bunu yapıyorlar. PKK’nın son dönemdeki stratejisi de halktan çok tepki çekti. Şu anda devam eden operasyonlara halk desteğinin bu kadar fazla olması yüzde 70’e yakın olmasının sebeplerinden birisi mücadelenin hukuk içinde yürütülmesidir. Vatandaşla teröristin ayırt edilerek yürütülmesidir. PKK’nın şehir merkezlerinde silahlı birtakım yapılanmaları sokması bunlar üzerinden eylemler yapılarak sanki halk isyan etti, devlet de bunu bastırmak için operasyonlar yapıyor gibi bir fotoğraf vermek istedi. Ama bu oyunu biz bozduk. Vatandaş da ‘sen benim hayatımı mahvettin’ dedi. ‘Sen bizim başımıza bela oldun’ dedi.
Ama bu yeni stratejinin alt yapısı çözüm süreci devam ederken şehirlere getirilen silahlar, menfezlere döşenen bombalar vs. siz neden önlem almadınız o dönemde diye hükümetiniz suçlanıyor.
Sanki AK Parti 13 yıllık iktidarından hiç terörle mücadele etmemiş gibi bir algı var. Bu süreci ilk defa bozmadı PKK. Habur ilebozdu, Silvan saldırısı ile bozdu, Dağlıca ile bozdu, Kobani olayları ile bozdu. Silvan saldırısında devrimci halk savaşı ilan etti. O yıl içinde 1500 terörist etkisiz hale getirildi. Çözüm sürecinin hassasiyeti sebebiyle farklı bir özen gösterme olmuştur ve bu suistimal edilmiştir. Bunu gidermek için zaten güvenlik paketi çıkardık biz. Hükümet eli kolu bağlı, sadece bunu seyretti demek doğru değil.
“ÖCALAN’I DİRİ DİRİ GÖMDÜLER”
İmralı’nın devreye sokulmamasının sebebi sözünün dinlenmeme riskini göze almamak mı yoksa onu da mı denklem dışında tutuyorsunuz?
Burada bizim konsantrasyonumuz terörle mücadele operasyonları. Örgüt elinde silah olduğu sürece bir yanılgı ile hareket ediyor. Onlar demokratik bir çözüm istemiyorlar. Ben silahla fazlasını alırım burada kanton ilan ederim, hayali peşinde koşuyor. Bundan dolayı hep çözüm sürecine karşı oldu. Bu anlayışın çökertilmesi gerekiyor. 2013’te Öcalan’ın silahlar sussun, fikirler konuşsun, çağrısı silah bırakma fikriyatını geliştirmeye dönük bir açıklamaydı. Ama bunu çökerttiler. Silahın etkisiz hale getirilmesi gerekiyor ve şu anda konsantrasyonumuz budur. Öcalan’a da çok kazık attılar bunlar. Canlı iken adeta diri diri gömdüler.
“DEMİRTAŞ’I ANLAMAKTA GÜÇLÜK ÇEKİYORUM”
PYD’nin Türkiye tarafından iki kez vurulduğunu Başbakan açıkladı. Bu noktada Demirtaş’ın tepkisi oldu ve hükümeti IŞİD’le uğraşmak yerine PYD ile uğraşmakla suçlayarak ‘Her kuşun etki yenmez’ dedi.
Bir kere Kobani ile ilgili çok aleyhte kampanya yapıldı ama Kobani konusunda en fazla çabayı bu hükümet göstermiştir. Her türlü insani yardımı yapan, çaba gösteren bu hükümettir. Ama oradaki bir silahlı unsur, bir örgüt Türkiye’ye karşı hasmı hane bir tavır içine girerse onun da gereği yapılır. Fırat’ın batısına geçerek orada farkı bir yapılanma oradaki tasfiye ederek girmeye çalışırlarsa orayı geçerlerse müdahale ederiz. Bundan sonrada gereği yapılır. Sayın Demirtaş’ı ben anlamakta güçlük çekiyorum. Aidiyeti hangi ülkeye, bağlılığı hangi ülkeye. Bağlılığı orayaysa o zaman gitsin Kobani’de siyaset yapsın. Hangi bağın kuşusun sen. Oradaki kardeşlerimize kucağımızı açtık ama Türkiye’ye dönem her eli kırmasını da biliriz. Gereği de yapılmaktadır. Kobani üzerinden sanki Kürt düşmanı bir hükümet varmış gibi bir algı uyandırması çok ucuz bir yöntem.
TERÖRLE MÜCADELE
Ankara saldırısından sonra hükümetinizden ve sayın cumhurbaşkanından yapılan açıklamalar bunun kolektif bir terör eylemi olduğu yönünde. Fakat soruşturmada IŞİD bağlantılı birtakım şüpheliler tutuklandılar ve soruşturmada devam ediyor. Bunun kolektif bir eylem olduğunu ortaya koyacak yeni bir bilgi, belge var mı yoksa bakış açısı olarak mı kolektif bir saldırı olarak söyleniyor?
Seçimlerden sonra eş zamanlı olarak üç örgütün harekete geçmesi bir üst akıl tarafından bunların devreye konulduğunu gösteriyor. Bir kaos planı uygulanmak istendi. Bu PKK’nın kantonlaşma projesinin de bir parçasıydı. Kobani’de de aynı oyunu oynadılar, oradan bize kaçan ilk grup onlara uymayan Kürtlerdi. Bütün bu örgütlerin bir şekilde işbirliği yapabildiğini biz Suriye’de gördük. Türkiye’de bu terör saldırının amacı iç siyaseti dizayn etmek, dış politikaya ayar vermek. Bunun bir parçası olarak terör bir enstrüman olarak kullanılıyor. Niye bir örgüt AK Parti tek başına iktidar olmasın veya ben iç siyasete bir müdahale yapıp Türkiye’ye yeni bir istikamet çizeyim diye uğraşır? Bir terör örgütünün amacının ötesinde bir şey bu. O zaman ortadaki kullanılan bir örgütün mensubu gibi kullanılan teröristin kimliği bir anlam ifade etmiyor. O başka bir örgütün amacına hizmet edebiliyor veya bütün bu örgütler paravan oluyor. O eylemi yapanları temize çıkarmıyor hepsi terörist, hepsi Türkiye’nin düşmanı. IŞİD’le çok ciddi bir mücadele içindeyiz. IŞİD askerimizi şehit etti, hemen tek taraflı operasyonla IŞİD mevzilerini vurduk. Sonra koalisyonun parçası olarak o hedefleri yine vuruyor. Ama sanki onu bahane edip diğerini vuruyor gibi gösteriliyor. Diyarbakır’daki gibi operasyonlarda yapılıyor. Şu anda çok etkili bir mücadele veriliyor bütün örgütlere eş zamanlı olarak. Bütün bu örgütler başka bir ortak aklın tezahürü olarak bir takım işbirlikleri içinde görünüyorlar.
KOZA İPEK’E KAYYUM’ATANMASI (!) (Edt B.Ö) Yoksa “Kayıyım mı” Onu anlayabilmiş değiliz zaten “^”
Koza İpek Grubu’na Kayyum atanması kararına tepkiler geliyor. Ama bir taraftan kararı tebliğ etmeye giden polislerle binada olanlar arasında gerilim yaşandığı şeklinde haberlerde ulaştı elimize. Kararın siyasi olduğu ve bağlı kuruluşlar anlamında medya özgürlüğüne yönelik baskı anlamına geldiği söyleniyor.
Bu bir medya şirketine dönük bir operasyon değil, bir şirketler grubuna dönük devam eden soruşturmanın parçası olarak yapılan bir işlem bu. Bu yargının bir tasarrufu ve adli bir sürecin sonucu olarak adli bir tedbir uygulanıyor. Yürütme ile hükümetle bir ilgisi yoktur. Kayyum onu görevlendiren hakim denetiminde ve bütün bu süreç adli makamların denetiminde gerçekleşen bir süreçtir. Burada sabırla bu adli sürecin bitmesini beklemek lazım. Burası dağ başı değil, hukuka meydan okuyarak kimse oldu bitti meydana getiremez. Hukuk devletine herkes tabidir.
5. PARTİ İDDİALARI
Geçtiğimiz günlerde gündeme gelen bir tartışma var 5. parti. Hangi partinin içinden çıkar, 1 Kasım sonuçları hangi partiyi nasıl etkiler?
AK Parti bugüne kadar çok büyük badireler atlattı. Bunların hepsine karşı gücü iç bütünlüğünü korumasından geldi. Bunu da kimse bozamaz. AK Parti için böyle bir konu söz konusu değil. Bunu Milliyetçi Hareket Partisi lideri kendi sıkıntısı atlatmak için gündeme getirdi. Onların iradesine karşı kararlar aldığı için ve negatif siyaset yaptığı için bunu çarpıtarak nasıl AK Parti üzerinde gündem oluştururum çabasıdır. Sayın Bahçeli, 11 seçim kaybetti. Siz iktidar korkusu ile yaşayacaksınız ama parti olmanın amacı yönetime gelerek hizmet etmektir siyaset yapmamın amacı. Sen bundan kaçıyorsan niye siyaset yapıyorsun? Milliyetçi Hareket Partisi tabanı da bunu sormaya başladı. Koltuğunu korumak için böyle bir çarpıtma yaptığını düşünüyorum ben.
***
KOALİSYON GÖRÜŞMELERİ
Bu noktada en çok tartışılan bize hiç koalisyon teklifi zaten getirmediler yapmaya zaten niyetleri yoktu, sembol haline gelen çantayı açıp gösterecektim zaten ama göstermeye hacet kalmadı diyor.
Burada bizim heyetimiz gittiğinde siz zaten bunu kabul etmezsiniz bu olmaz diye konu direkt kapatıldı. Bunların hepsi üzerinde konuşulabilecek konulardır. Sayın Başbakanımız siz bunların hepsini kapattınız ama konuşsaydık şöyle bir noktaya gelebilirdik diye bir sohbet yapıyor. Yani iyi niyetle yol yürümeye çalışan bir parti olduk hep. Siz yüzde 15 civarında oy alan bir partisiniz yüzde 40’ın üzerinde oy alan bir partiye şart dikte ediyorsunuz. İşine gelirse bunları kabul edersen koalisyon kurarız gibi bir uzlaşı kültürü olmaz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi ile taban taban zıt görüşlere sahibiz ama oturduk nerede buluşabiliriz diye bir çaba gösterdik. Siz iyi niyetliyseniz üzün yemek isterseniz bunun yolu bellidir. Vatandaşımız gördü tek parti iktidarının istikrar açısından önemini. Partilerin terör gibi bir konuda bile ortak görüş sergilememeleri bile hükümet kurma açısından bir fikir veriyor insanlara.
“BEN MUHATAP ALMIYORUM”
Partinizden HDP’ye yönelik sert eleştiriler vardı 7 Haziran seçimlerinden önce. Örneğin sizin ‘HDP barajın altında kalırsa süper olur’ şeklinde açıklamanız da çok tartışılmıştı. Şimdi bu ifadeler şeklinde bir değişiklik var mı?
Aslında sert açıklamalar yapmadık sert açıklamalara, hakarete biz maruz kaldık. Bunlar kutsal mahluk kimse eleştiremez bunlara bir şey dediğiniz zaman siz bir sürü insana laf söylüyorsunuzdur gibi bir anlayış o zaman ortaya çıktı. Bu yaptıkları açıklamaklarla devleti katil ilan etmeleri, sorumsuz açıklamalar yapmaları, insanları sokağa dökmeye çalışmaları, sürece ihanet etmeleri. O yüzden ben çok muhatap almıyorum açıkçası. O kitle bundan tedirgin olmasın diye o kitleye saygı duyuyoruz biz. Daha önce AK Parti’ye vermiş olabilirler veya bundan sonra verecek olabilirler Milliyetçi Hareket Partisi tabanına da HDP tabanına da saygı duyuyoruz. Onlara dönük eleştiriler değil bunlar.
KILIÇDAROĞLU’NA YANIT
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı da 7 Haziran’dan sonra biz pozitif kampanya yürütüyoruz bütün ilişkilerimizde de buna özen gösteriyor şekliden ifadeler kullandı. Bugün NTV yayınında, “ülkeyi kimin yönettiği belli değil, bu tablo düzelmeli. Çünkü Kürt sorunu çözülmüyor siyasiler bunu sömürdükleri için” dedi.
Bazen çok komik oluyor Sayın Kılıçdaroğlu. Peki niye üye vermediniz o zaman hükümete? Bu AK Parti hükümeti değil ki, bu seçim hükümeti. Yönetimi eleştiriyorsun şimdi o zaman üye verseydin elini taşın altına koysaydın. Bir katkıları yok, bir de eleştiri getiriyorlar. Çözüm süreci vesaire Kürt meselesi ile ilgili ne öneriyor. ‘Ben çözerim’ diyor her meseleyi. Daha önce kimsenin aklına gelmeyen yeni bir şey bulmuş sanki. Neyi başardın bu zamana kadar? SSK’yı batırdın, 6 seçime girdin hepsini kaybettin. Meclis’te bu konu gündeme gelsin diye üye vermedin komisyona. Şimdi önerdiğin komisyona üye vermedin. Bir sürü reform yaptık, hangisini desteklediniz?
“TOPLUMA RAĞMEN ADIM ATMAYIZ”
Her zaman ancak Cumhuriyet Halk Partisi çözebilir ben çözerim diyor ama “Bütün görüşmeler kapalı kapılar ardından olmayacak şeffaf olacak, ne görüşüldüğünü herkes bilecek” diyor.
Peki o zaman arkadaşlarınız sorsaydı İmralı ile görüşmelere Kandil’le görüşlere nasıl bakıyorsunuz, Oslo sürecini sürekli gündeme getiriyor. Meclis’te bu çözülsün demekle bu bir politika üretmek anlamına gelmiyor. Güvenlik politikaları ile bu çözülmez tamam. Bundan dolayı hükümet çok boyutlu bir mücadele yürütüyor ve görüşmelerde bunun bir ayağını oluşturuyordu. Peki siz onunla görüşme bununla görüşme bir taraftan güvenlik politikası ile olmaz peki ne öneriyorsunuz? Dolmabahçe çok eleştirildi. Oradaki konuların hepsi siyaset kurumun tartışacağı meselelerdir. Bunun zemini zaten siyasettir, meclistir. Bunu siyaset kurumu tartışır dedim ben. Yoksa bunları kabul ettik altına imza atalım böyle bir kapalı kapılar ardında bir pazarlık söz konusu değil. Oslo veya hangi zemin olursa olsun bu hükümet, AK Parti milletin kabul etmeyeceği, milletin rıza göstermeyeceği hiçbir taahhüdün altına girmez. Topluma rağmen bir adım biz atmayız. Orada sayın Kılıçdaroğlu’nun çok önemli şeyler biliyorum ama açıklamam lafı siyasi şantajdır. Biliyorsan açıkla. Daha önce gündeme gelen yalan yanlış şeyleri gündeme getiriyor.
DİLEK DOĞAN’IN ÖLDÜRÜLMESİ
İstanbul’da bir terör operasyonunda Dilek Doğan’ın öldürülmesi var. Ailesinin ifadesiyle eve gelen polisleri galoş giymeleri yönünde uyardıktan sonra ateş açılıyor ve ağır yaralanıyor arkasından da hayatını kaybediyor.
Burada onarların birtakım iddiaları vardır, polisin birtakım iddiaları vardır. Yani böyle durup dururken polis gitti, birilerini öldürdü; bu kadar basit değil. Devam eden bir çok operasyon var. Her gün yapılan bu operasyonların halk tarafından destek görmesinin sebebi insani duyarlılığı göstererek hem şehit vermeyelim hassasiyetiyle çok özneli operasyonlar yapıyorlar hem de sivil halk zarar görmesin diye operasyonlar yapılıyor. Burada da müfettişler görevlendirildi soruşturma devam ediyor. Hem adli ve idari bir soruşturma var. Bunlar ortaya çıktıktan sonra bunu konuşmak gerekir. Yüzbinlerce güvenlik görevlisi, bu milletin evlatları, kurşunun önüne atlıyorlar. Bir sürü terör örgütü Türkiye’yi hedef almış durumda. Yanlış yapan bütün o arkadaşlarının vermiş olduğu samimi mücadeleyi zehirleyecek şekilde yanlış yapan bunun bedeline katlanır. Ama bunu diğer güvenlik birimlerimize teşmil etmek onlara haksızlık etmek olur.
ANKARA KATLİAMI
Ankara’da katliamdan sonra emniyet müdür ve bazı görevliler görevlerinden alındılar ama yeni bir bilgi var mı sizde bu ihmal iddialarıyla ilgili?
Bu tür hadiseler zaten hem adli soruşturma konusu oluyor hem de müfettişler marifetiyle birtakım soruşturmalar yürüyor. Belli bilgiler somutlaştıkça gereği yapılıyor. Soruşturmanın selameti açısından bu tür görevden uzaklaştırmalar yaşandı. Yani bir yerde birisi yanlış yapıyorsa bunun üzerine gidilir. Birileri yanlış yapabilir ama herkese bunu teşmile dersek moral bozarız. İstifa meselesinde de aynı şeyi söyledim. PKK terörle mücadelenin en önemli aktörleri bunlar ve görevi bıraksın. Bu PKK’nın hoşuna gider.







































